… kâtibi ve kethudâsı ve çavuşları cümle ru’ûs-ı hümâyûn ile zabt ederler. Cemî‘i
diyârdan
say yağı ve zeytûn yağı ve'l-hâsıl cümle dühniyyâtdan öşr alup senevî yetmiş yü …
Altıncı, evsâf-ı emânet-i yağkapanı: Ağa bir, neferât üç yüz, kârhâneleri birdir. Galata'da yağkapanı anın mekânıdır, kendisi ve kâtibi ve kethudâsı ve çavuşları cümle ru’ûs-ı hümâyûn ile zabt ederler. Cemî‘i diyârdan say yağı ve zeytûn yağı ve'l-hâsıl cümle dühniyyâtdan öşr alup senevî yetmiş yük akçe iltizâm bir azîm emânetdir. Dîdebânları ve simsârları ve kolcuları ve reftcileri cümle Amr-ı Ayyâr'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 175b ·
metinde göster ·
… r ve ellişer küheylân atları vardır. Ekseriyyâ bu tâ’ife Çingânelerdir ammâ her
diyârdan
âdemler de vardır.
Evvelâ esnâf-ı cânbâzân-ı esb: Neferât üç yüz, kârhâne yüz, pîrleri Kamber-i Alî'dir, yine Alî Velî belin bağladı. Bunlar ankâ at cânbâzlarıdır. Her birinin ıstabllarında kırkar ve ellişer küheylân atları vardır. Ekseriyyâ bu tâ’ife Çingânelerdir ammâ her diyârdan âdemler de vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 178a ·
metinde göster ·
… nede bir kerre Emîr Sultân hazretlerinin "Erguvan Cem‘iyyeti" faslı olup cemî‘î
diyârdan
deryâ-misâl âdem cem‘ olup bir cem‘iyyet-i kübrâ olur kim meşhûr-ı âfâkdır, ta‘ …
Eğer bu hânedânların cümlesin tarz-ı tarhıla ilmimiz lâhık olduğu mertebe tahrîr etsek başka bir sa‘âdetnâme olur. Ammâ bu şehr cümle yüz yetmiş altı mahalle-i müslimîndir ve yedi mahalle Ermeni'dir ve tokuz mahalle Rûm keferesidir ve altı cemâ‘at Yahûdîlerdir ve bir mahalle Kıptîlerdir ve bir mahalle miskînler başka semtdir, Murâdiyye râhı üzredir. Bu aşağı şehr bir düz yerde vâkı‘ olup kal‘a-i bâlâ dâmenine vâkı‘ olan hâneler ve imâretler ve Ulu Câmi‘ semtleri mürtefi‘ yere vâkı‘ olmağıla bir sâ‘at ba‘îd şimâl tarafında Filedâr sahrâsından bu şehre nazar olunsa dâmen-i Cebel-i Ruhbân'da rasâs-ı nîl-gûn ile zeyn olmuş şems-i âteş-tâbın şu‘lesi bu şehre pertev urdukda hân ve hammâm ve mesâcid ve câmi‘-i selâtînlerin ve gayrı hayrat [u] hasenâtların ve yine kurşum örtülü sûk-ı sultânîlerin kat-ender-kat zeyn olduğun âdem görünce hayrân kalır. Zirâ bu şehr, Filedâr sahrâsından acâ’ib mehâbet üzre nümâyândır kim temâşâ etdiğimiz belde-i azîmlerin birine müşâbeheti yokdur ve üzerinde nûr şa‘şa‘a verir bir rûhâniyyetli şehr-i kadîmdir. Zirâ bunda olan kibâr-ı evliyâullah, müfessirîn ve muhaddisîn ve musannifîn gayrı diyâ[r]larda yokdur, illâ meğer Bağdâd-ı behişt-âbâd ola. Ve bu şehrin cânib-i cenûbunda cebel-i Ruhbân[da] kân-ı ma‘den-i âb-ı hayvân vâkı‘ olmağıla ol cebel-i âlîden bin altmış aded ism [u] resmiyle ma‘lûm âb-ı hayât, uyûn-ı câriyeler cereyân ederek bâlâda tahrîr olunan sarây-ı âlîlere kehrîz ve kana (?) ve kanavâtlar ile hâneden hâneye cereyân edüp cemî‘î imâretleri saky edüp uyûn-ı enhârları cârî ve revân bir şehrdir. Vilâyet-i vâsi‘i ma‘mûre ve hadâyık [u] bostânı meşhûre nümûne-i behişt-i câvidânîdir. Ve eşcâr-ı müsmirrâtı ve gayrı müsmirresi ve ezhâr-ı bî-pâyânı, bâ-husus dıraht-ı şükûfe-i erguvânı firâvân olur kim senede bir kerre Emîr Sultân hazretlerinin "Erguvan Cem‘iyyeti" faslı olup cemî‘î diyârdan deryâ-misâl âdem cem‘ olup bir cem‘iyyet-i kübrâ olur kim meşhûr-ı âfâkdır, ta‘rîf ve tavsîfi mümkün değildir. Ancak ol cem‘iyyet-i azîm, rûhâniyyet-i Emîr Sultan ile olur. Böyle bir vâsi‘atü'l-aktâr ve rahîsatü'l-eş‘âr, buk‘aları hûb ve halkı mahbûb u merğûb mezra‘aları vâfir ve berekâtları mütekâsir ve ni‘metleri firâvân ve mâ-i nâbları revân olmuş, hâneden hâneye suları cereyân etmiş şehr-i müzeyyendir kim Anadolu arzında bilâd-ı seb‘anın biri dahi bu Bursa şehridir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 223b ·
metinde göster ·
… anaları ve katran ve ziftleri meşhûr-ı âfakdır. Cemî‘î dünyâya kendir ipleri bu
diyârdan
müstevlî olur. Bu şehrin cenûb tarafında cebel-i sâhil-i Servar garben bahre mu …
Memdûhât-ı Samsun : Dağlarında yaban üzümü, 247b nârdenki ve emrûd turşusu niçe bin fıçı ile İslâmbol'a gelir ve gemi palamarlariyçün kendir ipleri ve gemi gomanaları ve katran ve ziftleri meşhûr-ı âfakdır. Cemî‘î dünyâya kendir ipleri bu diyârdan müstevlî olur. Bu şehrin cenûb tarafında cebel-i sâhil-i Servar garben bahre muttasıldır. Bu şehr bir körfez kenarında vâkı‘ olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 247a–247b ·
metinde göster ·
{Der-sitâyiş-i niheng-i pîl-kûş-ı Bahr-i Haraz}: Andan kalkup yine leb-i deryâ ile giderken temevvüc-i Bahr-i Haraz ile sâhil-i deryâda bir balık düşmüş, kaddi kâmil yüz adım idi. İki başı var, biri kuyruğu yerinde yılan başlı, biri büyük başı ki hammâm kubbesi kadar var idi. Gûyâ tasvîrlerde tahrîr olunan ejdehâ tasvîri başına müşâbih idi. Üst çenesinde yüz elli dendânları var ve alt çenesinde yüz kırk sinni var. Her bir dişi birer zirâ‘ tavîl ve âdem uyluğu gibi kalın dişleri ve fil kulağı gibi gûşleri ve müdevver sofra cirminde gözleri var. Ve cümle vücûdu kunduz tüğü-misâl tüğlü bir mahlûk-ı Hâlık ve bir mehîb ü mefret balık idi. Cümle ehl-i Bakü ve Demirkapu ve kavm-i Şemahı cem‘ olup temâşâ ederlerdi. Hoca Sarı Hân nâm bir seyyâhân-ı Bahr-i Haraz eydür: "Bu Bahr-i Haraz'a mahsûs bir nehengdir kim mellâhân-ı bihâr, bu mâhîye neheng-i pîl-kûş derler. Cemî‘î mâhîler bu balıkdan havf ederler" dedi. Ammâ hakîkatü'l-hâl bu Bahr-i Haraz sâhilinde olan ibret-nümâ bir deryâda yokdur. Hattâ leb-i deryâda ol kadar derya mahlûku kabları ve lâşeleri vardır kim diller ile ta‘bîr olunmayup bir bahr mahlûkuna müşâbeheti yokdur. Çâr-kûşe ve şekl-i muhammes ve topuz gibi başı müdevver ve kuyruğu ince mahlûklar olur. Ammâ mâhî-i kepî ve mâhî-i minâ gûyâ murassa‘ bir zirâ‘-ı mâhîdir. Ve mâhî-i lipâta ve mâhî-i sürhendâm ve mâhî-i sebz ve mâhî-i sîmî ve niçe bin elvân mâhîleri var, amma ma‘lûmumuz olup tenâvül olunan bu gûne mâ’idelerdir. Ve bu Bahr-i Haraz ol diyârın mellâhları takrîri üzre Karadeniz'den bir buçuk kadar vâsi‘dir. Dâiren-mâdâr cirmi dörd bin mildir. Ve bir yire ittisâli yokdur. Başka bir bahr-i azîmdir. Ve Karadeniz gibi içinde aslâ cezîresi yokdur. Cezîre-i ma‘mûreler Akdeniz'e mahsûsdur kim sağîr ve kebîr cümle iki bin kırk cezîrelerdir. Kırkı cezîre-i azîmlerdir. Meselâ; cezîre-i Kıbrıs ve Girid ve Mora ve Rodos ve Midilli ve İlimni ve İstendil ve İstanköy ve Sakız ve Nakşa ve Zanılsa ve Kefalonya ve Cicilya ve Korsika ve Sardilya ve Malta misillü niçe cezîreler vardır. Her birinde beşer onar ve yetmişer seksener mikdârı kılâ‘-ı metînler ve nehr-i azîmler vardır. Ammâ bu Bahr-i Haraz'da bir cezîreli yer yokdur. Ammâ limânları çokdur ve talattum-ı deryâ-yı tebbâsı (?) Karadeniz'den şedîd olur. Tûlunun nihâyeti Fağfûr hududu vilâyetinde nihâyet bulur kim ıklîm-i sâbi‘in nihâyetidir. Garb tarafı diyâr-ı Moskovdur. Şark tarafı Gîlân-ı Acem ve Özbek ve Bulgar ve Kalmâğ ve Çîn ve Fağfûr ve Kazak'dır kim bu Kazak tarafıyla Moskov ma-beyni şiddet-i şitâda bu bahr müncemid olup yedi ay sedd-i yah-bend olup üzerinden Kalmah Tatarları ubûr edüp diyâr-ı Moskov'ı nehb ü gâret edüp esîrlerin Çîn-i Hıta ve Hoten'de fürûht edende bây kişi olurlar. Ammâ bu Gîlân ve Bakü ve Demirkapu ve Türk kal‘aları önünde bu Bahr-i Haraz aslâ donmaz, zîrâ sevâhil taraflardır. Ve bu cânibde bu bahrin nihâyeti Bâbü'l-ebvâb ta‘bîr etdükleri Demirkapu'dan cânib-i kıbleye içeri bir körfezdir. Dağıstân pâdişâhı hudûdunda leb-i Haraz'da Avar ülkesine karîb Türk nehri kenarında Moskov'un Türk kal‘asında bu bahr nihâyet bulur. Kıbleden 315b şimâle tûlânîce vâkı‘ olup tûlı dörd bin mildir. Ve umkı, ka‘rı nihâyeti üç ıskandil boyudur, ya‘nî üç yüz zirâ‘ derin yeri vardır. Ve bu rûy-ı deryâda bin pâre gemileri vardır kim diyârdan diyâra tüccârân-ı berr [u] bihâr götürüp kâr ederler. Ammâ cemî‘î keştîbânları Moskov kâfiri Kazağı şaykalarından havf edüp rûy-ı deryâda azîm ceng-i perhâş ederler. Lâkin bahr-i Esved ve bahr-i Sefîd ve bahr-i Okyonus ve bahr-i Muhît kalyonları gibi azîm karaka keştîleri yokdur. Ancak küpeşteleri kamış sazlı hûrde gemileri ve hûrde mişkât topları vardır. Rûm deryâsı gibi sâhib-i mahâret keştîbânları yokdur. Deryâ üzre neberd-i zevrâk Fireng-i pür-renge ve Âl-i Osmân-ı evrenge mahsûsdur kim gemilerinde ikişer üçer bin asker olup ikişer üçer yüz top çeker karavana kalyonları olup bahr-i Sefîd üzre Fireng ile ceng ederler. Ammâ bu Bahr-i Haraz mellâhları ancak Moskov Kazağ'ı kayıklarıyla ceng ederler. Ez-în-cânib bu Bahr-i Haraz kenarından cânib-i şarka düz sahrâlar içre yine nâhiye-i Müskir'de (---) sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 315a–315b ·
metinde göster ·
… nlar anın temdîh [u] tavsîfinde âcizler idi ve niçe bin erbâb-ı ma‘ârifleri her
diyârdan
ihsân u in‘âm ile getürüp her üstâd-ı kâmil birer gûne mutalsamâtlar peydâ eyle …
Ba‘dehû bu Melik Sincâr mu‘ammer olup pederi Dârâ Şâh intikâlinden sonra müstakil pâdişâh-ı azîmü'ş-şân olup pederinin Rûm keferesi 213b destinde zebûn ve harâc-güzâr olduğunun intikâmın Rûm keferesinden alup İrân u Turan'da ve Ardalân u Sûrân'da ve Kuds ü Şâm ve Yunan'da olan küffâr-ı feccârı kıra kıra cihângîr oldu. Ba‘dehû "Maskat-ı re’simdir" deyü bu cebel-i Sincâr'ı eyle ma‘mûr u âbâdân eyledi kim cemî‘i müverrihân-ı meddâhânlar anın temdîh [u] tavsîfinde âcizler idi ve niçe bin erbâb-ı ma‘ârifleri her diyârdan ihsân u in‘âm ile getürüp her üstâd-ı kâmil birer gûne mutalsamâtlar peydâ eyleyüp yılan ve akrep ve çıyanın vücûdları münkatı‘ oldu idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 213a–213b ·
metinde göster ·
tekmîl-i fünûn etmiş âdemler Bitlîs hânına gelüp eğer her cânibi ma‘mûr kimesne …
Netîce-i merâm fünûnda tekmîl-i pâye edüp yed-i tûlâsın ayân etmişdir. Paşa efendimizle sarâyında on gün tekâ‘üd edüp her gün ale't-tevâlî sabâhdan ta vakt-i gurûba varınca cemî‘i mutrıbân u kışmirân ve bâz-ı bâzân u serbâzân gelüp niçe bin arz-ı kâlâ edüp hândan ve paşadan ihsân alurlardı. Hânın cemî‘i erbâb-ı ma‘ârife ve cemî‘i ulemâya i‘tibâr etdüğinden cemî‘i diyârdan tekmîl-i fünûn etmiş âdemler Bitlîs hânına gelüp eğer her cânibi ma‘mûr kimesne ise ana bâğ u bâğçeli sarâylar ve cevârîler ve bî-had u bîvâye hâneler verüp Bitlîs deresi içinde ol hezârfeni kayd [u] bend edüp tek cemî‘i ma‘rifetin ihdâsı içün hân böyle Cemşîd-hüner olmuşdur. Ve dükeli zamân selîkası ma‘rifet tahsîli tarafına düşmüşdür. Anınçün hâlâ şehr-i Bitlîs erbâb-ı ma‘ârifle pür olmuşdur. Ve hânın mehterhânesinde olan üstâd-ı kâmil zurnazen ve boruzen ve kudümzen ve zilzen bir vüzerâda değil bizzât Âl-i Osmân kârhânesinde yokdur. Zîrâ kendüsü hüner sâhibi ve ilm-i mûsıkîde fünûn-ı asr olmağile küll-i külliyât sahibi ve zencîr yigirmi dörd usullü ve şükûfe-zâr ve sabâ-darb fethiyle çalar peşrev sâhibi üstâd-ı mehterleri var kim gûyâ her biri zurnayı te’lîf eyleyen Cemşîd'dir. Vakt-i ışâda vakt-i Şâfi‘îde âlem ağyârdan bî-haber oldukda fasl etdiklerinde âdem hayât bulur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 229a ·
metinde göster ·
Ba‘dehû Buhtunnasr bu diyârdan tulû‘ edüp Hazret-i Yahyâ aleyhi's-selâmın kanın taleb içün Benî İsrâîlî üzre gidüp Şâm'ı ve Benî Ken‘ân'ı ve şehr-i Sıfet'i ve şehr-i Taberistân'ı ve şehr-i Zağzağî'yı ve şehr-i Askalân'ı ve arz-ı Filistîn'i ve şehr-i Hasan'ı ve Arz-ı Mukaddes'i cümle harâb u yebâb edüp niçe kerre yüz bin Yahûd'un kanın döküp Hazret-i Danyal'ı da şehr-i Sıfet'de bulup anı da kayd ü bend ile esîr edüp hisâbın Hudâ-yı Bîçûn bilir mâl-ı ganâ’imle bu zemîn-i Kazvîn'e gelüp "Makâm-ı Yâfîs Nebî'dir deyü eyle imâr eder kim Hemedân u Dergezîn ve şehr-i Hulvân, bu şehr-i Gazvîn'in birer mahallesi imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 314a ·
metinde göster ·
… ârâyiş-i deh-diyâr ya‘nî on aded şehr-i mu‘azzamaların rûy-ı âbı olmak ile her
diyârdan
birer üstâd-ı kâmil tabîb u cerrâh-ı necîb mevcûddur, ammâ ilm-i hazâkatda Genc …
Ulemâ-yı tabîbân [u] cerrâhân: Bu şehr-i Kazvîn-i ârâyiş-i deh-diyâr ya‘nî on aded şehr-i mu‘azzamaların rûy-ı âbı olmak ile her diyârdan birer üstâd-ı kâmil tabîb u cerrâh-ı necîb mevcûddur, ammâ ilm-i hazâkatda Genc Alî hakkâ ki velîdir ve Cerrâh Levend dahi bî-bedeldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 315b ·
metinde göster ·
… gelince otuz bin yeniçeri kırdı." deyü Sultân Mustafâ Hân'a arz-ı mahzarlar her
diyârdan
geldi. Sene 1032 târîhinde Abaza Paşa üzre {Cığalzâde} Vezîr Mahmûd Paşa'yı kır …
Bu esnâda Acem fürce bulup Bağdâd taraflarında niçe şehirlere istîlâ etmeğe başladı. Beri tarafda Merre Paşa eyle cabbâr oldu kim gûyâ Dahhâk-i Mârî idi. Hatta bir gün dîvânda bir mîr-i mîrânı alâ mele’i'n-nâs aşağı alup bin deyenek urdu ve yine bir gün İzmir'den ma‘zûl bir monlâya dîvânda bin tâziyâne urdu. Cümle ulemâ bu hâl-i pür-melâli görüp Sultân Mehemmed Câmi‘ine cemî‘i ulemâ cem‘ olduklarında Merre Paşa'nın mesmû‘u olup at gemisi maryolundan ve acemi oğlanı eşkıyâlarından on bin mikdârı haşerât cem‘ edüp ulemâyı kırmak fermân eyledikde bu kadar pür-silâh temerrüdîn-i bî-dîn Ebü'l-feth Câmi‘i'nin cânib-i erba‘asından hücûm edüp vakt-i asrdan vakt-i gurûba dek üç bin mikdârı ulemâyı şehîd etdiler. Niçelerin çâhlara ilkâ etdiler. Niçelerin tâ sabâha dek Unkappanı'ndan ve Cübbe Alî kapusundan deryâya dökdüler. Asla biri de deryâya batmayup rûy-ı deryâda şinâverlik ederlerdi. Bu haşeri Anadolu'da Abaza Paşa istimâ‘ edüp Erzurûm'a sapup âsî oldu ve Diyârbekir'de Hâfız Ahmed Paşa da isyân etmeğe âğâze etdi. Ve Abaza Paşa ulemâyı katl eden 335a ve Sultân Osmân'ı şehîd eden yeniçerileri katl etmeğe başlayup "Engürü'ye gelince otuz bin yeniçeri kırdı." deyü Sultân Mustafâ Hân'a arz-ı mahzarlar her diyârdan geldi. Sene 1032 târîhinde Abaza Paşa üzre {Cığalzâde} Vezîr Mahmûd Paşa'yı kırk bin asker ile serdâr edüp Karamazak Abaza üzre me’mûr olan yeniçerilere ağa yerine serdâr oldu ve Engürü'ye vardılar ve Abaza üzre gidemeyüp İslâmbol'a geldiler. Ol sene,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 334b–335a ·
metinde göster ·
Hikmet-i Hudâ ol zamândan berü şehr-i Nasîbîn'de aslâ benî Âdemi sar‘a dutmaz ve sâ’ir diyârdan dutarak dutan âdemi Nasîbîn'e getirseler bi-emrillahi Ta‘âlâ sar‘a zahmetinden halâs olur. Ammâ bu Nasîbîn'in hevâsı eyle sakîldir kim ısıtması âdemi dutarıkdan ziyâde dutar. Rûm u Arab u Acem'de Nasîbîn ısıtması ve Dil Herseki ısıtması dahi meşhûr-ı âfâkdır kim bu iki şehirde serçe[y]i ısıtma dutar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 393b ·
metinde göster ·
mısra‘ı üzre yine sadede gelelim. Ol zamân ki Hazret-i Risâlet'e kırk yaşında nübüvvet geldiği gün ecinne pâdişâhı Sırfeyâîl'in ervâh-ı habîse ve kavm-i şeyâtîn ile da‘vâların fasl edüp şehr-i Nasîbîn'den ecinne kavmin sürüp kavm-i ecinne bir dahi şehr-i Nasîbîn'e girmemeğe ta‘ahhüd edüp gitdilerdi. Hikmet-i Hudâ ol zamândan berü bir sar‘a dutan âdem her kankı diyârdan gelüp şehr-i Nasîbîn'e girse bi-emrillahi Ta‘âlâ dutarıkdan halâs olur. Ammâ hâlâ şehr-i Nasîbîn'in hevâsı eyle beddir kim ısıtması, âdemi dutarıkdan eşedd dutar. Husûsan rub‘ ısıtması diyâr-ı Irâk'da ve diyâr-ı İrân u Turan'da Nasîbîn'in ve Rûm'da İznik Dili Hersek'inin ısıtması serçe kuşun bile dutduğu meşhûr-ı âfâkdır ve's-selâm, temme'l-kelâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 397b ·
metinde göster ·
… kerre yüz bin araba gidüp gelmededir ve beher sene bin beş yüz pâre gemiler her
diyârdan
metâ‘ getirüp götürmede. Yüz yetmiş kîse iltizâm ile gümrük emânetidir.
Ve cümle (---) aded çeşmesârlardır. Hattâ iskele başında Boğdan Beği olan Lepol keferenin bir âb-ı hayât çeşmesi var kim iskele başı olmağile gâyet işler çeşme-i cân-perverdir. Ve bu iskele Rûm ve Arab u Acem iskelesidir kim leb-i deryâda dağlar gibi demir çubukları ve tuz kayaları ve bal fıçıları ve pasdırma çuvalları ve kerastenin envâ‘ları hisâbın Hudâ bilir. Gâyet işlek iskeledir. Niçe kerre yüz bin araba gidüp gelmededir ve beher sene bin beş yüz pâre gemiler her diyârdan metâ‘ getirüp götürmede. Yüz yetmiş kîse iltizâm ile gümrük emânetidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 30b ·
metinde göster ·
… p ganîmet gider. Kili pasdırması gâyet semîn u lezîz ve meşhûrdur. Halkı cemî‘i
diyârdan
cem‘ olmuş garîb-dost tüccâr âdemlerdir. Her şeb müsâfirsiz ta‘âm yemezler. Gây …
Ve bu {kili} şehrin kıblesi tarafında nehr-i Tuna aşrı Yılanlı Ada nâmında bir cezîre-i azîm var kim bir ucu üç konak Tulça'ya ve bir ucu İsmâ‘îl şehrine varır büyük bir cezîre-i mahsûldârdır kim anda her sene kırk elli bin ba‘zı sene yüz bin aded sığır boğazlanup pasdırma edüp cemî‘i diyâra müstevlî olup ganîmet gider. Kili pasdırması gâyet semîn u lezîz ve meşhûrdur. Halkı cemî‘i diyârdan cem‘ olmuş garîb-dost tüccâr âdemlerdir. Her şeb müsâfirsiz ta‘âm yemezler. Gâyet ganîmet şehirdir, ammâ varoşu etrâfında kal‘ası yokdur. 67a Ve a‘yân-ı kibârdan ma‘lûmumuz olandan (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) ammâ ziyâretgâhları ma‘lûmum değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 66b–67a ·
metinde göster ·
… ıssîs idi kim ismine Yaşka derlerdi. Pîr-i fânî olmağile cemî‘i küffâr buna her
diyârdan
nezerâtlar göndererek bin milyon mâl-ı Karûn cem‘ oldukda, bir gün Yaşka nâm bı …
Bu şehrin ibtidâ binâsına sebeb müverrihân-ı Rûm ve Latin oldur kim, zamân-ı kadîmde bu hâk-i mezellet üzre bir ruhbân-ı pîr-i mugân var idi. Hazret-i İsâ'ya yetişüp havâriyyûnlarla hem-celîs ve hem-enîs olduğundan mâ‘adâ hayli mu‘ammer olup Hazret-i İsâ'dan altı yüz yıl sonra Hazret-i Risâlet-penâha yetişmiş bir kıssîs idi kim ismine Yaşka derlerdi. Pîr-i fânî olmağile cemî‘i küffâr buna her diyârdan nezerâtlar göndererek bin milyon mâl-ı Karûn cem‘ oldukda, bir gün Yaşka nâm bıtrîk bilâ-tarîk dalâlet üzre mürd oldukda sâkin olduğu mahalle na‘şe-i murdârın kefereler defn edüp ol mâl-ı Karûn ile üzerine bir manastır-ı kebîr yapup ismine Yaşka Deyri derler. Mürûr-ı eyyâm ile bir şehr-i mu‘azzam olup ol papasın ismiyle müsemmâ olup şehr-i Yaşka'dan galat meşhûr Yaş şehri derler. Ba‘dehû Salsal Kral oğullarından Kovirita nâm Kral bu şehir dahi ziyâde amâr edüp kendüye bir sarây-ı azîm binâ edüp hâlâ beğlerin sarâyı ol kral ismiyle müsemmâ olup mezkûr sarâya Kovirita derler. Vâcibü's-seyr sarây-ı ibret-nümâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 105a ·
metinde göster ·
… r ve Arab u Acem ve Hind metâ‘ları yılda beş altı bin deve ve araba yükleri her
diyârdan
gelüp bu şehirde yük çözülüp yük bağlanup cemî‘i Macar ve Leh ve Çeh ve İsfaç v …
Araba ve develer ile Mısır ve şâm ve Trablus ve Sayda ve Beyrut ve Akka ve İzmir ve Arab u Acem ve Hind metâ‘ları yılda beş altı bin deve ve araba yükleri her diyârdan gelüp bu şehirde yük çözülüp yük bağlanup cemî‘i Macar ve Leh ve Çeh ve İsfaç ve Nemse ve Bosna ve Venedik ve İşpanye vilâyetlerine yükler gidüp gelmededir, zîrâ bu şehir Rûmeli'nin Mısrı'dır ve halkı cümle hisâbî bâzergânlardır. Niçe bin aded halkı ganîmet şehir olduğıyçün sâ’ir diyârlardan gelüp kalmışlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 116a ·
metinde göster ·
… kudret hammâmı beş altı yerde havuzlu ve küçük kubbeli ılıcaları var kim cümle
diyârdan
cüzâm ve ger ve giciyik olan ehl-i derdler gelüp yedi sekiz gün âb-ı germâsında …
Evsâf-ı sun‘-ı Hudâ kavza, ya‘nî ılıca kudret hammâmı beş altı yerde havuzlu ve küçük kubbeli ılıcaları var kim cümle diyârdan cüzâm ve ger ve giciyik olan ehl-i derdler gelüp yedi sekiz gün âb-ı germâsından nûş edüp beş on kerre girse bi-emrillâh ol ehl-i marazın vücûdu dürr-i beyzâya dönüp şifâ bulur. Andan (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 167a ·
metinde göster ·
… e olur? Bir memlekete kim kırk elli bin Tatar iki kerre yüz bin at ile gele, ol
diyârdan
dahi ne umarsın. Bire meded siz hemân Tatar askerin zabt edin. Biz dahi Macar k …
"Ya bu sulh böyle nice olur? Bir memlekete kim kırk elli bin Tatar iki kerre yüz bin at ile gele, ol diyârdan dahi ne umarsın. Bire meded siz hemân Tatar askerin zabt edin. Biz dahi Macar katanalarımızı pek zabt ederiz", deyü cevâb edüp sulh [u] salâh nâme tahrîr olunup elçi paşa eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 66a ·
metinde göster ·
… e niçe bin üstâd-ı kâmil ilm-i hendese ve ilm-i mi‘mârîde kâmil mühendisler her
diyârdan
cem‘ olup mezkûr sarâyın cânib-i etrâfına nev binâ bir varoş-ı ra‘nâ etmeğe tem …
Ve bu sarây-ı ma‘mûr dâ’iren-mâdâr başka iç kal‘a gibi bin adımdır. Ve cânib-i kıbleye nâzır bir ibret-nümâ musanna‘ kapusu var, etrâfı gird-â-gird başka derin handakı içinden nehr-i Tuna cereyân eder. Ammâ şimdi biz anda iken niçe yüz bin küffâr ırgat ve niçe bin üstâd-ı kâmil ilm-i hendese ve ilm-i mi‘mârîde kâmil mühendisler her diyârdan cem‘ olup mezkûr sarâyın cânib-i etrâfına nev binâ bir varoş-ı ra‘nâ etmeğe temel handakları kazup iki yerden kapuları alı komuşlar, biri karada Uyvar kal‘amız hâkine biri garb tarafında nehr-i Tuna kenârına vaz‘ etmişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 75b ·
metinde göster ·
… ânû çehre zenâneleri ve ser-bürehne pâkize kızları seyr [ü] temâşâ edüp yine bu
diyârdan
refîkler alup 7 sâ‘atde ma‘mûr yerler geçüp,
Hikmet-i Hudâ hakîr anda iken cem‘iyyet-i kübrâ günleri idi. Cihânı kara şapkalı ve kelle bağlı, ya‘nî kalpaklı küffâr bâzâr yerin kefereler zeyn etmişlerdi. Üç gün gece bunda cemî‘i gûnâ-gûn kefereleri ve mahbûbe bânû çehre zenâneleri ve ser-bürehne pâkize kızları seyr [ü] temâşâ edüp yine bu diyârdan refîkler alup 7 sâ‘atde ma‘mûr yerler geçüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 99b ·
metinde göster ·
… mâne bâkireler var, bu deyrde ifnâ-yı vücûd etmişler. Ve bunların herbiri birer
diyârdan
gelmişdir kim âlem-i tufeyleliğinde hasta olup babaları,
Ermeni avretlerinin manastırı: Bu dahi vâcibü's-seyr budur kim ol kadar pençe-i âfitâbe merâlî ve gazâlî mukehhal gözlü ve şîrîn sözlü duhter-i pâkîze-ahterler var kim herbiri sûret-i Meryem ve Züleyhâ'dan nişân verir. Cümle üç yüz Mığdisiyye bikirler vardır. Ba‘zıları yüze çıkmış sinni yüze bâlig fertûte-i zâl-i zamâne bâkireler var, bu deyrde ifnâ-yı vücûd etmişler. Ve bunların herbiri birer diyârdan gelmişdir kim âlem-i tufeyleliğinde hasta olup babaları,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y224b ·
metinde göster ·
… olunmuşdur. Meksûr olan bardak yerine biri dahi alınur. Bunların sâhibleri her
diyârdan
surre ve atıyyeleri gelüp vekîl olan kimesne bardakları doldurup huccâc-ı müsli …
Ve bu kubbenin cânib-i erba‘asında niçe bin âb-ı Zemzem bardakları vardır, surâhî kûzelerdir. Anlara Zevrak-ı Safâ derler. Âb-ı Zemzem ile leb-ber-leb edüp rûzgâra karşu durup kesb-i hevâ edince buz pâresi olur. Ve niçe bin surâhî boğazlı bardaklardır. Her biri birer sâhibü'l-hayrâtların hayrıdır. Üzerlerine kırmızı hat ile ism-i sâhibü'l-hayr tahrîr olunmuşdur. Meksûr olan bardak yerine biri dahi alınur. Bunların sâhibleri her diyârdan surre ve atıyyeleri gelüp vekîl olan kimesne bardakları doldurup huccâc-ı müslimîne bezl ederler, aceb hayrât-ı müstetirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y348b ·
metinde göster ·
bir diyâra tüccâr gelse cümle mâlın Çîn pâdişâhına ol bâzergân hedâyâ çeküp Hin …
Bir diyârdan bir diyâra tüccâr gelse cümle mâlın Çîn pâdişâhına ol bâzergân hedâyâ çeküp Hind ü Acem pâdişâhı kulun selâm eyledi, deyü ol bâzergân Çîn pâdişâhı huzûruna bu takrîb ile varup sohbetiyle müşerref olup ol tüccâr avdet mahallinde metâ‘ının yigirmi kat fâ‘idesi mertebesinde metâ‘lar ihsân olunup ol tüccârlar vatanlarına azîmet ederlermiş. Hâlâ devletleri mü’ebbeddir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y24a ·
metinde göster ·
… bu iç kal‘ada cemî‘i zamân hummâ-yı rub‘ ve hummâ-yı muhrika aslâ yokdur. Gayrı
diyârdan
ısıtmalı bir âdem bu iç kal‘ada üç gün sâkin olsa bi-emrillâh halâs olur. Vefkı …
Tılısm-ı hummâ ya‘nî ısıtma: Hamd-i Hudâ bu iç kal‘ada cemî‘i zamân hummâ-yı rub‘ ve hummâ-yı muhrika aslâ yokdur. Gayrı diyârdan ısıtmalı bir âdem bu iç kal‘ada üç gün sâkin olsa bi-emrillâh halâs olur. Vefkı Helvâcı Mehemmed Ağa'nın kapusu dibinde amûdda üç satır vefk tahrîr olunmuşdur. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y80a ·
metinde göster ·
… âfinâ. Mısır'ın sivrisineği ile tahta bitisi bir diyârda yokdur kim beyitlerle
diyârdan
diyâra tahta bitinden feryâdnâmeler yazalar yazılır yazarlar. Hattâ hakîr tahta …
Ve'l-hâsıl bunun emsâli niçe evfâklar her amûdda hâlâ vardır. Ammâ ba‘zı Megâribe ve Hindîler ve ba‘zı dahme-küşâ defîne arayıcı bî-kayd mel‘ûnlar, bu amûdlarda olan hatlar defîne alâmetidir, deyü tecessüs ederek ba‘zı amûdlara kemendlerle çıkup o nâzenîn âsâr vefkler kim her biri ömr-i dünyâ değer ma‘rifetlere tîzâb ve sîm-âb sürerek amûdlardan ol hatları hak edüp amellerin bâtıl edüp ne defîne ne mâl-ı kemîne peydâ edüp hâyib [ü] hâsir çekdikleri bâr-ı mihnet yanlarına kalır. Hâlâ ol zamândan berü Mısır içre pire ve kehle ve tahta biti âdemi kebâb eder, Allâhümme âfinâ. Mısır'ın sivrisineği ile tahta bitisi bir diyârda yokdur kim beyitlerle diyârdan diyâra tahta bitinden feryâdnâmeler yazalar yazılır yazarlar. Hattâ hakîr tahta bitinden bir feryâdnâme tahrîr eyledim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y80b ·
metinde göster ·
… ireh-külâh Dağıstân ve Çerkesiztân'dan gelir, kalkan Haleb'den gelir, sağrı her
diyârdan
gelir.
Ve zirehci dükkânı ve kalkancı dükkânı ve sağrıcı dükkânı ve tabancacı dükkânı ve tüfeng açıcı dükkânı yokdur. Zırh-ı zireh-külâh Dağıstân ve Çerkesiztân'dan gelir, kalkan Haleb'den gelir, sağrı her diyârdan gelir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y180a ·
metinde göster ·
… ormanistân ve çengelistân olmamak ile Mısır diyârında dâl doğanı yokdur, sâ’ir
diyârdan
gelse dahi yaşamaz, zîrâ yayla kuşudur, ormanlıkda hâsıl olur. Mısır sevâhil ol …
Ve ormanistân ve çengelistân olmamak ile Mısır diyârında dâl doğanı yokdur, sâ’ir diyârdan gelse dahi yaşamaz, zîrâ yayla kuşudur, ormanlıkda hâsıl olur. Mısır sevâhil olmağile doğan durmaz; gerçi cemî‘i diyârda anadan doğan durmaz, ammâ Mısır'da doğan hiç durmaz olur. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y210b ·
metinde göster ·
… isk râyihası müşâhede olunur. Ammâ bu üç nev‘ hûrmâ şiddet-i hârdan kuruyup bir
diyârdan
bir diyâra gitmeğe tahammül etmez, zîrâ gâyet terdir, hemân ratb iken bey‘ olun …
Beyâz hûrmâ: Üç nev‘dir. Bir nev‘i Bağdâd'ın hastâvî hûrmâsı gibi mevzûndur, bi-emrillâh diş diş olup gûyâ sükkerdir ve gâyet terdir, âdemin demâğında mahv olur. Ve bir nev‘i dahi andan kısadır, ammâ çekirdeği Y 236a arpa kadar olur, bu dahi nebât-ı hamavî gibi terdir. Ve biri dahi bayağı beyâzdır, misk râyihası müşâhede olunur. Ammâ bu üç nev‘ hûrmâ şiddet-i hârdan kuruyup bir diyârdan bir diyâra gitmeğe tahammül etmez, zîrâ gâyet terdir, hemân ratb iken bey‘ olunur ve kesret üzre değildir. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y235b–Y236a ·
metinde göster ·
bir âdem Mısır'a gelüp mutavattın olsa âb [u] havâsına alışup ten-dürüst olur. …
Ammâ sâyir diyârdan bir âdem Mısır'a gelüp mutavattın olsa âb [u] havâsına alışup ten-dürüst olur. Zîrâ Hazret-i Yûsuf du‘âsı berekâtıyla garîbü'd-diyâr ve kul tâ’ifesi gâyet ten-dürüst olup ankâ olurlar. Ammâ yine hikmet-i Hudâ yine oğullarının gözleri elbette ve elbette cimroz olup kuloğlu gözlü olur, aslâ tahallüf etmez, aceb hikmetdir. Bi-emri Hudâ ba‘zı evlâd tevellüd etdükde müşevveşü'l-ayn ya‘nî Mısır gözlü doğar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y242a ·
metinde göster ·
… n gemilerde yatırlar. Ammâ âdem deryâsı olup Y 303b omuz omuzu sökmez. Ve her
diyârdan
gemilerle me’kûlât u meşrûbât gelüp gâyet ganîmet olur.
Ve cümle gemilerden çıkan yârân-ı bâ-safâ sâhil-i Nîl'de ve nahlistân sâyesinde tınâb tınâba çadırların kurup matbah-ı Keykâvuslarında et‘ime-i nefîse tabh olup şeb [ü] rûz ayş u işret edüp mutrıbân ve hânendegânlar ile Hüseyin Baykara meclisi olunup taraf taraf kûşe-be-kûşe cevk cevk sohbet-i hâs edüp Perverdigâr'a hamd [ü] senâ ederler. Lâkin Seyyid Ahmed el-Bedevî kadar çadırlar cem‘iyyeti olmaz. Zîrâ kırk elli bin cemapur askeri-misâl keştîbân ve fellâhân gemilerde yatırlar. Ammâ âdem deryâsı olup Y 303b omuz omuzu sökmez. Ve her diyârdan gemilerle me’kûlât u meşrûbât gelüp gâyet ganîmet olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y303a–Y303b ·
metinde göster ·
… n'a tuzlu balık salamurası ve balmûmuna banmış kehrübâ-misâl balık yumurtası bu
diyârdan
cânib-i erba‘a diyârlarına gider. Zîrâ bu şehrin cânib-i erba‘ası cümle buhayre …
Bu şehirde cümle üç bin sayyâd-ı semek vardır. Rûm ve Frengistân'a tuzlu balık salamurası ve balmûmuna banmış kehrübâ-misâl balık yumurtası bu diyârdan cânib-i erba‘a diyârlarına gider. Zîrâ bu şehrin cânib-i erba‘ası cümle buhayrelerdir kim niçe bin gûnâ-gûn mâhîleri olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y347b ·
metinde göster ·
biz kabakdan binâ olunmuş gemilere binüp sümûmlu canavarlar havfından Nîl ile c …
"Ve ol diyârdan biz kabakdan binâ olunmuş gemilere binüp sümûmlu canavarlar havfından Nîl ile cereyân ederken bizim Laçna şehrine uğrayan Nîl'in bir kolu yine bir buhayre-i azîme uğrar. Bu dahi Nîl'den cem‘ olma bir âb-ı hayât buhayredir kim cânib-i erba‘asında yedi gûne kavm sâkinlerdir. Başka meliklerdir, Portakal bunlara mâlik olmadı", dedi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y430b ·
metinde göster ·