… ehî-dest gönderdiğin yokdur. İdegeldiğin ihsândır. Yine Sen Pâdişâh-ı Bîçûn'dan
dilerim ki
yine Ahmed'in ricâsın kabûl edüp bu kadar kavmi yerindirme ve bu haşerât-ı Yezî …
İki rek‘at salât-ı hâcet kılup başın açup ol mübârek nûrânî yüzün yere sürüp eydür: "İlâhî, hevl-i kuvvet ü kudret ve fursat u nusret senindir. İnâyet ü himâyet ve hidâyet ü izzet ü rif‘at senindir. Dîn-i mübîn gayretine bir fırka ümmet-i Muhammed kullarını başıma cem‘ eyleyüp elim yüzüme alup kapuna dilenmeğe geldim. Bu abd-i hakîr Ahmed kulun eski sâyilindir. Hiç tehî-dest gönderdiğin yokdur. İdegeldiğin ihsândır. Yine Sen Pâdişâh-ı Bîçûn'dan dilerim ki yine Ahmed'in ricâsın kabûl edüp bu kadar kavmi yerindirme ve bu haşerât-ı Yezîdîleri sevindirme!" deyü tazarru‘ [u] nâlişler edüp dîde-i pür-nemlerinden yem-i Kulzüm gibi çekîde çekîde kanlu yaşlar cereyân edüp cümlemiz "âmîn" deyüp el yüze sürüldükde "Müjde size ey oğullar, du‘âmız vefk-i murâdımız üzre şast-ber-kabza sehm-i dilimiz nişân verdi. İnşâallahu Ta‘âlâ mansûr u muzafferiz." dedikde mübârek gül cemâli verd-i hândân gibi hande edüp henüz melek çehre olmuş tebessüm ederek bilâ rikâb şahbâz gibi sa‘âdetli esb-i Mahmûdî divnesine süvâr olup hamd ü senâ ederek atf-ı ınânın Rahova sahrâsına keşîde ederek ba‘zı nüdemâ-yı hâslarıyla ve niçe yüz Van a‘yânlarıyla ve niçe iş görmüş iş erleriyle rikâb rikâba at başı berâber kelimât edüp ordu-yı İslâm'a gelirken Van ağalarından Behlûloğlu ve Demircioğlu ve Hüsrev Paşa yeğeni Deli Süleymân Beğler paşaya tesellî-i hâtır vermek içün "İnşâallah koca vezîr du‘â-yı hayrın berekâtıyla fursat u nusret ve ganîmet bizimdir." deyü (---) cümlesi hüsn-i rızâlarıyla paşanın uğuruna cân ve baş vermeğe ta‘ahhüd etdiler. Paşa eyitdi: "Ben dahi anı eyle bilirim ki dîn-i mübîn uğuruna çalışır bir alây mücâhid-i fî sebîlillah gâzî yiğitlersüz!" deyü cümleye hayr du‘âlar etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 266a ·
metinde göster ·
yakın zamânda benim gibi bunlar dahi hâne-berdûş olup..." bed-du‘âlar etdi. Hak …
"İlâhî sen pâdişâh Perverdigâr'dan dilerim ki yakın zamânda benim gibi bunlar dahi hâne-berdûş olup..." bed-du‘âlar etdi. Hakîr yine vâfir tesellî-i hâtır verdim, ammâ bu kerre Hân yüz âdemle kaldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 154b ·
metinde göster ·
bu Sâm'ı mu‘ammer edüp evlâd [u] ensâbiyle dünyâyı müzeyyen eyle ve sa‘âdet-i d …
"İlâhî, sen Pâdişâh'dan dilerim ki bu Sâm'ı mu‘ammer edüp evlâd [u] ensâbiyle dünyâyı müzeyyen eyle ve sa‘âdet-i dâreynde yüzün ağ eyle" deyü Sâm'a du‘â eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y404a ·
metinde göster ·
… k eyle ve hayvânâtların dahi bî-hisâb eyle. Lâkin sen Pâdişâh-ı Perverdigâr'dan
dilerim ki
benim avret yerim mekşûf olup setr eylemeyüp güldüğiyçün kendinin ve evlâd-ı ev …
"Ve bu oğlum Hâm-ı Husâm dahi bu şiddet-i hârlı diyârlarda mu‘ammer edüp cezîre-i Mısır'da evlâd [u] ensâbın çok eyle ve hayvânâtların dahi bî-hisâb eyle. Lâkin sen Pâdişâh-ı Perverdigâr'dan dilerim ki benim avret yerim mekşûf olup setr eylemeyüp güldüğiyçün kendinin ve evlâd-ı evlâdının avret yerleri ve vücûdları uryân olup büryân gezeler ve dâ’imâ birbirlerinin mâhiyyetine güleler. Ve İlâhî dünyâda kendüsi ve evlâdları inkırâzu'd-devrân yüzleri kara olup âhiretde yüz aklığı ver" deyü Hâm'a azîm yavı du‘âlar edüp bi-emrillâhi te’âlâ bu Hâm avreti yanında ve oğlu Donkol yanında oturup babasının avret yeri açıldığın nakl edüp gülüşürken der-ân üçünün de yüzü kara oldu ve üçü dahi hicâblarından dağlara çöllere ve deşt-i hâmûna düştüler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y404a ·
metinde göster ·