. Ziyâretgâh-ı erbâb-ı hâcâtdır. Âsitânesi ve imâreti ve cümle hayrâtın Sultân B …
Evsâf-ı ziyâret-i kutbu'l-âfâk, eş-şeyh-i ale'l-ıtlâk, zübde-i evliyâ, umde-i asfiyâ, kibâr-ı hâsu'l-hâs, deryâ-yı dîn-i gavvâs eş-Şeyh Hazret-i Pîr İlyâs-ı Amasiyyevî: Bu azîz Yıldırım Hân meşâyîhlerindendir. Timur ile müşerref olup Şirvân'a bile gitmişdir. Ba‘dehû yine Amasiyye'ye gelüp Amâsiyye'nin kurbunda Sevâdiye nâm bir mürtefî‘ cihân-nümâ bir âsitâne-i âlîde medfûndur. Niçe bin keşf [u] kerâmetleri âşikâre olmuşdur. Hatta merhûm olduklarında cesed-i şerîfin gassâl gasl ederken teneşiri gassâl eğri kor. Hemân azîz-i merhûm dest-i şerîfleriyle teneşiri doğruldurlar. Ziyâretgâh-ı erbâb-ı hâcâtdır. Âsitânesi ve imâreti ve cümle hayrâtın Sultân Bâyezîd ibn Mehemmed Hân sene (---) târîhinde binâ etmişdir. Tarîk-i (---) niçe yüz pâ-bürehne ve ser-bürehne âşık-ı serbâzları var. Evkâf-ı azîm olmağıla âyende vü revendeye ni‘meti mebzûldür. Hamd-i Hudâ ziyâreti müyesser olup rûh-ı şerîfiyçün bir hatm-i şerîfe mübâşeret etdik. Ve âsitânesi dîvârında bu ebyâtlar bir kâğıda tahrîr olunmuşdur. Kıt‘a:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 282b ·
metinde göster ·
… ve rakkâsı ve baskısı ve tulumbası ve zembereklerin başka başka koyup eğrilerin
doğruldup
şikeste olan yerlerin ta‘mîr ü termîm edüp gereği gibi tamâm edüp sâhibine tesl …
Hikmet-i acîb: A‘mâ Mehemmed Efendi nâm bir azîz-i hümâmı var, mâder-zâd nâ-bînâdır. Üstâd-ı kâmil sâ‘atcidir. Hücresinde oturup cemî‘i bisât-ı âvân engâzların yemîn ü yesârına zeyn edüp çekici ve küreği ve maşası ve kelpedanı ve çiftesi ve eğeleri ve'l-hâsıl cemî‘i âleti yerli yerinde durup bir kimesnenin meksûr sâ‘ati olsa ibtidâ elbette alup koklar, ba‘dehû zarfın açıp yoklar, dizi üzre bir sarı levn meşin koyup cümle sâ‘at besâtlarının ermudeleri ve rakkâsı ve baskısı ve tulumbası ve zembereklerin başka başka koyup eğrilerin doğruldup şikeste olan yerlerin ta‘mîr ü termîm edüp gereği gibi tamâm edüp sâhibine teslîm eder. Bu hakîrin akl-ı kâsırı perîşân olduğu şeydir kim mâder-zâd a‘mâ kimesne sâ‘atçi ola, aceb ihsân-ı Hudâ'dır. Ve yine kendüsü yârândan bir sahiyyü'l-vücûd, ni‘meti mebzûl hoş-sohbet cândır. Ve bu şehir halkının dahi ni‘metleri mebzûldür ve ucuzluk ganîmet şehirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 112a ·
metinde göster ·
Ba‘dehû cemî‘i aşîret-i merhûm Süleymân Şâh beğliği oğlu Ertuğrul'a
doğruldup
"Bu yurd bize uğursuzdur, beğimiz bunda gark oldu." deyü Ertuğrul ile doğru Âl- …
Ba‘dehû cemî‘i aşîret-i merhûm Süleymân Şâh beğliği oğlu Ertuğrul'a doğruldup "Bu yurd bize uğursuzdur, beğimiz bunda gark oldu." deyü Ertuğrul ile doğru Âl-i Selçukiyân'dan Sultân Alâeddîn'e gelüp boy beği oldu. Ba‘dehû hikmet-i Hudâ ile sene 600 târîhinde Alâeddîn-i Selçukî inkırâz bulup Ertuğrul'u boy beği etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 193b ·
metinde göster ·
Zurnazan Mustafâ Paşa eydir: "Hele hey sultânım, mühür bende birkaç gün kalaydı gam yemezdim. Hemân mührü koynumda bir kerre yokladım gördüm ki durur, elim koynumdan çıkardım, ‘ver mührü’ dediler. Ol ânda yine mührü aldılar ve gitdiler. İşte beni bu Erzurûm'a atdılar. Hele varır görürsün, mührü Haleb'e Boynueğri'ye gönderdiler. Yakında anın da mührile boynun doğruldurlar" deyü mudhikâne kelimâtlar edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 19a ·
metinde göster ·
… apkasın çıkarup hakîre ve mataracıbaşıya tapınup selâm alır gibi bir iki eğilüp
doğruldu
.
"Varın görün kral tahtından enüp kapunun iç yüzünde durur mu?" dedikde varup gördük, meğer çâsâr tahtından enüp mataracıbaşıyı zerdûz üsküf-ı mehâbet-i Hacı Bektaşîsiyle görünce hemân kral başından şapkasın çıkarup hakîre ve mataracıbaşıya tapınup selâm alır gibi bir iki eğilüp doğruldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 65a ·
metinde göster ·