… ır kim şeb [u] rûz Kâsımpaşa şehrinde bir aşkıyâ bulsa cürmüne göre ta‘zîr edüp
eşedd-i
ukûbet edüp katl dahi etmeğe me’mûrdur.
Yigirmi birinci hâkim: Tershâne kethudâsıdır kim şeb [u] rûz Kâsımpaşa şehrinde bir aşkıyâ bulsa cürmüne göre ta‘zîr edüp eşedd-i ukûbet edüp katl dahi etmeğe me’mûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 33b ·
metinde göster ·
… tân İbrâhîm Hân'ı sene (---) târîhinde mâh (---) gününde Cellâd Kara Alî eliyle
eşedd-i
ukûbet ile hâh-nâ-hâh bî-günâh ma‘nûkan şehîd etdiler ve ammisi Mustafâ Hân cen …
Vezîr-i a‘zam'ı ve Cinci Hoca'yı ve mülakkab (---) efendiyi ve niçe musâhibleri katl edüp Şehzâde Mehemmed Hân-ı Râbi‘'den bî‘at edüp ertesi gün yine Sultân İbrâhîm Sırçasarây hapsinden halâs olup yine "Kul tâ’ifesi anı pâdişâh isterlermiş" deyü bir gulgule-i azîm olup âhir bu bahâne ile ol mazlûm ve bî-günâh oğuz pâdişâhı hâh-nâ-hâh ol Sultân İbrâhîm Hân'ı sene (---) târîhinde mâh (---) gününde Cellâd Kara Alî eliyle eşedd-i ukûbet ile hâh-nâ-hâh bî-günâh ma‘nûkan şehîd etdiler ve ammisi Mustafâ Hân cenbinde yan yana defn etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 105a ·
metinde göster ·
… ihtiyârların re’yiyle anı peymenhâneye götürüp boynuna sekel asup haps ederler.
Eşedd-i
haps üç gündür ziyâde olsa iyâl sâhibidir, kâr [u] kesbinden kalır. Ammâ şerî‘a …
Ammâ bilmek gerekdir kim sâhib-i tarîkler mâbeyninde bir halîfe ve bir ihtiyâr kazâ ve kader birle andan bir zelle sâdır olsa gerekdir kim anı cümle ihtiyârların re’yiyle anı peymenhâneye götürüp boynuna sekel asup haps ederler. Eşedd-i haps üç gündür ziyâde olsa iyâl sâhibidir, kâr [u] kesbinden kalır. Ammâ şerî‘at ve tarîkat ve hakîkat ve ma‘rifetden hâric söz söylemeyeler. Eğer şeyh ve nakîb mâlâya‘nî söylerse yolundan düşerler. Sâhib-i tarîk ol mücrimin zellesin âdilliğile sorup zulm etmeyeler ve belki iftirâ ola, eğer zellesi müsbet olduysa cemî‘i ihtiyârlar huzûrunda cürmüne göre seksen üç asâ uralar, ammâ asâyı sâhib-i seccâde kulağından yukaru kaldırup urmaya. Gadr-ı hayf olup şeyh adâvet edüp yoldan çıkmış olur. Ammâ sorsalar:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 149b ·
metinde göster ·
… çâre yokdur kim göz göre kimse kimseye mülkin vermek, hâmile avretin vermekden
eşeddir
. Ve bu bizim mülkümüzü istemeden ise sizin ecdâd-ı ızâmlarınızdan berü irsiyle …
"Âl-i Osmân'ın güzîdesi, on altıncı pâdişâh-ı azîmü'ş-şân ebbedallahu devletehu ilâ inkırâzu'd-devrân, Mekke ve Medîne ve Kuds ve Irâk-ı Arab ve Acem pâdişâhı Sultan 274b Ahmed Hân pâdişâhımızsüz. Hak Te‘âlâ vücûd-ı şerîfiniz hatâlardan hıfz edüp devâm-ı devletiniz dâ’im ola. Bizcileyin bir pespâye ve ednâ Penç Pirim'den Girid cezîresin ricâ eylemişsüz. Altı kerre yüz bin re‘âyâsıyla ve yetmiş altı pâre kal‘asıyla ve senevî yedi Mısır hazînesi hâsıl olur yedi yüz yetmiş pâre kurâsıyla ve yedi aded altun ve gümüş ve gayrı me‘âdinleriyle yedi yüz yetmiş mil ihâta eder cezîre-i Giridimiz ki hasretü'l-mülûkdur, anı size verelim" dedikde hemân Mahmûd Efendi, bu niyyete "el-Fâtiha" deyüp cümle hâs u âm ve huzzâr-ı meclis Fâtiha-yı şerîfi tilâvet edüp Girid fethi içün du‘â ve senâ olunup gülbâng-ı Muhammedî çekildi. Ve nâmenin zeylinde yazmışlar kim "Bizim gibi fakîr, sizin gibi pâdişâh-ı azîmü'ş-şâna eylece mahsûldâr cezîreyi verince sizcileyin pâdişâh-ı âlî-vekârdan ricâ [ve] temennâmız oldur kim bize Arabistân iskelelerinden Akka kal‘asın ve Sayda kal‘asın ve Beyrût kal‘asın ve ma‘bed-i kadîmiz ola[n] Hazret-i Mesîh âsitânesi kal‘a-i Kuds-i şerîfi ale't-temâm hudûdlarıyla ihsân olunmak bâbında fermân pâdişâhındır. Ve illâ cezîre-i Girid'e bundan gayrı çâre yokdur kim göz göre kimse kimseye mülkin vermek, hâmile avretin vermekden eşeddir. Ve bu bizim mülkümüzü istemeden ise sizin ecdâd-ı ızâmlarınızdan berü irsiyle intikâl eden vilâyetlerinizi celâlî ve cemâlî elinden halâs etseniz dahi ma‘kûl idi, ve's-selâm" dedikde Sultân Ahmed Hân hayli müte’ellim olup bükâ-âlûd oldular. Hemân Mahmûd Efendi eydür: "Hey beğim! Ne elem çekersin, sözü verenden alan uslu gerek. İbtidâ sernâmelerinde cezîre-i Girid'i size verelim, demişler, "elsinetü'l-halk aklamu'l-Hak'dır", anlara Girid'i verelim dâiren Cenâb-ı İzzet'dir kim anların lisânından verelim lafzı sâdır olup er ve geç elbette anlar ol cezîreyi vericilerdir kim Fâtîha-i şerîf tilâvet olunup hedef-i icâbetde vâki‘ olup gülbâng-ı Muhammedî çekildi. İnşâallah feth olunması mukarrerdir" deyü gayrı mükâlemeye şürû‘ etdiler. Hikmet-i Hudâ bu nâme-i küffâr dîvânda kırâ’at olunduğundan sonra sa‘âdetlü hünkâr def‘-i gam içün Hâsbâğçe içinde Çemensoffa nâm mahalde bir çetr-i mülemma‘ı, çemenzâr ve kiyâhât u nebâtât üzre kurup bâlâda tahrîr olunan musâhib ulemâ ve sulehâlar ile cân sohbetleri ederken ânî gördük, kızlarağası (---) Ağa, Harem-i bâb-ı Dârü's-sa‘âde'den berü yedi dâne şehzâde-i âzâde-i civân-bahtın önüne düşüp kızlarağası huzûr-ı padişâhîye gelüp cümle şehzâdeler pâdişâhın ve Mahmûd Efendi ve Evliyâ Efendi ve sâ’ir huzzâr-ı meclisin dest-i şerîflerin bûs ederler. Hemân Şehzâde İbrâhîm, Ahmed Hân'ın ve Mahmûd Efendi'nin pây-i pûşların bûs edince Mahmûd Efendi eydür "Meydân-ı ma‘reke bu İbrâhîm'e nazar olundu" der. Sultân Ahmed eydür "Sultânım! Bu şehzâdeler kullarınızdır. Hüsn-i nazarlarınız ricâ ederiz" derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 274a–274b ·
metinde göster ·
Hemân İpşir gelüp üç kerre yer öpüp bizim paşa ile beraber durdular. Gûyâ murâfa‘a-i şer oldular. "Bak a İpşir lala, der-i devletime dün öteye gün dağdan gelüp bağdaki eski lalalarımı birer takrîb ile her birin birer fenâ serhadde mi atarsın. Bu Melek lalam benim sadrıa‘zamım iken kimi sürdü ve kimi katl-i nefs etdi. Van sekiz yüz kîse dutar dedin. Melek lalam seksen kîse ber-vech-i adâlet dutmaz, dedi. Ve bir kerre babam asrında sana Van'ı vermişler. Zâlimsin deyü seni Vanlılar kal‘aya komayup top urmuşlar. Gerçek midir" dedi. İpşir "Komadıkları gerçekdir ammâ pâdişâhım ol zamân halkı cümle âsîler idi. Ammâ şimdi yahşi eyâlet oldu. Hedâyâsıyla sekiz yüz kîse olması mukarerdir" dedikde, hemâm Melek Ahmed Paşa "Pâdişâhımın ihsânı oldukdan sonra Kadıköy olursa da giderim. Cemî‘i edyânda kizb harâmdır kim Hazret-i Resûl-i Kibriyâ buyururlar kim hadîs Arapça der. Huzûr-ı pâdişâhîde kizb söylemek küfrden eşeddir. Pâdişâhım, Van'ın kânûn-ı pâdişâhî üzre 540.546 yük akçe hâss-ı hümâyûnu vardır. Cevz-i ma‘dûduyla beher sene kırk sekiz kîse olur. Hattâ bu Melek kulun sadrıa‘zamlığım hâlinde eyâlet-i Van'ı Şemsi Paşazâde Mehemmed Emîn Paşa kuluna tevcîh etdiğimde tama‘-ı hâma düşüp Van eyâletinden altmış kîse tahsîl etme sevdâsına düşüp cümle kul baş kaldırup Şemsî Paşa kal‘aya kapanup kapu kulların Şemsî Paşa oğlu tarafında bulunup kırk gün kırk gice ceng-i azîm olup iç kal‘adan bu kadar bin top atılup bu kadar hâne-i imâristân aşağa kal‘ada sademât-ı topı kûpdan harâb olup niçe bin kantar barud-ı siyâh cânib-i hazîneden itlâf olup Paşa sarâyı ve Hüseyin Ağa sarâyı ve niçe yüz aded hânedân-ı azîmler darebât-ı gülle-i hadîdden harâb [u] yebâb oldu. Pâdişâhıma ma‘lûmdur kim hatt-ı şerîfiniz ile Diyârbekir Vâlîsi Haydar Ağazâde Mehemmed Paşa lalan eyâletiyle Van üzre Mehemmed Emîn Paşa'nın kal‘adan ıtlâkına serdâr-ı mu‘azzam olup Mehemmed Paşa lalan Van üzre varup kal‘ayı muhâsara etdikde Mehemmed Emîn Paşa bir gice kal‘a-i Van'dan kemendler ile nüzûl edüp tebdîl-i câme firâr edüp der-i devletde Yeniçeri ocağına düşüp anlar da pâdişâhıma bir katre kanın ricâ edüp pâdişâhım ocak ağalarının ricâların kabûl edüp Mehemmed Emîn Paşa'ya Rûmeli'nde Köstendil sancağın ihsân edüp Girid'de merhûm olduğu pâdişâhımın ma‘lûmudur. Bu kelâm-ı dırâzdan murâdım oldur kim pâdişâhım işte eyâlet-i Van tâ böyle bir cezîre-i bî-emândır. Fermân pâdişâh-ı cihânındır" deyince hemân İpşir Paşa eydür "Pâdişâhım, Melek lalanın cümle sözleri sahîhdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 183a ·
metinde göster ·
ukûbet ile mâlların alup kolların kesüp mecrûh edersin ve her cânibe dest-dırâz …
Devlet-i Âl-i Osmân'ın mûhini olan sen ki Abdâl Hân-ı dâl nâm şakî-i pür-ızlâl, kavm-i Rujikiyân eri, âr [u] nâmûsdan berî vü ârî olup "Âl-i Abbâsiyân neslinden ve Sultân Evhadullah'ın ırk-ı tâhirindenim." deyü ol zu‘m-ı fâsid ile la‘anallahu'd-dâhilu ve'l-hâric la‘netin kabûl eden Hâricîlerden ashâb-ı rıfz-ı ilhâd ve erbâb-ı fitne vü fesâd, ehli ile âlûde olan Yezîdî-Ekrâd, urûk-ı nâ-tâhirindensin kim mezâhib-i erba‘adan hâric olan Hâricî ve Ca‘ferî ve Cebrî ve Kaderî ve Hulûlî ve Hurûfî ve Zemînî ve Hamzavî ve vâsi‘î-mezheb olan fırak-ı dâldan bir bî-mezhebler ile ihtilât etmiş Hâricî mezhebin ve cemî‘i mudhıkân u kışmirân u mutrıbân zümresiyle lû‘b u lehve meşgûl ve hem-celîs ü hem-enîs olup fısk u fücûr ile âlûde olup ve Arapça ıtâbına mu‘âteb olan dalâlet-âbâd hâkimi Abdâl Hân-ı bî-mecâlsin kim bu hakîr mülk-i diyâr-ı Erz[urûm] vâlîsi iken etdiğin şenâ‘at ü şekâvet ve cinâyetlere "Tâze yiğitdir!" deyü mezâ-mâ-mezâ diyerek afv ederdim. Henüz sen bu sinn-i sâlde iken ıslâh-ı nefs etmeyüp âyende vü revende ehl-i tüccârın bâc bahânesiyle {tâcların kapup} yüklerün çözüp ale'l-kabz mâlların ucuz bahâ ile alursun ve Erzurûm eyâleti hâki müşânda olan Malazgird Beği Mehemmed Beğ'in kırk bin aded gûsfendlerin sürüp elin memleketin nehb ü gâret edüp üç yüz aded âdemlerin katl edüp serlerine serbendleri dâr olan Halitî ve Çekvânî ve Celüvî ve Rûzikî 261a nâm Yezîdî Ekrâdı kabâ’illerin başına cem‘ eyleyüp dâr-ı diyârları hasâre etdirüp âyende vü revendegândan kapu kullarının eşedd-i ukûbet ile mâlların alup kolların kesüp mecrûh edersin ve her cânibe dest-dırâzlık edüp kuttâ‘u't-tarîklık edersin. Hatta dâr-ı diyârında olan ulemâ-yı Ekrâd, "Niçün böyle edersin", deyü va‘z u nasîhat etdiklerinde, "Kürdistân'dır, birbirimiz mâbeyninde gûşmâl içün gâhîce müşâmızda olan kimesneleri gâret etmek kânûn-ı Âl-i Abbâsiyân'dır." demişsin. Sana Âl-i Osmân devletinde emr-i Hudâ ile bir gûşmâl ideyim ki gûşine mengûş olup ehl-i ıyâlinle halka-begûş zer-harîd gibi Âl-i Osmân'a kul olasın. Hatta bu abd-i ahkarın derûnunda cilve-ger olan mel‘anetini ilhâm-ı Rabbânî ile azharu mine'ş-şems bilüp on gün hânende pinhân olup Rahova nâm mahalde haymen içre tek ü tenhâda sana pend ü nasîhatler edüp, ey cânım hân nitekim ben Van eyâleti hâkimi iken müşânızda olan ümerâlar ile ve ehl-i tüccâr ile ve re‘âyâ vü berâyâlar ile hüsn-i zindegâne eyle, deyü vasiyyet eylediğim bu maslahatlar içün idi. İmdi ol pendnâmelerimiz sana zerre kadar te’sîr etmeyüp bu kadar fitne vü fesâd edüp, ili vilâyeti gâret edüp sulha muğâyir nâ-şer‘î dest-dırâzlıklar etdiğün ecilden kuttâ‘u't-tarîk olduğuna şüphemiz kalmayup nass-ı kâtı‘la vücûdun şecere-i bî-meyvesin kat‘ etmek helâldir kim el-âyet:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 260b–261a ·
metinde göster ·
… unan diyârların esfeli gibi sicin deylemleridir. Ammâ bu Deylem-i Irâk cümleden
eşeddir
. Gerçi sarp kayalı değildir ammâ binâ cihetinde Deylem-i Müstekfî deyü nâm-ı be …
Irâk-ı Acem'de hâk-i Gazvîn'de hâlâ sultânlıkdır kim bin nökere mâlik Pîr Yâr Sultân'dır. Bânîsi Âl-i Abbâsiyân'dan el-Müstekfî Billah'dır. Gazûb pâdişâh olmağile oğlu el-Müstemsik Billah'ı bu kende nefy-i beled edüp bu kal‘ayı evlâdı haps olmağiçün binâ edüp ismine anınçün Deylem dediler. Hâlâ Deylem-i Irâk derler, ya‘nî Irâk zindânıdır. Irâk-ı Arab deylemi Kudüs kurbünde kal‘a-i Kerek'dir. Rûm'da mahbeshâne kal‘a-i Rodos'dur. Diyâr-ı Acem'de deylem kal‘a-i Kahkahâ'dır, diyâr-ı Kırım'da kal‘a-i Menkup'dur, diyâr-ı Leh'de kal‘a-i Kamaniçse'dir, diyâr-ı Budin'de Usturgon kal‘asıdır ve diyâr-ı Alman'da kal‘a-i Pojon'dur. Bu mezkûr kal‘alar cümle zikr olunan diyârların esfeli gibi sicin deylemleridir. Ammâ bu Deylem-i Irâk cümleden eşeddir. Gerçi sarp kayalı değildir ammâ binâ cihetinde Deylem-i Müstekfî deyü nâm-ı bed-nâm vermişdir. Lâkin cirimde Sorhbîd kal‘asına mânenddir. Kûh-ı Deylem dâmeninde bir pest-pâye püşte üzre nümâyişli bir kal‘a-i sicn-i Irâk'dır. Aşağı varoşu ancak iki bin hânedir ammâ binâları gâyet atîkdir. Halkı ulemâ olmağile her mülûka itâ‘at edüp şehri gâret olunmadığından köhne binâ hâne-i zîbâları vardır ve câmi‘ ü hân u hammâm u çârsû-yı şâhîsi vardır. Hevâsı gâyet latîf olduğundan necîb ü reşîd püserleri ve ders-i Aristo Şâfi‘îyyü'l-mezheb âdemleri vardır. Hatta Tefsîr-i Deylemî sâhibi (---)(---) hazretlerinin maskat-ı re’sleri bu şehr-i imâr olduğiçün Tefsîr-i Deylemî derler. Bâğ u bâğçesi ve meyvesi firâvândır. Andan gendümü danedâr sorh-endâmdır. Lâkin nânı gâyet lezîzdir kim gûyâ nân-ı Hemedân'dır. En a‘lâ ve matîf gendümü Kal‘atü'l-Mut binâ olduğu Rudbâr nâhiyesinden gelir ammâ terbiye ile hûb nânı olur. Bu şehir,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 317a ·
metinde göster ·
… ca, ya‘nî Kurd boynu dimekdir. Hakkâ ki eşek kadar kurdları Kazak domuzlarından
eşeddir
. Bir dereli ve ılkınlı ve sazlı ve kamışlı bî-amân yerdir.
Menzil-i Böremoyin: Lisân-ı Tatarca, ya‘nî Kurd boynu dimekdir. Hakkâ ki eşek kadar kurdları Kazak domuzlarından eşeddir. Bir dereli ve ılkınlı ve sazlı ve kamışlı bî-amân yerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 54a ·
metinde göster ·
… dura vura görmeden ve bir ceng etmeden firâr etdiğiniz içün size azl-i ebed ile
eşedd-i
ukûbet lâzımdır kim bir dahi sizin gediğinizde olan ümerâlara ibret ola" deyü h …
"Siz çelenge lâyık değilsiniz, zîrâ ibtidâ yara bere ura dura vura görmeden ve bir ceng etmeden firâr etdiğiniz içün size azl-i ebed ile eşedd-i ukûbet lâzımdır kim bir dahi sizin gediğinizde olan ümerâlara ibret ola" deyü hakîr gerçekden hâkimâne vekâletim hasebiyle gazab-âlûd 62a olup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 61b–62a ·
metinde göster ·
ukûbet çekecek bir bu Tuna demirkapusudur kim beher sene niçe yüz pâre gemi ve …
Ammâ zikri sebkat eden demirkapulardan eşedd-i ukûbet çekecek bir bu Tuna demirkapusudur kim beher sene niçe yüz pâre gemi ve niçe bin âdem helâk olur. El-hâsıl Şattu'l-arab nehrindeki sedd-i Nemrûd'dan eşed bu Tuna Demirkapusudur. Ammâ bu demirkapuyu İskender-i Zülkarneyn binâ etmemişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 96a ·
metinde göster ·
… irâr eden Kazakları yine cümle esîr edüp Kırım'a gelirler. Ve her Kazak'ı birer
eşedd-i
ukûbetle katl ederler. Ba‘dehu bu Arbat kal‘asın inşâ ederler.
"İşde biz Arbat burnundan Azak denizi sığ imiş, andan kaçup size gelüp haber etdik. Hemân durman, varalım Kırım adasın uralım ve Tatar'dan çok mâl alalım ve bu kadar esîrlerimiz kurtaralım" deyüp bu kadar küffâr Kalmık Kazaklar ile bu Arbat burnuna Azak denizi sığlığından [yol] bulup Kırım'a girüp Kırım'ı ale'l-gafle alan u tâlân edüp bu kadar mâl-ı ganâ’im ve bu kadar esîr-i firâv[â]nlar alup tâ Güleçli Ahmed Efendi gölü câmi‘in ve Kerç kal‘ası etrâfların Kalmık urup yine bu Arbat burnundan Kalmık bu kadar mâl-ı ganâ’imle üç gün olur gideli, hemân Gâzî Mehemmed Geray Hân kırk yedi bin aded Tatar gâzîleriyle tarfetü'l-ayn içre atlanup Kırım'ın Or kal‘asından taşra çıkup gideli üç gün olmuş, Kalmığ'ın ardlarına düşüp bir gün bir gece yortup Heyhât içinde Kalmığ'a sataşup cümle Kalmıh'ı dendân-ı seyf-i Muhammedî'den geçirüp kırk yedi bin Kalmık atları ve Kırım'dan bile firâr eden Kazakları yine cümle esîr edüp Kırım'a gelirler. Ve her Kazak'ı birer eşedd-i ukûbetle katl ederler. Ba‘dehu bu Arbat kal‘asın inşâ ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 143a ·
metinde göster ·
… yâr-ı Çerkesde gerçi tâ‘ûn yokdur, ammâ bu obur derdi hakkâ ki tâ‘ûn-ı ekberden
eşeddir
. Ekseriyyâ diyâr-ı Maskov'da ve Kazak'da ve Leh ve Çeh'de olağandır, ne‘ûzü bil …
Ammâ bu obur sehhârları ve sehereleri başka bir soydur. Anlardan hazer edüp kavm-i Çerkez değme âdeme kız verüp kız almaz. İşte bu diyâr-ı Çerkesde gerçi tâ‘ûn yokdur, ammâ bu obur derdi hakkâ ki tâ‘ûn-ı ekberden eşeddir. Ekseriyyâ diyâr-ı Maskov'da ve Kazak'da ve Leh ve Çeh'de olağandır, ne‘ûzü billâh, ammâ Rûm'da kara koncoloz olması mukarrerdir ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 152a ·
metinde göster ·
. Bir kaç kerre küffâr-ı hâksâr bin pâre gemilerle gelüp Akke Sayda ve Beyrût ve …
Ammâ Yahûdî'den eşeddirler. Bir kaç kerre küffâr-ı hâksâr bin pâre gemilerle gelüp Akke Sayda ve Beyrût ve bu Şâm-ı Tarabulus'u kabza-i teshîre alup bu Dürûzî kavmi küffâra imdâd edüp kırk elli bin müsellah ve mükemmel küheylân atlı asker verüp Kudüs-i şerîfi alup yetmiş sene mutasarrıf oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y184b ·
metinde göster ·
azab-ı elîm ile her gün birin katl edüp ibret-i âlem eder. Lâşe-i murdârların z …
Eşedd-i azab-ı elîm ile her gün birin katl edüp ibret-i âlem eder. Lâşe-i murdârların zikri sebkat eden (---)(---)(---) Cebelü'l-‘Ayr ya‘nî Cehennem dağıdır. Ba‘de Hicreti'n-nebeviyye bu Medîne-i münevvereye küffâr kademi basmamışdır. Ammâ (---)(---)(---) Hamd-i Hudâ mu‘cize-i Resûlullâh ile girîbânların ele verüp katl olundular. İlâ-hâze'l-ân Mekke ve Medîne-i münevvereye'ye (---)(---)(---)millet-i Mesîhiyye ve Mûseviyyeden milel-i muhtelifesi yokdur. Hattâ hakîr şâm-ı Q 118b şerîfde iken bir yârânımız İslâmbol'dan bir mûğpîçe huddâm ile şâm'a gelüp hacca gitdi. Medîne-i münevvereye vardığı sâ‘at gulâmı bilüp pâre pâre etdiler. Ol kimesneyi dahi gâyib etdiler. Bu dahi mu‘cize-i Resûlullâhdır kim karîbü'l-ahd olmağile ma‘lûmumuzdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y285b ·
metinde göster ·
"Hay Bizim Mu‘âviye hazretlerine kasdı var imiş" diyü
eşedd-i
tuğyân edüp kırk gün ceng-i azîm olup âhir bâlâda tahrîr olunduğu üzre Hazret-i …
"Hay Bizim Mu‘âviye hazretlerine kasdı var imiş" diyü eşedd-i tuğyân edüp kırk gün ceng-i azîm olup âhir bâlâda tahrîr olunduğu üzre Hazret-i Osmân'ı şehîd etdiler. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y296a ·
metinde göster ·
… götüren gâv-ı ahmer boynuzunda pinhân olmuşsa bir tedbîr-i ahsen ile sayd edüp
eşedd-i
ukûbet ile cümle refîklerin alâ mehil söylede söylede cümlesin ele getirüp hayâ …
Andan Y 159a cümle keşşâf Kıbtî senesinin Bâbe ve Henûr ayında kendü askeriyle vilâyetin tahtîre ya‘nî ekin ekmeğe gidüp iki aydan yine Mısır'a gelir, andan cemî‘i keşşâf yedi bölükden kânûn-ı Selîm Hânî üzre muhâfazacılar alup her kâşif bin, bin beş yüz atlı asker ile Circe hâkimi vilâyetlere çıkup menâsıblarına mutasarrıf olurlar. Ve cemî‘i mültezimîn dahi murâdı üzre Q 217b Rûm yiğitlerinden kırkar ellişer ve yüzer nâmdâr ve fetâ yiğitler yazup köğlerin zabt edüp hükm [ü] hükûmet ederler. Artık kâyimmakâmlar ve yedi ocak izniyle ta‘yîn olan müsellimlerin hükmü cârî değildir, hükm [ü] hükûmât cümle kâşiflerindir. Ve Nîl tuğyânında isyân edüp kurâ ve kasabâtları nehb [ü] gâret edenleri zemîni götüren gâv-ı ahmer boynuzunda pinhân olmuşsa bir tedbîr-i ahsen ile sayd edüp eşedd-i ukûbet ile cümle refîklerin alâ mehil söylede söylede cümlesin ele getirüp hayâtlarında derilerin yüzüp ellerin ve ayakların kırup cümle P 214b nehb [ü] gâret olan mâlları tahsîl edüp cümlesin ıslâh-ı âlem içün katl edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y158b–Y159a ·
metinde göster ·