… Mustafâ Hânî'de kul mâbeyninde gûnâ-gûn ihtilâller vâki‘ oldu ve dünyâ fassâdla
doldu ve
Karamazak re’yiyle Dâvûd Paşa sadrıa‘zam oldu. Ve mesned-i sadâretde ber-karâr …
Ba‘dehû Süleymân Hân Irâk'dan Dârü's-sa‘âdetleri tarafına azm-i râh etdiler. Andan kal‘a-i Bağdâd dest-i Âl-i Osmân'da âbâdân iken sene 1031 târîhinde cülûs-ı Sultân Mustafâ Hânî'de kul mâbeyninde gûnâ-gûn ihtilâller vâki‘ oldu ve dünyâ fassâdla doldu ve Karamazak re’yiyle Dâvûd Paşa sadrıa‘zam oldu. Ve mesned-i sadâretde ber-karâr olam deyü herkese murâd edindiklerin verdi. Ve hazîne-i pâdişâhîde mâl kalmayup İslâmbol içre mün‘im âdemlerin hânelerin basup mâlların almağa başladılar. Âhir-ı kâr ulemâ-yı âkıbet-kârlar ile meşveret edüp Dâvûd Paşa'yı mühürden ma‘zûl edüp Mısır'dan ma‘zûl Merre Hüseyin Paşa'ya sadâret-i uzmâ verildi ammâ kula verecek ulûfe ve hizmet kalmadı. Bunu dahi (---) günde itlâf-ı hazîne etdi deyü mühürden ma‘zûl edüp mührü Lefkeli Mustafâ Paşa'ya verdiler ve kırk günde anı da ma‘zûl edüp vezâreti Tavâşî Gürcî Mehemmed Paşa'ya verdiler. Mukaddemâ üç kerre kâ’immakâm olmuş müdebbir âdem iken Merre Hüseyin Paşa kul eşkıyâlarıyla yek-dil [ü] yek-cihet olup def‘an Merre Hüseyin Paşa'yı vezîr etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 334b ·
metinde göster ·
re‘âyâ vü berâyânın beti benzi zulmden soldu. Re‘âyâ-yı Türkman ve gayrı berâyâ …
"Pâdişâhım! Anadolu zulm ile doldu ve re‘âyâ vü berâyânın beti benzi zulmden soldu. Re‘âyâ-yı Türkman ve gayrı berâyâ ve Terekemân diyâr-ı Acem'e kaçup vilâyetlerin boşaldı. Yemen İmâm'da, Revân dest-i Acem'de kaldı. Hazîne dahi gelmez oldu ve mevâciblerimiz verilmez oldu. Senin hareminde Girid kâfiriyle yek-dil [ü] yek cihet olup gizli çaşıtlık eden dîn düşmenlerin isteriz" deyü bir feryâd u figân etdiler kim sadâ-yı benî Âdem evc-i âsmâna peyveste olup cümle eşkıyâ murâd [u] merâmları üzre pâdişâha defter gönderüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 6a ·
metinde göster ·
Ba‘dehu fermân-ı şehriyâriyle amâr oldukda mezkûr Şeddâ[d]î alçak dîvâr üzre kalın meşe ağaçları direklerinden sandık sandık her direk birbirlerine geçme sandıklar çatılup Şeddâdî tula dîvâr üzre çatma sandıkları koyup horasân ve kireç ve alçı ve cibis ile rıhtım edüp kal‘ayı dahi yüksek etmişler. Ve her cânib kulleler ve tabyalar çatup doldurmuşlar ve dâ’iren-mâdâr top-ı kûplara mazgal delikleri etmişler, lâkin sâ’ir kılâ‘lar gibi dendân-ı bedenler etmemişler, ammâ tüfeng-endâz delikleri çok etmişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 61b ·
metinde göster ·
… u mahalle ermez, anda vaz‘-ı hıyâm edüp sahrâ-yı Üstürgon hayemât-ı sipâhân ile
doldu ve
cemî‘i cünûd-ı müslimîn cenge âmâde oldu. Ve ol gece tâ sabâha dak leşker-i İsl …
Ba‘dehu sene 948 târîhinde Süleymân Hân kal‘a-i Budun'u feth edüp bu kal‘a-i Üstürgon'un feth [ü] teshîrinin tama‘ına düşüp {âhirü'l-emr bizzât Süleymân Hân sene 950 Muharrem'inin 18 gününde} deryâ-misâl askâkir-i İslâm ile sahrâ-yı Üstürgon'da meks edüp hâlâ serâperde-i Süleymânî yeri bir till-i bâlâ-yı kûh-ı ser-bülenddir kim Üstürgon'un topu gülleleri bu mahalle ermez, anda vaz‘-ı hıyâm edüp sahrâ-yı Üstürgon hayemât-ı sipâhân ile doldu ve cemî‘i cünûd-ı müslimîn cenge âmâde oldu. Ve ol gece tâ sabâha dak leşker-i İslâ[m] meterislere doldular ve ale's-seher gülbâng-ı Muhammedî çekilüp kal‘ayı döğmeye başladılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 91b ·
metinde göster ·
… üslimîn cenge âmâde oldu. Ve ol gece tâ sabâha dak leşker-i İslâ[m] meterislere
doldular ve
ale's-seher gülbâng-ı Muhammedî çekilüp kal‘ayı döğmeye başladılar.
Ba‘dehu sene 948 târîhinde Süleymân Hân kal‘a-i Budun'u feth edüp bu kal‘a-i Üstürgon'un feth [ü] teshîrinin tama‘ına düşüp {âhirü'l-emr bizzât Süleymân Hân sene 950 Muharrem'inin 18 gününde} deryâ-misâl askâkir-i İslâm ile sahrâ-yı Üstürgon'da meks edüp hâlâ serâperde-i Süleymânî yeri bir till-i bâlâ-yı kûh-ı ser-bülenddir kim Üstürgon'un topu gülleleri bu mahalle ermez, anda vaz‘-ı hıyâm edüp sahrâ-yı Üstürgon hayemât-ı sipâhân ile doldu ve cemî‘i cünûd-ı müslimîn cenge âmâde oldu. Ve ol gece tâ sabâha dak leşker-i İslâ[m] meterislere doldular ve ale's-seher gülbâng-ı Muhammedî çekilüp kal‘ayı döğmeye başladılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 91b ·
metinde göster ·
deyüp} vâfir yulaf ve buğday ve arpa bulup fi'l-hâl cak torbalara
doldurup ve
kırk demet buğdayları dahi seyishâneler üzre tahmîl edüp ve birkaç kaz ve tavuk …
deyüp} vâfir yulaf ve buğday ve arpa bulup fi'l-hâl cak torbalara doldurup ve kırk demet buğdayları dahi seyishâneler üzre tahmîl edüp ve birkaç kaz ve tavuklar cem‘ edüp yola revâne olmak üzre iken,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 123b ·
metinde göster ·
Hikmet-i Bârî vakt-i Şâfi‘îde cemî‘i asâkir-i İslâm hâb-ı râhatda iken nehr-i Tuna üzre bir top u tüfeng sadâsı istimâ‘ olunca derûn-ı askerden bir Allâh Allâh âğâzesi olup tarafeynden cenge 29a başladılar. Meğer küffâr-ı hîlekâr gece ile on iki pâre pür-silâh âteş-pâre firkateler ile şeb-i zulmetde gelüp asâkir-i İslâmın haymelerin Tuna kenârında toplayup niçe at ve âdem helâk [ve] mecrûh edüp yine firâr ederken su akındısı ile gelmeleri âsân, ammâ su ile baş yukaru çıkmak müşkil olup cümle küffâr küreğe girüp ribaça urarak firâr ederlerken hikmet-i Hudâ rûzgâr-ı zorkâr bu kâfir firkatelerin karşulayup bir kırat gidemediklerinde hemân Sadrıa‘zam Üstürgon kapudanı firkatelerine asker doldurup ve gayri gemileri kezâlik leşker ile pür edüp gemileri karadan âdem deryâsı ipler ile ve atlar ile çekerek gitmede ve yine Üstürgon tarafı karasından Kanbur Mustafa Paşa ve Defterdâr Hüseyin Paşa şâhî toplar ile kâfiri kovmada.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 28b–29a ·
metinde göster ·
Bir ma‘mûr Macar keferesi varoşudur. Cümle Hatvan re‘âyâsı bu varoşa
doldular ve
kal‘aya martolos kul oldular. Cümle beş yüz aded mükellef ve ma‘mû[r] tahtalar …
Bir ma‘mûr Macar keferesi varoşudur. Cümle Hatvan re‘âyâsı bu varoşa doldular ve kal‘aya martolos kul oldular. Cümle beş yüz aded mükellef ve ma‘mû[r] tahtalar ile mestûr ve dahi ziyâde ma‘mûr olmada bir varoşdur, zîrâ Hatvan'a varınca gâyet mahsûllü vâsi‘atü'l-aktâr sahrâlardır. Bu kal‘a-i Buyak kal‘a-i Seçan ve kal‘a-i Germat ve kal‘a-i Hatvan mâbeynlerine düşmüşdür. Hakkâ ki henüz eyi kal‘a-i metîn ve bâlâ feth olmuşdur, zîrâ bu kal‘a Hatvan ovası ortasında bir yumurta gibi bir yumru ve sivri kaya üzre vâki‘ olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 42a ·
metinde göster ·
… bin cânlar tuyûr-ı ebâbîl gibi hevâya münkalib yine mahlûldan yerlerine âdemler
doldu. Ve
yeniçeri ocağında ba‘zı odaların yedişer sekizer yüz neferâtları cümle bir ânda …
Ve şehîdân-ı sâ’ir eyâletler cümle-cümle otuz yedi sancakda her tîmârları kırkar ve ellişer kerre mahlûl olup âhara tevcîh olunup tezkireler almışlardır. Meselâ Tire ve Mağnisa ve Bursa ve Menteşe ve Hamîd ve izmid ve Engürü ve Kânkırı ve Kastamonu ve Bolu ve Karahisâr-ı Sâhib ve gayri zeytûn sipâhîleri umûmen bu mezkûr sancakların mîr-i mîrânları ve mîr-i livâları ve alaybeğileri ve çeribaşıları ile cümle ikişer üçer ve beşer kerre lağım atup ender-hevâ mu‘allakest dedikleri gibi bu kadar bin cânlar tuyûr-ı ebâbîl gibi hevâya münkalib yine mahlûldan yerlerine âdemler doldu. Ve yeniçeri ocağında ba‘zı odaların yedişer sekizer yüz neferâtları cümle bir ânda şehîd olup dünkü gün kapuya çıkan en aşağıdaki dümenci nâm yoldaşları bir günde odabaşı olmuşlardır. Niçe kerre böyle vâki‘ olup anlar da şehîd olmuşlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 309a ·
metinde göster ·
… bizim vâlideler ve hemşîreler girir. Nısfu'l-leylde havuzun tathîr edüp pâk su
doldururlar. Ve
Sultân Hasan câmi‘i kurbunda Sipâhî bâzârında,
Tavâşî Süleymân Paşa hammâmı: Üç halvetli ve bir Şâfi‘î havuzlu bir küçük hammâmdır, ammâ binâsı latîfdir. Suyu Yûsuf kuyusundandır. Sehel şorcadır, ammâ cümle asker tâ’ifesi girdiğinden cemî‘i esvâbları ve hammâmı ve dellâkleri pâkdir. Lâkin ba‘de'z-zuhur bizim vâlideler ve hemşîreler girir. Nısfu'l-leylde havuzun tathîr edüp pâk su doldururlar. Ve Sultân Hasan câmi‘i kurbunda Sipâhî bâzârında,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y117a ·
metinde göster ·