… rlar ve bir tarafdan kılıç gibi keskin kış gelüp Azak deryâsı iki kulaç mikdârı
donar
. Beş ay bend olup yollar ve beller dahi bend olur ve Kasım'dan sonra Karadeniz' …
Bu minvâl üzre kırk gün asâkir-i İslâmı eğlendirdi ve bu mahallerde asker içre câ-be-câ güft u gûlar istimâ‘ olmağa başladı ve küffâr artık firkateler ile imdâd göndermeden ferâğat edüp her gice beşer altışar yüz uryân küffâr nehr-i Tün ile şinâverlik edüp gavvâs-vâr dalarak şeb-i muzlimde niçe bin dîde-bânlar var iken vücûdların nehr-i Tün'e müstağrak edüp ağızlarında birer kamış ile nefes alarak ubûr edüp kal‘a-i Azağ'a niçe bin küffâr bu hîle ile girüp küffâr tâze cân bulup günden güne cengâverlik edüp meterisler basup şebhûnlar edüp kelle ve diller alup ka‘r-ı zemînde gâ’ib olurlardı. Ve ba‘zı âlât [u] silâhları ve mühimmâtların sığır tulumlarına koyup tulumları nehr-i Tün'e gark edüp nehr-i Tün ile tulumlar cereyân ederek kal‘aya bu gûne hîle ile zehâ’ir ve mühimmât [u] levâzımât gönderüp imdâd ederlerdi. Bu muhîl şeytanatların dahi guzât-ı müslimîn duyup nehr-i Tün içre gemi direklerin kazıklar kakup bend etdiler kim bir vukıyye mahi güzer edemeyüp niçe yüz bin guruşluk mâlı küffârdan bu hâl ile nehr-i Tün'den guzât-ı müslimîn alıp bây oldular. Bu hâl ile küffârın yine imdâdı gelmeyüp küffâr me’yûs oldu. Ammâ la‘în küffâr zir-i zemînde bî-bâk ü bî-pervâ gûnâ-gûn kemîngâhlar kurup ve niçe dâm-ı tezvîrler ve şarampav domuz delikleri idüp ileri varan ümmet-i Muhammed'i şehîd ide ide halkın yüzü döndü. Ve bu üslûb-ı rüsvây üzre ceng mümted olur deyü guzât-ı müslimîn havfe düşdüler. Ve efvâh-ı nâsda Moskov kralı iki kerre yüz bin küffâr ile geliyor deyü bu haber şüyû‘ bulup halkın aklı başından gitdi. Ammâ bu haber düşman sözü idi. Bu hâl üzre cümle vüzerâ ve vükelâlar mâh-ı mezbûrun (---) günü cümle a‘yân, sığâr u kibâr ve kâr-âzmûde iş erleri ale'l-‘umûm bir yire gelip meşveret-i azîm edüp dediler kim "Bu cengimiz günden güne gerü kalup kal‘adan nâm [u] nişân kalmayup yine fethi müyesser olımayıyor ve yeniçeri tâ’ifesi kırk günden ziyâde kalmak kânûnumuz değildir deyü bir gün guluvv edüp meterisden çıkarlar ve bir tarafdan kılıç gibi keskin kış gelüp Azak deryâsı iki kulaç mikdârı donar. Beş ay bend olup yollar ve beller dahi bend olur ve Kasım'dan sonra Karadeniz'de bu donanma-yı hümâyûnun hâli niçe olur ve nerede kışlar ve yüz bin kadar asker-i İslâm nerede cây-ı emn bulur. 261b Ve bir tarafdan imdâd gelmek ve zahîre gelmek muhâl-ender-muhâl bu kerre asker-i İslâm içre kaht [u] galâ olursa hâl neye müncer olur. Ve cebehâne-i pâdişâhîyi kime bırağırsuz ve ne cânibe gidersüz, bir cânibi deryâ, şimâl cânibi kâfiristân, şark ve kıble cânibi Heyhât Sahrâsı" deyü bu kadar müşâvere halkın her kafasından biner sadâ çıkup gûnâ-gûn müşâvereler etdiler. Âhiru'l-emr Koca Ken‘an Paşa ile Tershâne Kethüdâsı Piyâle Ağa buyurdular kim "Hemân re‘y u tedbîr oldur kim bu gün dellâllar nidâ edüp ale's-sabah yürüyüşdür. Timar ve ze‘âmet ve ibtidâ eyle sipâhîlik ve mâl-ı ganâ’im isteyen gelsin, deyü tenbîh olsun. Yedi koldan yedi bin âdem serdengeçdi ve salıcı yazılsın ve ana göre gayrı guzât-ı müslimînden niçe bin mücâhidîn dahi cem‘ olup cenge terğîb edin. Vermek Allah'ındır. Mısrâ:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 261a–261b ·
metinde göster ·
… şık ma‘şuk birbirlerine kolan çeküp sallanırlar. Zîrâ Tuna buzu altı yedi karış
donar
. Şiddet-i şitâ şedîd olsa on karış donup beş ay nehr-i Tuna sedd olduğun biliri …
Ammâ Tuna buzu çözüldükden sonra emn-i emân olur. Ammâ Tuna buzu Alaman-ı bî-emân diyârından berü sökün edüp cereyân etdikde bu kal‘a dîvârının kaddi seksen zirâ‘-ı âlî iken niçe kerre Tuna buzu biri biri üzre kat-ender-kat yığılup kal‘a dîvârından içeri buz pâreleri girüp evler harâb etmişdir. Tâ bu mertebe dağlar gibi buzlar gelüp her buz pâresi birbirine urdukda top gibi sâ‘ika verir. Ammâ bu nehr-i Tuna yah-bend olsa bu şehir gâyet ganîme olur. Zîrâ Tuna buzu üzre Eflâk ve Boğdan ve gayri niçe kurâ ve büldân taraflarından niçe yüz bin câmûs-ı kazaklarıyla buz üzre odunlar ve belvan direkler ve gayri me’kûlât [u] meşrûbâtlar gelir. Ve niçe bin aded Silistre şehbâzları mahbûblarıyla Tuna buzu üzre haymelerin kurup ayş [u] ışret edüp mehterhâneler ile cümle dilberânlar buz kayarlar, garîb temâşâdır. Kimi pâbuç ile kimi na‘lin ile kimi kızak ile kimi iki elinde harbe deyenek ile ayak üzre buz kayarak şehirden şehire berk-i hâtif gibi gider. Ve eğer ıyd-ı şerîfe müsâdif olursa nehr-i Tuna üzre azîm salıncaklar kurulup âşık ma‘şuk birbirlerine kolan çeküp sallanırlar. Zîrâ Tuna buzu altı yedi karış donar. Şiddet-i şitâ şedîd olsa on karış donup beş ay nehr-i Tuna sedd olduğun biliriz, aceb hikmet-i Allah'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 118b ·
metinde göster ·
… mâ bu buz deryâsı her bâr donmayup kırk elli yılda ve seksen yılda bir pek katı
donar
, gayri yıllar yalın kat donar.
Bu buz deryâsının hükmü eyledir kim gûyâ Rûm'da vakt-i Şâfi‘î kadarca karanlıcakdır kim gecesi ve gündüzü eyledir, karanlık dünyâ dahi eyledir, ammâ bu buz deryâsı her bâr donmayup kırk elli yılda ve seksen yılda bir pek katı donar, gayri yıllar yalın kat donar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 178b ·
metinde göster ·
… ayup kırk elli yılda ve seksen yılda bir pek katı donar, gayri yıllar yalın kat
donar
.
Bu buz deryâsının hükmü eyledir kim gûyâ Rûm'da vakt-i Şâfi‘î kadarca karanlıcakdır kim gecesi ve gündüzü eyledir, karanlık dünyâ dahi eyledir, ammâ bu buz deryâsı her bâr donmayup kırk elli yılda ve seksen yılda bir pek katı donar, gayri yıllar yalın kat donar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 178b ·
metinde göster ·
… e çamur olur kim âdem gark olur ve ancak mâh-ı Temmûz'da kurur. Gayri zamân buz
donar
. Ol mevsimlerde bu kal‘a içi a‘lâ olup çamur olmaz.
Ve bunda kaldırım olmamak ile eyle çamur olur kim âdem gark olur ve ancak mâh-ı Temmûz'da kurur. Gayri zamân buz donar. Ol mevsimlerde bu kal‘a içi a‘lâ olup çamur olmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 185a ·
metinde göster ·
… le suyu lezîz değildir. Cereyân etdüği yollarda buz hâsıl olur, ya‘nî alçı gibi
donar
ve su yolların kapar. Ve her sene yolların tathîr ederler. El-hâsıl ma‘mûr [u] …
Ammâ bu Adalya'nin cümle suyu lezîz değildir. Cereyân etdüği yollarda buz hâsıl olur, ya‘nî alçı gibi donar ve su yolların kapar. Ve her sene yolların tathîr ederler. El-hâsıl ma‘mûr [u] âbâdân şehirdir. Ammâ Y 136b âb [u] hevâsı sevâhil olmak ile sakîldir. Anıniçün her sene Istınaz yaylasına çıkarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y136a–Y136b ·
metinde göster ·