… un yılda bir kerre doğurur, yine bu kadar kırarlar, yine dağı taşı koyun sürüsü
dutmuşdur
.
El-azametullâh bu ne hikmetdir kim hemân "Nefs-i İslâmbol'da bir günde otuz sekiz bin koyun zebh olunur" deyü Murâd Hân'a arz olundu. Ya cümle gayrı diyârlarda boğazlanan koyunların hisâbın yine halk eden Hallâk-ı âlem bilür. Ammâ hikmet-i Perverdigâr budur kim bir koyun yılda bir kerre doğurur, yine bu kadar kırarlar, yine dağı taşı koyun sürüsü dutmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 169b ·
metinde göster ·
… n limonının gûnâ-gûnu ve turunc-ı âlgûnunun envâ‘ı ve rummânı ve zeytûnu cihânı
dutmuşdur
kim yedi gûne zeytûnu olur. Misli meğer Şâm-ı cennet-meşâm ve Kuds-i Şerîf'de o …
Evvelâ meşrûbâtında (---) âb-ı hayâtdan nişân verir mâ-i zülâldir. Ve Bozdepe bâğlarının turna kanı şîre-i engûru gâyet latîf şıralı, bahâ eder metâ‘dır kim nûş edene asla humârı yokdur. Ve müselles-i şer‘iyyesi ve karanfiliyyesi ve misketi gâyet lezîz şerbetlerdir. Me’kûlâtından niçe bin hadâ’ık [u] bostânının envâ‘-ı fevâkihât [u] müsmirrât-ı nefîse ve gürûmundan, gûnâ-gûn engür-i lezîzesinden, âbdâr [u] hoş-hâr meyvelerinden dilberlebi kirazı ve Lahîcân emrûdu ve beğ emrûdu ve gülâbî emrûdu ve Sinop elması ve nâmık üzümü ve melikî üzümü ve frenk üzümü ni‘met-i nefîsedir. Ve bâdencân inciri eyle lezîz ve mümessek incirdir kim misli diyâr-ı Nâzilli'de olmaz. Husûsan limonının gûnâ-gûnu ve turunc-ı âlgûnunun envâ‘ı ve rummânı ve zeytûnu cihânı dutmuşdur kim yedi gûne zeytûnu olur. Misli meğer Şâm-ı cennet-meşâm ve Kuds-i Şerîf'de ola. Ammâ bu Tarabefzûn zeytûnunun bir hûrdesi vardır. Perveriş olmadan hâm iken tenâvül olunur. Ve siyâh kiraza benzer bir gûne meyvedir. Bu dahi Tarabefzûn'a mahsusdur. Ve Tarabzon hurması derler bir meyvedir, fırında kurudup vilâyet vilâyet müstevlî olur. İçinde iki üç çekirdeği olur, lezîz meyvedir. Ve ezhâr [u] şükûfesinde niçe bin elvân çiçekleri vardır. Ammâ bir gûne hoş-bû la‘l-gûn karanfili olur kim rub‘-ı meskûnda nazîri yokdur. Her dânesi mutabbak verd-i hamrâ gibi olup râyihası âdemin damağın mu‘attar eder. Ve her biri şapsız beşer altışar dirhem gelir karanfili hâsıl olur. (---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 252b ·
metinde göster ·
… âlikdir. Münşî ve kelenteri ve darûgası ve kadısı vardır. Bâğ u bâğçesi dünyâyı
dutmuşdur
. Bunı dahi Murâd Hân harâb edüp henüz imâr olmadadır. Bu şehr şehr-i Merend'e o …
Evsâf-ı şehr-i Tesuy: Tebrîz hâkinde Merend sultânı hudûdında nehr-i Aras kenarında üç bin toprak örtülü hâneli ve yedi câmi‘li ve üç hammâmlı ve altı hânlı ve esvâk-ı muhtasarlı 297a kenddir. Hâkimi sultândır. Bin nökere mâlikdir. Münşî ve kelenteri ve darûgası ve kadısı vardır. Bâğ u bâğçesi dünyâyı dutmuşdur. Bunı dahi Murâd Hân harâb edüp henüz imâr olmadadır. Bu şehr şehr-i Merend'e on iki fersah karîbdir. Âb [u] hevâsı ve mahbûb u mahbûbesi memdûh-ı âlemdir. Gûnâ-gûn âbdâr meyve-i Tesuy'ı dahi meşhûr-ı âfâkdır. Bunun dahi halkı cümle Şi‘îlerdir. Kâr [u] kesbleri; bâğ u bâğçe ile kâr [u] kesb edüp kifâflanırlar. Andan cânib-i cenûba deşt [u] sahrâlar içre câh-ı mâlardan âb-ı hayâtlar nûş ederek ubûr etdik. Ekseriyyâ bu zemînin mâ-i cârîleri tahtu'l-‘arzdan cereyân eder. 12 fersah gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 296b–297a ·
metinde göster ·
… t ve medresesi vardır. Lâkin evkâfı mîrîye muzâf olmağıla imâretleri harâba yüz
dutmuşdur
. Bâlâda, Erzurûm'a giderken mufassalan evsâfı tahrîr olunmuşdur. Andan yine cân …
Ziyâretgâh-ı Mama Hâtûn: Akçakoyunlu pâdişâhlarının hâtûnlarından bir sâhibü'l-hayrâte imiş. Kendüleri bir kubbe-i serâmed içre evlâd [u] ensâblarıyla medfûndur. Bir minâreli bir câmi‘i ve imâret ve medresesi vardır. Lâkin evkâfı mîrîye muzâf olmağıla imâretleri harâba yüz dutmuşdur. Bâlâda, Erzurûm'a giderken mufassalan evsâfı tahrîr olunmuşdur. Andan yine cânib-i garba dereli ve depeli yollar ile (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 339a ·
metinde göster ·
. Bu büleyde içre 24b Cânpolâdzâde Alî Paşa Murtezâ Paşa'ya bir ziyâfet-i azîm …
Menzil-i kasaba-i Zanbakıyye : Hakkâ ki bir mahsûldâr vâdî içre bâğ u bâğçeli ve zanbak şükûfeli üç yüz hâneli ma‘mûr büleydedir. Antakıyye nâhiyesinde (---) hükûmetdir. İncir şecerleri cihânı dutmuşdur. Bu büleyde içre 24b Cânpolâdzâde Alî Paşa Murtezâ Paşa'ya bir ziyâfet-i azîm etmişdir kim bir pâdişâh bir mülûke etmemişdir. Murtezâ Paşa ve Alî Paşa'nın cümle altı bin askerleri ve bu kadar re‘âyâ vü berâyâ tenâvül edüp yine bu kadar bin suhûn-ı lengerîler ta‘âm-ı nefîs ile mâl-â-mâl kalup paşaya üç küheyl kısrak pîş-keş edüp andan Murtezâ Paşa Alî Paşa'ya bir semmûr kürk ve bir mücevher hançer hediyye eyledi. Andan yine taraf-ı kıbleye (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 24a–24b ·
metinde göster ·
… turuncu ve narı ve inciri ve âbdâr üzümü ve kavunu ve karpuzu ve hurması cihânı
dutmuşdur
. Ammâ zeytûnyağı Mısır'a niçe bin deve yükü gidüp Mısır'ı ganîmet eder latîf ya …
Memdûhât-ı me’kûlât [u] meşrûbât: Yedi bin bâğdır. Zeytûnu ve dudu ve limonu ve turuncu ve narı ve inciri ve âbdâr üzümü ve kavunu ve karpuzu ve hurması cihânı dutmuşdur. Ammâ zeytûnyağı Mısır'a niçe bin deve yükü gidüp Mısır'ı ganîmet eder latîf yağdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 48b ·
metinde göster ·
… eyninde olan cezîre-i azîmde vâki olmuşdur. Hudâyî meyvesi hıyâbânı içre cihânı
dutmuşdur
. Bu Suruç, Birecik'in şarkî cânibine meyyâldir. Birecik ile mabeyni ancak bir m …
oğlu nâmân eblehânlar konup göçüp mahsûlünün öşrün verirler. Bu sahrâ-yı Suruc'un ol kadar âb [u] hevâsı latîfdir kim şeb [u] rûz âdem hâyâtı câvidân bulur. Ekseriyyâ halkı gâyet tendürüstdür. Ve niçe bin yerde âb-ı hayât turna gözü uyûn-ı câriyeler var kim misli meğer Bingöl yaylağında ola. Ve hevâsı gâyetü'l-gâye i‘tidâl üzre olduğundan niçe kabâ’il [ü] aşâ’ir sevâhile göçmeyüp sahrâ-yı Suruç'da sâkin olur. Zirâ bu vâdî-i Suruç, Dicle ve Furât mâbeyninde olan cezîre-i azîmde vâki olmuşdur. Hudâyî meyvesi hıyâbânı içre cihânı dutmuşdur. Bu Suruç, Birecik'in şarkî cânibine meyyâldir. Birecik ile mabeyni ancak bir menzildir, ammâ Urfa kadısı hükmünde yüz elli akçe şerîf kazâdır. Yine âbâdân nâhiye kurâları vardır. Ve bu Suruç sancağı olan zemîn ki Dicle ve nehr-i Furât mâbeyninde bunda gördüğümüz ma‘mûr ve gayr-i ma‘mûr kılâ‘ları ve harâb belde-i azîmeleri mecrûf tur‘aları bir bir tahrîr eylesek tatvîl-i kelâm olur. Ammâ meşhûr ve ma‘mûr olan kılâ‘ ve büleydeler bunlardır: Evvelâ kal‘a-i Musul ve Sincâr ve Harrân ve Ruhâ ve Re’s-i Ayn ve Âmid ve Meyyâfârikîn ve niçe yüz kılâ‘lar bu cezîre içredir kim tûlu yigirmi menzildir ve arzı altı ve yedi sekiz on merhale yerleri vardır. Hulefâ-yı Abbâsiyân'da dört yüz kal‘a ve altı yüz kasaba ve şehir olduğu tevârîhlerde mastûrdur ve alâmetler ma‘lûmdur. Bu Suruç'dan cânib-i garba 2 sâ‘atde
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 54b ·
metinde göster ·
… câr-ı Sincâr ganîmet ederler ve dûd ağaçları vefret üzre olmağile harîri cihânı
dutmuşdur
. Hattâ kal‘a-i Mardin'de işlenen kâlâ-yı zî-kıymet bu Sincâr harîrinden hâsıl o …
Ammâ bu Saçlı kavmi mel‘ûnu kadar bir kavm-i ebter yokdur, ammâ mahsûlâtları çokdur. Evvelâ dağlarına kudret helvâsı yağar, ana Diyârbekirliler gezengüvî derler. Müshil bir yeşil, renk helvâ-yı kudretdir ve menn-i selvâ nâm bir kuş bunların dağlarına gelüp sayd [u] şikâr edüp kût edinirler. Ol murgdur kim Hazret-i Mûsâ ümmetlerine nâzil olan mâ’ide-i tuyûrdur. Ve balları ve engürleri rub‘-ı meskûnda yokdur ve kuru üzümleri Bağdâd ü Basra ve Lahsa'[y]ı tüccâr-ı Sincâr ganîmet ederler ve dûd ağaçları vefret üzre olmağile harîri cihânı dutmuşdur. Hattâ kal‘a-i Mardin'de işlenen kâlâ-yı zî-kıymet bu Sincâr harîrinden hâsıl olur. Zîrâ bu kûh-ı Sincâr'ın âb [u] hevâsı hûbdur. Arâzî-i mezâri‘leri beyne'l-halk mergûbdur, ammâ sahrâları Kîs urbânı destinde gılgûbdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 216a ·
metinde göster ·
… lli aded hâneler vardır, ammâ kal‘anın nısfın hâkimi olan Murtezâ Beğ'in sarâyı
dutmuşdur
kim kat-ender-kat bir sarây-ı pür-hücurâtdır. Bu hâkim Murtezâ Hân Bitlîs Hânı …
Eşkâl-i kal‘a-i Hazzo: Kûh-ı Zov dâmeninde bir sarp kaya üzre bir küçük kal‘adır, dâ’iren-mâdâr cirmi bin altı yüz adımdır. Maşrık tarafı havâleli yalçın kayalı dağlardır. Kıblesi tarafı sahrâlardır. Bu tarafa nâzır bir demir kapusu var, yolu gâyet sarpdır. Aşağı varoşuna usret ile nüzûl olunur. Derûn-ı kal‘ada bâğsız ve bâğçesiz cümle hâk-i pâk ile mestûr yüz elli aded hâneler vardır, ammâ kal‘anın nısfın hâkimi olan Murtezâ Beğ'in sarâyı dutmuşdur kim kat-ender-kat bir sarây-ı pür-hücurâtdır. Bu hâkim Murtezâ Hân Bitlîs Hânı Abdâl Hân'ın damâdı bir şehzâde-i âzâde-misâl Hâtem-i Tay ve Ca‘fer-i Bermekî-tabî‘at ve Hüseyin-i Baykara-meşreb zât-ı mükrim, halûk u halîm ü selîm merd-i meydân Murtezâ hân-ı âlîşân idi. Sarâyında bir gice mihmân olup şeref-i sohbetleriyle müşerref {olduk}. Sarâyında su sarnıçları var ve derûn-ı kal‘ada (---)(---) câmi‘i var, mâ‘adâ imâret-i âbâdânları cümle aşağıdadır. 220b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 220a–220b ·
metinde göster ·
… dır. Kendi beş yüz hâneli câmi‘ ve hân u hammâmlı kenddir, bâğ u bâğçesi cihânı
dutmuşdur
. Andan yine cenûba 6 sâ‘atde,
Menzil-i Avşarlı Sultânı: Bu dahi istikbâle çıkup bizi bâğına kondurup ziyâfetler edüp mektûbları verdik. Kırâ‘at edüp "Belî be[r]-ser ü çeşm. Sizinle Rûmiyye dîvânında görüşürüh." deyü hüsn-i dil gösterdi. Aslı Türkman âdemîsindir Osmânlı zulmünden firâr edüp şâhdan tâc geymiş on bin Türkmana mâlikdir kim Harîr dağlarında yaylalanırlar, mün‘im âdemleri vardır. Kendi beş yüz hâneli câmi‘ ve hân u hammâmlı kenddir, bâğ u bâğçesi cihânı dutmuşdur. Andan yine cenûba 6 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 289b ·
metinde göster ·
ve her koyun otuzar kırkar vukıyye gelir. Kıymeti birer Bisitî-i şâhîyedir, ya‘ …
Bi-emri Hudâ ol diyârın dağ u taşın koyun dutmuşdur ve her koyun otuzar kırkar vukıyye gelir. Kıymeti birer Bisitî-i şâhîyedir, ya‘nî yigirmi akçedir. Ta bu mertebe ganîmet diyârdır. Üçüncü günde dîvân-ı azîm olup yigirmi bin koyunu dîvân-ı Rûmiyye'de hakîre hân teslîm edüp paşaya dahi on bin koyun ve on aded kara çubuk at ve yigirmi katar deve-i nerre ve beş katar tâvûsî maya deve ve beş katar arvana deve yüküyle Isfahânî Acem keçeleri ve haliçeler ve beş re’s pençe-i âfitâb Gürcî gulâmları paşa içün hedâyâ verdi. Ve hakîre üç bin koyun ve üç küheylân at ve iki Acem haliçesi ve bir semmûr kafası kürk ve iki Gürcî gulâmı ve beş aded şütür erbânı ve kendi esbâbından bir kat zer-ender-zer kalemkârî esvâblar ve bir altun gılâflı kârhâne işi esedî kılıç verdi ve beyne'l-halk on tümen akçe verüp "Ma‘zûr ola." dedi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 292b ·
metinde göster ·
… ve nehr-i Safrâ bu mahalle karîb nehr-i Şatt'a mahlût olur ve nahlistânı cihânı
dutmuşdur
.
Müverrihân-ı selef tahrîri üzre Hazret-i İskender-i Zülkarneyn bu hâk-i pâke kadem basdıkda Hazret-i Hızır İskender ile bile olup bu şehri inşâ edüp ismine Dâr-ı Ebülhe derler, ya‘nî Oğuz şehri demek olur. Ammâ hâlâ elsine-i nâsda mâ-kablinde elifi zamme ile kırâet edüp mâ-ba‘dinde zamîri tahfîf-i kelâm içün ref‘ edüp Übülle derler. Zamân-ı kadîmde şehr-i azîm imiş. Hâlâ eser-i binâları zâhir ü bâhirdir. Hâlâ bahr-i Şatt sâhilinde bin hâneli ve müte‘addid câmi‘li ve hân u hammâmlı ve esvâk-ı muhtasarlı bir kasaba livâ-i Kapân hükmünde başka mukâta‘adır. Nehr-i Ma‘kal ve nehr-i Safrâ bu mahalle karîb nehr-i Şatt'a mahlût olur ve nahlistânı cihânı dutmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 363b ·
metinde göster ·
… atü'l-hâl gâyet zinde kavmi vardır ve gâyet ganîmet şehirdir kim hurması cihânı
{dutmuşdur
ve şehr-i Merre bu şehr-i Ummân'a karîbdir ammâ ol kadar imâr değildir. Bunda b …
Hakîkatü'l-hâl gâyet zinde kavmi vardır ve gâyet ganîmet şehirdir kim hurması cihânı {dutmuşdur ve şehr-i Merre bu şehr-i Ummân'a karîbdir ammâ ol kadar imâr değildir. Bunda buğday olmaz. Me’kûlât u ekmekleri ve meşrûbât [u] bozaları cümle pirinçdir ve mâlları cümle devedir ve gâvları çokdur ve lisânları müsta‘cemdir kim gayrı lehceleri vardır kim tercümân ile lisânları fehm olunur}. Ve bu şehr-i Ummân Basra'dan aşağı yine Basra ve Ummân bahri üzredir. Hind ü Sind ü Sîn gemileri limanında yatır kim a‘lâ lenger bırağacak yerdir. 364a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 363b–364a ·
metinde göster ·
… Zıbarı bu dahi yigirmi bin tüfeng-endâza mâlikdir. Akra sahrâsın kavm-i Zıbarı
dutmuşdur
. Ve mîr-i livâ-yı Zaho, nehr-i Habur sâhilinde ulu sancakdır.
Eyâlet-i İmâdiyye'de olan sancak beğlerin beyân eder: Cümle (---) aded hâkim ümerâlardır kim tabl [u] alem sâhibleridir. Lâkin Âl-i Osmân ümerâları değillerdir. Cümlesi İmâdiyye hâkiminden hil‘at giyüp hâkim olur ammâ anlar da mâbeynlerinde ocaklık üzre hükûmet sâhibleridir. Bir sefer olsa İmâdiyye hâkimiyle sefer eşerler. Taht-ı hükûmetlerinde aslâ timâr u ze‘âmet yokdur. Ebvâb-ı mahsûlâtları İmâdiyye hâkimi gibi kendülere hâs kayd olunmuşdur. Bu ümerâlardan biri fevt olsa kânûn üzre İmâdiyye hâkimi vâlî-i Bağdâd'a arz etmeden oğluna veya bir akrabâsına sancağın verir. Eğer akrabâsı yok ise bir gayrı müstahıkkına verüp kalemiyye avâ’idinin nısfın İmâdiyye hâkimi ve nısfın Bağdâd vâlîsi kalemiyye almak kânûn-ı Süleymân Hân'dır. Evvelâ mîr-i livâ-yı Akra ve mîr-i livâ-yı Şuhoy Muhammed Beğ ve mîr-i livâ-yı Zaho ve mîr-i livâ-yı Dühük ve mîr-i livâ-yı Muzurî ulu sancak sâhibidir. Ve mîr-i livâ-yı Zıbarı bu dahi yigirmi bin tüfeng-endâza mâlikdir. Akra sahrâsın kavm-i Zıbarı dutmuşdur. Ve mîr-i livâ-yı Zaho, nehr-i Habur sâhilinde ulu sancakdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 377b ·
metinde göster ·
… u bâğçeler var kim âdem gâ’ib olur ve her bâğda niçe yüz keklik kuşları cihânı
dutmuşdur
. Ve şehri bâğistân içre (---) kenârında bir vâsi‘ öz içre cümle kat-ender-kat k …
Sebeb-i tesmiyesi oldur kim Gâzî Hudâvendigâr Rûm keferesi elinden feth etmezden evvel bu şehir içre bir karıdan dokuz ay on günde kırk aded kız rahm-ı mâderden vücûda geldüğiyçün Hudâvendigâr bu şehri feth edüp ismine Kırknisâ korlar. Hâlâ Kırknisâ'dan galat-ı meşhûr Kırkkilise derler. İbtidâ bânîsi Yanko oğlu İlyana kraldır. Edirne'den evvel binâ olunup sene 769 Gâzî Hudâvendigâr destine girüp Özü eyâletinde başka mükellef sancakdır. Taht-ı hükûmetinde (---) pâre âbâdân kurâdır. Mîr-i livâsına ber-vech-i adâlet on bin guruş hâsıl olup beş yüz âdem ile mîr-i livâsı zabt [u] rabt edüp Özü eyâletinde muhâfaza eder. Beğinin taraf-ı pâdişâhîden hâss-ı hümâyûnu iki yüz bin akçedir. Ve taht-ı livâsında bir ze‘âmet ve cümle tîmâr on sekizdir. Hîn-i seferde cümle erbâb-ı tîmâr kanûn üzre cebelüleri ile sekiz yüz âdem olur, beğinin askeriyle bin üç yüz asker olur. Ve üç yüz pâyesiyle yüz elli akçe şerîf kazâdır. Ber-vech-i adâlet kadıya senevî üç kîse olur, ammâ kal‘ası yokdur. Yeniçeri serdârı ve sipâh kethüdâyeri ve muhtesibi ve bâcdârı vardır. Ve şehrinin cânib-i erba‘ası kara taşlık içinde kırmızı topraklı bâğ u bâğçeler var kim âdem gâ’ib olur ve her bâğda niçe yüz keklik kuşları cihânı dutmuşdur. Ve şehri bâğistân içre (---) kenârında bir vâsi‘ öz içre cümle kat-ender-kat kiremit örtülü ma‘mûr u âbâdân ve müzeyyen sarây-ı âlîler ile ârâste ve hadîkalar ile pîrâste olmuş kasaba-i şîrîndir kim cümle (---) mahalledir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 27b ·
metinde göster ·
… nca yetmiş yedi bin bâğdır derler. Ekseriyyâ zeytûnu hıyâbân-ı Acem olup cihânı
dutmuşdur
ve inciri ve narı ve emrûdu ve limon ve turuncu ve kebbâtı zemîni zeyn etmişdir …
Ve mahzenler kurbunda kârgîr binâlı ma‘mûr u müzeyyen dekâkînleri var. Cânib-i selâsında tâ Kilis dağlarına ve Solin kal‘ası bağlarına varınca yetmiş yedi bin bâğdır derler. Ekseriyyâ zeytûnu hıyâbân-ı Acem olup cihânı dutmuşdur ve inciri ve narı ve emrûdu ve limon ve turuncu ve kebbâtı zemîni zeyn etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 149b ·
metinde göster ·
… e bir taşı beyâz münakkaş ve şîrîn bir kal‘a-i zîbâ imiş, ammâ sehel harâba yüz
dutmuşdur
, ammâ mâ-tekaddem gâyet ma‘mûr imiş. Hisâr içre birkaç fukarâ hâneleri ve kifây …
Eşkâl-i zemîn-i kal‘ası: Bir türâblı bayır üzre şekl-i müseddes bir taşı siyâh ve bir taşı beyâz münakkaş ve şîrîn bir kal‘a-i zîbâ imiş, ammâ sehel harâba yüz dutmuşdur, ammâ mâ-tekaddem gâyet ma‘mûr imiş. Hisâr içre birkaç fukarâ hâneleri ve kifâyet mikdârı cebehânesi ve bir iki topları ve cânib-i garba mekşûf bir kapusu var. Gayrı imâreti yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 182a ·
metinde göster ·
… de iki sâ‘atlik dağ u rağları ve yakın u ırağları serâpâ bâğ u bâğçeleri cihânı
dutmuşdur
. Cümle tokuz bin aded Bulgar kefereleri re‘âyâsı vardır. Ve bunda olan mahbûbe …
Menzil-i kasaba-i kefere Boboşova: Beş yüz aded saz ve kiremit örtülü kefere evleridir. Düşeniçse hâkinde niyâbet ve Sokollu Mehemmed Paşa'nın maktû‘u['l]-kalem ve mefrûzu'l-kadem 39a olmuş evkâfıdır kim hâlâ İbrâhîm Hânzâdeler mütevellîsi olup anların tarafından yüz âdemle voyvadaları hâkimdir. Ve bu rabtanın ensesinde iki sâ‘atlik dağ u rağları ve yakın u ırağları serâpâ bâğ u bâğçeleri cihânı dutmuşdur. Cümle tokuz bin aded Bulgar kefereleri re‘âyâsı vardır. Ve bunda olan mahbûbe Bulgar kızları marâlî ve gazâlî gözleri ve şîrîn sözleri var kim görenin aklı gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 38b–39a ·
metinde göster ·
… eser yokdur, ammâ keferesi çok olmağile bâğları gâyet çokdur kim şarâbı cihânı
dutmuşdur
.
Ve Müselmân mahallelerinde bir câmi‘i var, kâr-ı kadîmdir. Ve altı aded mescidi ve dörd hânı ve bir küçük hammâmı var, gayri âsâr-ı imâretden bir eser yokdur, ammâ keferesi çok olmağile bâğları gâyet çokdur kim şarâbı cihânı dutmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 41b ·
metinde göster ·
… n içenler serhoş oldular. Ve vişnâbı ve cevizi ve üzüm turşusu ve elması cihânı
dutmuşdur
.
Netîce-i kelâm bu kadar zamân seyyâh-ı âlemim böyle bir ganîmet şehir ve bu kadar müsâfire ri‘âyet edüp yedirir içirir konakbay hânedân sâhibi âdemler görmedim. Ve cemî‘i asâkir-i İslâm'ı bal şerbeti ile saky etdiler, ammâ sekir verir bal suların içenler serhoş oldular. Ve vişnâbı ve cevizi ve üzüm turşusu ve elması cihânı dutmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 60a ·
metinde göster ·
… cümle imârâtları Sinân Paşa'nın hayrâtı olup serâpâ kurşumlu binâlar bu şehr[i]
dutmuşdur
.
Ve câmi‘in sağ tarafında bir kubbe-i âlî içre sâhibü'l-hayrât Sinân Paşa medfûndur. Ve sokak aşırı Sinân Paşa sarâyına muttasıl Sinân Paşa oğulları bir kubbe-i âlîde medfûnlardır. Ve bu şehrin cümle imârâtları Sinân Paşa'nın hayrâtı olup serâpâ kurşumlu binâlar bu şehr[i] dutmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 145a ·
metinde göster ·
… gâyet çok olup memdûhâtından lipo ekmeği ve bal suyu ve eriği ve elması cihânı
dutmuşdur
, ammâ üzümü menhûs olup meyi de âdemi serhoş etmez, anıniçün halkı hoş-hâllerdi …
Ve cümle yetmiş aded dükkândır, ammâ bezzâzistânı yokdur, ammâ bâğ u bâğçesi gâyet çok olup memdûhâtından lipo ekmeği ve bal suyu ve eriği ve elması cihânı dutmuşdur, ammâ üzümü menhûs olup meyi de âdemi serhoş etmez, anıniçün halkı hoş-hâllerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 170a ·
metinde göster ·
… ğlarının dağları görünür. Cümle yigirmi dörd bin aded öşr verir bâğları dağları
dutmuşdur
. Ve şehrinin cümle imâretleri (---) mahalle-i müslimîndir ve dörd mahalle-i müş …
(---)(---) da Sirem sancağı hâkinde voyvadalıkdır ve kazâsı (---)(---) serdârı ve kethudâyeri ve a‘yânı vardır ve amâristânı Furuşka yaylası dibinde lodos cânibleri Mitroviçse kasabası sahrâsıdır ve cânib-i erba‘ası bâğlardır. Hatta bâğları bir burun gibi ileri çıkmış Furuşka dağları serâpâ bâğlar olmak ile tâ Belgrad'dan Furuşka bâğlarının dağları görünür. Cümle yigirmi dörd bin aded öşr verir bâğları dağları dutmuşdur. Ve şehrinin cümle imâretleri (---) mahalle-i müslimîndir ve dörd mahalle-i müşrikîndir. Ve cümle (---) aded tahta örtülü vâsi‘ ve ma‘mûr hânedân-ı ra‘nâlardır. Ve cümle ikişer kanatlı porta kapuları vardır. Ve cümle (---) aded mihrâbdır. (---) câmi‘i
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 31a ·
metinde göster ·
… amâr etmededir. Ve bu kal‘anın semt-i şimâlîsinde dağı ve taşı bâğı ve bâğçesi
dutmuşdur
. Lâkin bu bâğlar şehre ol kadar havâledir kim iç kal‘asında olan mezkûr kral sa …
Gûyâ akçe tahtası gibi şekl-i bâdemî vâki‘ olmuş bir cânibi Tuna kenârında ve bir tarafı Uyvar tarafında cümle evleri bâğ u bâğçeli Şeddâdî kârgîr binâ şindire tahta ile mestûr üç bin aded hâne-i ma‘mûrlardır. Ve bu varoşun gird-â-gird cirmi üç bin arşın yalın kat dîvârlı rabâtdır kim yedi yerde sehel ma‘mûr kulleleri var. Ve cümle üç aded kapusu ve içinde dörd manastırı ve tokuz kenîseleri ve ba‘zı yerinde meydâncıklar ve beş yüz kadar dükkânları ve üç aded hânları var. Lâkin küffâr henüz bu kal‘anın kıymetin bilüp günden güne amâr etmededir. Ve bu kal‘anın semt-i şimâlîsinde dağı ve taşı bâğı ve bâğçesi dutmuşdur. Lâkin bu bâğlar şehre ol kadar havâledir kim iç kal‘asında olan mezkûr kral sarâyında ve aşağı varoş içinde top u tüfengden âdem gezemez, muhâsarası gâyet mümkindir. Hudâ dest-i İslâma müyesser ede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 75b ·
metinde göster ·
… i bin mîl bir cezîredir, bu cezîrenin nısfını kavm-i Sol‘ât, ya‘nî kavm-i Tatar
dutmuşdur
. Bu edîm-i arzda siyâh Arablar ile Tatar kavminden (bir) çok kavim yokdur, deyü …
Tuhfe nâm bir târîhde ve Rûm Yanvan târîhinde ve Ermenî Mığdisi târîhinde ve Latin (...) târîhinde ve Kabâbıta müşkil-küşâ târîhlerinde eyle tahrîr etmişler kim bu rûy-ı arz kim Bahr-i Muhît seksen yedi bin mîl bir cezîredir, bu cezîrenin nısfını kavm-i Sol‘ât, ya‘nî kavm-i Tatar dutmuşdur. Bu edîm-i arzda siyâh Arablar ile Tatar kavminden (bir) çok kavim yokdur, deyü yazmışlar ve niçe yüz kavm-i Nasârâ bu Tatar kavminden azmışlar, deyü yazmışlar. Hattâ Târîh-i Tuhfe'de birkaç mürsel nebîlerin hılye-i şerîflerin 107b "Cenâb-ı Kibriyâ ibtidâ Hazret-i Âdem'i yed-i kudretiyle tînden halk etdikde Tatar sıfatında halk etmişdir" deyü mufassal yazmış. Ve be-kavl-i müverrih-i âlem müfessir İshâk, sûre-i (---): Arapça tefsîrinde "Hazret-i Îsâ da Tata[r] mahbûbu şeklinde halk olmuşdur" deyü tahkîk etmiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 107a–107b ·
metinde göster ·
Hulâsa-i kelâm kavm-i Sol‘ât-ı Tatar bu rûy-ı arzı
dutmuşdur
, ammâ li'llâhi'l-hamd bu cezîre-i Kırım Tatarı üzre Cenâb-ı Kibriyâ'nın nazarı …
Hulâsa-i kelâm kavm-i Sol‘ât-ı Tatar bu rûy-ı arzı dutmuşdur, ammâ li'llâhi'l-hamd bu cezîre-i Kırım Tatarı üzre Cenâb-ı Kibriyâ'nın nazarı ta‘alluk edüp her ne cânibe teveccüh ederlerse her bâr mansûr u muzaffer gelüp cemî‘i kâfiristâna bî-rahmlikleri velvele salup kavm-i Tatar'ın havf [ü] haşyetlerinden cemî‘i kâfiristân kâfirlerinin amânları kesilüp bî-îmân kalmışlardır. Hamd-i Hudâ bu kavm-i Tatar mü’min ve muvahhid ve ehl-i sünnet ve'l-cemâ‘atden bir alay gâzîyân-ı mücâhidânlar olup mu‘cizât-ı Muhammedü'l-Mustafa'nın du‘âsı berekâtıyla cezîre-i Kırım'da ve gayri bilâdlarda sâkin olup cânib-i erba‘ada olan küffâr-ı dûzah-karârların karârgâhları olan memleketlerin alan u tâlân ve keferelerin esîr-i nâlân edüp sığâr [u] kibâr evlâd nisvân bintânlarını esîr-i pây-beste ve dil-haste şikeste beste edüp niçe bin gûne şikence edüp at derisi ve at şikenbesi ve at bağırsakların esîrlere yedirerek cümle keferelerin evlâd [u] ensâbların diyâr-ı İslâm'a getirüp İslâm ile müşerref ederler. Hattâ bu kavm-i Tatar-ı adû-şikâr hakkında hadîs-i sahîh vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 107b ·
metinde göster ·
… etmezler. Ol kadar hayvânât ve evlâdları çokdur kim mâlları dağları ve taşları
dutmuşdur
. Hattâ dağlarının cenûb tarafı ardı cümle Abaza'nın Sadşe kavmi vilâyetidir. Ve …
Bu kavmin sâ’ir Çerkezlere muğâyir mezhebleri olduğundan Çerkes kavmi bu Takaku aşîretine "Çufud kavmidir" derler. Anıniçün bunların mâllarına ve rızklarına bir kavm-i Çerkes yapışmazlar ve köylerin urup esîr etmezler. Ol kadar hayvânât ve evlâdları çokdur kim mâlları dağları ve taşları dutmuşdur. Hattâ dağlarının cenûb tarafı ardı cümle Abaza'nın Sadşe kavmi vilâyetidir. Ve bunlar cümle 154b ehl-i sanâyi‘ kavimlerdir. Derzileri nâzik sıkma sık nigendeli ve yakalı hil‘atler dikerler kim insânın vücûduna münâsib diker üstâd-ı kâmil derzileri ve demircileri var. Beğlerinin ismi (---)(---)ndir. Hakîre elli çift zerdeva derisi ve elli çift yaban kedisi derisi verdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 154a–154b ·
metinde göster ·
… t-nümâ-yı mezâristânları acâ’ib ü garâ’ibdir. Hattâ iki fersah yeri mezâristânı
dutmuşdur
. Ba‘zı seng-i mezârlarda hüsn-i hatt ile böyle tahrîr etmiş kim:
Ammâ ibret-nümâ-yı mezâristânları acâ’ib ü garâ’ibdir. Hattâ iki fersah yeri mezâristânı dutmuşdur. Ba‘zı seng-i mezârlarda hüsn-i hatt ile böyle tahrîr etmiş kim:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 160b ·
metinde göster ·
… sı namâzını kılmazlar. Bu diyârı kavm-i Heşdek ve kavm-i Noğay'ın niçe gûne eli
dutmuşdur
. Hattâ biz bunda iken,
Hakkâ ki ömr-i nâzenînimizde bir dahi bu diyârı görmüş olduk. Ammâ bu şehr-i Mujik'de dör[d] beş kerre yüz bin mü’min ve muvahhid pâk ve müsellah Heşdek kavmi vardır. Anlar dahi aslâ yatsı namâzını kılmazlar. Bu diyârı kavm-i Heşdek ve kavm-i Noğay'ın niçe gûne eli dutmuşdur. Hattâ biz bunda iken,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 173a ·
metinde göster ·
… çokdur. Ve hevâsının sevâhilliğinden dağı ve taşı zeytûn ağacı ormanları cihânı
dutmuşdur
kim dânedâr Girid ve Moton ve Koron zeytûnu kadar latîf zeytûnu olur. İslâmbol' …
Ve bâğ u bâğçesinde nârı ve inciri ve dudu gâyet çokdur. Ve hevâsının sevâhilliğinden dağı ve taşı zeytûn ağacı ormanları cihânı dutmuşdur kim dânedâr Girid ve Moton ve Koron zeytûnu kadar latîf zeytûnu olur. İslâmbol'dan bu mahalle gelince zeytûn nâdirdir, zîrâ ol taraflar şiddet-i şitâdır, ammâ bu Mekri iklîm-i sâlisin vasatında bulunup hevâsı sehîldir. Anıniçün bu şehrin şimâl cânibindeki dağlar serâpâ bâğlardır, ahâlîsi tendürüst ve sağlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 207b ·
metinde göster ·
… ezât misilli bir sahrâ-yı mâ-i cârîli vâdîye vâki‘ olmağın bâğ u bâğçesi cihânı
dutmuşdur
.
Bu dahi Kavala sancağı hâkinde voyvadalıkdır, ammâ başka kazâdır, ammâ ol kadar ma‘mûr ve büyük kasaba değildir. Lâkin şehr-i Sivas vilâyeti kurbunda Derende şehri gibi bâğ-ı İrem ve İremezât misilli bir sahrâ-yı mâ-i cârîli vâdîye vâki‘ olmağın bâğ u bâğçesi cihânı dutmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 217a ·
metinde göster ·
, zîrâ Şem‘ûn balı pek sevdiklerinden kendiler bal kovanları beslermişler. Bir a …
Ve bu deyr etrâfındaki dağlara ve bayırlara matar-ı rahmet yağsa rûy-ı arzda olan nebâtâtın ve dırahtların be[r]klerinde(?) olan lâdenlerin ve niçe kerre yüz bin elvân ezhârâtların râyiha-i tayyibeleri insânın demâğların mu‘attar eder. Anıniçün Koçbaşı manastırı balı meşhûrdur. Hazret-i Şem‘ûn balının arılarına du‘â edüp ilâ hâze'l-ân ol asel-i zenbûrlar inkırâz bulmayup cihânı arı dutmuşdur, zîrâ Şem‘ûn balı pek sevdiklerinden kendiler bal kovanları beslermişler. Bir acâ’ib ü garâ’ib neftî reng balı olur kim bir fincân asel-i musaffâ mürevvakına kırk filcan su kosan a‘lâ lezîz şerbet olup pâlûde bir dahi olur. Tâ bu mertebe kuvvetli neftî reng balı olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 255a ·
metinde göster ·
… ıyâbânlarında çobansız sürü sürü reme reme gezerler. Ve bâğ u bâğçeleri dünyâyı
dutmuşdur
.
Bu deyr-i musanna‘da ol kadar mahbûb mûğ-pîçe papas gulâmları var kim medihlerinde lisân kâsırdır. Niçe bin koyun [ve] kuzu ve keçi ve sığır ve at ve katırları dağlarında ve hıyâbânlarında çobansız sürü sürü reme reme gezerler. Ve bâğ u bâğçeleri dünyâyı dutmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 255a ·
metinde göster ·
… e hân u hammâm ve mekteb ve tekye dahi yokdur. Gâyet cezîre yer olup harâba yüz
dutmuşdur
. Limanı beş yüz pâre gemi alır a‘lâ demir dutar altı rûzgârdan emîn liman-ı emâ …
Ammâ bu kal‘anın enderûn u bîrûnunda aslâ çârsû-yı bâzâr ve hân u hammâm ve mekteb ve tekye dahi yokdur. Gâyet cezîre yer olup harâba yüz dutmuşdur. Limanı beş yüz pâre gemi alır a‘lâ demir dutar altı rûzgârdan emîn liman-ı emândır, ammâ batı ve lodos rûzgârları isâbet eder. Lâkin demir kuvveti ile yatılır bir cây-ı menâs liman-ı körfüzdür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 263a ·
metinde göster ·
… ûndan dağlara firâr etmişler. Ve Bundukanî Venediği gâretinden şehri harâba yüz
dutmuşdur
.
Mora paşasının hâssı voyvadalığıdır. Ve üç yüz akçe pâyesiyle şerîf kazâdır. Nâhiyesi cümle (---) aded ma‘mûr kurâdır. Şeyhülislâmı ve nakîbü'l-eşrâfı ve nâhiye nâ’ibi ve kethudâyeri ve yeniçeri serdârı ve harâc ağası ve muhtesib ağası ve bâcdârı ve cümle a‘yân-ı kibârı var, ammâ tâ‘ûndan dağlara firâr etmişler. Ve Bundukanî Venediği gâretinden şehri harâba yüz dutmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 264b ·
metinde göster ·
. Limonu ve turuncu [ve] inciri ve engûrü ve rümmânı cümle hadîkaları zeyn etmiş …
Der-beyân-ı taşra varoş-ı mahallât: Bu şehr-i rabât şîrîn müzeyyen-i İremezât Moton kal‘asının taşrasında yıldız cânibine bir ok menzili ba‘îd vâki‘ olup cümle iki yüz aded ma‘mûr u mükellef kârgîr binâlı ekseriyyâ tahtânî keferelerin menhûs hâneleridir. Aslâ bunda müselmân hâneleri yokdur. Lâkin bâğlarında ve bâğçelerinde a‘yân-ı kibâr hâneleri ve maksûreleri olup teferrücgâhlar için binâ olmuş ârâmgâhlar bî-hisâbdır. Bu varo[ş] hâneleri dahi cümle kiremit ile mestûr dâr-ı fücûrlardır. Ve cümle bin aded merâm bâğavâtdır. Cümlesi kal‘a a‘yânı ve kal‘a neferâtlarınındır. Zeytûnu cihânı dutmuşdur. Limonu ve turuncu [ve] inciri ve engûrü ve rümmânı cümle hadîkaları zeyn etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 269b ·
metinde göster ·
. Limonu ve nârenci ve kebbâtı ve tatlı limonu dahi memdûhdur. Ve zeytûnyağı ve …
Der-memdûhât-ı fevâkihât: Evvelâ Koron zeytûnu Rûm ve Arab u Acem'de Şâm-ı şerîf zeytûnundan ziyâde memdûhdur. Hadd-i zâtinde bu abd-i kemter dahi bu Koron zeytûnu kadar iri ve (...) ve latîf ve hoş-hor zeytûn görmedim. Husûsan limon suyu ve zeytûnyağıyla perveriş olmuş destiler içre zeytûnu pâdişâha hedâyâ getirirler. Cemî‘i dağları ve bâğların zeytûn dırahtları dutmuşdur. Limonu ve nârenci ve kebbâtı ve tatlı limonu dahi memdûhdur. Ve zeytûnyağı ve üzüm bâğı ve tereyağı hod meşhûr olup yigirmi gûne engûr-i âbdârı olup şîreli(?) şîresi olur. Ve sâbûnu Kuds-i Şerîf sâbûnundan latîf sâbûnu olur. Ve servi ağaçları hod cihânı dutmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 272a ·
metinde göster ·
… sâbûnu Kuds-i Şerîf sâbûnundan latîf sâbûnu olur. Ve servi ağaçları hod cihânı
dutmuşdur
.
Der-memdûhât-ı fevâkihât: Evvelâ Koron zeytûnu Rûm ve Arab u Acem'de Şâm-ı şerîf zeytûnundan ziyâde memdûhdur. Hadd-i zâtinde bu abd-i kemter dahi bu Koron zeytûnu kadar iri ve (...) ve latîf ve hoş-hor zeytûn görmedim. Husûsan limon suyu ve zeytûnyağıyla perveriş olmuş destiler içre zeytûnu pâdişâha hedâyâ getirirler. Cemî‘i dağları ve bâğların zeytûn dırahtları dutmuşdur. Limonu ve nârenci ve kebbâtı ve tatlı limonu dahi memdûhdur. Ve zeytûnyağı ve üzüm bâğı ve tereyağı hod meşhûr olup yigirmi gûne engûr-i âbdârı olup şîreli(?) şîresi olur. Ve sâbûnu Kuds-i Şerîf sâbûnundan latîf sâbûnu olur. Ve servi ağaçları hod cihânı dutmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 272a ·
metinde göster ·
… garîb: Bu şehirde ve Moton'da Kara Arab cevârîler ve Zengî Arab köleler cihânı
dutmuşdur
, ammâ köle sâhibleri Arabına bir fiske ve bir çubuk çalmağa kâdir değildir ve k …
Der-tarz-ı acîb ü garîb: Bu şehirde ve Moton'da Kara Arab cevârîler ve Zengî Arab köleler cihânı dutmuşdur, ammâ köle sâhibleri Arabına bir fiske ve bir çubuk çalmağa kâdir değildir ve kölesine "Bire Arab, bire kara" demeğe kâdir değildir. Cümle halk Arablarına "Yako Çelebi ve Amber Çelebi ve Bilâl Çelebi ve Kobro Çelebi ve Beyran Çelebi ve Cicilkan Çelebi" ve'l-hâsıl çelebi lafzından gayri bir söz söylemeğe kâdir değilsin.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 272a ·
metinde göster ·
… p harîr peydâ ederler, zîrâ tokuz bin aded bâğlarında cümle tut ağaçları cihânı
dutmuşdur
. Sahrâlarında mezâri‘âtları cümle kalımbok olup sığâr u kibârı cümle kalımbok e …
Der-memdûhât-ı sanâyi‘ât: Gûnâ-gûn harîrden Cezâyir muhatteminden fark olunmaz elvân harîr muhattemler ya‘nî mühürlü makdemler kim levendât makûleleri başlarına sarup bellerine kuşak ederler. Ve siyâh zerdûz işleme poşuları olur ve harîr münakkaş destâr-ı tavîlleri ve sâfî harîrden bürüncük nâm hayâl ve rakîk gömlekleri olur. Ve bir gömleklik bezi bir boğum kamış içine koyup pâdişâhlar ve vüzerâ ve vükelâlara hedâyâ götürürler. Bir gömleği yedi sekiz dirhem gelir. Tâ bu mertebe hayâl harîr bezi olur. Ve harîri gâyet çokdur. Sığâr [u] kibâr, zen-i duhterânları cümle ipek hâsıl edüp Eyyûb Nebî kurdcuğazları besleyüp harîr peydâ ederler, zîrâ tokuz bin aded bâğlarında cümle tut ağaçları cihânı dutmuşdur. Sahrâlarında mezâri‘âtları cümle kalımbok olup sığâr u kibârı cümle kalımbok ekmeği yerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 273a ·
metinde göster ·
… i‘ yer olduğundan şitâsı şedîd olup bâğları yokdur. Henüz şehri dahi harâba yüz
dutmuşdur
.
Bâğı ve bâğçeleri yokdur. Manya eteğinde olmak ile gâyet mürtefi‘ yer olduğundan şitâsı şedîd olup bâğları yokdur. Henüz şehri dahi harâba yüz dutmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 274a ·
metinde göster ·
… gelir gâyet âbdâr ve dânedâr rümmânı olur. Ve zeytûnu ve servi ağaçları cihânı
dutmuşdur
. Ve meşhûr-ı âfâk olan harâm şarâb-ı bî-hicâbı fâsıkân [u] fâcirân mâbeynlerind …
Der-vasf-ı memdûhât-ı me’kûlât: Evvelâ engûrü Bozcaada'da ve Kuds-i Şerîf kurbunda Halîlü'r-rahmân'da ve Mardin yanındaki Sincâr dağında bu Hanya üzümü gibi âbdâr hoş-hor engûrü olmazdır. Hattâ bir salkım üzümü on beş vukıyye gelüp yigirmi yedi gûne ıneb-i elvânı olur. Ve kilise balı derler bir beyâz asel-i musaffâsı olur kim tenâvül edenin demâğı râyiha-i müşkden mu‘attar olur. Gâyet latîf baldır ammâ az olur. Ve bir nârı bir vukıyye gelir gâyet âbdâr ve dânedâr rümmânı olur. Ve zeytûnu ve servi ağaçları cihânı dutmuşdur. Ve meşhûr-ı âfâk olan harâm şarâb-ı bî-hicâbı fâsıkân [u] fâcirân mâbeynlerinde memdûhdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 285a ·
metinde göster ·
… tûlu şimâlden cenûb cânibine kâmil on iki bin adımdır. Hemân bir küçük sahrâyı
dutmuşdur
. Ve arzı kâmil dörd bin aded germe hatvedir.
El-hâsıl bu bâğı binâ eden Ikrît kralın oğlu Senmartin kral dörd bin aded dıraht-ı müntehâ-yı gûnâ-gûnlar dikmişdir kim bu dünyâda misilleri yok idi. Hâlâ ol kadar değil ise de az eksikdir. Hâlâ evvel zamân dırahtlarından dörd bin aded servi dırahtları bâkîdir. Cemî‘i sadranc nakşı tarh olunup sıra sıra çırpı ile hemvâr dikilmişlerdir. Ve bu bâğçe-i ibret-nümânın tûlu şimâlden cenûb cânibine kâmil on iki bin adımdır. Hemân bir küçük sahrâyı dutmuşdur. Ve arzı kâmil dörd bin aded germe hatvedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 324a ·
metinde göster ·
… erin bu değirmenler toyururdu. Ve bâğ u bâğçeleri ve müşebbek bostânları cihânı
dutmuşdur
. Ve bu ayn-ı zülâl tâ Arhonoz dağlarından gelüp Eski Kandiye dibinde deryâya ma …
Menzil-i Çınârlıdere: Bu dahi bir âb-ı hayât deredir. Kenârında âb [u] hevâsı latîf müselmân köyleri olup hammâm ve câmi‘ ve mesâcidleri nev binâ olundu. Hattâ bu nehr-i uyûnun kenârında bî-hisâb su değirmenleri var kim Âl-i Osmân askerin bu değirmenler toyururdu. Ve bâğ u bâğçeleri ve müşebbek bostânları cihânı dutmuşdur. Ve bu ayn-ı zülâl tâ Arhonoz dağlarından gelüp Eski Kandiye dibinde deryâya mahlût olur. Ammâ Eski Kandiye'yi Mağrib-zemîn pâdişâhı Sultân Mansûr feth edüp hâke berâber münhedim etmişdir. Hâlâ niçe bin yerlerde eser-i binâları zâhir ü bâhirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 324b ·
metinde göster ·
ve birbirlerine müşâlardır kim aslâ aralarında aralıkları yokdur. Bî-hisâb zeyt …
Bu dörd pâre kurâların bâğ u bâğçeleri cihânı dutmuşdur ve birbirlerine müşâlardır kim aslâ aralarında aralıkları yokdur. Bî-hisâb zeytûn ve incirleri dağları ve taşları zeyn etmişdir. Ve cümle âb-ı hayât kuyuları vardır. Ve dağlarında hâsıl olun palamidi ve pelidi cümle Freng gemilerine fürûht edüp kâr ederler. Ve bu dörd aded kurâlardan cümle iki bin aded tüfengli fecereleri çıkar. Köyleri mutî‘ oldu, ammâ bir lu‘b ile bu kâfirlerin cümle ellerinden tüfenglerin dahi almak müyesser [ola]. Âmîn ve yâ mu‘în ve yâ Mühîn.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 335a ·
metinde göster ·
… müsmirât ve nebâtât u giyâhât mahsûlâtdan bir şey bulunmaz, ammâ cihânı ahcârât
dutmuşdur
kim bir şibr yerde aslâ toprak yokdur.
Hakkâ ki bir bî-amân yerdir kim aslâ bâğ u bâğçe ve eşcârât u müsmirât ve nebâtât u giyâhât mahsûlâtdan bir şey bulunmaz, ammâ cihânı ahcârât dutmuşdur kim bir şibr yerde aslâ toprak yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 336a ·
metinde göster ·
Bu Lefkada'nın keşişleme tarafında bir hudâyî limanı var Portofigo derler. Lisân-ı Rûm'da incir limanı demekdir. Hakîkatü'l-hâl inciri cihânı dutmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 344a ·
metinde göster ·