… hayât Hind ü Sind ve Arab u Acem seyyâhânı içre meşhûr-ı âfâkdır. Anda bir gûne
eğir
kökü hâsıl olur kim Azak eğirinden ve Gerede {şehri} ve Kanije kal‘ası halîci e …
Ma‘âdin-i sâdis: Mesîregâh-ı Kâğızhâne nâm ferah-fezâda bârûdhâne çarhların deverân etdiren uyûn-ı Cendereci nâm âb-ı hayât Hind ü Sind ve Arab u Acem seyyâhânı içre meşhûr-ı âfâkdır. Anda bir gûne eğir kökü hâsıl olur kim Azak eğirinden ve Gerede {şehri} ve Kanije kal‘ası halîci eğirinden nâfi‘ bir eğirdir. Tenâvül edeni bin kerre geğirdir, aceb hâssası vardır ammâ nâdirdir. Ekseriyyâ su kaplıbağası mahlûku ol eğiri yiyüp semîn ve semiz olurlar. Galata'dan Freng tâ’ifeleri gelüp mezkûr kaplıbağaları sayd edüp cemî‘i emrâz-ı muhtelifeye dâ’-i devâ içün tenâvül ederler. Hakkâ ki bin kerre nef‘i müşâhede olunmuşdur kim cemî‘i zamânda ol bağaların me’kûlâtları eğir köküdür. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 18b ·
metinde göster ·
… em seyyâhânı içre meşhûr-ı âfâkdır. Anda bir gûne eğir kökü hâsıl olur kim Azak
eğirinden
ve Gerede {şehri} ve Kanije kal‘ası halîci eğirinden nâfi‘ bir eğirdir. Tenâvül …
Ma‘âdin-i sâdis: Mesîregâh-ı Kâğızhâne nâm ferah-fezâda bârûdhâne çarhların deverân etdiren uyûn-ı Cendereci nâm âb-ı hayât Hind ü Sind ve Arab u Acem seyyâhânı içre meşhûr-ı âfâkdır. Anda bir gûne eğir kökü hâsıl olur kim Azak eğirinden ve Gerede {şehri} ve Kanije kal‘ası halîci eğirinden nâfi‘ bir eğirdir. Tenâvül edeni bin kerre geğirdir, aceb hâssası vardır ammâ nâdirdir. Ekseriyyâ su kaplıbağası mahlûku ol eğiri yiyüp semîn ve semiz olurlar. Galata'dan Freng tâ’ifeleri gelüp mezkûr kaplıbağaları sayd edüp cemî‘i emrâz-ı muhtelifeye dâ’-i devâ içün tenâvül ederler. Hakkâ ki bin kerre nef‘i müşâhede olunmuşdur kim cemî‘i zamânda ol bağaların me’kûlâtları eğir köküdür. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 18b ·
metinde göster ·
… r kökü hâsıl olur kim Azak eğirinden ve Gerede {şehri} ve Kanije kal‘ası halîci
eğirinden
nâfi‘ bir eğirdir. Tenâvül edeni bin kerre geğirdir, aceb hâssası vardır ammâ n …
Ma‘âdin-i sâdis: Mesîregâh-ı Kâğızhâne nâm ferah-fezâda bârûdhâne çarhların deverân etdiren uyûn-ı Cendereci nâm âb-ı hayât Hind ü Sind ve Arab u Acem seyyâhânı içre meşhûr-ı âfâkdır. Anda bir gûne eğir kökü hâsıl olur kim Azak eğirinden ve Gerede {şehri} ve Kanije kal‘ası halîci eğirinden nâfi‘ bir eğirdir. Tenâvül edeni bin kerre geğirdir, aceb hâssası vardır ammâ nâdirdir. Ekseriyyâ su kaplıbağası mahlûku ol eğiri yiyüp semîn ve semiz olurlar. Galata'dan Freng tâ’ifeleri gelüp mezkûr kaplıbağaları sayd edüp cemî‘i emrâz-ı muhtelifeye dâ’-i devâ içün tenâvül ederler. Hakkâ ki bin kerre nef‘i müşâhede olunmuşdur kim cemî‘i zamânda ol bağaların me’kûlâtları eğir köküdür. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 18b ·
metinde göster ·
… m Azak eğirinden ve Gerede {şehri} ve Kanije kal‘ası halîci eğirinden nâfi‘ bir
eğirdir
. Tenâvül edeni bin kerre geğirdir, aceb hâssası vardır ammâ nâdirdir. Ekseriyyâ …
Ma‘âdin-i sâdis: Mesîregâh-ı Kâğızhâne nâm ferah-fezâda bârûdhâne çarhların deverân etdiren uyûn-ı Cendereci nâm âb-ı hayât Hind ü Sind ve Arab u Acem seyyâhânı içre meşhûr-ı âfâkdır. Anda bir gûne eğir kökü hâsıl olur kim Azak eğirinden ve Gerede {şehri} ve Kanije kal‘ası halîci eğirinden nâfi‘ bir eğirdir. Tenâvül edeni bin kerre geğirdir, aceb hâssası vardır ammâ nâdirdir. Ekseriyyâ su kaplıbağası mahlûku ol eğiri yiyüp semîn ve semiz olurlar. Galata'dan Freng tâ’ifeleri gelüp mezkûr kaplıbağaları sayd edüp cemî‘i emrâz-ı muhtelifeye dâ’-i devâ içün tenâvül ederler. Hakkâ ki bin kerre nef‘i müşâhede olunmuşdur kim cemî‘i zamânda ol bağaların me’kûlâtları eğir köküdür. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 18b ·
metinde göster ·
… eğirdir, aceb hâssası vardır ammâ nâdirdir. Ekseriyyâ su kaplıbağası mahlûku ol
eğiri
yiyüp semîn ve semiz olurlar. Galata'dan Freng tâ’ifeleri gelüp mezkûr kaplıbağ …
Ma‘âdin-i sâdis: Mesîregâh-ı Kâğızhâne nâm ferah-fezâda bârûdhâne çarhların deverân etdiren uyûn-ı Cendereci nâm âb-ı hayât Hind ü Sind ve Arab u Acem seyyâhânı içre meşhûr-ı âfâkdır. Anda bir gûne eğir kökü hâsıl olur kim Azak eğirinden ve Gerede {şehri} ve Kanije kal‘ası halîci eğirinden nâfi‘ bir eğirdir. Tenâvül edeni bin kerre geğirdir, aceb hâssası vardır ammâ nâdirdir. Ekseriyyâ su kaplıbağası mahlûku ol eğiri yiyüp semîn ve semiz olurlar. Galata'dan Freng tâ’ifeleri gelüp mezkûr kaplıbağaları sayd edüp cemî‘i emrâz-ı muhtelifeye dâ’-i devâ içün tenâvül ederler. Hakkâ ki bin kerre nef‘i müşâhede olunmuşdur kim cemî‘i zamânda ol bağaların me’kûlâtları eğir köküdür. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 18b ·
metinde göster ·
… in kerre nef‘i müşâhede olunmuşdur kim cemî‘i zamânda ol bağaların me’kûlâtları
eğir
köküdür. Ve,
Ma‘âdin-i sâdis: Mesîregâh-ı Kâğızhâne nâm ferah-fezâda bârûdhâne çarhların deverân etdiren uyûn-ı Cendereci nâm âb-ı hayât Hind ü Sind ve Arab u Acem seyyâhânı içre meşhûr-ı âfâkdır. Anda bir gûne eğir kökü hâsıl olur kim Azak eğirinden ve Gerede {şehri} ve Kanije kal‘ası halîci eğirinden nâfi‘ bir eğirdir. Tenâvül edeni bin kerre geğirdir, aceb hâssası vardır ammâ nâdirdir. Ekseriyyâ su kaplıbağası mahlûku ol eğiri yiyüp semîn ve semiz olurlar. Galata'dan Freng tâ’ifeleri gelüp mezkûr kaplıbağaları sayd edüp cemî‘i emrâz-ı muhtelifeye dâ’-i devâ içün tenâvül ederler. Hakkâ ki bin kerre nef‘i müşâhede olunmuşdur kim cemî‘i zamânda ol bağaların me’kûlâtları eğir köküdür. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 18b ·
metinde göster ·
… , Tokat ve Sivas Ermenîlerin Sulu Manastır'a, Ma‘nisalıyı Ma‘cûncu mahallesine,
Eğirdir
ve iğdirlileri Eğrikapu'ya, Bursalıları Eyyûb Sultân'a, Karamanlıları Büyük Kar …
Evvelâ Rûmeli'nden Üsküb halkın Üsküblü mahallesine, Yenişehir halkın Yeni Mahalle'ye, Sofya halkın Ayasofya'ya, Mora Urumların Fenerkapusuna ve Selânik Yahûdîlerinin elli cemâ‘atin Tekur Sarâyı'na ve Şuhûdkapusu cânibine kodular. Anıniçün Çufudkapusu derler. Anatolu cânibinden Aksarâylıyı Aksarây mahallesine, Akka ve Gazze ve Remle'den gelen Arabistân kavmin Tahta'l-kal‘a'ya, Acem'den geleni Mahmûdpaşa kurbünde Hoca Hânı'na, Balat şehrinden gelen Çingâneleri Balat mahallesine, Akılbend'den gelen uluç âdemlerin Akılbend mahallesine, Ârnâbûd kavmin Silivrikapusuna, Sıfet Yahûdîlerin Hâsköy'e, Anatolu Etrâkların Üsküdar'a, Tokat ve Sivas Ermenîlerin Sulu Manastır'a, Ma‘nisalıyı Ma‘cûncu mahallesine, Eğirdir ve iğdirlileri Eğrikapu'ya, Bursalıları Eyyûb Sultân'a, Karamanlıları Büyük Karaman'a, Konyalıları Küçük Karaman'a, Tirelileri Vefâ'ya, Çehârşembe ovası halkı Çârşanbabâzârı'na, Kastamonu kavmin Kazancılar mahallesine, Tarabefsûnlu Lazları Bâyezîd Hân câmi‘i yerine, Gelibolu kavmin Tershâne'ye ve İzmir kavmin Büyük Galata'ya ve Freng kavmin Küçük Galata'ya ve Sinop ve Samsun kavmin Tophâne'ye, ve'l-hâsıl ol asırda dest-i Âl-i Osmân'da ne kadar şehr-i azîmler var ise cümlesinden ümmet-i Muhammed'i ehl [ü] iyâlleri ile İslâmbol'a getirüp i‘zâz [u] ikrâm edüp ma‘mûr [u] âbâdan etdiler. Anıniçün İslâmı bol ismiyle müsemmâ olup ile'l-ân gulgule-i Rûm, velvele-i Rûm, tantana-i Rûm oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 31b ·
metinde göster ·
… n-nübüvve menkûhası olup Hazret dirâgûş edüp kemerin kuşadup kettân ekenlere ve
eğirüp
iplik edenlere Hadîce-i Kübrâ pîre oldu. Vâdî-i Fâtıma'da hâlâ Hadîce kettânlığ …
Esnâf-ı kettâncıyân: Dükkân 105, neferât 208, pîrleri ibtidâ Hûşeng Şâh'dır, pembeyi zemîne eküp sidik ile sıvarup bi-emr-i Hudâ kettân oldu, ilâ yevminâ sidik gibi râyihası var. Sonra pîrleri Hadîce-i Kübrâ Ana'dır, bizzât Hazret-i Risâlet-penâh'ın ba‘de'n-nübüvve menkûhası olup Hazret dirâgûş edüp kemerin kuşadup kettân ekenlere ve eğirüp iplik edenlere Hadîce-i Kübrâ pîre oldu. Vâdî-i Fâtıma'da hâlâ Hadîce kettânlığı derler, kendi biter ve kendi yiter, terbiyesinde usret olmağile Mekke halkı Mısır bezine muhtâclardır. Bunlar dahi dükkânlarında Nehâriyye ve ibyâr ve Feyyûm kettânların zeyn edüp ubûr ederler. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 166a ·
metinde göster ·
… pusu hâricinde cümlesi pür-silâh olup seyishâne ve arabalar üzre zenbîller içre
eğir
ve zencebîl ve besbâse ve kebâbe ve kâkûle ve darçın ve dâr-ı fülfül ve râvend …
Attârân-ı Mısır: Zindânkapusu hâricinde cümlesi pür-silâh olup seyishâne ve arabalar üzre zenbîller içre eğir ve zencebîl ve besbâse ve kebâbe ve kâkûle ve darçın ve dâr-ı fülfül ve râvend ve sünbül-i Hıtâyî ve aselbend ve ûdü'l-kahr misilli 196b eşyâlar kim cümle üç bin yetmiş aded edviyelerdir kim hukemâ-yı mutekaddimîn Tezkire-i Dâvûd'da cümlesi tabî‘atları ve hâssalarıyla ferâdâ ferâdâ tahrîr olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 196a–196b ·
metinde göster ·
… -i Hudâ ol kûhun taşını tokmak ile döğüp kettân gibi olur. Ba‘dehû hayyâl iplik
eğirüp
âbdest makramaları ve latîf ve zîbâ donlar ve gömlekler edüp a‘yân-ı İslâmbol'a …
Garîbe ve acîbe-i Üçkilise: Bu deyrin büyüğü Enûşirvân binâsıdır. Anda senede bir kerre kırk elli bin kefere vü fecere dîb-i Firengistân'dan cem‘ olup bu Üçkilise dağının zirve-i a‘lâsında, pür-çemenzâr sahrâda bir halıça-i atîkleri vardır, anı döşerler ve ol dağlarda ne kadar nebâtât u giyâhât makûlesi nâfi‘ edviye-i ahşâbâtlar var ise cümle nebâtâtı bir azîm kazan içine koyup mezkûr halıça üzre saçayak koyup kazanı ana tahmîl edüp mezkûr halı üzre germâ-germ âteş edüp kâmil bir sâ‘atde kazgan içre cümle nebâtât ve kerefis ve mi‘denüvâz pişüp bir sâ‘at yanan âteşden aslâ halıça yanmayup niçe bin âdem temâşâsına hayrân olur, vâcibü's-seyr bir halıçadır. Ba‘dehû ta‘âm-ı nebâtâtı cümle keferelere bezl edüp teberrüken hokkalar ile dib-i Firengistâna götürüp ba‘zılar ol mahalde yiyüp hamd ü zevk u safâ ederler. 294a Hakîr bu ahvâli râhiblerden su‘âl etdim: "Vallahi bu halıça oldur kim Hazret-i İsâ bu halıça üstünde rahm-ı mâderden müştakk olmuşdur ve İsrâ‘ilî havfinden bir gâra kapanup on iki halîfeleriyle dağdan otluk cem‘ edüp bu halıça üzre pişirirdi. Ve Benî İsrâ‘îlî İsâ Nebî'den mu‘cize isteyüp bu halıça üzre bir melik ölüsün ihyâ etdi. Ve cümle İsrâ‘îlîye mu‘cize içün bu halıça üzre ta‘âm pişirüp bezl-i it‘âm etdi. Ba‘dehû bu halıça Buhtunnasr eline girdi. Andan Enûşirvân'ın eline girüp bu deyri bînâ etdikde yılda bir kerre üzerinde ta‘âm pişirüp yine pâk u pâkîze edüp boğçalar içre başımıza berâber hıfz ederiz. Hattâ "Süleymân Hân Nahçevân seferine geldikde bu seccâde üzre iki rek‘at namâz kıldı" deyü rivâyet etdiler. Ammâ halıça-yı ibret-nümâ ne harîrdir, ne pembedir ve ne sûfdur. Bir gûne zincâbî elvân bir seccâde-i kebîrdir. Lâkin gâyet sakîldir. Ammâ bu hakîrin akl-ı kâsıriyle eyle mülâhaza etdim ki cezîre-i Kıbrıs'da (---) nâm mahalde bir kûh-ı azîm vardır. Hikmet-i Hudâ ol kûhun taşını tokmak ile döğüp kettân gibi olur. Ba‘dehû hayyâl iplik eğirüp âbdest makramaları ve latîf ve zîbâ donlar ve gömlekler edüp a‘yân-ı İslâmbol'a ve pâdişâha hedâyâ getirirler. Hatta Kaya Sultân efendimize Sultân Murâd Hân latîfe edüp "Kayam, sana kayadan hâsıl olma bir taş gömlek vereyim" deyü bir don gömlek ihsân etmişdi. Birkaç eyyâm Kaya Sultân kayadan kamîsı giyüp kirlendikde âteşde yakup pâk ve beyâz olup ibret içün yine giyerdi. Hayâl ü rakîk bir gömlek idi. Ekseriyyâ a‘yân-ı kibârda çokdur. Hattâ Kapudan Hüsâmzâde hakîre bir makramasın bağışlayup mülevves oldukda Melek Ahmed Paşa huzûrunda âteşe yakup gül-i pembe-misâl oldu. Allahu a‘lem mezkûr halıça dahi Kıbrıs taşından dokunmış ola, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 293b–294a ·
metinde göster ·
Keyfiyyet-i mevvâc-ı sûf: Bir kazgan-ı kebîri germâ-germ âteş üzre koyup kazgan içine murâd edindikleri elvân boyalar içre kazganın nısfına dek su koyup ağaçdan binâlar üzre deste deste sûfları korken her sûfun birer katı içre birer ağaç çöpleri koyup deste deste sûflar kazgan içre yerleşdirüp kazganın ağzın kapayup etrâfın hamîrle sıvayup germâ-germ âteş edüp bi-emrillah ol kazgan içre buların te’sîri buhârı sûflara urup sun‘-ı Hudâ gûnâ-gûn izler olur kim Mânî ve Behzâd kalemin çekmede âcizlerdir. Bu sûf dahi Engürü'ye mahsûsdur. Edîm-i arzda bir diyârda olmak ihtimâli yokdur. Frenk veled-i zinâları bu Engüri keçilerinden Frengistân'a götürüp hayâl iplik eğirüp sûf dokumak murâd edindiler. Bi-emrillah keçiler bir senede bayağı tüğlü keçiler oldu ve dokudukları şeyleri sûf olmayup mevc vermeğe kâdir olmadılar. Âhir Engürü'den eğrilmiş sûf ipliği alup Frengistân'a götürüp sûf idelim dediler, olmayup âhir ruhbânlar içün hâlâ sûf gibi hayyâl mevcsiz siyâh rukla şâlı dokurlar. Ahâlî-i Engürü, Hacı Bayrâm-ı Velî'nin kerâmetidir ve âb [u] hevâmızın letâfeti hükmüdür, derler. Hakkâ ki rub‘-ı meskûnda nazîri yok sûfları olur ve muhayyeri dahi meşhûrdur. Ve Engürü kerpiçi dahi meşhûrdır. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 358a ·
metinde göster ·
Memdûhât-ı sanâyi‘âtların beyân eder : Bu şehirde dahi cümle halkı pembe ipliği
eğirüp
çârşefler ve havlılar ve harîr siyâh pesveler yaparlar ve askerî tâifesinden fâ …
Memdûhât-ı sanâyi‘âtların beyân eder : Bu şehirde dahi cümle halkı pembe ipliği eğirüp çârşefler ve havlılar ve harîr siyâh pesveler yaparlar ve askerî tâifesinden fârisü'l-hayli kesret üzre olmak ile gâyet musanna‘ at gemi yapar haddâdları vardır. Hamâ gemi meşhûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 25b ·
metinde göster ·
… ı olur. Ve acarlı zilisi ya‘nî halısı ve nefneci ya‘nî zâteri ve yel otu, ya‘nî
eğirotu
olur. Bu gûne ıstılâh [u] kelimâtlı Etrâkleri olur.
Anadolu eyâletinde Bolu sancağı hâkinde Kasaba-i Çağa. Yüz elli akçe kazâdır ve nâhiyesi kurâdır. Kethüdâyeri ve serdârı Gergen'de sâkin olur subaşısı vardır. Gâyet ma‘mûr [u] âbâdân bâğlı ve bâğçeli ma‘mûr kurâları vardır. Kasabasında câmi‘i ve hân u hammâmı ve mescidleri ve ma‘mûr evrâk-ı muhtasarı vardır. Çağa şehri yayı derler bir gûne yayı memdûh-ı âlemdir kim berde ve bahrde seyâhat eden kimesneler kullanıp aslâ başları bir tarafa yılıkmaz ve yenleri birbirine kavuşsa ıvanmaz bir gûne köten yayı olur. Ve acarlı zilisi ya‘nî halısı ve nefneci ya‘nî zâteri ve yel otu, ya‘nî eğirotu olur. Bu gûne ıstılâh [u] kelimâtlı Etrâkleri olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 94b ·
metinde göster ·
… rmez ve gayet mukavvîdir ve lahmı gâyet tary ü terdir. Zîrâ bu gölde hâsıl olan
eğirotu
kökün tenâvül eder mâhîlerdir.
Ve memdûhât-ı buhayresi: Yedi gûne mâhîleri olur kim her biri beşer onar vakıyye turna ve sazan ve yılan ve alabalığının envâ‘ları olur kim aslâ balık râyihası yokdur ve ne kadar tenâvül olursa aslâ sıklet vermeyüp harâret ve yübûset vermez ve gayet mukavvîdir ve lahmı gâyet tary ü terdir. Zîrâ bu gölde hâsıl olan eğirotu kökün tenâvül eder mâhîlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 94b ·
metinde göster ·
: Cenâb-ı Bârî bu gölde ol kadar eğir kökü halk eylemişdir kim cemî‘i ahâlî-i Ça …
Hâssa-i eğir: Cenâb-ı Bârî bu gölde ol kadar eğir kökü halk eylemişdir kim cemî‘i ahâlî-i Çağa eğir köklerin mevsiminden su içinden cem‘ edüp iplere dizüp başka bâzergânları vardır. Cemî‘i memâlik-i mahrûselere yük yük götürüp ticâret ederler. Gâyet nâfi‘dir. Bir âdem rîha ve sû-i ma‘îdeye mübtelâ olsa bu Çağa eğirinden kable't-ta‘âm vakt-i cû‘da bir dânık mikdârı isti‘mâl etse ma‘îdesi ve batnında aslâ rîh komayup ta‘âma iştihâ verüp kuvvet-i basarı ziyâde edüp ıslâh-ı ma‘îde eder. {Zîrâ "Eğir ye de geğir demişler} Gerçi Devlet-i Âl-i Osmân'da Azak eğiri ve Kanije eğiri meşhûrdur ammâ bu Çağa gölü eğiri kadar latîf böyle hâzimü’l-ifrât eğir olmazdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 94b ·
metinde göster ·
kökü halk eylemişdir kim cemî‘i ahâlî-i Çağa eğir köklerin mevsiminden su içind …
Hâssa-i eğir: Cenâb-ı Bârî bu gölde ol kadar eğir kökü halk eylemişdir kim cemî‘i ahâlî-i Çağa eğir köklerin mevsiminden su içinden cem‘ edüp iplere dizüp başka bâzergânları vardır. Cemî‘i memâlik-i mahrûselere yük yük götürüp ticâret ederler. Gâyet nâfi‘dir. Bir âdem rîha ve sû-i ma‘îdeye mübtelâ olsa bu Çağa eğirinden kable't-ta‘âm vakt-i cû‘da bir dânık mikdârı isti‘mâl etse ma‘îdesi ve batnında aslâ rîh komayup ta‘âma iştihâ verüp kuvvet-i basarı ziyâde edüp ıslâh-ı ma‘îde eder. {Zîrâ "Eğir ye de geğir demişler} Gerçi Devlet-i Âl-i Osmân'da Azak eğiri ve Kanije eğiri meşhûrdur ammâ bu Çağa gölü eğiri kadar latîf böyle hâzimü’l-ifrât eğir olmazdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 94b ·
metinde göster ·
… enâb-ı Bârî bu gölde ol kadar eğir kökü halk eylemişdir kim cemî‘i ahâlî-i Çağa
eğir
köklerin mevsiminden su içinden cem‘ edüp iplere dizüp başka bâzergânları vardı …
Hâssa-i eğir: Cenâb-ı Bârî bu gölde ol kadar eğir kökü halk eylemişdir kim cemî‘i ahâlî-i Çağa eğir köklerin mevsiminden su içinden cem‘ edüp iplere dizüp başka bâzergânları vardır. Cemî‘i memâlik-i mahrûselere yük yük götürüp ticâret ederler. Gâyet nâfi‘dir. Bir âdem rîha ve sû-i ma‘îdeye mübtelâ olsa bu Çağa eğirinden kable't-ta‘âm vakt-i cû‘da bir dânık mikdârı isti‘mâl etse ma‘îdesi ve batnında aslâ rîh komayup ta‘âma iştihâ verüp kuvvet-i basarı ziyâde edüp ıslâh-ı ma‘îde eder. {Zîrâ "Eğir ye de geğir demişler} Gerçi Devlet-i Âl-i Osmân'da Azak eğiri ve Kanije eğiri meşhûrdur ammâ bu Çağa gölü eğiri kadar latîf böyle hâzimü’l-ifrât eğir olmazdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 94b ·
metinde göster ·
… et ederler. Gâyet nâfi‘dir. Bir âdem rîha ve sû-i ma‘îdeye mübtelâ olsa bu Çağa
eğirinden
kable't-ta‘âm vakt-i cû‘da bir dânık mikdârı isti‘mâl etse ma‘îdesi ve batnında …
Hâssa-i eğir: Cenâb-ı Bârî bu gölde ol kadar eğir kökü halk eylemişdir kim cemî‘i ahâlî-i Çağa eğir köklerin mevsiminden su içinden cem‘ edüp iplere dizüp başka bâzergânları vardır. Cemî‘i memâlik-i mahrûselere yük yük götürüp ticâret ederler. Gâyet nâfi‘dir. Bir âdem rîha ve sû-i ma‘îdeye mübtelâ olsa bu Çağa eğirinden kable't-ta‘âm vakt-i cû‘da bir dânık mikdârı isti‘mâl etse ma‘îdesi ve batnında aslâ rîh komayup ta‘âma iştihâ verüp kuvvet-i basarı ziyâde edüp ıslâh-ı ma‘îde eder. {Zîrâ "Eğir ye de geğir demişler} Gerçi Devlet-i Âl-i Osmân'da Azak eğiri ve Kanije eğiri meşhûrdur ammâ bu Çağa gölü eğiri kadar latîf böyle hâzimü’l-ifrât eğir olmazdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 94b ·
metinde göster ·
ye de geğir demişler} Gerçi Devlet-i Âl-i Osmân'da Azak eğiri ve Kanije eğiri m …
Hâssa-i eğir: Cenâb-ı Bârî bu gölde ol kadar eğir kökü halk eylemişdir kim cemî‘i ahâlî-i Çağa eğir köklerin mevsiminden su içinden cem‘ edüp iplere dizüp başka bâzergânları vardır. Cemî‘i memâlik-i mahrûselere yük yük götürüp ticâret ederler. Gâyet nâfi‘dir. Bir âdem rîha ve sû-i ma‘îdeye mübtelâ olsa bu Çağa eğirinden kable't-ta‘âm vakt-i cû‘da bir dânık mikdârı isti‘mâl etse ma‘îdesi ve batnında aslâ rîh komayup ta‘âma iştihâ verüp kuvvet-i basarı ziyâde edüp ıslâh-ı ma‘îde eder. {Zîrâ "Eğir ye de geğir demişler} Gerçi Devlet-i Âl-i Osmân'da Azak eğiri ve Kanije eğiri meşhûrdur ammâ bu Çağa gölü eğiri kadar latîf böyle hâzimü’l-ifrât eğir olmazdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 94b ·
metinde göster ·
… a‘îde eder. {Zîrâ "Eğir ye de geğir demişler} Gerçi Devlet-i Âl-i Osmân'da Azak
eğiri
ve Kanije eğiri meşhûrdur ammâ bu Çağa gölü eğiri kadar latîf böyle hâzimü’l-if …
Hâssa-i eğir: Cenâb-ı Bârî bu gölde ol kadar eğir kökü halk eylemişdir kim cemî‘i ahâlî-i Çağa eğir köklerin mevsiminden su içinden cem‘ edüp iplere dizüp başka bâzergânları vardır. Cemî‘i memâlik-i mahrûselere yük yük götürüp ticâret ederler. Gâyet nâfi‘dir. Bir âdem rîha ve sû-i ma‘îdeye mübtelâ olsa bu Çağa eğirinden kable't-ta‘âm vakt-i cû‘da bir dânık mikdârı isti‘mâl etse ma‘îdesi ve batnında aslâ rîh komayup ta‘âma iştihâ verüp kuvvet-i basarı ziyâde edüp ıslâh-ı ma‘îde eder. {Zîrâ "Eğir ye de geğir demişler} Gerçi Devlet-i Âl-i Osmân'da Azak eğiri ve Kanije eğiri meşhûrdur ammâ bu Çağa gölü eğiri kadar latîf böyle hâzimü’l-ifrât eğir olmazdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 94b ·
metinde göster ·
… â "Eğir ye de geğir demişler} Gerçi Devlet-i Âl-i Osmân'da Azak eğiri ve Kanije
eğiri
meşhûrdur ammâ bu Çağa gölü eğiri kadar latîf böyle hâzimü’l-ifrât eğir olmazdı …
Hâssa-i eğir: Cenâb-ı Bârî bu gölde ol kadar eğir kökü halk eylemişdir kim cemî‘i ahâlî-i Çağa eğir köklerin mevsiminden su içinden cem‘ edüp iplere dizüp başka bâzergânları vardır. Cemî‘i memâlik-i mahrûselere yük yük götürüp ticâret ederler. Gâyet nâfi‘dir. Bir âdem rîha ve sû-i ma‘îdeye mübtelâ olsa bu Çağa eğirinden kable't-ta‘âm vakt-i cû‘da bir dânık mikdârı isti‘mâl etse ma‘îdesi ve batnında aslâ rîh komayup ta‘âma iştihâ verüp kuvvet-i basarı ziyâde edüp ıslâh-ı ma‘îde eder. {Zîrâ "Eğir ye de geğir demişler} Gerçi Devlet-i Âl-i Osmân'da Azak eğiri ve Kanije eğiri meşhûrdur ammâ bu Çağa gölü eğiri kadar latîf böyle hâzimü’l-ifrât eğir olmazdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 94b ·
metinde göster ·
… i Devlet-i Âl-i Osmân'da Azak eğiri ve Kanije eğiri meşhûrdur ammâ bu Çağa gölü
eğiri
kadar latîf böyle hâzimü’l-ifrât eğir olmazdır.
Hâssa-i eğir: Cenâb-ı Bârî bu gölde ol kadar eğir kökü halk eylemişdir kim cemî‘i ahâlî-i Çağa eğir köklerin mevsiminden su içinden cem‘ edüp iplere dizüp başka bâzergânları vardır. Cemî‘i memâlik-i mahrûselere yük yük götürüp ticâret ederler. Gâyet nâfi‘dir. Bir âdem rîha ve sû-i ma‘îdeye mübtelâ olsa bu Çağa eğirinden kable't-ta‘âm vakt-i cû‘da bir dânık mikdârı isti‘mâl etse ma‘îdesi ve batnında aslâ rîh komayup ta‘âma iştihâ verüp kuvvet-i basarı ziyâde edüp ıslâh-ı ma‘îde eder. {Zîrâ "Eğir ye de geğir demişler} Gerçi Devlet-i Âl-i Osmân'da Azak eğiri ve Kanije eğiri meşhûrdur ammâ bu Çağa gölü eğiri kadar latîf böyle hâzimü’l-ifrât eğir olmazdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 94b ·
metinde göster ·
… Kanije eğiri meşhûrdur ammâ bu Çağa gölü eğiri kadar latîf böyle hâzimü’l-ifrât
eğir
olmazdır.
Hâssa-i eğir: Cenâb-ı Bârî bu gölde ol kadar eğir kökü halk eylemişdir kim cemî‘i ahâlî-i Çağa eğir köklerin mevsiminden su içinden cem‘ edüp iplere dizüp başka bâzergânları vardır. Cemî‘i memâlik-i mahrûselere yük yük götürüp ticâret ederler. Gâyet nâfi‘dir. Bir âdem rîha ve sû-i ma‘îdeye mübtelâ olsa bu Çağa eğirinden kable't-ta‘âm vakt-i cû‘da bir dânık mikdârı isti‘mâl etse ma‘îdesi ve batnında aslâ rîh komayup ta‘âma iştihâ verüp kuvvet-i basarı ziyâde edüp ıslâh-ı ma‘îde eder. {Zîrâ "Eğir ye de geğir demişler} Gerçi Devlet-i Âl-i Osmân'da Azak eğiri ve Kanije eğiri meşhûrdur ammâ bu Çağa gölü eğiri kadar latîf böyle hâzimü’l-ifrât eğir olmazdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 94b ·
metinde göster ·
… -i Diri Ten'de Tuna balıkları, tohum döküp yavru hâsıl etmeğiçün ve Ten suyunda
eğir
kökü yemek içün Tuna ile akup Karadeniz'e çıkayım derken bu Silisre önünde bu d …
Yüz iki yüz âdemiyle Tuna üzre bu sarâyda sâkin olur. Emînin kendüye mahsûs bir kasr-ı müfîdi balık dalyanı olan mezkûr darboğazda vaz‘ edüp şeb [u] rûz emîn anda oturup ol boğaza bir san‘at ile yine çitden bir zemberekli şey urup ol boğazı ol çit sedd eder. Eyle çitler örerler kim bir karış mikdârı bir semek çitlerden geçmek ihtimâli yokdur. Garîb u acîb bir san‘at-ı sihr-i i‘câzdır. Tâ ki bahâr mevsimi gelüp temevvüc-i Tuna nehri kalmayup diyâr-ı Alaman'dan berü Tuna balıkları ve nehr-i Dırava ve nehr-i Tise ve nehr-i Sava ve nehr-i Morava ve bâlâda tahrîr olunan nehr-i azîmlerin mâhîleri nehr-i Tuna ile cereyân edüp Karadeniz'de Ölüdenizi'nde ve nehr-i Özi'de ve Azak denizinde ve Çekişge ve Arpat buhayrelerinde ve Azak dibinde ve nehr-i Ölü Ten'de ve nehr-i Diri Ten'de Tuna balıkları, tohum döküp yavru hâsıl etmeğiçün ve Ten suyunda eğir kökü yemek içün Tuna ile akup Karadeniz'e çıkayım derken bu Silisre önünde bu dalyana gelüp görse kim Tuna sedd olmuş. Âhir kâr deverân ederek mezkûr boğaz ağzındaki çit üzre geldikde mezkûr boğazda kısılup bir dahi gerü dönem derken zemberekli çiti iplerle kaldırup eğer büyük ve eğer ki küçük balığı alup yine zembereği Tuna içre bırağırlar. Bu bir temâşâdır kim "Şenîden ki bûd mânend dîde" kabilesindendir. Tâ ayne'l-yakîn hâsıl etmeyince ta‘bîr ü tavsîfi mümkün değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 120b ·
metinde göster ·
Ammâ bu morina ve mersin balıkları aslâ balık yimeyüp
eğir
kökü ve kamış kökü ve anlara müte‘allık ba‘zı yonsın otlar vardır anı yerler. B …
Ammâ bu morina ve mersin balıkları aslâ balık yimeyüp eğir kökü ve kamış kökü ve anlara müte‘allık ba‘zı yonsın otlar vardır anı yerler. Bi-emrillah ol vücûda ol kadar me’kûlât ile perveriş eder. Ammâ bu dişi morinanın hadd ü hasrın Cenâb-ı Bârî bilür. Yavrusu olup anası ardı sıra Turna katarı yavruları çekildikde berk-i hâtif gibi geçüp her balığın yavrusu bir sâ‘atde güc ile ubûr eder. Ammâ bi-emri Hayy [u] Kadîr erkeği küçük olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 121a ·
metinde göster ·
… âretgâh vardır. Cümle semekeler ol ziyârete varup ol tarafın {su} otlarından ve
eğir
köklerinden otlayup ve ol sultânı ziyâret edüp bir ândan sonra cümle balıklar g …
Nehr-i Bend-i Mâhî: Bârgîrî kal‘ası kurbünde Van deryâsı girer bir boğaz içre cereyân eder. Aşağıda şorcadır, ammâ yukaruda âb-ı zülâldir. İbtidâ hurûcu yine Bârgîrî dağlarından gelüp Bârgîrî altında Bend-i Mâhî mahallinde Van deryâsına mahlût olur. Bend-i Mâhî ol mahaldir kim yılda bir kerre mâh-ı (---)(---) Van deryâsında bir şîrînkârlık nâbûd-nâpeydâ iken ol gün bi-emrillahi Ta‘âlâ Van deryâsının balıkları râygân olup bu Bend-i Mâhî deresinden yukaruya kâmil bir ay niçe kerre yüz bin sağîr ü kebîr gûnâ-gûn mâhîler geçüp andan Bend-i Mâhî Sultân derler, bir ziyâretgâh vardır. Cümle semekeler ol ziyârete varup ol tarafın {su} otlarından ve eğir köklerinden otlayup ve ol sultânı ziyâret edüp bir ândan sonra cümle balıklar gerüye dönecek mahalde Bend-i Mâhî nâm mahalli Van defterdârı tarafından bir ağa bend edüp cümle balıklar yukaru derelerde mahpus kalup aşağı Van deryâsına geçmediklerinden Bend-i Mâhî derler. Ba‘dehû defterdâr ağası bâlâda mahpus kalan mâhîleri niçe yüz re‘âyâ vü berâyâ huddâmlarıyla balıkları sayd edüp tuzlar. Anda niçe bin Acem bâzergânları ve Gökdolak Ermenîleri bu mâhîleri mîrîden alup niçe yüz bin deve yükü tuzlu balığı diyâr-ı Acem'e ve Lahîcân ve Bakü ve Âzerbaycân'a götürürler. Gâyet lezîz ve semîn mâhîleri vardır. Bu semekelerden mîrîye dokuz yük akçe hâsıl olup Van kuluna ve Van deryâsı etrâfında olan kılâ‘ kullarına bu balık mâlından ulûfe verilir. Ammâ bu Bend-i Mâhî mahalli yılda bir ay bir temâşâgâhdır kim bir kimesne geçen balıkları sayd [u] şikâr etmeğe kâdir değillerdir. Emn olmağile cümle mâhîlere ma‘lûm olup rûy-ı mâda şinâverlik edüp reftâr ederek kadd [ü] kâmet gösterek asla âdemden kaçmayup gûnâ-gûn şîvekârlık ederek ubûr etdiklerinde el-azametullah ol günlerde niçe kerre yüz bin elvân mâhîlerin eşkâlleri ve elvânları temâşâ olunur. Sübhânu'l-Hallâku'l-Bâkî.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 237b ·
metinde göster ·
kökine derler ve koca kimesneye derler. Vech-i tesmiyesi Çağa Koca nâm bir merd …
Lisân-ı Etrâk'de çağa eğir kökine derler ve koca kimesneye derler. Vech-i tesmiyesi Çağa Koca nâm bir merd binâ etmişdir. Bolu sancağı hâkinde voyvadalıkdır. Kastamonu hâkimi (---) nâm hükmünde iken sene 822 târîhinde Çelebi Sultân Mehemmed ibn Yıldırım Hân feth edüp kal‘asın sehelce münhedim etmişdir, ammâ kasaba ve nâhiyesi ve câmi‘ ve hân ve hammâm ve kifâyet mikdârı sûk-ı sultânîsi vardır. Memdûhât-ı ma‘rifetinden Çağa yayı meşhûrdur kim ekseriyyâ halkı yaycı ve okcudur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 26a ·
metinde göster ·
… balığı ve beğ balığı ve çağa balığı gâyet lezîz mâhîlerdir, zîrâ bu gölde 26b
eğir
kökü hâsıl olur. Ol otlardan cümle mâhîler otlayup eti gâyet lezîz olur ve balı …
Dâ’iren-mâdâr cirmi altı mîl ihâta eder bir buhayrecikdir, ammâ bunda olan hâssiyetli ve lezîz mâhîler buhayre-i Sabanca'da ve İznik gölünde olmak ihtimâli yokdur. Husûsan sazan balığı ve beğ balığı ve çağa balığı gâyet lezîz mâhîlerdir, zîrâ bu gölde 26b eğir kökü hâsıl olur. Ol otlardan cümle mâhîler otlayup eti gâyet lezîz olur ve balık râyihasında değildir. Bi-emrillâh müşk gibi kokar ve bir âdem ne kadar balık yese aslâ ve kat‘â sıklet-i harâreti yokdur ve gâyet mukavvîdir ve serî‘ü'l-hazmdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 26a–26b ·
metinde göster ·
: Bu gölde bi-emrillâh-i Te‘âlâ ol kadar eğir olur kim cemî‘i halkı gölden eğir …
Sitâyiş-i eğir: Bu gölde bi-emrillâh-i Te‘âlâ ol kadar eğir olur kim cemî‘i halkı gölden eğir kökü çıkarup iplere dizüp vilâyet vilâyet gönderirler. "Eğir ye de geğir" demişler. Gâyetü'l-gâye hâzımü'l-ifrâtdır. Gerçi Azak kal‘ası dibinde nehr-i Ten'de ve Kanija kal‘ası gölünde ve İslâmbol Kâğızhâne nehrinde eğir kökü olur, ammâ bu Çağa'nın eğiri Rûm u Arab u Acem'de memdûhdur. Anıniçün Çağa gölü balığı da meşhûrdur. Ve'l-hâsıl bu Çağa kazâsının dağlarında bâğları ve keraste ve tahtaları ve sâ’ir eşyâlardan kırk gûne mahsûlât ile memdûh bir nâhiye-i ma‘mûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 26b ·
metinde göster ·
Sitâyiş-i eğir: Bu gölde bi-emrillâh-i Te‘âlâ ol kadar
eğir
olur kim cemî‘i halkı gölden eğir kökü çıkarup iplere dizüp vilâyet vilâyet gön …
Sitâyiş-i eğir: Bu gölde bi-emrillâh-i Te‘âlâ ol kadar eğir olur kim cemî‘i halkı gölden eğir kökü çıkarup iplere dizüp vilâyet vilâyet gönderirler. "Eğir ye de geğir" demişler. Gâyetü'l-gâye hâzımü'l-ifrâtdır. Gerçi Azak kal‘ası dibinde nehr-i Ten'de ve Kanija kal‘ası gölünde ve İslâmbol Kâğızhâne nehrinde eğir kökü olur, ammâ bu Çağa'nın eğiri Rûm u Arab u Acem'de memdûhdur. Anıniçün Çağa gölü balığı da meşhûrdur. Ve'l-hâsıl bu Çağa kazâsının dağlarında bâğları ve keraste ve tahtaları ve sâ’ir eşyâlardan kırk gûne mahsûlât ile memdûh bir nâhiye-i ma‘mûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 26b ·
metinde göster ·
… eğir: Bu gölde bi-emrillâh-i Te‘âlâ ol kadar eğir olur kim cemî‘i halkı gölden
eğir
kökü çıkarup iplere dizüp vilâyet vilâyet gönderirler. "Eğir ye de geğir" demiş …
Sitâyiş-i eğir: Bu gölde bi-emrillâh-i Te‘âlâ ol kadar eğir olur kim cemî‘i halkı gölden eğir kökü çıkarup iplere dizüp vilâyet vilâyet gönderirler. "Eğir ye de geğir" demişler. Gâyetü'l-gâye hâzımü'l-ifrâtdır. Gerçi Azak kal‘ası dibinde nehr-i Ten'de ve Kanija kal‘ası gölünde ve İslâmbol Kâğızhâne nehrinde eğir kökü olur, ammâ bu Çağa'nın eğiri Rûm u Arab u Acem'de memdûhdur. Anıniçün Çağa gölü balığı da meşhûrdur. Ve'l-hâsıl bu Çağa kazâsının dağlarında bâğları ve keraste ve tahtaları ve sâ’ir eşyâlardan kırk gûne mahsûlât ile memdûh bir nâhiye-i ma‘mûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 26b ·
metinde göster ·
ye de geğir" demişler. Gâyetü'l-gâye hâzımü'l-ifrâtdır. Gerçi Azak kal‘ası dibi …
Sitâyiş-i eğir: Bu gölde bi-emrillâh-i Te‘âlâ ol kadar eğir olur kim cemî‘i halkı gölden eğir kökü çıkarup iplere dizüp vilâyet vilâyet gönderirler. "Eğir ye de geğir" demişler. Gâyetü'l-gâye hâzımü'l-ifrâtdır. Gerçi Azak kal‘ası dibinde nehr-i Ten'de ve Kanija kal‘ası gölünde ve İslâmbol Kâğızhâne nehrinde eğir kökü olur, ammâ bu Çağa'nın eğiri Rûm u Arab u Acem'de memdûhdur. Anıniçün Çağa gölü balığı da meşhûrdur. Ve'l-hâsıl bu Çağa kazâsının dağlarında bâğları ve keraste ve tahtaları ve sâ’ir eşyâlardan kırk gûne mahsûlât ile memdûh bir nâhiye-i ma‘mûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 26b ·
metinde göster ·
… dibinde nehr-i Ten'de ve Kanija kal‘ası gölünde ve İslâmbol Kâğızhâne nehrinde
eğir
kökü olur, ammâ bu Çağa'nın eğiri Rûm u Arab u Acem'de memdûhdur. Anıniçün Çağa …
Sitâyiş-i eğir: Bu gölde bi-emrillâh-i Te‘âlâ ol kadar eğir olur kim cemî‘i halkı gölden eğir kökü çıkarup iplere dizüp vilâyet vilâyet gönderirler. "Eğir ye de geğir" demişler. Gâyetü'l-gâye hâzımü'l-ifrâtdır. Gerçi Azak kal‘ası dibinde nehr-i Ten'de ve Kanija kal‘ası gölünde ve İslâmbol Kâğızhâne nehrinde eğir kökü olur, ammâ bu Çağa'nın eğiri Rûm u Arab u Acem'de memdûhdur. Anıniçün Çağa gölü balığı da meşhûrdur. Ve'l-hâsıl bu Çağa kazâsının dağlarında bâğları ve keraste ve tahtaları ve sâ’ir eşyâlardan kırk gûne mahsûlât ile memdûh bir nâhiye-i ma‘mûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 26b ·
metinde göster ·
… kal‘ası gölünde ve İslâmbol Kâğızhâne nehrinde eğir kökü olur, ammâ bu Çağa'nın
eğiri
Rûm u Arab u Acem'de memdûhdur. Anıniçün Çağa gölü balığı da meşhûrdur. Ve'l-hâ …
Sitâyiş-i eğir: Bu gölde bi-emrillâh-i Te‘âlâ ol kadar eğir olur kim cemî‘i halkı gölden eğir kökü çıkarup iplere dizüp vilâyet vilâyet gönderirler. "Eğir ye de geğir" demişler. Gâyetü'l-gâye hâzımü'l-ifrâtdır. Gerçi Azak kal‘ası dibinde nehr-i Ten'de ve Kanija kal‘ası gölünde ve İslâmbol Kâğızhâne nehrinde eğir kökü olur, ammâ bu Çağa'nın eğiri Rûm u Arab u Acem'de memdûhdur. Anıniçün Çağa gölü balığı da meşhûrdur. Ve'l-hâsıl bu Çağa kazâsının dağlarında bâğları ve keraste ve tahtaları ve sâ’ir eşyâlardan kırk gûne mahsûlât ile memdûh bir nâhiye-i ma‘mûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 26b ·
metinde göster ·
… . Latîf ve semîn mâhîleri olur. Hattâ Tuna nehri tuğyânında bu gölde hâsıl olan
eğir
kökü yemeğe mersin balıkları gelüp bu buheyrede sayd olunur, mahsûllü ve gûnâ-g …
Der-manzara-i buheyre-i Kıraşiçe: Bu Darda hisârıyla Birnivar kal‘ası arasında nehr-i Tuna'dan ve nehr-i Dırava'dan azma bir küçük buheyrecikdir. Dâ’iren-mâdâr sekiz mîl bir âb-ı hayât göldür. Latîf ve semîn mâhîleri olur. Hattâ Tuna nehri tuğyânında bu gölde hâsıl olan eğir kökü yemeğe mersin balıkları gelüp bu buheyrede sayd olunur, mahsûllü ve gûnâ-gûn balıklı buheyrecikdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 64b ·
metinde göster ·
… şdur. Bir tarafı hasır sazlığıdır, ammâ suyu gâyet lezîz olduğundan Kanije gölü
eğiri
gibi eğir kökü olurmuş, ammâ görmedim.
Der-sıfat-ı eşkâl-i buheyre-i kal‘a-i Tovna: Müverrihân-ı Ungurus bu buheyreye Toğna derler. D[â’i]ren mâdâr cirmi kâmil on mîl ihâta eder. Nehr-i Tuna'dan bir fersah cânib-i cenûba mesâfedir. Kaçan kim evvelbahârda nehr-i Tuna tuğyân etse bu Tovna gölü deryâ olup niçe bin gûne mâhîleri sayyâdlar kayıklar ile şebeke ağlar ile yedi sekiz ay balık sayd ederler. Başka emânetdir kim mahsûlâtı serhad neferâtlarına aklâm kayd olunmuşdur. Bir tarafı hasır sazlığıdır, ammâ suyu gâyet lezîz olduğundan Kanije gölü eğiri gibi eğir kökü olurmuş, ammâ görmedim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 70b ·
metinde göster ·
… arafı hasır sazlığıdır, ammâ suyu gâyet lezîz olduğundan Kanije gölü eğiri gibi
eğir
kökü olurmuş, ammâ görmedim.
Der-sıfat-ı eşkâl-i buheyre-i kal‘a-i Tovna: Müverrihân-ı Ungurus bu buheyreye Toğna derler. D[â’i]ren mâdâr cirmi kâmil on mîl ihâta eder. Nehr-i Tuna'dan bir fersah cânib-i cenûba mesâfedir. Kaçan kim evvelbahârda nehr-i Tuna tuğyân etse bu Tovna gölü deryâ olup niçe bin gûne mâhîleri sayyâdlar kayıklar ile şebeke ağlar ile yedi sekiz ay balık sayd ederler. Başka emânetdir kim mahsûlâtı serhad neferâtlarına aklâm kayd olunmuşdur. Bir tarafı hasır sazlığıdır, ammâ suyu gâyet lezîz olduğundan Kanije gölü eğiri gibi eğir kökü olurmuş, ammâ görmedim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 70b ·
metinde göster ·
… apup birkaç yüz hınzîra ve birkaç yüz köpeğe mâlik olup domuzlar Kanije gölünün
eğir
köklerin yemeden semîn hınzîrlar olup mezkûr domuz çobanı iki yüz sene ma‘mûr o …
Lisân-ı Latin ve Hırvad ve Sırf ve Voynık ve Bulgar ve Boşnakda (---)(---)(---) demekdir, ammâ lisân-ı Fireng'de Köpek kal‘ası demekdir, zîrâ zamân-ı kadîmde bir fakîr domuz çobanı bu Kanije buheyresi içre bir külbe-i menhûshâne yapup birkaç yüz hınzîra ve birkaç yüz köpeğe mâlik olup domuzlar Kanije gölünün eğir köklerin yemeden semîn hınzîrlar olup mezkûr domuz çobanı iki yüz sene ma‘mûr olup niçe kerre yüz bin hınzîr satarak niçe milyon mâl-ı firâvân peydâ edüp tenâsül-i evlâd bularak bu kal‘a-i Kanije'yi ibtidâ tabya-misâl ol koca domuz ve köpek çobanı binâ etmeğile Kanije, ya‘nî Köpek hâne nâmıyla müsemmâ bir sûr-ı ra‘nâ olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 179b ·
metinde göster ·
kökünün mahsûlâtından meşhûr-ı âfâk olup Ungurus banları dahi zamîme-i binâ ede …
Ba‘dehu âb [u] hevâsının letâfetinden ve eğir kökünün mahsûlâtından meşhûr-ı âfâk olup Ungurus banları dahi zamîme-i binâ ederek bir sedd-i sedîd kal‘a-i üstüvâr olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 179b ·
metinde göster ·
Memdûhâtından otu ve otluğu ve odunu ve gûnâ-gûn balığı ve gölünde olan
eğir
kökü otu Azak kal‘asında ve Bolı sancağı yanında Çağa gölünde olmaz gâyet nâfi‘ …
Memdûhâtından otu ve otluğu ve odunu ve gûnâ-gûn balığı ve gölünde olan eğir kökü otu Azak kal‘asında ve Bolı sancağı yanında Çağa gölünde olmaz gâyet nâfi‘ eğir kökü otu olur. Ve cerrâhları gâyet memdûhdur, zîrâ her bâr ceng [ü] cidâlde yaralı ve bereli mecrûhları çok olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 183a ·
metinde göster ·
… kökü otu Azak kal‘asında ve Bolı sancağı yanında Çağa gölünde olmaz gâyet nâfi‘
eğir
kökü otu olur. Ve cerrâhları gâyet memdûhdur, zîrâ her bâr ceng [ü] cidâlde yar …
Memdûhâtından otu ve otluğu ve odunu ve gûnâ-gûn balığı ve gölünde olan eğir kökü otu Azak kal‘asında ve Bolı sancağı yanında Çağa gölünde olmaz gâyet nâfi‘ eğir kökü otu olur. Ve cerrâhları gâyet memdûhdur, zîrâ her bâr ceng [ü] cidâlde yaralı ve bereli mecrûhları çok olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 183a ·
metinde göster ·
… âlece içün besbâse ve kebâbe ve darçın ve dâr-ı fülfül ve kakule ve zencebîl ve
eğir
ve gayri eczâları eyle çalışup döğerler kim gûyâ enselerinde "Tîz döğün" deyü k …
Der-fasl-ı temâşâgâh-ı ağreb ü garâ’ib: Bu hakîr-i pür-taksîr yine Beç şehri içini seyr-i temâşâ ederken hukemâlar çârsûsuna uğradıkda yüz aded dükkânlardır, ba‘zı dükkânların önlerinde iskemleler üzre beyâz sarıklı ve Boşnak kalpaklı ve Teke Hamîd 59a külâhlı ve Tatar sıfatlı ve Tatar kıyâfetli ve kalpaklı cümle elleri ve ayakları demir zencîrli ümmet-i Muhammed esîrlerinin kimi kara Arab ve kimi cüvân yiğitler ve kimi ak sakallı ihtiyâr pîr-i fânî âdemler mahzûn boyunların büküp iskemleler üzre oturup önlerinde mefret tuçdan havânlar içinde mu‘âlece içün besbâse ve kebâbe ve darçın ve dâr-ı fülfül ve kakule ve zencebîl ve eğir ve gayri eczâları eyle çalışup döğerler kim gûyâ enselerinde "Tîz döğün" deyü kılıç ile durur âdemler var, ammâ ihtiyâr olan âdemler âheste âheste bî-dermân döğüp sağına soluna bakup bî-tâb u bî-mecâl kaldığından bu hakîrin merhamet tamarları seğreyüp sehâvetim dutup "İhtiyâr esîrlere birkaç akçe verelim" deyü kîse çıkardıkda Üstürgonlu Boşnak Alî Zâ‘im mennâ‘un li'l-hayr olup eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 58b–59a ·
metinde göster ·
… : Bu nehir Beş Tav'dan gelüp Kuban'a gider. Bu nehir kenârında acâ’ib ü garâ’ib
eğir
kökü hâsıl olur kim Çağa kökü ve Kanije kökü ve Azak'da nehr-i Ten suyu eğirler …
Nehr-i Cincik: Bu nehir Beş Tav'dan gelüp Kuban'a gider. Bu nehir kenârında acâ’ib ü garâ’ib eğir kökü hâsıl olur kim Çağa kökü ve Kanije kökü ve Azak'da nehr-i Ten suyu eğirlerinden hâssalı eğiri olur. "Eğir ye de geğir" demişler. Ve kırk vukıyye gelir alabalığı ve söve balığı çıkar bir âb-ı hayât sudur. Andan yine maşrık cânibine 2 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 156b ·
metinde göster ·
… ib eğir kökü hâsıl olur kim Çağa kökü ve Kanije kökü ve Azak'da nehr-i Ten suyu
eğirlerinden
hâssalı eğiri olur. "Eğir ye de geğir" demişler. Ve kırk vukıyye gelir alabalığ …
Nehr-i Cincik: Bu nehir Beş Tav'dan gelüp Kuban'a gider. Bu nehir kenârında acâ’ib ü garâ’ib eğir kökü hâsıl olur kim Çağa kökü ve Kanije kökü ve Azak'da nehr-i Ten suyu eğirlerinden hâssalı eğiri olur. "Eğir ye de geğir" demişler. Ve kırk vukıyye gelir alabalığı ve söve balığı çıkar bir âb-ı hayât sudur. Andan yine maşrık cânibine 2 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 156b ·
metinde göster ·