… bir dehşet gelüp bir bîm [ü] haşyet ârız olup vücûdum berk-i hazân gibi dir dir
ditredim
. Bildiği bed-du‘âları hedef-i icâbetde vâkı‘ olup bir kerre âh-ı serd çeküp hem …
{Tetimme-i menâkıb-ı eş-Şeyh Hazret-i Bardaklı Baba}: Mezkûr beldenin kurbunda Bardaklı Baba nâm bir azîz-i hümâm ziyâreti var. Hacı Bayrâm Velî Kuddise sırruhu hulefâlarından imiş. Niçe keşf [u] kerâmetleri zâhir olmuşdur. Cümleden biri, kendiler kifâf-ı nefsleriyçün bardak yaparlarmış ve dâ’imâ tecdîd-i vudû’ içün bir bardak taşırlarmış. Cemî‘î fukarâları ol bardakdan âbdest alup yine bardak mâ’-i zülâl ile leb-ber-leb dururmuş. Hâlâ ol bardak kabr-i şerîfi âsitânesinde maslûb durur. Anınçün Bardaklı Baba derler. Hakîr türbedârın izniyle bardağı indirüp su ile pür eyleyüp teberrüken tecdîd-i vudû’ edem derken, anı gördüm ibrîk mâ’-i zülâl ile memlû. Ammâ üzerinde kırk yıllık gubâr var. Tekye-nişîn ve paşa imâmı ve niçe paşalı bu ibrîğin bu kadar seneden berü mâl-â-mâl durduğuna hayrân kalup türbedâra ve sâ’ir fukarâlara yemîn verdiler kim "Siz bu ibriğe su komadınız mı?" deyü yemîn etdirdiler. Anlar "Hâşâ ve kellâ, kırk elli seneden berü bu kubbede maslûb durur. İşte bu Evliyâ Ağa indirüp teberrüken âbdest alam derken hikmet-i Hudâ ve sırr-ı pîr ibriği dolu buldu". İmâm İbrâhîm Efendi ve gayrı ehibbâ "Evliyâ Çelebi, gel imdi, bu ibriği suyile yine yerine salb idelim" dediler. Taraf taraf ma‘kûldür, dediler. Hakîr tâzelik hasebiyle ta‘assub edüp "Elbette bu azîzin ibriğinden tecdîd-i vudû’ ederim" deyü Bismillah ile şurût [u] kuyûdıyla âdâb-ı vudû’ üzre sünnet-i Resûlullah ve alâ mâ ferazallah'ı icrâ edüp ibrîkden âbdest alup mâ’-i müsta‘meli leğen içinde burca burca âb-ı zemzem gibi kokardı. Ammâ ibrîk ke'l-evvel mâlâmâl durup hayretde kaldım. Paşa imâmı dahi cür’et edüp "Evliyâ Çelebi! Ben de teberrüken âbdest alayım" deyüp ol dahi tecdîd-i vudû’ etdi. El-hâsıl dörd kişi ol bardakdan âbdest alup yine ibrîk âb-ı tâhirle mâlâmâl durup cümlemiz mebhût [u] hayretde kalup yine du‘â ve senâ ile mezkûr ibrîği kubbede yerine salb eyleyüp leğen içre mâ’-i müsta‘meli Şeyh Bekir Dede alup hıfz eyledi. {Ammâ mezkûr ibrîk bir ahmerü'l-levn hâk-i pâkden inşâ olunup ibrîğin karnında âyet, sûre-i (---)Arapça âyeti tahrîr olunup dahi altında hurûf-ı erkâm ile 66622 ve dahi üç kâf ve iki cîm ve bir mîm ve bir kadeh tasvîri ve bir bardak tasvîri var idi}. 352a Hemân hakîr hasbeten lillah pîr-i azîzin rûh-ı şerîfiyçün bir hatm-i şerîfe şürû‘ edüp rûhâniyyetinden istimdâd taleb edüp âşinâlık kesb etdik. Zîrâ merâkıd-ı kibâr-ı kümmelîn ziyâreti hakkında Hazret-i mefhâr-i mevcûdât buyururlar kim hadîs Arapça buyurmuşlar. Hakkâ ki bu hadîs-i şerîf mazmûnunca azîzi ziyâret edüp rûh-ı şerîfinden isti‘ânet taleb edüp kalbim âyînesi jeng-i gamdan mücellâ oldu. Ânî gördüm, âsitâne-i sa‘âdetden taşra kapudan bir hâtûn zâhir olup bir ma‘sûm-ı pâki derâğûş eyleyüp kabr-i azîzin önüne koyup başın açup giysûların târmâr edüp gözün ve yüzün pâre pâre edüp "Oğul!" deyü feryâd etdi. Meğer harbendeler hâtûnun hânesine konup ma‘sûmunu kar üzre atup ol gice merhûm olur. Hâtûnun ardı sıra yine bu ziyârete niçe fukarâ ve zu‘afâlar, balta darbıyle zahmdâr ve ihtiyâr ve sâhib-i vakâr kimesneler hakîr ve hâr olup tekyeye gelüp kabr-i şerîfe girüp eyitdiler "Bak a Bardaklı Baba Sultân'ın Tanrısı! Eğer bunda yatan azîz pîr senin gerçek erin ise bunun yüzü suyuna olsun hey Çalap Allah ve âhir zamân Yalavacı Muhammedü'l-Mustafâ'nın aşkına olsun bize zulm eden bu paşalı celâlîlerini bu günde ve bu sâ‘atde bir belâya uğradup âvânlıklarından kurtulak" deyü ol kadar sağu sağılup Bardaklı Baba'nın kabr-i şerîfi üzre ağlayup tazarru‘ [u] nâlişler ile feryâd u figân eyleyüp bed-du‘âlar etdi kim hakîre bir dehşet gelüp bir bîm [ü] haşyet ârız olup vücûdum berk-i hazân gibi dir dir ditredim. Bildiği bed-du‘âları hedef-i icâbetde vâkı‘ olup bir kerre âh-ı serd çeküp hemân hakîr cümle fukarâ re‘âyâların yanına varup niçesinin destlerini bûs ederek, yüzlerine gülerek yanakların öperek eyitdim "Ey Ümmet-i Muhammed! Ben dahi ol askerdenim. Vallahi paşanın zulme rızâsı yokdur. Ammâ nâçâr baş kurtarmak içün başına bu kadar âdem cem‘ edüp kışda kıyâmetde ne konacak ve ne duracak ve ne yatacak yer vardır. Beddu‘â ana gerekdir kim bu kış ve kıyâmetde bu kadar askeri sizin üstünüze kondurmağa sebeb olan İslâmbol vezîri Ahmed Paşa'dır" deyince cümlesi "Bre gerçek eyitdi" deyü feryâdlar edüp hemân aralarından yüz yaşında bir pîr-i nâtüvân, tâbı ve tüvânı kalmamış ol pîr-i fânî baş açup "İslâmbol vezîri, Çalap Allah kılıcına dûş gele, râhatlığının ve kızanlarının ve kendinin devri döne. Bu yatan gerçek er demine hû diyelim hû" deyü kabir kurbunda sâkin oldular. Ol ihtiyârın hakîr, hakîrânice dest-i şerîfin bûs edüp eyitdim "Sultânım! Ben imâm efendinizin evine kondum. Âdemlerim ve atlarım kar üzre yatup ben bir hayat altında yatarım. Lütf eylen bana ve paşaya bed-du‘â etmen" deyü ricâ eyledim. "Seni biliriz. İmâm sana bulamaç ve yalamaç ve kölemeç aşı getirmiş, kabul edüp aşamışsın. Paşanı da seni de Allah kurudan kadadan ve yavunculu düşden ve aşup yordduğun yirde yaramaz işden sizi Allah saklasın. Ammâ ağaları ve sarıcaları ve sekbânları ve karakullukçulara hemân Çalap Allah belâların vire. Ne deyelim, kor giresi boğazları doydukdan sonra ıssı dama girüp şarâb hörpüldederler ve o kızıl kekremsi başlarına birer çanak çeküp ‘bre ev ıssı, bize kasık mancası getir’ deyü baltalar ile urup avret ve oğlan isterler. Cümle ehl [ü] evlâdlarımızı bir dama dıkdık. Giceyle damım kurdalayup bir yanından delüp avret ve oğlan çıkarmışlar. Hemân anları Allah'a saldık" deyü beddu‘â edüp gitdiler. Hakîr bu hâl-i diger-gûnu görüp "Yâ Rabbî! Sana sığınırım. Benim bu işlerden haber [u] âgâhım yokdur" deyü kabr-i şerîf üzre yine gelüp bir Fâtiha-i seb‘u'l-mesânî kırâ‘at edüp ziyâret-i vedâ‘ edüp doğru Mehemmed Paşa efendimize gelüp bu vâkı‘ât-ı pür-melâli bir bir takrîr etdükde kethüdâsı Alî Ağa'yı çağırup eyitdi "Ne kadar bâr-ı bî-ma‘nî var ise onları bu kurâ halkına yediğimiz zehâ’ir mukâbelesine verüp tesellî-i hâtır eylen" deyü tenbîh ve te’kîd eyledi. Hakîkatü'l-hâl paşanın akrabâlarından Hazînedâr Alî Ağa, re‘âyâların maslahat-güzâr âdemlerin çağırup otak sokakları ve ba‘zı yağ deyyeleri ve niçe eme seme yaramaz taşra kilâr sandukları şekilli şeyler verüp tesellî-i hâtır olur şekilli oldular, ammâ mukaddemâ bed-du‘âları hedef-i icâbete te’sîr eyleyüp netîce-i kelâm Kızılırmak'da bu kadar mâl [u] menâl ve bu kadar halkullah [u] ibâdullah gark olmasının aslı Allahu a‘lem ol fukarâların Bardaklı Baba Sultân'da etdikleri bed-du‘ânın te’sîridir kim Kızılırmak geçidinde ol kadar hasâre ve ol kadar cân-ı azîz-i bî-çâre gark olmamışdır. Kulûb-ı ibâdullaha dokunup bed-du‘â almanın âkıbeti eyle olur, ne‘ûzü billah. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 351b–352a ·
metinde göster ·
… u feza‘ u çeza‘ kopup bir Allah Allah ve bir hay-hûy kim zemîn u âsumân dir dir
ditredi
. Bre nedir aslı, derken hemân bu kadar âdem ayağa kalkıp "Biz paşadan hoşnuduz, …
nassı böyle nâzil olmuşdur. Ve cümle bâr-ı sakîllerimi ve âmedânı ve Cenâb-ı Bârî'nin hazâ’in-i gaybından harâmîler yatağı mezkûr Hacı Baba yediyle ihsân etdüğü eşyâları cümle hânemiz sâhibi veliyyü'n-ni‘am Kederzâde efendimize Allah emâneti koyup yedi aded memlûk-i pür-silâh ile ve bir aded sebük-bâr seyishâne ile kalup ale's-sabâh göç olacak mahalde ânî gördük, sabah namâzında şehr içre bir velvele ve bir gulgule ve bir feryâd u feza‘ u çeza‘ kopup bir Allah Allah ve bir hay-hûy kim zemîn u âsumân dir dir ditredi. Bre nedir aslı, derken hemân bu kadar âdem ayağa kalkıp "Biz paşadan hoşnuduz, cürmü yokdur" derler. Bir fırkası dahi "Emîr pâdişâhındır. Varvar ile birlik olmuş celâlîlerdir, tevâbî‘leri harâmîlerdir". Meğer Paşanın katline hatt-ı şerîf ile hünkâr kapucubaşılarından Mustafâ Ağa kırk kapucuyla gelüp cümle kal‘a kapuların sedd edüp nefîr-i âm dellâlların nidâsın etdirir. Hikmet-i Hudâ, paşa ol gice bir muhavvif ve muhâtara vâkı‘a görüp bir sarrac ile tebdîl-i câme olup birer esb-i tâzîye süvâr olup Seydî Battâl Gâzî pederi Hüseyin Gâzî ziyâretine kal‘a kapusu açılınca tebdîl-i kıyâfet giderler. Ekseriyyâ mu‘tâdı bu idi. Bu kadar halk kapucubaşıyla paşanın sarâyın basup bulamadılar. Şehrin enderûn [u] bîrûnunu ol kadar tecessüs etdiler kim mümkün olup nâm [u] nişânından haberdâr olamadılar. Bu haberi paşa istimâ‘ edüp gayrı şehr-i Engürü'ye dâhil olmayup şehrin şimâli tarafında Erkeksu nâm mahalle varup bir re‘âyâ ile Kethüdâ Alî Ağa'ya bir kâğıd gönderüp bayrak askerlerin 359b istemiş. Berü tarafda paşayı bulmayıcak kal‘a kapuları açılup şehr içre dellâller nidâ edüp "Vây ol paşalının hâline kim bu sâ‘atden gayrı bulunurlarsa mâlları garet olunup kendileri katl olunmasına fermân-ı şehriyârî sâdır olmuşdur" deyü cümle paşalıyı mübâşirler ile nefy-i beled etdiler. Paşalının dahi cân-ı azîzine minnet kim minâreli şehre girmeyeler. Hakîr dahi hâne sâhibimizle vedâlaşup Hacı Bayrâm-ı Velî ve Er Dede Sultân'ı dahi vedâ‘-ı ziyâret edüp Engürü'den cânib-i şimâle 7 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 359a–359b ·
metinde göster ·
… k kal‘asından ol kadar top u tüfeng şâdumânları oldu kim zemîn ü âsumân dir dir
ditredi
.
Evvelâ sene (---) mâh-ı Zilhiccesinde şehr-i Rûmiyye'den çıkınca fakîr hânın gerdeninde tavk-ı la‘net var iken atına bindirüp eşik karnı altından hânın pâylarına demir zencîrler ile bend edüp kırk nefer kimesneyi dahi cümle atlar üzre silsile-i belâ ile gerdenlerinden kayd u bend edüp ol yevm-i nahs-ı müstemirde Rûmiyye'den cânib-i şimâle çıkdığımız mahalde karşudan bir ulu gird-i gubâr evc-i âsumâna peyveste olduğu nümâyân olup içinden bir asker zâhir olup anı gördük, bir azîm Acem askeri nefîr ü kerrenâyları ve köslerin ve dühüllerin döğerek bir azîmü'ş-şân hân-ı İrân gelüp eşik ağasıyla ve kayd ü bend olan Genç Alî Hân ile görüşüp ağlaşdılar. "El-hükmü lillah birâder, hemân güzelce şâh sağ olsun." deyüp alây-ı azîm ile Rûmiyye'ye girdiklerinde Rûmiyye'nin toprak kal‘asından ol kadar top u tüfeng şâdumânları oldu kim zemîn ü âsumân dir dir ditredi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 299b ·
metinde göster ·
… asından ol kadar bin top atdı kim zemîn ü âsumân top-ı kûp sâ‘ikasından dir dir
ditredi
.
Hemân Leh ve Çeh ve Eflâk ve Boğdan kavimleri Tatar gibi kalpak geyerler, ammâ Hân bu İlvov kal‘ası altında ziyâfeti tenâvül ederken İlvov kal‘asından ol kadar bin top atdı kim zemîn ü âsumân top-ı kûp sâ‘ikasından dir dir ditredi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 45b ·
metinde göster ·
… inde meks etdikde Bursa kal‘asından top şâdumânları olup zemîn ü âsumân dir dir
ditredi
.
Andan alay-ı pâdişâh-ı Dârâ ferr azîm alay ile kâmil bir sâ‘at-i nücûmîde segâh makâmında mehterhânesi ve kös-i hâkânîlerin çalarak ubûr edüp bu alayın önünden intihâsına varınca kâmil yedi sâ‘at olup bizzât sa‘âdetlü hünkâr pâdişâh-ı cihânbân serâperdesinde meks etdikde Bursa kal‘asından top şâdumânları olup zemîn ü âsumân dir dir ditredi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 84b ·
metinde göster ·
… în u âsumânı dûd-ı bârûd-ı siyâh kesîf edüp zemînde felek deryâda semek dir dir
ditredi
.
Sa‘âdetlü pâdişâh cümle musâhibleriyle bu kal‘a kurbunda çetr-i mülemma‘ sahâbesin kurup sa‘âdetle karâr-dâde oldukda el-azametullâh bu Anadolu ve karşı Rûmeli kal‘alarından birbirleriyle ceng eder şeklinde kal‘anın zîr [ü] bâlâsı ve burc-ı ra‘nâsından ol kadar toplar atdılar kim zemîn u âsumânı dûd-ı bârûd-ı siyâh kesîf edüp zemînde felek deryâda semek dir dir ditredi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 90b ·
metinde göster ·
… dan ol kadar safâ geldin deyü balyemez toplar atıldı kim zemîn ü âsumân dir dir
ditredi
. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) Andan yine cânib-i kıbleye,
Menzil-i kal‘a-i Kinin: Cümle guzâtları ve a‘yân [u] eşrâfları paşaya karşu alay ile çıkup kal‘adan ol kadar safâ geldin deyü balyemez toplar atıldı kim zemîn ü âsumân dir dir ditredi. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) Andan yine cânib-i kıbleye,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 142a ·
metinde göster ·
… dörd pâre mezkûr kılâ‘lardan hayr-makdem topları endâht olup arz u semâ dir dir
ditredi
.
Zîrâ bu ana dek otuz beş sene seyâhatimde bu tarz [u] tarh ve bu nümâyiş ve bu mehâbet ü salâbet üzre böyle bir sedd-i Kahkahâ kal‘a-i bâlâ görmemiş idim. Hemân cemî‘i asker-i İslâm alay-ı azîm ile Sadrıa‘zamı kal‘a-i Budin altındaki Kile sahrâsında serâperdesinde nüzûl edince yine dörd pâre mezkûr kılâ‘lardan hayr-makdem topları endâht olup arz u semâ dir dir ditredi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 73b ·
metinde göster ·
… olan tüfenglere birer fitilden âteş edince yer ve gök dir dir berk-i hazân gibi
ditredi
. Ve ol mahalde küffârın taşrada ödleri çatladı ve niçeleri milk-i emlâkinden ay …
Hattâ bu kadar kâfirlerin önlerine Kaplan Paşa ve sağ taraflarına sipâhiyândan sağ bölük halkı ve sol câniblerine cümle sol bölük halkı ve ardları sıra Adana paşası eyâleti askeriyle gerüde dündâr olup cümle küffâr kal‘adan sehel alarka oldukları azamet-i Milk Issı Hudâ derûn-ı kal‘adan ve burc [u] bârûlarından ve sahrâ-yı Uyvar'da olan asâkir-i İslâm'dan üç kerre gülbâng-ı Muhammedî sadâsı çekilüp ve üç nevbet orduda ve kal‘ada olan toplara ve cümle gâziyânlarda olan tüfenglere birer fitilden âteş edince yer ve gök dir dir berk-i hazân gibi ditredi. Ve ol mahalde küffârın taşrada ödleri çatladı ve niçeleri milk-i emlâkinden ayrılup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 119b ·
metinde göster ·
… n" deyü ol kadar toplar atup şâdumânlar etdiler kim gûyâ zemîn ü âsumân dir dir
ditredi
. Ve ol gün Sadrıa‘zam Peşte kal‘asın seyr [ü] temâşâ edüp ta‘mîr ü termîme muht …
Altında cümle asâkir-i islâm meks-i hıyâm etdükde eğer kal‘a-i Peşte'den ve eğer kal‘a-i Gerz İlyâs'dan ve eğer kal‘a-i Sedd-i İslâm Budin'den ve eğer kal‘a-i Bârûdhâne'den Sadrıa‘zama "Safâ geldin" deyü ol kadar toplar atup şâdumânlar etdiler kim gûyâ zemîn ü âsumân dir dir ditredi. Ve ol gün Sadrıa‘zam Peşte kal‘asın seyr [ü] temâşâ edüp ta‘mîr ü termîme muhtâc olan yerleriyçün tenbîh ü te’kîdler edüp Budin defterdârının ziyâfetinden sonra serâperdesine gidüp ol gün yine cemî‘i vüzerâ ve mîr-i mîrân tuğları Budin cisrinden ubûr edüp Budin tarafındaki Kile sahrâsında meks-i hıyâm olundu. Ertesi Sadrıa‘zam alay-ı azîm ile Tuna üzre cisr-i kavîden ubûr ederken Budin'in Tuna kenârında Ali Paşa tabyasından ve Peşte'nin Ulama Paşa tabyasında nehr-i Tuna üzre ol kadar sekdirme toplar atdılar kim her bir demir ve taşdan top gülleleri nehr-i Tuna üzre gıjlayup kuş gibi sekerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 136b ·
metinde göster ·
… adar balyemez toplarının sadâları cânib-i şimâlden gelüp zemîn ü âsumân dir dir
ditredikde
giriftâr olan esîrlerimizden su’âl etdikde,
Bu iki kal‘alar birbirlerine yakın olup ikisi de Zirinoğlu'nun hasretü'l-mülûk olan kal‘a-i metînelerinden olup tahtgâh-ı Hersekân-ı segândır. Bu iki kal‘a bu hakîr sene (---) târîhinde Melek Ahmed Paşa Bosna vâlîsi iken Banyaluka şehrinden yetmiş yedi bin guruşluk mâl ile Bihke nâm kal‘amız kapudanını esîrlikden kurtarmak içün Zirinoğlu'na gelüp bu kal‘alarda niçe zamân müsâfir olup murâd [u] merâmımız üzre seyr [ü] temâşâ etmişdik, ammâ şimdiki hâlde Allâhümme âfinâ bu kal‘aların yanlarına varılmayup mâbeynlerinden ubûr ederken birkaç kâfiri dil dutduk. Hemân bu mahalde yetmiş kadar balyemez toplarının sadâları cânib-i şimâlden gelüp zemîn ü âsumân dir dir ditredikde giriftâr olan esîrlerimizden su’âl etdikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 185b ·
metinde göster ·
… l kadar lağımlar ve kumbaralar ve havân taşları atdı kim zemîn ü âsımân dir dir
ditredi
.
Venedik mavunalarının kırkar vukıyye kovuş topu atar gülleleri ve Fransa paturuna ve iryale ve kapudana nâmân galyonları batırdamayan topları ile büryân topların atup galyonları bir yanına dahi tıramola edüp cüyûş-ı müslimîne eyle top gülleleri urdu kim dokunmadık bir hatve yer kalmayup harâb u yebâb olmadık tabyalar ve siperler ve poyatalar ve külbe-i ahzânlar kalmadı. Ammâ hamd-i Hudâ bir yiğidin ayağı mecrûh olup gayri kimesnelere aslâ bir zarar isâbet etmedi. Ve bir tarafdan mel‘ûn kal‘a ol kadar lağımlar ve kumbaralar ve havân taşları atdı kim zemîn ü âsımân dir dir ditredi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 300a ·
metinde göster ·
… in altmış pâre top atup donanmaya şâdımânlar etdiler kim zemîn ü âsımân dir dir
ditredi
.
Hikmet-i Hudâ: Bir hafta içre bu Hunkâr câmi‘inin mihrâbı ve minberi ve mü’ezzinân mehâfili tamâm olup zîr-i zemînlerinde olan medfûn lâşe-i keferelerden tathîr ve cemî‘i kenîselerd[e] mülevvesât-ı müşrikînden tathîr ü termîm olunca donanma-i hümâyûn ile Hanya'dan seksen pâre kadırga ile altun alemli ve altun fenerli ve zer-ender-zer ü zîvere müstağrak olmuş başdarda-i hümâyûn ile ibtidâ Cum‘a gün Kapudan Kaplan Paşa vekîli Hanya vezîri Ankebût Ahmed Paşa donanma ile bile gelüp Kandiye limanında lenger endâht olacak mahalde Kandiye kal‘asından ve liman kullesinden donanma-i hümâyûna safâ geldin deyü bir fitilden bin altmış pâre top atup donanmaya şâdımânlar etdiler kim zemîn ü âsımân dir dir ditredi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 304b ·
metinde göster ·
… asker-i İslâm içinden bir sadâ-yı Allâh Allâh kopdu kim zemîn ü âsumân dir dir
ditredi
. Ve niçe kerre yüz bin tüfeng ve beş yaylım toplar atılup gûyâ cemî‘i dağlar pâ …
Ammâ bizim huccâc dahi bu mahalle geldiklerinde azemetullâh kâmil cümle huccâcın nihâyeti Y 270b üç sâ‘atde ubûr ederken asker-i İslâm içinden bir sadâ-yı Allâh Allâh kopdu kim zemîn ü âsumân dir dir ditredi. Ve niçe kerre yüz bin tüfeng ve beş yaylım toplar atılup gûyâ cemî‘i dağlar pâre pâre oldu. Tâ cümle huccâc ubûr edince bu hây hûy vâveylâ ve debdebe velvele sadâsı munkatı‘ olmadı. Yine böyle hengâme mâbeyninde semîn ü şâtır develerden yetmiş seksen deve kaldıkda deve sâhibleri eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y270a–Y270b ·
metinde göster ·
… kdan ve biri garbdan zâhir olup bu şehr üzre nüzûl edüp mu‘allak durup ikisi de
ditrediler
. Bir hayli ditreyüp ikisi birbirine eyle dokuşdular kim zemîn [ü] âsumân lerzel …
İkinci gece vakt-i nısfu'l-leylde iki yıldız biri şarkdan ve biri garbdan zâhir olup bu şehr üzre nüzûl edüp mu‘allak durup ikisi de ditrediler. Bir hayli ditreyüp ikisi birbirine eyle dokuşdular kim zemîn [ü] âsumân lerzelendi. Ve bu iki yıldızdan niçe kerre yüz yıldızlar çıkup Boruste Y 424a şehri üzre ve sahrâya düşüp nebâtâtı ihrâk etdi. Ve iki büyük yıldızlar yine tulû‘ etdüği merkezlerine gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y423b–Y424a ·
metinde göster ·