… hûdeye varup gördüm, iki kâfir silâhların bir ağaç dallarına asup hâb-ı râhatda
domuz gibi
horlayup yatırlar.
"Bire ağa muştuluk şikâr var, kalkın gidelim. İki kâfir bir ağaçlık içinde hor hor uyuyup yatırlar ve dörd dâne yarar atları boşanmış gezerlerken atları dutup bizim atların yanında bağlayup yemlerin asup dururlar" dedikde hemân hakîr dörd aded gulâmımla pür-silâh kâfirlerin olduğu mahall-i ma‘hûdeye varup gördüm, iki kâfir silâhların bir ağaç dallarına asup hâb-ı râhatda domuz gibi horlayup yatırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 25a ·
metinde göster ·
… lar ve cümle kefereler sahrâyı mâl-â-mâl etmişler. Ve cünûd-ı cünüb-i küffârlar
domuz gibi
suyun bataklığına arka vermişler.
Karşu tarafdan dahi kırk elli alay küffâr taburlarından çıkup domuz sürüleri gibi sürü sürü ibtidâ piyâde tüfenglisi bayraklarıyla ve haçlı papaslarıyla meydâna çıkup taburları yanında durdular. Andan elli pâre topların taşra meydâna çıkarınca taburun yedi kapusundan cümle küffâr birbirlerine tirkeşüp nahır sürüsü gibi reme reme taburdan çıkup luturyânî boruları ve torompete ve erganon ve nâkûs ve tabl mizmerâtlarların çalarak ve ba‘zı küffârlar ellerinde kılıçlarıyla hora depüp oynayarak ve papasları İncîl okuyarak ve kimisi yırlayarak bir alay mest [ü] medhûş sarhoş Mesköv kâfirleri ve Çeh ve Leh ve Kazak-ı âk fâcirleri dûzah-karâr olmağa karârları kalmayup hınzîr topu gibi tortop olup onar onar yayaları birbirlerine zencîrler ile bağlanup cümle soltat ve mortatları yap yap gelüp cümle topları bu bağlı piyâdelerin ardları sıra zencîrler ile bağlayup ale't-tertîb durmuşlar ve cümle kefereler sahrâyı mâl-â-mâl etmişler. Ve cünûd-ı cünüb-i küffârlar domuz gibi suyun bataklığına arka vermişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 115a ·
metinde göster ·
… girüp yine dünyâya gelirim" deyü ölümden havf etmeyüp cenge biri biri akîbince
domuz gibi
girüp savaş-ı perhâşda urulup cân ber-cehennem mürd olur. Yâhûd bir sebeb-i mev …
Ammâ ekseriyyâ bu kavm-i Kalmağ'ın sebeb-i mevtleri hulûlî-mezheb olduklarından aslâ ölümden korkmazlar, "Ölürsem rûhum fülân avredin karnındaki fülâna cânım girir veyâhûd karımın karnına cânım girüp yine dünyâya gelirim" deyü ölümden havf etmeyüp cenge biri biri akîbince domuz gibi girüp savaş-ı perhâşda urulup cân ber-cehennem mürd olur. Yâhûd bir sebeb-i mevti dahi hemân kulağı kanı gidüp beyâz olup kulağı sağır olup başını dutamaz olup ol gün ölürler. Bundan gayri hastalık nedir bilmezler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 176b ·
metinde göster ·