Evsâf-ı kal‘a-i musanna Osmâncık: Bir tevârîhde Osmâncık bunda
doğdu
ve kal‘a-i Osmâncık hilâfetinde binâ etdi, derler. Ba‘dehû Etrâk-i nâ-pâk elind …
Evsâf-ı kal‘a-i musanna Osmâncık: Bir tevârîhde Osmâncık bunda doğdu ve kal‘a-i Osmâncık hilâfetinde binâ etdi, derler. Ba‘dehû Etrâk-i nâ-pâk elinden sene 795 târîhinde Yıldırım Bâyezîd Hân fethi olduğu muhakkakdır. Çorum sancağı hâkinde ve voyvodalıkdır ve yüz elli akçe kazâdır. Ma‘mûr nevâhîleri vardır. Serdârı ve kethüdâyeri vardır, nakîbi ve müftîsi yokdur, a‘yânı azdır, bâğ u bâğçesi çokdur. Kal‘ası Kızılırmak kenarının karşu cânib-i şarkında cisr-i azîm ile ubûr olunur. Nehre karîb bir alçak sivri yalçın kaya üzre bir küçük Şeddâdî binâ-yı metîn kal‘a-i hısn-ı hasîndir. Dâiren-mâdâr cirmi sekiz yüz adım şekl-i murabba‘ bir kal‘a-i yekpâredir (---) nâzır ancak bir demir kapusu var. Gâyet bâlâ olmağıla içine girüp manzûrumuz olmamışdır, ammâ taşra varoşu bin mikdârı bâğ u bâğçeli tarz-ı kâr-ı kadîm Etrâk evleridir. Cümle tahta ve toprak örtülü imâr olmuş evlerdir. Yedi mahalle ve yedi mihrâbdır. Ve dükkânları azdır, ammâ yine her eşyâ mevcûddur. Üç hânı ve ırmak kenarında bir küçük hammâmı var, suyu dollâb ile Kızılırmakdan çekilir. Ve şehrin üç tarafı kumsaldır, aslâ çamur olmaz. Ve hevâsı şiddet-i hâr üzre olduğundan leziz âbdâr üzüm olur. Ve kumsallığında kebere nâmında bir gûne meyve hâsıl olup sirke ile turşu ederler, gâyet nâfi‘dir ve bu şehirde ol turşu meşhûr-ı âfâk olmuşdur. Ve cümle evleri fukarâyânedir. Ve halkı dahi fukarâ-yı Bektâşiyândır. Zîrâ bu şehrin cânib-i garbında bir mürtefi‘ yerde Sultân-ı Bektâşiyân medfûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 279b ·
metinde göster ·
Ve merdâneler nûş etse vecd-i hallât-ı merdânı merdâne-vâr tavkâne (?) bile
doğdu
bürâderi nâhun-dırâz olur. Ya‘nî kırmızî parmak bürâder evren-misâl olup soludu …
Ve merdâneler nûş etse vecd-i hallât-ı merdânı merdâne-vâr tavkâne (?) bile doğdu bürâderi nâhun-dırâz olur. Ya‘nî kırmızî parmak bürâder evren-misâl olup soludukça büyük olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 6a ·
metinde göster ·
… vardı kim kâmil vakt-i Hanefî olup âfitâb-ı âlem-tâb acebâ Üstürgon tarafından
doğdu
mu doğmadı mı derken hemân sağ tarafda nümâyân olan on bin kadar piyâde Çeh ve …
Ammâ bize asker-i İslâm tarafından aslâ bir âdem gelmez, illâ "Allâh Allâh" sadâsı imdâdı gelir. Bu ceng [ü] cidâlimiz ol mahalle vardı kim kâmil vakt-i Hanefî olup âfitâb-ı âlem-tâb acebâ Üstürgon tarafından doğdu mu doğmadı mı derken hemân sağ tarafda nümâyân olan on bin kadar piyâde Çeh ve Leh ve İsfaç kavmi kâfiri torompete ve luturyan boruların çalarak ve nâkûs ve tabılların döğerek bizim askeri gözüne almayup "Yajuj ve Yajuj" diyerek haçlı bayrakların çeküp gelmede. Subh-ı sâdık olunca Lara bayırı dibindeki meşeyistândan çinganeler ormandan çıkar gibi sürü sürü çıkup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 102b ·
metinde göster ·
… Biz dahi ta‘âm yeyince vakt-i şâfi‘î olup sabâh oldu. Ve bir sâ‘at olmadan gün
doğdu
. Ve'l-hâsıl cemî‘i gecesi dörd sâ‘at ve bir çeyrek oldu, zîrâ iklîm-i sâbi‘in v …
Bu şehr-i gâz[iy]ân dahi iklîm-i sâbi‘den olup vakt-i gurûb 171b atlara yem asup ahşam namâzın kıldık. Atlar bir sâ‘atde yemi yediler. Biz dahi ta‘âm yeyince vakt-i şâfi‘î olup sabâh oldu. Ve bir sâ‘at olmadan gün doğdu. Ve'l-hâsıl cemî‘i gecesi dörd sâ‘at ve bir çeyrek oldu, zîrâ iklîm-i sâbi‘in vasatıdır. Gerçi tûl-ı nehârı vardır, âfitâb-ı âlem-tâbın sâ’ir vilâyetlerdeki gibi tâb u tüvânı yokdur. Hamd-i Hudâ bu Kazan-ı gâziyân şehrine gelmek ile yedi iklîme kadem basup seyâhatde hissemiz olmuş oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 171a–171b ·
metinde göster ·
Menzil-i nehr-i Güğemli kenârında bir kamışlı ve sazlı yerde Kalmık Tatarı havfinden arabaları tabur çatup meks etdik. Hikmet-i Bârî bu mahalde şiddet-i şitâdan dörd yerden güneş doğdu. Âdetullâh üzre cânib-i şarkdan tulû‘ eden âfitâb-ı âlem-tâb kankısı idiği nâ-ma‘lûm idi. Cümle bizimle olan Azak ihtiyârları kırk elli yıldan berü böyle dörd yerden güneş doğduğun görmedik, dediler. Sebebi oldur kim gâyet şiddet-i şitâdan bu Heyhât sahrâsı üzre güneş te’sîr etmeyüp sâ’ir sevâhil olan vilâyetler üzre zulumâtlar olmayup ol vilâyetler üzre evc-i âsumânda güneşler nümâyân olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 188b ·
metinde göster ·