… sorguçlu küheylân atlar üzre elbise-i fâhireye müstağrak olmuş çavuşlar selâma
durdular ve
Kör Abdüsselâm ve Rahtavân Mustafâ Ağa ve Keyvânoğulları ve Sıfet Hâkimi Yavaşç …
Menzil-i karye-i Harasta : Üç yüz hâneli ve bâğlı ve bâğçeli ve bir câmi‘li ma‘mûr (---) köydür. Burada cemî‘i a‘yân-ı Şâm hedâyâlarıyla paşaya gelüp müşerref olup cümle hedâyâları makbûl olup yüz elli kadar hedâyâ gelen at ve kısrakları cümle ağavâtlarına ihsân eyleyüp sâ’ir me’kûlât [u] meşrûbât makûlesi pîşkeşler ile paşanın cümle askeri bây olup hakîre dahi Nâşifzâde'nin hedâyâ gelen atın cümle bisâtıyla ihsân eyledi. İrtesi ale's-sabâh el-azamet-i Hüdâ Şâm-ı cennet-meşâm askeri temevvüc-i deryâ-misâl cûş [u] hurûşa gelüp zırh-ı zirih külâh ve cebe ve cevşene ve gayri âlât-ı silâha müstağrak olup şah-râha iki cânibine kat-ender-kat selâma duranın cıda ve sinân ve hışt ve mızrâğından sahrâ-yı Şâm ormanistâna döndü ve yalman nîzeler şa‘şa‘ası çeşm-i insânı hırelendirdi. Cümle a‘yân [u] eşrâf ve ulemâ vü sulehâ ve meşâyihân ü e’imme ü hutebâ vü mollalar ve sâdât-ı kirâmlar tevâbi‘leriyle atlar üzre selâma durup Emîr-i Hac Sinân Paşa başka asker-i alay gösterüp selâma durdu. Andan Türkmân oğulları İsâ ve Mûsâ Ağa ve Abdüllâm oğulları ve Sinân Paşa oğulları ve Kâsım Ağazâde ve Nasıfoğlu Mehemmed Efendi ve Şâm defterdârı ve Şâm kethüdâyeri ve Şâm çavuşlar kethüdâsı ve emîni ve kâtibi ve cümle (---) aded mücevvezeli ve ablak sorguçlu küheylân atlar üzre elbise-i fâhireye müstağrak olmuş çavuşlar selâma durdular ve Kör Abdüsselâm ve Rahtavân Mustafâ Ağa ve Keyvânoğulları ve Sıfet Hâkimi Yavaşça Mehemmed Ağa ve Sâlih Ağa ve Hüseyin Ağa (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 28b ·
metinde göster ·
… ded sağ kolu paşanın sağında ve sol kolu cümle (---) aded paşanın solunda âmâde
durdular ve
yigirmi yedi sancak asker Paşa'nın yemîn [ü] yesârında âmâde oldular. Ve Van ka …
Andan ke'l-evvel yine karavullar gelüp cümle me’mûr oldukları yerlere gidüp sekiz bin güzîde asker-i pür-silâh ile Mahmûdî beği sağ çarkaya gitdi ve altı bin yiğit ile Malazgird beği sol çarkaya gitdi ve altı bin yiğit ile Mahmûdî'den Şeref Beğ ve Bâyezîd beği orta çarkaya gitdi. Ercîş ve Âdilcevâz ve Muş ve Tekmân ve Kuzucân ve Pasin ve Avnik ve Hınıs beğleri cümle sağ cenâh oldular ve Karni ve Hiron ve Espa‘ird ve Meksen ve Şervi ve Kesân ve Espa‘ird beğlerinin askerleri sol cânibe cenâh olup on iki bin asker ile Hakkarî hânı Paşa'nın kendi çarkası ve yüğrük bayrağı önünde Hakkarî talî‘a-i asker oldu ve sâ’ir ümerâ-yı Ekrâdlardan Zerikî beği askeri ve Ağakis ve Benî Kutur'dan ve Berda‘ ve Erecik'den ve Şureger ve Çobanlu ve Alagir ve Körladik beğlerinin cümle on bin asker ile ve cümle huddâmân-ı seyis ü sarrâc ve akkâm ü meş‘alciyân ve orducu ve bâzârcılar ile yigirmi bin asker ordu-yı İslâm'ın yurd yerinde kazandibi nâm asker kalup ordu etrâfında karavullar ta‘yîn olunmak fermân olunup yurd yerin muhkem edüp andan Van kulunun (---) aded sağ kolu paşanın sağında ve sol kolu cümle (---) aded paşanın solunda âmâde durdular ve yigirmi yedi sancak asker Paşa'nın yemîn [ü] yesârında âmâde oldular. Ve Van kal‘ası piyâdeleriyle sâ’ir kılâ‘ neferâtlarının askeriyle Hakkarî piyâdeleri ve kapukulunun altı oda yeniçeri ve cebeci ve topcu ve azeb-i hisâr ve hisâr erleri cümle on iki bin piyâde asker içinde yigirmi sekiz aded şukka-i alem olup bu piyâde-i cüyûş içre 268a cümle elli aded şâhî toplar ve on pâre kolomborna toplar ve dörd pâre balyemez topları bu piyâde asker içre Van câmûsları keşân-ber-keşân Van kulunun yaşlı ve taşlı ve Hasanî ve Hüseynî ta‘bîr etdikleri güzîde asâkir-i müsellahlar mezkûr top-ı kal‘a-kûbların yemîn ü yesârında toplarla âheste gitmek fermân olunup üç bin piyâde serdengeçdi asker dahi toplar akîbince me’mûr oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 267b–268a ·
metinde göster ·
Asesbaşıyla altı bin bozacı ve bakkal ve meyhâneci kefereleri gelüp âmâde
durdular ve
beş yüz aded topçu ve beş yüz aded cebeci neferâtları cümle müsellâh ve mükemme …
Asesbaşıyla altı bin bozacı ve bakkal ve meyhâneci kefereleri gelüp âmâde durdular ve beş yüz aded topçu ve beş yüz aded cebeci neferâtları cümle müsellâh ve mükemmel ü mükellef çorbacılarıyla gelüp andan kâmil bin aded pür-silâh tüfengli pâk ve mülebbes ve müzeyyen azebistân askeri kapudanları ve vardiyân zebânîleri ve niçe boru ve tabıl 64b küffâr çalmak bilir pâyzen kefereleriyle gelüp cümle çorbacılara ve kapudanlara Kaya Sultân birer yağlık hedâyâlar ile cümle cebecilere ve topçulara ve Tershâne neferâtlarına birer kîse guruş ihsân edüp kelleleri getiren şâmlı Halîl Ağa'ya ve hakîre ve Kapu kethüdâsı Zühdü Efendi'ye üçümüze birer semmûr alay kürkü geydirüp ve birer küheylân raht ve bahtlı dikme som sırma dikdikli atlara süvâr olup alaya âmâde olup ibtidâ
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 64a–64b ·
metinde göster ·
… ve kilarcıyân ve serrâcân ve gayri hüddâmân paşanın yemîn ü yesârında pür-silâh
durdular. Ve
üç yüz aded iç ağaları cebe vü cevşene ve katlavî ve tuğulka ve zırh u zireh-kü …
Dahi ardları sıra yedi yüz yetmiş aded kırmızı bağır yelekli ve kırmızı beratalı ve yedişer sekizer karış dalyan tüfengli Hırvad u Arnavud yiğitleri cümle piyâde çatal fitillerin saklayup Paşa'nın önü sıra yürüdüler. Ve cümle çâşnigîr ve kilarcıyân ve serrâcân ve gayri hüddâmân paşanın yemîn ü yesârında pür-silâh durdular. Ve üç yüz aded iç ağaları cebe vü cevşene ve katlavî ve tuğulka ve zırh u zireh-külâha müstağrak olup paşanın ensesinde kilt-â-kilt kafâdâr durup Feth-i şerîf tilâvet etmeğe başladılar. Ve çalıcı mehterbaşıya tenbîh olunup küffâra hamle etmeyince cengî harbîler çalınmaya denildi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 101b ·
metinde göster ·
niçe bin aded kayıklar ve gemiler kal‘a-i Moran'a gitdiler. Gayri küffârlar kal …
Bundukanî Venedik hudûdunda olup bu vilâyetin deryâ kenârı Venedik'indir. Dağları ve yaylaları Nemse çâsârı hükmünde sene (---) târîhinde Melek Ahmed Paşa merhûm efendimiz Bosna vâlîsiyken Zadra kal‘ası altından yedi gün yedi gece seğirdüp yine bu Dodoşka vilâyetin gâret edüp hadden efzûn mâl-ı ganâ’im üsârâlar almışdık. Hamd-i Hudâ bu sene-i mübârekede yine bu diyâra kadem basdık, ammâ leb-i deryâ olan kılâ‘lar bizi görüp niçe bin toplar atılup cemî‘i küffâr mâl-ı ganâ’imleriyle ve evlâd [u] ensâblarıyla kayığa binüp deryâda gözetme edüp durdular. Ve niçe bin aded kayıklar ve gemiler kal‘a-i Moran'a gitdiler. Gayri küffârlar kal‘aların sedd edüp kaldılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 185a ·
metinde göster ·
… slâm Raba nehrin ubûr edüp yeniçeri meterisleri yanına varup yeniçeriye kafâdâr
durdular. Ve
cümle piyâde asker meymene ve meysere ipler ile bağlı cisrden ubûr edüp karşu c …
Âhır-ı kâr yevm-i Cum‘ada yine gürûh-ı enbûh-misâl asâkir-i bî-mecâl Raba nehri deryâsına uğrayup mukaddemâ kendüleri ıslak dibelik suda sırsıklam olup Raba nehrinin kenârında üç yerden yarılmış yarık yollardan cümle asker-i İslâm Raba nehrin ubûr edüp yeniçeri meterisleri yanına varup yeniçeriye kafâdâr durdular. Ve cümle piyâde asker meymene ve meysere ipler ile bağlı cisrden ubûr edüp karşu cânibde asâkir-i bî-şümâr yerlü yerlerinde ve herkes merkeslerinde ber-karâr olup çavuşlar tertîb ü tezyîn olunup İsmâ‘îl Paşa ve Bosna alaybeğisi İsmâ‘îl Alaybeği ileri talî‘a-i asker olup çarkacı olmak fermân olunup kat-ender-kat asker-i İslâm âmâde durdular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 18b ·
metinde göster ·
… Raba nehrinin karşusuna geçirüp yeniçeri meterislerinden ileri âmâde pür-silâh
durdular ve
çarkacı İsmâ‘îl Paşa 19b ve Yeniçeri Ağası Sâlih Paşa ve sâ’ir vüzerâlar ve m …
Bu haber-i mûhiş Sadrıa‘zamın mesmû‘-ı şerîfleri olunca cümle sekbân ve sarıcasın Raba nehrinin karşusuna geçirüp yeniçeri meterislerinden ileri âmâde pür-silâh durdular ve çarkacı İsmâ‘îl Paşa 19b ve Yeniçeri Ağası Sâlih Paşa ve sâ’ir vüzerâlar ve mîr-i mîrânlar olduğu kadar askerleriyle hâzır-bâş ve müheyyâ durdular, ammâ askerin iş görmüş levendât makûleleri cümle zahîrede ve otda otlukdan henüz gelmemişlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 19a–19b ·
metinde göster ·
… r yeniçeri enselerinde kânûn üzre kafâdârlık ederek zü'l-cenâhayn-vâr mevc mevc
durdular. Ve
dörd aded aşağı bölükler anlar dahi merkezlerinde durdular, ammâ bir sû-i tedbî …
Hemân yeniçeri yayaları sabâhki su kenârında kazdıkları meterislerinden çıkup cümle ileri küffâra doğru gidince cemî‘i sipâhân-ı silâhşorânlar yeniçeri enselerinde kânûn üzre kafâdârlık ederek zü'l-cenâhayn-vâr mevc mevc durdular. Ve dörd aded aşağı bölükler anlar dahi merkezlerinde durdular, ammâ bir sû-i tedbîr dahi etdiler kim asker-i İslâm içre kırk elli pâre şâhî toplar geçirmediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 20a ·
metinde göster ·
mâ-hazar mümessek ve mu‘amberîn ta‘âmlar yürüdüler. Cümle asâkire atlar üzre çö …
Bizim elçi paşa dahi alay-ı azîmiyle ayak ayak giderek hudûd millerine iki bin adım kadar yakîn vardıkda hemân bizim elçi paşa esbâb-ı ihtişâmın arz edüp kahvealtı yemek bahânesine bir münakkaş-ı ibret-nümûn çetr-i mülemma‘ı altun toplarıyla tarfetü'l-ayn içre kurdurup cümle zer-ender-zer döşedüp paşa efendimiz ve gayri paşalar ve alaybeğleri ile serâperdesine nüzûl edüp mâ‘adâ asâkir-i İslâm cümle atları üzre pür-silâh âmâde olup durdular ve mâ-hazar mümessek ve mu‘amberîn ta‘âmlar yürüdüler. Cümle asâkire atlar üzre çörekler ve hâs u beyâz nânpâreler bezl olup ba‘de't-ta‘âm paşa mehterhâne faslı etdirüp bir hayli zamân haymesinde durup andan küffârın dahi elçisi gemilerinden çıkup hudûd milleri üzre gelüp ol dahi bir kara çadırda meks edüp yine paşaya "Buyursunlar" deyü haber gönderdikde paşa bu habere vücûd vermeyüp asker-i İslâm ile cirit oynamağa başladılar, ammâ bizim tarafımızdan Üstürgon odabaşıları kâfir elçisine varup hudûdda olan millerde kâfirin elçisin görüp paşaya gelüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 44b ·
metinde göster ·
mihterhâneler dahi çalınmayup âsûde-hâl durdular, ammâ küffâr askeri dahi hudûd …
Evvelâ bu mahalde cümle asâkir-i İslâm cümle atları üzre alarka pür-silâh cenge âmâde gibi durdular ve mihterhâneler dahi çalınmayup âsûde-hâl durdular, ammâ küffâr askeri dahi hudûd millerinin öte tarafında anlar dahi alarka atları üzre erganon ve nâkûsların çalmayup bir sît u sadâ etmeyüp durdular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 44b ·
metinde göster ·
… dahi bir yerde karâr ve birbirlerine kafâdâr asker-i bî-şümâr bir yere top olup
durdular. Ve
cümle Tatar mâbeynlerinde yemîn-billâh etdiler kim hemân ale'l-umûm küffâra bir …
"Tahkîk Tatar kırılmış, anıniçün bozulup kaçmış. Bire meded Tatar'ı kovalım, fursat bizimdir" deyü taburlarından alarka olmağa cür’et edüp üzerimize küffâr geldikçe Tatar alak bulak gerü gerü gitmede. Tâ ol mahalle vardılar kim küffâr-ı hâksâr taburlarından iki sâ‘at ba‘îd araba taburlarıyla sahrâya çıkdı. Bizim asker dahi bir yerde karâr ve birbirlerine kafâdâr asker-i bî-şümâr bir yere top olup durdular. Ve cümle Tatar mâbeynlerinde yemîn-billâh etdiler kim hemân ale'l-umûm küffâra bir kerreden dalkılıç olup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 114a ·
metinde göster ·
… a düşüp yüz bin gûne ricâlar eylediler ve yine çadırları kurdular ve müşâvereye
durdular ve
müdâr[â]lıca sözlere mübâşeret etdiler.
"Bu mel‘ûn küffârlar ile böyle sulh etmek muhâldir. Tiz çadırları bozsunlar ve germâ-germ yürüyüşler olsun" dediklerinde âlet-i mülâhaza ve ma‘a'l-kerâhe birkaç çadırları bozup paşalar kalkup gider şekillerinde olduklarında hemân küffârların akılları başlarından gidüp cümle vüzerâların ayaklarına düşüp yüz bin gûne ricâlar eylediler ve yine çadırları kurdular ve müşâvereye durdular ve müdâr[â]lıca sözlere mübâşeret etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 302b ·
metinde göster ·