İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Bağlam içinde arama

donlar*

Eser ve dönem süzgeci
Arama sözdizimi
  • Akıllı kipte yazmadığınız ayrıntı esnek eşleşir: kut → ḳut, kut; edgu → eḍgü, ėdgü. Yazdığınız özel harf ise tam aranır.
  • * sıfır ya da çok harf, ? tek harf: bilig*, *lıġ, b?lig
  • Boşlukla ayrılan sözcükler ardışık öbek olarak aranır; tek başına * herhangi bir sözcüktür: ḳut * bol*
  • Tam kip biçimi harfi harfine arar; Düzenli ifade kipi PCRE desenini sözcük biçimlerine uygular: (ḳ|k)ut(lu|lı)ġ.*
15
isabet
15 cümle/beyitte
5,6
milyonda
tüm derleme göre
1
eserde geçiyor
5
farklı biçim
45 ms
arama süresi
Eserlere göre görülme sıklığı (milyonda)
Veriyi tablo olarak gör
EserİsabetMilyonda
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi156,1

Eserlerin boyutları çok farklı olduğu için (KB 73.566, IB 1.297 sözcük) karşılaştırma milyonda sıklıkla yapılır.

Bağlamlar 1–15 / 15

Çeviriyazı işaretleri
  • (a) Yazıtta/yazmada yazılmayan, editörce tamamlanan ünlü ya da harf
  • [ip] Zedelenmiş, editörce onarılmış yer
  • <l> Yazıcının atladığı, editörün eklediği
  • {l} Editörün fazlalık saydığı
  • ⟨…⟩ Metin eksik (lakün)
  • ḳ ġ ŋ ḍ ė ḫ özgün çeviriyazı harfleridir; aramada “Akıllı” kipte k g n d e h ile de bulunur.

İşaretler kaynak edisyonların kullanımına bağlıdır; ayrıntı için ilgili yayına bakınız.

“donlar*” için bağlam dizini. Tam metni görmek için satıra tıklayın.
EÇS I 29a "Efendim Cem Şâh merhûm olup beyâz melek sûretinden çıkup siyâh mâtem donları geydim" dedükde Bâyezîd Hân'a bir bükâ ârız olup,
EÇS I 112b … ydânı önündeki (---) Paşa mektebinde sâkin olurlardı. Akrabâları dahi atları ve donları ile anda olurlardı. Ve bizzât kendüleri dahi lehceleri Boşnak lisânı üzre fesâh …
EÇS II 293b–294a … ttân gibi olur. Ba‘dehû hayyâl iplik eğirüp âbdest makramaları ve latîf ve zîbâ donlar ve gömlekler edüp a‘yân-ı İslâmbol'a ve pâdişâha hedâyâ getirirler. Hatta Kaya …
EÇS V 9b … çerden Abdâl Hân'ın en ulu oğlu Bedir Beğ ve dahi küçüğü Nûruddehr Beğ câme-hâb donlarıyla başlarında birer arakıyye kelle-pûşlarıyla nümâyân olup yanıma gelüp,
EÇS V 13b … e başladılar ve amân u zamân vermeyüp gözümüz görürken onunu dahi kırup atların donların almağa başladılar.
EÇS V 41b … tar askeri dahi haber aldılar, ammâ cümlemiz yağmurluklardan çadırlarımız kurup donlarımız çıkarup cümle atlarımız soyup arkanlarla çayırlara salup atlar dahi bizim gibi …
EÇS V 70a … rım, bu anda bu cevârîlerin esbâb [u] eskalleri ve halhalları ve bilezikleri ve donların veresiz" dedikde cümle kızların esbâbların getirüp geydirdiklerinde hemân Hasan …
EÇS V 102a … varınca hemân buz obrulup gözümüz önünde bu kadar bin küffâr-ı hâksâr atları ve donlarıyla buz altına geçüp cümle gark olduğun küffârlar görünce hemân şehirden ve Galata …
EÇS V 108a … ölünde gazâ günlerinde gark olan küffârların cümle lâşe-i murdârların atları ve donlarıyla gölden çıkarup cümle raht u bahtları ve âlet-i silâhları ve bellerinde kemerler …
EÇS VI 35a–35b … le sıkma çarıkdır ve "Baldır duruda" dedikleri gibi baldırları çıplakdır, hattâ donları bile yokdur, hemân bellerin[d]e birer dimi bol paçaları var. Ekseriyyâ gömlek n …
EÇS VII 25b … fengleri ve terkilerinde birer kızıl abâdan yağmurlukları ve birer heybelerinde donları ve gömlekleri ve at na‘lları ve mıhları ve beyâz beksumat ve peynirleri ve onar …
EÇS VII 25b … dâne gümüş sahanlar ve bir gümüş kulplu tâs ve bir beyâz ihrâm içinde gûnâ-gûn donlar ve gömlekler ve esbâblar bulup hüddâmlarım getirdikde hemân hakîr şâd-ı merk ol …
EÇS VII 180a … tâ‘ aslâ yokdur. Yedikleri et, geydikleri etin derileridir. Hattâ gömlekleri ve donları bile deridir, ammâ ne deridir, gûyâ beyâz Hıtâyî kâğızdır.
EÇS VIII 355b … ına dak örter. Mâ‘adâ nâ-mahrem yerleri incecik dondan ve gömlekden nümâyândır. Donları ise dizlerin ancak örter bol paçalı serâvîllerdir, don derler ammâ değildir, he …
EÇS X Y10a nass-ı kâtı‘ı delîl olup, hâlâ Hazret-i İdrîs Cennet-i Me’vâ'da hulle donları biçer, derler. Zîrâ terzîlikde ve ilm-i kitâbetde üstâd-ı kâmil idi. Terzîlerin …