… dahi yeleksiz okları katı yay ile hevâya atup yine hevâdan önüne enüp elile oku
dutup bu
gûne itmâm bulmuş pehlivânlar vardır.
Bunların pîri dahi Sa‘d ibn Ebî Vakkâs'dır. Bunların alayda kârları çilesine bir sinek konsa çilesi deprer yaylar ile saban demirlerine ve pûlâd-ı Nahşivânîlere ve tomruklar ve kalkanlara ve su ile dolu şîşeler ve asılı yanmış kandîllere ve âyînelere ok ile darb urup delerek ubûr ederler. Bir fırkası dahi hilâl ile ve kaz yeleğiyle ve yazı kalemleri ve şükûfe karanfîller ile çimşîr ve ceviz tahtalarına darb urup güzer ederler. Bir zümresi dahi yeleksiz okları katı yay ile hevâya atup yine hevâdan önüne enüp elile oku dutup bu gûne itmâm bulmuş pehlivânlar vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 189b ·
metinde göster ·
… âmil iki sâ‘at ceng [u] cidâl ve harb [u] kıtâl olup küffâr-ı murdâr firâra yüz
dutup bu
kadar askerden biri cân kurtarmayup beş yüz on kelle ve kırk diri asker tâze câ …
"Bire bire koma kurdlarım" deyü savaş-ı perhâş ederken hamd-i Hudâ Melek Paşa efendimizin pusuya koduğu alaybeğinin biri kâfirin kamandığı kayalar üzre çıkup aşağıda olan küffâra anlar dahi kurşumu bârân-ı la‘net gibi yağdırup âhir kâfir kayalardan çıkup tekrâr üzerimize hücûm edüp köpek cengi etmeğe başladı, ammâ mel‘ûn küffâr kurşum ile yüzden mütecâviz yiğitlerimiz haşladı. Yine cümle guzât bu hâl-ı pür-melâle aslâ nazar etmeyüp "Bire Allâh Allâh" diyerek kâmil iki sâ‘at ceng [u] cidâl ve harb [u] kıtâl olup küffâr-ı murdâr firâra yüz dutup bu kadar askerden biri cân kurtarmayup beş yüz on kelle ve kırk diri asker tâze cân buldu. Hemân bu hakîr ü za‘îf Evliyâ-yı bî-riyâ ileride ince çetecilere iki atımla seğirdüp varup yetişdim ve cümle kâfirleri kırup kelle-paça kırup etdiğimiz anlara nakl etdiğimde cümle gâzîyân secde-i şükür edüp dediler kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 144a ·
metinde göster ·
… değildir. Ve nârı ve zeytûnu ve çimşiri ve kızılcığı ve servi dırahtları cihânı
dutup bu
vilâyetin cemî‘i kerasteleri cümle servi ağaçlarındandır. Gayri iklîmde olmayan …
Gerçi sevâhil vilâyetdir ammâ isfakiye dağıyla tâ cezîre-i Girid'in ortasına vâki‘ olup kûh-ı Elburz'dan nişân verir bir kûh-ı bâlâ-yı ser-bülenddir kim yaz u kış karı ve âb-ı zülâli eksik değildir. Kestânesi ve kızılcığı ve yayla kirazı ve ahlat emrûdu ve muşmula ve üvezi ve yedi veren üzümü 325a yaz u kış eksik değildir. Ve nârı ve zeytûnu ve çimşiri ve kızılcığı ve servi dırahtları cihânı dutup bu vilâyetin cemî‘i kerasteleri cümle servi ağaçlarındandır. Gayri iklîmde olmayan nebâtâtların envâ‘-ı şükûfeleri bunda mevcûddur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 324b–325a ·
metinde göster ·
… an ve başımızdan geçüp âhır-ı kâr gece katl edüp, firâr edüp bu Evliyâ Ağa bizi
dutup bu
mahalle getirdi. Emr şer‘in" deyüp dördünü dahi izn-i şer‘ile hakîrin gulâmları …
"Ağamız dâ’imâ mest-i müdâm olup her gece bizi if‘âl bâbı sîğasına çeküp bed-mest olduğundan cânımızdan ve başımızdan geçüp âhır-ı kâr gece katl edüp, firâr edüp bu Evliyâ Ağa bizi dutup bu mahalle getirdi. Emr şer‘in" deyüp dördünü dahi izn-i şer‘ile hakîrin gulâmları Kassâb Cömerd köçekleri gibi bu kâtillerin dördün dahi kılıç ile kıyma kıyma edüp katl etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 342b ·
metinde göster ·