Dişlen Hüseyin Paşa'yı ziyâfet tarîkiyle kal‘aya çağırup taşrada kalan askerini …
"Hay gidi Osmânlı Ahıçka bahânesiyle üzerime geliyor" diyüp Dişlen Hüseyin Paşa'yı ziyâfet tarîkiyle kal‘aya çağırup taşrada kalan askerinin cümle erzâkların gâret ü tâlân etdirüp bî-günâh ve bî-haber niçe bin ümmet-i Muhammed şerbet-i şehâdeti nûş edüp Hüseyin Paşa dahi kal‘ada bu câm-ı ecelden nûş edüp 64b mest [u] medhûş olup bakıyyetü's-seyf olanlar uryân [ü] büryân ve nâlân [ü] giryân Tokat'da Halîl Paşa'ya yetişüp feryâd [ü] tazallum etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 64a–64b ·
metinde göster ·
tâ Mağrib-zemîninde Sebte Boğazı'na ve Malta ve Çiçilya ve Mankortonya ve Kalav …
Andan Kapudan Vezîr Cânpûlâdzâde Mustafâ Paşa: Dâmâd-ı pâ[di]şâhî olup Murâd Hân'ın hemşîresi Fâtıma Sultân'ı tezvîc etmişdir. Sene 1040'da kapudan olup Akdeniz'de küffâr gemilerinin nâm [ü] nişânın ref‘ edüp kaht [u] galâdan cemî‘i kâfiristân el-amân diyüp tâ Mağrib-zemîninde Sebte Boğazı'na ve Malta ve Çiçilya ve Mankortonya ve Kalavra ve Tementis kıyıların harâb [ü] yebâb edüp Atina nâm şehrimiz limanında bir kal‘a-i azîm inşâ etmişdir kim gûyâ Cânpûlâd'ın pûlâd-ı Nahşivânîsidir. Henüz nâ-tâmam iken kapudanlıkdan ma‘zûl edüp Rûmeli eyâleti ihsân olunup eyâlet-i mezbûr ile 73b Revân seferine me’mûr olup bir asker-i deryâ-misâl cem‘ etmişdir kim Okmeydânı ve Kâğıdhâne ve Karadeniz Boğazı ve Çatalca'ya varınca asker cihânı dutup Beşiktaş'dan Üsküdar'a yüz pâre at gemisiyle kâmil üç ayda ubûr etdiler. Ba‘dehu Revân'a gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 73a–73b ·
metinde göster ·
… olunmak içün bostâncıbaşıya teslîm edüp {bostâncıbaşı dahi "Sem‘ân ve tâ‘aten"
diyüp
Şehzâde Süleymân} yerine bir gayrı oğlan katl eder. Ba‘dehu hayr-hâh-ı devlet b …
Ve bu Papas Korusu'yla müşâ olan Kulle bâğçesidir kim bâğçe-i Selîm Hân-ı Evvel'dir. Selîm Hân Şehzâde Süleymân'a gazab edüp katl olunmak içün bostâncıbaşıya teslîm edüp {bostâncıbaşı dahi "Sem‘ân ve tâ‘aten" diyüp Şehzâde Süleymân} yerine bir gayrı oğlan katl eder. Ba‘dehu hayr-hâh-ı devlet bostâncıbaşı Şehzâde Süleymân'ı tebdîl-i câme bu Kulle bâğçesi'ne koyup üç sene mürûrunda Selîm-i Evvel Mısır'dan gelüp âhiret râyihalarından haberdâr olunca,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 140b ·
metinde göster ·
… ri ve niçe bin kınalı bostân dollâbları sığırların tezyîn edüp "Oha diha babam"
diyüp
"Allâh Allâh rahmet ver yâ Mevlâ, bereket ver yâ Mevlâ, kuvvet ver yâ Mevlâ" de …
Esnâf-ı bâğbân: Dörd mevleviyyet yerde cümle bâğ u bâğçe ve besâtîn aded 43950, hadîka-i ravza-i cinân, bâğ [u] bostândır kim gûyâ her biri İremezâtü'l-imâddır. Her bir bâğda birer âdemden kırk üç bin {tokuz yüz} elli âdem eder. Ammâ ba‘zı bâğda beşer onar âdem vardır. Bunların dükkân [ve] dezgâhları olmayup cümlesi terekecibaşı ma‘rifetiyle kırk bin asker-i pür-silâh ellerinde gûnâ-gûn kazmalar ve çapalar ve yabalar ve beller ve başlarında teller ve çapa taraklar ve tırmıklar ve küsküler ve aşlama destereleri ve keserler ve gûnâ-gûn bâğbânân âletleri ve niçe bin kınalı bostân dollâbları sığırların tezyîn edüp "Oha diha babam" diyüp "Allâh Allâh rahmet ver yâ Mevlâ, bereket ver yâ Mevlâ, kuvvet ver yâ Mevlâ" deyü feryâd [ü] figân edüp her bir bâğbânın ellerinde ve başlarında ucbe-likâ tâcları üzre gûnâ-gûn şükûfe ve ezhârlar ile donanup tarafeynde duran temâşâcılara şükûfe bezl ederler kim bir azîm ecnâs-ı mahlûk askerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 159a ·
metinde göster ·
… edüp ve ibrîşim çarmıhlar ve direk başlarında ikişer üçer mahbûblar "Ala vere"
diyüp
silisre çalarak cemî‘i keştîbân dayılar âlât-ı silâha müstağrak olup sekiz bin …
"Ey mola, ya mola" sadâsı evc-i âsumâne peyveste olarak ve her bir galyoncuklarda mahbûb pençe-i âfitâblar zer-ender-zere müstağrak muçolar gemilerde dayılara hidmet edüp her dayıların ellerinde câmlar ile ayş [u] işret edüp her gemide gûnâ-gûn sâz [u] söz fasılları ve cümle gemilerin direkleri ve küreklerin cevâhire gark edüp dîbâ ve şîb [u] zerbâf bâdbânlar edüp ve ibrîşim çarmıhlar ve direk başlarında ikişer üçer mahbûblar "Ala vere" diyüp silisre çalarak cemî‘i keştîbân dayılar âlât-ı silâha müstağrak olup sekiz bin pür-silâh dalyan Cezâyir tüfengli Berberîçe kırmızı fesli dayılar ve kışlakcı ve yelkenci ve dülekci ve çördekçi ve ablici ve kazlıcı ve istinkacı ve gomanacı ve komanyacı nâm niçe bin müdebbir dayılar hükm [ü] hükûmât ederek "tiramola, orsa ve poca ve duna foga" diyerek niçe bin ıstılâh-ı keştîbân ile Allâh deyüp ubûr ederek alayköşkü dibine vardıkları mahalde gûyâ beş on pâre kâfir gemisine râst gelüp birbirlerine sarmaşup Freng gemileri "ki parlar" deyüp müselmânlar "Paralamazız bütün alırız" 165a deyüp huzûr-ı padîşâhîde top u tüfeng atarak bir ceng-i azîm ederler kim gûyâ ceng-i deryâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 164b–165a ·
metinde göster ·
… r. Ancak geçit başında Macar ve Üstürgonlu bu Rabçe nehrinden içeri geçmesinler
diyü
bu Kastel binâ olunmuşdur kim kurbunda nehr-i Rabçe'nın karşu tarafında,
Nehr-i Rabçe kenârında bir ağaç cisr başında bir toprakdan yığılı çim ve rıhtımlı ve sarp handaklı şekl-i müselles palankadan ve kârgîr binâ kal‘adan sarp toprakdan dağ gibi bir kal‘adır. Cümle üç yüz kulu ile kapudanı elçi paşaya istikbâle çıkup kal‘adan beş aded toplar atup şâdımân etdi. Bu kal‘a içre aslâ evler yokdur. Hemân solta[t] Nemseler olacak uzun hânlar vardır. Ancak geçit başında Macar ve Üstürgonlu bu Rabçe nehrinden içeri geçmesinler diyü bu Kastel binâ olunmuşdur kim kurbunda nehr-i Rabçe'nın karşu tarafında,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 49a ·
metinde göster ·
Çünki cümle dörd bin üç yüz piyâde(?) tüfeng-endâz hâzır-bâş olup seksen bin aded dahi Tatar atlısı hâzır olduğun Şîrîn beğleri işidüp cemî‘i zamânda Tatar hânlar beş yüz tüfengliye mâlik olmamışlardır diyü hândan küşümleyüp hânın seferine gelmeyüp Karasu şehri kurbunda Akkaya nâm sahrâda cümle Şîrînli kırk bin Tatar-ı sabâ-sür‘at ile cem‘iyyet-i kübrâ edüp Bâğçesarây'ı basup hânı ve kalgayı ve Vezîr İslâm Ağa'yı katl etmeğe ken[g]eş edüp ale's-sabâh Bâğçesarây'ı uracak olduklarının haberi hâna gelince hemân hân cümle tüfenglileriyle Bâğçesarây'ın cânib-i etrâfın ve kayalar başı ve dereler ağızlarına meterislere girdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 196b ·
metinde göster ·
… bûr edüp sağ tarafımızdan yüz atlı kadar var Urbân mızrakların silküp "Hov Hov"
diyüp
üstümüze at sürdüler.
Evsâf-ı kal‘a-i Katrân: şâm eyâletinde Kudüs-i şerîf sancağı hâkinde Kerek kal‘ası subaşısı hükmündedir. Ammâ re‘âyâsı gâyet isyân üzrelerdir. Hattâ bu hakîr "iki yüz mikdârı salt cürd atlı kimesne eyle deve ayağıyla gitmek ne belâdır" deyü mukaddemce gidüp bu Katrân kal‘ası nümâyân oldukda kırk elli atlı Urbân zâhir oldu. Ammâ cür’et edemediler, yine ol mahalde kaldılar. Anları ubûr edüp sağ tarafımızdan yüz atlı kadar var Urbân mızrakların silküp "Hov Hov" diyüp üstümüze at sürdüler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y264b ·
metinde göster ·
eşedd-i tuğyân edüp kırk gün ceng-i azîm olup âhir bâlâda tahrîr olunduğu üzre …
"Hay Bizim Mu‘âviye hazretlerine kasdı var imiş" diyü eşedd-i tuğyân edüp kırk gün ceng-i azîm olup âhir bâlâda tahrîr olunduğu üzre Hazret-i Osmân'ı şehîd etdiler. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y296a ·
metinde göster ·
döğe döğe herîse ederler. Ammâ ma‘cûn-ı ekber olur. Ve buğdayları Tekirdağı kur …
"Herseyi gendüm döversin, er ise" diyüp döğe döğe herîse ederler. Ammâ ma‘cûn-ı ekber olur. Ve buğdayları Tekirdağı kurbunda evkâf kurâlarından devedişi ta‘bîr etdikleri buğdaydır ve Karadeniz sahilinde Karahırmen kurbunda Beşdepe buğdayıdır. Nûr iken nûrun alâ-nûr olup anı tenâvül edüp her bir pehlivân âdem ejdehâsına döner ve ejdehâya varır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y357b ·
metinde göster ·
müfredât Y 113b ve dübeyt ve müselles ve murabba‘ ve muhammes ve müseddes ve …
diyüp müfredât Y 113b ve dübeyt ve müselles ve murabba‘ ve muhammes ve müseddes ve müsebba‘ ve müsemmen ve mu‘aşşer ve kasâyid ve terci‘-i bend ve mersiye ve çâr-ender-çâr ve müstezât reddü'l-acz ale's-sadr gazeller ve bahr-i tavîller ve nice müşkilât şey’leri birbirlerine hasmâne eyle okurlar kim gûyâ her biri Hassân ve İmri'l-kays'dırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y113a–Y113b ·
metinde göster ·
… güz alması kibi al yaŋaġın ṭartdı yırtdı ḳarġu kibi ḳara saçını yoldı oġul oġul
diyüben
zārılık ḳıldı
gözinüŋ yaşı revan oldı boyı uzun bili ince burla ḫatun boynı-y-ıla ḳulaġın aldı düşdi güz alması kibi al yaŋaġın ṭartdı yırtdı ḳarġu kibi ḳara saçını yoldı oġul oġul diyüben zārılık ḳıldı
… abalıḳ kāfire girende allah ta'āla senüŋ oġluŋa furṣat virsün sen oġluŋı bamsam
diyü
oḫşarsın bunuŋ adı boz ayġırlu bamsı beyrek olsun adını ben virdüm yaşım allah …
ḳalabalıḳ kāfire girende allah ta'āla senüŋ oġluŋa furṣat virsün sen oġluŋı bamsam diyü oḫşarsın bunuŋ adı boz ayġırlu bamsı beyrek olsun adını ben virdüm yaşım allah virsün didi
beyrek üç öpdi bir dişledi dügün ḳutlu olsun ḫan ḳızı diyü parmaġından altun yüzügi çıḳardı ḳızuŋ parmaġına kiçürdi ortamuzda bu nişan olsun ḫan ḳızı didi ḳız aydur çün böyle oldı
… siz kaluŋ ne beyrek ḳalsuŋ bir eski ḳaftan virdüŋüz benüm başum beynüm alduŋuz
diyüp
vardı bir eski deve çuvalı buldı deldi boynına kiçürdi kendüyi delülige bıraḳdı …
ne siz kaluŋ ne beyrek ḳalsuŋ bir eski ḳaftan virdüŋüz benüm başum beynüm alduŋuz diyüp vardı bir eski deve çuvalı buldı deldi boynına kiçürdi kendüyi delülige bıraḳdı sürdi dügüne geldi
neye dirler ḳazan aydur oġul anuŋ-içün yaġı dirler ki biz anlara yetsevüz öldür …
oġul didi oġlan aydur yaġı diyü neye dirler ḳazan aydur oġul anuŋ-içün yaġı dirler ki biz anlara yetsevüz öldürürüz anlar bize yetse öldürür didi uruz aydur baba içinde big yigitler
… dört yanına baḳdurduŋ-mı ḳara gözden acı yaşın dökdürdüŋ-mi ḳadun ana big baba
diyü
buzlatduŋ-mı didi gine ṣoylamış aydur
öŋinçe yorıtduŋ-mı dili damaġı ḳurıyup dört yanına baḳdurduŋ-mı ḳara gözden acı yaşın dökdürdüŋ-mi ḳadun ana big baba diyü buzlatduŋ-mı didi gine ṣoylamış aydur
… a bir yaḫşı hub yigit şayru düşmiş idi allah emri-y-ile ol yigit öldi kimi oġul
diyü
kimi ḳartaş diyü aġladı
gün köprisinüŋ yamacında bir bölük oba ḳon-mış idi ol obada bir yaḫşı hub yigit şayru düşmiş idi allah emri-y-ile ol yigit öldi kimi oġul diyü kimi ḳartaş diyü aġladı