Ve cümle üç bin yigirmi aded kiremitli, bâğlı ve bâğçeli ve âb-ı revân sulu sarây-ı âlîler ve gayrı büyût-ı âhâli-yi beleddir. Ve cümle yedi tekyegâh-ı ehl-i tarîk vardır. Cümleden Hazret-i Seyyid Ahmed-i Kebîr Tekyesi, ma‘mûr [u] âbâdân, nazargâh-ı ehl-i irfân ve mihmângâh-ı ehl-i dilân ve karârgâh-ı dervîşân-ı zîşân yerdir. Âyende vü revendeye ni‘meti mebzûl evkâf-ı azîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 345a ·
metinde göster ·
… Bağdâd arada kalmışdır. Ammâ cümlesi yârândan âlüfte vü âşüfte ve yârân-ı ehl-i
dilân
sebük-rûh ve halîm ü selîm ve halûk u merd-i meydândır kim ni‘metleri bây u ged …
Bu kavm-i Bağdâd bir girdâbda kalmış kişi gibidir. Bu şehr-i Bağdâd'a Acem şâhı istîlâ etse ehl-i Bağdâd'a, "Ey Nu‘mân-ı A‘zamî-i Sünnî!" ve Âl-i Osmân mutasarrıf olsa bu ehl-i Bağdâd'a, "Ey Şâhseven Şî‘î vü Râfızî vü Hâricî!" derler. Bu hâl üzre ehl-i Bağdâd arada kalmışdır. Ammâ cümlesi yârândan âlüfte vü âşüfte ve yârân-ı ehl-i dilân sebük-rûh ve halîm ü selîm ve halûk u merd-i meydândır kim ni‘metleri bây u gedâya ve fukarâ vü zu‘afâya mebzûldur. Ve cümle muhibb-i garîbü'd-diyârlardır. Ammâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 345b ·
metinde göster ·
… hüşyâr olur. Cümle ehl-i züvvâra bu râyiha-i pür-safâ bahşdır kim cümle erbâb-ı
dilân
bu hikmetin hayrânı ve bu ıtriyyât-ı tayyibenin şâdânı olur. Niçeler bu râyiha- …
Bu kubbenin tâ vasatında nûrun alâ nûr-ı pür-envâra müstağrak olup yeşil imâmesiyle bir mehâbet ü salâbet üzre medfûndur kim kabr-i şerîfine ibtidâ giren âdemin vücûduna bir ra‘şe ârız olup mebhût [u] hayrân olur ve müşk ü amber-i hâm râyihasından cemî‘i erbâb-ı züvvârın dimâğları mu‘attar olup cümle kesâfetden müberrâ olur. Gûyâ hâbdan bîdâr ve safâ-yı hâtırdan hüşyâr olur. Cümle ehl-i züvvâra bu râyiha-i pür-safâ bahşdır kim cümle erbâb-ı dilân bu hikmetin hayrânı ve bu ıtriyyât-ı tayyibenin şâdânı olur. Niçeler bu râyiha-i tayyibe içün cennet râyihasıdır derler, niçeler Hazret-i İmâm Hüseyin hayâtında verd-i ebyaz gibi kokardı, anın râyihasıdır derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 351a ·
metinde göster ·
: Bu şehir içre yedi bin aded sarây-ı a‘yân-ı kibârda ve gayrı hânedân-ı kibârda …
Der-beyân-ı hammâm-ı mahsûs-ı a‘yân be-kavl-i rivâyet-i erbâb-ı dilân: Bu şehir içre yedi bin aded sarây-ı a‘yân-ı kibârda ve gayrı hânedân-ı kibârda ev hammâmları vardır, zîrâ her hânede beşer onar hücrelerde soba derler bir gûne çömlekden musanna‘ kubbeciklerdir. Anların içine âteş edüp ol hâne hammâm gibi olduğundan her evde hammâm-ı mahsûsalar mukarrerdir, zîrâ bu şehir kış kânı olmak ile her hânede gûnâ-gûn soba hammâmları var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 115b ·
metinde göster ·
… ne 933 târîhinde şehîd olup bu âsitânede medfûndur ve hâlâ ziyâretgâh-ı erbâb-ı
dilân
bir âsitâne-i dervîşân-ı zî-şândır. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) ( …
Sitâyiş-i ziyâretgâh-ı kal‘a-i Semendire: Evvelâ şehrin cânib-i garbîsi tarafında bir yassı depe havâlesi var. Anda ziyâretgâh-ı şehîdlik ve yine şehirden cânib-i garba nîm sâ‘at ba‘îd Belgrad tarafına nehr-i Tuna kenârında bir mürtefi‘ bayır üzre ziyâret-i Gâzî Balı Beğ, rahmetullâhi aleyh. Sene 933 târîhinde şehîd olup bu âsitânede medfûndur ve hâlâ ziyâretgâh-ı erbâb-ı dilân bir âsitâne-i dervîşân-ı zî-şândır. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 183b ·
metinde göster ·
: şehrin şark tarafı taşrasında Kavaklı nâm mahalde gûnâ-gûn kasr-ı âlîler ile v …
Der-mesîregâh-ı erbâb-ı dilân: şehrin şark tarafı taşrasında Kavaklı nâm mahalde gûnâ-gûn kasr-ı âlîler ile ve âb-ı revânları ile ma‘mûr bir teferrücgâh-ı meşhûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 37b ·
metinde göster ·
… ir kasr-ı âlîsi Buna nehrine nâzır olup cümle uşşâkân [u] erbâb-ı ma‘ârif ehl-i
dilân
bu kasırda ve bu tekyenin kameriyyelerinde meks edüp gûy gûy sohbet-i hâslar ve …
Ve bu mezkûr havz-ı amîkun kenârındaki kayalara muttasıl Mostar müftîsi (---) Efendi bir tekye-i Halvetî inşâ edüp bir kasr-ı âlîsi Buna nehrine nâzır olup cümle uşşâkân [u] erbâb-ı ma‘ârif ehl-i dilân bu kasırda ve bu tekyenin kameriyyelerinde meks edüp gûy gûy sohbet-i hâslar ve mubâhase-i ilmiyyeler edüp niçe yârân-ı ârifân-ı zarîfân havz içinde olan mâhî-i gûnâ-gûnu ve mâ’ide-i Sübhânî'yi seyr [ü] temâşâ ederler kim her semek onar ve on beşer ve yigirmişer vukiyye gelir, gûyâ murassa‘ sun‘-ı Hudâ balıklar var kim âdem bakdıkça hayrân olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 161a ·
metinde göster ·
… ır. Bu kapu üzre de olan kullede bir teferrücgâh haşeb köşkü var, cümle erbâb-ı
dilân
anda sohbet-i hâs ederler.
Ve cümle iki kapusu var. Biri Budin Kapusudur kim cânib-i şark ile şimâl mâbeynine nâzır dörd kat kârgîr kemerli eğri büğrü sokaklı metîn ve kavî cedîd ü hadîd kapulardır. Bu kapu üzre de olan kullede bir teferrücgâh haşeb köşkü var, cümle erbâb-ı dilân anda sohbet-i hâs ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 14a ·
metinde göster ·
… -ı ma‘rifete ve bu fakîr seyyâh-ı âlem Evliyâ’ya mâ’il olup rûz [u] şeb erbâb-ı
dilân
ve abdâlânlar ile üns-i ülfete kâyil olup, ya‘nî erbâb-ı hâlden olup âlüfte ve …
Ve her bâr Hân-ı Cem-haşmet "Selîm'im hakkâ ki selîm olup ismin müsemmâna mutâbık olup mücâhidün fî-sebîlillâhsın" deyü Selîm Geray'a ta‘zîm ü tekrîm mahabbet ve meveddet edüp gûnâ-gûn zî-kıymet mücevher eşyâlar ve tuhaf âvânî kerevke kübeler, ya‘nî zırhlar ihsân eder. Hakkâ ki böyle bir pâdişâh-ı Cem-cenâbın iltifâtına mazhar olacak bir deryâ-dil bir pâdişâh-zâde-i kerîmü’ş-şândır kim kendüye ihsân olunan şeylerden yanında bir şey koymayup müstahiklerine bezl eder. Ve kendülerden cemî‘i zamânda bir efrâd-ı âferîde zerre mikdâr gücenmez. Ve bir pişşe ve mûr-ı za‘îf incitmez. Dâ’imâ erbâb-ı ma‘rifete ve bu fakîr seyyâh-ı âlem Evliyâ’ya mâ’il olup rûz [u] şeb erbâb-ı dilân ve abdâlânlar ile üns-i ülfete kâyil olup, ya‘nî erbâb-ı hâlden olup âlüfte ve âşüfte-meşreb görünür bir sâhib-i sülûk ve bir kerem-kârî ve mülûk-ı sâhib-dil şâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 129a ·
metinde göster ·