… ars hâkimiyken Revân hânları ve Acem Sultânları ve Gürcîstân beğleri elinden ve
dilinden
zâr-ı zebûn olmuşlardı. Hattâ bir kerre nısfu'l-leylde kal‘a-i Karsdan üç yüz y …
Ammâ Bâkî Paşa Husrevânî kûp-misâl sâhib-i şikem idi. Ammâ bu dahi silâhşör ve cündî idi. Lâkin kendüye değme bir at tahammül edemezdi. Ammâ yine çâpük süvâr, sebük-rûh 334b idi kim gûyâ rûh-ı Mesîh idi. Ve mudhıkâne şütür-kürbe-gûne evzâ‘ [u] etvârları hadden efzûn idi. Ammâ gâzî ve mücâhidû fî-sebîlillahdır. Hattâ kendüleri Kars hâkimiyken Revân hânları ve Acem Sultânları ve Gürcîstân beğleri elinden ve dilinden zâr-ı zebûn olmuşlardı. Hattâ bir kerre nısfu'l-leylde kal‘a-i Karsdan üç yüz yiğit ile gâ’ib olup üç günden sonra Gürcîstân'ın âsî olan yerlerinden üç yüz esîr-i mûğ-bece gılmân [u] bintânlar ile sâlimîn ve gânimîn kal‘a-i Kars'a dâhil oldu. Böyle bir Rüstem-resân, Sam-akrân-ı zamândır. Bu Bâkî Paşa'nın Seydî Ahmed Paşa ile Şuşik kal‘ası cenginde etdiklerini ne Sâm u Nerimân ve ne Zâl-ı Köstehem etmemişdir. Gerçi bu gûne şütür-kürbe etvârları var idi ammâ re‘âyâ vü berâyâya adl [u] insâfı adl-i Ömer-misâl idi. Ve ilm u fazîletde gûyâ musannif ve mü‘ellif Teftazânî hazretleri idi. Sehâ ve keremi Hâtem-i Tay'da yok idi. Bu hasletler ile kimesnede ola "el-İlmu ve'l-mâlu yesturâni kulle aybin" mazmûnunca cümle evzâ‘ u etvâr-ı ahlâk-ı zemîmesin ilm ü sehâ setr eder. Husûsan şecâ‘ati ile cihân-ârâ bir er [ü] server idi. Ammâ bu gûne şütür-kürbe şakaları tenhâsında sikadan olan nüdemâları beyninde ederdi. Yohsa dîvân-ı pâdişâhîde ol kadar metânet üzre kelimât edüp müte‘azzımâne hareket ederdi kim fesâhat ve belâğat ile kelimât ederken bir ferdin mudhikâne kelâmına tebessüm etmeyüp dendânın kimse görmüş değildi. Hulâsa-i kelâm Bâkî Paşa'nın hilkati böyle idi. Âyet: Arapça .
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 334a–334b ·
metinde göster ·
… u] rûz mahşerden bir nişân olmadadır." dedikde paşa-yı müdebbir bu dilin bî-bâk
dilinden
hazz edüp "Dahi beri gel ne beğlerden imdâd geldi." dedi.
Ve bu mahalde Erzurûm eyâletinden Pasin beği güzîde askeriyle ve Avnik beği müsellah cüyûşuyla ve Kuzucân beği mükellef ü mükemmel cündîyle üç aded beğler kânûnları üzre mehterhânelerin döğerek alây-ı azîmler ile paşa huzûrundan ubûr edüp paşadan birer hil‘at-i fâhire ile behremend olup ol ân bu üç aded sancak beğlerin ordu-yı İslâm'ın etrâfında meks etdirüp asker-i İslâm'ın ota otluğa ve zahîreye gidenlere karavul ta‘yîn olunup Van'ın sağ ve solkol ağası yine kalb-i asker ta‘yîn olundu. Ve bu mahalde ota giden fetâlar ve otluğa ta‘yîn olunan Erzurûm beğleri kemîngâhlara âdemler koyup hân tarafından niçe yüz âdemler at ve it oğlanları üzre hücûm edüp kelle almak sadedinde iken hemân kemîngâhdan Erzurûm beğleri ve bahâdıranın Rûm beğleri hân askeri içre girüp bir arbede-i hâs edüp yetmiş kelle-i Rujikiyân ve yigirmi dördü Ekrâd-ı Yezîdiyân dil dutulup kelle ve diller ile Erzurûm beğleri alây ile gelüp paşadan hil‘atler ve serlerine çelengler sancılup cümle kelleleri otak önünde bırakdılar ve paşa dilleri birer birer söyledüp Yağcıoğlu nâm bir mükessirü'l-kelâm dilli dil-i bî-bâk ü bî-pervâ eydür: "Vallahi sultânım hâlâ hânın başında on bin tüfeng-endâz meterisdedir ve on bin atlı asker dahi âmâdedir. Ve elli bin eli harbeli ve çap tirkeşli ve tüfeng-endâz re‘âyâ vü berâyâlar Bitlîs şehrinin cânib-i erba‘asını beşer altışar kat kuşadup ol sengistân içre meterisler yapup hâlâ şehri ihâta edüp muhâfaza ederler ve kal‘aya Kara Alî Ağa nâm bir ağasın üç bin tüfeng-endâz Rujikî ve Haltî ve Çekvânî ve Celüv kavmleriyle kal‘a[y]ı pür edüp muhâfaza ederler. Ve hân dahi bâğında kendü askeriyle bâğını muhâfaza edüp anda dahi kâmil üç bin tüfeng-endâz mevcûddur ammâ sultânım siz sa‘âdetle Âdilcevâz kal‘asına gelen bu bizim Bitlîs şehri içre cemî‘i re‘âyâ vü berâyâ hân askeri zulmünden mâllarıyla dağlara ve taşlara firâr edüp avret u oğlan çekilmede ve evler gâret olunmada. Derûn-ı şehirde bir vâveyla vü figân vardır kim şeb [u] rûz mahşerden bir nişân olmadadır." dedikde paşa-yı müdebbir bu dilin bî-bâk dilinden hazz edüp "Dahi beri gel ne beğlerden imdâd geldi." dedi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 263a ·
metinde göster ·
… ayyâr köçekleri şeb-revânî esbâbların geyüp kimisi imdâda gelir şeklinde Macar
dilinden
fasîh u belîğ bilenler zahîre getirüp kimisi dilenüp kimi Leh'den kaçar şeklind …
Hemân derûn-ı askerden üç yüz aded Amr-ı ayyâr köçekleri şeb-revânî esbâbların geyüp kimisi imdâda gelir şeklinde Macar dilinden fasîh u belîğ bilenler zahîre getirüp kimisi dilenüp kimi Leh'den kaçar şeklinde.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 42b ·
metinde göster ·
… açan yıldız rûzgârı şiddetle esse ol sûretin cânib-i garba nâzır olan başındaki
dilinden
bir mehîb sadâ ile leylek kuşu sadâsı istimâ‘ olunur. Ammâ bu sûretin iki başın …
İki başı var, biri cânib-i şarka nâzır, biri cânib-i garba nâzır. Me’âl-i kelâm hemân zolta guruşundaki kuş tasvîridir, aslâ farkı yokdur, ammâ bunda olan san‘at sihr-i mübîndir. Ve iki lisânı var. Kaçan şimâl rûzgârı şiddet üzre eser, şark cânibindeki başının lisânı bir savt-ı hazîn eyle P 187a sadâ verir kim âdeme dehşet hâsıl olup kartal kuşu sadâsı istimâ‘ olunur. Kaçan yıldız rûzgârı şiddetle esse ol sûretin cânib-i garba nâzır olan başındaki dilinden bir mehîb sadâ ile leylek kuşu sadâsı istimâ‘ olunur. Ammâ bu sûretin iki başında olan lisânları biri pirinç tenekedendir, biri pûlâd-ı Nahcıvânî'dendir, hakîr im‘ân-ı nazar ile dikkat edüp nazar etdim. Ve bu dillerin nihâyeti yine taş içre perçinli, ammâ bıçak gerdânesi gibi rezeli. Rûzgâr urdukda lisânları hareket edüp iki rûzgârda eyle sadâ verir. Ammâ gayrı rûzgârlarda öğü kuşu gibi ve saksağan gibi ve tavşancıl gibi sadâlar istimâ‘ olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y79b ·
metinde göster ·
… rdin âgâhı yok iken katl edüp erbâb-ı dîvân cümle hamd-i Yezdân edüp elinden ve
dilinden
ve fi‘linden cümle halk âciz ü nâlân ve zebândırâzlığından cemî‘i ümenâ ve keşş …
Ve Mısır vezîrine lâzım olan bir müstakîm ve dîndâr ve mu‘temedün-aleyh âdemi rûznâmeci ede. Zîrâ hîn-i azilde cemî‘i muhîl [ü] şeytanat rûznâmeci elindedir. Rûznâmeci Abdurrahmân Efendi, Kethudâ İbrâhîm Paşa'nın iki yüz kîse ihsânın görüp yine hîn-i azilde İbrâhîm Paşa üzerine altı yüz kîse bindirdi. [[(---) (---) (---)]] Y 192a zimmetinde yedi yüz kîse bakâyâsı kalmışken rûznâmeci tahrîkiyle İbrâhîm Paşa'dan altı yüz kîse zimmet da‘vâ etdiler. [[(---) (---) (---)]] Ba‘dehu Cânpûlâdzâde bir hıyânetin duyup rûznâmeci Abdurrahmân Efendi ba‘de't-ta‘âm küçük [[(---) (---) (---)]] Q 229bP 226b ale'l-akîb bir ferdin âgâhı yok iken katl edüp erbâb-ı dîvân cümle hamd-i Yezdân edüp elinden ve dilinden ve fi‘linden cümle halk âciz ü nâlân ve zebândırâzlığından cemî‘i ümenâ ve keşşâf giryân olmuşlardı. İşte elzem-i levâzımından rûznâmeci bir dîndâr âdem lâzımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y191b–Y192a ·
metinde göster ·
ozan aydur ḳarılar dört dürlüdür birisi ṣolduran ṣopdur birisi ṭolduran ṭobdur …
ḫanum hey dede ḳorḳut dilinden ozan aydur ḳarılar dört dürlüdür birisi ṣolduran ṣopdur birisi ṭolduran ṭobdur birisi ivüŋ ṭayaġıdur birisi niçe söyler-iseŋ bayaġıdur ozan ivüŋ ṭayaġı oldur ki yazıdan yabandan ive bir