… ve Büyükdere'yi ve Sarıyâr kasabaların nehb [ü] gâret etdüği Murâd Hân-ı Râbi‘'
e
mün‘akis olup tîz cümle a‘yân-ı dîvân ile meşveret edüp ve vezîri Kapudan Receb …
Yanko ibn Mâdyân asrında bu boğazın ağzında iki cânibdeki kûh-ı bâlâlar üzre birer sedd-i kahkahâ misilli kal‘alar var imiş. Mürûr-ı eyyâm ile bu Rûmeli tarafındaki cebel üzre olan Yoroz kal‘ası harâb olup kalmağıla Murâd Hân asrında bu boğazdan içeri küffâr-ı âk Kazak girüp Yeniköy ve Tarabya kasabası ve Büyükdere'yi ve Sarıyâr kasabaların nehb [ü] gâret etdüği Murâd Hân-ı Râbi‘'e mün‘akis olup tîz cümle a‘yân-ı dîvân ile meşveret edüp ve vezîri Kapudan Receb Paşa'nın ve Kuzu Alî Ağa'nın re’y [ü] tedbîrleri ile bu boğazın ağzında iki tarafa birer Kilidü'l-Bahr-i Siyâh kal‘aları inşâ olunması fermân-ı şehriyârî sâdır olup sene (---) şehrinde mübâşeret edüp bir senede iki kal‘a-i hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn kal‘ateyn tamâmeyn oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 138b ·
metinde göster ·
… etdüğinden yüz bin kat ziyâde tahrîr olundu. Zîrâ ol asırdan Murâd Hân-ı Râbi‘'
e
gelince Şehr-i İslâmbol eyle ma‘mûr oldu kim bir arz-ı hâliye kalmamış idi. ⟦15 …
"Tîz hatt-ı şerîfimde tahrîr olunandan ma‘a-ziyâde dörd mevleviyyetlerde olan cemî‘i dekâkînleri ve cümle ehl-i hırefleri ve cümle imâret olan binâları hâkimleri ile ve şart-ı vâkıfları ile cemî‘i hayrât [u] hasenâtları tahrîr edesiz" deyü tenbîh [ü] te’kîd edüp anlar dahi zemîn-bûs edüp herkes taht-ı hükûmetlerinde olan imârât [u] hayrât u hasenâtları ve gayrı âsârları ve cümle dekâkîn-i ehl-i hırefleri sa‘âdetlü pâdişâ[h]-ı âlem-tebâhın murâd [u] maksûdlarından bin kat ziyâde tahrîr etdiler kim sene (---) târîhinde Selîm Hân-ı Sânî asrında İslâmbol mollâsı Zekeriyyâ Efendi tahrîr etdüğinden yüz bin kat ziyâde tahrîr olundu. Zîrâ ol asırdan Murâd Hân-ı Râbi‘'e gelince Şehr-i İslâmbol eyle ma‘mûr oldu kim bir arz-ı hâliye kalmamış idi. 152b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 152a–152b ·
metinde göster ·
… adhâda altmış kerre yüz bin koyun kurbân olduğu tahrîr olunup Murâd Hân-ı Râbi‘'
e
arz olundu. Ve şehr-i İslâmbol'a yevmiyye yigirmi yedi bin koyun girüp şehirli …
Gümrük Emîni Alî Ağa efendimiz, koyun emîni iken İslâmbol'un dörd mevleviyyet yerinde ıyd-ı adhâda altmış kerre yüz bin koyun kurbân olduğu tahrîr olunup Murâd Hân-ı Râbi‘'e arz olundu. Ve şehr-i İslâmbol'a yevmiyye yigirmi yedi bin koyun girüp şehirli içün zebh olunur. Ve pâdişâh-ı Cem-cenâb içün ve cemî‘i vüzerâ ve sultânlara pâdişâh tarafından koyun eti ta‘yîn verilmesiyçün beher yevm beşer yüz koyun zebh olup ta‘yîn verilir. Ve yine pâdişâh tarafından beher yevm yeniçeri ve bostâncı ve acemî oğlanı ocaklarına beher yevm yetmiş seyishâne yükü koyun, cümlesi beher yevm sekiz yüz koyun mezkûr üç ocağa ta‘yîn verilir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 169b ·
metinde göster ·
… âlib dürür / Hem salât ile selâm ol Ahmed'e / Mazhar-ı "Levlâk"-ı sırr-ı "emced"
e
/ Sahbına evlâdına olsun selâm / Anlar-ile oldu bu dîn bi't-temâm
Hamd kılmak Hâlika vâcib dürürNi‘metine ins ü cin tâlib dürürHem salât ile selâm ol Ahmed'eMazhar-ı "Levlâk"-ı sırr-ı "emced"eSahbına evlâdına olsun selâmAnlar-ile oldu bu dîn bi't-temâm
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 220b ·
metinde göster ·
Evvelâ sene (---) târîhinde Sultan Ahmed Hân asrında sen vücûde geldiğin sene Atmeydânı'nda yedi aded vezîr ve a‘yân-ı kibâr sarâyların münhedim edüp yerlerine yeni câmi‘in esâsına şürû‘ olunup kırkar ellişer zirâ‘ melikî hafrlar kazılup ızkara temeline mübâşeret olunup bir senede kâmil esâs-ı binâ rûy-ı arza berâber oldukda cümle hâs u âm ve sulehâ-yı ümmetden kimesneler ve ilm-i eflâkden haberdâr müneccimler ilm-i mîkât ve kıble-nümâ ile ibtidâ du‘â ü senâ ile bin aded kurbânlar ile makâm-ı mihrâb vaz‘ olundu. Ve Kalender Paşa temele mu‘temed ve nâzır olup Kara Sünbül Alî Efendi temel kâtibi ve kadısı olup üstâdımız Evliyâ Efendi temel imâmı olup Üsküdarî eş-Şeyh Hazret-i kutbu'l-aktâb Mahmûd Efendi temel şeyhi ve Mahmûd Çelebi ve Kara Mahmûd Ağa ve gayrı kırk kimesne-i hoş-elhân temel mü’ezzinleri olup rûz-merre ale'd-devâm binânın itmâmına cidd u cehd, sa‘y [u] ihtimâm etmede. Bir gün merhûm Sultân Ahmed Hân, câmi‘in harem yeri ki, Koca Mehemmed Paşa'nın sarâyı yerinde ancak bir kasr-ı münakkaş kalmışdı, anda bir çetr-i mülemma‘ kurulup cümle vüzerâ ve vükelâ ve ulemâ ve sulehâ ve meşâyıh [u] sâdât ve a‘yân [u] eşrâf ve sığâr u kibâra bir ziyâfet-i âlî olmuşdur kim bu ni‘met-i uzmâ sûr-ı hümâyûn-ı hıtân-ı Ahmed Hân'da olmamışdır. Cümle ricâlullah ba‘de't-ta‘âm hayr du‘â edüp herkes vatanına gitdikde merhûm Sultân Ahmed Hân çetr-i mülemma‘ı içre Üsküdarî Mahmûd Efendi ve Evliyâ Efendi ve Kara Sünbül Alî Efendi ve Cerrâh Şeyhi İbrâhîm Efendi ve sultân-ı hânendegân Musâhib Dervîş Ömer Gülşenî ve biz hakîr huzûr-ı pâdişâhîde ber-zânû kalup Sultân Ahmed Hân bu cümleye hitâb edüp eydür "İnşâallahu Te‘âla bu câmi‘imiz itmâm bulup rûşen ma‘bedhâne olur. Hudâ itmâmın müyesser eyleye" buyururlar. "Ammâ bu câmi‘e bir evkâf-ı azîm lâzımdır" deyince hemân huzzâr-ı meclisde 274a olanlardan Evliyâ Efendi ve Üsküdarî Mahmûd Efendi buyururlar kim "Pâdişâhım niyyetü'l-gazâ deyüp bir diyârı feth edin. Andan cümle imârâtı ve mahsûlât-ı cizyesin bu câmi‘-i şerîfinize vakf edin. Gör e ecdâd-ı ızâmın Süleymân Hân tâbe serâha bizzât kendüleri cezîre-i Malta [ve] Rodos'u feth edüp ve cezîre-i İstanköy ve cezîre-i Hereke ve cezîre-i İlyaki ve cezîre-i Sönbeki kal‘alarını feth edüp cümle câmi‘ine vakf eyleyüp, hâlâ tevliyet-i azîmdir, cümle ecdâdlarınızın evkâflarından Süleymân Hân evkâfından metîn ve kavî evkâf-ı azîm yokdur. Bolay kim Pâdişâhım, siz de Akdeniz'de cezîre-i Girid'i Venedik küffârı elinden feth edüp İslâmbol'dan Mısır'a giden tüccâr ve züvvâr-ı huccâc-ı müslimînin ma‘beri küffâr gemilerinden pâk olaydı" denildikde hemân Cerrâh Şeyhi İbrâhîm Efendi ve Üsküdarî Mahmûd Efendi bu niyyet-i hâlisa içün, Allah rızâsiçün Fâtiha denilüp cümle huzzâr-ı meclisin hâs u âmmı Fâtiha-i seb‘u'l-mesânî tilâvet edüp el yüze sürülüp cümle hâzırûn "İnşâallahu Te‘âlâ du‘âmız icâbet kurbunda vâkı‘ olmuşdur. Erde ve geçde ol cezîre feth olur. Lâkin hemân ol cezîrenin fethi esbâbına sa‘y-ı beliğ etmek gerekdir" dediklerinde hemân Sultân Ahmed Hân aleyhi'r-rahmeti ve'r-rıdvân eydür: "Ammâ efendiler! Bizim Venedik kâfiriyle sulh [u] salâhımız vardır. Sulha mugâyir bir iş işlemek şân-ı şehinşâhlara lâyık-ı Muhammedî değildir. Ne bahâne ile ahd-şikenlik idelim. Bâ-husûs hâlâ Anadolu eyâletlerinde Karayazıcı ve Sa‘îd Arab ve Kalenderoğlu ve Cennetoğlu nâmân celâlîler gibi hasm-ı kavîlerimiz derdinden bîzâr olup asker-i deryâ-misâlimiz ile Serdâr-ı mükerrem Murâd Paşa lalam anların def‘iyle mukayyeddir. Niçe sefer açup cezîre-i Girid'i feth idelim" dediklerinde Evliyâ Efendi eydür "Pâdişâhım üçüncü gün serdârın cümle celâlîyi katl edüp on ikinci gün pâdişâhıma müjde gelir. Ol celâlîlerin devâm [u] sebâtları yokdur. Seyl suyu gibi geçkincidir. Serdârın Murâd Paşa, anların leşini kuyulara doldurup nâmına Kuyucu Murâd Paşa deyü tevârîhlere tahrîr oluna" deyü keşf eder. Hakîkatü'l-hâl, Murâd Paşa cümle celâlîyi Haleb ve Aziz ve Kilis altında dendân-ı tîğdan geçirüp leşlerini kuyulara doldurduğu müjdesi Sultan Ahmed'e gelince pâdişâh-ı halûk, inşirâh-ı sadr [u] zevk-i derûn hâsıl eder. Hemân ol sâ‘at Üsküdarî Mahmûd Efendi eydür "Pâdişâhım! Gazân mübârek ola, Ammâ beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 273b–274a ·
metinde göster ·
… âğ oğlun mecrûh edüp dest ber-kafa ikisin dahi kayd-bend ile taşra çıkarup "Gör
e
, ümmet-i Muhammed" deyü feryâd ederek Sofya'nın mecma‘u'l-irfânı ve mesken-i yâ …
Fehvâsınca pîçe-i zâğ-ı siyâh âşiyân-ı laklakda harekât [u] sekenâta başladıkda leylek baba sayd [u] şikârdan gelüp görse kim iki dâne zâğ yavrusu hemân leylek baba tayrân edüp feryâd [u] figân ile şehr-i Sofya'nın enderûn [u] bîrûnunda seyrân u deverân edüp laklak ile niçe bin mürg-i laklak cem‘ edüp doğru Çelebi câmi‘inin kıbâbları üzre gelüp meks edüp câmi‘in kıbâbları ve sütûhlarında leylek murglarından kurşumlu kubbe 143b görünmez oldu. Bu kerre cemî‘i murglar mezkûr leyleğin âşiyânına birer birer gelüp aşlama olan karga piçelere nazar edüp lak lak diyerek câmi‘ kubbesi üzre karâr ederlerdi. {Gûyâ lisân-ı hâl ile feryâd ederlerdi. Her kim bu feryâdı istimâ‘ ederdi, gûyâ zehresi çâk olurdu}. Ol gün cemî‘i murglar ne yediler ve ne içdiler. Lak lak feryâdından ol gün şehr-i Sofya'da aslâ safâ-yı hâtır olmayup cemî‘i halk işinden bî-kâr olup leylek temâşâsı ederlerdi. Âhir-i kâr niçe yüz leylek karga yavruların katl edüp andan leylek anaya "Sen veled-i zinâ evlâd kazanmışsın" deyü minkar üşürüp pâre pâre edüp alâ mele’i'n-nâs câmî‘ sütûhundan aşağı pârelerin bırağup bir gûne laklak sadâsı dahi ederek laklak babaya bir laklak vâlide eş verüp cümle murglar âşiyânlı âşiyânına pervâz urup gitdiler. Cümle ehl-i beled bu hâle ta‘accüp etdiler. Melek Paşa efendimiz dahi ahvâl-i pür-melâle hayrân kalup "Tiz bu yumurtaları tebdîl eden şakîyi getirsinler, hakkından gelelim," demişken, "Sabr eylen Kâdir [u] Kahhâr Allah adâlet edüp ol şakînin hakkından gelir" deyü nefes etdi. Üçüncü gün hikmet-i Hudâ: {Leylek murgı yumurtalarını tebdîl eden Uşkurta nâm sekbân huddâmı Debbâğoğlu benâm şakî nîm-mest olup bir nigâr-pâre-i ma‘hûdesinin hânesine girüp üstâd-ı cüllâh-vâr fâhişesinin kârhânesin kurup mekik atarken avretin kocası ale'l-gafle içeri girüp görse kim kârhâne meydânda don ağacıyla kurulu üstâd-ı şirinkâr durma çalışup mekik atar. Hemân hâne sâhibi herîfin gayret ve hamiyyet ile cân başına sıçrayup dal tîğ olup yerinden pertâb edüp avreti ve Uşkurta debbâğ oğlun mecrûh edüp dest ber-kafa ikisin dahi kayd-bend ile taşra çıkarup "Gör e, ümmet-i Muhammed" deyü feryâd ederek Sofya'nın mecma‘u'l-irfânı ve mesken-i yârân-ı ihvân olan bana başına vardıkda ol mahalde} bana başında zadra yeniçerileri bu avret içün gavga ederler. Meğer evvel {ve âhir} fâhişe-i mezkûr, leylek murgının yumurtasın tebdîl eden Debbâğoğlu'nun fâhişesi imiş. Hemân Debbâğoğlu {zındık halâs olup} yeniçerilerin elinden orfanasın halâs etmeğe sa‘y ederken gavga müştedd olup hemân yeniçeriler Debbâğoğlu üzre dal kılıç hücûm edüp Debbâğoğlu'n ve fâhişesin pâre pâre edüp bana başına bırakdılar. Şehrin bir alay debbâğ bekârları maktûl Debbâğoğlu'nun leşin paşa sarâyına getirüp bizim çelebimizi yeniçeriler pâre pâre edüp kan etdiler, işte leşi, deyü feryâd edüp tazallum eylediler. Paşa dahi sehel nâhoş olmak ile debbâğ bekârları Debbâğoğlu'nun leşin paşa sarâyı önündeki câmî‘ saçağı altına kodular. Gör Cenâb-ı Bârî'nin takdîrin. Bu Debbâğoğlu leylek yumurtasın alup yerine zâğ beyzası koduğu içün yine karga-beçe hâsıl olup cümle murglar dişi leyleği pâre pâre edüp câmi‘ saçağından aşağı bırakdılar idi. Cenâb-ı Allah üçüncü günde mısra‘:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 143a–143b ·
metinde göster ·
kethudâ! Benim cümle otaklarım bu mahalle kurup cümle askerim bu mahalde haymel …
Hemân paşa-yı müdebbir eydür: "Gel e kethudâ! Benim cümle otaklarım bu mahalle kurup cümle askerim bu mahalde haymeleriyle meks eylesin ve cemî‘i eyâlet-i Van'da yigirmi yedi sancak beğleri ve ocaklık hâkimleri Van'a gelüp hizmet-i pâdişâhîde bulunup bu toprağı Van deryâsına döküp bu kal‘ayı türâbdan tathîr edelim." dedikde cümle hâs u âm "Allah âsân getire, devletli vezîr!" deyüp "Bismillahirrahmânirrahîm" deyüp ibtidâ kendüleri yedi kerre eteğiyle 249a toprak taşıyınca azamet-i Allah cümle iç ağaları ve cümle Van ağaları toprak taşımağa başlayup şehirde dellâllar nidâ edüp herkes gele ve köle ve külfesi ve tobrasıyla kal‘a altındaki toprağı taşımağa başlayup deryâya dökerlerdi. Hemân paşanın serâperdesi ve cümle askerinin hayme vü hargâhları ve cümle Van askerinin bârhâne ve bâr [u] bengâhları sahrâ-yı Van'a kurulup cümle vâdî-i Van sâhil-i bahre varınca hayme-i çetr-i mülemma‘lar ile ma‘mûr u âbâdân olup der-akab pa(di)şa-yı dûrbîn-fikr destine kilk-i cevâhir-nisârın alup eyâlet-i Van'da ne kadar sancak beğleri ve ocaklık hâkimleri var ise cümlesine tuğrâ-yı garrâ çeküp yarlığ-ı belîğ-i şâhî tahrîr etdirüp "Mekke ve Medîne pâdişâhına mutî‘ u münkâd iseniz elbette hizmet-i pâdişâhîye gelüp Van kal‘ası derneğine gelesiz!" deyü her sancağa birer ağa emr-i pâdişâhîler ile cemî‘i Ekrâd ümerâlarını da‘vete gitmede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 248b–249a ·
metinde göster ·
… bî-dîn kaltabanları ol cengde hâk-i yeksân olup "Küllü şey'in yerci‘u ilâ aslih"
e
vâsıl olup yerleri derk-i esfel oldu. Ve bakıyyetü's-seyfi ortaya alınup topa t …
Hemân Tatar bir kerre "Dönek batırlar" deyince el-azametullâh Macar küffârı taburdan da çıkmış bulunup meydânda kalup köpek cengine başlayup kâmil bir sâ‘at-i nücûmî hücûm-ı ikdâm-ı tâm ile bir âlî ceng-i perhâş ve bir Rüstemâne savaş ve bir dilîrâne uğraş olmuşdur kim Âl-i Cengiz Hân ve Hülâgu Hân ve Timur Hân ve Tohtamış Hân ve Suyuncı Hân ve Mengli Giray Hân'dan berü böyle ceng [u] cidâl ve harb [u] neberd-kıtâl olmamışdır. Hattâ küffârın meydânda nâmdâr kapudanları cenge yarar Nemse soltatları ve cümle bî-dîn kaltabanları ol cengde hâk-i yeksân olup "Küllü şey'in yerci‘u ilâ aslih"e vâsıl olup yerleri derk-i esfel oldu. Ve bakıyyetü's-seyfi ortaya alınup topa tutulmuş maymuna ve oka tutulmuş hınzîrlara döndüler. Ve ol kadar benî Âdem katl olundu kim dem-i benî Âdem dem nühûr-misâl cereyân edüp hayâtda olanları Arapça deyü ricâ ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 44a ·
metinde göster ·
ve fâtih-i Bozcaada Köpürlü Mehemmed Paşa'ya hayır du‘âlar edüp,
Hamd-i Hudâ sene (---) târîhinde bin aded Akkirmân ve bin aded Boğdan askeriyle Özü kal‘asına karîb vardıkda Özü beğine ve Paşa kethüdâsına hakîrin geldiği haberin gönderüp hakîr cümle asker ile sehel atlardan inüp istirâhat mahallinde iken kal‘a cânibinden bir toz zâhir olup cümle Özü askeriyle beğleri ve Paşa kethüdâsı hakîre istikbâle gelüp ba‘de'lletî ve'l-letâ alay-ı azîm ile zîr-i kal‘aya vardıkda el-azametullâh üç aded Özü kal‘ası ve Hasan Paşa ve Kılburun kal‘alarının beş pâre kal‘adan ol kadar "Safâ geldin" topları endâht etdiler kim zemîn ü âsumân dir dir ditreyüp kal‘a-i Özü'ye selâmetle dahil olup beğ sarâyında dîvân-ı pâdişâhî olup mehterhânelerden sonra efendimiz Melek Ahmed Paşa'nın buyurdumların ve mektûbların beğlere ve Yûsuf Kethüdâ'ya verüp ibtidâ Bozcaadası fetihnâme-i hümâyûnu kırâ’at olunup cümle ibâdullâh hazz edüp devâm-ı devlet-i Sultân Mehemmed Hân-ı Râbi‘'e ve fâtih-i Bozcaada Köpürlü Mehemmed Paşa'ya hayır du‘âlar edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 54a ·
metinde göster ·
âlât-ı meclis içün bu mâhîlerden tuzlayup ılgar ile getirüp nakl-i meclis ederl …
Hattâ Sultân Murâd-ı Râbi‘'e âlât-ı meclis içün bu mâhîlerden tuzlayup ılgar ile getirüp nakl-i meclis ederlerdi, zîrâ bu gölün mâhîleri misk gibi kokar, aslâ ve kat‘â balık râyihası yokdur. Ve cemî‘i hükemâ kavlince balık muzırdır, lâkin bu gölün balığın Fireng zahmına mübtelâ olanlar yese bi-emr-i Hudâ şifâ bulur. Bu balıkların kebâbı ve çorbası ve tavası gâyet lezîz ve latîfdir. Hattâ bu hakîr-i pür-taksîr bu felek-i kec-revde çok tek ü bûm olup çok dâr [u] diyâr geşt [ü] güzâr eyledim, ammâ bu buhayrenin mâhîleri gibi mâ’ide görmedim. Gûyâ lezzetde ilikdir, ammâ cümleden memdûhu la‘lgûn pul ile halk olunmuş alabalığı ve sazan ve levrek balıklarının her biri ellişer vukıyye gelir gûnâ-gûn mâhîlerdir, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 178b ·
metinde göster ·
… yh Emîr Sultân'ın hayrât [u] hasenâtlarıdır kim bu şehri ol azîz ism-i "Yâ Azîz"
e
mazhar düşüp amâr etmişdir. İşte devlet-i Âl-i Osmân'da bu pîşvâ-yı tarîk şeyh- …
Netîce-i merâm bu şehir içre ta‘rîf u tavsîf etdiğimiz hân ve câmi‘ ve çârsû-yı bâzâr ve havz u şazrevân ve bezzâzistân ve cüsûrlar cümle bu büyük şeyh Emîr Sultân'ın hayrât [u] hasenâtlarıdır kim bu şehri ol azîz ism-i "Yâ Azîz"e mazhar düşüp amâr etmişdir. İşte devlet-i Âl-i Osmân'da bu pîşvâ-yı tarîk şeyh-i azîz ve bir de Fâtih-i Yemen Sinân Paşa kîmyâya mâlik olup bu kadar hayrât [u] hasenât etmişlerdir. Hakkâ ki bir şeyh künc-i uzletde neye mâlik olup bu kadar hayrât ede. Elbette kîmyâ-yı iksîr-i a‘zam berekâtıyla bu kadar âsâr-ı binâlar etmiş kim bir pâdişâh mâlik değildir. Ve imâret-i dârü'z-ziyâfe dahi Emîr Efendi'nindir kim ni‘meti {bay u gedâya mebzûldur}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 38a ·
metinde göster ·
benimle olasın. Dedin ki: ‘Re’îs Efendi beni ister, yâ nice olur?’ dedin. Yâ şi …
"Yâ Evliyâm, ben sana Edirne'de demedim mi, gel e benimle olasın. Dedin ki: ‘Re’îs Efendi beni ister, yâ nice olur?’ dedin. Yâ şimdi kanı re’îs kanı dâmâdı İbrâhîm" dedikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 116a ·
metinde göster ·
… iç kal‘ada Sultân Murâd-ı Sâlis câmi‘i kenîse iken Sultân Mehemmed Hân-ı Râbi‘'
e
bir nûr-ı münevver câmi‘ olmağa mübâşeret olundu. Ve kal‘anın câ-be-câ yerlerin …
Henüz bu feth olmak ile beğine ve alaybeğine ve erbâb-ı zu‘amâ ve erbâb-ı tîmârına ve kadıya bir şey ta‘yîn olunmayup Hatvan beğinin birâderi mîr-i livâ vekîli olup Eğreli Behlülzâde Çelebi kadı vekîli olup dizdârı Yusuf Ağa oldu. Ve cemî‘i kenîselerin çirk-i şirkden tathîr edüp iç kal‘ada Sultân Murâd-ı Sâlis câmi‘i kenîse iken Sultân Mehemmed Hân-ı Râbi‘'e bir nûr-ı münevver câmi‘ olmağa mübâşeret olundu. Ve kal‘anın câ-be-câ yerlerin ta‘mîr ü termîme sa‘y-i ihtimâm olundu. Ammâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 41a ·
metinde göster ·
… de ticârete gidüp Şam'dan gelirken Nâbığa'da merhûm olup na‘şın Medîne'de Bakî‘'
e
getirdüp anda defn etdirdim. Ve bu Muhammed'in vilâdetinden altıncı sene vâlide …
"Bu oğlan benim karındaşım Abdullâh'ın oğludur kim babası Medîne kurbunda Dâru'n-Nâbığa nâm mahalde ticârete gidüp Şam'dan gelirken Nâbığa'da merhûm olup na‘şın Medîne'de Bakî‘'e getirdüp anda defn etdirdim. Ve bu Muhammed'in vilâdetinden altıncı sene vâlidesi Emîne Hâtûn ehli Abdullâh karındaşımın mîrâsın ahz u kabz etmeğe Medîne'ye gidüp bu Muhammed'i altı yaşında iken bile götürüp bir ay Yesrib şehrinde oturup muhallefât-ı Abdullâh'dan cüz’î ve küllî şeyler bulup Yesrib'den yine Mekke'ye bu Muhammed anasıyla gelirken Mekke kurbunda Ebû Enâm nâm mahalde vâlidesi dahi merhûme olup na‘şını Mekke'ye getirdüp anda defn edüp bu Muhammed babadan ve anadan öksüz kaldığından cümle kabâ’il-i Kureyş buna Muhammed-i yetîm derler. Karındaşım evlâdı olmak ile benimle bile ticâret ile kâh Şam'a ve kâh bu Busrâ şehrine getiririm" deyü Ebû Tâlib bu hikâyeleri nakîr kıtmîr cümle Bahîrâ papasa nakl etdikde Bahîrâ papas-ı ehl-i vukûf-ı zû-fünû[nı]'d-dehr eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 100b ·
metinde göster ·
Ammâ sene (---) târîhinde İlyâs Paşa Sultân Murâd-ı Râbi‘'
e
âsî olup hakîrden uluca hemşîremiz anın nâmzâdında iken âsî olunca peder hemşîr …
Ammâ sene (---) târîhinde İlyâs Paşa Sultân Murâd-ı Râbi‘'e âsî olup hakîrden uluca hemşîremiz anın nâmzâdında iken âsî olunca peder hemşîremizi vermede tereddüd edüp inâd [u] muhâlefet edince hemân Ellez Paşa Ma‘nisa şehrinden elli bayrak sekbân ve sarıca haşarât ile imâmın ve a‘yân-ı vilâyet ulemâların ve kethudâsın ılgar ile Kütâhiyye'ye gönderüp ale'l-gafle hânemiz basdırup peder bâğa firâr edüp ol sâ‘at hemşîreyi cümle cevâhir cihâziyle alup hemşîreyi arabalar ile götürüp Sandıklı sahrâsındaki çiftliğimizden yedi bin koyun ve üç yüz kulunlu kısrak ve at ve gayri hayvânâtları alâ tarîki'l-cihâz Q 21aP 21a gasben alup Ma‘nisa'ya götürüp hemşîremiz nâmzâdı iken menkûhası olup Ellez Paşa'nın günden güne isyân [u] tuğyânı âşikâre olup Âsitâne tarafından ve gayri eyâletlerden üzerine asker-i bî-pâyân ile Küçük Ahmed Paşa serdâr ta‘yîn olunca Ma‘nisa'da karârı firâra mübeddel olup cümle askeriyle ve hemşîremiz ile bu Bergama'da mutahassın olunca peder cümle ta‘allukâtıyla Kütâhiyye şehrinden hicret edüp hânemizi sultân-ı şu‘arâ akrabâmız Firâkî Efendi'ye verüp cümlemiz Bursa'da Eyne Beğ mahallesindeki hânemizde meks edüp pederimiz hakîri ve Mahmûd nâm bir birâderimiz dahi alup Bursa'dan üçüncü günde İslâmbol'a dâhil olup beyt-i kadîmimizde meks edüp ertesi peder Sultân Murâd'a buluşup İlyâs Paşa'dan şikâyet edüp kırkıncı günde İlyâs Paşa bu Bergama'da münhedim olup Küçük Ahmed Paşa'yı kayd [u] bend ile Sultân Murâd huzûruna Üsküdar'da İstavriz Bâğçesinde getirüp ol mahâlde peder dahi huzûr-ı pâdişâha çıkup Sultân Murâd İlyâs Paşa'ya,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y39b ·
metinde göster ·
… mevcûddur. Ammâ bu hakîrin ziyâret etdüği bâlâda tahrîr olunan âsitânelerdir.V
e
bu mahalle münâsib olmağile,
Ve bu şehr-i Haleb'de tekye-i Halveti ve Celvetî ve Rûşenî ve Gülşenî ve Kadirî ve Bedevî ve Desûkî ve Râ‘î ve Rufa‘î ve Sa‘dî ve Alevî ve Nakşıbendî ve Fenâyî ve Vefâyî ve Bayramî ve Ni‘metullâhî ve Zeynî ve İdrîsî ve Bürhânî ve Uşşâkî ve Celâlî ve Cemâlî ve Settârî ve Vâhidî ve Edhemî ve Şemsî ve Mevlevî ve Yesevî ve Bektaşî ve Kalenderî ve Yemenî ve Abbâsî ve Haydarî ve Kümeylî ve Zeynî ve Veysî ve Bekrî, el-hâsıl yetmiş tarîkin tekyeleri Haleb'de mevcûddur. Ammâ bu hakîrin ziyâret etdüği bâlâda tahrîr olunan âsitânelerdir.V e bu mahalle münâsib olmağile,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y174a ·
metinde göster ·
… 2a⟧ vardı ise anı seyf-i kâtı‘ ile başında cânın kat‘ edüp "En-nevmü ahu'l-mevt"
e
vâsıl eder.
On binden mütecâviz Mağrib huccâcının başka serdârları Abbâsî alemlerin kaldırup pür-silâh âteş-feşânlık ederek cânibi Mısır'a müteveccih oldular. Ammâ garâbet budur kim ol şiddet-i hârda tâ vakt-i gurûba dek kat‘-ı menâzil edüp vakt-i gurûb ki oldu cümle hayme vü hargâh bâr [u] büngâhların kurup cümle mâlların ortada bir yere yığup etrâfına sıbyân u nisvânların dahi etrâfına bağl [u] hussânların dahi etrâfına cemel heccânların çökürüp cümle hayvânâtlarına alîklerin verüp cümle sağîr ü kebîr Mağribî huccâcı emvâl [ü] erzâkların ihâta edüp el ele kol kola pür âteş tâ sabâha dek bîdâr olup nevbet beklerler. Serdârları üç yüz âteş tüfeng-endâz ile orduların devir edüp bir Mağribî hâb-ı râhata Y 372a vardı ise anı seyf-i kâtı‘ ile başında cânın kat‘ edüp "En-nevmü ahu'l-mevt"e vâsıl eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y371b–Y372a ·
metinde göster ·
… nd-i Sivas ve âl-i şâh-ı şâhân-ı Isfahân ve âl-i Derbendiyân ve âl-i şamhâliyân
e
âl-i Özbekiyân ve âl-i Cingiziyân, cümle on iki fırka hânlardır ve her fırkası …
(---) 8 varakda, âl-i Hârezmiyân ve âl-i Selçukıyân ve devlet-i Selçukıyân-ı sânî ve devlet-i Selçukıyân-ı Karaman ve devlet-i Tâcü'd-devle ve âl-i Atabegiyân ve âl-i Ömeriyye ve âl-i Elbegiyân-ı Kebîr ve âl-i Salâhiyân ve âl-i Eyyûbiyân-ı şâdü'l-Kürdî ve âl-i Bahriyye ve devlet-i Çerâkizeler âl-i Bahrîler kuludur, ve âl-i Türkmâniyân-ı Toğan ve âl-i Ekrâdiyân ve âl-i Karahıtayân ve âl-i Eyyûbiyân-ı Yemenî ve âl-i Melâhide ve âl-i Benî Artık ve devlet-i âl-i Mervân ve âl-i Mirdâs el-Kilâbî ve âl-i Benî Esed ve âl-i Benî Hemedân ve âl-i Benî Akîl ibn Ebî Tâlib ve âl-i Türkmâniyân-ı Ümerâ ve âl-i Dânişmendiyye-i Mâhân ve âl-i Kara Yûsufiyân ve âl-i Akkoyunluyân ve âl-i Dânişmend-i Sivas ve âl-i şâh-ı şâhân-ı Isfahân ve âl-i Derbendiyân ve âl-i şamhâliyân e âl-i Özbekiyân ve âl-i Cingiziyân, cümle on iki fırka hânlardır ve her fırkası onar on beşer aded taysı hânlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y451b ·
metinde göster ·
… , bi-emrillâh anlar Mehdî zuhûruna dek Âyetü'l-kürsî'de Arapça 'dan Arapça '
e
gelince ne kadar hurûf var ise ol kadar mülûk âl-i Osmân'dan gelüp Mısır'a ve c …
"Yok, bi-emrillâh anlar Mehdî zuhûruna dek Âyetü'l-kürsî'de Arapça 'dan Arapça 'e gelince ne kadar hurûf var ise ol kadar mülûk âl-i Osmân'dan gelüp Mısır'a ve cemî‘i kâfiristâna mâlik olup bu rûy-ı arzda küffâr kalmayup Yeni Dünyâ arzına giderler, andan eşrât-ı sâ‘at olur. Ammâ Ahmed bunda hikmet vardır, benim bî-çâre âşıklarım var idi kim hâk-i pâyime yüz sürmeğe teşne idiler, bu takrîb ile resm-i pâyime yüz sürüp murâd [u] maksûdlarına nâ’il oldular, sen dahi ed-dâll ale'l-hayr kefâ‘ilih (---) üzre savâba nâ’il oldun. Lâkin Kayıtbay'ımın gazâ mâlıyla alınan resm-i pâyim tîz Mısır'da türbesine gönder, yohsa sen bilirsin" deyü fermân edüp hall-i meclis olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y137a ·
metinde göster ·
… vardır. Ve Nehâriyye ketânı almağa gelen Megâribe tüccârları bu şeyh Alî Refî‘'
e
gâyet mu‘tekidlerdir, dâ’imâ ziyâret edüp fâ’ide ederler ve dâ’imâ seferden mah …
Kabr-i eş-şeyh Alî Refî‘î: Bir kubbe-i sagîre içinde âsûde iken hikmet-i Hudâ hakîr ziyâret etdiğimiz gün kubbenin bir cânibi münhedim olup derhâl yedi bennâ ve on ammâl ve on kantâr kireç ve cibs ile ta‘mîr ü termîm edince bir ân münfek olmayup üç günde bir hatm-i şerîf tilâvet olunup savâbın rûh-ı şerîfine hibe eyledik. Hâlâ dürr-i beyz-âsâ bir kubbe-i münevver oldu, Hak kabûl eyleye. Ve hareminde bir azîm nâbıka dırahtı vardır. Ve Nehâriyye ketânı almağa gelen Megâribe tüccârları bu şeyh Alî Refî‘'e gâyet mu‘tekidlerdir, dâ’imâ ziyâret edüp fâ’ide ederler ve dâ’imâ seferden mahrûm olmayup bir zarar dahi görmezler. Ulu sultândır. Ve yine Nîl kenârındaki kâşif vekâlesinin kapusu önündeki nâbıka dırahtı sâyesindeki kubbe-i sagîrede,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y300a ·
metinde göster ·
… n Paşa (---) günde 118 anda gelüp bir alay-ı azîm ile serâperdesinde karâr edüp
e
gidüp cemî‘i erbâb-ı menâsıba hil‘at-ı fâhireler ve ihsân [u] in‘âmlar olunup ü …
Ba‘dehu sene-i mezbûrun mâh-ı Cemâziye'l-âhir'inin evvel bâzârertesi gün Âdiliyye['ye] Bağdâd-ı behişt-âbâddan sa‘âdetle Abdurrahmân Paşa (---) günde 118 anda gelüp bir alay-ı azîm ile serâperdesinde karâr edüp e gidüp cemî‘i erbâb-ı menâsıba hil‘at-ı fâhireler ve ihsân [u] in‘âmlar olunup üç gün üç gece [Â]diliyye'de Rûmeli Meydânı'nda bî-misâl şâdumânlar oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·