… bu kal‘a leb-i deryâda imiş. Hâlâ keştîler bağlamak içün demir halkalar vardır,
durur ve
zamân-ı kadîmde gemi küpeşteleri ve bodostomaları kayalara dokunmakdan rahnedâr …
Ol asırda Macaristân'da Salanta sahrâları ve Dobraçin ve Keçkemet ve Gingöş ve Peşte sahrâları ve Sirem ve Semendire vâdîleri serâpâ Karadeniz olup Venedik körfezi sâhilinde Dodoşka vilâyetinde mezkûr Karadeniz Venedik körfezine munsab olduğu yerler hâlâ nümâyândır. Hattâ Silisre eyâletinde Pravadi kal‘ası evc-i semâya ser çekmiş bir kal‘a-i bâlâdır, ol asırda bu kal‘a leb-i deryâda imiş. Hâlâ keştîler bağlamak içün demir halkalar vardır, durur ve zamân-ı kadîmde gemi küpeşteleri ve bodostomaları kayalara dokunmakdan rahnedâr etdükleri yerler ayân u beyândır. Ve Karadeniz'in bir alâmeti dahi cezîre-i Kırım içre Bâğçesarây'a bir merhale karîb Menkûb kal‘ası derler ebr-i nîlgûna ser çekmiş bir kal‘a-i ser-bülenddir, anda dahi keştîler yatacak limanlar ve kayalar üzre keştî bağlamak içün amûd-ı müntehâlar vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 9a ·
metinde göster ·
… -miskîn} gurebâlar sâkin olurdu. Hâlâ ol topların gülleleri dağlar gibi yığılup
durur ve
ol toplardan ancak altı pâre top-ı azîm kalmışdır. Ammâ anlardan mâ‘adâ niçe zî …
Ve bu âsitânelerin leb-i deryâsında Hâfız Ahmed Paşa sene (---) târîhinde Bağdâd-ı behişt-âbâd üzre serdâr-ı mu‘azzam oldukda bin yedi yüz pâre top-ı gûnâ-gûnlar var idi kim her biri birer iklîm harâcı değer toplardı kim altun gibi şa‘şa‘a ururdu. Ve altmış pâre toplar var idi kim her birinde eskiciler işleyüp ba‘zısı içinde garîb {hâne-berdûş, beze-miskîn} gurebâlar sâkin olurdu. Hâlâ ol topların gülleleri dağlar gibi yığılup durur ve ol toplardan ancak altı pâre top-ı azîm kalmışdır. Ammâ anlardan mâ‘adâ niçe zî-kıymet üstâd-ı kâmil topları vardır. Münakkaş Alî Paşa topu {gâyet ibret-nümâ müsaykal u mücellâ ve müzehheb toplardır}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 132a ·
metinde göster ·
… tâne-i kadîmdir. Kabr-i şerîfi üzre saban oku ve zevlesi katîfe ile kaplı asılı
durur ve
şehîd olduğu kanlı hil‘atı ve sâ’ir âlât-ı bisâtları cümle mahfuzdur. Ammâ âsit …
Der-şehr-i Bursa'nın cânib-i garbîsinde Eski Kaplıca cenbinde bir kubbe-i azîm ve bir âsitâne-i kadîmdir. Kabr-i şerîfi üzre saban oku ve zevlesi katîfe ile kaplı asılı durur ve şehîd olduğu kanlı hil‘atı ve sâ’ir âlât-ı bisâtları cümle mahfuzdur. Ammâ âsitâne-i sa‘âdetine âdem girdikde dehşet hâsıl olur. Müddet-i saltanatı 30 sene ve müddet-i ömr-i şerîfleri 70 sene. 234b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 234a–234b ·
metinde göster ·
… . Azîzin ağaç kılıcı ve sapanı ve def ve kudûmü ve alemi ve sancağ u bayrakları
durur. Ve
âsitânesinde müte‘addid hücreleri ve yaz meydânı ve kış meydânlarının cânib-i e …
Yedinci tâbûtu Dobruca krallığından İslâm ile müşerref etdüğü Alî Muhtâr bir tâbût alup bu maksad [u] merâmımız olan Keliğra kayalarında Ejderha mağarasında defn edüp Keliğra kayası nâmıyla iştihâr bulmuş kaya olmağıla Keliğra Sultân derler. Lisân-ı Latînde Keliğra ejder-i heft-sere derler. Fesahat-ı lisân-ı Latin'dir. Anınçün yedi kralda medfûn olup âsitâne-i sa‘âdetleri vardır. Üçü Âl-i Osmân hükmünde ulu âsitânelerdir. Ve her diyârda birer ismiyle müsemmâdır. Ammâ Rûm'da Baba Sultân ve Sarı Saltık Sultân ve Keliğra Sultân derler. Ammâ kâfiristân-ı Hıristiyânistân'da İsvet-i Nikola derler. Cemî‘î millet-i Mesîhiyye gâyet mu‘tekidlerdir. Hâlâ cemî‘î dervîşânları def ve kudûmler çalarak alem-i peykerlerin açarak dîb-i Frengistân'da gezüp pâdişâhâne zevk u safâ edüp tatyîb-i hâtırlarıyla cümle nasârâ mukayyed olup nezerât ve sadakalar ihsânlar edüp beleğan-mâ-belağ mâl-i firâvânlar ile yine âsitânelerine gelirler. Ammâ bu bizim deryâdan halâs olup âsitânesinde mihmân olduğumuz Tekye-i Keliğra Sultân, Karadeniz kenarında evc-i âsumâne ser çekmiş bir burundur kim fil hortumu gibi deryâya uzanmışdır. İslâmbol'dan Kara Hırmeni ve Köstence ve Kili câniblerin özleyen gemiler bu Keliğra kayalarını özleyüp gelir. Yüz elli mil yerden nümâyân âsmâne peyveste olmuş kûh-ı bülendlerdir. Deryâ aşırı karşu şark cânibinde Anadolu tarafında Sinop Burnu bu Keliğra kayalarına mukâbildir. İkisi mâbeyni (---) mildir. Küşâde hevâda Keliğra'dan Sinop dağları Sinop'dan Keliğra dağları seçilir. Ammâ gâyet küşâde hevâ ister. Bu Keliğra kayasının tâ burnunda Keliğra Saltık Sultân bir mağara içinde medfûndur kim ejderhânın gâr-ı karârı idi. Ve yine bu mahalde tekyesi âsitâne-i azîmdir kim ibtidâ bânîsi Dobruca Alî Muhtar binâ etmişdir. Azîzin ağaç kılıcı ve sapanı ve def ve kudûmü ve alemi ve sancağ u bayrakları durur. Ve âsitânesinde müte‘addid hücreleri ve yaz meydânı ve kış meydânlarının cânib-i erba‘asında pâk u pâkîze kurbân postlarıyla döşenmiş her post üzre birer sâhîb-i ma‘rifet ehl-i ilm u fâzıl ve âlim u fâzıl cânlar vardır. Cümlesi ehl-i sünnet ve'l-cemâ‘at mü’min ve muvahhid cânlardır. Evkât-ı hamselerin mescidlerinde edâ eder sâhib-i tertîblerdir. Yüzden mütecâviz âşıkân-ı sâdıkânlardır. Hatta hakîrden sekiz ay Hıfz kırâ’ati üzre 267b Kur’ân-ı Azîm tilâvet etdiler. Bu âsitânenin ve türbe-i pür-envârın revzenleri cümle deryâya nâzırdır. Ve görmeğe muhtâc ibret-nümâ bir matbah-ı Keykâvûs'u vardır. Mu‘allak bir kubbe-misâl dûd-keş bacası vardır. Şeb [u] rûz ale'd-devâm âteş üzre ni‘meti hâzırdır. Âyende vü revendeye ni‘meti mebzûldur. Hayrât [u] akârâtı olmayup pârsâ-yı Muhammedî ile geçinir bir alây fakr [ü] fâka erenleridir. Ve işbâzlarında pây-bürehne ve ser-bürehne cevallâkî zeber-dest tüvâna zivinleri var kim her biri aşk-ı ilâhî ile suhte olup pute-i kâlde hâl sâhibi olmuşlar, böyle bir âsitâne-i kübrâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 267a–267b ·
metinde göster ·
… e tabl [u] kudûmü ve seccâde ve pâlhengi ve asâsı ve tâc [u] kabâsı hâlâ mahfûz
durur. Ve
kubbesinin der-i dîvârında niçe seyyâhân u âşıkânın birer gûne hatlarıyla gûnâ- …
Na‘ş-ı şerîfleri üzre sikke-i Bektâşîsini tekye-nişîn vâ‘izi ve fukarâları ale'l-ittifâk bu muhibb-i fukarâ evliyânın başına tekbîr [ü] tezkîr ile geçirüp cümle âşıkân hayr du‘â edüp "Kuvvet-i basarın ve sıhhat-i bedenin ve seyâhatin ziyâde-ber-ziyâde olup sa‘âdet-i dâreynde mu‘azzez ve mükerrem olup düşman şerrinden emîn olasın", deyü cümle âşıkân-ı sâdıkan [u] dil-rîşân hayr du‘â ile gülbâng-ı Muhammedî çeküp Fâtiha-i şerîf tilâvet etdiler. Hemân ol azîzin sikke-i mübârekesin başına geyince bi-emrillahi Te‘âlâ iki kulağımdan bir rîh ve iki gözlerimden irinli yaşlar bir sâ‘at açup gözlerim Arab meş‘ali gibi münevver oldu. Zirâ bu abd-i ahkar bin elli (---) Karadeniz'e gark olduğumuz asırda üç gün üç gice rûy-ı deryâda uryân şinâverlik ederken şiddet-i şitâdan kuvvet-i basarım münkatı‘ olmuş-ıdı. Hemân ol tâc-ı sa‘âdet ki başıma kondu, kuvvet-i basarım ziyâde oldu. Ve sürûr [u] safâmdan hatm-i şerîfi sûre-i A‘râf'a indirmeyince tilâvet-i Kur’ân'dan ferâğat etmedim. 280a Ba‘dehû âsitâne-i sa‘âdetin seyr [u] temâşâ edüp fukarâlarıyla ülfet edüp baba ni‘metlerin tenâvül etdik. Hâlâ kubbe-i pür-envârında Sultân hazretlerinin Hacı Bektâş-ı Velî'den kabûl etdükleri cihâz-ı fakrlarından hırka ve seccâde ve alemi ve tabl [u] kudûmü ve seccâde ve pâlhengi ve asâsı ve tâc [u] kabâsı hâlâ mahfûz durur. Ve kubbesinin der-i dîvârında niçe seyyâhân u âşıkânın birer gûne hatlarıyla gûnâ-gûn ebyât [u] eş‘ârlar tahrîr etmişler. Bu dil-rîş dahi küstâhâne hatt-ı müstekrehimiz ile ser-i sa‘âdetleri tarafına celî hatt-ı sülüs ile hâtıra bi'l-bedâhe hutûr edüp tahrîr olunan beytdir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 279b–280a ·
metinde göster ·
… içeri zahîre ambârlarına darı ve buğday ve pirinc ve peksimat tâ fetihden berü
durur ve
gönden akçe vardır.
Eşkâl-i iç kal‘a-i Kayseriyye: Evvelâ şehrin şimâlî tarafındaki kûh-ı Erciş dâmeninde bir püşte-i mürtefi‘ üzre Rûm melikleri fil cüssesi kadar seng-tırâş ile metânet üzre binâ etdi. Ba‘dehû Âl-i Dânişmendiyân dest-i Rûm'dan feth edüp dahi tevsî‘ edüp imâr etdi, ammâ hâlâ âbâdân olan yeni Kayseriyye bu Kayseriyye-i âtikden sekiz bin adım [ba‘îd] bir şehr-i ma‘mûr u müzeyyen, kâr-ı kadîm kal‘a-i hasîndir. Ve bilâd-ı Rûm-ı Yunaniyân'dır. Ve medine-i Sivas bu Kayseriyye'nin cânib-i şarkîsinde beş menzil yerdir. Ve bu iç kal‘a kapusu cânib-i (---) nâzır olup kapunun kemeri üstünde karşu karşuya ve yan yana biri arslan ve biri kaplan 64a sûretleri vardır. Bu kapudan içeri zahîre ambârlarına darı ve buğday ve pirinc ve peksimat tâ fetihden berü durur ve gönden akçe vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 63b–64a ·
metinde göster ·
… ü gânimîn sıla-i rahmlerine giderler. Hâlâ ol yedi aded çalık kavak şâhrâh üzre
durur. Ve
kırk aded küffâr leşi ol mahalde maşadlıkdır. Ol sebeb ile çalıkkavak deyü elsi …
Menzil-i karye-i Çalıkkavak: El-ıyazen billah eyle bir çengelistân-ı hıyâbandır kim derbend-i Maşa ve derbend-i Calındır ve derbend-i Felâket. Ve'l-hâsıl Arab ve Acem'de temâşâ etdiğimiz derbendler bu Çalıkkavak derbendi yanında Sahrâ-yı Tîh [ü] vâdî-i Heyhât'dır. Zîrâ bu Çalıkkavak'da olan çınar ve çam ve mişe ve kavak bir diyarda yokdur. Cümle şecere-i ibret-nümâları evc-i âsumâna ser çeküp ol dırahtların sıklığından zemîne bir habbe-i ful kadar âfitâbın şu‘lesi te’sîr etmez, böyle hıyâbân-ı kûyahistân-ı çengelistândır. Hatta Çalıkkavak namıyla şöhre-i şehr olmasının aslı üç aded birâder-i can-beraber bellerinde birer kemer mâllarıyla bu balkana uğrayup ubûr ederken üzerlerine on aded Bulgar kefereleri hamle edüp bu üç fetâ on kefereye emân u zamân vermeyüp katl ederler. Meğer maktûl olan keferelerin otuz aded refîkleri dahi kemîngâhda âmâde imişler. Hemân cümle küffâr bu üç yiğide üşüp harbe ve navorta ve sapan ve toyka ve sopa ve penyal üşürürler. Hemân bu üç fetâ görürler kim iş işden geçüp Allah deyüp bu otuz kâfire mu‘cizât-ı Muhammedü'l-Mustafâ berekâtıyla Allah'a sığınup girişirler. Küffârın bir kaçı cân havliyle ba‘zı kavak dırahtlarının ardına pinhân olup ol fetâlar kavaklara kılıç urdukça hem kavağı ve hem ardında saklanan küffârları ikişer pâre ederler. Küffâr bu hâlî görüp karârı firâra mübeddel edem zann edüp kırkı da üç yiğidin elinde katl olunup ol fetâlar bu kadar mâl-ı ganâ’imlerin alup sâlimîn ü gânimîn sıla-i rahmlerine giderler. Hâlâ ol yedi aded çalık kavak şâhrâh üzre durur. Ve kırk aded küffâr leşi ol mahalde maşadlıkdır. Ol sebeb ile çalıkkavak deyü elsine-i nâsda meşhûr-ı âfâk bir balkan-ı Çalıkkavak'dır. Hâlâ yüz iki yüz âdem haydûd harâmîleri kesretinden selâmetle geçilmek ihtimâli yokdur. Gâyet muhavvif ve muhâtara beldir kim ubûr edenin belinde tâb u tüvân kalmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 130a ·
metinde göster ·
Cümle rıhtım-ı binâ-yı Şeddâdî'dir kim bu kal‘a dîvârının iç yüzü cümle dâ’iren-mâdâr kemer kemer binâ olunmuş sûr-ı pür-tâklardır. Hatta Murâd Hân-ı Râbi‘ kal‘a-kûp top güllelerin âdem kellesi kadar urdukda mezkûr kemerlerin mâbeynlerine gülleler isâbet edüp tula binâdan gülle cirmi kadar yerden güzer edüp gayrı dîvâra zarar etmezmiş, ammâ cümle seng kayalar 340b olsa darabât-ı topdan kal‘a münhedim olurdu ammâ Horasânî ile tula binâ olmağın hâlâ niçe bin âdem kellesi kadar top güllesi sîne-i pûr-kîne Bağdâd'a dâğ-ı derûn olup durur. Ve bu kal‘a dîvârının handakından tâ dendân-ı bedenlere varınca kaddi altmış arşın bâlâdır ve bedenler üzre dîvârının enniliği ba‘zı yeri on zirâ‘ ba‘zı mahallinin on beş zirâ‘, arîzdir. Ve handakından iç yüzü kenârıyla hisâr-ı piçe dîvârı gâyet metîn ve müstahkem olduğundan mâ‘adâ tüfeng-endâz mazgal delikleriyle ârâste ve niçe bin dirsekler ile pîrâste olmuş hisâriçe bir hâşit bir kat dahi sûrdur. Ammâ bu kal‘a-i Bağdâd'ın cânib-i kıblesinde Şattu'l-Arab kenârında olan dîvârı önünde aslâ ve kat‘â handakı yokdur. Cümle der-i dîvârların nehr-i Şattu'l-Arab döğüp ba‘zı zamân Şatt tuğyân etdikde kal‘a dîvârlarına rahne verüp yine ta‘mîr ü termîm ederler. Hatta Paşa sarâyının niçe kasırlarının pây-ı kârgîrleri nehr-i Şatt içre binâ olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 340a–340b ·
metinde göster ·
… nin kendü hatt-ı dürer-bârları ile kabr-i münevverinin ser-i sa‘âdeti tarafında
durur ve
âh-ı ciğer-sûzuyla ıhrâk olan evrâk-ı münharik (---)(---) faslında zâhir ve bâ …
Ba‘dehû fukarâ-yı Mehemmed Efendi niçe hedâyâlar ile Takiyyüddîn hazretlerinden nüsha-i Muhammediyye kitâbıyla gelüp Mehemmed Efendi'ye vâsıl olduklarında hâlâ ol Muhammediyye kitâbı Mehemmed Efendi'nin kendü hatt-ı dürer-bârları ile kabr-i münevverinin ser-i sa‘âdeti tarafında durur ve âh-ı ciğer-sûzuyla ıhrâk olan evrâk-ı münharik (---)(---) faslında zâhir ve bâhirdir. Bu hakîr-i pür-taksîr âsitâne-i sa‘âdetinde niçe kerre ol kitâbı tilâvet edüp ıhrâk olan varakı görmek müyesser olmuşdur. Rahmetullâhi aleyh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 96b ·
metinde göster ·
… andak-ı amîk ve nazîf kazmışdır. Hâlâ handaklarının ve esâs-ı rasîfleri âşikâre
durur. Ve
bu Demirkapu'dan cânib-i şimâle yigirmi konak yer dağlar içre tâ nehr-i Tise'ye …
Be-kavli müverrihân-ı Macar: Bu mahalde İskender-i Zülkarneyn üç kat demir kapular inşâ edüp bu mahalden cânib-i cenûba dörd konak yer dağlar içre tâ nehr-i Tuna Demirkapusuna varınca üç kat dîvâr-ı rasîf ve üç kat handak-ı amîk ve nazîf kazmışdır. Hâlâ handaklarının ve esâs-ı rasîfleri âşikâre durur. Ve bu Demirkapu'dan cânib-i şimâle yigirmi konak yer dağlar içre tâ nehr-i Tise'ye varınca yine üç kat dîvâr ve hafrlar kazmış, anda dahi cümle âsâr-ı binâlar nümâyândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 2a ·
metinde göster ·
… zre ejder-i heft-ser-i gırrende gibi Beç kapusunun şâhrâhına doğru bakup sıkılı
durur. Ve
her kim sokaklarda bir demir parçası veyâhûd bir müdevverce taş bulsa sevâbına …
Ve mezkûr karı topu hâlâ Beç kal‘asının iç yüzünde araba üzre ejder-i heft-ser-i gırrende gibi Beç kapusunun şâhrâhına doğru bakup sıkılı durur. Ve her kim sokaklarda bir demir parçası veyâhûd bir müdevverce taş bulsa sevâbına kasd edüp karı topu içine atar. Ve hâlâ bu top yanında dörd aded balyemez toplar dahi vardır. Her biri birer kal‘a değer.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 80b ·
metinde göster ·
… iş. Küffâr mazgal deliklerinden bu kavmi görüp kimi handak kenârında yatır kimi
durur ve
kimi oturur ve kimi yoğurd ister. Hemân küffâr müşâvere edüp,
Meğer bu kal‘a Nemse kâfirinin Tata kal‘ası imiş. Küffâr mazgal deliklerinden bu kavmi görüp kimi handak kenârında yatır kimi durur ve kimi oturur ve kimi yoğurd ister. Hemân küffâr müşâvere edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 98b ·
metinde göster ·
… ‘a-i Akkirmân döğülüp hâlâ ol iki aded toplar Akkirmân'ın kapusu arasında âmâde
durur. Ve
bir altmış vukiyye demir gülle atar Süleymân Hân topu kal‘a-i Ösek'dedir, biris …
Devlet-i Âl-i Osmân'da altmış vukiyye top güllesi atar toplar Sultân Bâyezîd-i Velî asrında dökülüp kal‘a-i Akkirmân döğülüp hâlâ ol iki aded toplar Akkirmân'ın kapusu arasında âmâde durur. Ve bir altmış vukiyye demir gülle atar Süleymân Hân topu kal‘a-i Ösek'dedir, birisi nehr-i Dırava'dadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 111a ·
metinde göster ·
… ederimizin hattı ve ketebesiyle "Lâ-ilâhe illallâh Muhammedün Resûlullâh" hattı
durur. Ve
minberi hem-çünân durur. Küffâr yetmiş iki yıldan berü yıkmamış, ammâ âyîn-i Îs …
Bunda Süleymân Hân'ın bir câmi‘i var. Küffâr kenîse edüp hâlâ altun ile münakkaş mihrâbı üzre bizim pederimizin hattı ve ketebesiyle "Lâ-ilâhe illallâh Muhammedün Resûlullâh" hattı durur. Ve minberi hem-çünân durur. Küffâr yetmiş iki yıldan berü yıkmamış, ammâ âyîn-i Îsâ edecek ma‘bedgâh etmiş. Bu ma‘bedgâh-ı kadîmde pederimiz merhûm ibâdet etmiş, gitmiş. Hamd-i Hudâ 135b bu hakîr de yetmiş seneden sonra bin yetmiş dördde ibâdet etmeğe yetmişde yetişmiş olduk, eş-şükrülillâh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 135a–135b ·
metinde göster ·
… ıf-ı esrâr olmak içün bu müsâfirhâneye ko[ndu]rup ba‘zı âdemler kırk gün oturup
durur ve
ekalli on gün ve yedi gün ve üç gün elbette ve elbette oturtmaları mukarrerdir.
Bu kâfiristânda Nazarete ana derler kim Hind ü Yemen ve Semerkand ve Arab u Acem'den gelen ve Âsitâne-i sa‘âdet tarafından ve Bosna vezîri ve Hersek paşası tarafından ve'l-hâsıl cemî‘i diyârlardan gelen tüccârları ve ehl-i hidmetleri bu Nazarete hânına kondururlar kim belki tâ‘ûnlu olup şehre girmeye ve niçe ahvâllerine vakıf-ı esrâr olmak içün bu müsâfirhâneye ko[ndu]rup ba‘zı âdemler kırk gün oturup durur ve ekalli on gün ve yedi gün ve üç gün elbette ve elbette oturtmaları mukarrerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 150b ·
metinde göster ·
… döğmek ile Hünkâr kapusu derler ve bu kapunun sol tarafında demir top gülleler
durur ve
ba‘zı top gülleleri deliklerinde geyim tuğulkaları komuşlar kim her biri demir …
Ve iki kapunun birine Hünkâr kapusu derler, cânib-i şimâle nâzırdır. Ebü'l-feth Mehemmed Hân bu kal‘a kapusundan döğmek ile Hünkâr kapusu derler ve bu kapunun sol tarafında demir top gülleler durur ve ba‘zı top gülleleri deliklerinde geyim tuğulkaları komuşlar kim her biri demir tuğulkalardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 169a ·
metinde göster ·
Ve her kapu mâbeyninde cemî‘i âlât-ı silâh ve yat u yarağ zeyn olup
durur. Ve
cümle pâsbân ve bevvâbân ve nigehbân ve mustahfızânlar bu mahallerde lu‘b u leh …
Ve her kapu mâbeyninde cemî‘i âlât-ı silâh ve yat u yarağ zeyn olup durur. Ve cümle pâsbân ve bevvâbân ve nigehbân ve mustahfızânlar bu mahallerde lu‘b u lehve meşgûl olup nevbet beklerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 176b ·
metinde göster ·
… evvelki sâf berâberliği dîvâr dibinde altun alemli ve yeşil zarf içinde dikili
durur ve
şeb [ü] rûz bu alem-i şerîfe dibinde bir kandîl-i münevver yanup durur. Ve cemî …
Hâlâ ol sancağ-ı şerîf vaslesi bu câmi‘ minberinin sağ cânibinde evvelki sâf berâberliği dîvâr dibinde altun alemli ve yeşil zarf içinde dikili durur ve şeb [ü] rûz bu alem-i şerîfe dibinde bir kandîl-i münevver yanup durur. Ve cemî‘i Egre ve Budin ve gayri serhad halkının cümle bu sancağ-ı Resû[lu]llâh pâresine i‘tikâdları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 36b ·
metinde göster ·
… ikili durur ve şeb [ü] rûz bu alem-i şerîfe dibinde bir kandîl-i münevver yanup
durur. Ve
cemî‘i Egre ve Budin ve gayri serhad halkının cümle bu sancağ-ı Resû[lu]llâh pâ …
Hâlâ ol sancağ-ı şerîf vaslesi bu câmi‘ minberinin sağ cânibinde evvelki sâf berâberliği dîvâr dibinde altun alemli ve yeşil zarf içinde dikili durur ve şeb [ü] rûz bu alem-i şerîfe dibinde bir kandîl-i münevver yanup durur. Ve cemî‘i Egre ve Budin ve gayri serhad halkının cümle bu sancağ-ı Resû[lu]llâh pâresine i‘tikâdları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 36b ·
metinde göster ·
… yine bu câmi‘ içre alem-i Resûlullâh vaslesi yine ol delikli taşa sırığı geçmiş
durur. Ve
bu ahvâli ol gazâ-yı garrâda bulunup görenlerin kırk elli âdem ihtiyârlarından …
Hattâ Mehemmed Hân-ı Gâzî bu kal‘a fethinden sonra Hırıştoş yaylasında yedi kral ile cenge teşrîf buyurduklarında Hazret-i Risâlet'in büyük sancağ-ı şerîfin cenge götürmeyüp bu câmi‘de koyup bu câmi‘deki sancak pâresin altun alemiyle götürürler. Hikmet-i Hudâ hîn-i cengde üç alemdâr şehîd olup hazîne-i pâdişâhîyi ve bârgâh-ı Âl-i Osmân'ı küffâr zabt eder. Cenâb-ı Bârî habîbi yüzü suyuna alemdârlar şehîd olunca sancağ-ı Resûlullâh yere düşmeyüp bir delikli taşa geçmiş bulunur. Hâlâ yine bu câmi‘ içre alem-i Resûlullâh vaslesi yine ol delikli taşa sırığı geçmiş durur. Ve bu ahvâli ol gazâ-yı garrâda bulunup görenlerin kırk elli âdem ihtiyârlarından istimâ‘ edüp şehâdetleriyle eylece tahrîre cür’et etdim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 36b ·
metinde göster ·
… Hudâ âlimdir bir serhadde misli yokdur. Siperinin ardında ejder-i heft-ser gibi
durur. Ve
Alî Paşa Tabyası'ndan beri tâ Macar hisârı ortasında,
Alî Paşa Tabyası: Gûyâ sedd-i Mardin'dir. On iki aded balyemez topları var kim her biri beşer dâne kal‘a değer altun gibi musaykal ve mücellâ kırmızı çullu serâmed toplardır. Bir topuna şâhîn topu derler. Hudâ âlimdir bir serhadde misli yokdur. Siperinin ardında ejder-i heft-ser gibi durur. Ve Alî Paşa Tabyası'ndan beri tâ Macar hisârı ortasında,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 36b ·
metinde göster ·
… a yetmiş seksen yerde küffârın kemikleri püşte püşte kubbe-misâl küm küm yığılı
durur ve
küffâr kelleleri top gülleleri gibi ve çakıl taşları gibi sahrâda zeyn olup yat …
Hâlâ manzûrumuz olduğu üzre bu sahrâ-yı Hırıştoş'da yetmiş seksen yerde küffârın kemikleri püşte püşte kubbe-misâl küm küm yığılı durur ve küffâr kelleleri top gülleleri gibi ve çakıl taşları gibi sahrâda zeyn olup yatır. Ve bu sahrâda bizim şehîd olan otuz bin yiğidimizin cümlesi Sultân Mehemmed Hân'ın otağı zemîninde medfûnlardır. Hâlâ cânib-i etrâfları hafir-i azîmler kazılup hayvânât girüp şühedâları çiğnemezler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 40a ·
metinde göster ·
… eri mürde olup bin milyon mâlını ve yüz milyon altununu bu deyre vakf edüp hâlâ
durur. Ve
niçe bunun emsâli milyon mâllar bunda medfûndur. Anıniçün İsfaç kralı bir dolu …
Ve Ustolni-Belgrad dest-i küffârdan gideli niçe kralları ve niçe irşekleri ve niçe başpapasları bu deyrin mihrâbı önüne ve derûn-ı deyre gömerler, iki tarafı sâfî maşâdlık mezârlığıdır. Ortası tâ mihrâba varınca iki yüz amûd üzre mahzendir kim bunda olan altun hazînesinin hisâbın Hâlık-ı Kevneyn bilir. Guruş hazînesi taşra harem altındadır. Hatta kral-ı selef kızlarından İzarila Son nâm duhter-i pâkîze-ahteri mürde olup bin milyon mâlını ve yüz milyon altununu bu deyre vakf edüp hâlâ durur. Ve niçe bunun emsâli milyon mâllar bunda medfûndur. Anıniçün İsfaç kralı bir dolu kâse şarâb zehr-i nâbı nûş edüp eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 59b ·
metinde göster ·
… üş âvânları vardır ve ol kadar altun ve gümüş kebâb şişleri köşe be-köşe dayalı
durur ve
her marîzin illetine göre altun ve gümüş ve bakır tancere ta‘âm-ı gûnâ-gûn tabh …
Evvelâ her kim bu tîmârhânelerde şifâ bulursa mukaddemâ nezr etdiği eşyâları getirüp ol kadar altun ve gümüş ve bakır ve kalay suhûn ve tancere ve sînîler ve tebsiler ve şem‘dânlar var kim her tîmârhânede onar Mısır hazînesi değer altun ve gümüş âvânları vardır ve ol kadar altun ve gümüş kebâb şişleri köşe be-köşe dayalı durur ve her marîzin illetine göre altun ve gümüş ve bakır tancere ta‘âm-ı gûnâ-gûn tabh edüp hastalara bezl-i ta‘âm ederler. Kilarlarında kuş südü ve şîr-i hurmâ ve katr-i nebât-ı Hamavî misilli me’kûlât [ü] meşrûbâtılar mevcûddur. Ve eyle üstâd-ı kâmil aşbâzları var kim kaçan kral bir krala ve bir vezîre ve bir elçiye ziyâfet etse bu aşbâzlar tîmârhâneden varup ta‘âm-ı gûnâ-gûn pişirirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 63b ·
metinde göster ·
… tasında vâki‘ olmuşdur. Cümle dörd aded kapusu var, ammâ biri işler, üçü mesdûd
durur ve
meftûh olan kapu üzre Sultân Mehemmed Hân-ı Râbi‘ câmi‘i mukaddemâ bir kenîse i …
Ve bu iç hisârın etrâfında aslâ handakı yokdur, zîrâ büyük kal‘a ortasında vâki‘ olmuşdur. Cümle dörd aded kapusu var, ammâ biri işler, üçü mesdûd durur ve meftûh olan kapu üzre Sultân Mehemmed Hân-ı Râbi‘ câmi‘i mukaddemâ bir kenîse imiş hâlâ nûr-ı münevver olup ma‘bedgâh-ı müslimîndir. Bu[nun] nâzük musanna‘ nev binâ bir minâre-i serâmed-i ra‘nâsı var kim gûyâ yek pâre bir serv nahl-i mevzûndur. Ve câmi‘ üzre bir gûne musanna‘ kırmızı kiremit örtülüdür kim gûyâ sihr-âsârdır. Mezkûr âsâr-ı binâlardan mâ‘adâ bu orta hisârda gayri imâret yokdur. Hemân iç kal‘a ortası bir meydândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 86b ·
metinde göster ·
yedi yerde bu tabur-ı azîme şarampavlı sarp parmaklı ağaç kapular yapmış. Bu ta …
Ve cümle asker tarfetü'l-ayn içre küffârın taburuna çatdı. Hân hazretleri ise deryâ-misâl asker ile âheste âheste bir çapul yerden gelmede. Ammâ biz küffârı sahrâda coluguruz {râst geliriz} zann ederdik. Meğer küffâr havfinden Süd nehrine arka verüp cümle cünûd-ı anîd velîd-i pelîdiyle ol sahrâya konup üç kat handaklı bir tabur-ı azîm kazup kırk elli bin arabaların ve yigirmi bin hınto arabaların dâ’iren-mâdâr cümle kanad kanada ve tekerlek tekerleğe çitüp tabur etrâflarına arabaları dizüp cümlesin birbirlerine kalın zencîrlerle bağlayup arabaların iç yüzlerine derin handaklar kazup cümle handak toprakların dağlar gibi iç yüzlere yığup üstlerine balyemez ve şâhî topları koyup kırk yerde kûh-ı Demâvend-misâl toprakdan tabyalar ihdâs edüp durur ve yedi yerde bu tabur-ı azîme şarampavlı sarp parmaklı ağaç kapular yapmış. Bu taburun tâ ortasında bir küçük tabur-ı azîm dahi kazup anda avret ve oğlanları ve cebehâne ve mâl-ı hazâ’inleri koyup kamanup durur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 113a ·
metinde göster ·
… ser-i sa‘âdetleri yerinde destârları üzre turna cığaları ve çelenkler sokulmuş
durur. Ve
her kubbede türbedârlar mukarrerdir kim her bâr hânlar 130b ve sultânlar ve b …
Ba‘zı pâdişâhların ser-i sa‘âdetleri yerinde destârları üzre turna cığaları ve çelenkler sokulmuş durur. Ve her kubbede türbedârlar mukarrerdir kim her bâr hânlar 130b ve sultânlar ve biyim [ve] bükeçler gelüp ziyâret edüp ûd [u] amberler ihrâk etdirüp hatm-i şerîfler tilâvet olunur ziyâretgâh-ı hâss u âmdır. Rahmetullâhi aleyhim ecma‘în.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 130a–130b ·
metinde göster ·
… eşil ve sarı ve kırmızı ve mavî sırçalı gûnâ-gûn sivri kıbâbları hâlâ zeyn olup
durur. Ve
niçe yüz bin tâk-i kisrâdan nişân verir eflâke ser çekmiş tâk-ı revâk-ı tumturâ …
Bu hakîr bu harâb-âbâd-ı dünyânın bu mahallesini seyr [ü] temâşâ etmek içün on iki aded abd-i memlûklarımla pür-silâh olup şehr-i harâbın kıblesinde iki sâ‘at ba‘îd Tavse nâm bir kûh-ı bülende urûc edüp bu şehr-i harâbı temâşâ etdim. Ve bir âsitânı cihânı dutmuş hemân hüddâmlarımla sekiz yüz minâre add etdik. Meydânlarda sögele kalmışlar ve yeşil ve sarı ve kırmızı ve mavî sırçalı gûnâ-gûn sivri kıbâbları hâlâ zeyn olup durur. Ve niçe yüz bin tâk-i kisrâdan nişân verir eflâke ser çekmiş tâk-ı revâk-ı tumturâklar zeyn olup durur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 160b ·
metinde göster ·
Ve kal‘a-i Azak nehr-i Ten kenârında çâr-kûşe şekl-i murabba‘ yalın kat Şeddâdî seng-binâ kal‘a-i ra‘nâdır kim cirmi dâ’iren-mâdâr kâmil mi‘mâr arşını ile dörd bin arşındır. Kıble cânibi sehel havâleli topraklı bayır üzre yalın kat sa‘b dîvâr-ı metîndir kim yigirmi ayak enli kalın dîvârdır. Ve bu tarafı yedi kulaç derin ve elli arşın enli bir ka‘r-ı hafr-i azîm handakdır kim bu taraf dîvârları ve dahi handak altları tâ ka‘r-ı zemînde suya enince dîvârları lağım üzre durur. Ve dîvârlarının esâsları tahte's-serâya varınca su üzre ıskara rıhtım üzre temelleri kâr-ı Freng-i pür-ceng binâsıdır. Ammâ bu kal‘anın maşrık ve mağrib tarafında handakı sarpdır, zîrâ bu kal‘anın ziyâde havfi bu taraflarından olmak [ile] dîvârları sâfî rıhtım Şeddâdî on beş kulaç âlî dîvârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 184a ·
metinde göster ·
hâlâ Kırım Tatarı içre darb-i meseldir kim "Bereket Hân kılıcına uğrayasın" der …
Hulagu oğlu Abaka Hân'a bu haber gelince babası Hulagu Hân'ın bozulup üç kerre yüz bin askerinin kırıldığı intikâmın Bereket Hân'dan almak içün iki kerre yüz bin askerle vilâyet-i Kırım üzre gelmede. Kırım askeri dahi henüz İslâm ile müşerref olmuş asker Bereket Hân ile kâmil seksen bin aded güzîde İslâm askeri cezîre-i Kırım'ın Or Ağzı nâm yerinden taşra Küçük Heyhât sahrâsına çıkup Abaka Hân ile Bereket Hân devlet sınaşup bi-emri Hudâ mu‘cizât-ı Muhammedü'l-Mustafâ berekâtıyla Bereket Hân Hulagu oğlu Abaka Hân'a bir sâtûr-ı berekât-i Muhammedî urur kim Abaka'nın babası Hulagu Hân'ın Bağdâd'da Âl-i Abbâsiyân'dan Musta‘sım Billâh'a etdiğinden edüp yüz elli bin Abakay Hân Tatarı kılıçdan geçüp hâlâ üstühânları Or kal‘asından taşra Cerekli nâm mahal kurbunda püşte püşte Tatar-ı Abakay kemikleri yığılup durur. Ve hâlâ Kırım Tatarı içre darb-i meseldir kim "Bereket Hân kılıcına uğrayasın" derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 198b ·
metinde göster ·
… -i azîmleri ve niçe metîn ebrâcları ve cümle fecc-i amîk handakları ve kuyuları
durur ve
her temel taşları hammâm kubbesi-misâl râygândır.
Bânîsi ibtidâ Leka-yı bî-bekâ kral-ı dâllin binâsıdır. Bu sûr-ı üstüvârın misli bu edîm-i arzda yok imiş, ammâ İskender-i Yûnân bu kal‘ayı yedi sene döğüp âhıru'l-emr feth edüp içinde olan cümle kavm-i Mecûsîleri kırup kal‘anın dahi cemî‘i tabyaları ve burc-ı bârûların münhedim edüp cümle taşların Ağrıboz deryâsına dökdürüp hâlâ câ-be-câ kulle-i azîmleri ve niçe metîn ebrâcları ve cümle fecc-i amîk handakları ve kuyuları durur ve her temel taşları hammâm kubbesi-misâl râygândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 246b ·
metinde göster ·
… r amûdları ve gayri mermer ahcârâtları cümle bu kûh-ı bâlâdan kesildiği yerleri
durur. Ve
hâlâ niçe yüz aded kûhkenler Ferhâd-vâr mermer kesmededirler, garîb temâşâgâhdı …
Atina şehrinde her ne kadar âsâ[r-ı] binâlar var ise mermer amûdları ve gayri mermer ahcârâtları cümle bu kûh-ı bâlâdan kesildiği yerleri durur. Ve hâlâ niçe yüz aded kûhkenler Ferhâd-vâr mermer kesmededirler, garîb temâşâgâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 255b ·
metinde göster ·
… ffaları ve mihrâb tarafı tabakaları yine P 41b mevlevîhâne tarzı Q 41b üzre
durur ve
biri biri içinde hurde kubbeli gâyet musanna‘ câmi‘dir. Ve serâpâ rusâs-ı nîlgû …
Câmi‘-i Yeşil İmâret mâ-tekaddem mevlevîhâne imiş. Mahallesinde câmi‘ olmamak ile câmi‘e münkalib etmişler. Ammâ yine yan soffaları ve mihrâb tarafı tabakaları yine P 41b mevlevîhâne tarzı Q 41b üzre durur ve biri biri içinde hurde kubbeli gâyet musanna‘ câmi‘dir. Ve serâpâ rusâs-ı nîlgûn ile mestûrdur. Ve bir yeşil kâşîden yeşil zümürrüd serv-misâl minâre-i bâng-ı salâ-hânesi var. Gâyet ilm-i musîkîde üstâd-ı kâmil Dâvûdî savt-ı hazînli mü’ezzinânları var. Beyt: Y 81a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y80b–Y81a ·
metinde göster ·
… bir câmi‘ binâ olunup cümle âsârları kiremit örtülüdür. Haftada bir azîm bâzâr
durur. Ve
niçe bin âdem cem‘ olup bey‘ u şirâ edüp Süleymân Hân'a du‘â ederler. Ve ol gün …
"Bu benim otağım cirmi olan yer bu ahâlîye hafta bâzârı olmak içün dükkânlar binâ olunsun" deyü emr eder. Hâlâ yüz mikdârı kârgîr dükkânlar ve bir kubbe-i âlîli bir câmi‘ binâ olunup cümle âsârları kiremit örtülüdür. Haftada bir azîm bâzâr durur. Ve niçe bin âdem cem‘ olup bey‘ u şirâ edüp Süleymân Hân'a du‘â ederler. Ve ol gün anda kadı ve müsellim ve serdâr anda cem‘ olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y100b ·
metinde göster ·
mahkemeleri bir kayalı soffadır. Ve avretler zindanı başkadır. Ana tavâşî Arabl …
Ammâ hammâm mescidleri handak içre hâlâ durur. Ve mahkemeleri bir kayalı soffadır. Ve avretler zindanı başkadır. Ana tavâşî Arablar hidmet ederler imiş. Ve ol asırda handak içre bu binâları cümle ümmet-i Muhammed P 57a esîrleri Q 57a yapmışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y114b ·
metinde göster ·
bu mahalde liman kenârında Rodos paşası sarâyı içli taşralı fevkânî sarây-ı âlî …
Ve bu Kadırga limanı taşrasında yine poyraz cânibine bir kat azîm liman dahi vardır. Ammâ anda kadırga yatamaz, zîrâ ağzı poyraza ve yıldıza açıkdır, kom gelir. Ammâ kalyon ve şayka bir demir üzre yatır. Ve Kadırga limanına bu limandan girilir. Kadırga limanına bu liman siper olmuşdur. Ve bu limanların bu tarafı ağzında Mendirek kal‘asına mukâbil birer kulle-i metîn vardır. Ve bu Kadırga limanı beş yüz pâre gemi alur ve taşra liman bin pâre gemi alur. Ammâ sehel açıkdır. Ve bu limanlar Rodos kal‘asının poyraz cânibine vâki‘ olmuş koltuk limandır ve gâyet meşhûr-ı âfâk limanlardır. Ve bu Kadırga limanında Tershâne gözlerinde Süleymân Şâh'ın bindiği Yeşil Melek kadırgası felenkler üzre karada durur. Ve bu mahalde liman kenârında Rodos paşası sarâyı içli taşralı fevkânî sarây-ı âlîdir ve kurbunda Tershâne mühimmâtı ile leb-ber-leb mahzenler vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y117a ·
metinde göster ·
… rından ol mâ’ideden râhibler teberrüken ve teyemmünen tuc sandûklar içre mahfûz
durur. Ve
mâ’ide ile nâzil Y 220b olan kılâye ve sofra andadır muhakkak. Zîrâ bu Rûm ka …
Deyr-i Hayhûn nâm bir manastır vardır. Hâlâ içinde ruhbânları vardır. Hazret-i Îsâ bunda ibâdet etdüği bir deyr-i atîkdir. Hazret-i Îsâ'ya bunda mâ’ide nâzil olup on iki havâriyyûnları ile tenâvül ederlermiş. Hâlâ bu deyrin mağâralarından ol mâ’ideden râhibler teberrüken ve teyemmünen tuc sandûklar içre mahfûz durur. Ve mâ’ide ile nâzil Y 220b olan kılâye ve sofra andadır muhakkak. Zîrâ bu Rûm kavmi Hazret-i Îsâ cemî‘i eşyâsın hıfz edüp sâ’ir ahvâlât mu‘cizelerin tahrîr etmişlerdir. Ve yine Ayn-ı Selvân'ın şarkında,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y220a–Y220b ·
metinde göster ·
… ahalde bir gâr-ı azîme içre âsûdedir. Ammâ hâlâ hurmâ lîfi kefeniyle ter ü tâze
durur. Ve
bu gâr içre Hazret-i Îsâ bir nahl dikmiş. Ol ân âye[t]Arapça vermiş ammâ yak …
Ziyâret-i Hazret-i Melik Rac‘îm ibn Hazret-i Süleymân aleyhisselâm: Rûm kavmine on yedi sene pâdişâh olup bu mahalde bir gâr-ı azîme içre âsûdedir. Ammâ hâlâ hurmâ lîfi kefeniyle ter ü tâze durur. Ve bu gâr içre Hazret-i Îsâ bir nahl dikmiş. Ol ân âye[t]Arapça vermiş ammâ yakın zamânlarda kurumuş. Zîrâ gâr içinde kesb-i havâ etmez. Ve kasîrü'l-kâme bir nahl-i cesîmdir. Hâlâ kökü ile vücûdu kalmış.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y227b ·
metinde göster ·
… üzre bir mücevher altun tepsi içinde Hazret-i Yahyâ'nın ser-i sa‘âdetleri âsûde
durur ve
müvâcehe-i şerîflerinde bir mücevher kandîl şu‘ledâr var. Bunları gördükde Timu …
"Pâdişâhım Y 242b bu mel‘ûn Yezîdîler'in sebebiyle câmi‘-i Ümeyye içinde Hazret-i Yahyâ bile yandı. Amân pâdişâhım şu âteşi teskîn edelim. Amân cığı" deyince deryâ-misâl cünûd-ı Tatar der-akab lâşe-i murdâr-ı Yezîdî'den derûn-ı câmi‘i mülevvesâtdan tathîr edüp niçe bin şîşe gülâblar nisâr edüp müşk ü ûd ve amber-i hâm ihrâk edüp Hazret-i Yahyâ'nın kabr-i şerîfin açup on yedi kademe taş nerdübân ile zîr-i zemîne enüp bir kubbe-i pür-envâr içinde bir âdem kaddi sommâkî amûd üzre bir mücevher altun tepsi içinde Hazret-i Yahyâ'nın ser-i sa‘âdetleri âsûde durur ve müvâcehe-i şerîflerinde bir mücevher kandîl şu‘ledâr var. Bunları gördükde Timur şâh yüzün yere sürüp ibâdet eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y242a–Y242b ·
metinde göster ·
Ba‘dehu ol mezkûr nerdübânı çeküp yine âb-ı Zemzem yanına korlar. Dâ’imâ anda
durur. Ve
Beyt-i şerîfin üzeri (---) ile mestûr cümle barân-ı rahmeti Altun oluğa dâhil o …
Ba‘dehu ol mezkûr nerdübânı çeküp yine âb-ı Zemzem yanına korlar. Dâ’imâ anda durur. Ve Beyt-i şerîfin üzeri (---) ile mestûr cümle barân-ı rahmeti Altun oluğa dâhil olup ol mîzâb-ı rahmetden Hatîm içine cereyân etdüği mahalde Hazret-i Risâlet-penâh'ın imâmet edüp secde etdikleri mahal ki ser-i sa‘âdetleri nişân etmiş seccâde-misâl çâr-kûşe yeşil sommâkî döşeli taş mihrâb üzre mîzâb-ı rahmetden nüzûl eden bârân-ı rahmet bu secde taşı üzre dökülür. Cânib-i erba‘ası mezkûr Hatîm dîvârıdır. Beş yüz âdem alur bir müdevver dîvârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y343a ·
metinde göster ·
… ndüye mahsûs olan hâs tavlası ıstablıdır kim küheyl kısraklar iç ağaları içinde
durur. Ve
cümle yigirmi nefer merâtib sâhibleri iç ağaları bu mahalde olur. Hazînedâr ve …
Ammâ iç ağaları içinde bir vâsi‘ meydân vardır. Cümle iç ağaları anda cirid ve at ve mızrak ve kılıc ve tîrkeş ve tüfeng ve kalkan ve matrakbâzlık ta‘lîm ederler. Bu meydânın cânib-i erba‘ası ikişer üçer tabaka iç ağaları odalarıdır. Cümle revzenleri havlıya nâzırdır. Altları paşanın kendüye mahsûs olan hâs tavlası ıstablıdır kim küheyl kısraklar iç ağaları içinde durur. Ve cümle yigirmi nefer merâtib sâhibleri iç ağaları bu mahalde olur. Hazînedâr ve mühürdâr dahi bu mahalde olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y81b ·
metinde göster ·
… durur. Paşa sarâyı kal‘asının cümle miftâhları bevvâblarda ve paşa kethudâsında
durur. Ve
Mısır'ın cümle iç kal‘ası beyân olundu, ammâ,
Bu mahalde iç kal‘a ve paşa sarâyı kal‘ası ve Kara Meydân kal‘ası cümle tamâm oldu. Ammâ tahrîr etdiğimiz hisâb cümle kal‘a on sekiz kat bölme hisârdır. Ve bâlâda tahrîr olunduğu üzre sagîr ü kebîr yetmiş demir kapudur. Her gece mesdûd olup kuş uçmaz. Yeniçeri iç kal‘ası kapularının miftâhları yeniçeri ağasında durur. Azebler kapularının miftâhları azebler ağasında durur. Paşa sarâyı kal‘asının cümle miftâhları bevvâblarda ve paşa kethudâsında durur. Ve Mısır'ın cümle iç kal‘ası beyân olundu, ammâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y84b ·
metinde göster ·
… enleri ve mazgal delikleri ve bevvâbları vardır. Miftâhları mahalle imâmlarında
durur. Ve
Bâb-ı Bahir'den bâğçeler kenârınca bin adım gidüp,
Bâbü'l-Bahir: Bu dahi iki kat garba nâzır demir kapulardır ve kaddi on arşın bâlâdır. Bu mahalde kal‘a dîvârı evler ve bâğ u bâğçeler içre gâ’ib olup şehri hakîr şehir kenârınca adımladım. Ammâ yine şehrin etrâfında mahalle kapuları vardır, üstlerinde kal‘a bedenleri ve mazgal delikleri ve bevvâbları vardır. Miftâhları mahalle imâmlarında durur. Ve Bâb-ı Bahir'den bâğçeler kenârınca bin adım gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y86b ·
metinde göster ·
… cümmeyz ağaçları vardır. Lâkin bu câmi‘in cemâ‘ati azdır. Kapusu dâ’imâ mesdûd
durur. Ve
buna karîb,
Tahtânîdir ve gâyet musanna‘ câmi‘-i atîkdir. Hareminde azîm cümmeyz ağaçları vardır. Lâkin bu câmi‘in cemâ‘ati azdır. Kapusu dâ’imâ mesdûd durur. Ve buna karîb,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y103b ·
metinde göster ·
… d üzre şehir subaşısının bir büyük müzeyyen ü münakkaş kayığı toprak üzre âmâde
durur. Ve
muhtesib ağası bu mahalde iki bin kelle sükker-i mî‘âd ve iki bin katr-ı nebât …
Bu halîci tathîr Q 214a eden ağaya külfe ve on bin para ücret-i kademin verüp itmâm olunca Bâb-ı Nâsır mahkemesinde sicille kayd olup mezkûr ağa yedine hüccet-i şer‘iyye alup paşaya verüp artık Nîl kesimi alayları tedârikleri görülür. Ve bu mahallerde Nîl-i mübârek dahi on altı ve on yedi zirâ‘ olduğu mahaldir kim Nîl kesimi olacak yerde Ebü'l-mencâ cisri vardır, halîci tathîr eden ağa mezkûr cisir dibinde Nîl cereyân etmesin deyü bir toprak bend alıkor, ol bend üzre şehir subaşısının bir büyük müzeyyen ü münakkaş kayığı toprak üzre âmâde durur. Ve muhtesib ağası bu mahalde iki bin kelle sükker-i mî‘âd ve iki bin katr-ı nebât ve niçe bin batman meyve ve yetmiş seksen deve yükü beyâz hâs ekmek dağlar gibi yığılır. Ve me’kûlât [u] meşrûbâtın envâ‘ın Hudâ bilür. Bunları muhtesib ağa cümle paşa kîsesinden âmâde eder. Ve subaşı altı yedi yüz tevâbi‘iyle bu me’kûlât [u] meşrûbâtları muhâfaza eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y150b ·
metinde göster ·
… ryâ-misâl asker iki şak olup bir tarafa azebistân ve yeniçeriyân dizilüp selâma
durur ve
bir tarafa yedi bölük atlı sipâhiyânı kat-ender-kat zer-ender-zer olup pür-silâ …
Ve emîrü'l-hac bu kadar alay ile mehterhânesin çalarak nümâyân olunca Kara Meydân içinde olan deryâ-misâl asker iki şak olup bir tarafa azebistân ve yeniçeriyân dizilüp selâma durur ve bir tarafa yedi bölük atlı sipâhiyânı kat-ender-kat zer-ender-zer olup pür-silâh esb-i hor hor üzre cıdaları ellerinde emîr-i hac selâmına muntazır olup emîrü'l-hac dahi alay ile bu iki askerin miyânından güzer ederek iki cânibine selâm verüp mehterhânesin döğerek paşanın otağında nüzûl edüp cümle emîrânın üzerlerine tasaddur edüp karâr eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y200a ·
metinde göster ·
… e’îsi dâ’imâ boğaz ağzında küçük kayıklar ile elinde sırıklar ile deryâyı ölçer
durur. Ve
ba‘zı yerlere kabakları ipler ile bağlayup bırağır, hîn-i mahalde gemileri ol m …
Eğer bir firkate ve kalyon ve şayka Reşîd'e girüp çıkmak dilese liman re’îsi izni olmayınca girüp çıkmağa kâdir değildir. Gâyet müşkil boğazdır, her sene niçe gemi helâk olur. Ammâ liman re’îsi dâ’imâ boğaz ağzında küçük kayıklar ile elinde sırıklar ile deryâyı ölçer durur. Ve ba‘zı yerlere kabakları ipler ile bağlayup bırağır, hîn-i mahalde gemileri ol mahalden geçirirler. Eğer liman re’îsi bir gemiye kulağız alup geçirirken gemi gark olsa şer‘an liman re’îsine zamân lâzım gelir, kânûn-ı kadîm budur. Anıniçün liman re’îsi her âyende vü revende gemiden kırkar ve ellişer guruş alır. Ve liman re’îsi dahi Mısır paşasına bin guruş küşûfiyye verüp her sene berâtın tecdîd ederler. Ve bu kulağuz bir nesildir, gayrı kimesneler bilmez.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y336a ·
metinde göster ·
… e elli aded dükkânı ve dörd kahvesi var. Her cum‘a cem‘iyyet-i azîm olup bâzârı
durur. Ve
bunun civârında,
Garbiyye tahtı olan Mahalle-i kebîr hükmünde yüz elli akçe kazâdır. Mahalle kadısına arpalık ihsân olunur. Kırk pâre ma‘mûr kurâları var. Senevî dörd kîse mahsûl hâsıl olup nâ’ib zabt eder iltizâmdır. Cümle bin yedi yüz hâne ve yedi mihrâbdır. Bir ulu câmi‘i var, üç tabaka minârelidir. Elli mescidi ve bir medresesi ve elli aded dükkânı ve dörd kahvesi var. Her cum‘a cem‘iyyet-i azîm olup bâzârı durur. Ve bunun civârında,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y352a ·
metinde göster ·
Habeş bu mahalle on yedi konak karîbdir. Ve bu şehirde gece ve gündüz berâberdi …
Bu kal‘aya tâbi‘ re‘âyâları kırk elli bin kara saçlı esvedü'l-vech âdemlerdir. Ve cümle uryânlardır, ancak avret yerleri mestûrdur. Lâkin gâyet musallî kavmdir. İki câmi‘i ve yedi zâviyesi ve altı kahvehâne ve altı bozahânesi var. Çârsû-yı bâzârdan alâmet yokdur, lâkin haftada bir kal‘a hâricinde azîm bâzâr durur. Ve Habeş bu mahalle on yedi konak karîbdir. Ve bu şehirde gece ve gündüz berâberdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y396a ·
metinde göster ·