… e Fitne Şâh ve Yûsuf Şâh ve Mîrzâ Şâh bir Çerkes gulâmı idi, hakkâ kim melikden
eşref
idi. Bunlar İslâmbol içre iştihâr verüp Murâd Hân huzûrunda fasl edüp meşhûr-ı …
Evvelâ Cân Memi Şâh ve Zâlim Şâh ve Hurrem Şâh ve Fitne Şâh ve Yûsuf Şâh ve Mîrzâ Şâh bir Çerkes gulâmı idi, hakkâ kim melikden eşref idi. Bunlar İslâmbol içre iştihâr verüp Murâd Hân huzûrunda fasl edüp meşhûr-ı âfâk oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 209a ·
metinde göster ·
… îden halk etdüğü tılısım-ı ism-i a‘zam ve arş [u] kürs-i kerrûbiyyândan efdal ü
eşref
beytullah olasın. Husûsan benî Âdem hakkında Allah "Kalbü'l-mü’mini arşullah" d …
Ziyâret-i bahr-i vefâ ve kân-ı şifâ, rükn-i muhterem, kutb-ı muhteşem, zâhid-i zamâne, âbid-i yegane eş-Şeyh Hazret-i Şemseddîn Muhammed b. Alî ya‘nî Hazret-i Seyyid Emîr Sultân: Hüseynî nesebdir. Buhârâ'da müştak olup edâ-yı farz içün Mekke-i Mükerreme'ye, andan Medîne-i Münevvere'ye gelüp ceddi Hazret-i Resûl'ü ziyâret ederken Medîne şürefâları "Nedir bu sende sikke-i {Âl-i} Muhammedî" deyü ta‘n [u] taarruz edüp şürefâ surresin vermezler. Hemân Hazret-i Emîr eydür "Gelin ceddimiz huzûruna varup murâfa‘a-i şer‘ olalım. Kankımız ırk-ı tâhirden ise anlar hükm buyursunlar" deyü cümle şürefâ-yı Mekkiyi Hazret-i Resûl muvâcehesine götürüp hemân Seyyid Emîr "Es-selâmu aleyke yâ Ceddî" der. Hemân Ravza-i Mutahhara içinden {"Ve aleykümü's-selâm} yâ veledî, Muhammed b. Alî" deyü sadâ-yı Resûl-i Kibriyâ gelüp "Yâ veledî, Rûh ile'r-Rûm, ma‘a'l-kandîl" buyururlar. Hemân o mahalde cümle şürefâ-yı Mekke hâk-i pây-i Emîr'e düşüp niçe yüz şürefâlar dahi bile Emîr Sultân ile Rûm'a azîmet ederler. Görseler kim havâda mu‘allak bir kandîl bile menzil-be-menzil gidüp leyle-i muzlimde üzerlerine nûr gibi şu‘le verüp tâ ki şehr-i Bursa'ya dâhil olduğu gibi ol kandîl sönüp gâ’ib oldu. Emîr Sultân cümle fukarâlarına eyitti: "Ey ihvân-ı bâ-safâlar, bizim ömrümüz, kandîl bu şehrde sönüp makâmımız bu şehr olması işâretidir" buyururlar. Hemân a‘yân-ı Bursa Emîr Sultân'ın hâk-i pâyine yüz sürüp dörd kerre yüz bin âdem mürîdi oldular. Zîrâ ol nûr-ı kandîl ile azîzin Bursa'ya dâhil olduklarını her menzîlde cümle âşıkân görüp Bursa halkı dahi üç gün üç gice o kandîli temâşâ edüp ulu sultân olduğun müşâhede etdiklerinden cümle kibâr-ı Bursa Hazret-i Emîr'den cihâz-ı fakrı kabûl edüp fukara-yı (---)(---) oldular. Bizzât Yıldırım Bâyezîd Hân rikâblarında piyâde yürüyüp bey‘at-kerdeleri olduklarından mâ‘adâ Yıldırım Bâyezîd Hân Nilüfer Hânım nâm-ı cânım olan kerîme-i afîfesin Emîr Sultân'a tezvîc edüp azîm sürûr [u] şâdmânlar oldu. Diyâr-ı Rûm'da bir velvele-ârâ-yı azîz oldu kim cihânda yegâne-i asr oldu. Hattâ Yıldırım Hân Ulu Câmi‘i binâ edüp evvel cum‘a namâzı edâ olundukdan sonra Yıldırım Hân, Emîr Sultân'a eydür "İyi câmi‘ olmadı mı sultânım", der. Emîr Sultân eydür: "Katı müzeyyen câmi‘ olmuş ammâ ortasında beş on küp katresi harâm hamr gerekdir kim gelüp giden cemâ‘atler şarâb-ı mel‘ûndan şürb edüp gideler, hemân ol eksikdir" deyince Yıldırım Bâyezîd Hân eydür: "Yâ Sultânım! Bu ibâdethânedir. Hiç ne mümkündür kim böyle câmi‘de şarâb ola" deyü cevâb eydür. Hemân Emîr Sultân eydür: "Bak a Yıldırım, bu câmi‘i sen binâ edüp içine şarâb komağı irtikâb etmeği ma‘kûl görmedin, sen ki Cenâb-ı Bârî'nin yed-i kudretiyle bir katre menîden halk etdüğü tılısım-ı ism-i a‘zam ve arş [u] kürs-i kerrûbiyyândan efdal ü eşref beytullah olasın. Husûsan benî Âdem hakkında Allah "Kalbü'l-mü’mini arşullah" diye. Sen ol arşullah içre Allah'dan havf etmeden niçe gice ve gündüz şarâb-ı habîs korsun" deyince hemân Yıldırım Hân irşâd olup şarâba tevbe eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 238a ·
metinde göster ·
… e’s çâker Gürcî ve bir semmûr Acemâne kürk ve dâmâd-ı Revân hânı olan Bakü Hânı
Eşref
Hân bir çapar yorğa ve bir şemâme amber ve iki tâvûsî şütür ve niçe ihsân [u] i …
Bu Bakü şehrinin niçe gün seyr [u] temâşâsın ederken bir tarafdan Acem diyârının sûrların ve a‘yân-ı kibârının zevk u şevklerin görüp seyr [u] temâşâ ederdik. Eğer bu Revân Hân'ı Takî Alî Hân'ın hemşîresinin Bakü hânına verildiği sûr-ı zifâfı tahrîr ve takrîr eylesek bir müdevven kitâb olur. Ancak bu şehrde on beş gün zevk [u] safâlar edüp hândan ve gayrı hânândan pençe, parçe ve akmişe-i fâhire ve yedi at ve üç re’s çâker Gürcî ve bir semmûr Acemâne kürk ve dâmâd-ı Revân hânı olan Bakü Hânı Eşref Hân bir çapar yorğa ve bir şemâme amber ve iki tâvûsî şütür ve niçe ihsân [u] in‘âmlar alup Revân hânı bin baş kârbân Erzurûm'a göndermeğe ta‘ahhüd edüp Paşa efendimize bir semmûr kürk ve on çift Gîlân yayı ve altı Gürcî gulâmı ve on çift dendân-ı semek ve üç aded semâme-i amber hedâyâlar verüp muhabbetnâmesinde cümle tahrîr edüp hakîre harc-ı râh on tümen bisitî ve kırk beş âdemlerimize dahi on tümen Abbâsî ihsân edüp cümle a‘yân-ı Bakü ve hânlar ile vedâlaşup hân dahi muhabbeten bizimle kal‘a-i Bakü'den cânib-i kıbleye,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 314b ·
metinde göster ·
… oğlan hakkında sûre-i Vettîn'de, Arapça deyü medh edüp anı melek ve melekden
eşref
deyü yaratmış. Ben ana ne künye demeğe kâdirim, yine Melek'dir, ismi benim gibi …
"Cenâb-ı Bârî bu oğlan hakkında sûre-i Vettîn'de, Arapça deyü medh edüp anı melek ve melekden eşref deyü yaratmış. Ben ana ne künye demeğe kâdirim, yine Melek'dir, ismi benim gibi Melek Ahmed olsun ve gılmân-ı hâssım ve cümle vüzerâlarım içre mümtâz olsun ve ecel-i müsemmâsına dek tûl-ı ömr ile mu‘ammer olsun deyüp, "El-esmâ’ü tenzilü mine's-semâi" deyüp Melek Ahmed derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 47a ·
metinde göster ·
… tekâlîf-i örfiyyeden mu‘âf yüz evli köyüz. Ve ecdâd-ı ızâmımız Seki yaylasında
Eşref
Paşa tekyenişînleriyiz. Anıniçün köyümüze Tekyeşînler derler. Ol sultânın evlâd …
"Vallâhî biz bu cisrin ta‘mîr ü termîmine me’mûr cemî‘i tekâlîf-i örfiyyeden mu‘âf yüz evli köyüz. Ve ecdâd-ı ızâmımız Seki yaylasında Eşref Paşa tekyenişînleriyiz. Anıniçün köyümüze Tekyeşînler derler. Ol sultânın evlâdlarındanız. Ammâ siz ne cânibe gidersiz? Bu bî-amân yollarda bu oğlanlarla nereye gidersiz?" deyü su’âl etdiklerinde biz dahi,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y127a ·
metinde göster ·
… Âl-i Abbâsiyân'dan Ebû Ca‘fer Mansûr Devânıkî ve Mehdî Abbâs ve Musul halîfesi
Eşref
Şa‘bân ve Melik Eşref Barsbay ve Nûreddînü'ş-Şehîd ve Yûsuf Salâhaddîn ve Sultâ …
Ve Hazret-i Risâlet'den sonra Ka‘be-i şerîfi Emîrü'l-mü’mînin Hazret-i Ebâ Bekir ve Hazret-i Ömer ve Hazret-i Osmân ve Hazret-i Alî ve Hazret-i Mu‘âviye ve Hazret-i Zübeyr İbnü'l-Avâm ve Haccâc-ı Zâlim Yûsuf ve Âl-i Abbâsiyân'dan Ebû Ca‘fer Mansûr Devânıkî ve Mehdî Abbâs ve Musul halîfesi Eşref Şa‘bân ve Melik Eşref Barsbay ve Nûreddînü'ş-Şehîd ve Yûsuf Salâhaddîn ve Sultân Barkûk ve Sultân Ferec ve Sultân Kayıtbay ve Âl-i Osmân'dan Sultân Selîm ve Süleymân Hân ve Sultân Murâd-ı Sâlis ve Sultân Ahmed ve Sultân Murâd-ı Râbi‘ ki fâtih-i Bağdâd'dır ve Sultân İbrâhîm. Bu mezkûrûn halîfe-i zıllullâhın cümlesi ve niçe bin mülûk-i selef ve a‘yân-ı divel Mekke-i mükerremeyi tevsî‘ ü termîm edüp bâlâda tavsîf etdiğimiz üzre binâ olunup gûyâ cennet-i firdevs-âşiyân mekân oldu. Ve hâlâ ta‘mîr [ü] termîm olunup günden güne şehri ve Harem-i şerîfi ma‘mûr olmadadır. Ammerekallâhu ilâ inkırâzı'd-devrân.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y340a ·
metinde göster ·
… û Ca‘fer Mansûr Devânıkî ve Mehdî Abbâs ve Musul halîfesi Eşref Şa‘bân ve Melik
Eşref
Barsbay ve Nûreddînü'ş-Şehîd ve Yûsuf Salâhaddîn ve Sultân Barkûk ve Sultân Fer …
Ve Hazret-i Risâlet'den sonra Ka‘be-i şerîfi Emîrü'l-mü’mînin Hazret-i Ebâ Bekir ve Hazret-i Ömer ve Hazret-i Osmân ve Hazret-i Alî ve Hazret-i Mu‘âviye ve Hazret-i Zübeyr İbnü'l-Avâm ve Haccâc-ı Zâlim Yûsuf ve Âl-i Abbâsiyân'dan Ebû Ca‘fer Mansûr Devânıkî ve Mehdî Abbâs ve Musul halîfesi Eşref Şa‘bân ve Melik Eşref Barsbay ve Nûreddînü'ş-Şehîd ve Yûsuf Salâhaddîn ve Sultân Barkûk ve Sultân Ferec ve Sultân Kayıtbay ve Âl-i Osmân'dan Sultân Selîm ve Süleymân Hân ve Sultân Murâd-ı Sâlis ve Sultân Ahmed ve Sultân Murâd-ı Râbi‘ ki fâtih-i Bağdâd'dır ve Sultân İbrâhîm. Bu mezkûrûn halîfe-i zıllullâhın cümlesi ve niçe bin mülûk-i selef ve a‘yân-ı divel Mekke-i mükerremeyi tevsî‘ ü termîm edüp bâlâda tavsîf etdiğimiz üzre binâ olunup gûyâ cennet-i firdevs-âşiyân mekân oldu. Ve hâlâ ta‘mîr [ü] termîm olunup günden güne şehri ve Harem-i şerîfi ma‘mûr olmadadır. Ammerekallâhu ilâ inkırâzı'd-devrân.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y340a ·
metinde göster ·
… dan Gâzî Hüdâvendigâr'a hizmet etmişdi, efendisi Yelboğa kanın almak içün Melik
Eşref
üzre cemî‘i Çerkez ve Abaza ile gulû edüp münhezim oldular.
Âl-i Etrâkden bir azîmü'ş-şân pâdişâh idi. Âhir kulları Sultân Hasan üzre gulû edüp Yelboğa nâm bir fedâyî Hasan Şâh'ı şehîd etdi. Sonra Yelboğa'yı dahi Sultân Muhammed Kalavân neslinden el-Melikü'l-Eşref katl edüp vücûdun pâre pâre edüp Yelboğa cezâsın buldu. Ba‘dehu Yelboğa'nın Berkûk nâmında bir Çerkez kulu var idi, ana Berkûk-ı Osmânî derlerdi, zîrâ âl-i Osmân'dan Gâzî Hüdâvendigâr'a hizmet etmişdi, efendisi Yelboğa kanın almak içün Melik Eşref üzre cemî‘i Çerkez ve Abaza ile gulû edüp münhezim oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y94a ·
metinde göster ·
Âl-i Çerâkizenin güzîdesi bir mücâhidün fî-sebîlillâh pâdişâh idi. Bu Sultân Berkûk'un Y 97a iptidâ tulû‘ı âl-i Etrâkden câmi‘ sâhibi Sultân Hasan'ı şehîd eden Yelboğa'nın bu Berkûk abd-i müşterâsı Besni Çerkezi kabîlesinden bir şecî‘ fetâ idi. Bir gün Melik Eşref bu Berkûk'un efendisi Yelboğa'yı Sultân Hasan'ı katl etdiğiyçün katl eylediklerinde hemân bu Berkûk başına kırk elli bin Çerkez ve Abaza cem‘ edüp efendisi Yelboğa kanın taleb etmeğiçün gulû edüp âhir münhezim olup cümle Çerkez ve Abaza kavmi ile bu Berkûk'u Şâm'a sürdüler. Anda azîmü'ş-şân hâkim olup Akka ve Sayda ve Berût ve Şâm-ı Tarabulus'da azîm feth [u] fütûhâtlar edüp andan deryâ-misâl asker ile Mısır'a pâdişâh olup hutbesinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y96b–Y97a ·
metinde göster ·
… ûk ve Sultân Ferec ve Sultân Kayıtbay ve Sultân Çakmak ve Sultân İnal ve Sultân
Eşref
ve Sultân Seyfeddîn ve Sultân Aybeğ et-Türkmânî ve'l-hâsıl Mısır içinde yüz ell …
Lâkin hâlâ amârlardan Sultân Hasan ve Sultân Kalavân ve Sultân Sâlih ve Sultân Berkûk ve Sultân Ferec ve Sultân Kayıtbay ve Sultân Çakmak ve Sultân İnal ve Sultân Eşref ve Sultân Seyfeddîn ve Sultân Aybeğ et-Türkmânî ve'l-hâsıl Mısır içinde yüz elli altı selâtîn ve ibnü's-sultân câmi‘leri vardır, cümlesinin birer medresesi hâlâ ma‘mûrdur ve başka minâreleri var, anları gören câmi‘ zan eder, ammâ değildir, cümle medresedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y106a ·
metinde göster ·
… ultân Gavrî mektebi ve Sultân Hasan mektebi ve Sultân Kalavân mektebi ve Sultân
Eşref
mektebi ve Sultân Mü’eyyed mektebi.
Evvelâ şehr-i Mısır içre cümle iki bin on beş evkâfı dâ’im mekteb-i sıbyân tıflân püserân-ı ebcedhân vardır. Ve iki bin dahi evkâf-ı mu‘attal mekteb-i hasbî vardır. Ve yüz elli altı selâtîn câmi‘lerinin sebîlleri üstünde elbette birer mekteb mukarrerdir. Ve sâir vüzerâ ve vükelâ ve ağniyâ sâhib-i hayrâtların sebîlleri cümle dörd bin aded sebîldir, elbette her sebîl-i âlî üzre münakkaş mukarnaz ve revzenli kasr-ı Yûsuf-misâl mektebler mukarrerdir. A‘yân-ı Mısır'ın de’bleri böyledir kim cümle mektebler Y 107b sebîller üzre mebnîdir. Ve etrâfında gûnâ-gûn perde-i zenbûrîleri ile setr edüp içinde cemî‘i sıbyân tilâvet-i Kur’ân ederler. Bu hisâb üzre Mısır içre cümle 6176 aded mekteb olur. Ammâ cümleden selâtîn câmi‘lerinin mektebleri mükellefdir. Evvelâ Sultân Gavrî mektebi ve Sultân Hasan mektebi ve Sultân Kalavân mektebi ve Sultân Eşref mektebi ve Sultân Mü’eyyed mektebi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y107a–Y107b ·
metinde göster ·
sebîli ve Sultân Hasan sebîli. Ve'l-hâsıl sûk-ı sultânîde olan sebîller dâ’imâ …
Ve bundan sonra gâyet işler Sultân Eşref sebîli ve Sultân Hasan sebîli. Ve'l-hâsıl sûk-ı sultânîde olan sebîller dâ’imâ cârîdir. Ve her sebîlin evsâfıyla târîhlerin tahrîr eylesek hemân evsâf-ı sebîl bir hümâyûnnâme kadar dîvân olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y127b ·
metinde göster ·
… e bir mürtefi‘ yerde bir câmi‘li ma‘mûr kurâdır. Andan yine garba tur‘a-i Melik
Eşref
kenârınca bir malaka gidüp,
Beled-i Senhûr: Yine Buhayre hâkinde bir sahrâ ortasında üç yüz on hâneli ve bir mürtefi‘ yerde bir câmi‘li ma‘mûr kurâdır. Andan yine garba tur‘a-i Melik Eşref kenârınca bir malaka gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y304b ·
metinde göster ·
Ve şehr-i Demenhûr Buhayre sahrâsının ortasında Melik
Eşref
tur‘ası kenârındadır. şark tarafı Nîl'e dörd sâ‘at ba‘îd Rahmâniyye beledidir. …
Ve şehr-i Demenhûr Buhayre sahrâsının ortasında Melik Eşref tur‘ası kenârındadır. şark tarafı Nîl'e dörd sâ‘at ba‘îd Rahmâniyye beledidir. Ve şimâl tarafı nîm sâ‘at ba‘îd nâhiye-i Nâsırıyye tur‘ası derler bir buhayre kenârında vâkı‘ olmuşdur, bir acı göldür. Ve yıldız rûzgârı cânibine on sâ‘at ba‘îd ma‘mûr [u] âbâdân kurâlar ubûr edüp kal‘a-i İskenderiyye şehr-i azîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y305b ·
metinde göster ·
tur‘ası iskelesi dibinde Azebler Çorbacısı Ahmed Ağa bir cedîd küçük câmi‘ binâ …
Ve hâlâ Melik Eşref tur‘ası iskelesi dibinde Azebler Çorbacısı Ahmed Ağa bir cedîd küçük câmi‘ binâ ediyor. Ammâ gâyet mahallinde binâ olunup bir minâreli müferrah ve dilgüşâ câmi‘-i rûşen-i rûşenâ olmuş, henüz üstâd bennâ inşâ etmede idi, Allâhümme yessir itmâmehu bi'l-hayr.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y306b ·
metinde göster ·
… Rahmâniyye kurâsından ayrılmış bir azîm tur‘adır. Mısır pâdişâhlarından Sultân
Eşref
hayrâtıdır. Buhayre hâkinde niçe yüz pâre kurâları rey edüp Demenhûr şehrine da …
Beled-i Ebû Hızır: Bir câmi‘li ve üç zâviyeli ve altı yüz hâneli âbâdân kurâdır. Bu mahalde Eşrefiyye tur‘ası ki büyük Nîl kenârında Rahmâniyye kurâsından ayrılmış bir azîm tur‘adır. Mısır pâdişâhlarından Sultân Eşref hayrâtıdır. Buhayre hâkinde niçe yüz pâre kurâları rey edüp Demenhûr şehrine dahi uğrayup andan ubûr ederek bu beled-i Ebû Hızır kurbunda bu Nâsırıyye tur‘asına mahlût olup İskenderiyye'ye gider. Bu dahi büyük hayrât-ı azîmdir. Bu belede karîb,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y312a ·
metinde göster ·