… îk köhne kocalar ile sohbet-i hâs edüp her birinden bir hisse hâsıl edüp mahsûl
dururdu
.
Ve selâse gecesi İslâmbol'un yetmiş tâsdan geçme ve bin çemberden geçmiş cihânı çekmiş çevirmiş atîk köhne kocalar ile sohbet-i hâs edüp her birinden bir hisse hâsıl edüp mahsûl dururdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 73a ·
metinde göster ·
… süd üleşdirüp cümle halk südden müstağnî olup yine mecur ke'l-evvel leb-ber-leb
dururdu
. Cenâb-ı izzet tâ bu mertebe berekât-ı Halîl vermiş idi.
Esnâf-ı cibn-i hâlûmiyân ya‘nî peynirciyân: Kârhâne 400, neferât 500, bunların pîri Hazret-i İbrâhîm, Haleb'de sâkin iken bir beyâz ineği var idi. Ana Sevrü'ş-Şehb derlerdi, anı sağup südün yoğurd ve kaymak ve tereyağı ve kaşkaval peyniri ve teleme peyniri ve kesme peyniri yapup müsâfirlerine yedirüp ikrâm ederdi. Ol beyâz inek sebebiyle Haleb'e Halebü'ş-Şehbâ derler, haleb sağıma, şehb beyâza derler ya‘nî sağılmış beyâz inek şehri demekdir. Hâlâ Hazret-i İbrâhîm'in ol beyâz ineğin südün sağup cemî‘i fukarâya bezl etdüği süd mecuru Haleb'in iç kal‘asındaki câmi‘ içinde makâm-ı İbrâhîm olan minberin altında durur bir taş mecur teknedir. Bu tekne içinden cemî‘i halka süd üleşdirüp cümle halk südden müstağnî olup yine mecur ke'l-evvel leb-ber-leb dururdu. Cenâb-ı izzet tâ bu mertebe berekât-ı Halîl vermiş idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 167b ·
metinde göster ·
… p biz Erzurûm'a vardığımızda hakîrin kapusu önünde kanı dahi pıhtı gibi uyuşmuş
dururdu
. Zîrâ bizim müsellemimiz varduğu mahalde Silâhdâr Süleymân Paşa, Abaza'yı katl …
Hikmet-i Hudâ Murâd Hân, kula rağmen katl etmeyüp bir gîce Cezâyire firâr etdirir (---). Sene (---) mürûr edüp bu bizim Erzurûm'u aldığımız mahalde Abaza Paşa Erzurûm'a Acem'den gelüp yine Erzurûm'da başına haşerât cem‘ olup isyân murâd edüp fermân-ı şehriyâr ile katl olunup biz Erzurûm'a vardığımızda hakîrin kapusu önünde kanı dahi pıhtı gibi uyuşmuş dururdu. Zîrâ bizim müsellemimiz varduğu mahalde Silâhdâr Süleymân Paşa, Abaza'yı katl etmişdi. Bundan murâd [u] merâm ya‘nî Erzurûm-ı pür-gumûm böyle bir metin hisâr-ı şumdur kim hasretü'l-mülûk olup celâlîler dâr-ı karârı olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 286a ·
metinde göster ·
Bu gûnâ-gûn re’y-i tedbîr ile asker-i İslâm cenge âmâde Celâlîler tarafından çaşıtlar gelüp "İşte âsîler Kayışbınarı nâm mahalle geldiler. Yarın elbette cenk ederler" deyü haber gelince Sadr-ı a‘zâm Kara Murâd Paşa kırk bin tüfenk-endâz yeniçeriyâna ve sâ’ir yedi bölük askerine ve a‘yânına ve ser-i kârda olan iş erlerine niçe yüz va‘de-i kerîmeler edüp Novali'den Bosna ve Arnavudluk'dan on bin benâm, fitoz, şehbâz, bahâdır serdengeçdi yiğit ile Hazret-i Risâlet-penâhın alem-i şerîfiyle cenk meydânına çıkup Çarkacı Defterdârzâde Mehemmed Paşa ensesine kafadâr dururdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 32a ·
metinde göster ·
… eden bir ferd girmege kâdir olmayup niçe sene bâbı mesdûd olup hâlî ve mu‘attal
dururdu
.
Ve medrese-i Kemâl Paşazâde; bu medresede bir hücreyi ecinne zâbt edüp ferd-i âferîdeden bir ferd girmege kâdir olmayup niçe sene bâbı mesdûd olup hâlî ve mu‘attal dururdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 157a ·
metinde göster ·
… eyerân eden seng-i tahhâna ol âdem "Yûnus Nebî hakkiyçün dur!" dese bi-emrillah
dururdu
. Ve yine ulbe-i âsiyâba gendüm koyup "Yûnus Nebî aşkına deverân eyle!" deseler …
Nitekim Hazret-i Yûnus aleyhi's-selâm hayâtda idi, susuz deverân edüp gice ve gündüz yüz elli tağar gendümü kendi kendinden öğüdüp dakîk-i rakîk hâsıl ederdi. Hâlâ cemî‘i değirmânın enkâz-ı bisâtları Diyârbekir kal‘asının siyâh taşı gibi esved-gûn seng-i hârâlardan çarhları ve fili ve milleri ve dollâbları ve göze ve revzeleri ve tahtânî ve fevkânî taşları cümle seng-i hârâdan enkâzlardır kim ne âteşe yanar ve ne kırılır ve ne fenâ bulur. Bir gûne seng-i hârâdır kim gûyâ Diyârbekir kal‘ası taşıdır. Niçe yüz sene deverân edüp niçe kerre yüz bin âdem ol âsiyâb-ı bî-mâdan intifâ‘ görürlerdi. Ba‘zı âdemin gendümi âsiyâb içre kalmasa hemvâre deverân ü seyerân eden seng-i tahhâna ol âdem "Yûnus Nebî hakkiyçün dur!" dese bi-emrillah dururdu. Ve yine ulbe-i âsiyâba gendüm koyup "Yûnus Nebî aşkına deverân eyle!" deseler hemân bi-emri Hudâ tahhânın seng-i âlîsi ve süflîsi deverân ederdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 375a ·
metinde göster ·
… bülh çelebi idi. Melek Paşa ile görüşmek oldukda hemân samûd abdâlı gibi epsem
dururdu
. Tâ bu mertebe bir Oğuzcakdır kim müddet-i medîd ömrlerinde kendü pâbûşların bi …
Veysî Çelebi eyitdi: "İnşâ’allâh sultânım bu necîb ve reşîd ma‘sûmdan çok ma‘nâ zâhir olup makbûl-i dü-cihân ola" deyü hayır du‘âlar edüp hamd-i Hudâ anların da hüsn-i nazarlarına nâ’il olup, elli seneden sonra şimdi Melek Ahmed Paşa efendimizle Bosnasarâyı mansıbından ma‘zûl olup Rûmeli mansıbına gelirken bu Üsküb nevâhîlerinden Kaçanik nâm kasabaya geldikde Veysîzâde Çelebi ile görüşmek müyesser olmuşdur, ammâ Cenâb-ı Bârî kadirdir kim bu Çelebi'nin pederi Veysî Efendi her ne kadar cihân-ârâ mütebahhirînden füsehâ-yı bulegâ-yı erbâb-ı ma‘ârifden fuzelâ-yı dehr kimesne ise oğlu Çelebi Efendi'nin o kadar aksi bir kelâma kâdir değil, gûyâ mecâzibûndan bir oğuz bülh çelebi idi. Melek Paşa ile görüşmek oldukda hemân samûd abdâlı gibi epsem dururdu. Tâ bu mertebe bir Oğuzcakdır kim müddet-i medîd ömrlerinde kendü pâbûşların bilmek ihtimâli yokdur. Hattâ bir ayağına na‘lın ve bir ayağına 172b çizme geyüp gezer ve gâhîce bir yanına sarı ve bir yanına kırmızı papuç geyüp "Bu şey benim kaydımda(?) olmamışdır" ve selâm verseler, "Ya ben ne diyeyim?" deyü yanındaki huddâmlarına su’âl eder ve ismini su’âl edenlere rub‘ sâ‘atde cevâb verir, ammâ yine ulemâ şeklinde pâk libâslar ile mülebbes bir vecîhü'l-manzar ve müşekkel ak sakallı çelebidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 172a–172b ·
metinde göster ·
… eng etmek içün bu Eski Tabur yerin yeniden handak-ı azîm kazup cenge âmâde olup
dururdu
. Gâzî Seydî'nin deryâ-misâl asker ile geldiğin Rakofçi la‘în istimâ‘ edüp karâr …
Bu mahalde Rakofçi Kral, Seydî Ahmed Paşa ile ceng etmek içün bu Eski Tabur yerin yeniden handak-ı azîm kazup cenge âmâde olup dururdu. Gâzî Seydî'nin deryâ-misâl asker ile geldiğin Rakofçi la‘în istimâ‘ edüp karârı firâra mübeddel olup licâm-ı mahabbetin Demirkapu'dan içeride çekip anda dahi havfından bir tabur-ı azîm kazdı. Ve bu mahalde sa‘âdetlü padişâhdan bir haseki ağa ile hatt-ı şerîf gelüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 2a ·
metinde göster ·
… sene odası içre tâbûtu 46b başı üstünde yüklükde bir servî tahtasından tâbûtu
dururdu
.
Akrabâmız olmağile bizzât kendüleri lisânından istimâ‘ edüp nakl ederiz. Bu peder-i büzürgvâr bir pîr-i fânî idi kim "Bugün, yarın merhûm olurum" deyü Tophâne kurbunda Fındıklı kasabasındaki yalısı hânesinde kırk yedi sene odası içre tâbûtu 46b başı üstünde yüklükde bir servî tahtasından tâbûtu dururdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 46a–46b ·
metinde göster ·
… ordularına ve bâğ u bâğçelere girenlere aslâ bir top u tüfeng atmayup hâmûş-bâş
dururdu
.
Hemân ol ân cânib-i erba‘aya karavular kat-ender-kat fermân-ı sâhib-kırân olup herkes kollu kollarında kanûn-ı Âl-i Osmân üzre meks etdiler. Kal‘a-i Uyvar ise bir sahrâ-yı bî-pâyânın ortasında havâlesiz bir zemîn-i çemenzârda sedd-i İskender-mânend bir kal‘a-i ser-bülend beyâz kuğu gibi altı aded sedd-i Kahkahâ tabyaların ve cümle dîvârın niçe bin haçlı peykerleriyle zeyn olmuş durup aslâ ve kat‘â Sadrıa‘zam alaylarına ve ordularına ve bâğ u bâğçelere girenlere aslâ bir top u tüfeng atmayup hâmûş-bâş dururdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 108a ·
metinde göster ·
… ü dörd yüz aded hâneleri ve kenîseleri ve cânib-i garba demir kapusu cümle amâr
dururdu
. Hemân bu mahalle Sadrıa‘zam sa‘âdetle gelüp meks etdikde dağlar içinden kal‘a …
Der-beyân-ı eşkâl-i kal‘a-i Diregel: Ve Diregey dahi derler. Evc-i âsumâna berâber bir topraklı püşte-i âlî üzre şekl-i muhammes kârgîr seng-tırâş bir kal‘a-i savaşdır. İçinde tahta örtülü dörd yüz aded hâneleri ve kenîseleri ve cânib-i garba demir kapusu cümle amâr dururdu. Hemân bu mahalle Sadrıa‘zam sa‘âdetle gelüp meks etdikde dağlar içinden kal‘a küffârları amân deyü gelüp yine kal‘aları kendülere ihsân olunup Çanad sancağı beği askeriyle kal‘aların amâr etmeğe fermânlar alup gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 134a ·
metinde göster ·
… kal‘anın aslâ haberi olmamış. Biz vardığımız zamân henüz kal‘a dürr-i beyz-âsâ
dururdu
.
Hattâ Sadrıa‘zam varmazdan mukaddem Kaplan Paşa bu kal‘aya üç yerden lağımlar işledüp atmış, kal‘anın aslâ haberi olmamış. Biz vardığımız zamân henüz kal‘a dürr-i beyz-âsâ dururdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 135a ·
metinde göster ·
… m top güllelerimize râst gelüp kal‘a içre şehîd olup dahi ayaklarında demirleri
dururdu
. Hem esîr ve hem Hürr-i şehîd yiğitleri defn etdiler.
Ve bu su kuyusu kurbunda bir esîr zindânı var, çâh-ı cahîmden nişân verir. İçinden yüz yetmiş aded ümmet-i Muhammed esîriyle kırk aded küffâr mücrimleri çıkup küffârları âzâd edüp cümle ibâdullâhı sapan kemendler ile gücile zindândan çıkarup cümlesi îd-i adhâ etdiler. Çoğu kavm-i Tatar idi, her biri sıla-i rahmlerine gitdiler. Ve beş yiğit dahi ceng mahallinde bizim top güllelerimize râst gelüp kal‘a içre şehîd olup dahi ayaklarında demirleri dururdu. Hem esîr ve hem Hürr-i şehîd yiğitleri defn etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 135b ·
metinde göster ·
Bu kal‘a dest-i İslâm'da iken bir küçücük hammâmı var imiş, mu‘attal
dururdu
. Hammâmı ve câmi‘i ve kal‘ayı ve cümle büyûtları asker-i İslâm amâra başlayup k …
Bu kal‘a dest-i İslâm'da iken bir küçücük hammâmı var imiş, mu‘attal dururdu. Hammâmı ve câmi‘i ve kal‘ayı ve cümle büyûtları asker-i İslâm amâra başlayup kal‘anın aşağısındaki fezâ-yı vâsi‘de tâ nehr-i İpol'a varınca bir varoş-ı azîmi var imiş, Kaplan Paşa câ-be-câ harâb etmiş. Bu varoşun beş bin kadar re‘âyâsı gelüp mutî‘ u münkâd olup bir hafta içinde asâkir-i Âl-i Osmân bu varoşa üşüp eyle amâr etdiler kim ta‘bîr olunmaz. Hattâ cümle handakın gayyâ-misâl kazup iki yerden cisirli kapular edüp dâ’iren-mâdâr on bin adım bir varoş-ı azîm çevirdiler kim palanka dîvârları üzre arabalar gezmek mümkündür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 135b ·
metinde göster ·
… k. Bu kal‘a-i İşlos bir sahrânın orta yerinde kûh-ı Demâvend-misâl metânet üzre
dururdu
. Ve bir varoş-ı azîmi cânib-i şarkîsinde berk urup yayılmış dururdu. Hayli mesâ …
Evvel ve âhir Nemse kralının hükmünde sahrâsında bir hıyâbân ormanistân içre meks edüp ormandan taşra bir âdemimizi taşra çıkarmadık, zîrâ küffâr leşkerine çok râst gelir olduk. Bu kal‘a-i İşlos bir sahrânın orta yerinde kûh-ı Demâvend-misâl metânet üzre dururdu. Ve bir varoş-ı azîmi cânib-i şarkîsinde berk urup yayılmış dururdu. Hayli mesâfe-i ba‘îdeden seyr etdik. Bu kal‘adan bize yedi pâre top atıldı. Esîrlerden su’âl etdik,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 5b ·
metinde göster ·
… etânet üzre dururdu. Ve bir varoş-ı azîmi cânib-i şarkîsinde berk urup yayılmış
dururdu
. Hayli mesâfe-i ba‘îdeden seyr etdik. Bu kal‘adan bize yedi pâre top atıldı. Es …
Evvel ve âhir Nemse kralının hükmünde sahrâsında bir hıyâbân ormanistân içre meks edüp ormandan taşra bir âdemimizi taşra çıkarmadık, zîrâ küffâr leşkerine çok râst gelir olduk. Bu kal‘a-i İşlos bir sahrânın orta yerinde kûh-ı Demâvend-misâl metânet üzre dururdu. Ve bir varoş-ı azîmi cânib-i şarkîsinde berk urup yayılmış dururdu. Hayli mesâfe-i ba‘îdeden seyr etdik. Bu kal‘adan bize yedi pâre top atıldı. Esîrlerden su’âl etdik,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 5b ·
metinde göster ·
… mesâfe-i ba‘îdede kal‘a-i Ni‘met-Uğvar nümâyân olup beyâz ejder-i heft-ser gibi
dururdu
.
Takdîr-i Hudâ bu menzilde nehr-i Raba'nın iki tarafı topraklı uçurum yarlar olup bir âlî püşte başından nehr-i Raba'nın cânib-i garbında üç sâ‘at mikdâr mesâfe-i ba‘îdede kal‘a-i Ni‘met-Uğvar nümâyân olup beyâz ejder-i heft-ser gibi dururdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 18a ·
metinde göster ·
… i, ammâ Vezîr-i a‘zam henüz Raba suyun geçmeyüp dahi dip alay ile karşu tarafda
dururdu
.
Ammâ kalb-i askerde hemân Sadrıa‘zamın on bin aded güzîde Hırvad ve Arnavud ve Boşnak yiğitlerinden sekbân ve sarıca arı ve gayri bahâdırânları var idi ve yigirmi bin kadar dahi gayri tüfengli ve yeniçeriler var idi, ammâ Vezîr-i a‘zam henüz Raba suyun geçmeyüp dahi dip alay ile karşu tarafda dururdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 20a ·
metinde göster ·
Ammâ mukaddemâ bu gorona tâc dâ’imâ Pojon kal‘asında dururdu. Sene 1073 târîhinde Sultân Mehemmed Hân-ı Râbi‘ asrında Serdâr-ı mu‘azzam Köpürlüzâde Fâzıl Vezîr Ahmed Paşa Uyvar kal‘asın feth etdikde tâc duran Pojon {kal‘ası} kal‘a-i Uyvar'a karîb ve Uyva[r] hâkinde olmak {ile} küffârlar havflerinden tâcı Beç'den altı konak içeri Prak kal‘asına götürüp şimdi bu elçi paşa dîvânı galebesi olunca tâcı Prak'dan getirdüp kendü dîvânhânesinde tahtının üstünde bir kemercik altında on sekiz aded cevâhirli altun zencîrler ile asılı durur şekillidir, ammâ yine aşağa kenâreleri kemerin [d]îvârı üzre durur, ammâ taşra dîvânhâneden içeri kral yanına gelen âdem kral tâcı geymiş zann olunur. Tâ bu mertebe kralın başı üzre durur tâcdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 67b ·
metinde göster ·
… al‘a-i üstüvâr olur. İki yüz yerde hemân dağlar gibi kırmızı tula pişirüp âmâde
dururdu
. Bu kal‘a cümle tuladan olsa gerek. Bu kal‘anın üssü hafirlerin seyr-i temâşâ e …
"Düşman bu kal‘ayı muhâsara ederse bu kal‘a şu resimde gerek, böyle gerek şöyle gerek" deyü müşâvereler ile şekl-i müsebba‘, ya‘nî yedi köşe bir temel kazmağa elli bin re‘âyâ cem‘ olup ibtidâ ipler ile kal‘anın zemînin tarh edüp andan taşra handakları ve tabyaları ve kapuların tarh ederken azîm temâşâlar edüp temelleri kazdıklarının tozu ve toprağı eflâke peyveste olup hafirler kazarlardı. İçinde henüz dahi imâretden bir ev yok idi, ancak Tuna kenârında beş bin kadar soltat olacak sazdan ve kamışdan odalar ve azîm toprak tabyaları müfîd [ü] muhtasar yapup kırk elli pâre toplar koyup mukaddemâ ma‘mûr olan gümrükhâne köy bu kal‘aya varoş kalmış olur, ammâ eğer bu kal‘a itmâm bulursa gâyetü'l-gâye metîn kal‘a-i üstüvâr olur. İki yüz yerde hemân dağlar gibi kırmızı tula pişirüp âmâde dururdu. Bu kal‘a cümle tuladan olsa gerek. Bu kal‘anın üssü hafirlerin seyr-i temâşâ edüp yine şimâl tarafına sahrâlar ve ma‘mûr [u] âbâdân kurâlar içre 3 sâ‘atde gidüp, 74a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 73b–74a ·
metinde göster ·
… r yedi aded varoş-ı azîmleri olup her birinde birer gün âdem deryâsı olup bâzâr
dururdu
. Hâlâ ol zamândan berü bu bâzâr kal‘a önündeki meydânda her gün durmak âdet-i k …
Kal‘anın cânib-i erba‘asında bâğ-ı İremden nişân verir yedi aded varoş-ı azîmleri olup her birinde birer gün âdem deryâsı olup bâzâr dururdu. Hâlâ ol zamândan berü bu bâzâr kal‘a önündeki meydânda her gün durmak âdet-i kadîme olup cümle re‘âyâ vü berâyâ mahbûbe kızlar ve mahbûbe kâlim avretler gizlice esbâbların bu bâzâra getirüp fürûht ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 86b ·
metinde göster ·
… 'dan Bâyezîd Hân'a mutî‘ olup bir evlâdın rehin verüp Yedikulle'de göz hapsinde
dururdu
.
Hattâ Eflak'ı yedinci bozuşunda Tatar askeri Eflak küffârıyla bile idi, zîrâ ol asırda dahi Tatar hânlar Âl-i Osmân'a mutî‘ münkâd değiller idi. Tâ Sultân Bâyezîd-i Velî asrında Kili ve Akkirmân ve Kefe kal‘aların feth ederken Mengli Geray Hân Âl-i Osmân'dan Bâyezîd Hân'a mutî‘ olup bir evlâdın rehin verüp Yedikulle'de göz hapsinde dururdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 100a ·
metinde göster ·
… isân-ı Tatarca araba yolu demekdir. Bu mahalde Şâhîn Geray Hân bir tabur kazmış
dururdu
. Meğer Hân hazretleri kâfiristânı urmağa gitdikde Kırım vilâyeti boşdur deyü fi …
Lisân-ı Tatarca araba yolu demekdir. Bu mahalde Şâhîn Geray Hân bir tabur kazmış dururdu. Meğer Hân hazretleri kâfiristânı urmağa gitdikde Kırım vilâyeti boşdur deyü fi'l-hâl Sirge Kazağı'ndan ve Berabaş Kazağı ve Andirya Kazağı ve Zaporoska Kazaklarından yedi hatmanla on bin Kazak ve iki bin Kalmık Tatarı kefereleri Kazak ile bir olup Kırım'ı urmak içün bu mahalle gelüp kapanırlar. Hikmet-i Hudâ bu kâfir[ler] Kırım'da Or kal‘asına gitmek sadedinde iken Hân askerinin atları eşkincilerin görünce tarfetü'l-ayn içre tabur içre kamanup biz dahi asker-i deryâ-misâl ile tabur etrâfında meks edüp Hân-ı âlîcâh cümle karaşı kartlar ve Şîrînli ve Mansûrlularla müşâvere edüp ale'l-ittifâk cenge âheng etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 117a ·
metinde göster ·
… böyle olmuşdur kim bir ayda nehr-i Kuban gibi bahr-i azîm bir ok boyu buz dutup
dururdu
, ammâ bi-emrillâhi te‘âlâ Maskov vilâyetinde olan nehr-i Edil ve nehr-i Cayık b …
Ammâ alimallâh ve şehidallâh ve kefâ billâhi {şehîden} Muhammedün Resûlullâh yemîni ile böyle olmuşdur kim bir ayda nehr-i Kuban gibi bahr-i azîm bir ok boyu buz dutup dururdu, ammâ bi-emrillâhi te‘âlâ Maskov vilâyetinde olan nehr-i Edil ve nehr-i Cayık buzları gibi mücellâ billûr gibi buz değil idi. Ba‘zı yerleri kumlu ve siyâh çamurlu kalın buz idi. Lâkin ba‘zı yerleri yine mücellâ idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 193a ·
metinde göster ·
… ] iki bölüğü meterise girilmiş kal‘adır. İki tarafdaki deryâsı hod emîn ü sâlim
dururdu
.
Ya‘nî me’âl-i kelâm, kal‘a-i Kandiye bu mertebe sûr-ı üstüvâr-ı azîm olup dörd bölükde[n] iki bölüğü meterise girilmiş kal‘adır. İki tarafdaki deryâsı hod emîn ü sâlim dururdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 291a ·
metinde göster ·
Hattâ bu cengin üçüncü gün kuşluk vaktinde kal‘a içindeki cemî‘i küffâr Yüksek tabya ve Yarımca tabya ve Bıyıklı Mustafâ Paşa'nın tabyaları üzre cümle küffâr alâ mele’i'n-nâs âşikâreye çıkup kara şapka kal‘a dîvârın üstlerin zeyn edüp durdular, zîrâ bu tabyalar tarafında asâkir-i İslâmın aslâ meterisleri olmadığından kal‘a kapuları cümle açık dururdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 295b ·
metinde göster ·
… ile olmayup tınnâblar ellerinde kalup haymeler yerde kurulurken semâda ber-havâ
dururdu
. El-hâsıl cümle halk vâveylâ [ü] vâveledâya düşüp ale'l-ittifâk yalın ayak paşa …
Hikmet-i Hudâ ol gün bir rîh-i sarsar esüp cümle çadırları pâre pâre edüp hevâya perrân etdi. Her tınnâba birer âdem yapışmak ile olmayup tınnâblar ellerinde kalup haymeler yerde kurulurken semâda ber-havâ dururdu. El-hâsıl cümle halk vâveylâ [ü] vâveledâya düşüp ale'l-ittifâk yalın ayak paşanın otağına gelüp müşâvere etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y261a ·
metinde göster ·
… iki bin yıl evvel Yed-i Kudret ile kızıl yâkûtdan bir kasır halk edüp Cennet'de
dururdu
. Andan hubût-ı Âdem'den sonra Âdem'e ibâdetgâh olmağiçün yer yüzüne kasrı nüzûl …
Ve bu Beyt-i şerîfin ibtidâ binâsıyçün niçe gûne kîl ü kâl etmişler. Ammâ kavl-i sahîh oldur kim Cenâb-ı İzzet dünyâyı halk etmezden iki bin yıl evvel Yed-i Kudret ile kızıl yâkûtdan bir kasır halk edüp Cennet'de dururdu. Andan hubût-ı Âdem'den sonra Âdem'e ibâdetgâh olmağiçün yer yüzüne kasrı nüzûl etdirüp bu Ka‘be-i şerîf yerine vaz‘ olunup Cenâb-ı Bârî ismine Beyt-i Ma‘mûr dediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y339b ·
metinde göster ·
Nemçe dahi derler. Ve Alaman kralı derler, ammâ sâ’ir krallar elkâbları gibi elkâbı vardır. Nemse çâsârı ve "İnperator" dahi derler, şehinşâh demekdir. Hattâ yedi krala hükm eder kim bâlâda Leh kralına varınca tahrîr olunmuşdur. Sevâd-ı mu‘azzama ve asker-i bî-kerâna mâlikdir. Ve bin yedi yüz yıldan berü kraldır. Ve bin yedi yüz kal‘aya mâlikdir kim herbiri birer sedd-i Kahkahâ'dır. Tahtı Beç ve Prag'dır. Ve sikkesinde kendü sûretleri yazılur. Hûşeng şâh evlâdından geçinirler. Ve tâc-ı Gorona dâ’imâ Pojon kal‘asında dururdu. Âl-i Osmân Uyvar'ı feth edeli tâcı Prag kal‘asına getürdüler. Cümle evsâfları yetmiş dördde vardığımızda mastûrdur, nazar oluna. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y35a ·
metinde göster ·
… lî binâ etdikde bir tılısm-ı azîm edüp aslâ kapuya kanatlar etmeyüp dâ’imâ açık
dururdu
. Ammâ ol kapunun eşiğindeki siyâh taşdan bir âdem Mısır içine harâmîlik ve hûnh …
Bâb-ı Züveyle ol asırda mezkûr Emîrü'l-cüyûş binâsıdır kim bu hakîr târîh-i kitâba dek elli bir yıldır seyâhatde eyle bir musanna‘ bâb-ı âlî görmedim. Ammâ bu kapuyu Emîrü'l-cüyûş Bedrü'l-Cemâlî binâ etdikde bir tılısm-ı azîm edüp aslâ kapuya kanatlar etmeyüp dâ’imâ açık dururdu. Ammâ ol kapunun eşiğindeki siyâh taşdan bir âdem Mısır içine harâmîlik ve hûnhârlık ve yağılık içün eğer at ile ve eğer piyâde Mısır'a girmek dilese bi-hükm-i mutalsam harâmî herîfin atı ayakları sürcüp depesi üzre düşüp helâk olurdu. Yâhûd atı irkilüp Züveyle Bâbı'ndan içeri yağı ve bagî ve dağî ve harâmî âdem girmek ihtimâli yok idi. Zîrâ mutalsamdan mâ‘adâ bu mahalde Hazret-i Mûsâ ile Hızır Nebî buluşup hâlâ Kırklar makâmı deyü ziyâretgâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y89a ·
metinde göster ·
… zı kırmızı kanları durur idi. Ve at kuyruğunda pâymâl olduğu zahmları pâre pâre
dururdu
.
Bu âteş kenârında merhûm olan pehlivânın leşine im‘ân-ı nazar ile takayyüd edüp nazar ederdim. Mukaddemâ bir esmerü'l-levn kadîd-i mahz bir cüsse idi; pehlivânın ağzına işediği sidik ile karnı câmûs şikemi gibi olmuşdu. Ve vücûdu ebrî kâğız gibi rengâreng alaca alaca ahmer ve asfer ve ebyaz olup mücellâ olmuşdu. Ve mukaddemâ su içün ceng etdiklerinde zahm-hurde olan vücûdunun kırmızı kırmızı kanları durur idi. Ve at kuyruğunda pâymâl olduğu zahmları pâre pâre dururdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y422a ·
metinde göster ·
… nde beşer parmakları arslan tırnaklı kırmızı sommâkî sûretler idi kim kasr içre
dururdu
. Andan bir kasr-ı azîmde,
Bu dahi insân gibi, ammâ başları kazan gibi ve kulakları sini gibi ve iki boynuzları altında ve iki azu dişleri taşrada ve kuyrukları otururken dizleri üzre ve gözleri müdevver ve ayaklarında ve ellerinde beşer parmakları arslan tırnaklı kırmızı sommâkî sûretler idi kim kasr içre dururdu. Andan bir kasr-ı azîmde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y426b ·
metinde göster ·
… kim çeşm-i insân hîrelenir. Ve iki ayaklarının pençeleri birer amûd-ı azîm gibi
dururdu
. Ve bir kasırda,
Heyhât sahrâsında gördüğüm ukkâb kuşları gibi hammâm kubbesi Y 427a kadar cüssesi var. Sommâkî zenbûrîden binâ olunmuş deve gerdânlı ve fîl başlı ve minkârı minâre gibi ve kanatların iki cânibe yayup göğsün âfitâba verüp cığalarına perdâht verir şeklinde durur. Ve kuyruğu büklüm büklüm durur. Ve cemî‘i vücûdundaki tüğlerine üstâd-ı kâmil kemâlin arz edüp eyle tîşe urmuş kim çeşm-i insân hîrelenir. Ve iki ayaklarının pençeleri birer amûd-ı azîm gibi dururdu. Ve bir kasırda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y426b–Y427a ·
metinde göster ·