On beşinci tılısmât: Atmeydânı'nda Milyonpar nâm amelî bir sütûn-ı âlîdir kim zirâ‘-ı bennâ ile kaddi yüz elli arşındır. Kostantîn zamân-ı hükûmetinde kabza-i tasarrufunda olan pâdişâhların dest-i hükûmetlerinde olan kılâ‘ların ve şehr-i azîmlerin adedince her pâdişâh-ı hâkimden ol kadar makbûl [u] mu‘teber reng-â-reng ahcâr-ı zî-kıymet taleb edüp geldikde Atmeydânı sahrâsında dağlar gibi yığılup tamâm oldukda hisâb [u] kitâb etdiler üç kerre yüz bin seng-i gûnâ-gûn gelmiş. Andan bildiler kim Kostantîn üç kerre yüz bin kal‘a ve şehre mâlik kıral imiş. Ba‘dehu bir üstâd-ı kâmil bu taşlar inkırâzu'd-devrân mü’ebbed durmak içün Atmeydânı'nda merkûm taşlardan kılâ‘ [u] büldânın nizâmı intizâmıyçün bir mîl minâre tılısm edüp mîlin tâ ortasında bir kalın demir mîl diküp cânib-i erba‘asına mezkûr taşları hendese üzre inşâ edüp mîlin tâ zirve-i a‘lâsında hammâm kubbesi kadar bir mıknatîs taşı koyup ol mîlin ortasına vaz‘ olunan hadîd mîli seng-i mıknatîs cezb edüp cümle seng-i gûnâ-gûnlar dahi birbiri üzre metânet buldu. Ve ol mîlin cemî‘i taşları ekâlîm-i seb‘a şehirlerinin herbirinden gelüp binâ olunduğıyçün milyonpar derler. Hâlâ sâbit dâ’im bir ibret-nümâ hezârân-pâre bir alâmetdir. Ve mi‘mârbaşı mîlin dibinde medfûndur kim Uryarin nâm bir üstâd-ı kâmildir. Ayasofya'yı binâ eden Ağnados mi‘mârın oğludur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 17a ·
metinde göster ·
… n civa akup hafirlere dolup civayı köpek derisi tulumlarına korlar, gayrı yerde
durmak
ihtimâli yokdur, böyle bir ma‘dendir.
Esnâf-ı civacıyân: Dükkân beş, nefer 10, pîrleri nâ-ma‘lûmdur. Ancak bir ma‘den-i sun‘-i Hudâ'dır. Leh vilâyetinde Daniska iskelesi'nden gelir. Ammâ bu hakîr sene 1071 târîhinde merhûm Seydî Ahmed Paşa ile Erdel Macaristânın harâc-güzâr edüp Rakofçi la‘îni katl etdüğimiz sene bu hakîr çete ve potura kovarak Nagbanya Ejder kal‘ası altında kemîngâhda yatırken bir kirechâne gördük, esîrlerimizden Macar lisânı üzre su’âl etdik. Meğer ol mahalde bir gûne beyâz göz göz olmuş değirmen taşı dağlar gibi yığılmış, anlara âteş edüp anlardan civa akup hafirlere dolup civayı köpek derisi tulumlarına korlar, gayrı yerde durmak ihtimâli yokdur, böyle bir ma‘dendir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 188b ·
metinde göster ·
… ılır, ammâ müşkildir. Gâyet cebel-i âlî olduğundan kar ve dıraht ve sâ’ir eşcâr
durmak
ihtimâli yokdur. Çıplak kayalı zirve-i a‘lâdır kim kıble cânibinde Kütâhiyye da …
Ve yine Keşiş Dağı'nda Süleymân Hân Bınarı'ndan yine yokuş yukarı karsız ve ağaçsız çemenzâr yerlerdir, ammâ şükûfeleri yokdur, çıplak dağlardır. Kâmil beş sâ‘atde kulle-i cihân Keşîş Dağı'nın tâ zirve-i a‘lâsıdır kim eflâke ser çekmişdir. Aşağıda bulutlar şehr üzre geçdiği görünür, tâ bu mertebe âlîdir. Aşağı Bursa'dan iki günde bu kulleye çıkılır, ammâ müşkildir. Gâyet cebel-i âlî olduğundan kar ve dıraht ve sâ’ir eşcâr durmak ihtimâli yokdur. Çıplak kayalı zirve-i a‘lâdır kim kıble cânibinde Kütâhiyye dağı görünür. Cânib-i şarkda Söğüt dağları görünür, canib-i garbda deryâ aşrı Rûmeli tarafında Gelibolu dağları görünür. Bulutsuz küşâde hevâ oldukda şems-i âteş-tâbın ziyası İslâmbol kal‘ası üzre pertev fer urdukda Yedi kulleleri ve Sultan Ahmed Câmi‘inin 231a altı aded minâreleri ve Ayasofya Câmi‘i râygân nümâyândır. Tâ bu mertebe kûh-ı bâlâdır kim âdem bir kaya daldasına pinhân olmasa rûzgâr âdemi doğancı pefteresi gibi hevâya atar, gâyet şedîd rîh-ı akîmi olur. Bu cebelin tâ zirve-i a‘lâsında bir mezâr-ı tavîl vardır. Cânib-i erba‘asına iri taşlar ile hudûd etmişler, andan ma‘lûmdur ki mezârdır. Lenduhâ oğlu Sağdâ'nın mezârıdır derler. Hazret-i Hamza havfinden bu cebelde sâkin olup bunda yatır deyü efvâh-ı nâsda şâyi‘dir. Ve bu kabr kurbunda bir zîr-i zemîn mağara vardır, yokuş aşağı hayli gider, muzlim bir gâr-ı azîmdir. İçinde yetmiş seksen hûrde gârlar dahi vardır. Kefere zamânında İslâmbol'da Ayasofya kubbesi üstünden ruhbânlar uçup bu gârlarda sâkin olurlarmış. Ba‘zı kayalarda lisân-ı Latîn üzre iki bin yıllık târîhli hatt-ı Yunanîler vardır. Ve teferrüce çıkan erbâb-ı ma‘âriflerin hüsn-i hatları vardır. Bir temâşâgâh-ı cebel-i müntehâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 230b–231a ·
metinde göster ·
… Beri tarafda Çomar Bölükbaşı başında âteşler yanup "Emîn Paşa'dan sonra Van'da
durmak
bana harâmdır." deyü doğru Bitlîs Hânı'na kaçar. Hânın bir mükellef ağası olup …
Âhir sene 1056 târîhinde efendimiz Melek Ahmed Paşa vezîria‘zam iken Van'da Mehemmed Emîn Paşa âsî olup (---) gün ceng-i azîm edüp yukaru kal‘adan yeniçeriler aşağı kal‘aya balyemez toplar ura ura aşağı kal‘ada Hüseyin Ağa sarâyı ve Paşa sarâyının niçe yerlerin harâb u yebâb etdiklerinde Diyârbekir Vâlîsi Haydar Ağazâde cümle eyâlet-i Diyârbekir askeriyle ve Van eyâleti askeriyle Van'ın imdâdına gelince Mehemmed Emîn Paşa kal‘adan kemend ile inüp taşrada hâzır olan atlarına binüp Van'dan dokuz günde Melek Ahmed Paşa efendimize gelüp dahl düşdükde defter-i cerâyimine afv kalemi çekilüp Rûmeli'nde Köstendil sancağı ihsân olunup Girit'e gitmeğe me’mûr oldu. Beri tarafda Çomar Bölükbaşı başında âteşler yanup "Emîn Paşa'dan sonra Van'da durmak bana harâmdır." deyü doğru Bitlîs Hânı'na kaçar. Hânın bir mükellef ağası olup safâsında iken Van kulu Çomar'ı muhabbeten Van'a isterler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 282a ·
metinde göster ·
… kavm-i Ervâm Üstürgorna derler, zîrâ bir zamân tâc-ı İskender olan gorona bunda
durmak
ile Üstürgona ve Üsti gorona'dan galat-ı meşhûr kalup hâlâ kal‘a-i Üstürgon der …
Ammâ lisân-ı Nemse'de ismi (---)(---) ve lisân-ı Macar'da nâmı (---)(---) ammâ kavm-i Ervâm Üstürgorna derler, zîrâ bir zamân tâc-ı İskender olan gorona bunda durmak ile Üstürgona ve Üsti gorona'dan galat-ı meşhûr kalup hâlâ kal‘a-i Üstürgon derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 91a ·
metinde göster ·
… anûn-ı pâdişâhî üzre yeniçerilerinin meterisleri enselerinde kafâdâr olup âmâde
durmak
fermân olundu.
Ve yine ol gün ba‘zı vüzerâlara yeniçerilerinin meterisleri ardlarında meterislere girmek fermân olundu. Ve cümle altı aded bölük sipâhîlerine esb-süvâr olup kanûn-ı pâdişâhî üzre yeniçerilerinin meterisleri enselerinde kafâdâr olup âmâde durmak fermân olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 110a ·
metinde göster ·
ile bu şehre kavm-i Nemse Kudüs-i Şerîf kadar i‘tibâr ederlerdi. Lâkin şimdi de …
Ve bu mezkûr iç kal‘ada olan sarâyda mukaddemâ krallar gelüp turvin müşâveresin edüp krallar tahta cülûs etmeğe bunda gelüp tâc-ı goronayı başına geyüp baş irşek papas eliyle beline kılıç kuşanup kal‘a-i Beç'e gidermiş, zîrâ gorona dedikleri tâc-ı İskender bu Pojon'da durmak ile bu şehre kavm-i Nemse Kudüs-i Şerîf kadar i‘tibâr ederlerdi. Lâkin şimdi devlet-i Âl-i Osmân'da sene 1073 târîhinde Sultân Mehemmed Hân-ı Râbi‘ vezîri Köpürlüzâde Fâzıl Ahmed Paşa Uyvar kal‘asın feth {edeli} Nemse kralı havfinden tâc-ı İskender'i bu Pojon'dan kaldırup Beç kal‘asından altı konak içeri tâcı Prak kal‘asına götürdüler. Hattâ biz elçi paşa ile Beç'e vardığımızda tâcı Beç'e alay ile Prak'dan getirdiler, zîrâ bu kal‘a-i Pojon hâlâ bizim Uyvar kal‘amıza üç merhale yakın olduğundan cemî‘i Nemse küffârları havfe düşüp tâcı kaldılar ve Pojon'u amâr edüp on iki bin leşker kodular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 75b ·
metinde göster ·
… p bâzâr dururdu. Hâlâ ol zamândan berü bu bâzâr kal‘a önündeki meydânda her gün
durmak
âdet-i kadîme olup cümle re‘âyâ vü berâyâ mahbûbe kızlar ve mahbûbe kâlim avret …
Kal‘anın cânib-i erba‘asında bâğ-ı İremden nişân verir yedi aded varoş-ı azîmleri olup her birinde birer gün âdem deryâsı olup bâzâr dururdu. Hâlâ ol zamândan berü bu bâzâr kal‘a önündeki meydânda her gün durmak âdet-i kadîme olup cümle re‘âyâ vü berâyâ mahbûbe kızlar ve mahbûbe kâlim avretler gizlice esbâbların bu bâzâra getirüp fürûht ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 86b ·
metinde göster ·
Hakîkatü'l-hâl küffârın ol hücûmuna kûh-ı Demâvend bile mukâbil olsa ber-karâr durmak muhâl {idi}, zîrâ küffâr tabur içre mütehassın olup pür-âteş. Ammâ fakîr Tatar'ın ne âteşi ve ne siperleri var, hemân sünnet-i Resûlullâh üzre bir okları ve bir yayları ve birer kamçısı var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 114a ·
metinde göster ·
"Yâ Hânım ben garîbin kime taşlarsın. Senden sonra bir ân bana Kırım'da
durmak
harâmdır. Ben hânımla her kanda cügürsen bile kitemen" dediğimd[e] hân eyitdi:
"Yâ Hânım ben garîbin kime taşlarsın. Senden sonra bir ân bana Kırım'da durmak harâmdır. Ben hânımla her kanda cügürsen bile kitemen" dediğimd[e] hân eyitdi:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 144a ·
metinde göster ·
… an kılâ‘lar cümle Âl-i Osmân'ın olup bir Kırım şehzâdesi Yanbolı şehrinde rehin
durmak
üzre sulh oldu. İlâ yevminâ hâz[â] Kırım'ın nısfına Osmânlı ve nısfına hânlar m …
"Kırım cezîresinin sahrâları hânların ola. Dağlarında ve leb-i deryâlarında olan kılâ‘lar cümle Âl-i Osmân'ın olup bir Kırım şehzâdesi Yanbolı şehrinde rehin durmak üzre sulh oldu. İlâ yevminâ hâz[â] Kırım'ın nısfına Osmânlı ve nısfına hânlar mutasarrıflardır. Ba‘dehu Mengli Geray Hân Bâyezîd-i Velî ile Akkirmân ve Kili kal‘aları fethinde bulunup sonra merhûm olup (---) medfûndur. Andan (---) hân oldu. Andan sonra Geray elkâbı bu Mengli Hân'dan kalup Kara Şemseddîn hazretleri Mengl[i] Geray buyurduklarından hâlâ hânlara Geray derler. Meselâ Âl-i Osmân'a hünkâr derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 199b ·
metinde göster ·
… ırga bir şeşhâne gözleri vardır kim hâkiminin kadırgaları bunda her vakit âmâde
durmak
kânûndur.
Ve cümle beş aded mahalledir. Etrâfı cümle bir deryâdan bir deryâya varınca orta hisârı ve iç kal‘ayı ihâta etmiş varoş kal‘asıdır, ammâ kaç bin adım olduğu ma‘lûmum değildir. Lâkin cümle iç kal‘a ve orta hisâr ve bu aşağı varoş hisârının cümle yedi aded kapuları vardır. Ammâ bu aşağı varoşun İslâmbol kapusu ta‘bîr etdikleri bâb-ı kavî cânib-i şimâle nâzırdır. Andan İskele kapusu cânib-i cenûba meftûh olup kal‘a limanına mekşûfdur. Bu liman kapusu kurbunda üç aded kadırga bir şeşhâne gözleri vardır kim hâkiminin kadırgaları bunda her vakit âmâde durmak kânûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 216a ·
metinde göster ·
… il altmış arşın enli yoldur. Hâlâ bu şâhrâh üzre her bâzâr günleri hafta bâzârı
durmak
fermân olunup cem‘iyyet-i kübrâ olup bir tarafında at bâzârı ve bir tarafında k …
Ve yine iç kal‘a kapusunun solundaki yol iç kal‘a dîvârıdır kim handakı dolup tarîk-i azîm olup yeniçeri odaları cümle bu iç kal‘a dîvârı önündeki yoldadır kim kâmil altmış arşın enli yoldur. Hâlâ bu şâhrâh üzre her bâzâr günleri hafta bâzârı durmak fermân olunup cem‘iyyet-i kübrâ olup bir tarafında at bâzârı ve bir tarafında koyun bâzârı ve bir semtinde sığır bâzârı ve bir köşe-i puçesinde avret bâzârı durur, ammâ oğlan bâzârı cümleden işlek râygân bâz[âr-ı] mîdehetân-ı muğlimândır. Bu yolun bir tarafı tophâneye ve bir tarafı Hünkâr câmi‘ine gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 316b ·
metinde göster ·
… vretlerin kanbur şekilli gösterir, ammâ hîn-i cimâ‘da beli altında yumru fisdân
durmak
ile avretlerinin ferc-i kabîhaları yükseğe kalkup cimâ‘ etmeğe âsân olmak masla …
Ammâ avretleri başlarına beyâz bezler örtüp Mora vilâyetinde Çakona keferesi avretleri gibi beyâz kâtib sarıklı kefere avretleri vardır, ammâ başka bir gûne saçların örüp başka bağ bağlarlar ve yine fisdânları elvân çukalardan ve gayri harîrlerden fisdânlar ederler, ammâ zengîne olan kefere avretler fisdânların gûna-gûn katîfelerden ederler. Lâkin koltukları altında ve önlerinde ve ardlarında hammâl semerleri gibi yumru fisdânları olup avretlerin kanbur şekilli gösterir, ammâ hîn-i cimâ‘da beli altında yumru fisdân durmak ile avretlerinin ferc-i kabîhaları yükseğe kalkup cimâ‘ etmeğe âsân olmak maslahatiyçün hukemâ-yı kudemâ eyle yumru fisdânlar te’lîf etmişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 326a ·
metinde göster ·
… binâ olunmuşdur kim güz eyyâmları mevsiminde bunda yılda bir kerre bâzâr-ı azîm
durmak
içün Narda şehri yolu üzre merhûm u mağfûrun leh Gâzî Alî Paşa bir bâzâr yeri b …
Bu şehrin kıblesi tarafında Çingane mahallesinde bir fezâ-yı azîmde kal‘a-misâl çâr-kûşe bir hân-ı azîm binâ olunmuşdur kim güz eyyâmları mevsiminde bunda yılda bir kerre bâzâr-ı azîm durmak içün Narda şehri yolu üzre merhûm u mağfûrun leh Gâzî Alî Paşa bir bâzâr yeri binâ edüp dâ’iren-mâdâr cirmi kâmil üç bin adımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 349a ·
metinde göster ·
… e tekye ve dükkânlar binâ olunup ma‘mûr kasaba oldu. Ve haftada bir kerre bâzâr
durmak
fermân olunup cem‘iyyet-i kübrâ olur. Anı ubûr edüp yine lodos cânibine 2 sâ‘at …
Kal‘a-i Kestel: Sene 752 târîhinde Orhân Gâzî fethidir. Bir mürtefi‘ püşte üzre bir küçük vîrân kal‘adır. Ammâ hâlâ hâss-ı hümâyûndan ifrâz olunup Vanî Efendi'ye hâs ihsân olunup kal‘ası ve sarâylar ve câmi‘ ve medrese ve tekye ve dükkânlar binâ olunup ma‘mûr kasaba oldu. Ve haftada bir kerre bâzâr durmak fermân olunup cem‘iyyet-i kübrâ olur. Anı ubûr edüp yine lodos cânibine 2 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y5a ·
metinde göster ·
… garbında ve şarkında âdem deryâsı olup dururlar. Ammâ Arafât'ın garb tarafında
durmak
a‘lâdır. Zîrâ hatîb cânib-i garbda Kâ‘be'ye müteveccih olup hutbe okuyup yakın …
Andan Mısır huccâcı üç nevbet nefîr-i rıhletlerin çalup ol dahi deryâ-misâl huccâc ve asker ile Mahmil-i şerîfi getirüp mezkûr soffa üzre Şâm mahmili ile yanyana dutarlar. Tâ ki cânib-i erba‘ada olan huccâclar yükleri ile gelüp vakfeye durunca karâr ederler. Ve bin bir ayak bir ayak üzre kat-ender-kat cümle huccâc at ve cemel ve âdem bir yere cem‘ olup cebel-i Arafât'ı Y 321b ortaya alırlar. Bu huccâc-ı uryânı dahi cemî‘i Şâm ve Mısır, Arâk, Hicâz askeri pür-silâh olup beş yerden mehterhâneler ve yetmiş yerden kûs-i hâkânîlere turralar urulup bir yerden tekbîr-i Muhammedî sadâsı evce peyveste olup cemî‘i huccâc-ı müslimîn at ve deve ve bagal ve çemender üzre yâhûd piyâde hâzır-bâş olup cebel-i Arafât'ın cânib-i cenûbunda ve garbında ve şarkında âdem deryâsı olup dururlar. Ammâ Arafât'ın garb tarafında durmak a‘lâdır. Zîrâ hatîb cânib-i garbda Kâ‘be'ye müteveccih olup hutbe okuyup yakın isen nasîhat etdüği istimâ‘ olunur. Eğer ba‘îd isen eliyle işâret etdüği ve infidâd mahallinde makra[ma] saldığı görünür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y321a–Y321b ·
metinde göster ·
… i‘e cem‘ olurlar. Zîrâ salât-ı îd yerine bu câmi‘de ba‘de salâtu's-subh vakfeye
durmak
vâcibdir. Durmayup gitseler haccın nâkıs olup fidye-i dem lâzım olur. Cümle huc …
Ve bu mahalde câ-be-câ bostân kuyuları vardır. Ve câmi‘ huddâmlarının bir kaç hâneleri vardır. Q 133a Lâkin cemâ‘ati azdır. Ancak mevsim-i hacda ve bu Arafât dönüşünde leyle-i îdın vakt-i şâfi‘îde Mîne bâzârında olan huccâc-ı müslimîn dahi bu câmi‘e cem‘ olurlar. Zîrâ salât-ı îd yerine bu câmi‘de ba‘de salâtu's-subh vakfeye durmak vâcibdir. Durmayup gitseler haccın nâkıs olup fidye-i dem lâzım olur. Cümle huccâc kâ’ide-i emr-i Hak üzre sabâh namâzın kılup tâ sabâh yeri sararup gün tulû‘ edeceği mahalle varınca bu Meş‘ari'l-Harâm câmi‘inde vakfeye duralar. Arafât'da bunda bayram namâzı yokdur. Îd-ı adhâ dedikleri yevm-i arefedir kim ol gün Arafât'a çıkılup mescid-i İbrâhîm'de salât-ı kasr-ı cem‘ ve cebel-i Arafât'da hutbe okunur. Bayram namâzı kılınmaz, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y323a ·
metinde göster ·
ile bu tavâf-ı ziyâretdir farz olan. Mîne kurbânından sonra bu tavâfa pek tekay …
Ve tırâşdan sonra ihrâmdan çıkup pâk libâsların geyüp ale'l-acele Mekke'ye Y 325a varup tavâf-ı ziyâret edeler. Bu tavâf dahi hemân tavâf-ı kudûm gibidir. Ammâ sür‘at ile tavâf etmeyeler. İşte Arafât vakfesinde durmak ile bu tavâf-ı ziyâretdir farz olan. Mîne kurbânından sonra bu tavâfa pek tekayyüd etmek gerekdir. Tavâf etmese farzın biri nâkıs olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y324b–Y325a ·
metinde göster ·