Ba‘dehu cümle guzât-ı müslimîn âlât-ı silâhları ile keştîlere süvâr olup âmâde
durdular. Tâ
ki Kâğızhâne'de Timurtaş Paşa'nın binâ etdüği elli pâre büyük kadırgalar dahi E …
Ba‘dehu cümle guzât-ı müslimîn âlât-ı silâhları ile keştîlere süvâr olup âmâde durdular. Tâ ki Kâğızhâne'de Timurtaş Paşa'nın binâ etdüği elli pâre büyük kadırgalar dahi Eyyûb'dan tarafa zâhir olup rû[z]gâr-ı muvâfık ile bâdbânların küşâde edüp içinde olan mücâhidîn top u tüfenglerin endâht ederek gülbâng-ı Muhammedî ile Tershâne İreminin yanında olan Okmeydânı donanmasına kavuşup bir hây-hûy bir sadâ-yı Allâh Allâh zâhir olunca kal‘ayı muhâsara eden guzât-ı müslimîn dahi kuvvet-i kâhireye gelüp azîm ceng [ü] cidâl ve harb [ü] kıtâl esnâsında cümle donanma-yı hümâyûn'a asker-i İslâm dolup karşu tarafa geçdiklerin kâfir görünce akılları başlarından gidüp acz ızhâr etmeğe başladılar. Ve dahi ol günün hücûmunda kal‘anın taraf taraf rahnedâr yerlerin görüp âye[t]:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 26a ·
metinde göster ·
ki nısfu'l-leyl oldu, el-azametullah Cebelü'l-Lübnân'ın üzerinde niçe bin fitîl …
Bu kal‘ada bir gice subaşı Saçlıoğlan'da mihmân olup ertesi yine cânib-i şimâle (---) sâ‘atde sür‘at ile gidüp yine kal‘a-i Şıkıf altında askere dâhil olup gice derûn-ı askerde bir güft-gû olup "Ordu-yı İslâm'ı kırk bin tüfenk-endâz Dürüzî basacak imiş" deyüp niçe hây-hûy olup ol gice ordu-yı İslâm'ın cânib-i erba‘asına niçe bin tüfenk-endâz kemîngâhları konulup âmâde durdular. Tâ ki nısfu'l-leyl oldu, el-azametullah Cebelü'l-Lübnân'ın üzerinde niçe bin fitîl çerâğân görünüp bir "Hûbâr", sadâsı kopdu kim zemîn [u] âsumân dir dir ditreyüp ne cânibden ordu-yı İslâma şebhûn hücûmlar etdilerse kemîngâhda âmâde olan guzât-ı Müslimîn üzre uğrayup dendân-ı seyf-i Murtezâ Paşa'dan geçüp münhedimen hâ’ib ve hâsir gitdiler. Ertesi ale's-sabâh bir gün mukaddem tuğlar ileri gitmesin ma‘kûl görmeyüp cümle asâkir-i zafer-şi‘âr bir topdan kalkup yine cânib-i garba (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 38a ·
metinde göster ·
… Rahm-i mâderden Gazze şehrinde müştak olmuşlardır. Üç sene vâlideleri rahminde
durdular, tâ
ki Nu‘mân ibn Sâbit ya‘nî İmâm-ı A‘zam hazretleri dâr-ı fânîden dâr-ı bâkîye ir …
Ve müddet-i ömürleri erba‘ ve hamsîn, müddet-i ömürlerinde gün başına Y 263b birer te’lîfâtları vardır. Rahm-i mâderden Gazze şehrinde müştak olmuşlardır. Üç sene vâlideleri rahminde durdular, tâ ki Nu‘mân ibn Sâbit ya‘nî İmâm-ı A‘zam hazretleri dâr-ı fânîden dâr-ı bâkîye irtihâl etmeyince İmâm şâfi‘î doğmayup üç yıl ana rahminde durup İmâm-ı A‘zam merhûm olduğu sâ‘at İmâm şâfi‘î vücûda gelüp yedi sene bâliğ iken İmâm Muhammed'den ve İmâm Mâlik'den ahz-i ulûm edüp anların telâmîzi olmuşdur. Hâlâ pây-ı sa‘âdetleri tarafında İmâm Muhammed halîfelerinden İmâm şâfi‘î'nin iki şerîkleri sandûkası cenbinde bile medfûnlardır. Acâyib rûhâniyyetleri vardır. İsm-i şerîfleri eş-şeyh Muhammed ve eş-şeyh Seyyid Abdülazîz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y263a–Y263b ·
metinde göster ·