Elhamdü lillâhi'l-lezî şerrefe'l-müşerrefîne bi-teşrîfi't-tâ‘ât ve's-seyâhât ve yessere lî arda'l-mukaddeseti'l-bilâdât ve'z-ziyârât ve's-salavâtü alâ men essese bünyâte'l-kılâ‘ı'ş-şerî‘ati ve kelle[le]hâ bi-esâsi'n-nübüvveti ve't-tarîka ve alâ âlihi't-tayyibîne't-tâhirîne hayrı'l-beriyye ve tuhafi tahiyyât zâkiyât ve salâtü salavât nâmiyât, nessâr-ı zât-ı âlî-sıfât, eşref-i kâ’inât ve ekmel-i mevcûdât, pîşvâ-yı mihrâb, sallû kemâ ra’eytümûnî, reh-nümâ-yı bî-irtiyâb, ol Muhammed {efdalu men nataka} bi'd-dâd üzerine olsun kim anın rû-yı âbında ol Hazret-i ulûhiyyet Mâlikü'l-mülk ve Hâliku'l-eflâk edîm-i arzı ibn âdem içün mesken [ü] me’vâ-yı latîf edüp benî âdemi cemî‘i mahlûkât [u] mevcûdâtdan eşref-i mahlûk etdi. Şi‘ir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 6b ·
metinde göster ·
Elhamdü lillâhi'l-lezî şerrefe'l-müşerrefîne bi-teşrîfi't-tâ‘ât ve's-seyâhât ve yessere lî arda'l-mukaddeseti'l-bilâdât ve'z-ziyârât ve's-salavâtü alâ men essese bünyâte'l-kılâ‘ı'ş-şerî‘ati ve kelle[le]hâ bi-esâsi'n-nübüvveti ve't-tarîka ve alâ âlihi't-tayyibîne't-tâhirîne hayrı'l-beriyye ve tuhafi tahiyyât zâkiyât ve salâtü salavât nâmiyât, nessâr-ı zât-ı âlî-sıfât, eşref-i kâ’inât ve ekmel-i mevcûdât, pîşvâ-yı mihrâb, sallû kemâ ra’eytümûnî, reh-nümâ-yı bî-irtiyâb, ol Muhammed {efdalu men nataka} bi'd-dâd üzerine olsun kim anın rû-yı âbında ol Hazret-i ulûhiyyet Mâlikü'l-mülk ve Hâliku'l-eflâk edîm-i arzı ibn âdem içün mesken [ü] me’vâ-yı latîf edüp benî âdemi cemî‘i mahlûkât [u] mevcûdâtdan eşref-i mahlûk etdi. Şi‘ir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 6b ·
metinde göster ·
… idelim Hâlık-ı Bîçûn'a kim benî Âdeme akl-ı küll verüp cümle hayvânâtdan evvel
eşref-i
mahlûk etdi kim hayr u şerri ve zarar [u] nef‘i bilüp müfsidîn ve hâsidîn ve me …
"Evvelâ hamd idelim Hâlık-ı Bîçûn'a kim benî Âdeme akl-ı küll verüp cümle hayvânâtdan evvel eşref-i mahlûk etdi kim hayr u şerri ve zarar [u] nef‘i bilüp müfsidîn ve hâsidîn ve mekkârların hiyel ü şeytanatına aldanmayup bî-garaz Müselmanlara taşra umûrun su‘âl edüp hâkimü'l-vakt olan adâlet ide. Yürü ümîddir kim bu zerre-i nâçîzin zerre kadar hatâsın sütür etmeyüp sû-i zan 261b ile deryâ-misâl askeri ser-i sa‘âdetinize cem‘ eyleyüp tarafeynde ceng ü cidâl ve harb ü kıtâl ola da rûz-ı mahşerde sizden su‘âl olunmaz mı ve memâlik-i Âl-i Osmân'ın Bitlîs şehri nehb ü gâret olunursa ve bu kadar evlâd [u] ıyâl haşerât-ı Ekrâd tuğyânıyla pâymâl-i rimâl olursa sa‘âdetlü pâdişâhıma ne cevâb verirsin ve sa‘âdetle bu şehrimize gelüp hânemizde mihmân oldukda bu kadar va‘de-i kerîmeler etdiğinizi ne aceb ferâmûş etdiniz Elkerîmü izâ ahede vefâ" değil midir? Ve bir gün yine bu dâ‘î-i muhlisinizin külbe-i ahzânında buyurdunuz kim "İnşâallah hân karındaşım sana Muş sancağın ihsân etdirüp yarlığ-ı belîğlerin getirdirim." buyurduğunuzdan memnûn olup cihân cihân sürûr-ı şâdân olup bu kadar ahd-i mîsâk emrine bünyâd-ı îmân u gılâz-ı şiddâd olunmuşdu kim zamân-ı hükûmetinizde ünâs-ı merd ü zen âsûde-hâl olalar. Re‘âyâ-perverlik bu mudur kim bu kadar askerle bu şehir üzre gelesin, âsûde-hâl olmak kande kalır ve kande cây-ı menâs bulunur ve bir kerre dahi buyurdunuz kim "Hân karındaşım sen benim velîni‘am efendim Sultân Murâd Hân Gâzî'nin çerâğ-ı efrûhtesi idin, Revân senesinde çok ni‘metin yedik ve hâlâ şimdi bî-hadd ü bî-hisâb ni‘met-i uzmânı tenâvül eyledik, sen dahi ehl [ü] ıyâlinle du‘â-yı hayrımızda olup devâm-ı devlet-i Sultân Mehemmed Hân ed‘iyyesine müdâvim olup zevk u safâda ol." deyü du‘â-yı hayrınızla behremend olduk mülâhazasıyla âsûde-hâl olup kavm-i Ekrâd Malazgird yaylağına çıkarken kânûn-ı pâdişâhî üzre aded-i ağnâm hakkın alalım derken hudûdumuzda olan Mehemmed Beğ Malazgird'den bu kadar asker çeküp Ekrâd'ı himâyete alup Ekrâd'ın koyun hakkın almağa mâni‘ olup biz dahi öşr-i ağnâm almak murâd etdiğimizde anlar bizi dûz eylediler, biz de anları hor eyleyüp mâbeynden bir kaç âdem düşüp demleri heder olduklarına biz dahi mezâhib-i erba‘adan fetvâ-yı şerîfler almışızdır ve yeniçeriler dahi bâc-ı sultânî vermediklerinden mâ‘adâ sâ’ir tüccârın şütür-bârlarına bir zibidi ve zübeydî ve Zeydî ve Zeynî-mezheb yeniçeri bâc-ı sultânîmize mâni‘ olup cebren kânûn üzre bâcımız alup gulüvv-i âm ile bâğımıza silâh ile gelüp niçe âdemlerimiz mecrûh etdikleri sicill-i şer‘-i Resûl'de kayd olunup huccetleri huzûr-ı izzete gönderilir. Yine böyle iken ol zalemeler mukaddem târîh ile sultânıma varup tasdî‘ edüp anların dürûğ kelâmlarıyla yine niçe iftirâ-gûne ta‘n-âmîz kelimâtlar tahrîr etmişsüz. Mu‘ammer olun, eğer bu abd-i kemter Abdâl za‘îf-i ahkar sultânım ile hukûk-ı sâbıkamıza mağrûr olup bir bed evzâ‘ [u] etvâr bu bendelerinden sâdır oldu ise " Arapça âyeti üzre tevbeler olsun. Arapça mazmûnu üzre cemî‘i cürmümüzü afv edin kim bizim üzerimize hüsn-i nazarınız olmuşken ahd [ü] emânınızdan rücû‘ etmen. Zirâ siz halîfe-i rûy-ı zemin vüzerâlarısuz kim ve hulefâ’i'r-râşidîni'l-mürşidîn min ba‘dihî ve vüzerâ’i fî ahdih'dir. Bu âlem-i kevn-i fesâdda nizâm-ı intizâm cemî‘i hükkâmın ahde vefâ eylemesiyle bu dünyâ âsûde-hâl olmuşdur. Lutf edüp Hazret-i Risâlet-penâh ve Çâr-yâr-ı güzîn ervâhları içün ve sa‘âdetlü pâdişâh-ı âlem-penâh başıyçün olsun beyne'l-akrân bu hakîri şermsâr edüp münkesir-i hâtır ile huzûr-ı şerîfe küstâhâne mektûbumuz ile Zeynel Ağa'mız gönderüp hilâf-ı inhâ eyle şikâyet eyleyenlerimizi tatyîb-i hâtır edüp mâbeynimiz ıslâh edüp bu hakîri pâymâl etmeyesiz, ve's-selâm.. Bâkî olasız, bâkî."
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 261a–261b ·
metinde göster ·
… mansûr u muzaffer oldu. Bu hakîr ol cengden berü bildim, ki benî Âdemden sonra
eşref-i
mahlûk küheylân atlardır. Sad şükr-i Hudâ cemî‘i zamânda küheylân atlar besleme …
Hamd-i Hudâ bir sâ‘at-i nücûmîde asâkir-i muvahhidînimiz üzre zulmet gidüp nesîm-i zafer İslâm üzre esüp küffâr-ı hâksâr münhezim olup seg ber sahrâ bakıyyetü's-süyûflarının karârları firâra mübeddel olup cümle bin altmış kelle ve üç yüz aded müsellah kâfirleri esîr edüp sadlek şükr-i Hudâ küheylân atlarımızın gıjgırup fışırdadıklarından cümlemiz hâzır-bâş olup askerimiz mansûr u muzaffer oldu. Bu hakîr ol cengden berü bildim, ki benî Âdemden sonra eşref-i mahlûk küheylân atlardır. Sad şükr-i Hudâ cemî‘i zamânda küheylân atlar beslemeden hâlî olmamışızdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 20b ·
metinde göster ·
Hudâ-yı Müte‘âl'e ayândır kim eğer bu câmi‘de olan âsâr-ı acîbeleri ve musanna‘ât-ı garîbeleri ilme'l-yakîn ve ayne'l-yakîn ve hakka'l-yakîn hâsıl etdiğimiz mertebe her temâşâ etdiğimizin evsâfın tahrîr eylesek başka bir Kızılelma câmi‘i dîvânı olur, ammâ bu câmi‘i im‘ân-ı nazar ile seyr eden seyyâhân-ı berr ü bihâr dünyâda bir kârhâne-i ma‘rifet görüp benî Âdem dahi ne gûne mertebe-i sihr-i ma‘rifet etmeğe kâdir olduğun müşâhede edüp benî Âdemin eşref-i mahlûk olup cümleden mükerrem olduğun bilüp sûre-i (---)Arapça âyetin tilâvet edüp bu câmi‘-i pür-envârda olan tasnî‘ât ve tasvîrât ve temâsilâtları görüp engüşt ber-dehen edüp vâlih ü hayrân olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 95a ·
metinde göster ·
… sâfinâtü'l-ciyâd, nesl-i musâfaha-i küheyli'l-Hanâd misilli mu‘teber at idi. Bu
eşref-i
mahlûk karındaşımdan azîzim ve cânım ile firâr ederken küffâr hâk-i pâyimi göre …
"Bire babam Hamîs atım" dedim, ammâ ne at, esb-i sâfinâtü'l-ciyâd, nesl-i musâfaha-i küheyli'l-Hanâd misilli mu‘teber at idi. Bu eşref-i mahlûk karındaşımdan azîzim ve cânım ile firâr ederken küffâr hâk-i pâyimi göremez oldular, ammâ gördüm ki eğer hânesinde cıdav yerinden aşağı kürek başı üzre kurşum zahmından kızıl kan Ceyhûn-vâr revân oluyor. Derhâl koynumdan makramemi çıkarup iki pâre edüp atın cerâhatı olan yerine sokdum. Hamd-i Hudâ derhâl kanı teskîn oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 124a ·
metinde göster ·
… hîn ecdâdları Mekke-i Mükerreme'den kabâ’il-i Kureyşî'dir kim kabâ’il-i Arab'ın
eşref-i
mahmûdu'l-hasâ’ili Arab kavmi olan fusehâ-yı büleğâ-yı mes‘ûdü'ş-şemâ’il idiği …
Ammâ bâlâda zikri sebkat eden cemî‘i millet-i nasârâlardan aslah-ı mevcûd sehel bahâneyle İslâm kabûl eder ve diyâr-ı İslâma gidenler gidüp gelir kavm-i Abaza Kureyşi ve Çerâkize Kureyşi kavimleridir kim kitâbî değillerdir. Bir alay dağî ve bâğî ve yağı kavm-i eblehlerdir kim be-kavl-i müverrihîn ecdâdları Mekke-i Mükerreme'den kabâ’il-i Kureyşî'dir kim kabâ’il-i Arab'ın eşref-i mahmûdu'l-hasâ’ili Arab kavmi olan fusehâ-yı büleğâ-yı mes‘ûdü'ş-şemâ’il idiği mukarrerdir, zîrâ Hazret-i Server-i Kâ’inât ve Mefhar-i Mevcûdât ol sülâle-i sâmîden vücûda gelmişlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 148b ·
metinde göster ·
… p anı dahi at selâmete çıkarup bir at iki âdem halâs etmiş olur. Hakkâ ki atlar
eşref-i
mahlûkdur kim Hallâk-ı âlem küheylân atların hakkında Kur’ân-ı azîminde ve Furk …
Hikmet-i Hudâ bu Tatar yiğitlerinin birisinin atı kuyruğuna bir gark-ı âb olmuş âdem cân havliyle yapışup anı dahi at selâmete çıkarup bir at iki âdem halâs etmiş olur. Hakkâ ki atlar eşref-i mahlûkdur kim Hallâk-ı âlem küheylân atların hakkında Kur’ân-ı azîminde ve Furkân-ı mecîdde sûre-i (---) de Arapça buyurmuşlardır. Anıniçün bu hakîr atları pek sevüp elli bir yıldan berü beş on re’s atsız olmamışımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 195a ·
metinde göster ·
… eyâhat edüp bu Bi’r-i Yûsuf'u görmeyen cihânda san‘at ne idüğin ve benî âdem ne
eşref-i
mahlûk idüğin ve mu‘cize mertebesinde ne işe kâdir idiğin bilmez. Ammâ ârif-i b …
Hulâsa-i kelâm bu dünyâda seyâhat edüp bu Bi’r-i Yûsuf'u görmeyen cihânda san‘at ne idüğin ve benî âdem ne eşref-i mahlûk idüğin ve mu‘cize mertebesinde ne işe kâdir idiğin bilmez. Ammâ ârif-i billâh olan görünce himmetü'r-ricâl takla‘u'l-cibâl deyüp bu âsâr kerâmet mertebesidir, hakîkat makdûr-ı beşer değildir, der.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y85a ·
metinde göster ·