… rılup hisâb olunmuşdur kim bu hisâb üzre dâ’iren-mâdâr İslâmbol kal‘ası yigirmi
dokuz
bin sekiz yüz on adımdır. Ammâ Bayram Paşa asrında Âhûrkapu'dan taşra adımladığ …
Bu kapulardan mâ‘adâ tâ Âhûrkapu'ya varınca hisâb olunan kapuların yedisi dahi leb-i deryâda olmağile cümlesi cânib-i şarka nâzırdır. Ve bu tarafa lodos rûzgâr-ı zorkârı gâyetü'l-gâye ziyâde isâbet etdüğinden Bayram Paşa merhûmun kal‘a hâricinde leb-i deryâda binâ etdüği rasîfler telattum-ı deryâdan harâb olup bu add etdüğimiz adımları sene (---) târîhinde İbrâhîm Hân asrında Âhûrkapu'dan içeri adımlayup Yedikulle'ye varılup hisâb olunmuşdur kim bu hisâb üzre dâ’iren-mâdâr İslâmbol kal‘ası yigirmi dokuz bin sekiz yüz on adımdır. Ammâ Bayram Paşa asrında Âhûrkapu'dan taşra adımladığımızda kâmil otuz bin adım idi. Sahîhü'l-kelâm ve's-selâm
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 16a ·
metinde göster ·
yerde üstâd-ı Kâşî çînî kârhâneleri vardır. Asr-ı Ahmed Hân'da üç yüz kârhâne i …
Evsâf-ı dekâkîn-ı sûk-ı sultânî: Cümle altı yüz dükkândır, lâkin kârgîr binâ bezzâzistânı yokdur, ammâ cümle zî-kıymet eşyâ mevcûddur. Dokuz yerde üstâd-ı Kâşî çînî kârhâneleri vardır. Asr-ı Ahmed Hân'da üç yüz kârhâne imiş. Zulümden 6a vîrân olmuşdur. Bu şehr iklîm-i hâmisde olmağıla arz-ı beledî (---) ve tûl-ı nehârî (---) olmağıla âb [u] hevâsının letâfetinden mahbûb u mahbûbesi memdûhdur. Ekseriyyâ halkı cümle çuka ferrâce ve kontuş ve serhaddî giyerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 5b–6a ·
metinde göster ·
Aded-i çârsû [vü] bâzâr-ı hüsn-i bezzâzîstân : Cümle bin
dokuz
yüz dekâkîn-i sûk-ı sultânîdir. Niçe yüz dükkânları serâpâ kârgîr bînâ-yı ma‘mû …
Aded-i çârsû [vü] bâzâr-ı hüsn-i bezzâzîstân : Cümle bin dokuz yüz dekâkîn-i sûk-ı sultânîdir. Niçe yüz dükkânları serâpâ kârgîr bînâ-yı ma‘mûrdur. Ammâ cümleden kârgîr binâ demir kapulu kanatlar ile mebnî rasâs-ı nîlgûn ile mestûr bezzâzistânında ankâ hâcegiyânlarda cemî‘i dünyânın zî-kıymet metâ‘ları mevcûddur. Sipâhbâzârı ve sarrâchâneleri ve tahtalkal‘ası ma‘mûr u müzeyyendir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 13a ·
metinde göster ·
… ümmelîn gavs-ı a‘zamların nazarı ta‘alluk etmiş bir nazargâh-ı evliyâdır. Cümle
dokuz
bin aded bâğ u bâğçedir. Garîbü'd-diyâr kimesne bu bâğ-ı Merâm'a girse gâ’ib ol …
Netîce-i merâm Hazret-i Sultânu'l-ulemâ'nın ve Celâleddîn-i Rûmî hazretlerinin ve yetmiş yedi tabakât kümmelîn gavs-ı a‘zamların nazarı ta‘alluk etmiş bir nazargâh-ı evliyâdır. Cümle dokuz bin aded bâğ u bâğçedir. Garîbü'd-diyâr kimesne bu bâğ-ı Merâm'a girse gâ’ib olur ve gûnâ-gûn tuyûr-ı hoş-elhânın neğamât-ı sadâ-yı nevâhânlığından âdem hayât-ı cân bulur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 14a ·
metinde göster ·
… snâ ve aşere ve seb‘a-mi’e târîhinde merhûm olup müddet-i ömr-i azîzleri seksen
dokuz
sene olup peder-i azîzi Hazret-i Hünkâr yanına defn ederken Mevlânâ hazretleri …
Andan ziyâret-i sultân-ı dünya ve dîn, sîmurg-ı kâf-ı yakîn eş-Şeyh Hazret-i Veled Efendi Bahâ'eddîn ibn Hazret-i Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî b. Hazret-i Sultânu'l-ulemâ. Hazret-i Monla Hünkâr'ın ferzend-i erşedi idi. Vilâdet-i sa‘âdetleri Konya'da sene selâse ve ışrîn ve sitte-mi‘e'de vâkı‘ olup Çelebi Hüsâmeddîn'den 15a sonra halîfe olup bunların zamânında büyük vâlideleri ya‘nî Hazret-i Mevlânâ'nın vâlide-i müşfikaları Konya şehrinin kıble cânibine bir menzil dırâz [u] ba‘îd Lârende şehrinde sâkin idi. Bu Sultân Veled Efendi'nin vâkı‘asına büyük vâlidesi girüp "Yetiş yâ veledî, hâlet-i nez‘imdir. Beni defn eyle" deyü menâmında görüp ol ân Sultân Veled bîdâr olup tayy-ı mekân ile Lârende'de bulunup pederi vâlidesinin hâlet-i nez‘inde yetişüp büyük vâlidesini binâ etdüğü Lârende Mevlevîhânesinde defn edüp yine tayy-ı mekân ile Konya'ya gelüp bu keşf [u] kerâmetini ifşâ etdiklerinde âhir sene isnâ ve aşere ve seb‘a-mi’e târîhinde merhûm olup müddet-i ömr-i azîzleri seksen dokuz sene olup peder-i azîzi Hazret-i Hünkâr yanına defn ederken Mevlânâ hazretleri mübârek dest-i şerîfleriyle Sultân Veled Efendi'ye yer gösterdikleri müsbitdir. Rahmetullahi aleyhim ecma‘în.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 14b–15a ·
metinde göster ·
tekye-i dervîşândır. Evvelâ aşağı şehirde tekye-i Cesed-i Hazret-i Habîb-i Necc …
Evsâf-ı tekye-i dervîşân-ı zîşân: Cümle dokuz tekye-i dervîşândır. Evvelâ aşağı şehirde tekye-i Cesed-i Hazret-i Habîb-i Neccâr dervîşânlariıyla ma‘mûrdur, bir çukur yerde vâki‘ olmuşdur ve bir tekye-i Habîb-i Neccâr dağdadır, bir sâ‘atde urûc olunur, cihân-nümâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 23a ·
metinde göster ·
… bir yüğrük bayrağı ve bir dündâr bayrağı ve iki tuğları geçüp ardı sıra paşanın
doku[z]
aded küheylân atları zer-ender-zer murassa‘a gark olmuş yedekleri ve mücevvezel …
Andan paşanın bir yüğrük bayrağı ve bir dündâr bayrağı ve iki tuğları geçüp ardı sıra paşanın doku[z] aded küheylân atları zer-ender-zer murassa‘a gark olmuş yedekleri ve mücevvezeli yedekçiler emîr-âhûr ağa ile çeküp ardı sıra paşa dîbâ ve şîb ve zerbâf ve murassa‘a gark olup kırmızî katîfe cevâhir düğmeli semmûr kapaniçse ile üçer kat tîrkeş ile iki yanında kırmızî dolamalı ve zerdûz üsküflü mataracılar ve altun taşlı sâtırlar ile ve dörd yüz aded âlât-ı silâha gark olmuş iç ağalarıyla mehterhânesin döğerek bin elli sekiz şevvalinin onuncu günü Şâm-ı cennet-meşâma dâhil olundu. Allah mübârek eyleye. (---)(---)(---)(---)(---)29a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 28b–29a ·
metinde göster ·
muharremü'l-harâmının (---) Şâm-ı Şerîf'den Sayda ve Berût ve Sıfet mâlı bekâyâ …
İşbu bin elli dokuz muharremü'l-harâmının (---) Şâm-ı Şerîf'den Sayda ve Berût ve Sıfet mâlı bekâyâsı tahsîliyçün eyâlet-i Şâm askeriyle Dürüzistân memleketinde Ma‘ânoğulları üzerine gitdiğimiz menâzilleri ve kılâ‘, kurâ ve kasabâtları beyân eder
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 34a ·
metinde göster ·
… gice menâmında ihtilâm olup zülâle-i menîsi zemîne düşüp bi-emri Hayy [u] Kadîr
dokuz
ay on günden sonra zemînden edîm-i arza Hazret-i Şîs vücûda geldi. Lisân-ı İbrî …
Menâkıb-ı Hazret-i Şîs: Niçe müverrîhler bu Hazret-i Şîs Nebî içün, Hazret-i Âdem cennet-i me’vâdan hübût etdikde hâk-i Hindistân'da cezîre-i Serendil'e kadem basdıkda firâk-ı cennet-i izzet ile zâr u feryâd etdikçe cümle hayvânât-ı vuhûş u tuyûr ve kerrûbiyânlar Âdem'i ta‘yîb etdiklerinden "Yâ Rabbî, yüzüm karasına bakma!" deyü tazarru‘ [u] nâlişler edüp "Bu dünyâda bana bir yâr-ı gâr-ı gâm-küsâr hemrâh ihsan eyle" deyüp ibtidâ Hazret-i Âdem'e cennetden bir sevr ve bir at ihsân olunup onlar ile üns [ü] ülfet edüp süvar olarak Hazret-i Havvâ'yı cüst ü cû edüp nâm [u] nişânın bulmazdı. Hikmet-i Hudâ; bir gice menâmında ihtilâm olup zülâle-i menîsi zemîne düşüp bi-emri Hayy [u] Kadîr dokuz ay on günden sonra zemînden edîm-i arza Hazret-i Şîs vücûda geldi. Lisân-ı İbrî'de "Şîs" bitdi, demekdir. Anınçün Şîs Nebî derler. Hatta ba‘zı müverrihîn Sûre-i (---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 37a ·
metinde göster ·
… -i Sefîd cereyân eder. Ve cümle yedi bâb-ı azîmler imiş. Ve dâ’iren-mâdâr cirmi
dokuz
bin adım ihâta edüp cümle der-i dîvârı harâb [u] türâb olup yerde yatar. Bu kal …
Eşkâl-i sitâyiş-i kal‘a-i Akye: Akdeniz kenarında bir körfez nihâyetinde bir düz kumsal ve havâlesiz yerde şekl-i murabba‘ bir kal‘a-i kadîmdir. Cümle beş katdır. Her kat dîvârı yigirmişer arşın enli dîvârdır. Bir sıra horâsânî tula ve bir sıra çârkûşe seng-traş ile mebnîdir. Ve beş kat dîvârının mâbeynlerinde birer kat elli arşın enli handakları var. Cümle beş kat handakdır. İçinden Bahr-i Sefîd cereyân eder. Ve cümle yedi bâb-ı azîmler imiş. Ve dâ’iren-mâdâr cirmi dokuz bin adım ihâta edüp cümle der-i dîvârı harâb [u] türâb olup yerde yatar. Bu kal‘a-i kebîr içre cümle incir ve dud bâğlarıdır. Hâne-i imâristândan bir âsâr yokdur. Ammâ bu kal‘anın cenûbı tarafında leb-i deryâda sene (---) târîhinde Süleymân Hân vüzerâlarından Koca Lala Mustafâ Paşa şekl-i murabba‘ bir küçük seng binâ kulle-misâl bir kal‘a-i ra‘nâ binâ etmiş. Cümle etrâfı sekiz yüz adımdır. Cânib-i garba bir kapusu var. Dizdâr ve neferât cümle bunda sâkin olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 41a ·
metinde göster ·
Bu hakîr Evliyâ-yı pür-taksîr sene 1051 târîhinden berü
dokuz
pâdişâh ve yetmiş vüzerâ-yı âlîşânlar ile müşerref olup kamusunun ahvâllerine v …
Bu hakîr Evliyâ-yı pür-taksîr sene 1051 târîhinden berü dokuz pâdişâh ve yetmiş vüzerâ-yı âlîşânlar ile müşerref olup kamusunun ahvâllerine vâkıf olup görürdük ki cemî‘i vüzerâ vü vükelâ ve cümle a‘yân-ı kibâr hoş-âmed kelâma ve rîş-handa ve bedele-gûya ve kizb ü bühtân ü iftirâya ve gammâza ve fassâl âdemlere mâyillerdir. Hattâ bu Haleb'de Murtezâ Paşa efendimizle Hünkâr Bâğçesi havzı kenarında hem-celîs idim. Ve ba‘zı safâ-âver nüdemâlar ile hem-sohbet ü hem-enîs idim. İttifâk bir kaç kerre esnâ-yı kelâmda mübâlağadan kinâye ifrât-ı kelâm üzre kizb-i sarîhi irtikâb edinüp hezârân dürûğ-gûyluk ederlerdi. Söyledikleri kizblerin sıhhati ve dürûğu hakîrin mazbûtu ve ma‘lûmu olduğu mâddelerdir kim ekseriyyâ ol seferlerde bile idim. Hakîr anlara mu‘âraza etdikçe paşa anların kizbini tasdîk edüp irtibât ve âb [u] tâb verirdi. Hatta bir gün merhûm ve mağfûrunleh Tabanıyassı Mehemmed Paşa imâmı Yahyâ Efendi Şâm'dan ma‘zûl şehr-i Haleb'de bulunup Murtezâ Paşa'nın kapu yoldaşı olması takrîbiyle paşanın musâhibi ve nedîm-i hâsı bir molla-yı muhteşem, âlim ü fâzıl kimesne idi. Ammâ bedele-gûy, hezele-gûy, dürûğ-gû idi. Paşa huzûrunda anların sergüzeşt [ü] serencâmı kelimâtlarıdır kim bu mahalle tahrîr olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 51b ·
metinde göster ·
yüz aded turâb ile mestûr kayalar üzre vecihleri nehr-i Furât'a nâzır fevkânî v …
İmâret-i Aşağı Varoş: Cümle dokuz yüz aded turâb ile mestûr kayalar üzre vecihleri nehr-i Furât'a nâzır fevkânî ve tahtânî hâneleri var. Cümleden alaybeği sarâyı ve beğ sarâyı ve emîn sarâyı ve kadı sarâyı ve Melek Ahmed Paşalı Hacı Kapucı sarâyı ma‘mûrdur. Ve ma‘zûl Dizdâr Halîl Ağa aşağıda olur, ammâ cümle kal‘a dizdârları yukarı kal‘ada sâkin olurlar. Kal‘adan taşra çıkarsa dizdârı ma‘zûl ederler. Zîrâ hasretü'l-mülûk bir kal‘adır. Cümle (---) aded neferâtları vardır. Ve cümle sagîr ü kebîr yetmiş pâre topları vardır. Nehr-i Furât'a nâzır kullelerden Furât'a nâzır latîf topları vardır. Ve kal‘adan kayalar içre suya nüzûl eder yolları vardır. Ve cebehânesi ve buğday anbârları ve azîm mağâraları vardır. Ve iç hisârda Selîm Hân câmi‘i var. Gayri âsâr-ı binâ bu Aşağı Varoş'dadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 53b ·
metinde göster ·
Ammâ Bozok sancağı evsâfı oldur kim, Sivas eyâletinde dokuz kadılık ma‘mûr livâlardır. Evvelâ kazâ-yı ma‘mûr Sorkun Yetmiş pâre büleyde-i ma‘mûrelerdir. Ve kazâ-yı Akdağ Yüz aded âbâdân kurâdır. Ve kazâ-yı Hüseyinova kutb-ı âfâk-ı cihân eş-Şeyh Çin Osmân hazretleri bu mahallerde bir ma‘mûr kurâda medfûndur kim Bozok sancağı kurâlarında Kürkçükıran karyesinde âsitâne-i azîm-i Osmân Paşa tekyesinde medfûndur kim Türk-i Türkân Hâce Ahmed-i Yesevî ceddimizin yedinci halîfesidir. Çin diyârında bir tahta kılıç ile bir ejder-i heftseri katl etmeğile Emîr-i Çin Osmân deyü nâm etdiler. Kuddise sırruhu'l-azîz. Hâlâ ziyâretgâh-ı hâss [u] âmmdır. Ve Bozok'un bir kazâsı dahi Budak-özü'dür ve kazâ-yı Kızılkocalı ve kazâ-yı Gedikçubuk'dur ve kazâ-yı Beşiközü ve nâhiye-i Sunkuriçi Hüseyinova kazâsında ulu nâhiyedir. Sunkuroğlu'nun hânedânı dibinde dörd yüz yıldan beri taşları aşınmamış bir su değirmanı vardır. Kibâr-ı evliyâ’ullâh nazarıyla âbâdân bir âsiyâb-ı mâ’dır. Ammâ Kazovası Tokad'a bir konakdır. Gâyetü'l-gâye ganîmet mahsûllü dâr-ı diyârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 90b ·
metinde göster ·
göz cisr-i azîmdir kim Koca Mi‘mâr Sinân kârıdır. Yetmiş aded cisr-i azîm binâ …
Bu bâzârbaşındaki dokuz göz cisr-i azîmdir kim Koca Mi‘mâr Sinân kârıdır. Yetmiş aded cisr-i azîm binâ etdüğünün biri dahi bu kantara-i musanna‘dır. Mezkûr bâzâr-ı sultânîden hâsıl olan bâc-ı bâzârı mütevellî cem‘ edüp cemî‘i mürtezika ve gayri lâzım olan yerlere sarf eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 108a ·
metinde göster ·
… ır. Aslâ havâlesi yok seng-i mutarraş bir kal‘a-i savaşdır. Dâ’iren-mâdâr cirmi
dokuz
yüz adımdır. İçinde dizdâr ve imâm ve mü’ezzin ve kethüdâhânesi ve cebehânesi v …
Eşkâl-i kal‘a-i Ruscuk: Tuna kenarında bir alçak kayalı burun üzre şekl-i murabba‘ seng-binâ bir küçük kal‘adır. Cânib-i etrâfın Tuna ihâta edüp cânib-i şarka nehre mekşûf bir kat demir kapusu önünde kayadan kesme handak üzre tahta cisr ile ubûr olunup her şeb zemberekli cisri kal‘a neferâtları ref‘ edüp cisri kal‘a kapusuna siper edüp kal‘a cezîre-misâl kalır. Aslâ havâlesi yok seng-i mutarraş bir kal‘a-i savaşdır. Dâ’iren-mâdâr cirmi dokuz yüz adımdır. İçinde dizdâr ve imâm ve mü’ezzin ve kethüdâhânesi ve cebehânesi ve gılâlhânesi ve bir ibâdethâne ve bir kulle-i mehterhânesi var, gayri âsâr-ı binâları yokdur. Ammâ burc [u] bârûları metîn ü müstahkem olup cânib-i selâsına nâzır ve karşu Yergöğü kal‘asına havâle latîf balyemez ve şayka topları ve üstâd topçuları vardır. Zîrâ Tuna kal‘alarında meşhûr sedd-i sedîddir. Sultân Ahmed Hân'da Tuna kapudanı Şakşakî Paşa elli pâre firkate ile nehr-i Tuna deryâsı üzre Budin serhadlerinde Usturgon kal‘asına varınca hıfz [u] hırâset üzre olup yine vakt-i şitâda bu Uruscuk kal‘ası altına gelüp limana gemileri bağlarmış. Hâlâ cenb-i kal‘ada nehr-i (---) Tuna'ya mahlût olduğu yerde liman-ı azîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 112b ·
metinde göster ·
… rika ta‘bîr olunan morina mâhîleri eyle mefret balıklardır kim her biri sekizer
dokuz
arşın gelir pereme kalınlığı ve Üsküdar kayığı cüssesi kadar balıklardır kim bi …
Bu müteferrika ta‘bîr olunan morina mâhîleri eyle mefret balıklardır kim her biri sekizer dokuz arşın gelir pereme kalınlığı ve Üsküdar kayığı cüssesi kadar balıklardır kim bi-emrillahi Te‘âlâ her birinin karnında üçer ve beşer ve onar kantar havyarı çıkar, bal fıçıları içre bu havyarı tuzlarlar. Bu mertebe mâhîleri emînden bâzergânlar birer ikişer kîseye alup havyarın ve balık dutkalı dedikleri beyâz dutkalın balık kassâbları çıkarup balığın kassâblar dilim dilim çilim, çilim edüp tuzlayup diyâr-ı Leh'e ve Moskov'a ve Donkarkız'a ve Danimarka ve Dip Frengistân'a ve'l-hâsıl cemî‘i kâfiristâna arabalar ile ve keştîler ile havyar ve mersin ve morina balığın götürürler. Tuna ile Azak'da nehr-i Ten'e mahsûs balıklardır. Gayri sularda olmak ihtimâli yokdur. Gûyâ her biri birer ejdehâdır. Bi-emrillahi Te‘âlâ karnında cîfe ve muzahrafâtdan bir şey çıkmaz ve vücûduna göre bağırsakları ve dendânları azdır. Ammâ mersinin arkasına yapışmış dutkalı çokdur. Tuna nehrinin ejdehâsı bu morina müteferrikasıdır. Mısır diyârında nehr-i Nîl'in ej[de]hâsı nehenk timsâhıdır. Ammâ timsah muzır mel‘ûndur. Cebrîler ve Kenuzîler yerler. Gayri âdem timsahı yemezler. Ammâ bu Tuna morinası bir zararsız mâhîdir. Cenâb-ı Bârî'nin hikmet-i ezeliyyesi oldur kim balık balığı yiyüp kût edinirler kim eyle halk olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 121a ·
metinde göster ·
… rîzler ile bir âsiyâb yürüdür âb-ı hayâtı bir senede şehr-i Hacıoğlu'na getirüp
dokuz
mahallede dokuz aded uyûn-ı câriye inşâ edüp ahâlî-i şehir harâret-i atşândan m …
Medrese ve dârü'l-kurrâ ve dârü'l-hadîsi yokdur. Ammâ on bir aded mekteb-i sıbyân-ı ebcedhânı ve üç aded hammâmı ve üç aded hânları ve iki yüz aded dükkânları var. Sene (---) târîhinde Köprülüzâde Ahmed Paşa Kethüdâsı Ebü'l-hayr İbrâhîm Ağa çârsû içinde iki başı dervezeli ve kârgîr kiremit örtülü bir şâhrâh üzre yüz aded dekâkîn-i nev-binâ bir bezzâzistân inşâ edüp şehre şöhret vermiş. Hudâ âfet-i şöhretden emîn ede. Ve kurbunda bir bezzâzistân hammâmı binâ etmiş kim bir bezek-ârâdır. Ve bu şehir susuzluk ile meşhûr idi. Cümle ahâlîsi çâh-ı mâ-i şûrelere muhtâclar idi. Hattâ Dervîş Mehemmed Paşa vâlî-i Özi iken bu şehirde muhâfaza beklerken bu Hacıoğlu kazâsından askerine kırk bir bin guruş su içirdiği kütüb-i sicillât-ı mahkeme-i şer‘-i Resûl-i mübînde mürakkâmdır. Bu mâl cümle re‘âyâ vü berâyâ kîsesinden çıkmışdır. Hâttâ efendimiz Melek Ahmed Paşa aslahu'z-zalame iken üç ayda askerine üç bin guruşluk su içirmemişdir. Böyle bir kaht mâlı şehirdir kim re‘âyâ paşalara arabalar ile fıçı fıçı su taşırlar. Bu zulm-i sarîh bir diyâra mahsûs değil iken yine Köprülüzâde kethüdâsı İbrâhîm Ağa bu şehre hasbeten-lillah yetmiş bin guruş masrûf edüp Rûznâmeci İbrâhîm Efendi çerâğı Babadağlı Bekir Ağa ilkâsı ve mübâşeretiyle iki konak yerden dağları ve deşt-i hâmûnları deşüp kehrîzler ile bir âsiyâb yürüdür âb-ı hayâtı bir senede şehr-i Hacıoğlu'na getirüp dokuz mahallede dokuz aded uyûn-ı câriye inşâ edüp ahâlî-i şehir harâret-i atşândan müstağnî olduklarından mâ‘adâ cemî‘i hayvânâtları ve bâğ u gaytânları Arapça le hayât bulup 122b cümle besâtîn ve hadîkaları ravza-i rıdvândan nişân verir oldu. Bu kerre ehl-i beled "Sâhibü'l-hayrât şehrimiz sele aldırup çamur olur oldu" deyü sâhib-i hayra teşekkî etdiler. Ol keremkâr dahi merdüm-kârlık edüp mâlından üç bin guruş dahi ifrâz edüp çeşme râhlarına ve gayri şâhrâhlara memerr-i nâs içün kaldırımlar yapup şehri tathîr eyledi. Mezkûr çeşmelerin târîhleridir ki tahrîr olundu:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 122a–122b ·
metinde göster ·
Medrese ve dârü'l-kurrâ ve dârü'l-hadîsi yokdur. Ammâ on bir aded mekteb-i sıbyân-ı ebcedhânı ve üç aded hammâmı ve üç aded hânları ve iki yüz aded dükkânları var. Sene (---) târîhinde Köprülüzâde Ahmed Paşa Kethüdâsı Ebü'l-hayr İbrâhîm Ağa çârsû içinde iki başı dervezeli ve kârgîr kiremit örtülü bir şâhrâh üzre yüz aded dekâkîn-i nev-binâ bir bezzâzistân inşâ edüp şehre şöhret vermiş. Hudâ âfet-i şöhretden emîn ede. Ve kurbunda bir bezzâzistân hammâmı binâ etmiş kim bir bezek-ârâdır. Ve bu şehir susuzluk ile meşhûr idi. Cümle ahâlîsi çâh-ı mâ-i şûrelere muhtâclar idi. Hattâ Dervîş Mehemmed Paşa vâlî-i Özi iken bu şehirde muhâfaza beklerken bu Hacıoğlu kazâsından askerine kırk bir bin guruş su içirdiği kütüb-i sicillât-ı mahkeme-i şer‘-i Resûl-i mübînde mürakkâmdır. Bu mâl cümle re‘âyâ vü berâyâ kîsesinden çıkmışdır. Hâttâ efendimiz Melek Ahmed Paşa aslahu'z-zalame iken üç ayda askerine üç bin guruşluk su içirmemişdir. Böyle bir kaht mâlı şehirdir kim re‘âyâ paşalara arabalar ile fıçı fıçı su taşırlar. Bu zulm-i sarîh bir diyâra mahsûs değil iken yine Köprülüzâde kethüdâsı İbrâhîm Ağa bu şehre hasbeten-lillah yetmiş bin guruş masrûf edüp Rûznâmeci İbrâhîm Efendi çerâğı Babadağlı Bekir Ağa ilkâsı ve mübâşeretiyle iki konak yerden dağları ve deşt-i hâmûnları deşüp kehrîzler ile bir âsiyâb yürüdür âb-ı hayâtı bir senede şehr-i Hacıoğlu'na getirüp dokuz mahallede dokuz aded uyûn-ı câriye inşâ edüp ahâlî-i şehir harâret-i atşândan müstağnî olduklarından mâ‘adâ cemî‘i hayvânâtları ve bâğ u gaytânları Arapça le hayât bulup 122b cümle besâtîn ve hadîkaları ravza-i rıdvândan nişân verir oldu. Bu kerre ehl-i beled "Sâhibü'l-hayrât şehrimiz sele aldırup çamur olur oldu" deyü sâhib-i hayra teşekkî etdiler. Ol keremkâr dahi merdüm-kârlık edüp mâlından üç bin guruş dahi ifrâz edüp çeşme râhlarına ve gayri şâhrâhlara memerr-i nâs içün kaldırımlar yapup şehri tathîr eyledi. Mezkûr çeşmelerin târîhleridir ki tahrîr olundu:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 122a–122b ·
metinde göster ·
ve on sâ‘at yerdir. Bu kal‘anın bânîsi ibtidâ Âl-i Abbâsiyân'dan Sultân Evhadul …
Bu kal‘aya Birdinic cisri ve Demirkapu dokuz ve on sâ‘at yerdir. Bu kal‘anın bânîsi ibtidâ Âl-i Abbâsiyân'dan Sultân Evhadullahzâde Erganî Sultân binâ etmişdir. (---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 198a ·
metinde göster ·
… d kal‘a ve rabtalar ve kurâ ve şehr-i imârlar ile anların evsâfı cümle bin elli
dokuz
târîhinde bâlâda mastûr olmuşdur.
Bu Erganî'den cânib-i şarka bir menzilde Sazlık yoluyla kal‘a-i Çermik ve kasaba-i Abdîher ve kal‘a-i sancak-ı Siverek ve kal‘a-i Rehbi ve kal‘a-i Müsin Ruha ve kasaba-i Karakayık ve şehr-i Gerger ve Çüngüş ve kal‘a-i Sofraz ve kasaba-i Sur ve kasaba-i Kahta ve kal‘a-i Hasan Mansûr ve kal‘a-i Sadırbaz, ya‘nî Besne ve kal‘a-i Mar‘aş'a varınca cümle on dörd kal‘a ve rabtalar ve kurâ ve şehr-i imârlar ile anların evsâfı cümle bin elli dokuz târîhinde bâlâda mastûr olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 198a ·
metinde göster ·
… let-i Diyârbekir cümle on altı sancakdır ve beş sancak dahi hükûmetdir, ammâ on
dokuz
sancağın on ikisi sâ’ir memleketin eyâletinde olduğu gibi timâr u ze‘âmetlüdür …
Ve eyâlet-i Diyârbekir cümle on altı sancakdır ve beş sancak dahi hükûmetdir, ammâ on dokuz sancağın on ikisi sâ’ir memleketin eyâletinde olduğu gibi timâr u ze‘âmetlüdür ve devlet tarafından azl [u] nasb olunurlar, ammâ sekiz sancak dahi Ekrâd beğleridir. Hîn-i fetihde Bıyıklı Mehemmed Paşa arziyle ol beğlere hatt-ı şerîfler ile yurdluk ve ocaklık deyü mü’ebbed verilmişdir. Aslâ azl u nasb kabûl etmezler. Merkûm beğün biri fevt oldukda yeri(ni) oğullarına yâhûd akrabâlarına verilür, ammâ sâ’ir sancaklar gibi ebvâb-ı mahsulâtları tahrîr olunup içinde timâr u ze‘âmetleri vardır. Bir sefer vâki‘ olsa erbâb-ı zu‘amâsı ve erbâb-ı timârları alâybeğileri ve çeribaşılarıyla Diyârbekir vezîrlerinin kolunda sefer eşerler. Eğer fermân olunan hizmete gelmezlerse sancakları oğluna yahûd akrabâsına verilür. Bu zikr olunan sancaklardan mâ‘adâ beş sancak dahi mefrûzü'l-kalem ve maktû‘u'l-kıdem hükümetler tahrîr olunmuşlardır. Bunların 199b içinde timâr u ze‘âmet yoktur. Hâkimleri mülkiyet üzre tasarruf ederler. Ebvâb-ı mahsûlâtları her ne ise hâkimleri mutasarrıfdır. Âl-i Osmân padîşâhı tarafından bu hâkimlerin emr-i pâdişâhîlerinde "Cenâb" elkâb ile yazılur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 199a–199b ·
metinde göster ·
nehr-i azîmler kim cümlesi nehr-i Şattu'l-Arab'dan müteferrik olup kimi çölde g …
Nehr-i tâsi‘ nehr-i Kandil'dir: İşbu dokuz nehr-i azîmler kim cümlesi nehr-i Şattu'l-Arab'dan müteferrik olup kimi çölde gâ’ib olup kimi yine bahr-i Şatt'a munsabb olur nehr-i azîmlerdir kim içinde gılâl gemileri şinâverlik eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 206b ·
metinde göster ·
… ük Ahmed Paşa ile Dürzi dağlarında Ma‘ânoğlu 215b cengi böyle olmuşdur. Kâmil
dokuz
bin kelle ve on üç bin altı yüz nisvân-ı sâhib-isyân ve merd-i Yezîdân ve bintâ …
Netice-i kelâm on gün on gice eyle ceng-i azîm olmuşdur kim Küçük Ahmed Paşa ile Dürzi dağlarında Ma‘ânoğlu 215b cengi böyle olmuşdur. Kâmil dokuz bin kelle ve on üç bin altı yüz nisvân-ı sâhib-isyân ve merd-i Yezîdân ve bintân u gılmân üsârâlar alındı. Ve altun ve gümüş avânî halhalları ve tavk u arakiyyeler ve kadeh ve sahunlar ve sâ’ir mâl-ı ganâ’imler alındı kim diller ile ta‘bîr ve kalemler ile tahrîr olunmazdı. Ve yedi aded Bapırleri giriftâr oldu. "Bapır" hâkimlerine ve şeyhlerine derler. Hatta bir Bapır zincirde iken sarıcaların serçeşmesi Zıpur Bölükbaşı yorgunla uyurken hemân ol Bapır nâm mel‘ûn-ı pîrsiz Zıpur Bölükbaşı'nın belinden hançerin kapup Zipur Bölükbaşı'ya tarfetü'l-ayn içre yedi yerde hançeriyle Zıpur Bölükbaşı'yı zahm-dâr eder. Zıpur Bölükbaşı da cân havliyle Bapır mel‘ûnun destinden hançeri alup ol ân emân vermeyüp Bapıri pîrsizlerinin yoluna gönderir. Ta bu mertebe mel‘ûn Yezîdî Kürdü vardır kim gâyet şecî‘ ü zehredâr ve ciğerdâr kâfirleri cümle siyâh kelbe perestiş ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 215a–215b ·
metinde göster ·
… miş mücellâ yelme yalçın kayalardır. Ve bu kal‘anın cirmi dâ’iren-mâdâr iki bin
dokuz
yüz adımdır. Ammâ hân sarâyı tarafında harîm-i hân-ı âlîşân olmağile adımlamak …
Ve cânib-i erba‘ası çâh-ı Bâbil olmağile bu kal‘a etrâfında aslâ handak yokdur. Zîrâ her cânibi evce ser çekmiş mücellâ yelme yalçın kayalardır. Ve bu kal‘anın cirmi dâ’iren-mâdâr iki bin dokuz yüz adımdır. Ammâ hân sarâyı tarafında harîm-i hân-ı âlîşân olmağile adımlamak mümkin olmadı. Allahu a‘lem bin adım da hân sarâyı var ise cümle devri dörd bin adım olmuş olur ve cümle dîvârının kaddi seksener zirâ‘-ı melikîdir ve on zirâ‘ arîz-ı dîvâr-ı sûr-ı üstüvârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 223a ·
metinde göster ·
aded mihmângâh-ı âyende vü revendegândır. Evvelâ Mutaflar hânı ve Paşa hânı ve …
Der-ayân-ı sarây-ı kârbân-ı revân: Cümlesi dokuz aded mihmângâh-ı âyende vü revendegândır. Evvelâ Mutaflar hânı ve Paşa hânı ve Hâtûniyye hânı ve Hüsrev Paşa hânı ve Şeref Hân hânı ve köprü başında Büyük hânda Van harâcları konar kal‘a-misâl hânlardır. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 224b ·
metinde göster ·
… smârı kakup anda dahi niçe yüzden hünerler gösterdi. Bu mismâr mahalli zemînden
dokuz
âdem kaddi oldu. Bu mismârda iken belinden tütün kisesin çıkarup mismâr üzre ki …
Andan yine aşağıdaki mismâra ser-nigûn süzülüp yine ayağı meshi yerinden asılup yine aşağıdaki mismârı çıkarup yukarudaki enser üzre yine ayağa kalkup kaddince dîvâra mismârı kakup anda dahi niçe yüzden hünerler gösterdi. Bu mismâr mahalli zemînden dokuz âdem kaddi oldu. Bu mismârda iken belinden tütün kisesin çıkarup mismâr üzre kiseyi koyup tepesi üzre durup ayakları ber-hevâ hareket etdirirdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 233a ·
metinde göster ·
gün dokuz gice zevk u safâlar edüp gicemiz kadir, rûzumuz rûz-ı nevrûz-ı Harzem …
Şehr-i Bitlîs içre Melek Ahmed Paşa efendimizle dokuz gün dokuz gice zevk u safâlar edüp gicemiz kadir, rûzumuz rûz-ı nevrûz-ı Harzemşâhî idi ve alâ kadri'l-imkân niçe ahvâllerine vâkıf olup niçe kibâr-ı evliyâullahların ziyâret edüp onuncu günde paşa Van'a gitmeğe azîmet buyurduklarında,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 235a ·
metinde göster ·
Şehr-i Bitlîs içre Melek Ahmed Paşa efendimizle dokuz gün
dokuz
gice zevk u safâlar edüp gicemiz kadir, rûzumuz rûz-ı nevrûz-ı Harzemşâhî idi v …
Şehr-i Bitlîs içre Melek Ahmed Paşa efendimizle dokuz gün dokuz gice zevk u safâlar edüp gicemiz kadir, rûzumuz rûz-ı nevrûz-ı Harzemşâhî idi ve alâ kadri'l-imkân niçe ahvâllerine vâkıf olup niçe kibâr-ı evliyâullahların ziyâret edüp onuncu günde paşa Van'a gitmeğe azîmet buyurduklarında,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 235a ·
metinde göster ·
… e temevvüc eder. Ve devri cümle beş yüz mildir ve etrâfında cümle binâ-yı metîn
dokuz
aded kılâ‘-ı hısn-ı hasînler ve sedd-i metînlerdir ve bu bahr-i Van içre iki bü …
Ba‘dehû Nemrûd-ı la‘în bu dağı dahi âlî etmeğe fermân edüp kendüsü Ruha şehrine ya‘nî Urfa'ya gidüp Hazret-i İbrâhîm'i mancınık ile âteşgede-i Nemrûd'a atmağa ihtimâm-ı tâm edüp mancınık binâ ederken beri tarafda Van arzında binâ etdiği kûh-ı bülend itmâm buldukda Cenâb-ı Allah azametiyle Cibril-i Emîn'e emr edüp ol cebel-i âlînin esâsına kanad urup ber-hevâ oldukda üzerindeki niçe kerre bin aded ummâl-ı Nemrûdîler ile ol cebel-i bülend ser-nigûn olup bi-emrillahi Ta‘âlâ ka‘r-ı zemîne geçüp ol yerden bir âb-ı siyâh çıkup deryâ oldu kim hâlâ Van deryâsı ol Nemrûd-ı la‘înin binâ etdüği dağın ka‘ra geçdüğü yerden zâhir olmuşdur kim dâ’iren-mâdâr cirmi on bir konak ihâta eder bir bahrdir kim asla bir bahre ittisâli yok, başka bir semm-i helâhil bahrdir. Şarkdan garba tûlânîsi altmış sekiz mildir ve vakt-i şitâda gâşet şiddet üzre temevvüc eder. Ve devri cümle beş yüz mildir ve etrâfında cümle binâ-yı metîn dokuz aded kılâ‘-ı hısn-ı hasînler ve sedd-i metînlerdir ve bu bahr-i Van içre iki büyük cezîreler vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 237a ·
metinde göster ·
… ycân'a götürürler. Gâyet lezîz ve semîn mâhîleri vardır. Bu semekelerden mîrîye
dokuz
yük akçe hâsıl olup Van kuluna ve Van deryâsı etrâfında olan kılâ‘ kullarına bu …
Nehr-i Bend-i Mâhî: Bârgîrî kal‘ası kurbünde Van deryâsı girer bir boğaz içre cereyân eder. Aşağıda şorcadır, ammâ yukaruda âb-ı zülâldir. İbtidâ hurûcu yine Bârgîrî dağlarından gelüp Bârgîrî altında Bend-i Mâhî mahallinde Van deryâsına mahlût olur. Bend-i Mâhî ol mahaldir kim yılda bir kerre mâh-ı (---)(---) Van deryâsında bir şîrînkârlık nâbûd-nâpeydâ iken ol gün bi-emrillahi Ta‘âlâ Van deryâsının balıkları râygân olup bu Bend-i Mâhî deresinden yukaruya kâmil bir ay niçe kerre yüz bin sağîr ü kebîr gûnâ-gûn mâhîler geçüp andan Bend-i Mâhî Sultân derler, bir ziyâretgâh vardır. Cümle semekeler ol ziyârete varup ol tarafın {su} otlarından ve eğir köklerinden otlayup ve ol sultânı ziyâret edüp bir ândan sonra cümle balıklar gerüye dönecek mahalde Bend-i Mâhî nâm mahalli Van defterdârı tarafından bir ağa bend edüp cümle balıklar yukaru derelerde mahpus kalup aşağı Van deryâsına geçmediklerinden Bend-i Mâhî derler. Ba‘dehû defterdâr ağası bâlâda mahpus kalan mâhîleri niçe yüz re‘âyâ vü berâyâ huddâmlarıyla balıkları sayd edüp tuzlar. Anda niçe bin Acem bâzergânları ve Gökdolak Ermenîleri bu mâhîleri mîrîden alup niçe yüz bin deve yükü tuzlu balığı diyâr-ı Acem'e ve Lahîcân ve Bakü ve Âzerbaycân'a götürürler. Gâyet lezîz ve semîn mâhîleri vardır. Bu semekelerden mîrîye dokuz yük akçe hâsıl olup Van kuluna ve Van deryâsı etrâfında olan kılâ‘ kullarına bu balık mâlından ulûfe verilir. Ammâ bu Bend-i Mâhî mahalli yılda bir ay bir temâşâgâhdır kim bir kimesne geçen balıkları sayd [u] şikâr etmeğe kâdir değillerdir. Emn olmağile cümle mâhîlere ma‘lûm olup rûy-ı mâda şinâverlik edüp reftâr ederek kadd [ü] kâmet gösterek asla âdemden kaçmayup gûnâ-gûn şîvekârlık ederek ubûr etdiklerinde el-azametullah ol günlerde niçe kerre yüz bin elvân mâhîlerin eşkâlleri ve elvânları temâşâ olunur. Sübhânu'l-Hallâku'l-Bâkî.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 237b ·
metinde göster ·
… Bu şehrin Van deryâsı kenârıyla üç günlük yol imâr iken kırk bin mesîregâhı ve
dokuz
kerre yüz bin bâğ u bâğçesi ve yetmiş bin aded ziyâretgâh-ı aliyyesi ve altı ke …
{Lisan-ı Tatariyye}: Ammâ lisân-ı Çağatay'a ve lisân-ı Moğol'a karîb bir lehce-i gayr-i mükerrerdir. "İşven, gitmişven, kürümize, varmışmız, bizim Kay gebidir. Boğar eyitdi, dükeli geleserlerdir, meni suncamışdır. Şâd bay kişidir, ayıtdım: Şol kişi manka dinedür, savular sayladım, ya‘nî ağlaya kaldım. Barımız uruş kişisimiz, ya‘nî cümlemiz ceng 240a âdemiyiz" deyü bu gûne niçe kerre yüz bin elfâz-ı ibârâtlar tahrîr olunmuşdur. Ammâ bu şehir imâr iken eyle tahrîr etmiş kim "Cümle otuz beş bin mihrâbdır", deyü rûy-ı dîvâra tahrîr etmiş. Hakkâ ki minârelerinin kesretinden ve imârâtının eser-i binâları vefretinden otuz beş bin mihrâb olsa lâğ değildir. Ve iki bin medrese ve bin aded hammâm ve iki bin hân ve bin aded dârü'l-hadîs-i Peygamberân ve altı bin mekteb-i tıflân ve sekiz yüz tekye-i dervîşân ve on sekiz bin çeşme-i âb-ı revân ve sekiz bin sebîlhâne-i cânsitân ve on bin mahalle-i Müselmân, gebr u tersâdan nâm u nişân yok imiş, ve iki kerre yüz bin büyût-ı Müselmân ve yetmiş bin sarây-ı a‘yân ve üç bin sarây-ı kârbân-ı âyende vü revendegân ve iki bin aded mihmânhâne-i gurebâ-yı mücerredân ve altı kerre yüz bin dükkân ve yüz elli mahalde kıbâb-ı âlîler ile bezzâzistân. Hâlâ niçesi imârdır kim mâr [u] mûr kânıdır. Ve yedi yüz aded imâret-i dârü'z-ziyâfe-i cû‘ân. Bu şehrin Van deryâsı kenârıyla üç günlük yol imâr iken kırk bin mesîregâhı ve dokuz kerre yüz bin bâğ u bâğçesi ve yetmiş bin aded ziyâretgâh-ı aliyyesi ve altı kerre yüz bin a‘yân-ı ulemâsı ve dörd kerre yüz bin ulemâ-yı tabî‘î ve yüz bin cerrâhı ve yüz elli bin sulehâ-yı meşâyihi ve niçe bin mazanne-i kerâme kimesneleri ve hemân kırk bin fetvâ sâhibi mezâhib-i erba‘ada şeyhülislâmı ve yetmiş bin sâdât-ı kirâmı ve altı kerre yüz bin pür-silâh askerî tâ’ifesi ve kırk bin pâsbânı ve iki bin yerde mahkeme-i şer‘-i Resûl-i mübîni ve yedi yüz aded hâkimi örfü ve üç bin kapân ümenâları ve yaylalarının dâmenlerinde üç bin gâr-ı yetîmânlar var kim hâlâ zâhirdir. Niçesinin içinde halkdan münzevî yetmiş seksen yıldan beri fahfara ile kût edinir sâhib-i sülûk kimesneler vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 239b–240a ·
metinde göster ·
… Ahlat'a ve Erzurûm'a ve Diyârbekir ve Irâk ve Fars'a dahi mâlik oldular. Cümle
dokuz
neferdir. Bunlara beğ derler ve bay ve şâh dahi derler. Sultân Uzun Hasan Şâh B …
Ziyâretgâh-ı Akçakoyunlu: Bunlar dahi kavm-i Tatar iken Hişâm b. Abdülmelik mektûbuyla İslâm kabûl edüp âhir İslâm kabûl etmeyen Hulâgû Tatarı derdinden Mâverâü'n-nehir'de diyâr-ı Mâhân'ı taşlayup ecdâd-ı Âl-i Osmân ile ve Âl-i Dânişmendiyye ve Âl-i Çobaniyân ile diyâr-ı Âzerbaycân'da vatan idinüp şehr-i Ahlat'a ve Erzurûm'a ve Diyârbekir ve Irâk ve Fars'a dahi mâlik oldular. Cümle dokuz neferdir. Bunlara beğ derler ve bay ve şâh dahi derler. Sultân Uzun Hasan Şâh Bayındırî bunlardandır. Âl-i Osmân'a dahi bunlar karîb-i akrabâdırlar. Bu bâlâda tahrîr olunan selâtînlerin cümlesi ve Âl-i Osmân dahi cümle Tatardırlar. Anınçün Tatar hânlar Âl-i Osmân akrabâlardır. Cenâb-ı Bârî bu rûy-ı arzı ibtidâ Tatar ile imâr eylemişdir. Hatta be-kavl-i Tuhfe "Bizzât Hazret-i Âdem Tatar-sıfât idi", deyü tahrîr etmiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 241b ·
metinde göster ·
… ı Allah bu dünyâda ne kadar bin milel halk var ise cümlesinin lisânları yigirmi
dokuz
aded hurûf-ı teheccâ üzre kelimât olunur, ammâ bu Yenidünyâ halkı kelimâtlarını …
Manzara-i Yenidünyâ: Hatta fetahtâ {889} târîhinde bulunan yeni dünyâda yetmiş gûne benî Âdem vardır kim "Bu eski dünyâ nüfûsuna asla müşâbehetleri yokdur", deyü Bahr-i Muhît kenârında Loncat şehri küffârları hikâye etdiler kim "Yeni dünyâda olan halkın kadd [ü] kâmetleri ve harekât [u] sekenâtları ve kelimâtları ve sûretleri ve reng-i rûyları ve birbirlerine nigerânları ve lehce-i mahsûsaları cümle bu dünyâ halkına mugâyirdir", deyü nakl etdiler. Hatta Cenâb-ı Allah bu dünyâda ne kadar bin milel halk var ise cümlesinin lisânları yigirmi dokuz aded hurûf-ı teheccâ üzre kelimât olunur, ammâ bu Yenidünyâ halkı kelimâtlarının niçesi Çerkes lisânı gibi boğazdan söylenir, kaleme gelmez elfâzları var imiş ve niçe kavmi hukemâ-yı kudemânın eşrâfiyânı gibi bî-zebân birbirlerine nazar etmeğile kelimât ederlermiş ve niçe kabîlesi bî-zebân el ele duduşmak ile söyleşirlermiş. Mâbeynlerinde asla kelâm-ı hurûf yok imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 241b ·
metinde göster ·
… ldular kim ol asırda Sübhân dağı yaylasında "Moğol Sücâh nâm bir merdin hurmesi
dokuz
ay on günde bir batından bir sâ‘atde kırk dane evlâd vücûda gelüp yigirmisi kız …
Derhâl Âdilcevâz kal‘ası hazînesinden Zâl Paşa sicillâtın çıkarup nazar edüp buldular kim ol asırda Sübhân dağı yaylasında "Moğol Sücâh nâm bir merdin hurmesi dokuz ay on günde bir batından bir sâ‘atde kırk dane evlâd vücûda gelüp yigirmisi kız ve yigirmisi oğlan müştakk olup Zâl Paşa Süleymân Hân'a böyle arz etdüği sene 940 târîhi" deyü sicilde mastûr olduğun hakîre gösterdiler. 243b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 243a–243b ·
metinde göster ·
… nde oldukda asker-i deryâ-misâl kal‘a-i Van'a sarıca arı gibi sarıldılar. Kâmil
dokuz
gün on gice döğülüp derûn-ı kal‘ada mutahassın olan Kızılbaş-ı kallâşlar "Amân …
Ba‘dehû Süleymân Hân taht-ı Tebrîz'den cânib-i garba beşinci günde kal‘a-i Van sahrâsına gelüp Ulama Paşa'yı ve Pîrî Paşa'yı Van meterisinde bulup Sadrıa‘zam Rüstem Paşa'yı yetmiş aded beğlerbeği ile Van kal‘ası fethine me’mûr edüp alâ mele’i'n-nâs amân ü zamân vermeyüp meterislere girüp fütûhâta müte‘allık re’y [ü] tedbîrleri ihtiyârlar ile meşveret edüp her umûr yerli yerinde oldukda asker-i deryâ-misâl kal‘a-i Van'a sarıca arı gibi sarıldılar. Kâmil dokuz gün on gice döğülüp derûn-ı kal‘ada mutahassın olan Kızılbaş-ı kallâşlar "Amân cığı cığı! Amân ey kayser-i Rûm Âl-i Osmân, dâd amân!" deyü feryâd etdiler. Meğer mukaddemâ Ulama Paşa ve Pîrî Paşa ale'l-gafle muhâsara etdiklerinde cânib-i erba‘adan imdâdları ve zahîreleri gelmediğinden derûn-ı kal‘ada azîm kaht [u] galâ olup amân dediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 250b ·
metinde göster ·
İkinci hâkimi örfî, yukaru kal‘ada dergâh-ı âlî yeniçerilerinin haseki ağalarından bir müte‘azzım yeniçeri ağasıdır. Zamânımızda Deli Abdî Ağa nâm bir ağa-yı hümâm idi kim altı odada üç bin yeniçeriye hâkim idi. Üçüncü hâkim ağa, başçavuşdur. Dördüncü yeniçeri efendisidir, beşinci cebecibaşıdır kim üç odada bin aded cebeciye hâkimdir. Altıncı, topçubaşıdır kim iki odada bin aded topçulara hâkimdir. Bunlar kerr ü ferr ü dârâtları müte‘azzım Âsitâne ağalarıdır kim her Cum‘a alây ile paşa dîvânına gelirler. Yedinci hâkim, paşa kethudâsıdır, sekizinci paşa müsellimidir, dokuzuncu paşanın şehir subaşısıdır. Onuncu pâdişâhın mâl defterdârı Şânî Efendi'dir kim hâssı 64.870 akçedir. Yüz elli aded tevâbi‘iyle yedi yüz kalemden mâl-ı pâdişâhî tahsîl edüp yetmiş aded kılâ‘ kullarına ve sâ’ir erbâb-ı vezâ’ife vazîfe-i mu‘ayyenelerin verüp üst haftanıyla paşa dîvânına gelmeğe me’mûrdur. On birinci zâbit, çavuşlar kethudâsıdır. On ikinci çavuşlar emînidir. On üçüncü çavuşlar kâtibidir. On dördüncü tîmâr defterdârıdır. On beşinci defter emînidir. On altıncı rûznâmecidir. On yedinci muhâsebecidir. On sekizinci mukâta‘acıdır. On dokuzuncu menkûfâtçıdır. Mezkûr dokuz aded dîvân halîfeleri taraf-ı pâdişâhîden ru’us-ı hümâyûn ile mutasarrıf hâkimlerdir kim kânûn-ı Süleymân Hân üzre ze‘âmetleri hâssı 60.999 akçedir. Bunlar dahi paşa ile sefer eşmek kânûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 253b ·
metinde göster ·
… ğadır. Otuz birinci şâhbender ağadır. Otuz ikinci mîr-âb beğdir, ya‘nî su ağası
dokuz
bin aded bâğlara su salup saky edüp öşr alırlar. Paşa ağalarından dörd yüz aded …
Otuzuncu hâkimi muhtesib ağadır. Otuz birinci şâhbender ağadır. Otuz ikinci mîr-âb beğdir, ya‘nî su ağası dokuz bin aded bâğlara su salup saky edüp öşr alırlar. Paşa ağalarından dörd yüz aded tevâbi‘iyle hükûmet edüp paşaya altı kise ve kendüye üç kise hâsıl eder. 254a Otuz üçüncü hâkim çöplük subaşısıdır. Cemî‘i şehri ve handak yolların tathîr eder. Otuz dördüncü hâkim şer‘-i Resûl-i mübîndir kim şehr-i Van kânûn-ı Süleymân Hân üzre üç yüz akçe şerîf kazâdır. Pâdişâh fethi olmak ile ber-vech-i arpalık beş yüz akçe mollaya sadaka olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 253b–254a ·
metinde göster ·
aded dilleri dahi söyletmeğe murâd edindiğinden cümlesi "Nizânim, haber-i hâniy …
Paşa-yı müdebbir on dokuz aded dilleri dahi söyletmeğe murâd edindiğinden cümlesi "Nizânim, haber-i hâniyye" deyü asla bir haber söylemediler. Hemân paşa-yı gazûb on dokuzunun dahi otak önünde başların kesdirüp çevgân top gibi kelleleri galtân oldu. Ve yevm-i mezbûrda Çalış çayırı nâm mahalden göçüp deryâ-misâl asker ile Van deryâsı kenârıyla cânib-i cenûba 3 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 263b ·
metinde göster ·
… bi ve dündâr asker ile gelmede. Ammâ imdâda gelmeyen Van beğlerinin taraflarına
dokuz
aded bizimle olan beğleri bizim askerin sol tarafına me’mûr edüp anlar dahi dağ …
Ba‘dehû bu Tahtıvân'dan cânib-i garba şehr-i Bitlîs'e doğru Rahova sahrâsı içre kalb-i askerde paşanın on iki bin güzîde askeri önü sıra ve yetmiş bayrak sekban ve sarıca piyâdeleri içre balyemez toplar ve kâmil elli aded şâhî darbzen topları ve dörder çift araba atları çeküp Pinyanişî ince karavula ve yemîn ü yesârda yine ince karavul beğleri ve Mahmûd[î] hâkimi sol çarhacı ve Malazgird beği sağ çarhacı ve Van askerinin sağ kol cümle sağında ve solkol askeri cümle solunda ve sâ’ir ümerâlar me’mûr olduğu kollarında ve Bârgîrî beği ve Bâyezîd beği gerüde kazandibi ve dündâr asker ile gelmede. Ammâ imdâda gelmeyen Van beğlerinin taraflarına dokuz aded bizimle olan beğleri bizim askerin sol tarafına me’mûr edüp anlar dahi dağlar içre ve püşte-i âlîler üzre karavullar ve nigehbânlıklar edüp ayak ayak sol tarafımızda mezkûr ümerâlar da yürümede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 263b ·
metinde göster ·
… 8b⟧ gülbâng-ı Muhammedî çekilüp zemîn u âsumân lerzenâk olup ale'l-akîb paşanın
dokuz
kat mehterhâne ve Van eyâletinin yigirmi yedi sancak ümerâları ve Erzurûm'un im …
deyüp cümle halkı cenge kalındırırlardı. Bu tertîb üzre giderek hânın meterisleri nümâyân olunca derûn-ı askerde hemân Paşa cengî harbîler ısmarlayup ibtidâ üç kerre derûn-ı dilden 268b gülbâng-ı Muhammedî çekilüp zemîn u âsumân lerzenâk olup ale'l-akîb paşanın dokuz kat mehterhâne ve Van eyâletinin yigirmi yedi sancak ümerâları ve Erzurûm'un imdâda gelen sancak ümerâlarının tabl [u] kudümleriyle cümle otuz sekiz yerde talb [ü] kudüm sadâsından zemîn ü âsumân güm güm gürleyüp âvâz-ı dühl Irâk'a çıkup şukka-i alemler ve yalmân-ı nîzeler şa‘şa‘asından ayn-ı benî Âdem hîrelenirdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 268a–268b ·
metinde göster ·
Ammâ bizim Van eyâleti askerinden ve paşalıdan cümle-i cümele
dokuz
yüz beş âdem şehîd ve gayrı nâ-şehîd olup Lâ-ya‘lemü'l-gaybe illallah kim şehîd …
Ammâ bizim Van eyâleti askerinden ve paşalıdan cümle-i cümele dokuz yüz beş âdem şehîd ve gayrı nâ-şehîd olup Lâ-ya‘lemü'l-gaybe illallah kim şehîd, şehîd değiller, ol Fâ‘il-i muhtâr Allah'a ma‘lûmdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 272b ·
metinde göster ·
… yüz yetmiş tahlî‘ât-ı fâhire ve teşrîfât-ı vâfire oldu. Ve yedi aded semmûr ve
dokuz
aded vaşak ve yigirmi aded zincap kürk giydirildiği mazbûtdur. Ve bu âna dek ik …
Ve'l-hâsıl bu dîvân-ı âlîde cümle-i cümele iki yüz yetmiş tahlî‘ât-ı fâhire ve teşrîfât-ı vâfire oldu. Ve yedi aded semmûr ve dokuz aded vaşak ve yigirmi aded zincap kürk giydirildiği mazbûtdur. Ve bu âna dek iki yüz beş kise masrûf olunduğu ma‘lûmumdur ve sâ’ir kereke ve kontuş ve serhaddî ve çuka ve kumaş hisâbın Hudâ bilir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 273b ·
metinde göster ·
… ed Emîn Paşa kal‘adan kemend ile inüp taşrada hâzır olan atlarına binüp Van'dan
dokuz
günde Melek Ahmed Paşa efendimize gelüp dahl düşdükde defter-i cerâyimine afv k …
Âhir sene 1056 târîhinde efendimiz Melek Ahmed Paşa vezîria‘zam iken Van'da Mehemmed Emîn Paşa âsî olup (---) gün ceng-i azîm edüp yukaru kal‘adan yeniçeriler aşağı kal‘aya balyemez toplar ura ura aşağı kal‘ada Hüseyin Ağa sarâyı ve Paşa sarâyının niçe yerlerin harâb u yebâb etdiklerinde Diyârbekir Vâlîsi Haydar Ağazâde cümle eyâlet-i Diyârbekir askeriyle ve Van eyâleti askeriyle Van'ın imdâdına gelince Mehemmed Emîn Paşa kal‘adan kemend ile inüp taşrada hâzır olan atlarına binüp Van'dan dokuz günde Melek Ahmed Paşa efendimize gelüp dahl düşdükde defter-i cerâyimine afv kalemi çekilüp Rûmeli'nde Köstendil sancağı ihsân olunup Girit'e gitmeğe me’mûr oldu. Beri tarafda Çomar Bölükbaşı başında âteşler yanup "Emîn Paşa'dan sonra Van'da durmak bana harâmdır." deyü doğru Bitlîs Hânı'na kaçar. Hânın bir mükellef ağası olup safâsında iken Van kulu Çomar'ı muhabbeten Van'a isterler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 282a ·
metinde göster ·
… 'den ve Çobanlu tarafından ve Alagird tarafından ve Körladik beğinden bu merkûm
dokuz
aded Ekrâd beğlerinden âdemler gelüp Van a‘yânlarına daşınup her birinden beşer …
Ba‘dehû Van ağaları ve yeniçeri ağası ve hapisde olan Zerikî beği ve Espa‘ird beği ve Karni beği ve Kesân beği içün paşaya kırkar kise guruş ve birer katır yükü kaplan ve vaşak postları ve beşer katar-ı katırlar ve birer tula küheylân atlar verüp Paşa'dan hil‘at giyerlerken dördine de birer sille-i pehlivânî urup ağızlarından ve burunlarından kan Van'da revâne olup "Bir dahi pâdişâh vekîlinin fermânların tutun, yohsa sizi hayâsızlar kelle paça ederim. Tiz Evliyâ Beğ üzre sefere hâzır olun!" deyü bunları reddetdi ve her biri dâr-ı diyârlarına gitdi. Ertesi gün ne kendiler ve ne imdâdları gelmeyen Van beğlerinden Ağakis beği tarafından ve Ekrâd tarafından ve Benî Kutur tarafından ve Berda‘ beği tarafından ve Erecik beğindan ve Şureger'den ve Çobanlu tarafından ve Alagird tarafından ve Körladik beğinden bu merkûm dokuz aded Ekrâd beğlerinden âdemler gelüp Van a‘yânlarına daşınup her birinden beşer kise ve beşer katar-ı katır ve birer tola küheylân atlar hedâyâ gelüp gelen âdemleri hil‘atler giyüp cürümleri afv olunup ertesi gün dokuz aded beğler i‘timâd edüp paşaya birer el hedâyâlarıyla gelüp müşerref olup hil‘atler giyüp her birine yine birer sille urdu kim Çobanlu beği sadme-i pehlivânîden teker meker oldu. Meğer fakîrin fıtıkı var imiş. Şehrine varup merhûm olıcak yerini Murâd Hân'a verüp yigirmi kise dahi andan geldi. Melek Paşa efendimizin de'bi ol idi kim, kendü fermânın dutmayana deyenek ururdu. Fermân-ı pâdişâhîye itâ‘at etmeyeni ya katl ederdi ya muşt ve sille ile çehresine urup elbette kanın akıdırdı. Ve ceng mahallinde Allahümme âfinâ ejder-i heft-ser olurdu. Ammâ gayrı zamân halûk u halîm ü selîm olup pek gazab-âlûd olsa, "Bre âdem", "Hey hayâsız" ve "Hey nâmerd" deyü ıtâb etmeden gayrı bir şetm etmezdi. Ammâ hırsız ve harâmîye asla amân u zamân vermezdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 283b ·
metinde göster ·
… lar hedâyâ gelüp gelen âdemleri hil‘atler giyüp cürümleri afv olunup ertesi gün
dokuz
aded beğler i‘timâd edüp paşaya birer el hedâyâlarıyla gelüp müşerref olup hil‘ …
Ba‘dehû Van ağaları ve yeniçeri ağası ve hapisde olan Zerikî beği ve Espa‘ird beği ve Karni beği ve Kesân beği içün paşaya kırkar kise guruş ve birer katır yükü kaplan ve vaşak postları ve beşer katar-ı katırlar ve birer tula küheylân atlar verüp Paşa'dan hil‘at giyerlerken dördine de birer sille-i pehlivânî urup ağızlarından ve burunlarından kan Van'da revâne olup "Bir dahi pâdişâh vekîlinin fermânların tutun, yohsa sizi hayâsızlar kelle paça ederim. Tiz Evliyâ Beğ üzre sefere hâzır olun!" deyü bunları reddetdi ve her biri dâr-ı diyârlarına gitdi. Ertesi gün ne kendiler ve ne imdâdları gelmeyen Van beğlerinden Ağakis beği tarafından ve Ekrâd tarafından ve Benî Kutur tarafından ve Berda‘ beği tarafından ve Erecik beğindan ve Şureger'den ve Çobanlu tarafından ve Alagird tarafından ve Körladik beğinden bu merkûm dokuz aded Ekrâd beğlerinden âdemler gelüp Van a‘yânlarına daşınup her birinden beşer kise ve beşer katar-ı katır ve birer tola küheylân atlar hedâyâ gelüp gelen âdemleri hil‘atler giyüp cürümleri afv olunup ertesi gün dokuz aded beğler i‘timâd edüp paşaya birer el hedâyâlarıyla gelüp müşerref olup hil‘atler giyüp her birine yine birer sille urdu kim Çobanlu beği sadme-i pehlivânîden teker meker oldu. Meğer fakîrin fıtıkı var imiş. Şehrine varup merhûm olıcak yerini Murâd Hân'a verüp yigirmi kise dahi andan geldi. Melek Paşa efendimizin de'bi ol idi kim, kendü fermânın dutmayana deyenek ururdu. Fermân-ı pâdişâhîye itâ‘at etmeyeni ya katl ederdi ya muşt ve sille ile çehresine urup elbette kanın akıdırdı. Ve ceng mahallinde Allahümme âfinâ ejder-i heft-ser olurdu. Ammâ gayrı zamân halûk u halîm ü selîm olup pek gazab-âlûd olsa, "Bre âdem", "Hey hayâsız" ve "Hey nâmerd" deyü ıtâb etmeden gayrı bir şetm etmezdi. Ammâ hırsız ve harâmîye asla amân u zamân vermezdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 283b ·
metinde göster ·