… Ahi Evran'a benzerdir. Ammâ bu kasabanın bed-râyihasından gayrı kimesne bir ân
dursa
âdem helâk olur. Ammâ anlara ol bed-râyiha müşk [ü] amber gibi kokar. Müşk-bâr …
Leb-i deryâda kasaba-i ma‘mûredir. Bir câmi‘i ve yedi mescidi ve bir hânı ve bir hammâmı ve yedi sebîli ve üç tekyesi vardır. Ve üç yüz aded Âh-i Evran kârhânesi ya‘nî tabbâğ dükkânı vardır ve elli aded dutkalcı kârhânesi vardır ve leb-i deryâda yetmiş aded kirişci kârhânesi vardır. Ammâ müteehhil mahallesi azdır, cümle mücerredân bâzârıdır. Hîn-i ma‘rekede beş bin tüvânâ tabbâğ bekârı şehbâzları çıkar kim her biri birer Ahi Evran'a benzerdir. Ammâ bu kasabanın bed-râyihasından gayrı kimesne bir ân dursa âdem helâk olur. Ammâ anlara ol bed-râyiha müşk [ü] amber gibi kokar. Müşk-bâr âdem yanlarına varsa haz etmezler. Ammâ gâyet mün‘im âdemleri var. Bi-emrillâh Cenâb-ı izzet mâllarına berekât-ı Halîl vermişdir. Meşhûrdur kim pîr [u] pîş-i kademleri Hazret-i Âh-i Evran halîfelerinin birine su’âl eder:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 117a ·
metinde göster ·
… ve Kâsımpaşa'da Dede Beğ ve Üsküdar'da Safî Çelebi, bunların akîdeleri beş sene
dursa
şekerlenüp fenâ bulmaz, gûyâ akîk-i Yemenî gibi ter ü tâze durur. Bunlar tahtır …
Esnâf-ı akîdeciyân: Kârhâne 70, neferât 200, bunların pîri (---), Hazret-i Enes kemer-bestesidir. Kabri Basra cebbânesindedir. Bunların memdûhu Ayasofya çârsûsunda Akîdeci Fenâyî ve Unkapanı'nda Mevlevî Ahmed Çelebi ve Kâsımpaşa'da Dede Beğ ve Üsküdar'da Safî Çelebi, bunların akîdeleri beş sene dursa şekerlenüp fenâ bulmaz, gûyâ akîk-i Yemenî gibi ter ü tâze durur. Bunlar tahtırevânlar üzre dükkânların zer [ü] zîver ile müzeyyen edüp badyalar içre halka akîde bezl ederken müşk-i amber-i hâm râyihasından temâşâcıların demâğı mu‘attar olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 173b ·
metinde göster ·
Menzil-i kasaba-i Sabanca: İbtidâ İzmitli bir koca bu mahalde dağıstân ve muğaylânistânı kurup saban yürütdüğünden Sabancı Koca nâmıyla müsemmâ bir kurâ olur. Mürûr-ı eyyâm ile Süleymân Hân asrında bir kasaba-i şîrîn olup Sarı Rüstem Paşa, bir hân-ı azîm binâ edüp yüz yetmiş ocakdır. Bir câmi‘-i latîf ve bir hammâm-ı nasîf ve bir esvâk-ı münîf inşâ olunup cümle rasâs-ı hâlis ile mestûr bin kiremit örtülü hâne-i ma‘mûrlu kasaba-i şîrîndir. {Ve Koca Mi‘mâr Sinân binâsıdır ve Hân-ı Pertev Paşa dahi kâr-ı Mimar Sinan'dır.} Cümle bu hayrât [u] hasenâtlar Rüstem Paşa'nın olmağıla anın mütevellîsi hâkimdir. Başka yeniçeri serdârı vardır. Memdûhâtından beyâz kirazı ve hammâmı dibinde bir ekmekçi dükkânı var. Bir dervîşin hayr du‘âsı berekâtıyla bir gûne hâs ve beyâz somunu pişer kim sabanca somunu deyü rub‘-ı meskûnda meşhûrdır. Hatta kırk gün dursa kuruyup lezzeti mütegayyir olup küflenmek ihtimâli yokdur. Şöhre-i şehr olduğundan ılgar ile niçe somunlarından Acem şâhına götürmüşler, pesend ahsend etmişler. Tâ bu mertebe lezîz ve hâs ve beyâz ekmeği olur, ammâ suyunun hâssasındandır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 277a ·
metinde göster ·
… olur. Ve bu Bakü nâhiyelerinde ba‘zı şûre yerler vardır. At ve âdem basup sehl
dursa
atın tırnağı ve âdemin ayağı yanar. Ba‘zı yerleri hafr edüp kârbân halkı ol haf …
Bu kal‘a ile Demirkapu kal‘ası mâbeyni leb-i deryâ ile dörd konakdır. Mâbeynde nevâhî-i Müskir kendleri vardır kim her bir kendi birer büleyde-i ma‘mûredir. Ve göçer-evli Terekeme kavmi vakt-i zemistânda obaları ile konup göçerler. Ve yine bu Bakü'nün cânib-i şarkîsinde şehr-i Şaburan üç menzildir ve kal‘a-i Şemahı yine şarkîsi tarafında beş konakdır ve yine Bakü'nün şîmâlî tarafında şehr-i Gîlân (---) konakdır ve Şamâkî'nin bender iskelesidir. Çîn-i Hıtâ ü Hoten'den ve Fağfûr ü şehr-i Zenândan ve Kalmah ve Moskov'dan dâ’imâ elçiler ve ağır bâzargânlar gelüp metâ‘ getirirler. Ve dâ’imâ Moskov elçileri gelüp rehn dururlar. Acem diyârına ekseriyyâ semmûr ve balık dişi ve zincâb ve Bulğarî telâtin ve niçe elvân metâ‘-ı gûnâ-gûn Moskov diyârından Gîlân'a ve bu Bakü'ye çıkar ve bu Bakü'den tuz ve neft ve za‘ferân ve harîr alup Moskov'a götürürler. Zîrâ za‘frânı ve harîri Lahîcân'dan şeffâflı ibrişimi olur ve Anadolu'da Za‘ferânborlu'sunda latîf za‘ferânı olur. Ve bu Bakü nâhiyelerinde ba‘zı şûre yerler vardır. At ve âdem basup sehl dursa atın tırnağı ve âdemin ayağı yanar. Ba‘zı yerleri hafr edüp kârbân halkı ol hafr içine tancere ile lahm ve gayrı ta‘âm koyup ân-ı sâ‘atde zemînin herâretinden ta‘âm pişüp tenâvül ederler, aceb hikmet-i Hudâdır. Bu şehrin cânib-i şimâli kurbunda nehr-i Kür deryâ-misâl olup Bahr-i Haraz'a munsab olur. Ba‘zı zemân Moskov'un Kazak-ı Akı kenarı sazlı gemileriyle bu Kür nehrine girüp âmedânî Acem şehirlerin nehb ü gâret edüp niçe bin Acem esîriyle mâl-ı ganâ’im alup esîrleri Gîlân bâzârına götürüp emân ile fürûht eder. Bir nehr-i azîmdir kim Tuna'ya mânend arîzdir, lâkin amîk değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 314b ·
metinde göster ·
… r. Aceb hikmetdir kim bu şehirde un çuvalı içre yovanca otu kosalar unı on sene
dursa
aslâ çürümeyüp yine hâs ve beyâz ekmeği ve çöreği olur ve İçkal‘a kapusun çıkın …
Der-beyân-ı dekâkîn-i şâh-râh: Cümleden Uzun çârşû müzeyyendir, ammâ t bâzârı yanında şâfî Kapamacılar çârsûsudur. Bunun sağ tarafında un kapanı vardır. Cümle dakîk-i rakîk-i hâss [u] beyâz bu mahalde fürûht olunur. Aceb hikmetdir kim bu şehirde un çuvalı içre yovanca otu kosalar unı on sene dursa aslâ çürümeyüp yine hâs ve beyâz ekmeği ve çöreği olur ve İçkal‘a kapusun çıkınca Attârlar çârsûsudur kim cemî‘i itriyâtın ve edviyye-i gûnâ-gûnların râyiha-i tayyibesinden âyende vü revendenin dimağları müşk ü amber-bû olur ve attârlardan aşağı pâk u pâkize Selmân-ı Pâk berberler dükkânlarıdır kim her birinde pâk-dâmen ve pâk-rû berber cüvânları vardır. Ve andan aşağı sûk-ı pînedûzân ya‘nî eski pabuc ve çizme yamayıcı dükkânlarıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 65a ·
metinde göster ·
… emdûhâtında Kûh-ı Verek balının şerbeti râhat-ı cândır. Hatta darçın ile üç gün
dursa
sehel keyf verir. Ve Sergiloğlu ve Şirek Ermenî bâğlarının üç günlük helâl-i zü …
Der-ilm-i memdûhât-ı envâ‘-ı meşrûbât: Bu Van şehrinin ibtidâ meşrûbâtının memdûhâtında Kûh-ı Verek balının şerbeti râhat-ı cândır. Hatta darçın ile üç gün dursa sehel keyf verir. Ve Sergiloğlu ve Şirek Ermenî bâğlarının üç günlük helâl-i zülâl şırası kuvvet-i cândır ve beden-i insâna sâfî kandır. Ve âb-ı şülle [âbşıla] şerbeti ve reybas şerbeti ve tüffâhiye şerbetleri bir diyârda yokdur, meğer Bitlîs'de ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 258b ·
metinde göster ·
… la düşmüşlerdir. Ve cümle teberrâî ve melâhide ve Kalenderî râfizîler otursa ve
dursa
ve yatsa ve kalksa "Yâ Muhammed, Yâ Alî!" derler ve niçe bin Kızılbaş her sene …
Hulâsa-i kelâm Alî hakkında niçe bin gûne ta‘rîf ü tavsîf etmişlerdir. Ammâ kavm-i Acem yüz mücelled kitâb kesret-i muhabbetlerinden "Hazret-i Alî peygamberdir." deyü Kelâm-ı Alî cem‘ edüp "Kâle Hazret-i Alî sallallahu aleyhi ve sellem" derler. Peygamber değildir desek "Cibril-i Emîn şaş getiripdir yohsa nübüvvet Hazret-i Alî'nin hakkı idi." deyü zu‘m-ı bâtıla düşmüşlerdir. Ve cümle teberrâî ve melâhide ve Kalenderî râfizîler otursa ve dursa ve yatsa ve kalksa "Yâ Muhammed, Yâ Alî!" derler ve niçe bin Kızılbaş her sene hacca niyyet edüp niçe bin altun harc edüp şedd-i rihal çekerek Hazret-i Alî ve İmâm Hüseyin'i ziyâret edüp "Hacc-ı ekbereyn etdim." deyü avdet edüp vatanına gider ammâ âsitâne-i Hazret-i Alî'ye bir kerre yüz süren elbette birkaç kerre dahi gelüp ziyâret kasd eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 355b ·
metinde göster ·
… i erba‘ası kayalar olmağile suyu dahi issi olur, lâkin suları bardaklarda sehel
dursa
buz pâresi olup anı nûş edenler tâze cân bulurlar. Ve ekseriyyâ halkının reng-i …
Ve âb [u] hevâsı mâh-ı Temmûz'da sakîldir, zîrâ cânib-i erba‘ası kayalar olmağile suyu dahi issi olur, lâkin suları bardaklarda sehel dursa buz pâresi olup anı nûş edenler tâze cân bulurlar. Ve ekseriyyâ halkının reng-i rûyları saruya mâildir. Anıniçün mahbûb u mahbûbeleri yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 55b ·
metinde göster ·
… i ve böğrülce ve mercimek ve nohudu vefret üzre olup buğdayı anbârlarda yüz yıl
dursa
aslâ bit yemeyüp tâze durur.
Der-şerh-i hubûbât [u] nebâtât [u] mahsûlât: Bu diyârın hâk-i pâk-i amber-âsâsında ve Keçkemet ve Peşte sahrâsında la‘l-gûn deve dişi nâm bir gendümü olur, gûyâ İslâmbol kurbunda Tekirdağı buğdayıdır. Şa‘îri ve böğrülce ve mercimek ve nohudu vefret üzre olup buğdayı anbârlarda yüz yıl dursa aslâ bit yemeyüp tâze durur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 87b ·
metinde göster ·
Ve bu boğazın beri Perast kal‘ası tarafı Hersek sancağı hâkidir. Karşu tarafı Arnavud İskenderiyyesi toprağında Kilimente nâhiyesidir. Bu mahalde bir küçük kal‘a olsa ve şâhâne balyemez toplar ile on bin kadar muhâfazacı asker dursa Kotur kâfirinin bir gemisiyle imdâdı geçmeyüp Hudâ hakkıyçün Kotur kâfiri "El-amân" deyüp kal‘ayı teslîm ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 158a ·
metinde göster ·
… kaldırımlar üzre dîvâr diplerine komuşlardır, zîrâ bir yerde gülleler ve toplar
dursa
ağırlığından batar gider. Ol ecilden topları ve gülleleri sokaklara döşemişler.
Ve cümle tarîk-i âmları tahta döşelidir, zîrâ bu şehrin altı batak cunbuldur. Ve cemî‘i top gülleleri ve cemî‘i artık kalan topları sokaklarda tahta kaldırımlar üzre dîvâr diplerine komuşlardır, zîrâ bir yerde gülleler ve toplar dursa ağırlığından batar gider. Ol ecilden topları ve gülleleri sokaklara döşemişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 181b ·
metinde göster ·
… ‘ferân gibi kokar. Hattâ bu yapraklardan diyâr diyâr hedâyâ götürürler. Yüz yıl
dursa
reng-i rûyu müteğayyire olmayup râyiha-i tayyibesi dahi ziyâde olur.
Der-ta‘rîf-i dıraht-ı müntehâ-yı ibret-nümâ-yı azîm: Bu kavmin perestiş eyledikleri şecer-i serâmed kad-keşân Âdemî pişkövünün cenûbîsinde bir hayli mesâfe-i ba‘îde yerde ve [bir] vâsi‘ çemenzâr vâdîde evc-i âsumâna kad çekmiş bir gûne kavak-misâl berkleri var, ammâ kavak ağacı değildir. Yaprakları sarıdır ve müşk [ü] anber ve za‘ferân gibi kokar, müdevverden tûlânîce yaprakdır. Kaçan bir âdem elinde bir yaprakdan ovalasa bir hafta elinden râyiha-i tayyibesi gitmez. Hattâ ba‘zı sâhib-i san‘at Çerkesler bu berklerden siyâbları içine koyup sıyâbları za‘ferân gibi kokar. Hattâ bu yapraklardan diyâr diyâr hedâyâ götürürler. Yüz yıl dursa reng-i rûyu müteğayyire olmayup râyiha-i tayyibesi dahi ziyâde olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 153a ·
metinde göster ·
Bu havzdan taşra cereyân eden âb-ı germâbın cem‘ olduğu zemîn-i hârda bir çamur gibi yer vardır. Cümle sızıya ve istiskâya ve cüzâma ve freng zahmetine mübtelâ olan kimesneler boğazlarına varınca ol çamura girüp tahammül edeceği mertebe çamurda gark olup nısf sâ‘at dursa bi-emrillâhi te‘âlâ cemî‘i emrâz-ı muhtelifeden şifâ bulup vücûd-ı bî-vücûdu pür-cûd olup dürr-i beyz-âsâ olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 213a ·
metinde göster ·
… ı zülâldir. Cümle âyende vü revende gemiler andan sulanırlar, zîrâ suyu bir yıl
dursa
bozulmaz gâyet sükker-misâl zülâldir.
Dizdârı ve neferâtı ve top u tüfengi yokdur. Ammâ aşağı limanında yalçın kayalar dibinde leb-i deryâda bir âb-ı hayât suyu kaynayup çıkar. On değirmen yürüdür bir âb-ı zülâldir. Cümle âyende vü revende gemiler andan sulanırlar, zîrâ suyu bir yıl dursa bozulmaz gâyet sükker-misâl zülâldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y104a ·
metinde göster ·
Cemî‘i zamânda bu mahalde emn-i tarîk yokdur. Zîrâ bir tüfengli bir kayaya
dursa
kuş uçurmaz, eyle bir sa‘b ve zıyk yerdir. Hattâ hakîr bin elli sekiz târîhinde …
Cemî‘i zamânda bu mahalde emn-i tarîk yokdur. Zîrâ bir tüfengli bir kayaya dursa kuş uçurmaz, eyle bir sa‘b ve zıyk yerdir. Hattâ hakîr bin elli sekiz târîhinde cülûs-ı Hân Mehemmed-i Râbi‘de Silihdâr Murtazâ Paşa ile şâm'da iken bu Nehrü'l-kelb akabesinden yetmiş tüfeng-endâz âdem ile ubûr ederken vakt-i seherde bu mahalde bir azîm ceng edüp cümle piyâde olup iki sâ‘at ceng-i âşûbdan sonra bizden iki âdem şehîd, Dürûzîlerden yedi âdem katl olunup Akabü'l-kelb'de köpek cengi edüp hırren fe-hırren ceng ederek hamd-i Hudâ selâmetle ubûr etdik. Ammâ şimdi on beş âdemle bî-pâk ü bî-pervâ ubûr etdik. Zîrâ bu nehrin Cübeyle cânibi şâm-ı Tarabulus hükmüdür. Temâm olup beri tarafı Sayda eyâletine mutasarrıf Hacı İshâk Paşa hükmünde olmağın zâbıt u râbıt ve hâkim olmağın bu Akabü'l-kelb'i selâmetle ubûr edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y189b ·
metinde göster ·
… ır'a ve gayrı diyâra gider. Çakıl taşı gibi çakır çakır öter. Bir yerde on sene
dursa
aslâ zarar ermez. Ve anı fâre dahi yiyemez. Ve gayrı diyârlarda suda ısladup ye …
Hûrmâ-yı Elvâhî: Yedi nev‘a olur. Bir gûne kuru hûrmâsı olur. Deve derilerine koyup Mısır'a ve gayrı diyâra gider. Çakıl taşı gibi çakır çakır öter. Bir yerde on sene dursa aslâ zarar ermez. Ve anı fâre dahi yiyemez. Ve gayrı diyârlarda suda ısladup yerler. Gâyet berk hûrmâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y236a ·
metinde göster ·