çıkup cümle çarmıh ve ablı ve kazlı ve göncük ve ıstaca ve kornal ve cümle yelk …
Âhir cümle Cezâyirli bir ağızdan sadâ-yı Allah Allah'a rehâ buldurup bir yaylım dahi top u tüfenk urup kıçdan başdan kâfir gemilerine girüp fi'l-hâl dal-kılıç çarmıhlara ve kâfir direklerine çıkup cümle çarmıh ve ablı ve kazlı ve göncük ve ıstaca ve kornal ve cümle yelken âletlerin balta ve kılıçlar ile kesüp ezânlar tilâvet edüp kâmil bir sâ‘at dahi küffâr anlar içre cenk edüp ibtidâ Felemenk gemisi feth oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 41b ·
metinde göster ·
… rüp böyle kelle nakılları ederiz!" dediler. Paşa hayretde kalup hakkâ çam ağacı
direklerine
kellelerden servler ve kulleler etmişler kim ve mine'l-acâ’ib idi.
Ale's-sabâh bu mahalle Van'ın cemî‘i a‘yân u eşrâfları istikbâle çıkup ale's-seher bir alây-ı azîm ile sene 1065 Şevvâl'inin dördüncü günü cemî‘i asâkir-i İslâm ile mansûr u muzaffer Van'a dâhil olurken kal‘a-i Van-ı kaviyyü'l-bünyân-ı celîlü'ş-şân top şâdumânîsinden murg-ı semender-vâr âteş-i Nemrûd içre kalup bir yaylım tüfeng-i pür-ceng atılup ale'l-akîb derûn-ı kal‘adan bir gülbâng-ı Muhammedî sadâsı istimâ‘ olup sadâ-yı Allah Allah evce peyveste olıcak Süleymân Hân'ın Kesik nâm topun bir kerre atup sahrâ-yı Van lerzân oldu. Van kal‘asına girerken kal‘a-i Van'ın dâ’iren-mâdâr burc u bârûları ve dendân-ı bedenleri niçe yüz bin sancağ u bayrağ ve tuğ u alem ve filandıra bayraklar ile zeyn olmuş ve beş bin aded kelleler nîze ve sekü ve cidâ ve hıştlar üzre ârâyiş-i nîze olup kelleler ile kal‘a ebdânların zeyn etmişler. Paşa "Bre bu kelleler nedir?" dedikde "Sultânım, hân cenginde kırdığımız kellelerdir kim kânûn-ı Van üzre getürüp böyle kelle nakılları ederiz!" dediler. Paşa hayretde kalup hakkâ çam ağacı direklerine kellelerden servler ve kulleler etmişler kim ve mine'l-acâ’ib idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 283a ·
metinde göster ·
… e yine mâh-ı Safer'in (---) günü Sadrıa‘zamın kuburu önündeki Acem lağımlarının
direklerine
âteşler edüp kal‘anın ol tarafından dahi beş yüz hatve kal‘a dîvârı münhedim ol …
Ve yine mâh-ı Safer'in (---) günü Sadrıa‘zamın kuburu önündeki Acem lağımlarının direklerine âteşler edüp kal‘anın ol tarafından dahi beş yüz hatve kal‘a dîvârı münhedim olup tekrâr Ali Paşa-yı kerrâr kolundan yürüyüş olup kıyâmet kopup kâmil üç sâ‘at neberd-i azîm olup hamd-i Hudâ Aktabya nâm sedd-i İskender-i benâm feth olup cümle guzât tabya-i azîmin topraklı dağı üzre meterise girüp cânib-i erba‘asına handaklar kesüp tabyayı milk etdiler. Ve cânib [ü] etrâfın sancağ u bayraklar ile tezyîn edüp tabya üzre olan kâfirin topların bu kerre kal‘a içine çevirüp kal‘anın derûnun döğmeğe başladılar. Hattâ vakt-i asırda orta ta‘âmların tabya üzre tenâvül etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 117a ·
metinde göster ·
… ın alaylarında niçe yüz binden mütecâviz hurde şem‘-i kâfûrîleri serv gibi gemi
direklerine
zeyn-i çerâğân edüp niçe yüz yerde böyle işâreleri yakup şehrin içi muzlim iken …
Bir zamândan sonra alay içinde on iki bin avretlerin murassa‘ taht-ı revânlar üzre oturdmuşlar ve her bir taht-ı revânları küffârlar götürdmüşler ve her bir beğ karılarının alaylarında niçe yüz binden mütecâviz hurde şem‘-i kâfûrîleri serv gibi gemi direklerine zeyn-i çerâğân edüp niçe yüz yerde böyle işâreleri yakup şehrin içi muzlim iken gûyâ rûz-ı rûşen olup ubûr etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 152a ·
metinde göster ·
… olata Varoşu ve Beşli Varoşu ve Uzun Varoş'un kapularının yemîn ü yesârında çam
direklerine
servî gibi dizilmiş küffâr kelleleri gûyâ nakıl-ı sûr-ı zifâfdır ve lâşe-i murd …
Bu gazâ-yı meserretde kırk yedi bin küffâr kırıldı ki sicilde mastûrdur. Ve hâlâ Polata Varoşu ve Beşli Varoşu ve Uzun Varoş'un kapularının yemîn ü yesârında çam direklerine servî gibi dizilmiş küffâr kelleleri gûyâ nakıl-ı sûr-ı zifâfdır ve lâşe-i murdârları Bağdala ovasında yedi yerde hunkalar, ya‘nî depeler yığılmışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 13a ·
metinde göster ·
… birer ağaçdan oyulmuş balık çırnıklarına ve at leşleri ve sığır leşleri ve gemi
direklerine
deve ölülerine binüp ellerinde yılan ve evrenler ve ipler ve âdem ve at ve deve …
Anı gördük, hemân Obur dağı ardından Abaza sehereleri köklerinden kopmuş dıraht-ı azîmler üzre ve küpler ve tekneler ve hasîrlar ve araba tekerlekleri ve fırın söykeleri ve niçe bin gûne eşyâlara binüp ber-hevâ uçarak Obur dağı üzre geldiler. Hemân biri bizim Çerkezin Habeş dağı içinden niçe yüz aded saçların dağıtmış fîl dişleri gibi dişleri taşra çıkmış gözlerinden ve burunlarından ve kulakları ve ağızlarından gemi direkleri gibi âteşler hevâya saçılup her biri birer ağaçdan oyulmuş balık çırnıklarına ve at leşleri ve sığır leşleri ve gemi direklerine deve ölülerine binüp ellerinde yılan ve evrenler ve ipler ve âdem ve at ve deve kelleleri ile hevâda uçarak Abaza seherel[er]i ve bu Çerkez oburları gök yüzünde birbirlerine girüp ol gece bu iki kavmin câdûları ber-hevâ eyle ceng [ü] cidâl ve harb [ü] kıtâl eylediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 151b ·
metinde göster ·
çıkup cümle küffârın çarmıh ve halat alatların baltalar ile kesüp kâfirin yelke …
Hemân sâ‘at bizim beş pâre Cezâyir galyonlarının kapudanaları ve paturunaları ve iryaleleri kâfir üzre tıramola edüp tarfetü'l-ayn içre müslim ve gayri müslim galyonları birbirlerine sarılup birbirlerine eyle top ve kumbara ve muşkat urup sadâ-yı Allâh Allâh istimâ‘ olunur, ammâ mendirek kullesinden temâşâ ederiz, ammâ tarafeynin top ve tüfenglerinin dûd-ı bârûd-ı siyâhından gemiler aslâ görünmez, ammâ bir ceng [ü] cidâl [ve] harb [ü] kıtâl oluyor kim zemîn ü âsımân dir dir ditreyüp durur. Bir sâ‘at murûrundan sonra bir bâd-ı nesîm İslâm tarafına esüp cümle gemiler râygân olup meğer cümle guzât kâfir kalyonlarına girüp direklerine çıkup cümle küffârın çarmıh ve halat alatların baltalar ile kesüp kâfirin yelkenleri cümle deryâya düşüp cümle guzât küffârın gemileri içinde kılıç urup Allâh demede. Ve yine ceng-i savaş-ı perhâş olmada. Hikmet, rû[z]gâr bunlar[ı] Moton kal‘asına doğru sürüp getirdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 270a ·
metinde göster ·
kisve-i şerîfi ihâta edüp ana göre dikerler, ba‘dehu Ka‘beye götürüp râst gelir …
Andan esnâfbaşılar andan kisve nâzırı ile emîrü'l-hac kethudâsı ve kisve emîni paşadan Kara Meydân'da geydükleri hil‘at ile at başları berâber enselerinde müsellah u müzeyyen iç ağaları ve dahi akîblerinde emîrü'l-hac paşanın mehterhânesi ve köslerine turralar urulup ubûr edüp Mısır içinde âdem deryâsı temâşâ edüp izdihâm-ı azîm sökerek kisve-i şerîfi İmâm Hüseyn makâmına varup kisve-i şerîfi ve sâ’ir mühimmâtları anda koyup yedi gece anda cemî‘i ulemâ cem‘ olup ihyâ ederler. Ve kisve-i şerîfin asdarların ve kolanların dikerler. Zîrâ meşhed-i Hüseyn'in cirmi hemân Ka‘be-i şerîf cirminde olduğunda Meşhed câmi‘inin direklerine kisve-i şerîfi ihâta edüp ana göre dikerler, ba‘dehu Ka‘beye götürüp râst gelir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y198b ·
metinde göster ·