… tının memdûhâtından besâtinlerinde olan sürâhî dolma kabağı ve lahanası ve ekşi
dudu ve
yalılarında gûnâ-gûn mâhîleri {meşhûrdur}. 135b Ve,
Me’kûlât [ü] meşrûbâtının memdûhâtından besâtinlerinde olan sürâhî dolma kabağı ve lahanası ve ekşi dudu ve yalılarında gûnâ-gûn mâhîleri {meşhûrdur}. 135b Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 135a–135b ·
metinde göster ·
… rûyu görünür ve kırk gûne emrûdu ve la‘l-gûn kirazı ve yedi gûne âbdâr üzümü ve
dudu ve
yedi elvân ekmek ayvası ve ayva perverdesi rub‘-ı meskûnda yokdur. Pâdişâha hed …
Der-beyân-ı me’kûlat-ı mahsûlât: Evvelâ Kağale nâhiyesinden dandâr deve dişi buğdây gelüp hâs ve beyâz lavaşa ve kirde ve çakıl ekmeği olur kim âdemin reng-i rûyu görünür ve kırk gûne emrûdu ve la‘l-gûn kirazı ve yedi gûne âbdâr üzümü ve dudu ve yedi elvân ekmek ayvası ve ayva perverdesi rub‘-ı meskûnda yokdur. Pâdişâha hedâyâ gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 282a ·
metinde göster ·
Memdûhât-ı me’kûlât [u] meşrûbât: Yedi bin bâğdır. Zeytûnu ve
dudu ve
limonu ve turuncu ve narı ve inciri ve âbdâr üzümü ve kavunu ve karpuzu ve hurm …
Memdûhât-ı me’kûlât [u] meşrûbât: Yedi bin bâğdır. Zeytûnu ve dudu ve limonu ve turuncu ve narı ve inciri ve âbdâr üzümü ve kavunu ve karpuzu ve hurması cihânı dutmuşdur. Ammâ zeytûnyağı Mısır'a niçe bin deve yükü gidüp Mısır'ı ganîmet eder latîf yağdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 48b ·
metinde göster ·
… e Kalenderoğlu nâmân Celâlîlerin zulmünden harâb olup hâlâ bin hâneli zeytûn ve
dud ve
incir bâğlı ma‘mûr kasaba-i şîrîndir. On sekiz mihrâbdır. Cümle evsâfı hacc-ı ş …
İbtidâ bânîsi (---)(---) Haleb eyâletinde paşanın hâsı subaşılığıdır. Hâkimi paşaya on kîse, kendüye beş kîse hâsıl eder, yüz elli akçe kazâdır. Zamân-ı kadîmde şehr-i azîm imiş. Karayazıcı Sa‘id Arab ve Kalenderoğlu nâmân Celâlîlerin zulmünden harâb olup hâlâ bin hâneli zeytûn ve dud ve incir bâğlı ma‘mûr kasaba-i şîrîndir. On sekiz mihrâbdır. Cümle evsâfı hacc-ı şerîfe giderken cild-i (---) mizde ale't-tafsîl terkîm {olunmuşdur}. Ammâ bu kasaba-i Sermîn'in cânib-i şarkîsinde (---) merhalede,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 51a ·
metinde göster ·
… Cümleden evkâf-ı Resûlullâh olan dud meyvesinin elvânı meşhûrdur. Husûsan siyâh
dudu ve
mor dudu ve beyâz dudunun hoş-âbı ve bekmezi ve şerbeti rub‘-ı meskûnde yokdur …
Sitâyiş-i me’kûlât [u] meşrûbât: Cümleden evkâf-ı Resûlullâh olan dud meyvesinin elvânı meşhûrdur. Husûsan siyâh dudu ve mor dudu ve beyâz dudunun hoş-âbı ve bekmezi ve şerbeti rub‘-ı meskûnde yokdur (---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 81a ·
metinde göster ·
… âf-ı Resûlullâh olan dud meyvesinin elvânı meşhûrdur. Husûsan siyâh dudu ve mor
dudu ve
beyâz dudunun hoş-âbı ve bekmezi ve şerbeti rub‘-ı meskûnde yokdur (---)
Sitâyiş-i me’kûlât [u] meşrûbât: Cümleden evkâf-ı Resûlullâh olan dud meyvesinin elvânı meşhûrdur. Husûsan siyâh dudu ve mor dudu ve beyâz dudunun hoş-âbı ve bekmezi ve şerbeti rub‘-ı meskûnde yokdur (---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 81a ·
metinde göster ·
Andan serâperde ardından başı zurzuvîli kebîr har kulaklı ve şütür-leb
dudaklı ve
pâları dolaklı ve gözü sürmeli ve rîş-i şevâribden müberrâ çâr-darb u kubh-manz …
Andan serâperde ardından başı zurzuvîli kebîr har kulaklı ve şütür-leb dudaklı ve pâları dolaklı ve gözü sürmeli ve rîş-i şevâribden müberrâ çâr-darb u kubh-manzaralı müstekreh çehreli şeyh nâmıyla bir bednâm-ı hümâm râygân olunca cümle pîr ü cüvân ayağa kalkup şeyhe selâm verdiler. Ve şeyh selâm alup kürsiye urûc edüp ibtidâ bir Fâtiha ve şâh-ı bedhâha {ve bed-câha} ve sâ’ir huzzâr-ı meclis-ârâ küstâha hayr du‘â edüp Şâ‘ir Fuzûlî-i Bağdâdî'nın te'lîfât-ı nâ-pesendîdesinden Makteli'l-Hüseyin nâm elfâz-ı türrehât-ı pür-hatâsın kırâat etmeğe başladıkda hâdise-i Kûfe'de şehîdân-ı Deşt-i Kerbelâ mahalline geldikde kimde cân kaldı. Bu asker-i Acem içre bir gırîv ü feryâd kopdu kim gûyâ rûz-ı mahşer oldu. Ve cümle "Vâ yâr-ı gâr-ı Şâh Hüseyn ve ey mücâhidân-ı Bedr [u] Huneyn ve refîkân-ı ceddi'l-Haseneyn" deyü bükâ edüp gûyâ her birin sar‘a dutardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 312b ·
metinde göster ·
bîd-i ser-nigûn ve envâ‘-ı dıraht-ı müsmirât ile müzeyyen bir tekye-i İrem [ü] …
Andan şehrin cânib-i şimâlinde aşağı bâğ u bâğçeler içre tekye-i Sünbüllü Baba Sultân kuddise sırruhu. Bizzât Hazret-i Sultân Hacı Bektaş bunda sâkin olup Sünbüllü Sultân'ı bunda sâhib-i seccâde edüp tâ kefere asrından berü âsitâne-i Bektaşiyândır. Sâfî berü dudluk ve bîd-i ser-nigûn ve envâ‘-ı dıraht-ı müsmirât ile müzeyyen bir tekye-i İrem [ü] İremezâtü'l-imâd misilli tekye-i dervîşândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 21b ·
metinde göster ·
… b [u] hevâsı letâfetinden bu karyede al tebekânî elma yanaklı ve la‘l-gûn kiraz
dudaklı ve
marâl gazâlî gözlü ve şîrîn sözlü ve münevver yüzlü Bulgar ve Urûm kızları olur …
Âb [u] hevâsı letâfetinden bu karyede al tebekânî elma yanaklı ve la‘l-gûn kiraz dudaklı ve marâl gazâlî gözlü ve şîrîn sözlü ve münevver yüzlü Bulgar ve Urûm kızları olur. Hudâ-ı Hallâk'a ayândır gûyâ her biri birer bânû-yı perîzâdlardır kim ta‘bîr ü tavsîf olunmaz. Misilleri meğer Şâm-ı cennet-meşâm kurbunda şehr-i Havrân güzelleri ola. Bu belîdede Harâccı Mustafâ Ağa karındaşımızla dahi mülâkât olup bizi bir bâğ-ı Merâmda kondurup cemî‘i me’kûlât [u] meşrûbâtımız ta‘yîn etdiğinden mâ‘adâ hakîre bir at ihsân etdi kim ne at bir hüssân-ı sâfinât misilli mu‘teber at.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 53b ·
metinde göster ·
… Hudâ güzîde-i müsmirât: "Bu şehrin memdûhâtından kamerî kaysısı ve siyâh âbdâr
dudu ve
yüz yetmiş elvân emrûdu sicillâtlarımızda mastûrdur" deyü mu‘temed ve müsin ve …
Der-medh-i sun‘-ı Hudâ güzîde-i müsmirât: "Bu şehrin memdûhâtından kamerî kaysısı ve siyâh âbdâr dudu ve yüz yetmiş elvân emrûdu sicillâtlarımızda mastûrdur" deyü mu‘temed ve müsin ve ihtiyâr âdemler nakl etdiler. Hakkâ ki tahkîkdir, zîrâ bu hakîr Seget kapusu kurbunda (---) alaybeğ hânesinde birkaç gece mihmân olduğumuzda her yârân hânesinde bulunan emrûd-ı gûnâ-gûnlardan getirüp bir gece kırk yedi gûne emrûd yedik. Her biri birer gûne çâşnide ve âbdâr ve hoş-hor râyiha-i tayyibeli emrûdlar yedik ve her birinin beyne'l-irfân esmâları var. Anları da tahrîr etsek mecmû‘amız bir filâhatnâme-i bâğbâna döner. (---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 68b ·
metinde göster ·
ağzına bir somun sığar ve dişleri kezâlik iri beyâz deve dişleri var, ammâ kaça …
Ve dahi dudakları gûyâ şütürleb gibi deve dudaklı ve ağzına bir somun sığar ve dişleri kezâlik iri beyâz deve dişleri var, ammâ kaçan kim söze gelse hemân ağzından ve deve dudaklarından ağzının salyarları gaseyân eder gibi galeyân u cereyân ederken yanında pençe-i âfitâb gılmânları ağzından akan salyarların bir gûne havlı dokunmuş kırmızı makremeler ile ağzının suyun silmededirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 66b ·
metinde göster ·
… fı mahâric-i hurûfu ile icrâ edemezler. Ve limon ve turunc ve enâr ve incîri ve
dud ve
şeftâli ve zerdâlû ve kayısısı ve beyâz ekmeği ve yoğurdu meşhûr-ı cihândır. Ve …
Ve bu şehrin me’kûlât [u] meşrûbâtından gayri memdûhâtın beyân eder. Evvelâ cihân-ârâ kırk elvân üzümü ve niçe kerre yüz bin tulum bekmezi ve bâdemli ve Şâm fısdıklı şîrîn köfteri ve basdığı ve bağrı basdısı niçe kerre yüz bin deve yükü Arab ve Acem'e ve Hindustân'a köfterin götürürler. Ve gûnâ-gûn helvâsı bir diyârda yokdur. Ve cümle halkı şîrîn yediklerinden şîrîn söylerler. Ammâ lisânlarında sehel lüknet vardır. Hurûf-ı râyı ve kâfı mahâric-i hurûfu ile icrâ edemezler. Ve limon ve turunc ve enâr ve incîri ve dud ve şeftâli ve zerdâlû ve kayısısı ve beyâz ekmeği ve yoğurdu meşhûr-ı cihândır. Ve elvân boğasısı ve Ayntâb eğeri ve yay ve gedeleci şöhre-i şehir olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y165a ·
metinde göster ·
… kal‘ada cümle iki mahalle ve iki yüz toprak örtülü Arab ve Dürzî evleridir. Ve
dud ve
zeytûn ağaçları ile müzeyyendir.
Ve iki kapusu var: Biri kıbleye nâzır demir kapudur, biri liman kapusudur. Bu kal‘a İşpanya binâsıdır. Sene (---) târîhinde Sultân Kalavân feth edüp ba‘dehu sene 921 târîhinde Selîm Şâh Mısır'a Y 189a giderken itâ‘at edüp kal‘ayı teslîm etmişlerdir. Bu kal‘ada cümle iki mahalle ve iki yüz toprak örtülü Arab ve Dürzî evleridir. Ve dud ve zeytûn ağaçları ile müzeyyendir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y188b–Y189a ·
metinde göster ·
… ile ale't-tertîb dikilmiş dıraht-ı müntehâlardır. Ve bu şehrin cânib-i erba‘ası
dud ve
zeytûn şecereleri ile zeyn olmuş bir mahsûldar şehr-i kadîmdir. Ammerekallâh.
Hadd-i zâtinde bir diyârda çam ve fısdık dırahtı olup halkı çam bardağından su iç[er]ler. Hukemâ-yı kudemâ kavlince gâyet nâfi‘dir. Hâlâ bu Beyrût halkının ol dırahtistân içi teferrücgâhlarıdır Cümle dırahtlar çırpı ile ale't-tertîb dikilmiş dıraht-ı müntehâlardır. Ve bu şehrin cânib-i erba‘ası dud ve zeytûn şecereleri ile zeyn olmuş bir mahsûldar şehr-i kadîmdir. Ammerekallâh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y191a ·
metinde göster ·
zeytûndur. Ve âb [u] hevâ latîf yayladır, zîrâ evce ser çekmiş bir kûh-ı bâlâ ü …
Ve bu Sıfed şehrinin bâğ u bâğçesi dud ve zeytûndur. Ve âb [u] hevâ latîf yayladır, zîrâ evce ser çekmiş bir kûh-ı bâlâ üzre vâki‘ olmuşdur. Gâyet lezîz âb-ı hayât suları şehre havâle dağlardan gelir. Melikü't-Tâhir'in iki ayn çeşme-i cân-fezâsı vardır. Ammâ zulümden bu şehrin halkı fukarâdır. Müselmânından Yahûdîsi çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y199b ·
metinde göster ·
… ve reybâs ve amber-bâris ve vişne ve benefşe ve nîlûfer ve hummâs ve sandal ve
dud ve
amber şarâbları her hânda Y 332a ve her dükkânda mebzûl olup nûş olurdu. Ammâ …
Ve meşrûbât makûlesinden eşribe-i gül limon ve reybâs ve amber-bâris ve vişne ve benefşe ve nîlûfer ve hummâs ve sandal ve dud ve amber şarâbları her hânda Y 332a ve her dükkânda mebzûl olup nûş olurdu. Ammâ aşk olsun şehr-i Mekke'de harc olunan dînâr şarâbına. Hakkâ ki bu dînâr şarâbının yokluğu ve çokluğu âdemi mest eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y331b–Y332a ·
metinde göster ·
saravuşı elvân reng harîr ile vech-i münevveri mestûr olup mükehhal çeşm-i gazâ …
anların hakkında nâzil olmuş. Masdar-ı benî âdemdir. Gûnâ-gûn akmişe-i fâhire ile zer-ender-zere müstağrak olup serâpâ cevâhire gark olup serlerinde zer-i hâlisden ve sîmâbdan takye ile ve ba‘zılar zerdûz [u] zerbâf takyeler üzre siyâh izâr-ı harîr bürünüp yüzlerinde nikâb burka‘ı ve duduk ve saravuşı elvân reng harîr ile vech-i münevveri mestûr olup mükehhal çeşm-i gazâlinden gayri bir yerleri görünmez, gâyetü'l-gâye mestûre havâtînlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y359a ·
metinde göster ·
… efşe Y 183a ve reybâs ve amber-i bâris ve gül-i limon ve nîlüfer ve hummâs ve
dud ve
temirhindî ve koruk ve gayrı niçe gûne meşrûbât makûlesi eşribe-i ergavânlar il …
Akîblerince bir remmâ dahi iç ağalarının sağ ellerinde gûnâ-gûn mücevher zî-kıymet fağfûrî tabaklar içre girân-bahâ çârgül ve armudî ve zıhlı ve şeşhâne ve dehen-i gül ve hıtâyî ve panî(?) kâseler içre gûnâ-gûn eşribe-i mu‘amberîn ve mümessek sandal ve benefşe Y 183a ve reybâs ve amber-i bâris ve gül-i limon ve nîlüfer ve hummâs ve dud ve temirhindî ve koruk ve gayrı niçe gûne meşrûbât makûlesi eşribe-i ergavânlar ile memlû kâseler ile birer ellerinde münakkaş Kaya Sultân yağlıkları ile iç ağaları her a‘yânın önüne ber-zânû durup kâseler ile şerbetleri verüp destmâl dutarlar. Anlar dahi ağızların silüp iç ağaları avdet ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y182b–Y183a ·
metinde göster ·
… r. Ve yüzü cânib-i şarka nâzırdır. Kaşı ve başı ve gözü ve dişi ve kulakları ve
dudakları ve
gerdânı var. Bir kelle-i azîmdir kim başı üzre yüz âdem otursa mümkindir.
Bu dahi üçüncü Küçük Ehrâm'ın şarkî tarafında hammâm kubbesi kadar bir seng-i beyâzdan bir kelle-i kebîrdir. Ancak gerdeninden yukarusu vardır, mâ‘adâ vücûdu eşkâli yokdur, hemân unkuna dek bir kelledir. Ve yüzü cânib-i şarka nâzırdır. Kaşı ve başı ve gözü ve dişi ve kulakları ve dudakları ve gerdânı var. Bir kelle-i azîmdir kim başı üzre yüz âdem otursa mümkindir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y234a ·
metinde göster ·
… olurlar. Habeş iklîminde mahbûbe-i Zeyla‘ meşhûrdur. Merâlî ve gazâlî ve kâğız
dudaklı ve
hokka ağızlı ve kırmızı ve sarı ve yeşil ve siyâh ve beyâz gûnâ-gûn dişleri var …
Ve mahbûb u mahbûbeleri ahmer ve esmer ve beyâz ü'l-levn olurlar. Habeş iklîminde mahbûbe-i Zeyla‘ meşhûrdur. Merâlî ve gazâlî ve kâğız dudaklı ve hokka ağızlı ve kırmızı ve sarı ve yeşil ve siyâh ve beyâz gûnâ-gûn dişleri var kim her dendân-ı dürdâne bir gûne boya ile boyayup başka bir hüsn-i cemâl vermişdir. Ve çâh-ı zenehdânları ve sîm gabgabları dahi münakkaşdır. Ve şîve ve reftâr güftârları şîrîn mahbûbları olur kim zenânelerinden latîf ü nazîf ü zarîf ve âşık-perest herîf-i zât-ı şerîf çelebilerdir kim böyle âşık-perestlikden sonra sakallanup âteş-perest olur, aleyhi mâ yüstehak.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y442b ·
metinde göster ·