… le" deyü derûn-ı dilden ve cân u gönülden yüz yigirmi dörd bin peygamberi şefî‘
dutup ve
yetmiş yedi bin kibâr-ı kümmelînlerin rûhâniyyetlerinden istimdâd taleb edüp bu …
"İlâhî havl-i kuvvet ve kudret ve nusret senindir. Bu taşıdığım Kur’ân-ı azîmin ve Furkân-ı mecîdin kâfire nasîb etme ve Kelâm-ı kadîmin yüzü suyuna beni kâfire esîr etme ve bu varta-i kübrâdan murg-ı cânı kafes-i tenden uçurmadan maskıt-ı re’simize sâlimîn ü gânimîn vâsıl eyle" deyü derûn-ı dilden ve cân u gönülden yüz yigirmi dörd bin peygamberi şefî‘ dutup ve yetmiş yedi bin kibâr-ı kümmelînlerin rûhâniyyetlerinden istimdâd taleb edüp bu gûne derûnî teveccühler edüp bir çemenzâr-ı hâmûn-ı ibret-nümûnda serserî gezüp cân-ı cinden nâm u nişân yok, ammâ yine karşu ma‘reke meydânında câ-be-câ tüfeng sadâsı istimâ‘ olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 125a ·
metinde göster ·
… bilir ve iş bilir niçe kerre çete ve potura eşmiş ve yortmuş yiğitleri kulağız
dutup ve
terkilerimize ikişer dâne at yemlerin caklarımıza bağlayup ale's-sabâh sene 107 …
"Ammâ ne cânibden gitsek?" deyü Kanije a‘yânıyla müşâvere edüp âhır-ı kâ[r] Kanije içre birer guruşa at yemleri almak cânımıza geçüp her birimiz birer serhad yolların dutup mâl-ı firâvân almış gâzîler birer tarafa gidüp bizimle cümle bin beş yüz aded pür-silâh ve salt u sebükbâr olup Kanijeliden otuzar guruşa üç dâne yol bilir ve iş bilir niçe kerre çete ve potura eşmiş ve yortmuş yiğitleri kulağız dutup ve terkilerimize ikişer dâne at yemlerin caklarımıza bağlayup ale's-sabâh sene 1074 mâh-ı Zilhiccesi'nin üçüncü ıyd-ı adhâ günü cemî‘i Kanije a‘yânıyla vedâ‘laşup tevekkül-i Hak olup Kanije'den cânib-i garba çıkup asâkir-i İslâm tarafına teveccüh edüp ol gün seğirdüp dağlar ve bâğlar geçüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 7a ·
metinde göster ·
… zre tepesi üzre durup gûnâ-gûn silâhşorluklar ederek birbirlerine topuzlar atup
dutup ve
at üzre bağdaş kurup ve diz üzre eğer hânesinde oturup ra‘d-vâr at koşdurup ve …
Andan bu askerin ortasında kırk elli kadar kırmızı şalvarlı cündîler atlar üzre ayakda durarak ve ba‘zısı atlar üzre tepesi üzre durup gûnâ-gûn silâhşorluklar ederek birbirlerine topuzlar atup dutup ve at üzre bağdaş kurup ve diz üzre eğer hânesinde oturup ra‘d-vâr at koşdurup ve atlarının karnı altından girüp öte tarafından çıkup at gerdânına asılup yine ata bilâ rikâb pertâb edüp binüp ve yine at koşdururken atın kolanın çözüp at yıldırım gibi şakıyup giderken eğeri altına alup çıplak at ile koşdururken yine eğeri altına koyup atın eğerleyerek gidüp at üstünde ayak üzre namâz kılup kâhîce at üzre bir ayak üzre durup kimisi at üzre uyuyup her bir cündîler birer gûne lu‘bedebâzlık ve silâhşorluklar ederek ubûr ederlerken küffârlar bu hâl-i sanâyi‘leri görüp âlem-i hayretde kalır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 54b ·
metinde göster ·
sâ’ir evlâd-ı hulefâyı dahi cümle kılıçdan geçirüp (---)(---)(---) elinden al …
Ve şecerüddürre'nin oğlu şehîd Mu‘azzam şâh bunda medfûndur. Âl-i Eyyûbiyân bu Mu‘azzam şâh'da inkırâz buldu. Ve saltanat kullarına intikâl eyledi. Ammâ bu aralıkda Aybeğ et-Türkmânî'nin Musul beği kızından Alî nâmında beş yaşında bir oğluna da (---) oğlan oğlın edüp lakabına el-Melik el-Mansûr dediler. Sekiz ay melik olup Abbâsiyye (---) Aybeğ et-Türkmânî zamânında Hulâgû Hân Tatarı müstevlî olup (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) {âl-i Abbâsiyân'dan Halîfe Musta‘sım'ı dutup ve sâ’ir evlâd-ı hulefâyı dahi cümle kılıçdan geçirüp (---)(---)(---) elinden aldı ve yine Mısır'a geldi. Ba‘dehu sene 687 Nûbe diyârın feth etdi. Ve sene 688 Freng elinden şâm Tarabulus'un feth etdi. Âhir 689 Zi'l-ka‘de'de vefât edüp saltanatı on bir yıl ve iki ay ve yigirmi gün olup yerine oğlu el-Melik el-Eşref Salâhaddîn Halîl halîfe oldu ve Akka kal‘asın Freng elinden feth etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y21a ·
metinde göster ·