Ve medârisât (---) ve dârü'l-hadîs ve dârü'l-kurrâ ve mekteb-i sıbyân-ı
ebcedhân
ve bir esvâk-ı Sultânî ve bir dâr-ı it‘âm ve bir tevhâne ve bir kârbânsarây ve …
Ve medârisât (---) ve dârü'l-hadîs ve dârü'l-kurrâ ve mekteb-i sıbyân-ı ebcedhân ve bir esvâk-ı Sultânî ve bir dâr-ı it‘âm ve bir tevhâne ve bir kârbânsarây ve bir dârü'ş-şifâ ve kendilere bir merkad-i pür-envâr ve bir hammâm ve bir esvâk-ı haffâfân ve bir çârsû-yı düğmeciyân ve zergerân binâ etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 32b ·
metinde göster ·
… -şifâ ve bir mihmân-sarây-ı azîm ve bir hammâm-ı kadîm ve bir mekteb-i sıbyân-ı
ebcedhân
ile ârâste olmuş bir câmi‘dir kim bir mürtefi‘ yerden bu câmi‘-i latîfin cânib- …
Ve bir dârü'z-ziyâfe ve bir dârü'ş-şifâ ve bir mihmân-sarây-ı azîm ve bir hammâm-ı kadîm ve bir mekteb-i sıbyân-ı ebcedhân ile ârâste olmuş bir câmi‘dir kim bir mürtefi‘ yerden bu câmi‘-i latîfin cânib-i erba‘asında olan imâretlere im‘ân-ı nazar ile nazar etsen sâfî rusâs-ı hâsdan göm gök bir amâristândır kim berk urup durur. Bu âsârlardan gayrı koca Ebü'l-feth niçe bin imâret ile şehr-i İslâmbol'un enderûn [u] bîrûnunda niçe âsâr-ı azîmler edüp İslâmbol'u ma‘mûr [u] âbâdân etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 40b ·
metinde göster ·
Çârsûkapusu dibinde Çukurbostân'a nâzır bir kubbe-i azîm mekteb-i sıbyân-ı
ebcedhânı
ve bir imâret-i it‘âmı ve bir dârü'z-ziyafe-i ulemâ ve sûhtevât me’keli ve bir …
Çârsûkapusu dibinde Çukurbostân'a nâzır bir kubbe-i azîm mekteb-i sıbyân-ı ebcedhânı ve bir imâret-i it‘âmı ve bir dârü'z-ziyafe-i ulemâ ve sûhtevât me’keli ve bir mihmân-sarâyı var. Ammâ hammâm bu dâ’ireden üç yüz adım ba‘îddir, ve's-selâm. Gayrı medâris ve tîmârhâne misilli imâretler yokdur. Andan beşinci câmi‘-i selâtîn,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 43a ·
metinde göster ·
… âfesi ve bir dârü'l-cünûn tîmârhânesi ve bir medresesi ve bir mekteb-i sıbyân-ı
ebcedhân
ile ma‘mûr bir câmi‘-i pür-envârdır. Ve pâdişâh Süleymân Hân-ı mağfûrun nezâket …
Avretbâzârı'nda bir câmi‘-i âlîdir kim bî-bedeldir. Ammâ gayrı cevâmi‘ler gibi kebîr değildir. Bir minâreli ve bir tabakalı câmi‘-i rûşendir. Bir imâreti ve dârü'z-ziyâfesi ve bir dârü'l-cünûn tîmârhânesi ve bir medresesi ve bir mekteb-i sıbyân-ı ebcedhân ile ma‘mûr bir câmi‘-i pür-envârdır. Ve pâdişâh Süleymân Hân-ı mağfûrun nezâket [ü] zerâfet-i tab‘-ı şerîflerindendir kim Hâsekî Sultân hayrâtın Avretbâzârı'nda binâ etmişlerdir, ve's-selâm. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 47a ·
metinde göster ·
… ‘a câmi‘inden mâ‘adâ mesâcidlerdir. Ve yedi dârü'l-ta‘lîm-i sıbyân [u] tıflân-ı
ebcedhânı
vardır. Ve bir küçük hammâmı var ve yigirmi aded dükkânları var. Halkı cümle eh …
Kal‘a câmi‘inden mâ‘adâ mesâcidlerdir. Ve yedi dârü'l-ta‘lîm-i sıbyân [u] tıflân-ı ebcedhânı vardır. Ve bir küçük hammâmı var ve yigirmi aded dükkânları var. Halkı cümle ehl-i zevk ve garîb dost âdemlerdir. Dağlarında bâğları bî-hadd ü bî-nihâyedir. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 140a ·
metinde göster ·
Bu zikr olunan mu‘allimhânelerin niçe kerre yüz bin ecinne askeri gibi sağîr ü kebîr tıflân-ı ebcedhânları bilâ-hisâb kâğızdan külâhlar geyüp ellerinde deblekler çalup herbir mekteb-i sıbyânları birer gûne libâs ile gûnâ-gûn şakalar edüp kimisi "illâ yansuru's-sultân" diyerek kimisi,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 157a ·
metinde göster ·
… şâda üç mücelled te’lîfâtı vardır kim Siyer-i Veysî anın yanında kelâm-ı tıfl-ı
ebced-hândır
. Bir hâluk meclis-ârâ çelebî idi.
Ve şu‘arâ Alî Cânı ibn Gınâyî Efendi: Pederinden sonra bunlar Melek Ahmed Paşa'ya re’îs oldular. Fâzıl ve ehl-i ilm ve dîvân sâhibi ve ilm-i inşâda üç mücelled te’lîfâtı vardır kim Siyer-i Veysî anın yanında kelâm-ı tıfl-ı ebced-hândır. Bir hâluk meclis-ârâ çelebî idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 250a ·
metinde göster ·
… binâ ve kubbe-i ra‘nâ mekteb-i sıbyân-ı fukarâ ve hâs u âmm nâ-resîde tıflân-ı
ebced-hânları
içün binâ olunmuş bir dârü't-ta‘lîm-i Kur‘ândır kim cümle eytâma cânib-i vakfda …
Cümle (---) aded mektebdir. Evvelâ Orta Hisâr'da Mekteb-i Ebü'l-feth Gâzî ve Mekteb-i Yeni Câmi‘ Şeyh Ricâlî hazretleri mu‘allim-i sıbyân [ve] sâhib-i feyz bir nûrânî azîzdir kim bunlardan bir kerre "Bismillah" diyen ma‘sûm-ı pâk elbette feyz-yâb olup âlim ve fâzıl olması mukarrerdir. Ve Mekteb-i mükellef-i Hâtûniyye: Câmi‘in cânib-i garbîsinde kârgîr binâ ve kubbe-i ra‘nâ mekteb-i sıbyân-ı fukarâ ve hâs u âmm nâ-resîde tıflân-ı ebced-hânları içün binâ olunmuş bir dârü't-ta‘lîm-i Kur‘ândır kim cümle eytâma cânib-i vakfdan rûz-merreteyn ta‘âmları ve îd-ı şerîfde libâsları ve arakıyye ve serâvîl kamîsları ve surre ve atıyyeleri dâ’imdir. Bu dârü't-ta‘lîmin itmâmına târîhdir "fe-temmet" [920] lafzı kapusu üzre tahrîr olunmuşdur. ve Mekteb-i İskender Paşa: (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) . Meşhûr mektebler bunlardır. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 251b ·
metinde göster ·
: Cümle 200 aded mekteb-i tıflândır. Bâlâda tahrîr olunan kırk sekiz mahallenin …
Evsâf-ı dârü't-ta‘lîm, mekteb-i sıbyân-ı ebced-hân : Cümle 200 aded mekteb-i tıflândır. Bâlâda tahrîr olunan kırk sekiz mahallenin 281b ve tahrîr olunan cevâmi‘ ve mesâcidlerinin kurbunda birer mekteb-i sıbyân mukarrerdir kim niçesi kurşumlu imâr mekteblerdir. (---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 281a–281b ·
metinde göster ·
… rrâ-yı mahsus ve imâreti yokdur. Amma yetmiş yerde mekteb-i sıbyân [u] tıflân-ı
ebced-hânı
vardır. Cümle halkı zekâvet üzre halk olunup reşîd ü necîb, mahbûb u mahbûbe ci …
Medrese ve dârü'l-hadîsi ve dârü'l-kurrâ-yı mahsus ve imâreti yokdur. Amma yetmiş yerde mekteb-i sıbyân [u] tıflân-ı ebced-hânı vardır. Cümle halkı zekâvet üzre halk olunup reşîd ü necîb, mahbûb u mahbûbe ciğer-kûşeleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 283a ·
metinde göster ·
… yüz ma‘dûd dekâkînleri var, ammâ bezzazistânı ve medâris [ü] mekteb-i tıflân-ı
ebced-hânı
yokdur.
Evsâf-ı bâğ-ı İrem'e mânend şehr-i Merend Taht-ı Hân-ı Elvend : Azerbaycân şehirlerinden başka sultânlıkdır kim biri nöker-i şerefgere mâlikdir. Kadısı, kelenteri, münşîsi ve darûgası ve dizçöken ağası vardır. Tebrîz'e on dörd fersah karîbdir. Mâbeynehümâsında aslâ arz-ı hâliyesi yokdur. Serâpa gül-i gülistân [ve] bâğ [u] bostân ile müzeyyendir. Bu şehr-i Merend, şehr-i Tebrîz'in cânib-i şarkîsinde vâki‘ olmuşdur. Kadîm-i eyyâmda Azerbaycân pâdişâhlarından Şahruh ibn Tîmur'un saydgâhı olmağıla gâyet ma‘mûr u âbâdân şehr-i Merend, mânend-i gülistân imiş. Lâkin bunu dahi Gâzî Murâd Hân, kızılbaşa rağmen harâb u yebâb, hânelerin türâb idelden berü henüz imâr olup üç bin kadar hâne-i "İreme zât"ı ve yedi câmi‘i ve üç hânı ve beş hammâmı ve altı yüz ma‘dûd dekâkînleri var, ammâ bezzazistânı ve medâris [ü] mekteb-i tıflân-ı ebced-hânı yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 297a ·
metinde göster ·
: Cümle altı yüz aded dârü't-ta‘lîm-i Kur’ândır. Evvelâ mekteb-i Şeyh Safî ve me …
Der-sitâyiş-i mekteb-i tıflân-ı ebced-hân: Cümle altı yüz aded dârü't-ta‘lîm-i Kur’ândır. Evvelâ mekteb-i Şeyh Safî ve mekteb-i Hasan Meymendî ve mekteb-i Takî Hân ve mekteb-i Sultân Hasan ve Sultân Ya‘kûb, bunlarda her sâl gılmâna hil‘at verilir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 299b ·
metinde göster ·
… kırk mîhrâb add olunur. Medrese ve tekye ve mekteb-i dârü's-sıbyân [u] tıflân-ı
ebced-hân
ve on altı hammâm-ı dilsitân ve sekiz yüz dükkân ve yedi kahvehâne ve hân-ı tüc …
Evsâf-ı menzil-i kal‘a-i şehr-i azîm Aras: Diyâr-ı Acem'de eyâlet-i Şirvân'dır. Zamân-ı kadîmde Keyümers Şâh binâsıdır. Sene 985 târîhinde Murâd Hân-ı Sâlis vüzerâlarından Lala Kara Mustafâ Paşa feth edüp andan üzerine kırk bin kızılbaş-ı bed-âyîni adüvv-i bî-dîn ile Emîr Hân Aras imdâdına gelince gördüler kim Âl-i Osmân'ın kabza-i tasarrufuna girmiş, hemân-dem şehri muhâsara edüp vakt-i zuhra dek ceng [ü] cidâl ideler. Hemân Lala Paşa nâm dilâver [u] server cümle guzât-ı müslimîn ile Acem üzre hücûm edüp otuz bin mikdârı Acem'i hâk-i mezellete düşürüp serdârları Emîr Hân giriftâr-ı bend-i hicrân olup bakıyyetü's-seyf olan Terekeme ve Gökdolağ ve Gürcî Âznâvûrları firâr ederken bunlara Şirvân askeriyle Özdemiroğlu Kethüdâsı râst gelüp nehr-i Kür kenarında kırup zemîn-i gûra salarlar. Niçe bini kılıç-ı Osmânlı havfinden nehr-i Kür üzre cisre izdihâm ile uğrayup hikmet-i Hudâ cisr münkesir olup cümle kızılbaş-ı nâ-tırâş [u] bed-ma‘âş başlarıyla nehr-i Kür'e gark olurlar. Hâlâ üstühânları püşte püşte yığılıdır ve meksûr olan Pul hâlâ harâbdır. Çam direkleri koyup üzerinden ubûr ederler. Ba‘dehû guzât-ı müslimîn bu kadar lipâçe-i Acem ile ve bu kadar mâl-ı ganâ’im ile muğtenim olup şâdmânlar ederler. Ba‘dehû serdâr-ı zafer-şi‘âr gördü kim bu şehr-i Aras, Gence ve Şirvân mâbeyninde elzem-i levâzimînden bir şehr-i azîmdir. Hemân cümle guzât-ı müslimîni ve bennâ ve ummâlları etrâf-ı vilâyetden cem‘ edüp Aras'ın hâricinde Şâh Hıyâbânı nâm bir İreme zâtü'l-imâd-ı be-nâm mahalli ortaya alup cânib-i erba‘asına sûr çeküp etrâfına handak-ı vâsi‘ [u] amîk inşâ edüp üç kapulu ve on yedi tabyalı çım ve rıhtım binâ-yı sedd-i metîn [ve] kal‘a-i hısn-ı hasîndir, dâiren-mâdâr cirmi tokuz bin altı yüz adımdır, kırk günde tamâm edüp Murâd Hân hareminde neşv ü nemâ bulmuş Kaytas Beğ'e mîr-i mîrânlık ile ihsân edüp Lala Paşa Âsitâne tarafına revâne olur. Hâlâ bu şehr-i zîbâ-yı ra‘nâ Şâh kûhu zeylinde Bursa şehrine mânend, âb [u] hevâsı lâtîf, bâğ u bâğçeli ve gül-i gülistânlı ve müşebbek bostânlı şehr-i şîrîndir kim cümle on bin hâk-i pâk ile mestûr hâne-i ma‘mûrlardır ve kırk câmi‘dir. Kal‘a içre Murâd-ı Sâlis câmi‘i ve Ferhâd Paşa câmi‘i ve Kara Sinân Paşa câmi‘i, niçe câmi‘ler var ammâ ma‘lûmum değildir ve cemâ‘atden garîb olmuş câmi‘lerdir. Bu şehrin ismi elifin, rânın fethasıyla ve sîn-i meczûm ile Aras'dır, ammâ Acem Terekemeleri ve Dağıstân Kumuğu lisânında Araş derler. Ba‘dehû sene (---) târîhinde Sultân Mustafâ'nın ibtidâ cülûsunda Acem bu diyâra istîlâ edüp hâlâ dest-i Acem'de mânend-i şehr-i Merend âvâdân olmuşdur. Hâlâ kırk mahalle ve kırk mîhrâb add olunur. Medrese ve tekye ve mekteb-i dârü's-sıbyân [u] tıflân-ı ebced-hân ve on altı hammâm-ı dilsitân ve sekiz yüz dükkân ve yedi kahvehâne ve hân-ı tüccârân ile ârâste ve bâğ-ı gülistân ile pîrâste olmuş şehr-i müzeyyendir. Cümle mahbûb ve mahbûbeleri marâlî ve gazâlî-çeşm-i Hotenli pençe-i âfitâb dilberleri vardır. Zîrâ zenâneleri Gürcî ve Dâdyân ve Açıkbaş ve Şavşad kabâyillerinin duhterlerinden mütevellid olmuş civânlardır. Zirâ âb [u] hevâsı gâyet latîfdir. Şâh kûhundan niçe bin uyûn-ı câriyeleri, şehrin hadîka ve gülistânlarına uğrayup bu şehri atşândan müstağnî eder. Cânib-i etrâfında yedi aded nâhîye-i kübrâları vardır kim her birinde yüzer pâre âbâdân kendleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 310b ·
metinde göster ·
Ve kırk sekiz mahallede kırk sekiz mekteb-i tıflân-ı
ebced-hânı
vardır. Lâkin dârü'l-kurrâ ve dârü'l-hadîs ve dârü'l-it‘âm imâretleri yokdur. A …
Ve kırk sekiz mahallede kırk sekiz mekteb-i tıflân-ı ebced-hânı vardır. Lâkin dârü'l-kurrâ ve dârü'l-hadîs ve dârü'l-it‘âm imâretleri yokdur. Ammâ ulemâ ve sulehâ ve talebeleri çok olmağıla her câmi‘de ve her mesâcidde hasbî ders âmilleri vardır. Gûnâ-gûn fünûnlar tilâvet olunur. Hayli zekî ve reşîd ve necîb, zî-akl ü zî-fehm sulahâ-yı ümmetden ehl-i sünnet ve'l-cemâ‘et, musallî, ehl-ı ırz ve ehl-i hâl, halûk ve halîm ü selîm âdemleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 341b ·
metinde göster ·
… olur, ders-i âmları vardır. Ve on sekiz yerde dârü't-ta‘lîm-i mekteb-i sıbyân-ı
ebced-hânı
vardır. Ve hâlâ iki yerde imâret-i it‘âmı vardır.
Ve mahsûs dârü't-tedrîsi yokdur. Ammâ her câmi‘de gûnâ-gûn mübâhase-i ulûm olur, ders-i âmları vardır. Ve on sekiz yerde dârü't-ta‘lîm-i mekteb-i sıbyân-ı ebced-hânı vardır. Ve hâlâ iki yerde imâret-i it‘âmı vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 345a ·
metinde göster ·
… --) (---) Ve cümle yüz seksen aded dârü't-ta‘lîm-i mekteb-i sıbyân [u] tıflân-ı
ebced-hândır
. (---)(---)(---)(---)(---)
Ve cümle (---) aded medrese-i dârü't-tedrîsdir. Cümleden Medrese-i Mustafâ Paşa ve Medrese-i Taşköprüzâde ve Medrese-i Seyfeddîn ve Medrese-i Husrev Kethüdâ (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) Bunlar meşhûr dârü't-tahsîl-i ulûm medreselerdir. Müte‘addid hücreleri ve dershâne kıbâbları ve talebelerine hücre vazîfesi ve şem‘ıyyesi ve lahmiyyesi müstevfâ medreselerdir. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) Ve cümle üç aded dârü'l-hadîs-i Nebevî'dir (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) Ve cümle yüz seksen aded dârü't-ta‘lîm-i mekteb-i sıbyân [u] tıflân-ı ebced-hândır. (---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 357a ·
metinde göster ·
… üz yetmiş yerde her sene kisvesi ve surre ve atiyyesi verilir mekteb-i tıflân-ı
ebcedhândır
. Evvelâ,
Der-medh-i mekteb-i dârü't-ta‘lîm-î sıbyân: Cümle yüz yetmiş yerde her sene kisvesi ve surre ve atiyyesi verilir mekteb-i tıflân-ı ebcedhândır. Evvelâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 12b ·
metinde göster ·
… yokdur, hasbî şeyhleri vardır. Ve cümle kırk aded mekteb-i sıbyân [u] tıflân-ı
ebcedhânı
vardır. Niçesinin ıydiyye libâsları ve surre-i atiyyeleri taraf-ı vakfdan ihsân …
Evsâf-ı dârü'l-kurrâ ve mekteb-i sıbyân: Üç yerde seb‘a ve aşere ve takrîb kırâ’eti tilâvet olunur dâr-ı kurrâları var; lâkîn mahsûs talebelerine vazîfe-i mu‘ayyeneleri yokdur, hasbî şeyhleri vardır. Ve cümle kırk aded mekteb-i sıbyân [u] tıflân-ı ebcedhânı vardır. Niçesinin ıydiyye libâsları ve surre-i atiyyeleri taraf-ı vakfdan ihsân olunur, ma‘mûr mekteblerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 23a ·
metinde göster ·
: Cümle otuz aded mektebdir. Evvelâ Kızıl Câmi‘ mektebi ve Hazret-i İbrâhîm Halî …
Ta‘rîf-i mekteb-i dârü't-ta‘lîm-i sıbyân [u] tıflân-ı ebcedhân: Cümle otuz aded mektebdir. Evvelâ Kızıl Câmi‘ mektebi ve Hazret-i İbrâhîm Halîl mektebi ve Sultân Hasan mektebi ve Ak Câmi‘ mektebi ve bu mekteb-i sıbyânların her sene başında ıydiyye hil‘at-ı fâhireleri cânib-i vakfdan nâ-resîde yetîmâne surre ve atiyyeler ile mebzûldür. Cümlesi evkâf-ı azîmlerdir. (---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 55b ·
metinde göster ·
… re Timur Hân hurûc edüp Sivas üzre gelüp kırk bin sıbyân-ı nâ-resîde-i tıflân-ı
ebcedhânlar
gerdenlerine Kelâm-ı izzetlerin ben kılup Timur'a istikbâle çıkdıklarında hemân …
Ba‘dehû sene (---) târîhinde Âl-i Osmâniyân'dan Yıldırım Bâyezîd Hân Türkmân-ı Ceslî elinden feth edüp ba‘dehû Âl-i Osmân üzre Timur Hân hurûc edüp Sivas üzre gelüp kırk bin sıbyân-ı nâ-resîde-i tıflân-ı ebcedhânlar gerdenlerine Kelâm-ı izzetlerin ben kılup Timur'a istikbâle çıkdıklarında hemân Timur Şâh bu sıbyân-ı nâ-resîdeler üzre at koyup cemî‘i asker-i Timur'un pây-ı esb nâhunu altında kırk bin ma‘sûm [u] pâk pâymâl-i rimâl [u] hâk olup ol sâ‘at ahâlî-i Sivas'dan yetmiş bin aded ulemâ ü sulehâ ve sâhib şeybe musannıf ve mü’ellif âdemleri tarfetü'l-ayn içre dendân-ı tîğden geçirüp yedi günde kal‘a-i Sivas'ı harâb u yebâb edüp hâlâ harâbistânı ma‘lûmdur. Elsine-i nâsda meşhûrdur kim, "Sana bir iş edeyim ki Timur-ı Lenk Sivas'a etmemiş ola" deyü darb-ı mesel olmuşdur. Netîce-i kelâm Timur-ı sâhib-şekâ Nasreddîn Hâce-i bî-bakâ Timur'un nedîm-i hâssı olmağıla esnâ-yı kelâmda Timur'a eydür: "Sultânım, Niçün Sivas'da kırk bin gulâmı kelâm-ı izzetleriyle pâymâl-i esb-i Tatar edüp yetmiş bin mahlûk-ı Hudâ sulehâ-yı müttakî kimesneleri katl etdiniz?" dedikde "Va'llahi efendi! Kavm-i Sivas bî-mezheb olup ‘Kur’ân-ı azîm sümme hâşâ mahlûkdur’ deyü âyet-i mensûhlara nazîre âyet etdiklerinden mâ‘adâ yedi âyet şekilli dahi kelâm-ı muhdesler zamîme eyleyüp gılâmânlarının boğazındaki Kelâm, izzetlikden çıkmış idi. Ekseriyyâ ol sıbyânları veled-i harâmlar 74a idi ve ihtiyârları cümle Şî‘î ve Mu‘tezilî ve Hurûfî ve Cebrî ve Kaderî-mezheb olmuşlardı. İslâh-ı âlem içün ilhâm-ı Rabbânî ile Hazret-i Hızır'ın vesîleligiyle cümle hurde evlâdlarını ve sâhib-şeybelerin kırup şehirlerin harâb etdim. Ammâ Nasreddîn Hâce senin şehrin sana bağışladım korkma harâb etmem" der.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 73b–74a ·
metinde göster ·
Yedi câmi‘de dârü't-tedrîsi ve talebeleri ve ders-i âmmları vardır, ammâ mahsûs dârü'l-hadîsi yokdur. Ammâ cümle 12 aded mekteb-i sıbyân-ı ebcedhândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 91b ·
metinde göster ·
… üç yüz aded hâfız-ı Kur’ânı vardır. 92a Ve cümle kırk aded mekteb-i sıbyân-ı
ebcedhânı
vardır (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) .
Ulemâsı gâyet kesret üzre olmak ile her câmi‘de medrese ve müderrisîni ve talebe-i musannıfîni vardır. Zîrâ hevây [u] heves kânı değildir, ilm [u] hilm kânıdır, zîrâ reşîd u necîb sıbyânı ve üç yüz aded hâfız-ı Kur’ânı vardır. 92a Ve cümle kırk aded mekteb-i sıbyân-ı ebcedhânı vardır (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) .
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 91b–92a ·
metinde göster ·
… i ve Harâccı mektebi ve Çârsû mektebi. Bu mekteblerin cümlesi sıbyân-ı tıflân-ı
ebcedhân
ile mâl-â-mâl dârü't-ta‘lîmlerdir. Zîrâ gâyet necîb ve reşîd nâ-resîde püserânl …
Ve bir medresesi vardır. Mâ‘adâ gayrı câmi‘lerde birer ders-i âm mukarrerdir. Ve kırk aded mekteb-i sıbyân-ı dârü't-ta‘lîm-i Hazret-i Kur’ân'ı var. Cümleden Kurşumlu câmi‘ mektebi, vakf-ı azîmdir. Ve Eski câmi‘ mektebi ve Mahkeme câmi‘ mektebi ve Dervîş Efendi mektebi ve Akkapu mektebi ve Sabuncuzâde mektebi ve Harâccı mektebi ve Çârsû mektebi. Bu mekteblerin cümlesi sıbyân-ı tıflân-ı ebcedhân ile mâl-â-mâl dârü't-ta‘lîmlerdir. Zîrâ gâyet necîb ve reşîd nâ-resîde püserânları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 119b ·
metinde göster ·
… ese ve dârü'l-kurrâ ve dârü'l-hadîsi yokdur. Ammâ on bir aded mekteb-i sıbyân-ı
ebcedhânı
ve üç aded hammâmı ve üç aded hânları ve iki yüz aded dükkânları var. Sene (--- …
Medrese ve dârü'l-kurrâ ve dârü'l-hadîsi yokdur. Ammâ on bir aded mekteb-i sıbyân-ı ebcedhânı ve üç aded hammâmı ve üç aded hânları ve iki yüz aded dükkânları var. Sene (---) târîhinde Köprülüzâde Ahmed Paşa Kethüdâsı Ebü'l-hayr İbrâhîm Ağa çârsû içinde iki başı dervezeli ve kârgîr kiremit örtülü bir şâhrâh üzre yüz aded dekâkîn-i nev-binâ bir bezzâzistân inşâ edüp şehre şöhret vermiş. Hudâ âfet-i şöhretden emîn ede. Ve kurbunda bir bezzâzistân hammâmı binâ etmiş kim bir bezek-ârâdır. Ve bu şehir susuzluk ile meşhûr idi. Cümle ahâlîsi çâh-ı mâ-i şûrelere muhtâclar idi. Hattâ Dervîş Mehemmed Paşa vâlî-i Özi iken bu şehirde muhâfaza beklerken bu Hacıoğlu kazâsından askerine kırk bir bin guruş su içirdiği kütüb-i sicillât-ı mahkeme-i şer‘-i Resûl-i mübînde mürakkâmdır. Bu mâl cümle re‘âyâ vü berâyâ kîsesinden çıkmışdır. Hâttâ efendimiz Melek Ahmed Paşa aslahu'z-zalame iken üç ayda askerine üç bin guruşluk su içirmemişdir. Böyle bir kaht mâlı şehirdir kim re‘âyâ paşalara arabalar ile fıçı fıçı su taşırlar. Bu zulm-i sarîh bir diyâra mahsûs değil iken yine Köprülüzâde kethüdâsı İbrâhîm Ağa bu şehre hasbeten-lillah yetmiş bin guruş masrûf edüp Rûznâmeci İbrâhîm Efendi çerâğı Babadağlı Bekir Ağa ilkâsı ve mübâşeretiyle iki konak yerden dağları ve deşt-i hâmûnları deşüp kehrîzler ile bir âsiyâb yürüdür âb-ı hayâtı bir senede şehr-i Hacıoğlu'na getirüp dokuz mahallede dokuz aded uyûn-ı câriye inşâ edüp ahâlî-i şehir harâret-i atşândan müstağnî olduklarından mâ‘adâ cemî‘i hayvânâtları ve bâğ u gaytânları Arapça le hayât bulup 122b cümle besâtîn ve hadîkaları ravza-i rıdvândan nişân verir oldu. Bu kerre ehl-i beled "Sâhibü'l-hayrât şehrimiz sele aldırup çamur olur oldu" deyü sâhib-i hayra teşekkî etdiler. Ol keremkâr dahi merdüm-kârlık edüp mâlından üç bin guruş dahi ifrâz edüp çeşme râhlarına ve gayri şâhrâhlara memerr-i nâs içün kaldırımlar yapup şehri tathîr eyledi. Mezkûr çeşmelerin târîhleridir ki tahrîr olundu:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 122a–122b ·
metinde göster ·
… m-ı pâk vardır. Her câmi‘de ve her mahallede birer mekteb-i tıflân [u] sıbyân-ı
ebcedhân
mukarrerdir. Ve cânib-i evkâfdan re’s-i senede her ma‘sûma birer kat libâsları …
Ve cümle yedi aded dârü'l-kurrâ-i Kur’ân-ı furkân-ı azîmdir. Evvelâ Ulucâmi‘de şeyhu'l-kurrâ Gazzazzâde kırâ’at-i seb‘a tilâvet etdirir. Ve kurrâ-i câmi‘-i Şehâbeddîn Paşa (---)(---)(---)(---)(---) Ammâ dârü'l-hadîs yokdur. Ve cümle yetmiş aded mekteb-i nâ-resîde ma‘sûm-ı pâk vardır. Her câmi‘de ve her mahallede birer mekteb-i tıflân [u] sıbyân-ı ebcedhân mukarrerdir. Ve cânib-i evkâfdan re’s-i senede her ma‘sûma birer kat libâsları mukarrerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 135a ·
metinde göster ·
: Cümle (---) aded mekteb-i sıbyândır. Evvelâ on dörd aded câmi‘-i selâtînlerin …
Evsâf-ı dârü't-ta‘lîm-i mekteb-i tıflân-ı ebcedhân: Cümle (---) aded mekteb-i sıbyândır. Evvelâ on dörd aded câmi‘-i selâtînlerin birer mekteb-i tıflânı vardır. Her sene ıyd-i şerîfde her ciğer-kûşe tâlib-i ilm nâresîde sabîye birer kat libâs u surre ve atıyye cânib-i vakfdan tasadduk olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 157b ·
metinde göster ·
tıflânları gâyetü'l-gâye tîz-fehm olup necîb ve reşîd ü zekiyyü't-tab‘ püserler …
Hulâsa-i kelâm her cihetde ni‘metleri firâvân ve uyûn-ı enhârları cârî ve revân bir şehr-i Edirne-i âbâdândır kim iklîm-i acîbe ve garîbedendir. Âb [u] hevâsının letâfetinden mahbûb u nâ-resîde ciğer-köşe sıbyân-ı ebcedhân-ı tıflânları gâyetü'l-gâye tîz-fehm olup necîb ve reşîd ü zekiyyü't-tab‘ püserleri vardır kim niçe kitâb-ı müstetâbları hıfzan tekmîl etmişlerdir. Ammâ zenâneleri gâyetü'l-gâye hüsn-i cemâlde ve lûtf-i i‘tidâlde sâhib-i ân olup levendâne cünbüş ve harekât-ı sekenâtlarına âdem hayrân olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 166b ·
metinde göster ·
… ve Sokrat-ı feylesof ve Filkos nâm hukemâ-yı kudemâlar bu hânın yanında tıfl-ı
ebcedhân
değillerdir.
hadîs-i sahîhi üzre üstâd-ı hâzıkdır kim Calinus ve Bukrat ve Sokrat-ı feylesof ve Filkos nâm hukemâ-yı kudemâlar bu hânın yanında tıfl-ı ebcedhân değillerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 227b ·
metinde göster ·
… -şinâs âlüfte vü âşüfte şûh u şengül bî-riyâ âdemleri vardır. Ve cümle sıbyân-ı
ebcedhânları
gâyetü'l-gâye ve tîz-fehm ve necîb ve reşîd ciğer-kûşeleri olur kim Dîvân-ı Hâf …
Evvelâ diyâr-ı Âzerbaycân'da Gürcî Ermen diyârlarından add olunur. Ammâ belde-i kadîm olmağile mecma‘-ı ulemâ ve menba‘-i fuzalâ ve mesken-i şu‘arâ ve sulahâ bir şehr-i şîrîndir ve bir şehr-i garîb ü acîbdir kim ulemâları ulûm-ı garîbeye ve fünûn-ı kesîreye mâliklerdir. Hukemâ-yı hâzıkı ve cerrâhîn-ı fâsıdı bî-hadd ü bî-kıyâsdır. Ve cümle Şâfi‘îyyü'l-mezheb, pâk-i‘tikâd ve mü’min ü muvahhid ü sâhib-i sülûk ve niçesi huddâm-ı mülûk zarîf ü nazîf ve nüktedân ü şi‘ir-şinâs âlüfte vü âşüfte şûh u şengül bî-riyâ âdemleri vardır. Ve cümle sıbyân-ı ebcedhânları gâyetü'l-gâye ve tîz-fehm ve necîb ve reşîd ciğer-kûşeleri olur kim Dîvân-ı Hâfız'ı ve Gülistân [u] Bostân'ı ve Dîvân-ı Fuzûlî ve Dîvân-ı Sâ’ib'i ezber etmişlerdir ammâ kitâb-ı Arabiyyâtda ve Kur’ân-ı Azîm'i hıfz etmede Arabistân sıbyânları gibi değillerdir. Ve cümle halkı garîbü'd-diyâr kimesnelere yâver olup ikrâm ederler. Zîrâ diyâr-ı sengistân olmağile garîb-dostlardır. Şehri ma‘mûr ve halkı dâ’imâ mesrûr ve buk‘aları hûb ve hâk-i pâki beyne'n-nâs mergûb ve hadîka-i cinânları vâfir ve hayrât [u] berekâtları mütekâsir ve ni‘metleri firâvân ve uyûn-ı enhârları cârî vü revân bir şehr-i âbâdândır. İlâ inkırâzı'd-deverân müebbed ola, âmîn yâ Müste‘ân.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 235a ·
metinde göster ·
… i tarafa hırâmânî hırâmânî bu kadar gulâmlar üzerinde iken sallandıkça tıflân-ı
ebcedhânların
savt-ı hazînleri ile bu gûne hânendelikleri vardır. Güft-i sıbyân-ı hânendegân …
Hemân bir uğra ağaçdan aşağı on aded oğlan kendüyi atınca, hemân fakîr kavak, bâr-ı sakîlden halâs olup bir kerre kırk elli aded uşak ile {kavak} gürleyüp yerden kalkup tâ öbür tarafda yere eğilüp bir derîce kadar fakîr kavak kâh sağa ve kâh sola yatup kalkup sallana sallana ber karâr olur. Ammâ bu mahalde ağaç iki tarafa hırâmânî hırâmânî bu kadar gulâmlar üzerinde iken sallandıkça tıflân-ı ebcedhânların savt-ı hazînleri ile bu gûne hânendelikleri vardır. Güft-i sıbyân-ı hânendegân ağaç sağ tarafa salınırken cümle bir ağızdan "Halli sun, halli sun" deyü feryâd edüp şaka ederler. Kaçan kim ağaç sol tarafa eğilir "Verre run, verre run" deyü âğâz ederler. Ta ki ağac-ı fakîr yine ber-karâr durur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 287b ·
metinde göster ·