… z türâb edüp dedesi Şeref Hân gibi diyâr-ı Acem'e firâr eder. Zîrâ kadîmen ocak
dostumuzdur
. Elbette bu kadar asâkir-i İslâm Van derneğinde âmâdeler iken sefer edüp hakkın …
{Matlab-ı nâme-i hân kırâ’at olundukdan sonra "Mefhûmu ma‘lûm olunduğu yazıla"} deyü bu nâme-i nüvâzişi kal‘a-i Van'da hânın bir ağasıyla ve niçe a‘yân-ı Bitlîs ile gelüp Malazgird Beği Mehemmed Beğ yayla koyunu hakkın hâna vermemek içün hân üzre gelüp ceng etdiği ve Mehemmed Beğ'in ibtidâ müttehem olup demi heder olduğu ve yeniçerilerin hân üzre gulüvv edüp haklarından geldiklerinin arz-ı mahzarları gelüp ve paşanın mektûbun götüren Cânpolat Ağası da mektûblarla gelüp dîvân-ı Van'da hânın nâmeleri kırâ’at olunup paşa bu iltiyâm-âmîz mektûbdan hazz edüp eydür: "Ammâ niçün kendüsü cem‘iyyet-i Van'a ve şer‘-i Resûl-i sultâna gelmedi." dedikde hânın ağası eydür: "Sultânım sehel şikeste-hâtırdır. Sultânımdan ricâsı oldur kim yeniçeriler ile mâbeynlerin sulh idesüz deyü bu hakîri {vekîl edüp} hâk-i pâye gönderdi." deyince hemân Van a‘yânları "Devletli vezîr sultânıma hâb-ı hargûş verüp hâlâ beş on bin asker yazmışdır. Göririz bir gün kim ale'l-gafle 262a ilimiz memleketimiz Malazgird Beği Mehemmed Beğ diyârı gibi vilâyetimiz harâb u yebâb ve hânelerimiz türâb edüp dedesi Şeref Hân gibi diyâr-ı Acem'e firâr eder. Zîrâ kadîmen ocak dostumuzdur. Elbette bu kadar asâkir-i İslâm Van derneğinde âmâdeler iken sefer edüp hakkından gelelim, deyü yetmiş bin hıyel ü şeytanat ile paşanın ırkına girüp hâh nâ-hâh hân üzre sefere gitmeğe karâr verilüp altı bin güzîde asker-i Mahmûdî ile Van altından paşanın tâk-ı nüh-tâkı Karaçay başında meks edüp paşa Van altında sefer tedâriklerine mukayyed olup şehir içre münâdîler nidâ edüp herkes âmâde olmağa başladı ve yetmiş aded kapucubaşılar eyâlet-i Van'da otuz sancak yerde olan beğlerine ve askerî tâ’ifelerine ve yetmiş aded kazâlara emr-i şerîfler ile ağalar gidüp yine iki kıt‘a emr-i şerîf üzre paşa tuğrâ-yı garrâ çeküp ağalarıyla Erzurûm Vâlîsi Tavukçu Mustafâ Paşa'ya gönderüp eyâlet-i Erzurûm'dan Hınıs beği ve Tekman beğin ve Kuzucân beğin ve Avnik beğin ve Pasin beğin ve hânın gâret etdiği Malazgird beğin emr-i pâdişâhî ile taleb edüp Erganeli Ahmed Ağa gitdi. Ve Diyârbekir Vâlîsi Firârî Mustafâ Paşa'ya kendüsü tuğrâ çeküp eyâlet-i Diyârbekir'de olan Mifârıkîn beğin ve Tercil beğin ve Kulp beğin ve Mihranî ve Pertek beğin ve Sağman beğlerin güzîde asker ile Diyârbekir tarafından hânın ardın alup gelmeleriyçün vâlî-i Diyârbekir'e bir ağa gönderdi. Ve'l-hâsıl günden güne Van kal‘ası altında hân üzre gitmeğe deryâ-misâl asker cem‘ olup hemân paşa-yı müdebbir kal‘a-i Van'dan elli pâre şâhî toplar ve altı pâre balyemez topları cümle mühimmâtlarıyla âmâde eyleyüp Van deryâsının yigirmi pâre gemilerine bu kadar topları ve bu kadar bî-hisâb cebehâneleri ve niçe bin kantar peksimat ve barûd-ı siyâhı ve cümle piyâde azebistân ve cebeciyânları ve topçuları cümle ma‘ûnetleriyle keştîlere koyup şâdımânlıklar edüp gülbâng-ı Muhammedî çekerek Van deryâsıyla cânib-i garba mütevekkilen alallah deyüp kal‘a-i Âdilcevâz limanına gitmede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 261b–262a ·
metinde göster ·
… m ile geçirüp murâd [u] merâmı olan diyâra ol murg-ı zeyrek pervâz urup papasın
dostu
hânesine varup gelen habere göre haberler ve gayrı havâdisâtlar yazup yine vefk …
Mutalsam-ı kehene-i kadîm: Kuşlar kal‘ası nâmıyla meşhûr-ı âfâk olmanın aslı oldur kim zamân-ı cehâletde bu Kuşlar kal‘ası zemîninde bir râhib var idi. Bu kal‘a zemîninde bir deyr kehenesi var idi. Ol papas gâyet kehene idi. Ol deyrde bir kulle-i bâlâ inşâ edüp kullede niçe bin güvercin murgu besleyüp bu rûy-ı arzın ekâlîm-i seb‘asında olan bıtrîk ü kıssîs ü râhiblere ahvâl-i Irâk-ı Medâyin'i yazup bir kebûterin boğazına ol varağı bir mutalsam ile geçirüp murâd [u] merâmı olan diyâra ol murg-ı zeyrek pervâz urup papasın dostu hânesine varup gelen habere göre haberler ve gayrı havâdisâtlar yazup yine vefk ile ol murgun boğazına asup berk-i hâtif gibi ol murg yine gelirdi. Ol papasın dâ’imâ kârı bu idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 343a ·
metinde göster ·
… f ile bir kapucubaşı gelüp "Melek Lalam 38b Allâh işin âsân getirüp Leh kralı
dostumuza
Tatar hân ile imdâd edüp basîret üzre olasın" deyü du‘ânâme hattı gelüp ol gün …
Ertesi gün Âsitâne tarafından hatt-ı şerîf ile bir kapucubaşı gelüp "Melek Lalam 38b Allâh işin âsân getirüp Leh kralı dostumuza Tatar hân ile imdâd edüp basîret üzre olasın" deyü du‘ânâme hattı gelüp ol gün yine Tatar hândan Aliş Ağa nâm bir bartır carlıklar getirüp eyle tahrîr etmişler kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 38a–38b ·
metinde göster ·
… der[ler]. Osmânlı mâbeyninde bir ma‘yûb şeydir. Hattâ bir gün Hacı Beşâret nâm
dostumuz
bir gün ale's-sabâh bu hakîre der kim,
Der-fasl-ı ahâlî-i lehce-i mahsûs-ı ıstılâhât: Evvelâ her sabâh yedikleri ta‘âm-ı futûra ruçka der[ler]. Osmânlı mâbeyninde bir ma‘yûb şeydir. Hattâ bir gün Hacı Beşâret nâm dostumuz bir gün ale's-sabâh bu hakîre der kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 131b ·
metinde göster ·
buyurdular kim, anların zindânında bir iç mehterimiz ve iki yeniçerimiz ve altı …
"Paşa-yı dilîr dostunuz buyurdular kim, anların zindânında bir iç mehterimiz ve iki yeniçerimiz ve altı aded Boşnak gâzîlerimiz esîrdir. Anları bize versin" deyince, ol ân on nefer yiğitleri getirüp hakîre teslîm olundu, ammâ bunlardan paşanın zerre kadar haber [ü] âgâhı yok idi. Hemân hakîr İspilet'de ba‘zı tüccârdan haber alup kendi karîhamdan ol yiğitleri istedim. Hamd-i Hudâ aslâ tereddüd etmedi ve ol gün hakîre bir Osmânlı atı verüp eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 149a ·
metinde göster ·
Üç sâ‘atde şeşan dağına çıkup anı gördüm. Bir navortalı kâfir gelüp eydir: "Bire Türk sen bu dağda n'işlersin?" dedikde, hakîr eyitdim, "Bizim Yano Beğ dostumuza geldim. Buluşsam gerek" dedikde, kâfir gidüp yine gelüp, "Gel gidelim" dedikde, atdan piyâde olup sık orman içre giderken yemîn ü yesârda beş altı yüz harbalı kâfir bellerinde ikişer üçer tabanca tüfengleri ve ellerinde navortaları ile âmâde kefereler içre giderken iki tarafda belki üç yüz aded koyun ve hınzîrları kebâb ediyorlar ve Manastır şehrinden ve Maşkolor panayırından aldığı çukaları niçe yüz derziler keferelere esbâblar kesüp biçüp dikerler. Bunları temâşâ ederek geçüp ileri vardım. Gördüm ki bir başı telli kırmızı yağız yelekli mutarraş şahbâz kefere ayağa kalkup eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 179b ·
metinde göster ·
ve kâfirde olan düşmanlarımıza karşı silâhlarımızla ve atlarımızla gidelim ve b …
"İmdi benim sultânım, yeniçeri kullarınız kal‘a dîvârları ve tabyaları üzre çıkup bizim meterislerimize girsinler. Biz üç yüz arabaya kâiliz. Tek hemân ehl [ü] iyâlimizle kuş-ı cânımız halâs edelim. Ammâ lütf eylen dostumuza ve kâfirde olan düşmanlarımıza karşı silâhlarımızla ve atlarımızla gidelim ve bizi kırk günden berü döğdüğünüz balyemez topların güllelerinden beş on dâne gülle verin, krala gösterelim. ‘Niçün kal‘amı Türk'e verdiniz’ dedikde ‘Kırk gün kırk gece biz bu gülleleri yedik. Niçün gelüp imdâd etmedin. Anıniçün kal‘ayı Türk'e verdik’ demek içün birkaç gülleler götürelim ve silâhlarımızla gidelim" dediklerinde Sadr-ı âlî-kadr,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 118b ·
metinde göster ·
"Hâlâ Nemse kralımızın askeri kal‘a-i Yanığ'ımız altındadır ve sizin
dostunuz
olan hasmımız Fransa kralı Nemse çâsârına elli bin Hıristiyan imdâd gönderüp Ra …
"Hâlâ Nemse kralımızın askeri kal‘a-i Yanığ'ımız altındadır ve sizin dostunuz olan hasmımız Fransa kralı Nemse çâsârına elli bin Hıristiyan imdâd gönderüp Raba suyu kenârında ve niçe bin Hıristiyan ile Kanije kal‘anız altından kaçan Donkarkız ve Danimarka kralları Ni‘met-Uyvar altında cem‘ olup Türk askeri Yanık kal‘asına gelir deyü azîm cem‘iyyetler edüp sizi beklerler" deyü haber-i şâfî verince sadrıa‘zam bu kâfiri âzâd edüp ol ân ordu-yı sultân içre dellâllar nidâ edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 2a ·
metinde göster ·
… bir altuna sana bir yem bulurum ve gayriye ikişer altuna veririm, ammâ sen eski
dostumuzsun
" deyü ricâlar edüp katır semerleri içinden arpa çıkarup verdi. İlâhî hîlekâr hü …
"Bu sırrı kimseye deme, her gece gelirsen bir altuna sana bir yem bulurum ve gayriye ikişer altuna veririm, ammâ sen eski dostumuzsun" deyü ricâlar edüp katır semerleri içinden arpa çıkarup verdi. İlâhî hîlekâr hüddâmlar iflâh ve ber-hordâr olmayalar, zîrâ kırk elli yıldan berü hidmetkâr kahrı hakîri zâl-ı zebûn etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 24b ·
metinde göster ·
bir hafta şehr-i Peşpehil'de meks edüp yorgunluğu gidüp bir haftadan sonrası ke …
"Paşa dostumuz bir hafta şehr-i Peşpehil'de meks edüp yorgunluğu gidüp bir haftadan sonrası kendüleriyle mülâkât olalım" deyü haber gelüp cümlemize bu şehr-i mu‘azzam içre zer-ender-zerli münakkaş sarây konaklar verüp bir hafta meks olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 50b ·
metinde göster ·
olup düstûr-ı mükerrem vezîrim üzerine vardıkda yigirmi yıla akd-i sulh murâd e …
Sen ki inpirator kral dostum olup düstûr-ı mükerrem vezîrim üzerine vardıkda yigirmi yıla akd-i sulh murâd edindiğin mesmû‘-ı hümâyûnum olup elçim ile nâme-i hümâyûnum vüsûl buldukda gerekdir kim yigirmi sene sulhu kabûl edüp ve tarafeynden yigirmi ikişer mâdde üzre,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 65a ·
metinde göster ·
"Tîz bu sâ‘at bu otağı götürüp benim bâğçemde kursunlar. Yarın elçi paşa
dostumuza
bu otak içre ziyâfet ederim, sabâh teşrîf buyurun" deyü paşayı da‘vet edüp paşa …
"Tîz bu sâ‘at bu otağı götürüp benim bâğçemde kursunlar. Yarın elçi paşa dostumuza bu otak içre ziyâfet ederim, sabâh teşrîf buyurun" deyü paşayı da‘vet edüp paşa nola deyüp paşa kral ile dahi niçe gûne sulh [u] salâha müte‘allık kelimâtlardan sonra ne ta‘âm ve ne hil‘at-i fâhire ihsân [u] in‘âm olmadan paşa kraldan me’zûn olup çâsâr baş açup paşaya du‘âlar eyleyüp ta‘zîm [ü] tekrîm ile yine alay ederek cümlemiz konağımıza gelüp paşanın summât-ı Muhammedîsi ta‘âmına eyle dendân urup def‘[-i cû‘] etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 66b ·
metinde göster ·
idi ana vardım ve Mantikukula vezîre ve başvezîr olan Rudolfoş'a ve başkomsara …
"Eyi fursatdır bu Beç'de bir yıl durmakdan ise gayri diyârları seyâhat edüp yine elçi paşa gidinceye dek gelüp yetişirim" deyüp hemân Erdel diyârından berü kralın Zoza vezîri gâyet 73a dostumuz idi ana vardım ve Mantikukula vezîre ve başvezîr olan Rudolfoş'a ve başkomsara ve başpapasa varup ve niçe iş erlerine ve kral musâhiblerine buluşup birer dâne münakkaş Kaya Sultân makrameleri hedâyâ verüp, yedi krallık yeri seyâhat etmeği murâdımı söyleyüp ertesi gün başvezîr hakîri çâsâra buluşdurdukda çârsâra dahi iki dâne nakş-ı bûkalemûn-ı ibret-nümûn Kaya Sultân yağlığı ve iki aded Kişmirî şâl bir sihr-i i‘câz Freng Mânî kalemiyle tahrîr olunmuş Hazret-i Îsâ ve Meryem Ana tasvîri hedâyâ verdikde niçe bin hazîne mâl pîşkeş vermeden ziyâde hazz edüp bu hakîri yine vâfir söyledüp iki sâ‘at kâmil cân sohbetleri edüp musâhabet ederdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 72b–73a ·
metinde göster ·
"Beni sevenler dostumuz Evliyâ Çelebi'ye ri‘âyet etsinler" deyü tenbîh ü te’kîd etdiklerinde başvezîre varup kralın fermânıyla üç yüz altun ve bu kadar tuhaf hedâyâlar alup cümle vüzerâ ve iş erlerinden bî-hadd ü bî-kıyâs hedâyâlar alup başvezîr dahi kralın hattı mûcebince mü’ekked fermânlar verüp bizi kendü kethudâsıyla İşpanya vezîrine ve Danimarka ve Donkarkız ve gayri yedi kral vezîrlerine gönderüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 73a ·
metinde göster ·
… nde evden eve ve bâğdan bâğa ve değirmenden değirmene ve herkes eş ve yoldaş ve
dostuna
kayık ile gezilir garîb temâşâgâh şehirdir. Ammâ âb [u] hevâsı latîf olduğundan …
Ve cümle taşra varoşda üç dâne kefere-i râhibân kenîseleri [var], eğer cemî‘i âsâr-ı binâların mâ-vaka‘ı üzre tahrîr etsek bir mücelled tomar olur. Lâkin bu tarz üzre böyle şehr içinde evden eve ve bâğdan bâğa ve değirmenden değirmene ve herkes eş ve yoldaş ve dostuna kayık ile gezilir garîb temâşâgâh şehirdir. Ammâ âb [u] hevâsı latîf olduğundan güler cemâlli Göle mahbûbu ve mahbûbesi memdûhdur, ammâ gâyet mü’eddeb ve mü’eddebe nisvân [u] merdâne cüvânları var. Aslâ rûz-ı rûşende hürme havâtînleri kapudan taşra hammâma çıkmazlar. Herkes hânesinde sobalı hammâmlarına girirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 84a ·
metinde göster ·
"Sen ki Varat vezîri Mehemmed Paşasın. Hatt-ı şerîfim vardıkda eyâlet-i Varat'da ne kadar asker var ise kalkup Nemse çâsârı dostumuzun ricâsıyla Varat kal‘ası kurbuna Erdel diyârının Hayduşak nâhiyesinde Seykelhit kal‘asın münhedim edüp yere berâber idesin. Ve bizim Varat fethi sulhünde vîrân kalacak Erdel'in Adorban kal‘ası yine Erdel kral-ı la‘în sulha muğâyir iş edüp mezkûr Adorban kal‘ayı ta‘mîr ü termîm edüp içine Nemse ve Erdel ve Hayduşak kâfiri askerleri komuş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 87b ·
metinde göster ·
İmdi hatt-ı şerîfim vusûl buldukda taht-ı hük[û]metinde olan Varat eyâleti askeriyle kalkup cebehâne ve balyemez toplar dahi götürüp kral çâsâr dostumuzun ricâsıyla Seykelhit kal‘asın harâb edüp bizim tarafımızdan Adorban kal‘asın münhedim edesin" deyü dîvân-ı pâdişâhîde hatt-ı şerîf ve emr-i pâdişâhî kırâ’at olundukda ol ân Varat vezîrinin tuğları ile hayme ve hargâhları Varat'ın Ulesi cânibine çıkup dellâllar nidâ edüp üç günde yigirmi bin asker cem‘ olup beşinci günde Yanova eyâleti askeriyle Cerrâh Kâsım Paşa dahi yigirmi bin askeriyle ve yigirmi şâhî ve üç aded balyemez topların câmûslar keşân ber-keşân çekerek Varat askerine dâhil olup iki vezîr-i rûşen-zamîr bir yere gelüp cümle serhad a‘yânlarıyla müşâvere edüp andan tevekkülen alallâh deyüp yedi balyemez ve kırk şâhî top kırk yedi bin asker-i pür-silâh olup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 87b ·
metinde göster ·
"Hoş geldin, yüzüm basa geldin. Benim eski dostum" deyüp hakîri halvethânesine götürüp azîm vezni üzre i‘zâz [u] ikrâmlar edüp kendü sarâyında üç aded hücre döşedüp cümle ta‘yinâtımız şeker ve darçın ve karanfîle varınca verüp şeb [ü] rûz kendüsiyle ve May Fırav nâm avreti ve bu kadar mahbûbe-i zenân Macar kızlarıyla hüsn-i ülfetler ederdim. Hudâ'ya ayândır gecemiz leyle-i Kadr ve rûzumuz rûz-ı ıyd-ı Adhâ ve rûz-ı nevrûz-ı Hârezmşâhî idi, ammâ yine tevâbi‘imle evkât-ı hamseye müdâvemet edüp ezân-ı Muhammedîyi savt-ı a‘lâ ile tilâvet etdiğimize mâni‘ değiller idi, ammâ Çeh vilâyetinde iken kral sarâyına savt-ı a‘lâ ile memlûklarım ezân okuduklarına mâni‘ olup Halvetî savt ile yine ezân-ı Muhammedî okurduk, ammâ bu Erdel kralı yanında zevk etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 92a ·
metinde göster ·
Sene 107[5] târîhinin mâ[h]-ı (---) günü sulh [u] salâhı kavî
dostumuz
Leh kralı tarafından elli aded kefere ulakları nâme-i mahabbet-uslûblar ile Leh …
Sene 107[5] târîhinin mâ[h]-ı (---) günü sulh [u] salâhı kavî dostumuz Leh kralı tarafından elli aded kefere ulakları nâme-i mahabbet-uslûblar ile Leh kralından âdemler gelüp mefhûm-ı me’âl-i kelâmı,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 116a ·
metinde göster ·
olan Kabartay beğinin hatları olmamak ile Taysı Şâh ve Moyinçak Şâh olan Kalmık …
Ve bu kal‘ada rehin olup dostumuz olan Kabartay beğinin hatları olmamak ile Taysı Şâh ve Moyinçak Şâh olan Kalmık pâdişâhlarına ve Maskov vezîrleri ve Maskov kralına Kabarti Çerkezi beğinin hattı yerine bir ağaca kertilmiş bir gûne çetele nişânların alup destimâllar içre pinhân etdim. Ammâ garîb temâşâ çeteledir kim aslâ taklîd kabûl etmez. Ve ağacın bir yanında âteşde kızmış demir tamgası var. Ol dahi bir turfe şeydir kim aslâ ana benzer bir nakış yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 167b ·
metinde göster ·
… z sâ’im ve gece gündüz kâ’im tâ‘at [u] ibâdâta meşgûl olup erbâb-ı tîmârdan bir
dostu
beher leyl birer çanak buğday çobrası getirüp anınla kifâflanırken bir gün cüml …
Ba‘zılar Summî Alî Dede, ba‘zılar Söylemez Alî Dede derlerdi. Ordu-yı İslâmın cânib-i cenûbîsinde Çamaşır deresi kenârında bir gâr-ı yetîmân içre erbâb-ı tîmârdan bir kimesne terk-i dünyâ olup halkdan münzevî bir kûşe-i vahdetde sâkin olup aslâ dünyâ kelâmın söylemeyüp işrâkıyyûn müştâkıyyûn (---)(---) -ıyyûn fukarâlığın kabûl edüp dâ’imâ summun bükmün durup gündüz sâ’im ve gece gündüz kâ’im tâ‘at [u] ibâdâta meşgûl olup erbâb-ı tîmârdan bir dostu beher leyl birer çanak buğday çobrası getirüp anınla kifâflanırken bir gün cümle otuz iki dişlerin çıkarup bî-dendân kalup yine sâkin olduğu kehf-i garîbân anda tâ‘at [u] ibâdât ederek bir ferd-i âferîdeden bir nân nemek kabul etmeyüp subh [u] mesâ kırk vukıyye bir top güllesin mağârânın bir köşesine döğe döğe mağârânın kayasın un gibi etmeği kâr edinmiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 299a ·
metinde göster ·
, Mûsâ ve Îsâ ve Muhammed Habîbim şefî‘ dutdu, yohsa sen benim Veys el-Karanî gi …
‘Yâ Alî! Benim bir Yoro nâm dostum, Mûsâ ve Îsâ ve Muhammed Habîbim şefî‘ dutdu, yohsa sen benim Veys el-Karanî gibi âşıkım mısın kim anların ricâsın bozup bu kal‘ayı anların himâyesinden alup müslim ve gayri müslim şekilli kullarıma bu kal‘ayı verem’ deyü böyle bir nidâ gelince hemân bu Alî za‘îf alîl eyitdim:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 299b ·
metinde göster ·
… h el-Berkî'nin âşinâsı imiş, hemân bâtın göziyle Abdullâh el-Berkî görür kim ol
dostu
esîr oldu, der-akab himmet edüp ol kimesneyi pâ-bendi ile berg-i hâtif gibi İsk …
Ve Re’sü't-tîn kurbunda eş-Şeyh Hazret-i Seyyid Abdullâh-ı Berkî. Âsitânesi Mustafâ Paşa kullesi ardında İncîr burnunda medfûndur. Y 327b Niçe bin menâkıbı vardır. Cümleden biri bir müselmân esîr olur, meğer bu Abdullâh el-Berkî'nin âşinâsı imiş, hemân bâtın göziyle Abdullâh el-Berkî görür kim ol dostu esîr oldu, der-akab himmet edüp ol kimesneyi pâ-bendi ile berg-i hâtif gibi İskenderiyye'ye getirdiğiyçün cümle Mısır vâlîleri ana Abdullâh el-Berkî deyü künye dediler. Hâlâ âsitânesinde niçe duşaklar ve niçe neybe ve pranka esîr zencîrleri vardır. İlâ hâze'l-ân birkaç senede bir ba‘zı âdem bu sultânın rûhâniyyeti sebebiyle halâs olup esîr olan kimesne demirlerin bu sultânın âsitânesine salb eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y327a–Y327b ·
metinde göster ·
… düşmenüz didiler aruz araya muṣḥaf getürdi hep bigler el urup and içdiler senüŋ
dostuŋa
dost ve düşmenüŋe düşmenüz didiler
ne diyelüm çün sen ḳazana düşmen oldun biz de düşmenüz didiler aruz araya muṣḥaf getürdi hep bigler el urup and içdiler senüŋ dostuŋa dost ve düşmenüŋe düşmenüz didiler