Sarâyburnu'nda her gemi kırkar ve ellişer pâre top atup şâdumânlar edüp gülbâng …
Zîrâ bu Karamanlı Alî Paşa cümle Akdeniz kapudanlarına serdâr olup hazîne-i pâdişâhîden kendüye bir fânûs-ı cinân ve iki tuğ ve tabl [u] alem ihsân olunup Rodos pâyesiyle her sene yedi yüz pâre kalyonlara Mısır huccâcı ve tüccârın koyup mâh-ı Receb'de kiraz meltemi mevsiminde rûz-ı cum‘ada Beşiktaş'dan kalkup turna katârı cümle gemiler dizilüp Sarâyburnu'nda her gemi kırkar ve ellişer pâre top atup şâdumânlar edüp gülbâng-i Muhammedî çekerek Hudâ âsân edüp Mısır'a gidüp altı aydan yine İslâmbol'a şeker ve kettân ve kına ve pirinc ve mercimek ve gûnâ-gûn me’kûlât [ü] meşrûbât makûlesi getirüp İslâmbol'u ganîmet ederlerdi. Ve serdâr Karamanlı Alî Beğ dahi pâdişâha niçe yüz Habeşî tavâşîler ve Mısır kîseleri hedâyâlar getirirdi. Böyle bir serdâr-ı muhteşem olmağile yine ordu alayında andan ve ekmekcibaşıdan mu‘azzam u muhteşemâne alay yok idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 165a ·
metinde göster ·
… neleri ve cümle mühimmât [u] levâzımâtları yerli yerine koyup toplar kirpi gibi
dizilüp
Özü kal‘ası pür-âteş oldu ve Rus-ı menhûsdan alınan sağîr ü kebîr yüz altmış al …
"Bir dahi su yolun küffâr bulmasın" deyüp bir gece kimsenin haberi yok iken su yolun pinhân edüp cümle kal‘ayı beyâz ve münevver edüp kâfirlerden alınan cümle yetmiş altı pâre topları ve cümle cebehâneleri ve cümle mühimmât [u] levâzımâtları yerli yerine koyup toplar kirpi gibi dizilüp Özü kal‘ası pür-âteş oldu ve Rus-ı menhûsdan alınan sağîr ü kebîr yüz altmış altı pâre şayka ve kayıkları ve çırnıklarının niçesin bozup buğday anbârları ve kulleler üzre kubbeler örtüp mâ-bâkîsin Özü limanında hıfz olunup Özü kal‘ası cebehânesindeki cemî‘i zincirleri çıkarup cümle esîrlerin boğazlarına tavk-ı selâsil urup cümlesin pây-beste ve dil-haste ve giriftâr-ı bend-i belâ edüp sahrâ-yı Özü'de yatan leşlerin ve nehr-i Özü'ye gark olup batan keferelerin vücûdların sudan çıkarup kelleleri kesildi. Ve meterislerde ve meydân-ı ma‘rekede kalan lâşe-i murdârın dahi kelleleri ten-i mencûsundan cudâ olup ve bin iki yüz aded işe güce yaramaz mecrûh olan kâfirleri dahi cümle kılıçdan geçirüp baş etdiler. Ve cümle başları Özü meydânında esîr olanlara kendü kavmi başların bıçaklar ile yüzerlerken ağlaşarak,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 62a ·
metinde göster ·
mükellef alayı ile cebehâne arabaların ortaya alup geçdiler. Andan cümle yigirm …
İbtidâ cümle Paşalı askeri andan asesbaşı ve subaşı askeri ikişer ikişer geçüp gitdiler. Andan kelle ve esîrleri getiren Akkirmân askeri andan Özü kal‘ası askeri çifte çifte küheylân atlar üzre ubûr etdiler. Andan cümle bin üç yüz aded arabalar içre gûnâ-gûn âlet-i silâh ve cebehâneler ile mâl-â-mâl altı bin yetmiş aded musaykal ve mücellâ dirhemli Kazak tüfenglerin mezkûr arabalar üzre zeyn edüp ve cümle üç yüz altmış aded haçlı bayrakları baş aşağı arabalar üzre edüp bu cebehâneleri cümle cebeciler çorbacıları ikişer ikişer dizilüp mükellef alayı ile cebehâne arabaların ortaya alup geçdiler. Andan cümle yigirmi altı pâre münakkaş ve musaykal ve mücellâ altun gibi şâhâne topları cümle at arabaları çeküp her atlar kim fîl kadar Krakov ve Daniska {vilâyeti} atları kim her {atın} ayaklarında ikişer okka na‘lları var idi. Bu topları cümle topçular askeri ve çorbacıları keşân ber-keşân getirdiler. Anlardan sonra iki bin aded yine kefere atların bakkal kefereleri çeküp küçük imrahor askeri getirdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 64b ·
metinde göster ·
… paşanın otağı önüne bu kadar mâl-ı ganâ'im ve esîrler ve kelleler sırıklar üzre
dizilüp
sıhhat ü selâmetle vâsıl olup cümle şühedâları bir yere cem‘ edüp cenâze namâzl …
Hamd-i Hudâ küffâr makhûr u müdemmer ve asâkir-i İslâm mansûr [u] muzaffer olup bu kadar mâl-ı ganâ'im ile ol gün Hilevne sahrâsında paşanın otağı önüne bu kadar mâl-ı ganâ'im ve esîrler ve kelleler sırıklar üzre dizilüp sıhhat ü selâmetle vâsıl olup cümle şühedâları bir yere cem‘ edüp cenâze namâzları kılınup şehîdlik nâm mahalde defn olundu. Ba‘dehû ordu-yı İslâm'da bir yaylım tüfeng şâdumânları ve kal‘adan dahi top şâdumânları olup paşanın huzûruna altı yüz avrat ve oğlanları cümle guzât getirüp bunların içinden mahbûb u mahbûbe esîrlerin güzîdelerinden yüz elli esîr penc-yek verdiler. Ve bizim imdâda yetişüp kırdığımız keferelerinin bakıyyetü's-seyf olan esîrlerin güzîdelerinden ve yetmiş aded harâmî başları esîrlerinden ve yedi yüz aded orta hâlli esîrlerden paşaya bunların güzîdesinden iki yüz nâmdâr esîr-i mâldâr verdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 136a ·
metinde göster ·
… asker-i İslâm'ı görüp kal‘a dîvârları üzre pencik esîri gibi âşikâre pür-silâh
dizilüp
âmâde durdular, ammâ bu kal‘anın mağrib tarafı deryâ vâki‘ olup bir liman-ı azî …
Lisân-ı Latince Ribniçse (---)(---) demekdir. Bânîsi Bundukanî kefereleridir. Niçe kerre dest-i İslâma girüp Süleymân Hân asrından berü dest-i kâfirde kalmışdır. Hâlâ hâk-i Kilis ve hâk-i Kırka ile müşâdır. Kal‘ası leb-i deryâ-yı körfezde şekl-i murabba‘ bir alçacık kaya üzre seng binâ bir mahbûb kal‘a-i ra‘nâdır kim beyâz kuğu gibi münevver şekillidir, ammâ derûn-ı hisârda mahsûr olan bizim re‘âyâlığımızdan Venedik'e tapup Uskok olan şarik nâm kâfirin karargâh-ı mecma‘ı ve eşkıyâ-yı Hırvad ve Fireng derneği olup bu kâfirler bu mahalden her bâr Sin ve Kinin kal‘alarımız etrâfların nehb u gâret etmeden hâlî değillerdir, lâkin bu kal‘a şâhrâhdan ba‘îd bir sa‘bü'l-mürûr yerde vâki‘ olmağile üzerine varılmayup dest-i küffârda kaldı. Hemân bu kal‘a küffârları bizim asker-i İslâm'ı görüp kal‘a dîvârları üzre pencik esîri gibi âşikâre pür-silâh dizilüp âmâde durdular, ammâ bu kal‘anın mağrib tarafı deryâ vâki‘ olup bir liman-ı azîmdir kim gûyâ liman boğazında bir kapu gibi daracık boğazdır. Ve bu limana beş yüz pâre gemi sığar hayli vâsi‘ limandır kim bu limanın tâ ortasında bi-emr-i Hudâ bir kaya halk olunup ol kaya üzre bir küçük kullecik var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 145a ·
metinde göster ·
… tı sıra fındık kadar dürr-i yetîm beyâz incüler mâbeyninde yeşil damla zümürrûd
dizilüp
beyâz ve yeşil tâca eyle hüsün vermiş kim çeşm-i insân hîrelenir. Bu gûne ve bu …
Ve gorona ve tâc ve manlifke ve (---)(---)(---)(---)(---)(---) derler. Her lisânda birer gûne ismi vardır. Hakîr dikkatle niçe kerre temâşâ etdim, Rûm'un buğday kîlesi kadar bir müdevver sivri Edhemî külâhı gibi {bir şeydir}. Allâhu a‘lem gönden ve telatinden ola, zîrâ sâfî murassa‘ ve cevâhirinden üstü olmak ile içerisi ne idiği ma‘lûmum değildir. Ancak muşammâlı ve mukavvâlı kuka keçe külâh gibi tak tak öter katıdır. Zamân-ı kadîmde böyle musanna‘ ve murassa‘ değil imiş. Her gelen kral-ı dâll i‘tibâr edüp birer şey yapdırup sâfî cevâhirle zeyn olmuş kim bin Mısır hazînesi mâl değer ve ana bahâ yetişmez de derler. Hemân hakkâ ki on sekiz kral on sekiz aded zencîr edüp depesinde bir cevâhir halkaya zencîrleri bağlayup tâcı bir yere salb etmek içün bu silsileleri etmişler, ammâ bu zencîrin her birine bahâ yetişmez derler, ammâ her bâr bu zencîrler ile bu tâc durmazmış, zîrâ zencîrlerin çengâlleri geçmedir. Esbâb-ı ihtişâm günleri ve böyle bir âlî-kadr elçi günleri zencîrleri koyup tâcı yerine korlarmış, ba‘dehu yine Prak kal‘asına götürürlermiş. Ammâ bu tâc on iki terkdir. Her terki aralarında sıra sıra la‘l yâkût ve elmâs ve zümürrûd incüsü çokdur ve ağzının kenâreleri dâ’iren-mâdâr altı sıra fındık kadar dürr-i yetîm beyâz incüler mâbeyninde yeşil damla zümürrûd dizilüp beyâz ve yeşil tâca eyle hüsün vermiş kim çeşm-i insân hîrelenir. Bu gûne ve bu eşkâlde bir tâc-ı İskender'dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 67b ·
metinde göster ·
… ellerine ucu harbeli sırıkları alup gemilerin iki yanlarına kefereler ayak üzre
dizilüp
usûl ve âheng âğâze ile "Yajuj ve Yajuj, Marya Got Hristosu Aya Niko Aya Kaşo A …
Ve eğer eyyâm-ı rûzgâr muhâlif olup murâd edindikleri yere gemileri buz üzre gitmek muhâl ola ve yâhûd aslâ rûzgâr olmayup serd-mend hevâ ola. Her geminin onar on beşer kadar keştîbânları ellerine ucu harbeli sırıkları alup gemilerin iki yanlarına kefereler ayak üzre dizilüp usûl ve âheng âğâze ile "Yajuj ve Yajuj, Marya Got Hristosu Aya Niko Aya Kaşo Aya İsvet Nikola ve Aya Vosto" deyerek savt-ı a‘lâ ile feryâd ederek ellerindeki harbeleri buza urdukça hasır yelkenden ziyâde gemileri kuş gibi uçar, zîrâ gemilerin altları sâfî domuz dişleri batırup dizilmişdir kim altı billû[r] gibi buz deryâsında gemi durabilir mi?
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 181a ·
metinde göster ·
… ar serv-misâl câmi‘in haremi etrâfına ilm-i hendese üzre ale't-tertîb çırpı ile
dizilüp
câmi‘in saçakları altında olan sütûnlar üzre ve dîvâr üzre olan beyâz mermerden …
Ve bu altmış aded sütûnlar serv-misâl câmi‘in haremi etrâfına ilm-i hendese üzre ale't-tertîb çırpı ile dizilüp câmi‘in saçakları altında olan sütûnlar üzre ve dîvâr üzre olan beyâz mermerden cüsseli gûnâ-gûn-ı ibret-nümûn tasvîrât-ı timsâlâtların eşkâl-i evzâ‘-ı etvâr-ı hey’et-i mecmû‘aların bir bir tahrîr eylesek müsevvedâtımız bir mücelled kitâb olup seyâhatimize mâni‘ olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 252b ·
metinde göster ·
… yâ cümle zî-rûh gibi kıyâm edüp henüz dest-i kudretden çıkmış gibi ale't-tertîb
dizilüp
dururlar.
Hulâsa-i kelâm tatvîl-i kelâma ne hâcet, bu bâğ-ı Merâmın tarh tarz u tavrı şundan ma‘lûm-ı sa‘âdet ola kim Cenâb-ı Kibriyâ bu bâğda olan eşcârâta eyle hüsn verüp san‘atını ızhâr etmişdir kim gûyâ her dıraht-ı şâhdâr gûyâ cümle zî-rûh gibi kıyâm edüp henüz dest-i kudretden çıkmış gibi ale't-tertîb dizilüp dururlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 323b ·
metinde göster ·
Ve cânib-i erba‘asında gûnâ-gûn yâdigâr-ı zî-kıymet mutallâ çerâğ-ı musanna‘lar ve sîm ü zer âvânî şem‘dân ve buhûrdân ve gülâbdânlar 379b ile müzeyyendir. Ve gûnâ-gûn zî-kıymet hüsn-i hatt Kelâm-ı şerîfler etrâfında rahleler üzre ale't-tertîb dizilüp cemî‘i züvvâr-ı ünâs tilâvet-i Kur’ân ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 379a–379b ·
metinde göster ·
durur. Böyle bir sâyedâr ve koyah hıyâbân hadîka-i sultândır kim midhatinde lis …
Bu ravza-i Rıdvân ve hadîka-i bâğ-ı cinân eyle bir hıyâbân yerdir kim âdem maksûrelerinde meks etdükde şükûfesinin râyiha-i tayyibesinden âdemin demâğı mu‘attar olur. Ve Cenâb-ı Bârî rûy-i arzda sun‘un izhâr içün ne kadar kerre yüz bin elvân nebâtât, kiyâhât, ezhârât-ı hoş-bû halk etmiş ise cümlesi bu gaytân-ı İremezâtda mevcûddur. Ve selef ukalâları bu bâğ-ı sadrenc-nakşı tarh edüp ale't-tertîb çırpı ile niçe yüz bin şecere-i müsmirâtı ve gayri dıraht-ı çınârları ve kavak ve servi ve bîd-i sernigûnları ve gûnâ-gûn şecere-i tayyibeleri diküp sâf sâf ale't-tertîb dizilüp durur. Böyle bir sâyedâr ve koyah hıyâbân hadîka-i sultândır kim midhatinde lisân batîdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y37a ·
metinde göster ·
… a dîvân edüp ve müşâvere edüp mezkûr şâhrâhın iki cânibine cümle kal‘a neferâtı
dizilüp
mehterhâneler çalınup bu mahalde bayramlaşırlar ve cemî‘i umûrların bunda görür …
Ve mezkûr Lonca dîvânhânesi beyâz mermer döşeli kemer-i âlîler üstü toloz kubbelerdir. Cümle kal‘a ağaları ve kulları bunda dîvân edüp ve müşâvere edüp mezkûr şâhrâhın iki cânibine cümle kal‘a neferâtı dizilüp mehterhâneler çalınup bu mahalde bayramlaşırlar ve cemî‘i umûrların bunda görürler. Ve bu dîvânhânenin sağ cânibi Sencovan câmi‘idir ve sol cânibi Freng hisârıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y121a ·
metinde göster ·
… -ı hakkâk elinde inhikâk olunmuş musaykal ve mücellâ taşlardır. Eyle tertîb ile
dizilüp
zeyn olmuşdur kim gûyâ bir râdde-i hattâtdır. Gören seyyâhâna hafî değildir. Bu …
"Güzeller du‘âmız kabûl oldu, gelün tarîk-ı Muhammed'e girin. Görün nice kaldırım döşenmişdir" deyüp ale's-sabâh âsitâneden taşra çıkup görseler kim murâd-ı şerîfleri olan mahalde hâlâ üç bin adım tûlu sun‘-ı Hudâ bir kaldırımdır kim im‘ân-ı nazar ile nigerân eylesen çeşm-i ibret hîrelenir. Makdûr-ı beşer değildir. Eyle hemvâr taşlardır kim her biri üstâd-ı hakkâk elinde inhikâk olunmuş musaykal ve mücellâ taşlardır. Eyle tertîb ile dizilüp zeyn olmuşdur kim gûyâ bir râdde-i hattâtdır. Gören seyyâhâna hafî değildir. Bunun emsâli niçe kerâmâtları tevârîhâtlarda ve menâkıblarda mastûrdur. Himmetleri hâzır ola. Andan kıbleye altı sâ‘at taşlıklı yerler ile ubûr ederek,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y130a ·
metinde göster ·
… , ba‘dehu sarı sarı hâsıl olup kemâlin buldukda araba tekerleği gibi tertîb ile
dizilüp
durur. Ba‘dehu kat‘ edüp kabuğu bî-te’essüf soyulup şekerle ve yâhûd şekersiz t …
Ve meyvesi dahi bir turfa bârdır. Yılda bir kerre verir, gayri vermez. Ba‘dehu anı dibinden kat‘ edüp kamış gibi biri dahi dibinden zâhir olur. Meyvesi yaprağı yanında bir kol kalınlığı dalın ucunda bir sini cirminde bir sininin cânib-i erba‘asında iki yüz, üç yüz patlıcan ve hurde hıyâr gibi evvel yeşil, ba‘dehu sarı sarı hâsıl olup kemâlin buldukda araba tekerleği gibi tertîb ile dizilüp durur. Ba‘dehu kat‘ edüp kabuğu bî-te’essüf soyulup şekerle ve yâhûd şekersiz tenâvül olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y191b ·
metinde göster ·
… bbenin içinde dâ’iren-mâdâr niçe bin koyun kurbânı aşıkları tesbîh gibi bir ipe
dizilüp
kubbeyi ihâta etmişdir. Ba‘zı müsâfirîne ricâ edüp derler kim,
Ve bu kubbenin içinde dâ’iren-mâdâr niçe bin koyun kurbânı aşıkları tesbîh gibi bir ipe dizilüp kubbeyi ihâta etmişdir. Ba‘zı müsâfirîne ricâ edüp derler kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y113a ·
metinde göster ·
… içinde olan deryâ-misâl asker iki şak olup bir tarafa azebistân ve yeniçeriyân
dizilüp
selâma durur ve bir tarafa yedi bölük atlı sipâhiyânı kat-ender-kat zer-ender-z …
Ve emîrü'l-hac bu kadar alay ile mehterhânesin çalarak nümâyân olunca Kara Meydân içinde olan deryâ-misâl asker iki şak olup bir tarafa azebistân ve yeniçeriyân dizilüp selâma durur ve bir tarafa yedi bölük atlı sipâhiyânı kat-ender-kat zer-ender-zer olup pür-silâh esb-i hor hor üzre cıdaları ellerinde emîr-i hac selâmına muntazır olup emîrü'l-hac dahi alay ile bu iki askerin miyânından güzer ederek iki cânibine selâm verüp mehterhânesin döğerek paşanın otağında nüzûl edüp cümle emîrânın üzerlerine tasaddur edüp karâr eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y200a ·
metinde göster ·