İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Bağlam içinde arama

dil* ve

Eser ve dönem süzgeci
Arama sözdizimi
  • Akıllı kipte yazmadığınız ayrıntı esnek eşleşir: kut → ḳut, kut; edgu → eḍgü, ėdgü. Yazdığınız özel harf ise tam aranır.
  • * sıfır ya da çok harf, ? tek harf: bilig*, *lıġ, b?lig
  • Boşlukla ayrılan sözcükler ardışık öbek olarak aranır; tek başına * herhangi bir sözcüktür: ḳut * bol*
  • Tam kip biçimi harfi harfine arar; Düzenli ifade kipi PCRE desenini sözcük biçimlerine uygular: (ḳ|k)ut(lu|lı)ġ.*
195
isabet
190 cümle/beyitte
72,3
milyonda
tüm derleme göre
1
eserde geçiyor
40+
farklı biçim
61 ms
arama süresi
Eserlere göre görülme sıklığı (milyonda)
Veriyi tablo olarak gör
EserİsabetMilyonda
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi19579,7

Eserlerin boyutları çok farklı olduğu için (KB 73.566, IB 1.297 sözcük) karşılaştırma milyonda sıklıkla yapılır.

Bağlamlar 1–50 / 195

Çeviriyazı işaretleri
  • (a) Yazıtta/yazmada yazılmayan, editörce tamamlanan ünlü ya da harf
  • [ip] Zedelenmiş, editörce onarılmış yer
  • <l> Yazıcının atladığı, editörün eklediği
  • {l} Editörün fazlalık saydığı
  • ⟨…⟩ Metin eksik (lakün)
  • ḳ ġ ŋ ḍ ė ḫ özgün çeviriyazı harfleridir; aramada “Akıllı” kipte k g n d e h ile de bulunur.

İşaretler kaynak edisyonların kullanımına bağlıdır; ayrıntı için ilgili yayına bakınız.

“dil* ve” için bağlam dizini. Tam metni görmek için satıra tıklayın.
EÇS I 3a 156. Der-aded-i mekteb-i sıbyân ve dilenciler şeyhi ve kavm-i dilenciyân ve neferât-ı şeyhü'l-arasât.
EÇS I 13a … e ta‘allukâtları ile cümle yigirmi bin ciğeri yanmış benî âdem baş açup derûn-ı dilden ve cân [u] gönülden lisân-ı Yûnânca :
EÇS I 13b … iyeler ile mu‘âlece etdük, aslâ ilâc pezîr olmadı. Âhir bildik kim sana derûn-ı dilden ve cân [u] gönülden du‘â lâzımdır, âhir bunu tedbîr eyledik kim ma‘sûmların kanına …
EÇS I 30b … t-ı evvel Bursa, taht-ı sânî Edirne, taht-ı sâlis Kostantıniyye olup bu sevâd-ı dil-küşâ ve medîne-i bisât-fezâ imârât-ı fâhire ile yevmen fe-yevmen reşk-i cennet-i ulyâ v …
EÇS I 32a Bu hadîka-i müzeyyenenin tâ vasatında bir püşte-i dil-küşâ ve bir mürtefi‘ zemîn-i hoş-hevâ üzre kendülere mahsûs kırk aded kâşî-i Çîn ile hâ …
EÇS I 73a … ba‘ada sulehâ-yı ümmetden mazanna-yı kirâmlar ile ve leyle-i hamîsde dervîşân-ı dil-rîşân ve sergüzeşt sâhibi erbâb-ı ma‘ârif ile sohbet edüp ale's-sabâh umûr-ı müslimîni g …
EÇS I 91a … ğçe sahrâsının nebâtât [u] giyâhâtı ve hadâyıkât [u] besâtînleridir. Bu fezâ-yı dil-küşâ ve sâha-i meserret-efzânın tûlu kâmil bir mîldir. Ve bu çemenzâr-ı hoş-nümânın arz …
EÇS I 148b Ve pâre pâre yamalı hırka peşmîne geymek dilrîşlik ve ihtişâmdan geçdim demek alâmetidir.
EÇS I 193b … esbâb-ı ihtişâmiyle mülebbes rikâb rikâbe licâm licâme berâber gidüp ardı sıra dilberânları ve sekizer kat mehterhâne ile şâdumânlar ederek ubûr ederler.
EÇS I 213a … hî, ne habb-ı ferah ne ma‘cûn-ı kâkvîh ve ne ma‘cûn-ı cihân-bahş ve ne ma‘cûn-ı dil-şâd ve ne ma‘cûn-ı kaysûn ve ne ma‘cûn-ı miş ve ne ma‘cûn-ı felâsife ve ne ma‘cûn-ı pî …
EÇS II 227b–228a … l âb peydâ olur. Gerçi bu germ-âbın nef‘i meşhûr değildir, ammâ bir müferrih ve dil-küşâ ve binâ-yı rûşenâ hammâm-ı ibret-nümâdır. Bu ılıcalarda herkes dilberânıyla sîne-b …
EÇS II 229a … ers-i Mevlânâ'ya hâzır olup semâ‘-ı safâdan sonra çemenzâr sahrâsında cavk cavk dilârâ ve üftâdeler zevk u safâ ederler.
EÇS II 259b–261a … t-ı müslimîne takviyet verüp cenge terğîb etdirerek ihsân [u] in‘âmiyle herkese dildârlık ve keremkârlık ve hâtır-nüvâzlık ederdi. Ve her bâr cebehâne-i âmireden mühimmât [ …
EÇS II 259b–261a … küffârın cümlesin mücâhidîn der-kenar edüp binden mütecâviz küffâr pây-beste ve dil-haste ve şikeste-beste olup mâl-ı firâvânlar ile cüyûş-ı 261a muvahhidîn muğtenim oldu …
EÇS II 261b–262a … e tefvîz eyleyüp yine câ-be-câ cenge âheng ederlerdi. Ammâ evvelki gibi derûn-ı dilden ve cân [u] gönülden değil idi. Lâkin yine gayret [u] hamiyyeti elden komayup şeb [ …
EÇS II 271a–272b … imîn cân u gönülden cân ve baş verüp bir kaç kerre tâ derûn-ı kal‘adan kelle ve dil ve bir kerre ceneralin oğlun kayd-bend ile getirdiler. Ammâ ol gün mel‘ûn küffâr k …
EÇS II 275a … âbdestin alup, cümle kardaşlarımı yenüp güleşmeğe oynaşmağa şimdi geldim" deyü dilberâne ve bî-pervâ reftâr [u] güftâr ederek oynamağa başladılar.
EÇS II 285b–286a … asker olur. Bu Erzurûm'un gâyet güzîde müsellâh ve mükemmel şeci‘ ve bahâdır ve dilâver ve server yiğitleri vardır. Ve bu Erzurûm beş yüz akçe şerîf mevleviyetdir. Şehrde …
EÇS II 289a–289b … ukda cânib-i erba‘ası beyâz kar ortasında siyâh taşdan başı ve ağzı ve burnu ve dili ve kulakları ve dörd ayakları ve endam-ı vücûdu ve kuyruğu ayân u beyân nümâyândır …
EÇS II 295a … ne ile pîrâste ve kırk mesâcid ve yigirmi hân-ı sarây-ı mihmân ve yedi hammâm-ı dilsitân ve bin mikdâr esvâk-ı dükkân ile tezyîn olmada bir şehr-i müzeyyendir. İmârâtının …
EÇS II 301b … esek Hudâ âlimdir bir mücelled kitâb olur. Zîrâ memâlik-i İrân-zemînde Tebrîz-i dilâvîz ve Isfahân-ı nısf-ı cihân kadar bir şehr-i azîm ve sevâd-ı kadîm yokdur. Ve âb [u] …
EÇS II 304a Kend-i Velyân: Üç yüz hâneli ve câmi‘-i dilküşâlı ve hân ve hammâmlı ve dârü'z-ziyâfe imâretli ma‘mûr [u] âbâdân kenddir. Bu hayrât …
EÇS II 304b … kırk hânı ve altmış aded mesâcidi ve kırk tekye-i dervîşânı ve on bir hammâm-ı dilküşâsı ve üç bin aded dükkânları var. Ekseriyyâ halkı bezzâz ve cüllâh ve pây-bâfdır kim …
EÇS II 305b–306a … a‘dehû sene 1039 târîhinde Murâd Hân-ı Râbi‘in serdâr-ı mu‘azzamı Husrev-i şîr, dilîrâne ve sîyrâne hareket edüp ne Hemedân ve ne Dergüzîn ve Erdebîl'in koyup nehb ü gâret …
EÇS II 307a–307b Evsâf-ı kal‘a-i Hoy-ı dilcûy: (ve) Şehr-i hûb-hûydır ve Menend'e mânend şehr-i İrem'dir, Azerbaycân hâkinde başka …
EÇS II 310b … e ve tekye ve mekteb-i dârü's-sıbyân [u] tıflân-ı ebced-hân ve on altı hammâm-ı dilsitân ve sekiz yüz dükkân ve yedi kahvehâne ve hân-ı tüccârân ile ârâste ve bâğ-ı gülist …
EÇS II 313a … tab‘ Fârisî-hân, bir civân [u] merd-i meydân ve sâhib-i iz‘ân ve fârisü'l-hayl, dilâver ve server-i hünerver fetâ yiğitdir. Ve yârân-ı bâ-safâlardan Şâhverdi Aka ve Kulu …
EÇS II 324b … inde Emîr Yûsuf Paşa hammâmı âb [u] hevâsı ve binâsı gâyet latîf ve müferrah ve dilküşâ ve rûşenâ hammâmdır. Ve Orta kapunun iç yüzünde Eski Hammâm dahi gâyet hûb hammam- …
EÇS II 329a … alup bunların her birine birer va‘de-i kerîmeler ile Koca Gâzî Seydî Ahmed Paşa dilnüvâzlık ve dildârlıklar edüp ol gice menâzil kat‘ ederek ale's-sabâh menzil-i
EÇS II 333a–333b … dâyâlar gelmeğe başladı. İbtidâ Seydî Paşa hedâyâsı gelüp ibtidâ yüz elli Kazak dilîri ve on bir Hatman-ı Kazak ve Başsirke Kazak ve iki yüz Mikril Kazak ve yüz elli gul …
EÇS II 334b–335b … bhûnlar ile dâr-ı diyârlar ve dârü'l-bevârların harâb u yebâb edüp güzîde Macar dilîrleri ve kapudanların esîr edüp kâfiristân Hıristiyânlarına mâtem salardı. Ba‘dehû Üstol …
EÇS II 336b Lâkin Seydî Ahmed Paşa cümleden şecî‘ ve bahâdır ve zor-âver, server [ve] dilâver ve ince belli, yassı yağrınlı, kıtîfleri vâsi‘, bâzûları kalın, parmakları iri ars …
EÇS II 345a … i Kebîr Tekyesi, ma‘mûr [u] âbâdân, nazargâh-ı ehl-i irfân ve mihmângâh-ı ehl-i dilân ve karârgâh-ı dervîşân-ı zîşân yerdir. Âyende vü revendeye ni‘meti mebzûl evkâf-ı …
EÇS II 357a–357b Bunlar gâyet hammâm-ı dil-küşâ ve âb [u] hevâları müferrah hammâm-ı rûşenâlardır. Ve iki yüz sarây hammâmları var …
EÇS II 360b–361b … er-i azîzim, anın ipiyle kuyuya inen câh-ı gayyâda kalır. Hilekârdır, cengâver, dilâver [ve] server değildir. Hattâ ma‘lûmunuz değil midir kim merhûm ve mağfûrun leh Murâd …
EÇS II 363a–363b … er ve ba‘zısına "mâlını kande gömdün" der, işkence ederler ve kimi pây-beste ve dil-haste ve şikeste-beste bu kadar kavm, koyun sürüsü gibi giderlerdi. Ba‘zısını istedikler …
EÇS II 366a–366b … na olsun. Paşaya bir muhabbetnâmeniz ihsân edüp bu ma‘zûllığında mahzûn kalbini dilşâd ve vîrân gönlünü âbâd idün. Allah da sizin her işde mu‘în ve zahîriniz ola. Ve mâl …
EÇS II 373b–374b … ı yararak köyden taşra hâh-nâ-hâh meydân-ı savaşa çıkup Oynağanlıoğlu ile ikisi dilîrâne ve rüstemâne hamleler edüp Hasan Ağa üzre hücûmlar edüp üç sâ‘at cengde Hasan Ağa' …
EÇS III 3b 165. Ve mahbûb-ı dilberânları ve esmâ-i a‘yân [u] eşrâfı ve üstâd-ı tabîb-i hâzık hukemâların beyân eder.
EÇS III 33b … aya havf ederdik. Âhir açlık cânımıza kâr edüp bu mahalde sana râst gelüp datlı dilinle ve ni‘metinle bizi şikâr eyledin. Ammâ siz ulaklığile biz cenk görmüş yorgun atlar …
EÇS III 39a … e‘âmeti ve timarları ve yeniçeri gedikleri ihsân olunup iki bin mikdâr şehbâz u dilîr ve server [ü] hünerverlerin serlerine çelenkler sançılup cümleye yetmiş kîse bahşî …
EÇS III 66a … --) (---) (---). Tekye kurbunda müftînin yeni hammâmı gâyetü'l-gâye müferrih ve dil-küşâ ve pâk u pâkîze ve rûşenâ tâhir hammâmdır. (---) (---) (---) (---) (---) (---) (-- …
EÇS III 70a Ve el-Hacı Seyyid Hasan Efendi câmi‘i Başköprü kurbunda bir câmi‘-i dil-küşâ ve şîrîndir.
EÇS III 71b eş-Şeyh Battâk: Taşbâzârı mahallesinde medfûn olup ziyâretgâh-ı erbâb-ı dilândır ve Cennet deresi semtinde ziyâretgâh-ı Çelebilik. Bu âsitânenin dahi üst yanında,
EÇS III 100b … ler, efendilerimize ne yüzden varalım. Bre şu Celâlîlere bir kerre dahi derûn-ı dilden ve cân [u] gönülden hücûm edelim. Olmaya illâ hayr; ya taht ola, ya baht!" deyüp b …
EÇS III 101a … ırk dil âdem ve yetmiş kelle kazâlardan gelüp yetişdi. Mezkûr Dil'den gemilerle dilleri ve cümle mâl-ı ganâ’imleri geçirüp kasaba-i Gekbezî'de meks edüp andan kalkup Üskü …
EÇS III 128b–129a … ser ede" deyü gülbang-ı Nebî ricâ etdiğimizde cümle âşıkân-ı sâdıkân-ı dervîş-i dil-rîşân ve fukarâ-yı zî-şân-ı pür-nişân ve gayri huzzâr-ı meclis-i pîr u cüvân el açup All …
EÇS III 133a … l-i zevk ü ehl-i safâ olup cemî‘i müsâfirîn ü mücâvirîne ziyâfet ile ikrâm edüp dil-nüvâzlık ve çâre-sâzlık eder bir alay muhibb-i fukarâ-yı garîbü'd-diyâr garîb-dost âdemlerd …
EÇS III 136a Ve yedi aded mekteb-i sıbyân ve iki yüz aded dükkân ve üç aded hammâm-ı dilsitân ve yedi aded tekye-i dervîşân ve bir imâret-i dârü'l-it‘âm-ı âyende vü revendegân …
EÇS III 163b Cümle (---) aded hammâm-ı dilküşâ ve hoş-binâ ve rûşenâlardır kim alâ kadri'l-imkân ma‘lûmumuz olduğu mertebe tahrîr …