… -umûm "Allâh yansuru's-sultân" deyüp feryâd etdiklerinde zemîn u âsumân dir dir
ditrer
. Ve meş‘aleleri içre gûnâ-gûn şükûfelerden sünbül ve erguvân ve lâle ve reyhân …
Bu tâ’ife dahi pür-silâh olup sefere me’mûr cemî‘i vüzerâ ve a‘yânın meş‘alcileri cem‘ olup ellerinde def u kudüm [ve] makrafalara turralar urup ale'l-umûm "Allâh yansuru's-sultân" deyüp feryâd etdiklerinde zemîn u âsumân dir dir ditrer. Ve meş‘aleleri içre gûnâ-gûn şükûfelerden sünbül ve erguvân ve lâle ve reyhân doldurup meş‘al sapların atlaslarla sarup mahmil-i şerîfin ardı sıra sadâ-yı Allâh Allâh ile bu kadar bin âdem ubûr etdikde el-azametullâh kimin cânı var kim vâlih [ü] hayrân olmayup ağlamaya, bu tarîk ile meş‘aleciyân kümesi dahi ubûr ederler. Andan ekmekcibaşı önü sıra,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 161b ·
metinde göster ·
… ler ayaklarında battâl çizmeler ile zemîne püşt-i pâ urduklarında zemîn dir dir
ditrer
ve bu hammâllar usûl ile ayak urup "Yâ Hay" esmâsıyla bir âheng edüp elli kantâ …
Bu Emînönü sırık hammâlları yigirmişer sırık ile yüklere girüp kırk kadar Dâbbetü'l-arz'a benzer herîfler ayaklarında battâl çizmeler ile zemîne püşt-i pâ urduklarında zemîn dir dir ditrer ve bu hammâllar usûl ile ayak urup "Yâ Hay" esmâsıyla bir âheng edüp elli kantâr yükü bir mahadde kaldırır gibi kaldırırlar. Pîrleri Peygâm-ı Alî'dir ve Selmânî'dir. Bunlar bu hâl üzre yükler götürüp alay ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 178b ·
metinde göster ·
… r tâ bu mertebe gürleyüp zemîn [u] âsumân bu âsumânî fişeng lerzesinden dir dir
ditrer
. Böyle üç tabaka biri birinden âlî evce çıkar fişekler yaparlar.
Ve bir gûne hevâyî fişekleri var kim üçer kamışlı üçer kerre hevâya çıkar. Evvelki hammâl fişek üç vukıyye bârûd-ı siyâh ile memlûdur, ana âteş edince evc-i âsumâna çıkup necm-i sağîre gibi nümâyân olurken ana muttasıl bir fişek dahi âteş alup evvelki zemîne düşüp ikinci fişek iki vukıyye bârûd ile hafîf olup ol dahi hevâda âteş alup eflâke çıkar. Bu dahi tamâm olacak mahalde buna muttasıl üçüncü fişek dahi âteş alup öbürü yere düşer. Bu üçüncü fişek eyle çıkar kim tâ verâ-yı ebre girüp içinde demir teller ile demir kinedli badaluçka fişekler içinde keskin İngilis bârûdıyla memlû ol fişek âteş alınca gûyâ bulutlar pâre pâre olup bir sît [ü] sadâ evc-i âsumânda kopar kim ra‘d-ı âsumânî bu fişeng sadâsının yanında bir pişşe cenâhı sadâsıdır. İhtimâldir kim istimâ‘ eden kerrûbiyânlar "Allâhümme ıhfaznâ min âfâti'l-ins" diyeler tâ bu mertebe gürleyüp zemîn [u] âsumân bu âsumânî fişeng lerzesinden dir dir ditrer. Böyle üç tabaka biri birinden âlî evce çıkar fişekler yaparlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 182b ·
metinde göster ·
Bursa şehrinin hâricinde cânib-i şarkında bir mürtefi‘ hevâdâr yirde bir kubbe-i azîm içre medfûndur. Bâb-ı mu‘allâsının kanatları serâpâ gümüş pullar ve gümüş halkalar ve gümüş musanna‘ kuffeller (?) ile müzeyyendir. Ve atebe-i süflâsı dahi bi'l-cümle gümüş eşikdir. Bu kapudan aşağı altı kade[me] taş nerdübân ile âsitâne-i sa‘âdetine nüzûl olunur ve cümle der-i dîvârının enderûn [u] bîrûnu serâpâ ibret-nümûn nakş-ı bukalemûn Kâşî çînidir. Ve pencerelerinin dörd adedi cânib-i garba Bursa sahrâsına nâzır tuc revzenlerdir. Dörd penceresi dahi kıble cânibinde câmi‘ haremine nâzırdır. Ve bu âsitâne içre olan maslûbât mücevher eşyâlar meğer Ravza-i Mutahhara'da ola. Ve bunda olan zî-kıymet ibrişim hâlîceler bir âsitânede yokdur ve kabr-i şerîfin cânib-i erba‘asında niçe yüz altun ve gümüş çerağlar ve mücevher kanâdîller ve kırkar ve ellişer vukıyye gelir zeheb-i hâlis mutallâ şem‘dânlar ve çerâğdânlar ve buhûrdânlar ve gül-âbdânlar ile müzeyyen âsitâne-i münevverdir. (---) Ve sandûka-i şerîfinin cânib [u] etrâfında Yâkût-ı Musta‘sımî ve Şeyh ve Bekrî ve Abdullah-i Kırımî ve Hâlidî ve Demirci Kulu ve Zehebî ve Şeyh ve İbnu'ş-Şeyh Dede Mehemmed ve Karahisârî ve Karahisârî Hasan Çelebisi hattıyla mezkûr hattâtların kelâm-ı izzetleri var kim her biri birer dahme-i Efrâsiyâb değer kelâm-ı izzetlerle müzeyyen olmuşdur. Ve sandûka-i şerîfi zerdûz harîr ile mestûrdur. Ve ser-i sa‘âdetleri mahallinde yeşil imâme-i Hüseynî ile bir mehâbet [u] salâbet üzre âsûdedirler kim âdem bu âsitâneye girdikde berk-i hazân gibi dir dir ditrer. Ba‘zı kimesneler âdâbından içeri girmeyüp ser-i sa‘âdetleri tarafındaki pencereden Fâtiha tilâvet edüp gider. Kabrinin kıble tarafı bir şîrîn câmi‘-i münevverdir. Hareminin cânib-i erba‘ası fukarâ hücreleridir. Ve bir imâret-i it‘âmı var, şeb u rûz ni‘meti âmme-i nâsa mebzûldur. Niçe bin keşf [u] kerâmetleri zâhir olmuş mutasarrıfînden ulu sultândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 238b ·
metinde göster ·
… mertebede kim âdem at üzre, atlar zemîn üzre durmada berk-i hazân gibi dir dir
ditrer
. Ne hâl ise cümle askere alay çavuşları tenbîh edüp ibtida paşanın otak develer …
Menzil-i karye-i Karakeçili: Bu dahi Çorum sancağı hâkinde iki yüz hâneli Etrâk köyüdür. Kızılırmağ'a bir sâ‘at karîbdir. Bu köyde ol gice yine azîm karlar ve dipi ve boranlar olup sekbân ve sarıca haşerâtları cümle ehl [ü] ıyâlleri hânelerinden çıkarup beşikleri ma‘sûmlarıyla kar üzre bırağup kuyuların kazup ve kapu eşiklerin kırup atları seyishânelerin re‘âyâ tennûrlarının başına çeküp Merzifon'dan berü Gümüş'de ve Dankazâ'da olan fezâhat [u] zulümleri Yûsuf-ı Haccâc etmemişdir. Her ne hâl ise ale's-sabâh bu Karakeçili köyünden kalkup Kızılırmağ'ın Çâşnigîr köprüsüne gitmeyüp Karakeçili geçidine gelüp sû’-i tedbîr edüp karşu tarafa geçmek murâd edinüp bir kaç menzil Çâşnigîr cisrine gitmediler. Meğer bî-emân geçid imiş. Gerçi kar teskîn oldu ammâ şiddet-i şitâ ol mertebede kim âdem at üzre, atlar zemîn üzre durmada berk-i hazân gibi dir dir ditrer. Ne hâl ise cümle askere alay çavuşları tenbîh edüp ibtida paşanın otak develeri ve matbah ve dış kilâr ve ahûr ocağı ağırlığı yigirmi aded yarar ehl-i beled kulağuzlar ile vakt-i seherde ba‘zı atlılar dahi ubûr etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 351a ·
metinde göster ·
… kıldan ince eyle Sırat Köprüsü yazmış kim gören âdemin vücûdu berk-i hazân gibi
ditrer
.
A‘râfı dahi bir gûne tasvîr etmiş kim bu dahi bir vech ile ta‘bîr olunmaz. Bir tarafda dahi mîzân ve terâzu ve bir tarafda sırât-ı mustakîmi Sa‘îr âteşi üzre kılıçdan keskin ve kıldan ince eyle Sırat Köprüsü yazmış kim gören âdemin vücûdu berk-i hazân gibi ditrer.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 106b ·
metinde göster ·
… içleri yine bir san‘at ile su dollâbları çekiçleri kırmızı demire urdukda zemîn
ditrer
.
Ve bu Samakov şehrinde ve etrâf nevâhîlerinde cümle yüz on aded demir işleyen kârhânelere bu diyârda samakov derler. Âteş-i Nemrûd'un yakan körüğün on nefer âdem çekemez, su değirmeni körüğü çeküp âteş-i Nemrûd hâsıl olur ve fîl şikemi kadar demir örsler üzre akîk-i Yemenî gibi kırmızı demirler kim âteşden çıkmışdır, ol demirleri üstâd-ı haddâdî birer gûne san‘atlı dollâblar ile kızgın demirleri sindân üzre koyup aynı câmûs kellesi kadar çekiçleri yine bir san‘at ile su dollâbları çekiçleri kırmızı demire urdukda zemîn ditrer.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 40a ·
metinde göster ·
… eşer değildir. Bundan dahi aşağı bakanın zehresi sıyup vücûdu berk-i hazân gibi
ditrer
.
Bu dere evvelki tahrîr 145a olunan derelerden mel‘ûndur, zîrâ tâ şehrin ma‘mûr ve izdihâm yerinde vâkı‘ olmuşdur. Hattâ Hacı Balı nâm bir sâhibü'l-hayrât bu gayyâ deresi üzre bir sırât cisr-i azîmin bir kayadan bir kayaya binâ etdirmiş kim hakkâ ki anı yapmak makdûr-ı beşer değildir. Bundan dahi aşağı bakanın zehresi sıyup vücûdu berk-i hazân gibi ditrer.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 144b–145a ·
metinde göster ·
… îr-i ibret-nümâlar göstermiş kim âdem gördükde vücûdu berk-i hazân gibi dir dir
ditrer
. Hulâsa-i kelâm bu cennet ve cehennem ve a‘râf tasvîrlerinin evsâfları deryâda …
Ammâ üstâd nakkâş yed-i tûlâsını ayân içün bu deyrde bir A‘râf tasvîri etmiş kim bir tarafın gören şâd u handân olur, bir tarafı tasvîrin gören müte’ellim olur. Ve bir tarafda meydân-ı Arasât tasvîrâtların gösterüp binbir ayak bir ayak üzre bir helc ü melc vâveylâ [ve] vâledâ ve feza‘ u çeza‘ {eder} şekilli tasvîr-i ibret-nümâlar göstermiş kim âdem gördükde vücûdu berk-i hazân gibi dir dir ditrer. Hulâsa-i kelâm bu cennet ve cehennem ve a‘râf tasvîrlerinin evsâfları deryâda katre ve güneşde zerre kadar tahrîr ve tavsîf olunmak mümkin değildir, tâ ki ilme'l-yakîn ve ayne'l-yakîn ve hakka'l-yakîn hâsıl etmeyince olmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 61a ·
metinde göster ·
… ve akabeler zeyn olup top u tüfeng ve fişeng sadâsından zemîn ü âsumân dir dir
ditrer
.
Ertesi ale's-sabâh paşa iki üç yüz aded ağavâtlarının herbirin birer Mısır beğine ve yedi bölük ağalarına ve cümle ser-i kârda olan a‘yân-ı devlete gönderüp ziyâfete da‘vet ederler. Anlar dahi her varan ağaya yüzer guruş ve bir çuka ve bir kumâş ihsân edüp Q 216aP 213a kadıasker ve nakîbü'l-eşrâf Y 155a ve Hanefî ve Şâfi‘î ve Mâlikî ve Hanbelî müftîleri ve'l-hâsıl cümle kibâr ulemâ ve sulehâ ve meşâyih ve e’imme ve hutabâya varınca ve yedi bölük a‘yân ağalarına varınca cümle erbâb-ı dîvân ve a‘yân-ı sâhib-unvân cümlesi Ümmü'l-kıyâs kasrına gelüp eyle bir ni‘met-i nefîse ziyâfet olur kim efvâh-ı nâsda yüz kîse masrûf olmuşdur, derler. Kâmil üç sâ‘at bu ziyâfet-i âlî tenâvül olunup ba‘de't-ta‘âm şerbet ve gülâb buhûrlar bezl olunup cemî‘i ehl-i menâsıba yetmiş kuşaklık ve yetmiş a‘lâ ve yetmiş evsat ve yetmiş ednâ hil‘at-ı fâhireleri cümle ehl-i merâtibe geydirüp mansıbları ibkâ ve mukarrer olup anlar dahi mansıblarının küşûfiyyelerin verirler. Zîrâ Nîl kesimi sene başıdır ve paşayı alay ile getüren yedi bölük askerî tâ’ifesine beş kîse-i Mısrî paşa ihsân edüp yine ol gece Ümmü Kıyâs'da paşa sâkin olup sene başı olmağile cümle ağavâta birer bender ağalıkları ihsân edüp hil‘at-ı fâhireler geyüp bugünkü gün ziyâfet paşa kethudâsınındır. Cümle gedik sâhibleri ağalara dahi ziyâfet eder, ba‘de't-ta‘âm paşa kethudâsı bir semmûr kürk geyer ve paşanın mâl-ı küşûfiyyesin tahsîl eder. Ve yine bu gece Mikyâs'da ke'l-evvel kanâdîller ile Eski Mısır ve Mikyâs ve akabeler zeyn olup top u tüfeng ve fişeng sadâsından zemîn ü âsumân dir dir ditrer.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y154b–Y155a ·
metinde göster ·
… çe toplar ve tüfeng ü fişeng ve âteş-i pür-reng atılup zemîn [ü] âsumân dir dir
ditrer
. Ve her hayme ve otaklarda gemi direkleri üzre ikişer üçer bin kanâdîller eşâre …
Ve her şeb niçe bin çadırlardan niçe toplar ve tüfeng ü fişeng ve âteş-i pür-reng atılup zemîn [ü] âsumân dir dir ditrer. Ve her hayme ve otaklarda gemi direkleri üzre ikişer üçer bin kanâdîller eşâre îcâd edüp kanâdîlden şemse ve mühr-i Süleymân ve serv ve şâzrevân ve kasr ve şemse sûretleri edüp encüm-âsâ çerâğân olur. Ve paşanın otağı önünde ikişer gemi direkleri biri biri üzre bağlayup eflâke ser çekmiş, anın tâ zirve-i a‘lâsında gemi ipleri üzre kırk elli bin kanâdîller çerâğân ederler kim şeb-i zulmet rûz-ı rûşen olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y186a ·
metinde göster ·
… ç gün üç gece sabâhlara dak tevhîd [ü] tezkîr sadâsından zemîn ü âsumân dir dir
ditrer
.
Eski Mısır ile Yeni Mısır mâbeyninde bir belîdedir. Her çehârşenbe günü mevlûdu olur. Ammâ senede bir kerre bir azîm ordu-yı bâzâr kurulup niçe kerre yüz bin kanâdîller ile tezyîn olup üç gün üç gece sabâhlara dak tevhîd [ü] tezkîr sadâsından zemîn ü âsumân dir dir ditrer.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y222b ·
metinde göster ·
… dur, acele ile gider. Ba‘zı iri mefret maymunlar vardır, seğirddiği mahalde yer
ditrer
. El-hâsıl gûnâ-gûn maymunlar var kim âdemin aklı gülmeden perîşân olur. Maskara …
Bu sahrâyı kâmil üç günde kona göçe gûnâ-gûn şeyler temâşâların etdik temâşâlar ederek temâşâlar eyledik. Bu sahrâ-yı çengelistânda maymunlar var kim Marzıvan hımârı kadar, biri birine süvâr olmuş, ba‘zısı keçilere süvâr olmuşlar. Beyâz ve alaca ve kızıl ve siyâh ve zincâbî ve mâvî maymunlar var kim hisâbın Perverdigâr-ı Sâni‘ bilür. Ba‘zısı omuzunda nobutu, gûyâ kavvâsdır yâhûd bir işe me’mûrdur, acele ile gider. Ba‘zı iri mefret maymunlar vardır, seğirddiği mahalde yer ditrer. El-hâsıl gûnâ-gûn maymunlar var kim âdemin aklı gülmeden perîşân olur. Maskara mahlûkdur. Hakîr yol üzre üç dâne yavrusun bulup seyishâneler Q 334aP 331a üzre koyup besledik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y434a ·
metinde göster ·