… ü kim bir zâğ-ı siyeh-rû gelüp Kâbil huzûrunda bir cevz-i Hindî yere minkârıyla
eşüp
gömdü. Kâbil bu gurâbın minkârıyla cevizi yere gömdüğün görüp hemân zemîni kazu …
Esnâf-ı gûr kazan: Hübût-ı Âdem'den sonra pîrleri Kâbil'dir. Zîrâ Kâbil karındaşı Hâbil'i bir kız tezvîci husûsıyçün rakîb olup katl eyledi ve na‘ş-ı Hâbil'i neyleyeceğin bilmedi. Âhir gördü kim bir zâğ-ı siyeh-rû gelüp Kâbil huzûrunda bir cevz-i Hindî yere minkârıyla eşüp gömdü. Kâbil bu gurâbın minkârıyla cevizi yere gömdüğün görüp hemân zemîni kazup Hâbil'in na‘şın zemîne gömdü. Hâlâ kabr-i Hâbil cebel-i Arafât'da Âdem Matbahı zemîninde medfûndur. Zîrâ ibtidâ Âdem Serendîl'e enüp andan cebel-i Arafât'da Havvâ ile buluşup Şîs ve Hâbil ve Kâbil ve Ram‘ân ve Alcıga ve Şelvâz ve Asîde ve niçe evlâd-ı Âdem, cebel-i Arafât'da müştakk olmuşlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 154a ·
metinde göster ·
… hüsn-hûydandır. Kûh-ı azîmlerde vahşî sığınlara süvâr olup Orhân Gâzî ile sefer
eşüp
at tavlası gibi bir tavla sığınları var idi, barhanasın bile vahşî gazâllara yü …
Evvelâ Geyikli Baba Sultân: Fukarâ-yı Yesevî'den olup Azerbaycân şehirlerinden Hoy-ı hüsn-hûydandır. Kûh-ı azîmlerde vahşî sığınlara süvâr olup Orhân Gâzî ile sefer eşüp at tavlası gibi bir tavla sığınları var idi, barhanasın bile vahşî gazâllara yükledirdi. Bursa'da iç kal‘a içre Hünkâr Sarâyı kurbunda bir dıraht-ı müntehâ dikmişdir. Hâlâ evce peyveste olmuş bir şecer-i azîmdir. Kabr-i şerîfi Bursa şehri içre (---) mahallesinde bir tekye-i azîmdir kim Orhân Gâzî binâsıdır. Kuddise sırruhu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 237b ·
metinde göster ·
yovar bar-keşi idik. Yarar nâmdâr ağırmak atlarımız var idi. Ve bu kabâ’il-i Ma …
Bu hakîrin ibtidâ at eti yiyüp Tatar askeriyle sefer eşdiğimiz bu Azak senesidir. Bu hakîr gerçi Tatar Hâna müntesib idik. Ammâ kabîle-i Mansûrlu beğlerinden Kaya Beğ kovuşuyla eşüp yovar bar-keşi idik. Yarar nâmdâr ağırmak atlarımız var idi. Ve bu kabâ’il-i Mansûrlu Kırım'ın yurd ekeleridir, ya‘nî Kırım cezîresinin sâhibleridir. Gözleve kal‘ası tarafında Mankıt illeri bunların yurdlarıdır. Gâyet semîn atları olur lahm [ü] şahmları ceyran lahmından fark olunmaz. Gâyet mukavvî ve serî‘u'l-hazm atlarının etleri olur. Bu menzîlde sabâh olup şems-i âteş-tâb kulle-i felekden tulû‘ edince cümle 263a kovuşlardan öt ağaları taraf taraf köslerin çalınca cümle Tatar sadaklanup savatlanup atlara süvâr olup 9 sâ‘at yürüyüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 262b–263a ·
metinde göster ·
Yine paşa nüdemâlarından niçe kimesneler eydür: "Yavaşça Mehemmed Ağa'yı biz biliriz. Bir Oğuz ve sâhib-i sülûk âdem idi. Ol altun anın helâl mâlı olmağıla buldu" dediler. Hemân paşa dahi bu altun kıssasına "şâhidim" deyü nâfile şehâdet edüp Yahyâ Efendi-yi kezzâbı tasdîke çıkardı. Hâlâ ki Murtezâ Paşa ol asırda Revân seferine giderken ol sefer-i berzahda dünyâ ve âhireti bilmez bir karakaşlı sekiz yaşında sarıkçı şâkirdi idi. Sefere gitmeğe iktidârı olmayup anlar Haleb'de kalmışlar idi. Yahyâ-yı Kizbî Efendi'nin bu Revân hikâyeti sahîh olduğuna hakîr dahi vâkıf-ı esrârım. Ammâ Yavaşça Mehemmed Ağa ol zemistânda karı eşüp yine altun defn edüp âsumândaki ebr-i kebûdu nişân etdüğü kelâm-ı dürûğu istimâ‘ edince hakîr güftâra gelüp eyitdim: "Bre cânım, o seferde niçe bin tüvânâ yiğitler hayme vü hargâhların ve bâr-ı bengâhların bozup ester-i üştürlerine tahmîl edüp niçe bin âdemler bellerinde tîrkeş ve kılıçların ve altun ve guruş kemerlerin bellerinden çıkarmadan selâmete çıkdılar. Ya Yavaşça Mehemmed Ağa ol seferde iki katar, katır ile vara gele 52b belindeki kemerinden âciz oldu ise hüddâmlarının heybesine ve katarları üstüne kodu yâhûd bir tevâbi‘ine verdi, selâmete çıkarup geldi. İş temâm oldu, bitdi. Altun dedikleri mâl cândandır, cânın âdem katarı üzre kosa ne olur. Beyâbânda kar içine niçe akıl ile {altununu} gömer dedim. Ya ol zemistânda el dutmaz ayak dutmaz, zemîn polâd-ı Nahşivânî gibi olmuş. Hançer ile değil ferhâdî külünkler ile bir kırat kopmayan zemîni hançer ile niçe kazup altun kemerin defn eder ve on aydan sonra varup nişân etdüğü âsumândaki buludu ber-karâr bulup bulut altındaki zemînden altunu çıkara. Bu ne kizbdir kim ilâ mâşâallah cemî‘i ebr-i kebûdlar vech-i âsumânda deverân ve seyerân etmek üzre halk olunmuşdur. Niçe ber-karâr bulut ola" dedim. Hemân nedîmin birisi "Ol sene eyle şiddet-i şitâ oldu kim bir kaç ay âfitâb-ı âlemtâbın ziyâsı müncemid olup rûy-ı zemîne pertev vermez olup ol şitâda bulutlar dahi ber-hevâ donup ber-karâr kaldığından Yavaşça Mehemmed Ağa nişân koduğu buludu bulup nişânıyla zemînde altunu bulmasının sebebi oldur" deyü bu gûne hüsn-i teveccüh etdiklerinde hemân Murtezâ Paşa-yı sâde-dil "Belî ol sene eyle kış olup gökde bulutlar birkaç ay yürümeyüp yerinde kaldı" deyü Molla Yahyâ Efendi'nin kelâm-ı dürûğun tasdîk etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 52a–52b ·
metinde göster ·
… ze‘âmet yokdur. Ammâ hîn-i seferde Eflâk ve Boğdan ve Silistre paşasıyla sefer
eşüp
üçer bin kefere askeri getirüp hizmet-i pâdişâhî oldukda kal‘alar meremmâtına v …
Livâ-yı Silistre: Paşa sancağı tahtıdır. İki sancak dahi iltizâm ile zabt olunur. Biri Eflâk'dır ve biri Boğdan'dır. Kâfiristân olmağıla beğleri her sene devlet-i aliyye tarafına biner kise-i Rûmî hizmet edüp mansıbları kendülere her sene mukarrer olur. İsyânları zuhûr ederse elleri vilâyetleri nehb [ü] gâret olunup katl-i âm olunurlar. Ammâ bu Eflâk ve Boğdan sancakları iltizâm ile olup sancaklarında timar ve ze‘âmet yokdur. Ammâ hîn-i seferde Eflâk ve Boğdan ve Silistre paşasıyla sefer eşüp üçer bin kefere askeri getirüp hizmet-i pâdişâhî oldukda kal‘alar meremmâtına ve handaklar tathîrine ve kal‘aya toprak sürüp top çitleri yapmağa me’mûrlardır. Ve kırk bin asker dahi Bucak Tatarı derler, cebe vü cevşenli ve sadaklı ve savanlı ve zora batar yigitlerdir. Paşa her kankı sefere gitse bile me’mûrlardır. Paşası da hâssına göre cebelüsiyle sefer eşer. Hâssı 4.489.665 akçedir. Kendi sancağında erbâb-ı zü‘amâsı 75, erbâb-ı timarı 422 vardır. Cümle eyâletinde ze‘âmet 188 ve cümle eyâleti timarı 1186. Hîn-i gazâda bu eyâlet-i Özi'de kânûn üzre cebelüleriyle paşa askeriyle ve kırk bin Bucak Tatarıyla ve üç bin Eflâk ve üç bin Boğdan askeriyle elli altı bin asker olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 117b ·
metinde göster ·
… ı Koca ve mîr-i yürükân-ı Selânik. Bu ümerâlar Rûmeli eyâletinde paşa ile sefer
eşüp
üçer tabl ve ikişer ravza çalup birer tuğ ve birer bayrak taşıyup ve üçer yüz y …
Timar defterdârı ve defter kethüdâsı ve sağ kol ve sol kol alaybeğleri ikişer tuğlu pâyesiyle hâkimlerdir. Ze‘âmet kethüdâsının hâssı ve timar defterdar hâssı kânûn üzre 52.000 ve Rûmeli eyâletinde cemî‘i erbâb-ı zu‘amâ ve erbâb-ı timarun ve paşanın askeri ve cümle sancak beğleri ve timar defterdârı ve defter emîni ve çavuşlar kâtibinin cümle-i cümele cebelüleri ile cümle Rûmeli eyâleti askeri kırk bin güzîde pür-silâh asker olur. Ve eyâlet-i Rûmeli'nde yedi aded yürük beğleri vardır. Meselâ İhtimân beği ve Pelve beği ve yürükân-ı Yanbolu ve mîr-i yürükân-ı Vize ve mîr-i yürükân-ı Koca ve mîr-i yürükân-ı Selânik. Bu ümerâlar Rûmeli eyâletinde paşa ile sefer eşüp üçer tabl ve ikişer ravza çalup birer tuğ ve birer bayrak taşıyup ve üçer yüz yürük yiğidi cebelüleriyle sefer eşmek kânûn-ı Süleymân Şâh'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 138a ·
metinde göster ·
… ile iki bin asker pür-silâh olup me’mûr oldukları sefere beğleri livâsı altında
eşüp
giderler.
Hamd-i Hudâ ol asırdan berü dest-i İslâm'da Süleymân Hân tahrîri üzre Tımışvâr eyâletidir ve sancakbeği tahtıdır. Beğinin hâssı 210.000, erbâb-ı zu‘amâsı 31 ve erbâb-ı tîmârı 455. Çeribaşısı ve yüzbaşısı ve alaybeğisi var. Hîn-i seferde kanûn üzre cebelüleri ile iki bin asker pür-silâh olup me’mûr oldukları sefere beğleri livâsı altında eşüp giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 120a ·
metinde göster ·
Bu dahi Leh re‘âyâlığından ayrılup Kardaş Kazak ile
eşüp
yortarken Kardaş Kazak'dan ayrılup Durujunka Kazağıyla Karadeniz etrâf[ın] urma …
Bu dahi Leh re‘âyâlığından ayrılup Kardaş Kazak ile eşüp yortarken Kardaş Kazak'dan ayrılup Durujunka Kazağıyla Karadeniz etrâf[ın] urmak isterdi. Bunun dahi memleketin elekden dest-i felekden geçirüp elli pâre gemilerin nehr-i Tasma üzre gelüp ihrâk edüp altı bin altmış kadar esîrler ve bu kadar mâl-ı ganâ’imleri alındı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 111a ·
metinde göster ·
… ürmeyüp ancak hânlar seksen bin aded "Benem, dîğer nîst!" diyen asker ile sefer
eşüp
cemî‘i kâfiristândan intikâm alup sürü sürü evlâdların sürüp cezîre-i Kırım'a g …
Bu kadar Kazak esîrleri Kırım içinde olduğundan cümle askerî tâ’ifelerin sefere götürmeyüp ancak hânlar seksen bin aded "Benem, dîğer nîst!" diyen asker ile sefer eşüp cemî‘i kâfiristândan intikâm alup sürü sürü evlâdların sürüp cezîre-i Kırım'a getirirler ve vilâyet vilâyet götürürler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 125b ·
metinde göster ·
… re yuvarlanup avnar ve oynaşup otlamağa başlar. Eğer kış seferi ise atları karı
eşüp
altında olan otları, ya‘nî kurumuş bıldırdan kalan otları kar altlarında bulup …
Garâ’ib bunda kim atlarının yemi ve yiyecekleri ve tîmârları yokdur. Hemân atdan endikleri gibi atların sahrâlara bir oğlanları ile salıverirler. Anlar birkaç kerre yuvarlanup avnar ve oynaşup otlamağa başlar. Eğer kış seferi ise atları karı eşüp altında olan otları, ya‘nî kurumuş bıldırdan kalan otları kar altlarında bulup yerler. Aslâ arpa vermezler, ammâ sefere at bağladıkları zamân kırk elli gün atlarına saman ve otluk vermeyüp şeb [ü] rûz at başlarından arpa ile dolu torbaları eksik değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 125b ·
metinde göster ·
… aded Çerkes beğleri vardır. Âl-i Osmân'ın bir seferi olsa Kefe paşasıyla sefer
eşüp
salyâneleri yerine abâ ve kebe ve yay ve tüfeng ve bârûd ve kurşum asdar ve bez …
Evvelâ Çerkes beğleri cezîre-i Taman'dan şark cânibinde yetmiş konak yer tâ kûh-ı Elburz'a varınca cümle salyâne ile kırk aded Çerkes beğleri vardır. Âl-i Osmân'ın bir seferi olsa Kefe paşasıyla sefer eşüp salyâneleri yerine abâ ve kebe ve yay ve tüfeng ve bârûd ve kurşum asdar ve bez ve boğası alup Osmânlı eli altlarındadır. Azl [u] nasbları yine Âl-i Osmân hükmündedir. Bir beği ölse yerini oğluna yâhûd akrabâlarının bir müstahıkkına ihsân olunur. Ammâ 139b tuğ ve sancağ u bayrağ u tabl [u] alemleri yokdur. Lâkin tablbâzları vardır. Tâ Özdemiroğlu Osmân Paşa'dan beri Âl-i Osmân'a gâyet mutî‘ [ü] münkâd idiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 139a–139b ·
metinde göster ·
"Benim huzûruma iki Kalmık girdiler. Biri iki yüz yetmiş yaşında ve biri üç yüz on yaşında idi. Cingiz Hân oğlunun oğlu Bereket Hân'a yetişüp bile eşüp yorddukları cümle nakl edüp Cingiz Hân tevârîhine hikâyeleri mutâbık geldi, söyletdim" deyü Hân hikâye eyledi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 176b ·
metinde göster ·
… halle gelince elli dörd sâ‘at yer sahrâ-yı Heyhât'ın bir ince yeridir, ammâ pek
eşüp
yortmak ile elli dörd sâ‘atdir. Yohsa âheste-reviş gidilse yigirmi konak yer ol …
Tâ Azak'dan bu mahalle gelince elli dörd sâ‘at yer sahrâ-yı Heyhât'ın bir ince yeridir, ammâ pek eşüp yortmak ile elli dörd sâ‘atdir. Yohsa âheste-reviş gidilse yigirmi konak yer olur, ammâ bu Heyhât'ın tûlu cânib-i şarkda Bahr-i Harez kenârından cânib-i garba nehr-i Özü kenârında Kılburun kal‘asında tûlu nihâyet bulup toksan yedi konakdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 190b ·
metinde göster ·
Karye-i Kırye Nero: ya‘nî lisân-ı Yûnânda "Sovuk Su" demek olur. Mühürdâr Paşa'nın sarây-ı İremezâtıdır. Meğer Mühürdâr Paşa tâ‘ûndan firâr edüp bu çiftlikde karâr etmiş. Kendüye anda buluşup dest-bûs edüp Ak Mehemmed Paşa'nın mektûb-ı dürerbârını verüp mefhûmu ma‘lûmları olup hakîre hayli i‘zâz u ikrâm edüp kendülere yakın bir kasr-ı âlî döşeyüp cümle atlarımız hâs tavlasına bağlayup zevk [u] safâya ve seyr [ü] temâşâya şurû‘ eyledik. Ve kâmil iki hafta kendüleri ile hem-celîs ve hem-enîs olup gûnâ-gûn sohbet-i hâslar etdik kim ta‘bîr olunmaz. Meğer âlüfte ve âşüfte yârândan sebük-rûh sâhib-i tab‘ Bosnaviyyü'l-asl Sultân Murâd-ı Râbi‘in vezîr-i âzamı Receb Paşa'nın hemşîrezâdesi ve mühürdârlığı hidmetinde iştihâr bulup ibtidâ deryâ sancaklarından niçe menâsıb-ı âlîlere mutasarrıf olup deryâda dörd pâre kadırga ile sefer eşüp altmış târîhinde efendimiz kendüye Tunus eyâletin ihsân edüp mukarrer-nâmesin hakîr götürmüş idim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y53b ·
metinde göster ·
… hayyiz-i kabûlde vâki‘ olup derhâl mübârek dest-i şerîfleri ile bu kumsal yeri
eşüp
üç aded yerden uyûn-ı zülâl zâhir olur kim hâlâ cümle huccâc andan def‘-i atşân …
"Yâ Muhammed! Biz etdikse, sen etme, zîrâ sen rahmeten li'l-âlemînsin. Iyâlimiz ile kifâf kifâyetimiz kalmadı. Suyumuz yokdur. Bize rahmet du‘âsı eyle" deyü ricâ etdiklerinde ricâları hayyiz-i kabûlde vâki‘ olup derhâl mübârek dest-i şerîfleri ile bu kumsal yeri eşüp üç aded yerden uyûn-ı zülâl zâhir olur kim hâlâ cümle huccâc andan def‘-i atşân ederler. P 112b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y267b ·
metinde göster ·
sular zuhûra geldi. Ammâ kesret üzre nûş edene beş altı amel etdi. Gâyet müshil …
Ve bu dereleri cümle huccâc kazup eşmeler eşüp sular zuhûra geldi. Ammâ kesret üzre nûş edene beş altı amel etdi. Gâyet müshil suyu vardır. Aslı oldur kim bu vâdînin fezâsı serâpâ sınâmekîdir, hukemâlar isti‘mâl eder, müshil bir ahşâbâtdır, anın te’sîrinden suları dahi müshildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y275a ·
metinde göster ·
… ş iki odadır. Her odada birer odabaşı vardır, lâkin mücerred değillerdir, sefer
eşüp
eskimek ile odabaşı olur, cümle evlilerdir. Başçavuşları ve alay çavuşu ve orta …
Ve cümle yetmiş iki odadır. Her odada birer odabaşı vardır, lâkin mücerred değillerdir, sefer eşüp eskimek ile odabaşı olur, cümle evlilerdir. Başçavuşları ve alay çavuşu ve orta çavuşu ve küçük çavuşu ve ağa ve kethudâ çukadârları cümle bunlar dahi yeniçeri çavuşları gibi siyâh dolama ve perîşânî sarık geyerler ve piyâde yürürler, hemân beytü'l-mâlcı olduğu gibi ferrâce geyüp siyâh dolamadan çıkup ata biner.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y65b ·
metinde göster ·
… abaşılıkları mücerredlik ile değildir, cümle evlilerdir. Murâd edinen çok sefer
eşüp
ihtiyâr olup ileri çekerler. Ve isti‘dâdı vâr ise siyâh dolamaya girüp gelir ke …
Bu tâ’ife dahi azîm askerdir. Cümle yedi bin iki yüz otuz sekiz aded neferâtdır. Ammâ böyle müzeyyen asker âl-i Osmân'da yokdur. Bunların dahi odabaşılıkları mücerredlik ile değildir, cümle evlilerdir. Murâd edinen çok sefer eşüp ihtiyâr olup ileri çekerler. Ve isti‘dâdı vâr ise siyâh dolamaya girüp gelir kethudâ olur. Bir sene kethudâ olursa bin Mısrî kîse hâsıl olur. Bunların alayı tamâm olduğu gibi,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y66a ·
metinde göster ·
… eher sene on iki kîse alup iki pâre kadırga ile kapudan paşa Y 319a ile sefer
eşüp
her sene İskenderiyye limanına lenger bırağup hükûmet eder.
Ba‘dehu Selîm Hân tahrîr edüp Mısır eyâletinde iki tuğlu sancak beği tahtı edüp deryâ kapudanlarından Kara Hüsâm Paşa'ya sancağı ihsân edüp rûy-ı deryâda dörd pâre kadırga ile Malta yolların ve eyâlet-i Mısır'da olan leb-i deryâ kal‘aların limanların muhâfaza etmeğe me’mûr edüp eyâletinde cümle kurâlar iltizâmda tahrîr olunup kurâları olmamağile taraf-ı pâdişâhîden hâss-ı hümâyûnu mâh-be-mâh birer Mısrî kîse Mısır dîvânından almak fermân olunup hâlâ kânûn-ı kadîm-i Selîm Hân üzre beher sene on iki kîse alup iki pâre kadırga ile kapudan paşa Y 319a ile sefer eşüp her sene İskenderiyye limanına lenger bırağup hükûmet eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y318b–Y319a ·
metinde göster ·
… ağına ilhak edüp bir nâmdâr iki tuğlu paşaya ihsân olunur. Paşası deryâda sefer
eşüp
kâ’immakâmı iki yüz âdem ile hükm [ü] hükûmât edüp kendüye dahi on kîse hâsıl e …
Mısır eyâletinde deryâ beği hükmünde latîf sancakdır. Paşası taraf-ı pâdişâhîden Mısır dîvânında senevî on iki kîse hâs akçesi alur ve on iki kîse dahi cürm [ü] cinâyetden ve bâc-ı bâzâr ve bâd-ı havâdan hâsıl olup bu hâs tahtında iki pâre yarar kadırga ile kapudan kaşa ile sefer eşer. Ba‘zı zamân bu sancağı Reşîd sancağına ilhak edüp bir nâmdâr iki tuğlu paşaya ihsân olunur. Paşası deryâda sefer eşüp kâ’immakâmı iki yüz âdem ile hükm [ü] hükûmât edüp kendüye dahi on kîse hâsıl eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y345a ·
metinde göster ·