… Yedikubbe'den hâric bir mahalde oturup Tershâne-i Âmire'ye müte‘allik da‘vâları
dinlerdi
. Ve Çehârşenbe gün Dârü's-sa‘âde ağası Haremeynü'l-Muhteremeyn'e müte‘allik da‘ …
Andan vezîr-i a‘zam cümleden sonra gelüp Kubbealtı'nda meks edüp da‘vâ ve nizâ‘ istimâ‘ olunurdu. Ve kapudan paşa dahi Yedikubbe'den hâric bir mahalde oturup Tershâne-i Âmire'ye müte‘allik da‘vâları dinlerdi. Ve Çehârşenbe gün Dârü's-sa‘âde ağası Haremeynü'l-Muhteremeyn'e müte‘allik da‘vâları fasl ederdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 56b ·
metinde göster ·
… liyâ ile hem-celîs ve hem-enîs ol. Ammâ derslerinize mukayyed olun, gâhîce sizi
dinlerim
" dediler.
"Handân'ım başındaki gülü Evliyâ'ya ver, bir gülün şem etsin. Ve her bâr Evliyâ ile hem-celîs ve hem-enîs ol. Ammâ derslerinize mukayyed olun, gâhîce sizi dinlerim" dediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 71a ·
metinde göster ·
… -endâm olup hulû‘ [u] huşû‘ ile sâmi‘înden olup âh [u] enîn-i ciğer-sûz çekerek
dinlerler
. Tâ ki "Mazlûm Hazret-i İmâm Hüseyn'i Şibr-i zâlîm [u] la‘în böyle şehîd etdi" …
Mesîregâh-ı ibret-nümâ-yı acîbe ve garîbe: Her sene mâh-ı Muharremü'l-Harâm'ın onuncu gün yevm-i Âşûr olunca bu Çevgân Meydânı'na cümle a‘yân [u] eşrâf, sığâr u kibâr hayme ve hargâhlarıyla çıkup meks edüp üç gün üç gice sohbet-i hâsu'l-hâs edüp ervâh-ı şehîdân-ı Deşt-i Kerbelâ içün niçe yüz bin kazgan âşûrâsı tabh edüp bây u gedâ-yı hâs u âmma bezl edüp sevâbın şehîdân-ı Kerbelâ rûhuna hîbe ederler kim deşt-i Yezîd'de rûz-ı aşurada şehîd olmuşlardır, deyü ol gün bu fezâda şükür şerbetleri bezl olunup sakkâlar billûr ve necef ve moran ve çam u tihtâb taslar içre akîk-i Yemenî ve pîrûze-i balgamî taslara koyup üzerine kırbalardan şerbetler ve âb-ı rakîk zülâller koyup atşâna âb-ı hayâtlar bezl ederken nûş edenler 301a bu mısra‘ı terennüm ederler "Hüseyn-i Kerbelâ aşkına sahhâ" der. Ba‘zısına Arapça der, ba‘zıları Arapça der. Ve niçe a‘yân-ı kibâr bu günde gerdenine kırbasın bend kılup âr [u] nâmûsu terk edüp rûh-ı Hüseyn içün su bezl eder. Ammâ temâşâ-yı azîm, elbette Tebrîz hânı bu arsagâhda çetr-i mülemma‘ın ve serâperde-i münakkaşın kurup cemî‘î a‘yân-ı Tebrîz çıt-â-çıt zânû-be-zânû olup Maktelü'l-Hüseyni, Rum'da kürsî üzre Mevlûd-i Nebî okur gibi tilâvet ederler. Cümle muhibb-i hânedânlar süst-endâm olup hulû‘ [u] huşû‘ ile sâmi‘înden olup âh [u] enîn-i ciğer-sûz çekerek dinlerler. Tâ ki "Mazlûm Hazret-i İmâm Hüseyn'i Şibr-i zâlîm [u] la‘în böyle şehîd etdi" deyince hemân maktelü'l-Hüseyn kırâ‘at edenin ardındaki perde ardından başı ve gövdesi başka bir beyâz teni meydân-ı muhabbete getirüp kanları cereyân ederek serâperde meydânına bırağup sâ’ir evlâd-ı İmâm şeklinde susuz merhûm olmuş ma‘sûm-ı pâk cesedlerin meydâna getirdiklerinde azametullah halkdan bir gırîv u feryâd u figân kopup herkese bir vecd hâleti el vurup mest [ü] medhûş olurlar. Bu mahalde niçe yüz Selmânî berberler âşıkân [u] sâdıkânlar içre girüp ellerinde usturalar ile ol gün Hüseyn aşkına kan akıtmak murâd edinen kimesnelerin sînesine ve kollarına aşk-ı Hüseyn deyü ol kadar şerha çeküp kanlar akıdırlar kim zemîn-i sebze-zâr, hûn-alûd olup lâle-zâr olur. Niçe bin aşıkân kellesi üzre teslîm-i dâğî ve bâzûlarına Hasanî ve Hüseynî ve Ukaylî dâğları yakup kollarına be-aşk-ı Hüseyn na‘ller kesüp kanlar akıdırlar. Ba‘dehû ol İmâm Hüseyn vücûdu şeklin meydân-ı muhabbetden kaldırup yüz bin bükâ ile tevhîd [u] tezkîrler ile Maktelü'l-Hüseyn'i tamâm edüp âşûrâlar tenâvül olunup üç gün üç gice cân sohbetleri olur. Böyle bir çemenzâr ve mesîregâh-ı zemîn teferrücgâhdır. Ve bu şehrin âb [u] hevâsının letâfetinden bâğ u bâğçe-i gülistânı hisâba gelmez, mesîregâh-ı İreme zâtü'l-imâd misillü bir şehr-i rûşen-âbâddır ki her teferrücgâhı bâğ-ı Merâm'dan ve bâğ-ı Aspozu'dan veya Sudak'dan nişân verir. Tarz-ı Acemâne musanna‘ kâh-ı Şîrînler ve kâ‘a-i Vâmık u Azrâlar var kim henüz dillerde dâstândır. Hattâ sâkin olduğumuz Kelenter bâğı kasrının hatt-ı Kutbeddîn Muhammed Yezdî ile târîhi budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 300b–301a ·
metinde göster ·
… meğe sebeb olan Vanlıyı kılıçdan geçirirler. Eğer koca vezîr bu Yağcıoğlu sözün
dinlersiz
, hândan korkma, kavm-i Rujikî'dir. Cengâver değillerdir ammâ bu size imdâda gel …
Herîf-i zarîf-i dürüst-gû eyitdi "Vallahi sultânım Diyârbekir eyâletinden Çapakçur beği ve Çemişgezek beği hânın imdâdına gelirken Diyârbekir vâlîsi istimâ‘ edüp asker gönderüp siz niçün fermânsız pâdişâha âsî olan hâna imdâd edersiz deyüp Diyârbekir vezîri askeri gelüp Çemişgezek beğin ve Çapakçur beğinin ikisin dahi kayd [ü] bend ile Diyârbekir'e götürdüler." deyince, cihân paşanın oldu, ammâ sultânım Diyârbekir eyâletinde Hazzo beği hânın dâmâdı olmağile bu cengden mukaddem hânın yanında idi. Hâlâ askeriyle Hazzo Beği Murtezâ Beğ Bitlîs içindedir ve Diyârbekir beğinden Cıska beği hân yanındadır ve sizin Van eyâletinden Zerikî beği askeriyle hân yanındadır ve sizin Van eyâletinden Esuk beği ve Karkar beği ve Şervi beği ve Karni beği ve Hero beği ve Ağakis beği ve Kesân beği ve Müküş beği ve Berda‘ beği ve Ladik beği ve Erecik beği ve Alagöz beği ve Çobanlar beği ve Hakkarî hâkimi ve Benî Kator beği ve Abagay beği Evliyâ Beğ ve'l-hâsıl bu zikr olunan Van eyâleti beğleri cümle hâna imdâda gönderüp kendüleri de size imdâda gelmek üzrelerdir ammâ gelmezler. Hâlâ bu ensenizdeki dağlar içre kemîngâhlarda pinhân olmuşlardır. "Ahvâl neye müncer olur?" deyü anlar pusularda size muntazırlardır. Allahümme âfinâ eğer siz hân cenginde münhezim olursanız, anlar dağlardan sizin ardınız alup cümle sizi hân üzre götürmeğe sebeb olan Vanlıyı kılıçdan geçirirler. Eğer koca vezîr bu Yağcıoğlu sözün dinlersiz, hândan korkma, kavm-i Rujikî'dir. Cengâver değillerdir ammâ bu size imdâda gelen bâlâda zikr etdiğim Kürdistân beğlerinden ihtirâz 263b üzre olun. Zîrâ anlar hân ile kasem billah u tallah edüp hândan donluk hedâyâlar almışlardır. Gâfil-mebâş ey vezîr!", dedi. "Ammâ sultânım cenâb-ı şerîfiniz mukaddemâ Diyârbekir vâlîsiyken imdâd taleb etmişsüz. Anlar da yigirmi bin asker ile gelmek üzre cenâbınız dahi yetmiş bin asker ile bu mahalle geldiğinizde şehr-i Bitlîs içre hân askeri içre bir güft [ü] gû havf u haşyet düşüp iki asker-i bî-amân mâbeyninde kaldık, yaman-ender-yaman oldu, deyü derûn-ı Bitlîs hâyâ kıyâmetden bir nişân olup ammâ yine cenge âmâdedirler. Zîrâ Diyârbekir tarafında Deliklika'ya yolların bu sizin tarafınızda dîvârın ve iç kayalardan sedd edüp onar kat meteris çatmışdır ve hâlâ hân pür-silâh cengâver bin askere mâlikdir." deyü bu dil, tarafeynin ahvâllerinden böyle mâ-vaka‘ı üzre bî-garazâne hakîkat haberlerin verdiğinden paşa bu hakîre yüz altun ihsân edüp âzâd etdi ve yanına âdem koşup hân tarafına gönderdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 263a–263b ·
metinde göster ·
… kenârına varınca ana tâbi‘lerdir kim ol vilâyetlerde düşen da‘vâları baş vornik
dinler
.
Andan vornik-i evvel, ya‘nî cümle vilâyetin nısfından tâ nehr-i Tuna kenârına varınca ana tâbi‘lerdir kim ol vilâyetlerde düşen da‘vâları baş vornik dinler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 107b ·
metinde göster ·
… i ve Erdel vilâyeti ve Bender hudûdlarına varınca düşen da‘vâları ikinci vornik
dinler
.
Andan ikinci vornik, ya‘nî vilâyetin nısfından tâ Hotin kal‘asına ve nehr-i Turla kenârı ile tâ Leh vilâyeti ve Erdel vilâyeti ve Bender hudûdlarına varınca düşen da‘vâları ikinci vornik dinler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 107b ·
metinde göster ·
… Alî Dede mağârâsının sağ tarafında pinhân olup cemî‘i eylediğimiz musâhabetleri
dinlerler
imiş.
"Allâh'a ısmarladım" deyüp azm-i râh edüp orduya gelirken meğer benimle giden üç nefer yârânlarım Alî Dede mağârâsının sağ tarafında pinhân olup cemî‘i eylediğimiz musâhabetleri dinlerler imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 299b ·
metinde göster ·
… im. Ve İslâm diyârı kadar harâbâbâd görmedim. Kefere ve fecere-i müşrikîn bâtıl
dinleri
Y 61a üzre cân verüp kenîselerin ma‘mûr ederler. Ve mâlından bir fülüs-i ahme …
"Bu hakîr-i cihân-keşt im’ân-ı nazâr ile ekâlîm-i seb‘ayı temâşâ etdiğim yerlerde kâfiristândan ma‘mûr bir dâr [u] diyâr görmedim. Ve İslâm diyârı kadar harâbâbâd görmedim. Kefere ve fecere-i müşrikîn bâtıl dinleri Y 61a üzre cân verüp kenîselerin ma‘mûr ederler. Ve mâlından bir fülüs-i ahmer ekl etmeğe İsvet Nikola'dan ve Meryem ve Îsâ Peygamber'den havf ederler. Ammâ bizim ulemâ ve sulehâ ve hâkim ve mütevellîlerimiz vakfullâhları ‘Vakfiyyesi vardır, ye demişler’ deyü mâl-ı vakfı yeyüp giderler. Ve seyr [ü] temâşâ etdiğimiz Q 31b diyârlarda niçe niçe kerre yüz bin mâl-ı hazâyin sarf olunmuş beytullâhlar ve mesâcid-i vakfullâhlar harâb [ü] yebâb der-i dîvârları türâb olup yatırlar. Lâyık-ı Muhammedî bu mudur ki gayret-i dîni gözetmeyüp kefere kadar gayret etmeyüp ol güzelim ma‘bedhâneleri harâb etdikleriyçün ‘Kanı gayret-i İslâm?’ deyü zâlimlere menkûş-ı pend-i hûş olsun içün bu kenîseleri bu gûne tahrîr etdik. Yohsa müşrikînin midhati içün tahrîr olunmamışdır" ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y60b–Y61a ·
metinde göster ·
… şehridir ammâ hayli zarîf ü pür-ma‘rifet fasîhü'l-lisân ve belîgu'l-beyân sözün
dinler
me’âl ve hâl anlar çelebileri vardır. Ve Işıklı şehri olmağile Işıklı âşıkların …
Ve mekteb-i sıbyânı ve hammâmı ve hânı ve bir kaç dükkânı vardır, ammâ bezzâzistânı yokdur. Ve tabbâğhânesi çârsûnun altında büyük Akgöz bınarı yanındadır. Bu nehir Menderes nehrinin başıdır. Bu şehrin bâğı ve bâğçesin rey eder. Ve âb [u] hevâsı hûbdur. Mahbûb u mahbûbesi merğûbdur. Gerçi Türkistân şehridir ammâ hayli zarîf ü pür-ma‘rifet fasîhü'l-lisân ve belîgu'l-beyân sözün dinler me’âl ve hâl anlar çelebileri vardır. Ve Işıklı şehri olmağile Işıklı âşıklarına aşk olsun. Pür-şevk ve ehl-i zevk âşıkları vardır. Ve ekseriyyâ ahâlîsi sipâhdır, zîrâ hussânü'l-ciyâd misilli küheyl atları olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y96a ·
metinde göster ·
: Işıklı kazâsı nâhiyesidir ve (---)(---) hâkimidir. Ve şehri bir düz yerde vâk …
Kasaba-i Dinler: Işıklı kazâsı nâhiyesidir ve (---)(---) hâkimidir. Ve şehri bir düz yerde vâki‘ olmuşdur kim cümle altı yüz toprak sütûhlu hânelerdir. Ve cümle (---) mahalle ve (---) mihrâbdır. (---) câmi‘i (---)(---)(---) mâ‘adâ mesâcidlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y96a ·
metinde göster ·
… taşra iskemle odasıdır. Dîvân günleri paşa bunda sâkin olup şakîlerin şikâyetin
dinler
iken revzeni Sarây meydânına nâzırdır. İki revzeni dahi Gavrî dîvânhânesine nâz …
Andan taşra iskemle odasıdır. Dîvân günleri paşa bunda sâkin olup şakîlerin şikâyetin dinler iken revzeni Sarây meydânına nâzırdır. İki revzeni dahi Gavrî dîvânhânesine nâzırdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y83b ·
metinde göster ·
Ve huzûruna gelen şakîler karnı üzre ya‘nî yüzü koyu yatup da‘vâ eder. Müdde‘in aleyh dahi yanına gelüp ol dahi yüzü üzre yatup melik yanında kadıları da‘vâ dinler. Ammâ gâyet fâzıl ulemâ-yı Mâlikî'dir, zîrâ Berberistân Sûdân diyârları cümle Mâlikiyyü'l-mezhebdir. Kadının ismi Şefî‘üddîn, sultânları Melik Kakan, vezîri Kanfin'dir, ve defterdârı Dâbir Kan'dır, kâtibi Birrânî Kan'dır, şehir hâkimi Sirdim'dir, bevvâbları Hâcib'dir. Askerî tâ’ifesi Sülâm'dır kim cümle üç kerre yüz bin kara zâğî Urbâna mâlikdir, ulûfeleri yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y413b ·
metinde göster ·