askeri Âhûrkapu'ya der-kenâr olmuş kadırkalardan ba‘îd Edirnekapusu tarafına gö …
"İlâhî ma‘bedgâh-ı İslâm eyle" deyü hayr du‘âlar edüp deyr-i azîmin cânib-i erba‘asın seyr [ü] temâşâ ederken papas ve kıssîslerin tahrîkiyle fursat ganîmetdir, bunlar serdâr-ı Muhammedî'dir, hemân amân vermeyüp bunları kıralım deyüp cümle küffâr yek-dil [ü] yek-cihet olup asker-i İslâm'a hâb-ı hargûş verüp ziyâfetler ederek şehr-i Kostantînimizi seyr [ü] temâşâ edün diyerek askeri Âhûrkapu'ya der-kenâr olmuş kadırkalardan ba‘îd Edirnekapusu tarafına götürürken cânib-i erba‘adan niçe bin küffâr-ı hâksâr ümmet-i Muhammed üzre hücûm etdüklerinde derhâl cümle asker-i Urbân tîğ uryân edüp şehr-i Kostantîn içre bir ceng-i azîm edüp tarfetü'l-ayn içre Tekfur-ı bî-nûrun cünd-i murdârı dendân-ı tîğdan ve rumh-ı sinândan geçdiler. Ammâ asker-i İslâm deryâda katre-misâl azacık asker yine böyle iken üç sâ‘at-i nücûmî bin mikdârı muvahhidîn şehir içre ceng-i Alî ederlerken dam u bâmlardan ve baca ve revzen ve şâhnişînlerden muğ-pîçe ve avretler asker-i İslâmı zebûn edüp âhir ceng-i germâ-germ ile Eğrikapu nâm mahalle gelüp bâbı kal‘ edüp ve bevvâbân [u] nigâhbânların bi'l-cümle katl edüp Ebâ Eyyûb Eğrikapu'dan çıkarken anda taş ile mecrûh olup ol mahalde zahîr zahmetine dahi mübtelâ idi, ol bahâne ile günden güne ishâli müşted olup şehîd olduğun kal‘ada mahsûr olan küffârlar Ebâ Eyyûb'un şehâdetin istimâ‘ edüp;
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 20b ·
metinde göster ·
… zûl olup katline fermân vardıkda başına asker cem‘ edüp "Şer‘ile da‘vâm vardır"
diyerek
gelirken Köpürlü Mehemmed Paşa'yı bozup Çerkeş nâm mahalle geldikde İpşir Paşa …
Hükm-i İbrâhîm Hân'da âsî olan vüzerâları ayân [ü] beyân eder: Varvar Alî Paşa, Sivas vâlîsi iken İbrâhîm Hân İpşir Paşa hâtûnu Mavrol kızın taleb etdikde Varvar Paşa "Nâ-şer‘îdir vermem" deyince Sivas'dan ma‘zûl olup katline fermân vardıkda başına asker cem‘ edüp "Şer‘ile da‘vâm vardır" diyerek gelirken Köpürlü Mehemmed Paşa'yı bozup Çerkeş nâm mahalle geldikde İpşir Paşa ale'l-gafle Varvar'ı basup İpşir içün âsî olmuşken İpşir Varvar'ı katl etdi sene (---).
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 76b ·
metinde göster ·
… ipâh Atmeydânı'na, yeniçeri Etmeydânı'na cem‘ olup gulû-yı âm ile "Allâh Allâh"
diyerek
Atmeydânı'na cem‘ olup Sultân İbrâhîm Hân mazlûmu Sırçasarây'da haps edüp yerin …
Hemân Murâd Ağa cümle yeniçeri odalarına ve sipâh ağalarına haber edüp 78b sipâh Atmeydânı'na, yeniçeri Etmeydânı'na cem‘ olup gulû-yı âm ile "Allâh Allâh" diyerek Atmeydânı'na cem‘ olup Sultân İbrâhîm Hân mazlûmu Sırçasarây'da haps edüp yerine oğlu Şehzâde Mehemmed Hân'ı pâdişâh edüp cümle vüzerâ ve vükelâ ve ulemâ ve sulehâ bî‘at edüp Mevlevî Dervîş Mehemmed Paşa vezîr-i a‘zam olup Kara Murâd Ağa yeniçeri ağası oldu ve Ahmed Paşa firâr etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 78a–78b ·
metinde göster ·
Na‘ş-ı İbrâhîm Hân'ı techîz ü tekfîn edüp {Hâsoda önünde gasl edüp dîvânhâne önünde serviler altında cenâze namâzına er kişi niyetine deyüp cümle vüzerâ ve vükelâ cenâze-i İbrâhîm Hân'a hâzır olup Abdürrahîm müftî idi, imâm olup Mehemmed Hân dahi namâza gelüp salât-ı cenâze edâ olunup na‘ş-ı İbrâhîm Hân'ın tâbûtu önü sıra ters eğerli atlar ve cümle vüzerâ siyâh nikâblar örtünüp mü’ezzinler Arapça diyerek tâbût-ı İbrâhîm Hân'ı ammisi Mustafâ merkadine götürdüler} ammisi Sultân Mustafâ türbesinde yanına defn edüp Mehemmed Hân-ı Râbi‘ Rûm'a müstakil pâdişâh oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 78b ·
metinde göster ·
Ve sârbân-ı râh-ı hakîkat Yetmiş Guruş Dede: Budin eyâletinde Şimatorna nâm kal‘a ağasıyken fâtih-i Eğre Sultân Mehemmed ile yedi kıral yedi kerre yüz bin kâfirler ile katl olundukları sâ‘at bu Yetmiş Guruş 114a Dede ricâlü'l-gayb asker içinde kalup küffâra kılıç urup ba‘de'l-feth tabur {cengin} keşf-i râz etdüğiyçün yedi sene lâl olup yedi yıldan sonra "Yetmiş guruş" kelâmından mâ‘adâ bir kelâm bilmeyüp "Yetmiş guruş" deyü feryâd edüp gezerdi. Yine kobçalı çakşırı ve çekirdekli kubâdî Boşnak pabucu ve kaba kabaniçe ve serhadlı kısa dolama geyüp "Yetmiş guruş" diyerek reftâr ederdi. Ammâ garâyib andadır kim Unkapanı semtinin çamuru İslâmbol içre meşhûrdur, ol kesret-i tînde ve ol şitâda gezerken pabucunun üzerine değil na‘lçasında bir kırât çamur bulunmazdı, tâ bu mertebe pâk ü pâkîze gezüp evkât-ı hamseyi cemâ‘atle edâ ederdi. Sultân Murâd'a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 113b–114a ·
metinde göster ·
… alayı içre pür-silâh olup ellerinde kazma ve kürek ve dillerinde "Sübhânallâh"
diyerek
bu kadar sulehâ-yı ümmetden kimesneler mü’eddebâne ubûr ederler. Bu tâ’ifenin k …
Netîce-i kelâm gûr kazanlar cümle 2008 neferdir. Ordu alayı içre pür-silâh olup ellerinde kazma ve kürek ve dillerinde "Sübhânallâh" diyerek bu kadar sulehâ-yı ümmetden kimesneler mü’eddebâne ubûr ederler. Bu tâ’ifenin kârları hîn-i gazâda cemî‘i şühedâları defn etmeğiçün sefere me’mûrlardır. Anların ardı sıra,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 154a ·
metinde göster ·
… üp ellerinde kazma ve kürekler ve meydân süpürgeleri ve gerdeller ile "Aşa aşa"
diyerek
câ-be-câ yolları süpürüp gerdellere ve fıçılara doldurup ubûr ederler.
Esnâf-ı azîm lağımcıyân: Nefer 5000, pîrleri Nakkâb-ı Yemenî'dir, Selmân-ı Pâk belin bağlayup pîr etdi. Kabri Yemen huccâcının ihrâma girdikleri Yelemlem nâm mahalde medfûndur. Bunlar cümle pür-silâh olup azîm bal fıçıların gûnâ-gûn berk-i ahdar-gûn ile zeyn edüp sırıklarla fıçıları omuzlarında götürüp ellerinde kazma ve kürekler ve meydân süpürgeleri ve gerdeller ile "Aşa aşa" diyerek câ-be-câ yolları süpürüp gerdellere ve fıçılara doldurup ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 154a ·
metinde göster ·
… nları birer gûne libâs ile gûnâ-gûn şakalar edüp kimisi "illâ yansuru's-sultân"
diyerek
kimisi,
Bu zikr olunan mu‘allimhânelerin niçe kerre yüz bin ecinne askeri gibi sağîr ü kebîr tıflân-ı ebcedhânları bilâ-hisâb kâğızdan külâhlar geyüp ellerinde deblekler çalup herbir mekteb-i sıbyânları birer gûne libâs ile gûnâ-gûn şakalar edüp kimisi "illâ yansuru's-sultân" diyerek kimisi,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 157a ·
metinde göster ·
… üzre serperek "Benim elim değil Âdem ata elidir, Yâ Rabbî berekât-ı Halîl ver"
diyerek
gürûh gürûh ubûr ederler. Andan,
Dükkânları yokdur ammâ dörd mevleviyyet yerde yigirmi altı bin tarla tahrîr olunup elli yedi bin çiftçi add olunmuşdur. Pîrleri zamân-ı kadîmde emr-i Hak ile Hazret-i Âdem idi ammâ Hazret-i Risâlet-penâh asrında pîrleri Hazret-i Reyyâs bin Ömerü'l-Harrât'dır. Hazret-i Alî kemerin bağladı. Kabri Havrân sahrâsı'ndadır. 159a Ağaları bostâncıbaşı tarafından terekecibaşıdır. Bu tâ’ife-i dihkânî ya‘nî ekinci, ayaklarında çarıklar ve eyinlerinde abâ ve kabâ dolamalar ve gûnâ-gûn hırka-i peşmîneler ve başlarında tâc-ı gûnâ-gûnlar üzre teller ile zeyn edüp niçe bin gûnâ-gûn sığırları ve câmûsların boynuzların altun varak ile mutallâ edüp her sevrin miyânında kemer kuşaklar ve sereng ve atlas çullar ve niçe bin kınalı sakar câmûslara boyunduruk geçirüp çifte çifte sabana ve pulluğa koşup ellerinde nodul ve öğendire ve digren ve şuzevle ve kerepe ve raga misilli âletler ile câmûsları saban sürer gibi sürüp "Ekmek benden bereket senden, ver Allâhım ver" deyü feryâd ederek boğazlarında tobra tobra atmaca ya‘nî tohum buğdayın halk üzre serperek "Benim elim değil Âdem ata elidir, Yâ Rabbî berekât-ı Halîl ver" diyerek gürûh gürûh ubûr ederler. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 158b–159a ·
metinde göster ·
… ilâh olup tahtırevânlar üzre tuz dükkânlarında tuz tartarak tuz ekmek hakkıyçün
diyerek
ubûr ederler ve piyâde askerleri tarafeynde olan seyircilere tuz üleşdirerek ve …
Ammâ Hazret asrında tuz satan Hazret-i Ebû Mellâh-ı Yemenî idi, Selmân kemerin bağlayup cümle tuzculara pîr oldu. Kabri yine Yemen'de San‘ân şehrinde. Bu esnâf ekmekciye yamakdır. Zîrâ ekmek tuzsuz olmaz. Bunlar dahi pür-silâh olup tahtırevânlar üzre tuz dükkânlarında tuz tartarak tuz ekmek hakkıyçün diyerek ubûr ederler ve piyâde askerleri tarafeynde olan seyircilere tuz üleşdirerek ve şâdumânlar ederek ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 159b ·
metinde göster ·
… abalar üzre ellerinde un elekleri, dillerinde "illâ yansuru's-sultân yâ sultân"
diyerek
ubûr ederler. {Pîrleri Ramazân ibn Şâzilî'dir, Enes belin bağlayup kabri Vâdi'l …
Esnâf-ı un elekciyân: Kârhâneleri değirmenler ve furunlardır, neferât cümle 3000, bunlar ekseriyyâ Mısır fellâhıdır. Pür-silâh olup yüzleri ve gözleri ve esvâbları cümle beyâz un olup arabalar üzre ellerinde un elekleri, dillerinde "illâ yansuru's-sultân yâ sultân" diyerek ubûr ederler. {Pîrleri Ramazân ibn Şâzilî'dir, Enes belin bağlayup kabri Vâdi'l-kurâ şehrindedir}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 160b ·
metinde göster ·
… r yoğururak ve pişiriciler kolların sığayup furundan etmek çıkararak "Ala vere"
diyerek
ve gayrı tâ’ifeleri omuzlarında furun kürekleri ve söngeleri ve gelberileri ve …
Andan arabalar üzre yüz elli mikdârı furunlar içre hâs ekmek pişirerek ubûr ederler. Ve arabalar üzre hamîr yoğururak ve pişiriciler kolların sığayup furundan etmek çıkararak "Ala vere" diyerek ve gayrı tâ’ifeleri omuzlarında furun kürekleri ve söngeleri ve gelberileri ve furundan âteş çekecekleri cümle dîbâ ve şîb ü zerbâf ile bu zikr olunan âletlerin saplarını sarup gûnâ-gûn şakalar ederek bir hây-hû ile ubûr ederler. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 161a ·
metinde göster ·
ve "Dâ’im Allâh, dâ’im Allâh" esmâsıyla gemileri çekerek ve gûnâ-gûn bayrak ve …
"Eyya moli ya mola" diyerek ve "Dâ’im Allâh, dâ’im Allâh" esmâsıyla gemileri çekerek ve gûnâ-gûn bayrak ve filandıra ve altun alemlerle gemilerin zeyn ederek gemilerden toplar atarak ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 162a ·
metinde göster ·
… r dahi pür-silâh olup kızaklar üzre ba‘zı gemileri "Tırtaka tırtak tır tır tak"
diyerek
kalafat ederek ellerinde tokmakları ve eceneleri ve malaları ve malahtarları ve …
Bunlar dahi pür-silâh olup kızaklar üzre ba‘zı gemileri "Tırtaka tırtak tır tır tak" diyerek kalafat ederek ellerinde tokmakları ve eceneleri ve malaları ve malahtarları ve zift ü katrân ile müllemma‘ olmuş esbâbları ve başlarında kenevirden destârlar ve demir çengâl harbeler ucunda Kâğızhâne dağlarının süpürge fundasıyla ba‘zı gemileri kalafat karinası edüp funda ile yakarak ve gemileri yağlayarak ve câ-be-câ malalar ile seyrâncıları,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 162a ·
metinde göster ·
… r ile dükkânlarında katrânlı destiler üzre üstübü bükerek "Nûh elidir, Nûh eli"
diyerek
feryâd [ü] figân edüp tüfenglerin atarak ubûr ederler. Hakîkat bunların dahi pî …
Esnâf-ı üstübü alıcıyân: Bunların dükkânları yokdur. Ancak İslâmbol içre zahırlarına birer çuval alup mahalle mahalle "Üstübü alayım" deyü feryâd edüp ba‘zı câriyelerden tenhâca bulursa üstübüsün çıkarup alır. Neferât 200, bunlar dahi üstübü bükücüler ile dükkânlarında katrânlı destiler üzre üstübü bükerek "Nûh elidir, Nûh eli" diyerek feryâd [ü] figân edüp tüfenglerin atarak ubûr ederler. Hakîkat bunların dahi pîri Sa‘d'dır. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 162a ·
metinde göster ·
… ubûr edüp kızaklar üzre yeni gemiler yaparak "Pîrimiz yâ Nûh yâ Nûh Nebî Necî"
diyerek
gûnâ-gûn şakalar ederek ubûr ederler. Andan
Bu marankoz neferâtları dahi pür-silâh olup ellerinde keser ve destere ve hinar ve çırpılar ile ubûr edüp kızaklar üzre yeni gemiler yaparak "Pîrimiz yâ Nûh yâ Nûh Nebî Necî" diyerek gûnâ-gûn şakalar ederek ubûr ederler. Andan
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 162b ·
metinde göster ·
… marları bükmekdir. Bunlar dahi pür-silâh olup kızaklar üzre "Eyya moli ya moli"
diyerek
urga[n] ve halat bükerek ubûr edüp giderler.
Esnâf-ı urgancıyân: Bunların dükkânları Galata handakı ve Tershâne ardı ve Okmeydânı'dır. Ammâ neferât 500, bu tâ’ifelerin pîri Şeyh Abdullâh-ı Hablî'dir. Yemen Mûhasında medfûndur. Bunlar Galata handakında cânkurtaran ve gomana ve palamar ve hurmâ lîfi ve kendirden ısparçına ve mürsel ve halat nâm katrânlı halatları vocıvocılar kızakları ile bükerler. Bunların hîn-i gazâda kârları top palamarları bükmekdir. Bunlar dahi pür-silâh olup kızaklar üzre "Eyya moli ya moli" diyerek urga[n] ve halat bükerek ubûr edüp giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 162b ·
metinde göster ·
Bu kerre Hacı Nâsır eydir: "Bildim ki beni balık yudup giderek vücûdum mahv olup ana gıdâ olurum. İbtidâ dübürüm kaynakları ve kaba uyluklarımın derileri soyulup erimeğe başladı. Ammâ derûnumdan Feyyâz-ı Mutlak'a teveccüh edüp halâsım ricâ etdim. Ammâ yine balık karnında aslâ hareket etmeyüp bir vâsi‘ sıyrıncak yerde iki ellerimle yoklayup dururken anı gördüm, olduğum balık karnı ra‘d gibi gürleyüp cân havliyle elimdeki bıçağın sabıyla ucunu berk dutdum, bir zamândan gördüm ki berk-i hâtif gibi gitdiğim hayâllendim, bir zamândan sonra gördüm ki kâhî baş aşağı kâhî baş yukaruya takla ata ata bî-tâb kaldım. Ba‘dehu yine ke'l-evvel balığın karnında asûde-hâl oldum. Ammâ cânım sıkılmağa başlayup gördüm ki benim karnında olduğum balığın ciğerleri ve bagırsakları talab talab ede ede hareketden kaldı. Bilmem ne kadar sâ‘at durduğumu, anı gördüm benim karnında olduğum balık erimeğe başladı. 'Yâ Rabbî bu ne hâldir' diyerek elimle uyluklarıma yapışdım, benim dahi etlerim kopmağa başlayınca aklım başıma gelüp bire meded kuvvet-i kuvâ bedende iken hemân balığın ağzına sürünerek varup bî-bâk taşra çıkdım, ammâ bir muzlim yer dahi var. ‘Yâ Rabbî bu ne ola’ deyü sürüne sürüne bir mahalle vardım.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 163b ·
metinde göster ·
Esnâf-ı gün-başı: Ağaları birdir ve dükkânları yokdur. Galata'da kalafathâne yerinde bulunurlar, neferât cümle 500. Bunların kârı bir kalyon ve bir şayka ve karamürsel gark olsa bunlar ol mağrûk gemilerin iki yanına iki gemi koyup gark olan gemiyi deryâ içre dalgıçlar gomana ve cânkurtaran halatlar ile dollâblar ile çekerek bir san‘at ile deryâdan tağ gibi gemiyi say yağından kıl çeker gibi çıkarırlar, san‘at-ı acîb ü garîbdir. Pîrleri Sun‘ullâh Kurtubî'dir. Hazret huzûrunda Selmân-ı Pâk belin bağladı. Kabri Endelüs'dedir. Bunlar keştîbânlar alayında pür-silâh olup ellerinde çam ağacı gönderleri ve kızaklar üzre vocı ırgatları devr etdirerek "Meded Allâh âsân eyle" diyerek ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 164a ·
metinde göster ·
yine kızaklar üzre gemilerin çekerek top u tüfengler atarak feryâd [ü] figânlar …
"Eyya mola ya mola" diyerek yine kızaklar üzre gemilerin çekerek top u tüfengler atarak feryâd [ü] figânları göğe çıkarak ve gemilerin filandıralarla ve bayraklarla ve kapudan fenerleriyle cümle kapudanlar at başı berâber alay çavuşları yerine ba‘zı dayılar silisre düdükleri çalarak saf saf alay gösterüp ubûr ederler. Ardları sıra sekizer kat mehterhâneler çalınup güzer ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 164a ·
metinde göster ·
… müdebbir dayılar hükm [ü] hükûmât ederek "tiramola, orsa ve poca ve duna foga"
diyerek
niçe bin ıstılâh-ı keştîbân ile Allâh deyüp ubûr ederek alayköşkü dibine vardık …
"Ey mola, ya mola" sadâsı evc-i âsumâne peyveste olarak ve her bir galyoncuklarda mahbûb pençe-i âfitâblar zer-ender-zere müstağrak muçolar gemilerde dayılara hidmet edüp her dayıların ellerinde câmlar ile ayş [u] işret edüp her gemide gûnâ-gûn sâz [u] söz fasılları ve cümle gemilerin direkleri ve küreklerin cevâhire gark edüp dîbâ ve şîb [u] zerbâf bâdbânlar edüp ve ibrîşim çarmıhlar ve direk başlarında ikişer üçer mahbûblar "Ala vere" diyüp silisre çalarak cemî‘i keştîbân dayılar âlât-ı silâha müstağrak olup sekiz bin pür-silâh dalyan Cezâyir tüfengli Berberîçe kırmızı fesli dayılar ve kışlakcı ve yelkenci ve dülekci ve çördekçi ve ablici ve kazlıcı ve istinkacı ve gomanacı ve komanyacı nâm niçe bin müdebbir dayılar hükm [ü] hükûmât ederek "tiramola, orsa ve poca ve duna foga" diyerek niçe bin ıstılâh-ı keştîbân ile Allâh deyüp ubûr ederek alayköşkü dibine vardıkları mahalde gûyâ beş on pâre kâfir gemisine râst gelüp birbirlerine sarmaşup Freng gemileri "ki parlar" deyüp müselmânlar "Paralamazız bütün alırız" 165a deyüp huzûr-ı padîşâhîde top u tüfeng atarak bir ceng-i azîm ederler kim gûyâ ceng-i deryâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 164b–165a ·
metinde göster ·
… e akçe, al cânım eyisin ver cânım, ala bir eyi kebâblık, ala bir a‘lâ kıymalık"
diyerek
bellerinde sâtûrları ve pala kılıçları ve kassâb bıçaklarıyla kendülerin zeyn e …
"Ala on vukıyye akçe, al cânım eyisin ver cânım, ala bir eyi kebâblık, ala bir a‘lâ kıymalık" diyerek bellerinde sâtûrları ve pala kılıçları ve kassâb bıçaklarıyla kendülerin zeyn edüp cümle piyâde ubûr ederler. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 166b ·
metinde göster ·
… âteş-i Nemrûd içinde kalup feryâd [u] figânları evce çıkarak "Allâh'ı seven hû"
diyerek
gırîv ü feryâdları islâmbo[l] için velveleye verirler.
Ve bu beylik mandıracılar ve avcılar azametullâh eyle pür-silâh olurlar kim gûyâ bu tâ’ife ayaklı cebehânedir. Her birinde gûnâ-gûn pençe harbe ve çatal harbe ve gelberi harbe ve sıpkın harbe ve çengâl harbe ve şiş harbe-i gûnâ-gûnlar ve kılıç ve mızrak ve hışt ve tîr [u] kemân ve zemberek-i bî-amân ve teber ve sapan ve navurta ve balta ve meçik ve sopa ve şiş {pinyal} ve topuz ve salma ve tabancalı ve çarhlı tüfengler bellerinde ve kırkar ve yüzer dirhem tüfeng ellerinde atarak ubûr etdiklerinde gûyâ bu asker murg-ı semender-vâr âteş-i Nemrûd içinde kalup feryâd [u] figânları evce çıkarak "Allâh'ı seven hû" diyerek gırîv ü feryâdları islâmbo[l] için velveleye verirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 168b ·
metinde göster ·
… dizi dizi sarımsaklar ile müzeyyen edüp piyâdeleri "Ey sarımsak, câna sarılsak"
diyerek
pür-silâh ubûr ederler.
Bu sarımsakcıların pîrleri ma‘lûmum değildir. Bu sınıf dahi seyishâneler üzre dükkânların dizi dizi sarımsaklar ile müzeyyen edüp piyâdeleri "Ey sarımsak, câna sarılsak" diyerek pür-silâh ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 171a ·
metinde göster ·
… kânların nâzik bahâr ve et sucukları ile müzeyyen edüp "A‘lâ bahârlı sucâyığım"
diyerek
pür-silâh ubûr ederler.
Esnâf-ı sucukcuyân: Dükkân on, neferât otuz, pîrleri (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) Bunlar dükkânların nâzik bahâr ve et sucukları ile müzeyyen edüp "A‘lâ bahârlı sucâyığım" diyerek pür-silâh ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 171b ·
metinde göster ·
"Bahârlı pâlûdem, kaynar kaynar pâlûdem var cânım"
diyerek
ubûr eder. Her kimesne pâlûde murâd edinüp iki fincân bir akçeye alup üzerine z …
"Bahârlı pâlûdem, kaynar kaynar pâlûdem var cânım" diyerek ubûr eder. Her kimesne pâlûde murâd edinüp iki fincân bir akçeye alup üzerine zencebîl ve darçın eküp ve gülâbdân ile ta‘zîmen gülâb saçup bu gûne kâr ederler. Ammâ önlerinde peştemâlleri ile mülebbesce bu tertîb üzre ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 172a ·
metinde göster ·
… engâl ve volta ve düzen ipleriyle kendülere düzen ederek "Avlayalım, avladalım"
diyerek
ubûr ederler. Ammâ bunların hakkında elsine-i nâsda "Ağ yapan onmasın, avlayan …
Esnâf-ı ağcıyân: Dükkân 70, neferât 300, bunların pîri Hazret-i (---). Kabri (---) medfûndur. Bunlar gûnâ-gûn torlar urup tahtırevânlar üzre dükkânlarına gerüp çengâl ve volta ve düzen ipleriyle kendülere düzen ederek "Avlayalım, avladalım" diyerek ubûr ederler. Ammâ bunların hakkında elsine-i nâsda "Ağ yapan onmasın, avlayan bitmesin, balık yiyen doymasın" demişler. Hakkâ yiyen doymasın kelâmı mü’essir olmuş, zîrâ bir adem ne kadar kızıl kalkan balığı yese doymaz. Zîrâ bir rûh-ı mücessemdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 175a ·
metinde göster ·
… engler şeklinde takup "Okka bir akçeye üzüm ve okkası iki akçeye Nâzlı incîrim"
diyerek
ubûr [ederler].
Ba‘zısı soğandan ve pestilden ve hurmâdan hil‘atlar geyüp ellerinde cevizden tesbîh ve başında keçi boynuzundan çelengler şeklinde takup "Okka bir akçeye üzüm ve okkası iki akçeye Nâzlı incîrim" diyerek ubûr [ederler].
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 179a ·
metinde göster ·
… e başlarında tablalar ile "Ey rakı sâbûnu" deyü pür-silâh "sâbûn alın pâk olun"
diyerek
ubûr ederler.
Bu sâbûncular dahi arabalar üzre dükkânların reng-â-reng sâbûnlar ile zeyn edüp niçesi ellerinde dizi dizi ve başlarında tablalar ile "Ey rakı sâbûnu" deyü pür-silâh "sâbûn alın pâk olun" diyerek ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 179b ·
metinde göster ·
… tları ve hotazları cümle pasdırmadan edüp "Manavgatlı guluna nehnü gerek nehnü"
diyerek
ubûr ederler. Acîb ü garîb mashara alaydır.
Bu hirfetin ba‘zıları üzerlerine kaplan postu yerine kuru ve yaş sığır ve câmûs ve dana ve düğe ve boğa ve inek derilerin boynuzları ve paçaları ve kuyruklarıyla arkalarına alup geçerler ve kimi koyun pasdırmasından paça ve kelleleri ile yarım koyunları başlarına külâh yerine geyüp ve kaz yelekleri takınup ve sığır pasdı[r]masından gûyâ muvahhidî ferrâceler ve pasdırma hırkalar ve ellerinde yine pasdırmadan topuzlar ve bayrakları dahi pasdırmadan, ve'l-hâsıl çakşırları ve çizmeleri cümle pasdırmadan ve ba‘zıları atlarının yancıkları ve eğerleri ve rahtları ve hotazları cümle pasdırmadan edüp "Manavgatlı guluna nehnü gerek nehnü" diyerek ubûr ederler. Acîb ü garîb mashara alaydır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 180a ·
metinde göster ·
… beyi külâh yerine geçirüp ters eşeğe bindirüp "Eksik satanın hâli budur de(yi)"
diyerek
ubûr edüp bâzârbaşı ardı sıra cebe ve cevşene müstağrak olmuş çâkerleriyle güze …
Ba‘dehu bâzârbaşı ve muhtesib ağa kethudâsı (---)(---)(---) at başları berâber ubûr ederken muhtesib ağa 181a kethudâsı bir kaç âdemi huzûruna kul oğlanları getirüp "Eksik meyve satmışsın" deyü alayköşkü dibinde falaka deyenek deyüp kimine deyenek kimine tahta gülle kiminin yüzüne bal sürüp bir köşe başına kulağından mıhlayup kiminin yüzüne işkembe necâseti sürüp başına boklu işkembeyi külâh yerine geçirüp ters eşeğe bindirüp "Eksik satanın hâli budur de(yi)" diyerek ubûr edüp bâzârbaşı ardı sıra cebe ve cevşene müstağrak olmuş çâkerleriyle güzer edüp ardı sıra sekizer kat mehterhâne-i mükemmel ile gûnâ-gûn tablın döğüp alemin ref‘ ederek ubûr eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 180b–181a ·
metinde göster ·
… Bu sapanbâzlar dahi sapanlarının taylasânların ra‘d-vâr şakıldarak şırak şırak
diyerek
cümle ubûr ederler}.
Bu sapanbâz şehbâzların sonra pîrleri Baba Amr'dır. Sapan ile cümle Hayberîlerin zehreleri çâk, kelleleri hâk dolmuşdu. Bu sapanbâzlar dahi sapanlarının taylasânların ra‘d-vâr şakıldarak şırak şırak diyerek cümle ubûr ederler}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 189b ·
metinde göster ·
… lık horoslar ve semiz beslenmiş ımlık tavukları ile horosları "kukırıku kurıku"
diyerek
ubûr ederler.
Bu tavukcular kuş besleyüp ba‘zı Mısır tavuğu ve kaz ve ördek yelekleri okculara ve yelpâzecilere lâzım olduğunda bu okcubaşı alayına ta‘yîn olunup seyishâneler üzre kafes kafes dicâclar ve gûnâ-gûn her diyârın horoslarından ba‘zı boynuzlu ve çatal ibikli ve ikişer ımlık horoslar ve semiz beslenmiş ımlık tavukları ile horosları "kukırıku kurıku" diyerek ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 191a ·
metinde göster ·
… ânların elvân elvân meşin ve sahtiyân terlikler ile zeyn edüp "Ey terlik mesti"
diyerek
pür-silâh ubûr ederler.
Esnâf-ı terlikciyân: Dükkân 200, neferât 400, pîrleri (---)(---)(---)(---)(---). Dükkânların elvân elvân meşin ve sahtiyân terlikler ile zeyn edüp "Ey terlik mesti" diyerek pür-silâh ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 196a ·
metinde göster ·
ubûr ederler. Bunların pîri nâ-ma‘lûmdur. Zîrâ kahve karîbü'l-ahd peydâ olup İs …
"Ala bin guruş, ala iki bin guruş" diyerek ubûr ederler. Bunların pîri nâ-ma‘lûmdur. Zîrâ kahve karîbü'l-ahd peydâ olup İslâmbol'da (---) Hân asrında zuhûr etdi. Ammâ kahveyi yemek Şeyh Şâzilî'den kaldı, ol dahi (---) asrında idi. Ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 197a ·
metinde göster ·
… an tûtîler ve beyâz mûmdan kumrular edüp çubucuklar ucunda "Alıcığım balıcığım"
diyerek
güzer ederler}.
{Esnâf-ı alıcı ve balıcı: Neferât 100, bunlar ancak yevm-i Ramazân'da ıydeynlerde ma‘sûmlara iskât(?) içün yeşil balmûmundan tûtîler ve beyâz mûmdan kumrular edüp çubucuklar ucunda "Alıcığım balıcığım" diyerek güzer ederler}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 200a ·
metinde göster ·
ubûr ederler. Ammâ bunlar İslâmbol içre olan kırk bin pâsbânlara karışmazlar, z …
"Aşa vura duta hay" diyerek ubûr ederler. Ammâ bunlar İslâmbol içre olan kırk bin pâsbânlara karışmazlar, zîrâ bunlar emr-i pâdişâhiyle gedik sâhibi pâsbân [u] nigehbânlar ve dîdebânlardır. Taraf-ı pâdişâhîden şehremîninden ulûfe alup yerleri mahlûl oldukda bedâsten hammâllarının müstehaklarına tevcîh olunur kavmdirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 200b ·
metinde göster ·