… nde iki bin aded buğday ve arpa ve darı ve çavdar kuyuları var kim ağızları dar
dipleri
vâsi‘ yüzer aded âdem alur zîr-i zemînlerdir. Bunda dahi aslâ bâğ u bâğçe ve bi …
Bu Özü kal‘alarının kıble tarafına beş yüz adım gidüp ceng mahallinden alarka beş yüz aded saz örtülü kefere-i Eflâk ve Boğdan evleridir ve cümle iki yüz aded halaş ve çalaş ve balaş ve palaşdan ve saz ve kamışdan mebnî dükkânlardır. Aslâ kârgîr binâ yokdur, zîrâ her bâr ceng olup Kazak kâfiri gelüp yakar, ammâ bu dükkânların çoğu bozahâne ve meyhâneler ve at değirmenleridir ve yedi aded çalaşdan mebnî hânlar ve yüz mikdârı sehel metîn binâ olunmuş mahzenlerdir kim bunlar cümle toprak örtülü imâretlerdir. Ve bu mahallin zemîni sehel mürtefi‘ olmağile zîr-i zemînde iki bin aded buğday ve arpa ve darı ve çavdar kuyuları var kim ağızları dar dipleri vâsi‘ yüzer aded âdem alur zîr-i zemînlerdir. Bunda dahi aslâ bâğ u bâğçe ve bir ağaç yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 55b ·
metinde göster ·
lağım yerleri arayup kal‘a dîvârları üzre davullar koyup davullar üzre daru ve …
Ammâ ertesi ale's-sabâh gördük kim kâfirin meterisleri üzre yetmiş yerde yetmiş aded gûnâ-gûn haçlı peykerler nümâyân olup her biri birer hatman u hotmana alâmetdir kim her hatman kolunda birer ikişer hurde şâhî toplar atılup cemî‘i küffâr bir ağızdan "Yajuj Yajuj" deyü çağırup aslâ tabıl çalmamışlar iken ertesi gün torompete ve dankiyo tulumların ve düdükleri ve nâkûs-ı erganonların çalup kara günlük râyihası cihânı mu‘attar edüp bildik ki {kâfirin} henüz imdâd-ı azîmleri gelüp topların atdıkça zerre kadar Özü kal‘asına zarar isâbet etmediğinden derûn-ı hisârda mahsûr olan guzât-ı muvahhidîn hamd edüp cümle paşalı sekbân [u] sarıca yiğitleri kırkar ve ellişer dirhem tüfengleri bir darbdan mazgal deliklerinden kotardıkça küffâr taşrada kurşumu yeyüp meterislerinden baş gösteremezlerdi, lâkin anların lağım hîlesinden havf edüp kal‘anın içinde dîvâr diplerinde lağım yerleri arayup kal‘a dîvârları üzre davullar koyup davullar üzre daru ve buğday döküp lağım hîlesi gözedirdik. Eğer küffâr kal‘a temelin kazup lağım ederse davullar üzre darılar kâfirin külüngi darbından sıçraşırlar. Hamd-i İlah eyle bir lağım hîlesi duyulmadı, ammâ gün be-gün kâfir kırıldıkça anlara nehr-i Özü ile imdâd ve zahîreleri gelmede, ammâ bize imdâd gelmeyüp zahîremiz tükenmede. Ve küffâr nehr-i Özü'den kal‘a içine giren su yolun bulup kesdi. Bi'z-zarûrî kuyulardan acı suları nûş {ederek} benî Âdem hayâtda olmağı ferâmûş edüp sekbân ve sarıcaların ve paşalıların atları acı su içmeden karın ağrısına uğrayup at sâhiblerinin başlarına cihân dâr-ı cahîm oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 58a ·
metinde göster ·
Andan cümle guzât bî-bâk ü bî-pervâ taburun şarampav
diplerine
varup tabura bin yerden mütecâviz yerlerden âteş urmağa başladılar. Ve asâkir-i …
Andan cümle guzât bî-bâk ü bî-pervâ taburun şarampav diplerine varup tabura bin yerden mütecâviz yerlerden âteş urmağa başladılar. Ve asâkir-i deryâ-misâl mûr mâra üşür gibi tabura üşüp yer yer tabur üzre sarmaşup tırmaşup taburun niçe yerlerin mülk edüp tabur üzre küffâra kurşumu bârân-ı la‘net gibi yağdırdılar, ammâ bu mahalde çok fetâlarımız şehd-i şehâdet câmın nûş etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 21a ·
metinde göster ·
Ve havâle olan binâları hammâm kubbesi gibi ve dahi bunun kayaları
dipleri
ince ince olup bu kal‘ayı muhâsara etseler ol kayaları birer san‘at ile kal‘a ü …
Ve havâle olan binâları hammâm kubbesi gibi ve dahi bunun kayaları dipleri ince ince olup bu kal‘ayı muhâsara etseler ol kayaları birer san‘at ile kal‘a üzre uçursalar kal‘ayı harâb u yebâb edüp aslâ lağım atmağa ihtiyâc olmazdı, ammâ mel‘ûn kâfir-i dûrbîn-fikr bu havâle kayalarının havfından kal‘anın şarkîsi ve kıblesi tarafların gâyet metânet üzre kat-ender-kat edüp niçe havâle kayalarının önlerine "Kayalar kal‘aya uçmasın" deyü Şeddâdî dîvâr-ı sedd-i üstüvârlar çekmiş ve ol taraf kal‘asın metânet üzre etmiş ve "Niçe kayaları zincîrler ile bağlamış" dediler, ammâ görmedim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 157b ·
metinde göster ·
… gülleleri ve cemî‘i artık kalan topları sokaklarda tahta kaldırımlar üzre dîvâr
diplerine
komuşlardır, zîrâ bir yerde gülleler ve toplar dursa ağırlığından batar gider. …
Ve cümle tarîk-i âmları tahta döşelidir, zîrâ bu şehrin altı batak cunbuldur. Ve cemî‘i top gülleleri ve cemî‘i artık kalan topları sokaklarda tahta kaldırımlar üzre dîvâr diplerine komuşlardır, zîrâ bir yerde gülleler ve toplar dursa ağırlığından batar gider. Ol ecilden topları ve gülleleri sokaklara döşemişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 181b ·
metinde göster ·
… ded Yahûdî mahallâtları vardır. Bunlar iskele kapusunın iç yüzünde hisâr dîvârı
diplerinde
sâkinlerdir kim ne‘ûzü billâh hakkâ ki Çufud hâne-i menhûslardır, ammâ şehrin ç …
Ve cümle elli altı aded Yahûdî mahallâtları vardır. Bunlar iskele kapusunın iç yüzünde hisâr dîvârı diplerinde sâkinlerdir kim ne‘ûzü billâh hakkâ ki Çufud hâne-i menhûslardır, ammâ şehrin çârsû-yı bâzârının güzîde yerlerindedirler, ammâ kesîf yerleri vardır. Ammâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 228a ·
metinde göster ·
… er direkler olduğu kayalar altında ya‘nî deniz kenârında olan yarlar ve kayalar
diplerinde
niçe âb-ı hayât sular vardır, ammâ biri aceb kaynak-ı azîmdir. Değme âdem ol ka …
Ve bu cây-ı ma‘hûdede niçe bin vîrân kenîseler ve hân ve hammâm ve kubâb-ı azîmler ve tâk-i Kisrâlar var kim âdem anların vasfın tahrîr etmeğe âcizdir. Ve mezkûr mermer direkler olduğu kayalar altında ya‘nî deniz kenârında olan yarlar ve kayalar diplerinde niçe âb-ı hayât sular vardır, ammâ biri aceb kaynak-ı azîmdir. Değme âdem ol kaynak suyu bilmez, denizde kaynar, deryâdan yukaru kubbe gibi atılır, âb-ı hayâtdır. Tâ gemilerle üzerine varmayınca bilinmez. Yanına varınca kaynadığından ma‘lûm olur, zîrâ bir yerlü kayadan 256a atılup çıkar. Keştîbânlara su lâzım olursa bu mahalde tâ burunun ucunda bu kaynak suyun yoklayalar, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 255b–256a ·
metinde göster ·
… lağımlar etmiş. Ve aslâ beri İslâm askeri tarafından bir vecih ile kal‘a temeli
diplerine
lağımlar varmak muhâl idi. Ve lağımlar varsa da kal‘anın cemî‘i temelleri yalçı …
Ve bu handak içinde kal‘anın temeli dîvârı dibinde dâ’iren-mâdâr kara tarafın ihâta etmiş bir kat yığılı topraklar vardır. Anlar dahi yere berâber onar arşın yüksek tabyacıklardır, ammâ bölük bölük değildir. Hemân kal‘a dibin çepçevre ihâta etmiş yığılı toprakdır kim kâmil yigirmi adım enlidir. Ve bu yığın toprakların altları dahi serâpâ sıçan yollu lağımlardır kim ta‘bîr ü tavsîf olunmaz. Ammâ la‘în küffâr bu yığılmış toprak siperleri kal‘a temeli önüne ol mülâhaza ile etmiş kim eğer Türk handakdan hâric olan tabyaları üç yıla dak alup handak içine gelüp kal‘a 311b temeline gelüp lağım ederse Türk'ün lağımları bulunsun mülâhazasıyla bu siper tabyaları edüp altlarına kâmil bin aded sokak sokak lağımlar etmiş. Ve aslâ beri İslâm askeri tarafından bir vecih ile kal‘a temeli diplerine lağımlar varmak muhâl idi. Ve lağımlar varsa da kal‘anın cemî‘i temelleri yalçın kanara kayalar üzre varınca kazup kal‘a temellerin bırakmış.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 311a–311b ·
metinde göster ·
birer mermer kürsî üzre ağızları bâlâda ammâ falya ve ağızları mesdûd olduğunda …
Hamd-i Hudâ kırk yıldan sonra görmek müyesser olup hakîkatü'l-hâl cümlesi şâhî tuç toplardır. Üzerlerinde binâ yokdur. Dipleri birer mermer kürsî üzre ağızları bâlâda ammâ falya ve ağızları mesdûd olduğundan bir ferd-i âferîde toplar idiğinden haberdâr değillerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y345a ·
metinde göster ·