… azar ile nazar etsen sâfî rusâs-ı hâsdan göm gök bir amâristândır kim berk urup
durur. Bu
âsârlardan gayrı koca Ebü'l-feth niçe bin imâret ile şehr-i İslâmbol'un enderûn …
Ve bir dârü'z-ziyâfe ve bir dârü'ş-şifâ ve bir mihmân-sarây-ı azîm ve bir hammâm-ı kadîm ve bir mekteb-i sıbyân-ı ebcedhân ile ârâste olmuş bir câmi‘dir kim bir mürtefi‘ yerden bu câmi‘-i latîfin cânib-i erba‘asında olan imâretlere im‘ân-ı nazar ile nazar etsen sâfî rusâs-ı hâsdan göm gök bir amâristândır kim berk urup durur. Bu âsârlardan gayrı koca Ebü'l-feth niçe bin imâret ile şehr-i İslâmbol'un enderûn [u] bîrûnunda niçe âsâr-ı azîmler edüp İslâmbol'u ma‘mûr [u] âbâdân etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 40b ·
metinde göster ·
… levha-i azîm üzre müzehheb ve lâciverdî ile hâlâ Mısır'ın Gavrî dîvânhânesinde
durur. Bu
hakîr dahi bu tuğra-yı Murâd Hân'ın zîrinde bir levha üzre ism-i çâr-yârı Karah …
Ve hüsn-i hatda ferîdü'd-dehr olduğundan beş zirâ‘ tûlu ve arzı hatâyî kâğız üzre bir levhalı tuğra-yı garrâ tahrîr etmişdir kim selef hattâtları etmeyüp bu dahi levha-i azîm üzre müzehheb ve lâciverdî ile hâlâ Mısır'ın Gavrî dîvânhânesinde durur. Bu hakîr dahi bu tuğra-yı Murâd Hân'ın zîrinde bir levha üzre ism-i çâr-yârı Karahisârî tarzı üzre tuğra-yı garrâ-misâl tahrîr edüp bir Fâtiha ricâ eyledik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 72a ·
metinde göster ·
… üdür. Cümle kadîdler bi't-tamâm endâmlarıyla bu câmi‘de hücre içre tabutlarında
durur. Bu
câmi‘in minâresi tahtadır. Ve Fethiyye Câmi‘i; kiliseden bozma, minâresizdir. V …
Ve kal‘a tarafında Şamlar Mahallesinde Miskînlere karîb Küçük Ağa Câmi‘i, karşı Çekerek nehri üzre bâğ-ı İrem Bâyezîd Paşa Câmi‘i; kubbe ve kurşumlu ve bir minâreli ve haremi serâpâ mermer-i hâm döşelidir. Ve Mehemmed Paşa Câmi‘i; su kenarında kârgîr kurşumlu kubbeli ve bir minârelidir. Ve Hızır-İlyas Câmi‘i; Çilehânededir. Âsitâne-i azîm ve kurşumludur ve Mahkeme Câmi‘i; tahta örtülüdür. Cümle kadîdler bi't-tamâm endâmlarıyla bu câmi‘de hücre içre tabutlarında durur. Bu câmi‘in minâresi tahtadır. Ve Fethiyye Câmi‘i; kiliseden bozma, minâresizdir. Ve Yorguç Paşa Câmi‘i; Çelebi Sultân Mehemmed vezîridir. Ve Gökmedrese Câmi‘i; kurşumlu ve minâresizdir
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 281a ·
metinde göster ·
… Câmi‘-i ve hânı ve hammâmı ve esvâk-ı muhtasarı vardır. Haftada bir azîm bâzârı
durur. Bu
şehrin (---) tarafı hâricinde bir hayli mesâfe-i ba‘idede,
Bir düz sahrâda (---) çayı kenarında ensesi Ashâb-ı Kehf dağlı, bâğçe ve bâğlı, bin mikdâr hâneli, türâb-ı pâk ile mestûr şehirdir. Mar‘aş paşası hâssı olmağıla subaşılıkdır. Ve yüz elli akçe kazâdır. Nâhiyesi (---) kurâdır. Kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı vardır. Ekseriyyâ ahâlîsi Türkmândır. Bu şehrin cânib-i şarkîsi zamân ile âbâdân imiş. Ancak zulümden bu kadar ma‘mûrdur. Câmi‘-i ve hânı ve hammâmı ve esvâk-ı muhtasarı vardır. Haftada bir azîm bâzârı durur. Bu şehrin (---) tarafı hâricinde bir hayli mesâfe-i ba‘idede,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 73a ·
metinde göster ·
Bunlardan mâ‘adâ yedi aded uzlar içinde imâristân-ı Edirne, deryâ gibi temevvüc urup hıyâbânistân-ı gülistân içre çalkanıp durur. Bu imâristânın dâ’iren-mâdâr etrâfı kâmil beş aded fersah sevâd-ı mu‘azzamdır. Ammâ kal‘ası bu mertebe vâsi‘ değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 149b ·
metinde göster ·
… a meşhûrdur. Hâlâ ol kelle murg-ı zeyreğin âşiyânında beyâz sandûka gibi râygân
durur. Bu
kal‘ayı dahi Süleymân Hân feth etmişdir. Be-dest-i Rüstem Paşa sene 940. Hâlâ V …
Cânib-i erba‘asında niçe bin şahin ve karakuş ve kartal murglarının 246b âşiyânları vardır. Hatta bir kerre aşağı şehirde kassâblar bir Van câmûsun boğazlayup yüz vukiyye gelür kelle-i câmûsu meydânda korlar. Hemândem bu Amîk kayasındaki âşiyânından bir karakuş süzülüp bu câmûs kellesin kapup kanat kakup âşiyânına çıkarup beççelerine fedâ eder. Ol ukâb murgda ne kuvvet olmak gerekdir kim yüz vukıyye gelir câmûs kellesin ber-hevâ semâya berâber âşiyânına çıkara. Zîrâ Van câmûsıyla Adana câmûsu Rûm u Arab u Acem ü Tus'da meşhûrdur. Hâlâ ol kelle murg-ı zeyreğin âşiyânında beyâz sandûka gibi râygân durur. Bu kal‘ayı dahi Süleymân Hân feth etmişdir. Be-dest-i Rüstem Paşa sene 940. Hâlâ Van eyâletinde paşa hâssıdır ve voyvodalıkdır ve Van kadısının hükmünde ve niyâbetdir. Dizdârı ve elli aded kal‘a neferâtları vardır. Gayri hâkimleri yokdur. Ammâ aşağıda varoşu cümle bâğlı u bâğçeli yüz aded hâneli kasaba-i ma‘mûrdur. Bir câmi‘i ve hân ve hammâmı ve esvâk-ı muhtasarı vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 246a–246b ·
metinde göster ·
… san Tuna suyu çıkar ve ba‘zı mahal dîvârları Sava ve Tuna nehirlerine gark olup
durur. Bu
taraflardan bir vech ile meteris mümkün değildir.
Ammâ taşra kat kal‘anın At bâzârı köşesinde Tophâne kullesi sırasında bir çâr-kûşe kurşum ile mestûr bir hayli ma‘mûr bir kulle-i azîm var. Ol tarafdan bu kal‘aya aslâ lağım etmek kabil değildir, zîrâ yalçın kesme kayalardır. Ve ol tarafın handakı da gâyet vâsi‘ ve amîk ve sarpdır, ammâ aşağı kal‘anın handakı yokdur. Zemîne bir kazma ursan Tuna suyu çıkar ve ba‘zı mahal dîvârları Sava ve Tuna nehirlerine gark olup durur. Bu taraflardan bir vech ile meteris mümkün değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 113a ·
metinde göster ·
… a‘nî yılda bir kerre bâzâr olacak yer demekdir, ammâ iki kerre germâ-germ bâzâr
durur. Bu
kârhânenin içi sadranc nakşı tarh olup üstâd-ı bennâ ilm-i hendese üzre yol yol …
Dâ’iren-mâdâr cirmi dörd bin adım ihâta eder bir panayurhânedir, ya‘nî yılda bir kerre bâzâr olacak yer demekdir, ammâ iki kerre germâ-germ bâzâr durur. Bu kârhânenin içi sadranc nakşı tarh olup üstâd-ı bennâ ilm-i hendese üzre yol yol buna tertîb üzre bin aded dükkânlar etmiş. Her kankı sokakdan nazar etsen çârsûnun öte başları görünür. Bir tarafı atlar içün âhûrlar ve bir tarafı arabalar duraca[k] meydânlar ve kal‘a kapusu gibi kapu tarafları tahtânî ve fevkânî ve içli tışlı odalar ile amâr olmuş bir binâ-yı azîmdir, ammâ aslâ kârgîr binâ yokdur. Cümle haşeb binâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 63b ·
metinde göster ·
… up cümle küffâr nûş edüp def‘-i atşân ederlermiş. Hâlâ şeker şerbeti mahzenleri
durur. Bu
mahzenlerde gûnâ-gûn eşribeleri yapup aşağıda bu havzın fevvârelerinden pertâb …
Hattâ kefere zamânında bu şazrevânın dîv kellelerinden her bâzâr günleri ve her bed-nâm rûzlarında ve îd-i Nasârâ'da mü[me]ssek eşribeler cârî olup cümle küffâr nûş edüp def‘-i atşân ederlermiş. Hâlâ şeker şerbeti mahzenleri durur. Bu mahzenlerde gûnâ-gûn eşribeleri yapup aşağıda bu havzın fevvârelerinden pertâb edüp havzdan âyende vü revendegânlar nûş ederlermiş, ammâ yılda 82a bir kerre küffârın haçların suya bırakdıkları günler İsvet Nikola rûhiyçün bu havz [u] şazrevânlarından la‘lgûn bâde-i nâb pertâb edüp nûş edenler mest-i medhûş [u] bî-tâb olurlarmış. Ammâ bu havzdan hâlâ cereyân eden âb-ı sâfîler bu Sarây meydânı altındaki su sa[r]nıçlarına gidüp leb-ber-leb oldukda mâh-ı Temmûz'da nûş eden hayât-ı câvidân bulur, ammâ isrâf üzre sarf etmezler, zîrâ "Hîn-i muhâsarada ahâlî-i kal‘aya su lâzımdır" deyü imsâk üzre sarf ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 81b–82a ·
metinde göster ·
… ri eylemiş kim gûyâ zî-rûhdur. Ağzın açup dörd ayakların gerüp kuyruğun kıvırup
durur. Bu
ejdehâ önünde bilâ-teşbîh Hazret-i Hızır bir at üzre süvâr olup elinde mızrağıy …
Ve bu câmi‘in iki aded kapusu var, cânib-i şarkdaki kapu üzre bir beyâz mermerden üstâd-ı kûh-ken mermer-bür bir kanatlı ejdehâ tasvîri eylemiş kim gûyâ zî-rûhdur. Ağzın açup dörd ayakların gerüp kuyruğun kıvırup durur. Bu ejdehâ önünde bilâ-teşbîh Hazret-i Hızır bir at üzre süvâr olup elinde mızrağıyla ejdere bir sünü urup ejdehâyı at altına alup çiğner şeklinde bir gûne tasvîr eylemiş kim gûyâ henüz zî-r[û]hdurlar kim ejdehâ ile Hızır Nebî savaş-ı perhâş etmede şekilli tasvîr etmiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 83a ·
metinde göster ·
tabyaya yedi ağa ve yedi yüz aded mustahfızân kullar me’mûrlardır, zîrâ bu kull …
Der-alâmet-i aşağı kal‘a-i varoş-ı amâristân: Evvelâ mezkûr ve memdûh Kızılelma Sarâyı'ndan lodos cânibine yokuş aşağı şekillice sarây altından giderken iki kat metîn kal‘a dîvârları arasında on aded neferât evlerin ve azîm tabyaların geçüp andan aşağı Suluk kapusu vardır. Ol kapunun iç yüzünde bir tabya-i azîm var kim cemî‘i Budin tabyalarından büyük sedd-i Ye’cûc-misâl bir burc-ı tâcdır kim üstünde beş yüz atlı cirid oynamak mümkündür. Tabaka-i fevkânîsinde on pâre balyemez topları var ve tabaka-i tahtânîsinde dahi on aded şayka topları var kim her birinin içine birer âdem sığar kim her bir top-ı kal‘a-kûp ejder-i heft-ser gibi çit siperlerin ardında arabalar üzre ağız açup durur. Bu tabyaya yedi ağa ve yedi yüz aded mustahfızân kullar me’mûrlardır, zîrâ bu kulleye Gerz İlyâs dağı havâledir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 83b ·
metinde göster ·
… pirinç pilâvı göstermiş, pirincün her dânesi gûyâ Revân pirinci gibi dâne dâne
durur, bu
dahi sihr-i i‘câz bir san‘atdır.
Ve yine mermerden bir şîşe-i surâhî içre gûnâ-gûn şükûfeler etmiş ve bir salkım üzüm göstermiş kim gûyâ hemân şîresi damlar. Ve yine kubbenin kıblesi hâricinde taşradan temâşâ olunur bir mermer çanak içre yine mermerden oyulmuş pirinç pilâvı göstermiş, pirincün her dânesi gûyâ Revân pirinci gibi dâne dâne durur, bu dahi sihr-i i‘câz bir san‘atdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 95a ·
metinde göster ·
… ümle ka‘r-ı zemîndedir ve âdem âdemî-zâd olmamak ile cümle kârhâneleri mu‘attal
durur. Bu
hâk-i pâk gerçi Orta Macar destindedir, ammâ Nemse çâsârı tagallüben bu ma‘denl …
Dörd aded kûh-ı ser-bülendler içre yedi yerde kol kalınlığı gümüş ma‘denleri var, ammâ cümle ka‘r-ı zemîndedir ve âdem âdemî-zâd olmamak ile cümle kârhâneleri mu‘attal durur. Bu hâk-i pâk gerçi Orta Macar destindedir, ammâ Nemse çâsârı tagallüben bu ma‘denleri zabt etmişdir, ammâ yılda on bin kîse mâl hâsıl olur garîb temâşâgâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 130a ·
metinde göster ·
… nî kireç sıvanmış yalın kat dolmasız palanka dîvârdır kim kal‘a beyâz kuğu gibi
dur[ur]. Bu
siper dîvârının ardı ana dîvârına varınca iki araba yan yana yürür vâsi‘ yoldur …
Ve bu sûr önünde kal‘aya siper olsun içün su kenârında bir kat dahi yine kalın direkler üzre çit örülüp üzerine beyâz horasânî kireç sıvanmış yalın kat dolmasız palanka dîvârdır kim kal‘a beyâz kuğu gibi dur[ur]. Bu siper dîvârının ardı ana dîvârına varınca iki araba yan yana yürür vâsi‘ yoldur. Hîn-i ma‘rekede bu dîvâr ardında guzât siperlenüp ve meterisler kazup ceng edecek mazgal delikleri ve top kapağı yerleri her tarafda vardır. 181a Ve dahi büyük kal‘a dîvârının iç yüzünde şehrin cümle evleri kal‘adan beşer arşın alarka binâ olunup aslâ kal‘aya muttasıl evler yokdur ve memnû‘âtdan olup dîvâr dibi tarîk-i âmdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 180b–181a ·
metinde göster ·
Sene (---) târîhinde Gâzî Balı Beğ Semendire kal‘asından bu kal‘a üzre serasker olup feth etdikde bu kal‘a niçe yerlerden lağım ile harâb [u] yebâb edüp taşları ile demir kapuları ve cebehâneleri ve topları karşu tarafa geçirüp Feth-i İslâm kal‘asın müceddeden binâ eder. Ve hâlâ bu Siverin kal‘asının Tuna kenârında ba‘zı kulleleri durur. Bu kal‘anın sebeb-i binâsı be-kavl-i Târîh-i Yanvan ol zamânda Eflak vilâyeti Erdel Macarının destinde idi ve Tuna'nın karşu tarafında Feth-i İslâm yeri ve Vidin ve Pileve ve Tırnovi ve Leskofça(?) ve Lofça ve Nigebolı ve Ziştovi 98b nâmân kal‘alar dahi Eflak kâfiri ve Lazoğulları ellerinde imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 98a–98b ·
metinde göster ·
… şında bir vâsi‘ meydânda Şîrîn Beği hânının dîvârı dibinde bir azîm esîr bâzârı
durur. Bu
dahi bir ibret-nümâ bâzâr-ı nuhûsetdir kim haklarında
Ve büyük cisr başında bir vâsi‘ meydânda Şîrîn Beği hânının dîvârı dibinde bir azîm esîr bâzârı durur. Bu dahi bir ibret-nümâ bâzâr-ı nuhûsetdir kim haklarında
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 135a ·
metinde göster ·
… â ki yerinde bir bî-bedel kulle etmişdir. Lâkin henüz şeb [ü] rûz kapusu mesdûd
durur. Bu
kullenin hâlâ cânib-i erba‘ası mezâristândır. Ana karîb mezkûr Ahmed Efendi tek …
Der-kayd-ı kal‘a-i varoş-ı Topraklı: Bunda bir bayır üzre bu Topraklı şehrini muhâfaza içün şehre havâle bir şekl-i müdevver kârgîr binâ bir kulle-i bâlâsı var, cirmi kâmil iki yüz adımdır. Cânib-i garba bir âlîce yerinde ancak bir demir kapusu var. Ve demir kapulu top mazgalı delikleri var, ammâ etrâfında handakı yokdur. Hemân leb-i d[er]yâda bir âlî püşte üzde sa‘b kulle-i bâlâdır. İçinde ancak bir dizdârı ve on aded merdüm-hisârı ve kifâyet mikdârı cebehânesi var. Sene (---) târîhinde Kantemur Hân Âl-i Osmân'a isyân etdiği asırda (---) kapudan paşa bu Kefe limanına donanma-i hümâyûn ile lenger-endâht oldukda bu kulle-i serâmedi inşâ etmişdir, ammâ hakkâ ki yerinde bir bî-bedel kulle etmişdir. Lâkin henüz şeb [ü] rûz kapusu mesdûd durur. Bu kullenin hâlâ cânib-i erba‘ası mezâristândır. Ana karîb mezkûr Ahmed Efendi tekyesidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 141a ·
metinde göster ·
… ucunda kâ’im olan amûd-ı müntehâlar üzre amûd-ı salıkları ve gür[z]leri maslûb
durur. Bu
diyâr kavimlerinin zu‘mlarınca Sâm [u] Nerîmân ve Zâl [u] Köstehem peygamber ol …
Bunlar Hazret-i Mûsâ aleyhi's-selâma Menûçehr ile bir yerden îmân getirmişlerdir, zîrâ bunlar hem-asır idiler. Hâlâ bu Irâk-ı Dâdyân'ın kıblesi hâricinde bir hıyâbân-ı İremistân içre dördü bir kubbe-i âlî içinde medfûnlardır kim cemî‘i âlât-ı silâhları ser-i pâları ucunda kâ’im olan amûd-ı müntehâlar üzre amûd-ı salıkları ve gür[z]leri maslûb durur. Bu diyâr kavimlerinin zu‘mlarınca Sâm [u] Nerîmân ve Zâl [u] Köstehem peygamber olalar. Anıniçün âlât-ı silâhlarına vaz‘-ı yed etmeyüp ziyâret edüp giderler. Türbelerinde Kumuk kavminden bir niçe türbedârları var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 161a ·
metinde göster ·
… -i Bedahşân[î]den ve bir polad-ı Nahşevânîden sandûkalardır kim mu‘allak maslûb
durur. Bu
sandûkanın altında bir melek oturur, ammâ kanatları yokdur, yine âdem sûretinde …
Bu sandûka dahi bir büyük polad-ı Nahşevânî, ya‘nî d[emir] sandûk üstünde la‘l sandûk mu‘allak durur. Aslâ bir tarafda ne bağı ve ne badrığı ve ne cânib-i etrâfında zencîr var. Hemân kubbe-i âlînin ortasında yerden dörd âdem boyu yüksek mu‘allak durur. Biri la‘l-i Bedahşân[î]den ve bir polad-ı Nahşevânîden sandûkalardır kim mu‘allak maslûb durur. Bu sandûkanın altında bir melek oturur, ammâ kanatları yokdur, yine âdem sûretindedir. Lâkin omuzları yerinde siyâ[h] saçları ve başında mergûle ve mergûle geysûları var. Vücûdu la‘l yâkût cevâhire gark olup yüzünün nûru ka‘benin dörd aded pencerelerinden taşra üzerimize nûr berk urur, dediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 177b ·
metinde göster ·
… vr ahşam ezânı okunacak altı ayak bir yekpâre beyâz mermer kürsîdir kim haremde
durur. Bu
dahi ibret-nümâ bir kürsî-i vâcibü's-seyr bânghâne-i Muhammedîdir. Andan,
Sene 998 târîhinde kenîse iken Şeyh Hortaç hazretleri bir gün fermân-ı pâdişâhiyle cemî‘i sofîleriyle Allâh Allâh deyü tevhîd [ü] tezkîr ile yürüyüş edüp bu deyri ruhbânlar elinden feth edüp câmi‘-i Muhammedî eder. Hâlâ minâresinin üç alemi var. Ve kubbesi üzre alem yerine altun ile yerde gömülü bulunan kazanı kubbe üzre alem yerine komuşlardır. Ve ale'l-fevr ahşam ezânı okunacak altı ayak bir yekpâre beyâz mermer kürsîdir kim haremde durur. Bu dahi ibret-nümâ bir kürsî-i vâcibü's-seyr bânghâne-i Muhammedîdir. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 226a ·
metinde göster ·
… olunca söylermiş. Mevlûd-ı Nebî gecesi lâl olmuş. Hâlâ bir beyâz mermer putdur
durur. Bu
put olan adacığın iki cânibinde büyük gemiler bî-bâk geçer derin yerlerdir. Ve …
Bu cây-ı menâs-ı keştîye Derzî limanı demeğe bâ’is oldur ki bu limanın ağzında bir kara yumru adacık vardır. Ol adanın üstünde zamân-ı sâbıkdan kalmış taşdan yonma bir put vardır. Ol putu bir derzî yapdırmış. Anıniçün Derzî limanı derler, garîb temâşâdır. Be-kavl-i nasârâ ol put tâ Hazret-i Risâlet-penâh rahm-ı mâderden müştak olunca söylermiş. Mevlûd-ı Nebî gecesi lâl olmuş. Hâlâ bir beyâz mermer putdur durur. Bu put olan adacığın iki cânibinde büyük gemiler bî-bâk geçer derin yerlerdir. Ve gemiler içeri girdikden sonra her cânibi a‘lâ demir dutar yerlerdir. Ve bu limanın ağzından taşraki kıble tarafında bir bucak dahi vardır. Anda içecek âb-ı hayât su bulunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 255b ·
metinde göster ·
… fı yırtılup bir siyâh keçi ayakları kefenden taşra yemeniyeleriyle nümâyân olup
durur. Bu
hâl-i pür-melâli ahâlî-i vilâyet duyup sığâr u kibâr-ı ünâs deryâ-misâl olup te …
Ertesi ale's-sabâh ahâlî-i vilâyet mezâristân yanından güzer ederken görseler kim bizim dünkü gün defn olunan Arab kölemiz kefeniyle kabirden taşra yatup durur, ammâ kefenin bir tarafı yırtılup bir siyâh keçi ayakları kefenden taşra yemeniyeleriyle nümâyân olup durur. Bu hâl-i pür-melâli ahâlî-i vilâyet duyup sığâr u kibâr-ı ünâs deryâ-misâl olup temâşâ edüp âlem-i hayretde kalup niçe bin güft-gûlar ile niçe bin gûne türrehât kelâm edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 339b ·
metinde göster ·
Ve bu deyr civârında beyt-i Sabastiyye Hazret-i Yahyâ hânesidir, hâlâ
durur. Bu
belîde bu beyt-i mübârekenin ismiyle müsemmâdır. Hazret-i Yahyâ aleyhisselâm as …
Ve bu deyr civârında beyt-i Sabastiyye Hazret-i Yahyâ hânesidir, hâlâ durur. Bu belîde bu beyt-i mübârekenin ismiyle müsemmâdır. Hazret-i Yahyâ aleyhisselâm asrında bir cebbâr melik var idi. Kendü kızın nikâh ile almak murâd edinüp Hazret-i Yahyâ'dan fetvâ istedi. Hazret-i Yahyâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y204b ·
metinde göster ·