… boynumda, pâdişâhıma Erzurûm'dan kurbâna geldim" deyüp hâk-i pâye yüz sürüp iki
dizi
üzre yüzü kıbleye müteveccih çöküp kelime-i şehâdete başladı.
‘Ha işte bu hâkim-i âdildir’ deyü ‘el-amân’ deyüp hâk-i pâyine yüz sürüp hamd-i Hudâ mülâhazamda hatâ etmeyüp bu kadar günden berü deryâ-misâl asker içinde beni pâdişâhıma sâlimîn ü gânimin getirdi. Emir pâdişâhımındır. İşte gayretimden böyle etdim. Şân-ı şerîfine ne lâyık ise eyle. İşte kılıç boynumda, pâdişâhıma Erzurûm'dan kurbâna geldim" deyüp hâk-i pâye yüz sürüp iki dizi üzre yüzü kıbleye müteveccih çöküp kelime-i şehâdete başladı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 66a ·
metinde göster ·
… kcıların pîrleri ma‘lûmum değildir. Bu sınıf dahi seyishâneler üzre dükkânların
dizi
dizi sarımsaklar ile müzeyyen edüp piyâdeleri "Ey sarımsak, câna sarılsak" diye …
Bu sarımsakcıların pîrleri ma‘lûmum değildir. Bu sınıf dahi seyishâneler üzre dükkânların dizi dizi sarımsaklar ile müzeyyen edüp piyâdeleri "Ey sarımsak, câna sarılsak" diyerek pür-silâh ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 171a ·
metinde göster ·
… rın pîrleri ma‘lûmum değildir. Bu sınıf dahi seyishâneler üzre dükkânların dizi
dizi
sarımsaklar ile müzeyyen edüp piyâdeleri "Ey sarımsak, câna sarılsak" diyerek p …
Bu sarımsakcıların pîrleri ma‘lûmum değildir. Bu sınıf dahi seyishâneler üzre dükkânların dizi dizi sarımsaklar ile müzeyyen edüp piyâdeleri "Ey sarımsak, câna sarılsak" diyerek pür-silâh ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 171a ·
metinde göster ·
… i arabalar üzre dükkânların reng-â-reng sâbûnlar ile zeyn edüp niçesi ellerinde
dizi
dizi ve başlarında tablalar ile "Ey rakı sâbûnu" deyü pür-silâh "sâbûn alın pâk …
Bu sâbûncular dahi arabalar üzre dükkânların reng-â-reng sâbûnlar ile zeyn edüp niçesi ellerinde dizi dizi ve başlarında tablalar ile "Ey rakı sâbûnu" deyü pür-silâh "sâbûn alın pâk olun" diyerek ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 179b ·
metinde göster ·
… balar üzre dükkânların reng-â-reng sâbûnlar ile zeyn edüp niçesi ellerinde dizi
dizi
ve başlarında tablalar ile "Ey rakı sâbûnu" deyü pür-silâh "sâbûn alın pâk olun …
Bu sâbûncular dahi arabalar üzre dükkânların reng-â-reng sâbûnlar ile zeyn edüp niçesi ellerinde dizi dizi ve başlarında tablalar ile "Ey rakı sâbûnu" deyü pür-silâh "sâbûn alın pâk olun" diyerek ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 179b ·
metinde göster ·
üzre bir sarı levn meşin koyup cümle sâ‘at besâtlarının ermudeleri ve rakkâsı v …
Hikmet-i acîb: A‘mâ Mehemmed Efendi nâm bir azîz-i hümâmı var, mâder-zâd nâ-bînâdır. Üstâd-ı kâmil sâ‘atcidir. Hücresinde oturup cemî‘i bisât-ı âvân engâzların yemîn ü yesârına zeyn edüp çekici ve küreği ve maşası ve kelpedanı ve çiftesi ve eğeleri ve'l-hâsıl cemî‘i âleti yerli yerinde durup bir kimesnenin meksûr sâ‘ati olsa ibtidâ elbette alup koklar, ba‘dehû zarfın açıp yoklar, dizi üzre bir sarı levn meşin koyup cümle sâ‘at besâtlarının ermudeleri ve rakkâsı ve baskısı ve tulumbası ve zembereklerin başka başka koyup eğrilerin doğruldup şikeste olan yerlerin ta‘mîr ü termîm edüp gereği gibi tamâm edüp sâhibine teslîm eder. Bu hakîrin akl-ı kâsırı perîşân olduğu şeydir kim mâder-zâd a‘mâ kimesne sâ‘atçi ola, aceb ihsân-ı Hudâ'dır. Ve yine kendüsü yârândan bir sahiyyü'l-vücûd, ni‘meti mebzûl hoş-sohbet cândır. Ve bu şehir halkının dahi ni‘metleri mebzûldür ve ucuzluk ganîmet şehirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 112a ·
metinde göster ·
… ım at ile gelüp esb-i sabâ-sür‘atinden inerken hikmet-i Hudâ sağ ayağı burkulup
dizi
üzre düşünce tevâbi‘âtları koltuğuna girüp kaldırdılar, ammâ gelişi merdâne-cün …
Alî Paşa: "Hazînedârı çağırın. Cümle iç ağaların hâzır edüp tenbîhimiz üzre tütünler ve kahveler ve şerbetler getirsinler." deyince cümle iç ağaları kat ender kat müheyyâ ve hâzır-bâş olup sâbit-kadem durdular. Andan otak perdeleri açılup Seydî Paşa âdâb üzre at ile içeriye kırk elli adım at ile gelüp esb-i sabâ-sür‘atinden inerken hikmet-i Hudâ sağ ayağı burkulup dizi üzre düşünce tevâbi‘âtları koltuğuna girüp kaldırdılar, ammâ gelişi merdâne-cünbüş değil (değil) idi. Hakîr Seydî Paşa'nın eşkâline im‘ân-ı nazar ile nigerân etdim. Gûyâ meyyit-i müteharrik idi. Meğer 185b peymâne-i ecel pür olmuşdu. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 185a–185b ·
metinde göster ·
Hemân kral elindeki mücevher topuzu iki dizi üzre koyup el açup ibtidâ Âl-i Osmân pâdişâhı Sultân Mehemmed Hân-ı Râbi‘e du‘â etdikde azamet-i Hudâ cümle yer götürmez küffârlar başların açup cümle küffâr Âl-i Osmân ismin işitdikleri gibi cümle secde etdiklerinde kral ayağ üzre kalkup başından kuka sorgucun çıkarup başı kaba Âl-i Osmân'a hayır du‘âlar etdi ve cümle küffâr ser ber-zemîn olup secdeler etdiklerinde bu hakîre bir dehşet el verüp bir bükâ ârız olup Âl-i Osmân'ın ınkırâzu'd-deverân mü’ebbed olmasıyçün girye vü nâlân ederek du‘â vü senâlar etdim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 30b ·
metinde göster ·
… at Emîni Osmân Ağa dahi at üzre vereye muntazır dururken kal‘adan Osmân Ağa'nın
dizi
gözüne bir muşkat top güllesi urup ve atının kolan yerinden gülle urup öte yanı …
"Kal‘ayı vere verüp mutî‘ oldu" deyü haber gelince Sadrıa‘zam Defterdâr Ahmed Paşa'ya zabt [u] rabtıyçün fermânlar sâdır olup cümle defterdâr asker ve yedi bölük ağaları kal‘a altına varup hemândem derûn-ı kal‘adan asâkir-i İslâm üzre mel‘ûn küffârlar bir yaylım kurşum ve bir yaylım top atup bu kadar atları ve bu kadar benî âdemleri zahm-ı hurde edüp bu kadar yüz âdem şehâdet şerbetin nûş ve bu kadar âdem zahm-âlûd medhûş olup Defterdâr Ahmed Paşa'nın baş ağalarından velî-ni‘metimiz olan efendimiz Beksumat Emîni Osmân Ağa dahi at üzre vereye muntazır dururken kal‘adan Osmân Ağa'nın dizi gözüne bir muşkat top güllesi urup ve atının kolan yerinden gülle urup öte yanından gülle çıkup at cân teslîm etdikde fi'l-hâl gayret-keş Osmân Ağa'nın vücûdun gayri ata bindirüp cümle guzâtın şühedâların na‘şelerin ve mecrûhların alup orduya bî-feth pür-melâl vâsıl olduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 24a ·
metinde göster ·
… nlardan sonra bir asker-i bî-pâyân sadâsı istimâ‘ olur kim her kim işidirse iki
dizi
üstüne gelüp dehşet alup ciğeri hûn, dili pür-hûn, çeşmi yaşı seyl-i Ceyhûn ve …
Bunlardan sonra bir asker-i bî-pâyân sadâsı istimâ‘ olur kim her kim işidirse iki dizi üstüne gelüp dehşet alup ciğeri hûn, dili pür-hûn, çeşmi yaşı seyl-i Ceyhûn ve sirişk-i Seyhûn-vâr dîde-i pür-nemden nem-i yem gibi cereyân eder. Ve deff ü kudüm ve dübelek ve tabl u nakâre ve ziller sadâsı evce peyveste olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y203a ·
metinde göster ·
… i var. Sağ tarafındaki minâre üç tabaka ve iki yüz kademedir. Her kademesi âdem
dizi
kaddi kadar yüksekdir. Ol hisâb üzre bir minâre Mısır'da Sultân Hasan minâresin …
Ve iki minâresi var. Sağ tarafındaki minâre üç tabaka ve iki yüz kademedir. Her kademesi âdem dizi kaddi kadar yüksekdir. Ol hisâb üzre bir minâre Mısır'da Sultân Hasan minâresinden âlîdir. Ve gâyet musanna‘ minâre-i bâlâdır. Ve Seyyid Ahmed el-Bedevî hazretleri bu minârenin kurbunda medfûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y284b ·
metinde göster ·
… b-ı âteş-tâba karşı meş‘al gibi şu‘le verir. Ve kucağında yine tucdan bir oğlun
dizi
üstüne oturdup gûyâ dirâgûş edüp sağ memesiyle süd verir şeklinde bir mahûf u m …
Bu hırmen cirmi vaz‘ olunan Q 321aP 318a seng-i hârâ üzre tucdan bir kancık dîv timsâli etmişler kim âdem görünce zehresi çâk olur. Başı eflâke serçekmiş, geysûların fitîle fitîle perîşân etmiş, gözleri âfitâb-ı âteş-tâba karşı meş‘al gibi şu‘le verir. Ve kucağında yine tucdan bir oğlun dizi üstüne oturdup gûyâ dirâgûş edüp sağ memesiyle süd verir şeklinde bir mahûf u mehîb ucûbe timsâldir. Ve memeleri kös-i Bağdâd kadar vardır. Sağ elin kaldırup Nîl'in cânib-i cenûbdan tarafa geldüği mahalle kolun uzadup bir parmağile gösterir şeklinde durur. Ve iki ayakları ol mîl minârelerin üstünden aşağı amûdların temelinde olan seng-i hârâlara kadem basmış durur. Ammâ eyle musaykal u mücellâ tuc sûretdir kim gûyâ zeheb-i hâlisdir. Ve ayağı önünde bir havz-ı azîm var kim seng-i hârâdan oyulmuş aşren fe-aşren havz-ı kebîrdir, içinde bir kişi şinâverlik etse mümkindir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y406a ·
metinde göster ·
… -idi bir kişi var-ıdı bayındır ḫanuŋ veziri idi şarabuŋ itisi başına çıḳdı ḳaba
dizi
üzerine çökdi bayındır ḫandan aḳın diledi bayındır ḫan desṭur virdi
yime içme idi ḳażılık ḳoca dirler-idi bir kişi var-ıdı bayındır ḫanuŋ veziri idi şarabuŋ itisi başına çıḳdı ḳaba dizi üzerine çökdi bayındır ḫandan aḳın diledi bayındır ḫan desṭur virdi