akçe verüp bu tasvîrlerden fâl açup, ceng [ü] cidâl mi gelir yâhûd Yûsuf ü Züle …
Bâlâda tahrîr olunan cümle pehlivânların ve selef pâdişâhlarının ve niçe mürsel peygamberlerin ve bî-hisâb kal‘aların ceng [ü] cidâllerin ve deryâda keştîlerin agreb ü garâyibden harb [ü] kıtâllerin evâyil-i eyyâm üstâdlarının sihr-i i‘câz ve pesendîde ketebeli kalemleriyle iri İslâmbol tabakı kâğız cermleri üzre yazılmış tasvîrleri cild cild rû-yı dükkânına dizüp âyende ve revende gelüp tâli‘ dutup bir akçe verüp bu tasvîrlerden fâl açup, ceng [ü] cidâl mi gelir yâhûd Yûsuf ü Züleyhâ mı gelir ya Leylâ vü Mecnûn ve Ferhâd ü Şîrîn ve Varka [ü] Gülşâh mı veyâ selef sâhib-kırânlarının birbiriyle muhâsemeti ve ayş [u] işretleri gelüp ana göre;
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 199b ·
metinde göster ·
… Pırevadi'de Müselmân olan Dobruca kralından izin alup bu Batova vâdîsinde mekân
dutup bir
gün kebâb pişirüp tenâvül etdikden sonra kebâb şişi olan ağacı 123a yere gömü …
{Menâkıb-ı Akyazılı Sultân}: Hattâ bu Akyazılı Sultân Pırevadi'de Müselmân olan Dobruca kralından izin alup bu Batova vâdîsinde mekân dutup bir gün kebâb pişirüp tenâvül etdikden sonra kebâb şişi olan ağacı 123a yere gömünce bi-emri Hudâ bir yeşil kestâne ağacı hâsıl olup ol ân meyve verir ve azîz hazretleri buyururlar kim "Bu ağaç meyvesi kendi makâmımız koruğudur. Bunun sâyesi mekânımızdır" deyü kırk sene kâmil ol şecer-i müntehânın zıll [u] himâyesinde tâ‘at [u] ibâdet eder. Hâlâ ol dıraht-ı bî-bedel bir şecere-i tayyibedir kim yumurta kadar at kestânesi hâsıl olur. Her kimin atına sancı yâhûd kızıl kurd hâsıl olsa ol at kestânesinden ata yedirseler bi-emr-i Hudâ şifâ bulur. Hâlâ Akyazılı Sultân hazretleri bu dıraht-ı tayyibenin sâyesinde bir müdevver kubbe-i âlî rasâs-ı hâs ile mestûr ma‘mûrdur. Anın derûnunda medfûndur. Sanduka-i münevveresinin cânib-i erba‘asında gûnâ-gûn hüsn-i hat kelâm-ı izzetleriyle ve gülâbdân ve buhûrdân ve şem‘dân ve altun-misâl Horâsân diyârının kârı çerâğdânlar ile ârâste ve ser-i sa‘âdetleri ucunda tuğ u alem ve direfş [ü] kalem ve nefîr ü tabl [u] kudûm u ziller ile pîrâste olmuş bir kabr-i pür-nûrdur. Âdem duhûl etdikde vücûduna bir lerze hâsıl olur. Ve müşk-i amber-i hâm râyihasından cemî‘i ehl-i züvvârın demağları mu‘attar olur. Ve türbedâr dedeler cümle âyende vü revende züvvâra gülâb nisâr edüp buhur yakarlar. Cânib-i erba‘asında olan revzenlerin etrâfı hadîka-i İremezâtü'l-imâd misilli gül ü nesterin ve sünbül ü yâsemin bağlarıdır kim gül-i gülistânı içre tavattun eden murg-ı andelîbin hezâr-ı hezârân nagamât-ı hoş-elhânı müstemi‘ olan züvvâra hayât-ı rûh olur. El-hâsıl bu gûne âsitâneleri hasbîce hıfz [u] hırâset etmek fukarâ-yı Bektâşiyân-ı zî-şâna mahsûsdur. Hattâ bu hakîr ol âsitâne-i ziyâ-bahşa vardıkda sehel ısıtma derdiyle şikeste-hâtır idim. Hemân kim bu âsitâneye girüp rûh-ı azîz içün bir Fâtiha-i seb‘u'l-mesânî tilâvet edince hâtıra bu ebyât hutûr ide düşdü.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 122b–123a ·
metinde göster ·
dahi bizim vilâyetimizi yakup yıkup harâb etmeye. Eğer bir dahi ederse böyle es …
"Çıkarsınlar, Mariya Ana'yı şâhid dutup bir dahi bizim vilâyetimizi yakup yıkup harâb etmeye. Eğer bir dahi ederse böyle esîr etmem. Elime girirse yetmiş bundan artık eyle öldürüp sonra derisin yüzerim" dedikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 161b ·
metinde göster ·
… kim kesret-i mahabbetimden feryâd u fiğân ile bükâ eylemeden hakîri gûyâ sara‘
dutup bir
sâ‘at mebhût kalmışım, ya‘nî vâlidemiz tarafından karâbetimiz olduğu cihetden d …
Hattâ bu hakîr dahi Melek Ahmed Paşa efendimiz teslîm-i rûh etdikde Hudâ'ya ayândır kim kesret-i mahabbetimden feryâd u fiğân ile bükâ eylemeden hakîri gûyâ sara‘ dutup bir sâ‘at mebhût kalmışım, ya‘nî vâlidemiz tarafından karâbetimiz olduğu cihetden değil, hemân el-hubbulillâh âşık-ı şeydâsı idim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 46a ·
metinde göster ·
… râsının cânib-i erba‘asın ecnâs-ı mahlûkât olan Arab aşkıyâsı (---)(---)(---)
dutup bir
aylık yoldan niçe kerre yüz bin Urbân metâ‘ın getirüp Cebel-i Arafât'da ve Mîne …
Bu yevm-i terviyede ehl-i Mekke'nin ıyd-ı Adhâları olur. (---)(---)(---)(---) libâs-ı fâhirelerin geyüp sürûr [u] şâdumân ederek bu cânibden deff ü kudüm sadâsı evce peyveste olarak cemî‘i şürefâ bir gün mukaddem Arafât'a bu tertîb üzre (---)(---)(---)(---) şerîf hazretleri Arafât'ın cânib-i erba‘asında olan Urbân şeyhlerine (---)(---)(---)(---) sahrâsının cânib-i erba‘asın ecnâs-ı mahlûkât olan Arab aşkıyâsı (---)(---)(---) dutup bir aylık yoldan niçe kerre yüz bin Urbân metâ‘ın getirüp Cebel-i Arafât'da ve Mîne'de bey‘ ederler. (---)(---) Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y314a ·
metinde göster ·
… e yılan gider. Çağırduğı yılan ismin bilmeyüp gayrı yılan gelse ol gelen yılanı
dutup bir
sarı mefret yılan vardır, ol ismin bilmeyen yılanı anın üstüne atınca büyük yıl …
Hikmet bu kim her yılanın bir ismi var. Kankısına "Gel" derse gelüp yılancının üstüne sıçrayup omuzuna çıkup koynuna girüp çıkar, "Ruh" derse yine yılan gider. Çağırduğı yılan ismin bilmeyüp gayrı yılan gelse ol gelen yılanı dutup bir sarı mefret yılan vardır, ol ismin bilmeyen yılanı anın üstüne atınca büyük yılan ol ismin bilmeyen yılana sarılup yuvarlanır, derhâl fakîr ismin bilmeyen yılan bîcân olup kalır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y291b ·
metinde göster ·