… ltun bulup fukarâya tasadduk eyle!" 157b deyü du‘â ü senâ edüp yine evlâdıyla
divara
girüp gâ’ib olur.
Vakt-i Şâfi‘î oldukda yine dîvârdan ol pîr zâhir olup eydür "Ey oğul, Allah senden râzî olup sa‘âdet-i dâreyne nâ’il olasın. Ben ecinne meliklerinden Asfâ’il nâm melikim. Her çend ki bu hücreye gelüp meks edenlere bu evlâdım emânet verüp giderim. Anlar Allah emânetine hıyânet edüp evlâdıma destdırâzlık ederler. Ben dahi onları katl ederim. Şimden gerü var sana cemî‘i ulûm-ı garîbe ü acîb keşf olup müfti's-sakaleyn olup bu Bâyezîd oğlu Selîm nâm bir hümâm Mısır fâtihi olacakdır. Anınla Mısır'a gidüp anda benim birâderim melikdir. Anda dahi ecinneye sol tarafından, benî Âdem'e sağ tarafından fetvâ verüp şeyhülislâm-ı sakaleyn ol ve dünyâ çirkâbına tama‘ etme. Her sabah seccâden altında biner altun bulup fukarâya tasadduk eyle!" 157b deyü du‘â ü senâ edüp yine evlâdıyla divara girüp gâ’ib olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 157a–157b ·
metinde göster ·
… yn âşûresinde Tebrîz-i dilâvîzde sinesine şerhalar çekdirmiş kim her sırımı nîm
dival
kadar kadar şerhaları var. Ve serinden âfitâbesin çıkarup ser-bürehne olup tâ b …
Ba‘dehû bu cân aşk ile mest olmuş. Yine nefîrin ele alup dem urup Esmâ’ü'l-hüsnâ âğâzesiyle nefîrde savt urup Hayyu'l-Kayyum, el-Vâcidü'l-Mâcid, el-Ahad ve'l-Ferdü's-Samed, el-Kâdirü'l-Muktedir esmâların gösterüp er "Hak Allah dost dost!.." deyü hâmûş-bâş oldu. Hakîr yine vücûdına bakdım, bî-pîrehen sîne-çak bir pâk-abdâl. Sîne-i bî-kînesinde Maktelü'l-Hüseyn âşûresinde Tebrîz-i dilâvîzde sinesine şerhalar çekdirmiş kim her sırımı nîm dival kadar kadar şerhaları var. Ve serinden âfitâbesin çıkarup ser-bürehne olup tâ beynisi üzre bir teslîm dâğı var kim guruş kadar var. Anı göstermeden murâdı şerî‘at ü tarîkat ve hakîkat ü ma‘rifetde kâmil ve sâhib-ayâr olup "Tarîk-i hakka teslîmiz!" deyü teslîm dâğın ayân eyledi. Ve iki bâzûlarında çâryâr-ı güzîn dâğları ve şerhaları ve sol bâzûsunda Deşt-i Kerbelâ dâğları ve sırımları ile müzeyyen bir zırtıl pâk torlak ve parlak ammâ zarrak ve şallak değil ve çârdarb bir mutarraş abdâllığı cümle menâhiyyâtdan müberrâlık alâmetin göstermiş. Zîrâ bıyıkda ve saç u sakalda kaş ü kirpikde aslâ alâkası yok idi, ammâ nûr gibi yüzü berk ururdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 175a ·
metinde göster ·
… ının hattını yüzüne gözüne sürüp ayağa kalkup hakîre hayli ta‘zîm ü tekrîm edüp
Divan
Efendisi Mehemmed Efendi'nin konağına muttasıl hakîre bir menzil ârâste edüp ul …
Mâ-tekaddem sene (---) târîhinde Lipul Beğ oğlu İstifan Beğ'i ender[û]ndan Boğdan beği edüp Burunsuz Kostantin ile bu Yaş şehri altında Tatar ile Burunsuz Kostantin'e bir kılıç urup Yaş şehrine İstifan Beğ hâkim olduğu ve diyâr-ı Boğdan ve vilâyet-i Eflak'ı nehb ü gâret ve harâb [u] yebâb etdiğimiz sene-i merkûmda Yaş şehri evsâfıyla mufassal tahrîr olunmuşdur. Ammâ şimdi bu gelişimizde (---)(---) Beğ'e buluşup Eflak beğinin ve Nigebolı müselliminin mektûblarıyla Beç kal‘asında Nemse kralının bu hakîre verdiği emân kâğızı ve ta‘yînât defterlerin verdikde Boğdan beği Nemse çâsârının hattını yüzüne gözüne sürüp ayağa kalkup hakîre hayli ta‘zîm ü tekrîm edüp Divan Efendisi Mehemmed Efendi'nin konağına muttasıl hakîre bir menzil ârâste edüp ulûfe ve ta‘yînâtlarımız beleğan-mâ-belağ verüp üç gün istirâhat edüp dördüncü gün yol mektûbların boyarlarına ve Bender beğine ve yalı ağasına ve bizzât Tatar Hân efendimize ubûdiyyetnâmeler ile hedâyâlar verüp ve elli aded pür-silâh kefere refîkler ve arabalar verüp bir kîse harc-ı râh ve yüz altun hüddâmlarıma verüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 104b ·
metinde göster ·
geldi dizin çökdi aydur devletlü ḫanuŋ 'ömri uzun olsun beyrek diri olsa on alt …
bir gün ḳızuŋ ḳardaşı delü ḳarçar bayındır ḫanuŋ divanına geldi dizin çökdi aydur devletlü ḫanuŋ 'ömri uzun olsun beyrek diri olsa on altı yıldan berü gelür-idi bir
… gideli aġlamaġum gökde iken yire indi gümbür gümbür ṭavullar dögilmedi aġır ulu
divanum
sürümedi seni bilen big oġulları aġ çıḳardı ḳara geydi ḳaza beŋzer
canum oġul senüŋ-içün sen gideli aġlamaġum gökde iken yire indi gümbür gümbür ṭavullar dögilmedi aġır ulu divanum sürümedi seni bilen big oġulları aġ çıḳardı ḳara geydi ḳaza beŋzer
… it bigler gördiler kim av bozılmış her biri ivlü ivine geldi begil biş gün oldı
divana
çıḳmadı ayaġınuŋ ṣınduġını kimseye dimedi bir gice döşeginde ḳatı ḳatı
ḳapusın örtdi bu yaŋa yigit bigler gördiler kim av bozılmış her biri ivlü ivine geldi begil biş gün oldı divana çıḳmadı ayaġınuŋ ṣınduġını kimseye dimedi bir gice döşeginde ḳatı ḳatı
… ḫlu gelin aldı aġ alınlu bayındır ḫana pencik çıḳardı oġlın aldı bayındır ḫanuŋ
divanına
vardı el öpdi pādişah ḳazan oġlı uruzuŋ saġ yanına aŋa yir gösterdi
ala gözlü oġlına al duvaḫlu gelin aldı aġ alınlu bayındır ḫana pencik çıḳardı oġlın aldı bayındır ḫanuŋ divanına vardı el öpdi pādişah ḳazan oġlı uruzuŋ saġ yanına aŋa yir gösterdi
… ı var-ıdı ulu oġlınuŋ adı egrek idi bahadır delü yaḫşı yigit idi bayındır ḫanuŋ
divanına
ḳaçan istese varur gelür idi
oġuz zamānında uşun ḳoca dirler bir kişi var-ıdı 'ömrinde iki oġlı var-ıdı ulu oġlınuŋ adı egrek idi bahadır delü yaḫşı yigit idi bayındır ḫanuŋ divanına ḳaçan istese varur gelür idi
… eger ḫanum ḳazanuŋ bir oġlançuġı var-ıdı böyüdi yigitçük oldı bir gün ata binüp
divana
gelür-iken bir kişi aydur
at ayaġı külüg ozan dili çevük olur ḳazanuŋ ölüsini dirisini kimse bilmedi meger ḫanum ḳazanuŋ bir oġlançuġı var-ıdı böyüdi yigitçük oldı bir gün ata binüp divana gelür-iken bir kişi aydur
… masun didi didiler ḳazan bu ḫaberi işitdi destmalın eline alup ögür ögür aġladı
divanda
zārılıḳ ḳıldı hep anda olan bigler
sen ṣaġ ol ḫanum beyrek ḥaḳḳa vāṣıl oldı menüm ḳanum aruza ḳomasun didi didiler ḳazan bu ḫaberi işitdi destmalın eline alup ögür ögür aġladı divanda zārılıḳ ḳıldı hep anda olan bigler