… u Murâd Hân bir kîse altun ihsân edüp Hezârfen Ahmed Çelebi'yi Cezâyir'e nefy-i
ebed
edüp anda merhûm oldu. Ahmed Çelebi hakkında Murâd Hân, bu âdemden pek havf ede …
Hezârfen Ahmed Çelebi: ibtidâ Okmeydânı minberi üzre yıldız rûzgârı şiddetinde kartal kanatlarıyla sekiz tokuz kerre eflâkde pervâz ederek ta‘lîm edüp ba‘dehu Sultân Murâd Hâ[n], Sarâyburnu'nda Sinânpaşa köşkünden temâşâ ederken Galata kullesinin tâ zirve-i a‘lâsından Ahmed Çelebi lodos rûzgârıyla uçup Üsküdar'da Doğancılar meydânına düşdüğü müsbettir. Ba‘dehu Murâd Hân bir kîse altun ihsân edüp Hezârfen Ahmed Çelebi'yi Cezâyir'e nefy-i ebed edüp anda merhûm oldu. Ahmed Çelebi hakkında Murâd Hân, bu âdemden pek havf edecekdir kim her ne murâd edinse elinden gelir, deyü nefy etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 216b ·
metinde göster ·
… hû cümle musâhib-i bed-hâhların kimin katl ve kimin nefy-i beled ve kimin azl-i
ebed
etdiler. Hattâ musâhibe avretlerden Şekerpâre Bola vâlidemiz şekilliyi Mısır'da …
Hikmet iki kerre varmak müyesser olup âhir[i] mezkûr fetret mahallinde cezîre-i Girid'den feryâdcılık ile kul kethüdâsı Kara Murâd Ağa geldikde Murâd Ağa'dan bin kîse ve bu kadar şemmâme amber ve yetmiş tahta semmûr-ı bî-nûr kürk ve iki haseki câriye-i duhter-i pâkize-ahter taleb etdiler. Hemân Murâd Ağa cümle yeniçeri odalarına ve sipâh ağalarına haber edüp cümle sipâh Atmeydânı'na ve cümle yeniçeri Etmeydânı'na cem‘ olup guluvv-ı âm ile Allah Allah diyerek cümle asâkir-i İslâm yek-dil [ü] yek-cihet olup Sultân İbrâhîm Hân-ı mazlûmu sırça sarâyda haps edüp yerine ciğer-kûşesi Mehemmed Hân'ı pâdişâh edüp cümle vüzerâ ve vükelâ ve ulemâ ve sulehâ bî‘at edüp Mehemmed Hân müstakil pâdişâh olup Mevlevî Koca Dervîş Mehemmed Paşa vezîria‘zam olup Kara Murâd Paşa yeniçeri ağası olup Tezkireci Vezîria‘zam Ahmed Paşa ihtifâ etdi. Ertesi ale's-sabâh Ahmed Paşa'yı (---)(---) hânesinde muhtefî bulup Koca Vezîr, Şehzâdebaşı'ndaki hânesinde ma‘nûken katl edüp ale's-seher leşini at hamalları Atmeydânı'na bırağup ol guluvv-i âmda Mülakkab oğlan püzevengi İslâmbol mollasın Yeni Câmi‘de ulemâ mâbeynine komayup "Vurun mel‘ûnu" dediklerinde Yeni Câmi‘ nerdübanları üzre askerî tâ’ifesi kılıç üşürüp pâre pâre ederek leşini Ahmed Paşa na‘şesinin yanına bırakdıklarında cümle asker dahi Ahmed Paşa'nın leşine kılıç üşürüp niçe bin pâre etdiklerinde "Hezârpâre Ahmed Paşa" derler. Cümle yağın dâ’-i devâdır deyü sızı içün semin ve semenin yağmâ edüp ân-ı sâ‘atde üstühânları kaldı. Ba‘dehû Cinci Hoca'yı katl edüp üç bin kîse mâlı kalup bu kadar mâl [u] emlâkin mîrîye zabt etdiler. Hattâ hakîre verdiği atı emîr-i ahûr tarafından su’âl etdiler. Hakîr aslâ vücûd vermeyüp ata binüp İslâmbol içre reftâr ederdim. Ba‘dehû cümle musâhib-i bed-hâhların kimin katl ve kimin nefy-i beled ve kimin azl-i ebed etdiler. Hattâ musâhibe avretlerden Şekerpâre Bola vâlidemiz şekilliyi Mısır'da İbrim'e nefy etdiler. Ve Melekî Bola'yı nefy edüp sâ’ir nisvânları ve sâhib-isyân-ı bed-hâhları Eski Sarây'a nefy edüp her bir hasekiyi birer vüzerâ ve a‘yân [u] eşrâfa verdiler. Ertesi ale's-sabâh alay-ı azîm ile Sultân Mehemmed Hân'ı Ebâ Eyyûb-ı Ensârî hazretleri ziyâretine götürüp anda kılıç kuşadup alay ile Mehemmed Hân'ı Edirnekapusu'ndan berü getürüp ecdâd-ı ızâmı Ebü'l-feth'i ve Sultân Bâyezîd-i Velî'yi, dedesi Sultân Ahmed Hân'ı ziyâret edüp sarây-ı âlîsinde hâs odada karâr etdi. Ertesi gün İslâmbol içre bir azîm velvele kopup "Bre Sultân İbrâhîm ırça sarâydan boşanmış, Bostâncı Ocağına varup dahl düşmüş. Cümle sarây halkı pâdişâhımızın uğurunda kırılup yine İbrâhîm Hân'ı pâdişâh ederiz" deyüp cümle ibâdullah silâhlanup Atmeydânı'nda niçe yüz bin âdem cem‘ olunca Abdürrahîm Efendi şeyhülislâm idi, andan fetvâlar alup Koca Mevlevî Vezîr ve Kara Murâd Ağa ve Emîr Paşa ve niçe iş erleri sırça sarâya varup Koca Vezîr Cellâd Kara Alî'yi hezârân deyenek ile ura ura sırça saraya koyup Cellâd Kara Alî Bismillah ile içeri sırça sarâya girince mazlûm İbrâhîm Hân "Cânım usta Alî, niye geldin" der. "Hünkârım! Cenâze namâzın kılmağa geldim" der. Hünkâr "Vallahi ben de kılarım. Yûsuf Paşa lalam Hanya'yı feth edüp geldikde sana öldürtdüm, namâzın kılmadım. İşte şimdi kılalım" dedikde hemân Cellâd Kara Alî, İbrâhîm Hân'a kelb-i akûr gibi sarılır. İbrâhîm Hân gürbüz tüvânâ er server-i hünerver olmağıla Kara Alî'yi alt edüp birbiriyle küşte-gîrlik ederken Kara Alî'nin bir şâkirdi mel‘ûn yetişüp İbrâhîm Hân'ın cân evine bir diz bendi urup İbrâhîm Hân cân havlinde iken Kara Alî kemend-bâzlığ [u] tîz-kârlık edüp yine şâkirdi hayâsına 371a sarılup ol ân sene 1058 târîhinin şehr-i Recebü'l-müreccebinin on tokuzuncu gün yevm-i ahadde mazlûm İbrâhîm Hân'ı ma‘nûkan şehîd edüp Kara Alî hacca firâr edüp na‘ş-ı İbrâhîm Hân'ın techîz u tekfînin edüp ammîsi Sultân Mustafâ merhûmun türbe-i pür-envârında yan yana defn edüp Mehemmed Hân-ı Râbî‘ Rûm'a müstakil pâdişâh-ı cem-cenâb olup cihân âsûde-hâl oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 370b–371a ·
metinde göster ·
… deler hubb-ı kirâm / Bî-garaz kimselere sormayıcak taşra işin / Maslahat bitmez
ebed
olsa ne denlü ikdâm / Bed-du‘a-yı fukarâdan seni az var sakın / Sakınan yol bul …
Dinle ey pâdişâhım nâfi‘ olan sözlerimiHabl-i Kur‘ân ile sâbit-kadem ol bi'l-ikrâmKutb-ı ervâh-ı mukaddes sana mâyil olalarBulalar cümle ta‘alluk edeler hubb-ı kirâmBî-garaz kimselere sormayıcak taşra işinMaslahat bitmez ebed olsa ne denlü ikdâmBed-du‘a-yı fukarâdan seni az var sakınSakınan yol bulamaz kim ede hâli i‘lâmŞahsa mansıb mı gerek, masıba âdem mi gerekBudurur sâfa-i dîni bozan ey fahr-i ızâm
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 53a ·
metinde göster ·
… sipâh ocağı çavuşlarıyla Kudde Kethüdâ'yı (---)(---) nı nefy-i beled ve azl-i
ebed
deyü kayıklar ile Dil Herseki'ne vardıkda hemân Hersek kasabası hâricinde Kıble …
Âhir-i kâr bu gerdiş-i kec-reftâr-ı felek-i devvârda bu gûne gaddârlık olduğun görüp atlarımla huddâmlarım cümle âmâde edüp Üsküdar şehrinde pînhân etmişdim. Ammâ her gice Kaya Sultân efendimize varup perde-i zenbûrî ardında müşavere edüp ve her gün yine İpşir Paşa ile hüsn-i ülfet edüp üç kîse ihsânın ve bir semmûr lipâçesin giydim. Ba‘dehû sene (---) mâh-ı (---)(---)(---) gününde bizim Kudde Kethüdâ'yı ve (---)(---)(---)(---)(---) hapisden ıtlâk edüp kapucu başılar ile ve sipâh ocağı çavuşlarıyla Kudde Kethüdâ'yı (---)(---) nı nefy-i beled ve azl-i ebed deyü kayıklar ile Dil Herseki'ne vardıkda hemân Hersek kasabası hâricinde Kıble tarafında ikisini de katl edüp onda defn etdiler, rahmetullahi aleyh. Ve dahi,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 185a ·
metinde göster ·
Hevâsı ol kadar latîfdir kim vakt-i seherde bâd-ı sabâ esüp âdem hayât-ı
ebed
bulur. Ve hâbdan âdem bîdâr oldukda zinde vü pür-şevk kalkar. Sekiz rûzgârda da …
Hevâsı ol kadar latîfdir kim vakt-i seherde bâd-ı sabâ esüp âdem hayât-ı ebed bulur. Ve hâbdan âdem bîdâr oldukda zinde vü pür-şevk kalkar. Sekiz rûzgârda dahi hevâsı hûbdur, anınçün püserânları cümle mahbûbdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 203b ·
metinde göster ·
… n u talanda âdem bulup bir dahi feryâdcılar gelüp tazallum ederlerse sizi azl-i
ebed
etmek ile mütesellî olmayup başlarınızı keserim. Tiz şehre gidüp yağmacılarınız …
Âhir a‘yân-ı vilâyetden cümle ulemâ vü sulehâ vü meşâyih-i sâdât-ı Ekrâd-ı Bitlîs ale'l-acele paşanın pây-ı semendine yüzler sürüp envâ‘-ı tazarru‘ [u] nâlişler edüp "Dâd u feryâd ey vezîr-i âlî-nijâd, hasmınız Hân idi, hamd-i Hudâ münhedim olup firâr etdi. Ya bu kadar ibâdullahı niçün gâret etdirirsüz?" deyü paşaya tazallum arz etdiklerinde cümle ricâları hayyiz-i kabûlde vâkı‘ olup, hemân paşa-yı müdebbir cümle Van eyâleti ümerâların ve cümle ocak beğlerin ve hemi ocak ağaların cümle at üstünde iken yanına getirdüp tenbîh ü te’kîd edüp der: "Pâdişâh başıyçün ve azîmü'ş-şân Allah hakkiyçün eğer bu anda Bitlîs şehri içre yağma vü alan u talanda âdem bulup bir dahi feryâdcılar gelüp tazallum ederlerse sizi azl-i ebed etmek ile mütesellî olmayup başlarınızı keserim. Tiz şehre gidüp yağmacılarınızın aldığı eşyâları ashâblarına redd edin. İşte ben de akîbinizce şehre giderim. Siz bilirsüz." deyü bu beğlere ve ağalara bir sıkı verdi kim sıkılarından dızıkları kopdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 270a ·
metinde göster ·
… bir âdemin kizbi zâhir olsa, "Sen kezzâbsın!" deyü ol âdemi nefy-i beled, azl-i
ebed
ederler. Evlâd [ü] ıyâlin dahi redd ederler.
Ahvâl-i gâzîyân-ı Mahmûdî: Sene 955 târîhinde Sultân Süleymân'a itâ‘at edüp Tebrîz ve Nahşevân ve Revân seferlerinde hizmet-i vâfireleri sebkat etmeğile ülkeleri kendülere ber-vech-i te’bîd yurdluk ve ocaklık deyü hükûmet verilmişdir. Hâlâ Van eyâletinde tabl [u] alem sâhibi ocak beğidir. Hâlâ hâkimü'l-vakti İbrâhîm Beğ'dir. Ülkesi tahrîr olunup kânûn-ı Süleymân {Hân} üzre timâr u ze‘âmetleri vardır. Beğinin hâssı kendi diyârının ebvâb-ı mahsûlâtıdır. Ol takrîb ile Van vâlîsiyle sefer eşerler, ammâ alâybeği, çeribaşı ve dizdârı ve kethudâyeri ve serdârı yokdur. Ammâ Âsitâne tarafından yüz elli akçe kadısı vardır. Ve bu kavm-i Mahmûdî cümle sekiz bin asker olur. Ammâ kerrât ile Acem şâhına karşu komuşlardır. Gâyet şecî‘ ve yarar ve bahâdır şehbâz gâzîlerdir. Cümle al ve yeşil ve sarı ve kırmızı boyalı sakallı âdemlerdir kim cümle dîndâr ve ehl-i sünnet ve'l-cemâ‘at Şâfi‘îyyü'l-mezheb mü’min ü muvahhid âdemlerdir. Mâbeynlerinde bir âdemin kizbi zâhir olsa, "Sen kezzâbsın!" deyü ol âdemi nefy-i beled, azl-i ebed ederler. Evlâd [ü] ıyâlin dahi redd ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 286a ·
metinde göster ·
… u alem ve kös ü nefîr ü kerrenâyların alup hazîneme gönderesin ve kendüyi azl-i
ebed
ve nefy-i beled edüp bin tâziyâne urup âzâd idesin." dedikde cümle erbâb-ı dîvâ …
Evvel benâm-ı Hudâ, sâniyen Muhammed levlâk ola ki} Rûmiyye hânı nâm bed-nâmı, bî-nâm idem, deyü kayd ü bend ile huzûruma getirüp ödün sınıhdırsam gerek idi. Rûm akaları ricâ etmeğin cerâyim defterine afv kalemi keşîde kılınup cümle emvâl [ü] erzâkın yine kendüye veresin ve tuğ u sancağ u alem ve kös ü nefîr ü kerrenâyların alup hazîneme gönderesin ve kendüyi azl-i ebed ve nefy-i beled edüp bin tâziyâne urup âzâd idesin." dedikde cümle erbâb-ı dîvân hamd edüp fakîr Rûmiyye hânın meydân-ı siyâsete getirüp kâmil bin kırbaç-ı Kamber-i Alî urup halâs etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 303b ·
metinde göster ·
… rlığ-ı belîğ-i şâhîleri vardır kim sebbâbları nefy-i beled ve mansıbından azl-i
ebed
ederler. Ammâ bu şehrin hüsniyyâtı cihetinden niçe yüz şey’i vardır ve niçe şeh …
Hulâsa-i kelâm cemî‘i hayrât [u] hasenât-ı ebniyye-i imârâtı tâbıku'n-na‘l bi'n-na‘l şehr-i Kum'a mânenddir ammâ bu şehr-i Sâve'nin âb [u] hevâsı ve mahbûb [u] mahbûbesi ve halkının ten-dürüstlüğü ve bâğ u bâğçe-i İremezâtları şehr-i Kâşân ve Hemedân'dan sonra sâ’ir şehirlere tercîh olunur. Ammâ cümle halkı Şî‘îlerdir. Mâbeynlerinde Sünnîleri çokdur ammâ Çâr-yâr-ı güzîne sebbâbları yokdur. Her şâhdan destlerinde yarlığ-ı belîğ-i şâhîleri vardır kim sebbâbları nefy-i beled ve mansıbından azl-i ebed ederler. Ammâ bu şehrin hüsniyyâtı cihetinden niçe yüz şey’i vardır ve niçe şehrengîzleri vardır. Yetmiş aded fasl ile ta‘rîf ü tavsîf etmek lâzım idi ammâ kesret-i kitâbet olmasın içün bu fihris-i müsveddâtımızı bu kadarca tahrîr edüp iktifâ etdik. Ammâ hüsniyyâtından iki şey’e aşk olsun.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 324b ·
metinde göster ·
etdüğinden ol kal‘aya kavm-i Rûm Dârâ Piğados derlerdi.
Ve yine İskender-i Yunan Dârâ Şâh'ın cümle vüzerâ ve vükelâ ve şehzâdelerin ve cümle ser-i kârda olan Acem serdârların kayd [ü] bend ile Rûm'a getirüp Üsküdar ile İzmit kal‘ası mâbeyninde sâhil-i halîc-i Rûm'da bir yalçın kaya üzre kal‘a-i Kahkahâ'dan nişân verir bir sûr-ı üstüvâr inşâ eyleyüp Dârâ Şâh'ın cümle şehzâdelerin ol kal‘a-i bülende haps-i ebed etdüğinden ol kal‘aya kavm-i Rûm Dârâ Piğados derlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 391a ·
metinde göster ·
… e ta‘yîn olundu. Bu Ermeni evlerine şiddet-i şitâda girdiğimizde {gûyâ} hayât-ı
ebed
bulurduk. Cümle bu Erzurûm hânelerinin dam u bâmları gemi direğiyle binâ olunmu …
Menzil-i Ca‘fer Efendi köyü: Sâhibi Erzurûm muharriri Ca‘fer Efendi'dir. Üç yüz hâneli Ermeni köyüdür. Cümle asker sâ’ir kurâlara yâfteler ile ta‘yîn olundu. Bu Ermeni evlerine şiddet-i şitâda girdiğimizde {gûyâ} hayât-ı ebed bulurduk. Cümle bu Erzurûm hânelerinin dam u bâmları gemi direğiyle binâ olunmuşdur kim ol direklere keran derler, bâr-ı girân-ı amûd çamlardır, ammâ hâneleri anınla kırlangıç kanadı gibi binâ edüp cümle re‘âyâ evleri hammâm gibidir. Hâne damının ortasında bacadan küşâdelik gelir ve hâne zemîni ortasında alev-ber-alev sığır tezekleri yanup tennûrlarında kete, külümbe ve herse ve lahşe ve kıjılı çobra ve sarmasaklı tarhana çobrası ve tovga çorbası pişüp cümle âyende vü revendegâna ni‘metleri mebzûldür, zîrâ gâyet ganîme diyâr-ı Rûm-ı hâk-i Erzurûm'dur. Ve her hânenin cânib-i erba‘asında câmûs ve sığırları bağlıdır. Anların da nefesinden hâneleri hammâm gibi olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 16b ·
metinde göster ·
… bere ura dura vura görmeden ve bir ceng etmeden firâr etdiğiniz içün size azl-i
ebed
ile eşedd-i ukûbet lâzımdır kim bir dahi sizin gediğinizde olan ümerâlara ibret …
"Siz çelenge lâyık değilsiniz, zîrâ ibtidâ yara bere ura dura vura görmeden ve bir ceng etmeden firâr etdiğiniz içün size azl-i ebed ile eşedd-i ukûbet lâzımdır kim bir dahi sizin gediğinizde olan ümerâlara ibret ola" deyü hakîr gerçekden hâkimâne vekâletim hasebiyle gazab-âlûd 62a olup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 61b–62a ·
metinde göster ·
Haremeynü'l-Muhteremeyn re‘âyâsı sâkin olan diyâr-ı Boğdan'ınıza Rakofçi Kral'ın Macar-ı füccâriyle Burunsuz Kostanti nâm bî-nâm-ı bedgâm Boğdan'ın Yaş şehrin kabza-i tasarrufa alup hâlâ Kife Beği Boğdan'dan firâr edüp cezîre-i Kırım'da Bâğçesarây'ımızdadır ve Eflâk diyârında Cüvân Beğ nâm mel‘ûn dahi cümle Eflâk şehrinde olan tüccârları kırup ve Yergöğü kal‘asında Fazlî Paşa'yı ve Konakçı Alî Paşa'yı ve Cân Arslan Paşa'yı askeriyle cümle Tuna nehrine döküp ancak üç vezîr Yergöğü kal‘asına mütehassın olmuşlardır" deyü feryâdnâme Tatar Hân'dan Köpürlü'ye gelince hemân Köpürlü sa‘âdetlü pâdişâh huzûrunda Arapça nassı üzre müşâvere edüp cümle eyâlet-i Rûm'da olan mîr-i mîrânlara ve mîr-i livâlara ve yalı ağası ve Tatar Hân'a emrler ve hatt-ı şerîfler pârekende ve perîşân olup sâbıka Boğdan beğliğinden ma‘zûl olup Yedikulle'de haps-i ebed olan Lipul Beğ'in veled-i pelîdi Dilber İstifan Beğ'e Boğdan Beğliği sadaka olup tuğ ve tabl [u] âlem verilüp on bin be-nâm güzîde asker fermân-ı şehriyârî olup Fazlî Paşalı Kemânkeş Ahmed Ağa iskemle ağası olup ılgar ile Boğdan tahtı olan Yaşka şehrine gitmede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 100a ·
metinde göster ·
… ş-ı perhâşda yüz beş aded yiğit câm-ı şehâdetden nûş {edince mest}[ü] medhûş-ı
ebed
olup meşhed-i gâziyân mahallesinde cümlesin hânelerine götürdüler. Ve sıhhatde …
Hemân küffâr kubur yolların görünce ve kal‘a altına lağım yolları girince ve sürülen toprağın handak içine dağlar gibi geldiğin görünce hemân küffâr-ı murdâr gûyâ bir kudurmuş mâr olup gece ve gündüz top u tüfeng ve kumbara vü fişeng dûdının muzlimliğinden rûz-ı rûşen leyle-i muzlimden fark olunmazdı. 112b Hattâ bu savaş-ı perhâşda yüz beş aded yiğit câm-ı şehâdetden nûş {edince mest}[ü] medhûş-ı ebed olup meşhed-i gâziyân mahallesinde cümlesin hânelerine götürdüler. Ve sıhhatde kalan gâzîler cümle meterislerde ve sıçan yollarında mükellef tabyalar ve siperler yapdılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 112a–112b ·
metinde göster ·
… lerinden on bir nefer ağaları katl edüp niçesini nefy-i beled ve niçesini azl-i
ebed
edüp merd-i tîmâr ederler.
Ale'l-ittifâk kal‘a-i Peşte'yi yedi yerden yedi gün döğe döğe sekizinci gün amân ile kal‘a-i Peşte'yi feth edüp andan kal‘a-i Vaç'ı hâlî ve mu‘attal bulup yine ke'l-evvel içine asker korlar, ammâ böyle bir metîn hisâr-ı üstüvârı birer nân-pâresiyçün kâfire vermeğe sebeb olan iş erlerinden on bir nefer ağaları katl edüp niçesini nefy-i beled ve niçesini azl-i ebed edüp merd-i tîmâr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 136a ·
metinde göster ·
… lerin afv edüp kal‘ayı kâfire verdikleriyçün dizdârı ve yedi aded ağaları azl-i
ebed
ve nefy-i beled oldular.
Sultân Mehemmed Hân-ı Sâlis tahrîri üzre Kanije eyâletinde voyvadalıkdır ve Seğitvar kazâsı niyâbetidir. Kal‘a dizdâr[ı] ve üç yüz aded neferâtlarının Sadrıa‘zam cürmlerin afv edüp kal‘ayı kâfire verdikleriyçün dizdârı ve yedi aded ağaları azl-i ebed ve nefy-i beled oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 177a ·
metinde göster ·
… ri Üstürgon altında limana bağlayup cümle küffârları Üstürgon zindânında haps-i
ebed
etmek fermân olundu.
Beri asker-i İslâm tarafından Seydî Ahmed Paşazâde Mehemmed Paşa askeriyle ve sâ’ir guzât ile küffâra yetişüp der-ceng-i evvel Seydîzâde Mehemmed Paşa bir dar boğazda küffârın önün alup küffâr Tuna'dan Mehemmed Paşa karadan ceng ede ede küffârın iki firkatesin alup küffârları suya dökülünce Üstürgon kapudanı dahi firkateleriyle kâfire yetişüp ol ân "Allâh Allâh" deyüp kâfire girişüp öte tarafdan Kanbur Paşa ve Hüseyin Paşa beri tarafdan Seydîzâde Mehemmed Paşa ve Tuna içre Üstürgon kapudanı cümle asker küffâr-ı hâksârı Tuna nehri ortasında ortaya alup ân-ı sâ‘atde on iki pâre küffâr gemilerin bin altı yüz kadar küffârlarıyla feth edüp ser-nigûn haçlı peykeriyle gemileri Üstürgon altına getirüp Sadrıa‘zam huzûrunda şâdımânlar olup paşalara ve Tuna kapudanlarına hil‘at-i fâhireler verilüp gemileri Üstürgon altında limana bağlayup cümle küffârları Üstürgon zindânında haps-i ebed etmek fermân olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 29a ·
metinde göster ·
Ba‘dehu Hân'a üç bin kîse nukrad hazîne verüp halâs olmak ümniyyesinde olup ricâ eder. Mehemmed Geray Hân rızâ vermeyüp haps-i ebed kalacağın mukarrer bilüp zindân-ı calenderde kalınca hemân dâğ-ı derûnundan henüz beş altı aylık kundakdaki ma‘sûmun anası koynundan alup bu Çufud kal‘ası zindânı bâdgîrinden aşağı fırladup ma‘sûmun atar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 123a ·
metinde göster ·
… başı Sipâhîler Kethudâsı Sarı Kethudâ olduğu muhakkak olup "Nefy-i beled azl-i
ebed
" deyü Hanya'ya nefy olundukda akîbince âdem gidüp katl olundu.
"Tâ be-key biz bu renc-i anâyı çekeriz? Bize ibtidâlarımız veriniz, yine cenge duralım" deyü bir cem‘iyyet-i kübrâ-yı azîm oldukda hemân vezîr-i müdebbir yeniçeri ocağına haber gönderüp cümle gâziyân-ı yeniçeriyân silâhlanup sipâh serdengeçdilerinin birkaç ileri gelen eşkıyâcalarını kelle paça etdiklerinde gayrileri Firârî tahallus edüp fesâd başı Sipâhîler Kethudâsı Sarı Kethudâ olduğu muhakkak olup "Nefy-i beled azl-i ebed" deyü Hanya'ya nefy olundukda akîbince âdem gidüp katl olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 301a ·
metinde göster ·
… -i bî-amânda Marko Ravil ve Pirinc-pirimoğlu ile yetmiş aded kapudanları haps-i
ebed
oldular.
Bu sene-i mübârekeye gelince niçe sipehsâlâr-ı mu‘azzamlar asker-i bî-şümâr sipâh-ı silihdâr-ı encüm-şümâr ile bu kal‘a-i felek-girdârın feth [u] teshîri sevdâsına düşüp şerbet-i şehâdet ile niçe kerre yüz bin gâziyân-ı mücâhidân müşerref olup aslâ bir yıla(?) müzâyaka olmadı ve bir kerre elleri dîvârına ermedi. Âhır tîğ [u] sinân-ı gevher-bâr ile hâstâr olup akd-i akîdelerine ale'l-ittifâk rağbet gösterilüp devlet-i Âl-i Osmân da yedi yüz pâre keştî inşâ olunup rûy-ı deryâ[yı] bâdbân-ı beyâz ile ve keştîbân-ı serbâzânlar ve asâkir-i bî-şümârlar ile cümle zevrakları pür eyleyüp bir donanma-i hümâyûn olup rûy-ı deryâya çıkdı kim Âl-i Osmân devletinde meğer eyle donanma sene 1060 târîhinde Melek Ahmed Paşa efendimiz sadrıa‘zam iken çıkmış. Bu kadar asâkir-i İslâma Deli Hüseyin Paşa'yı serdâr-ı mu‘azzam eyleyüp sâlimîn ü gânimîn Hanya kal‘ası limanına vâsıl olup Kandiye kal‘ası ve Retime kal‘ası câniblerine ordu-yı İslâm ile serdâr-ı mûmâ-ileyh çıkup Suda limanı kurbunda meks olunup beri tarafda küffâr-ı hâksâr dahi yetmiş altı bin cünûd-ı cünübiyle Hüseyin Paşa Taburları nâm mahalde asâkir-i İslâmı küffâr istikbâl edüp yedi sâ‘at germâ-germ ceng-i azîm olup sekizinci sâ‘atde lillâhi'l-hamd küffâr-ı dûzah-karâr münhezim olup cümle yigirmi üç bin aded küffâr dendân-ı tîğdan geçüp bakıyyetü'-süyûfları pây-beste ve deste-beste ve dil-haste esîr-i bend-i zencîr olup bi'z-zât serdâr-ı dâlleri olan Pirinc-pirimoğlu nâm velîd-i pelîd-i anîdi esîr-i bend-i silsile olup der-i devletde Yedikulle nâm kal‘a-i bî-amânda Marko Ravil ve Pirinc-pirimoğlu ile yetmiş aded kapudanları haps-i ebed oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 308a ·
metinde göster ·
… tdir kim yedi yük akçe iltizâmdır. Her kim şeb serîka ederse tecrîm edüp haps-i
ebed
edüp ma‘dende pây-beste ve dil-haste beste-i zencîr olup esîr gibi hidmet eder.
Bu mezkûr dere içre sekiz yerde la‘l-gûn kuyumcular şebi çıkar kim bir temâşâ-yı azîmdir. Bu derede olan kefere kurâları cümle şeb çıkarmağa me’mûr olup sâ’ir tekâlîf-i şâkkadan mu‘âf [u] müsellemlerdir, ammâ müselimler değillerdir. Cümle mîrî mâldır kim defterdâr tarafından başka emânetdir kim yedi yük akçe iltizâmdır. Her kim şeb serîka ederse tecrîm edüp haps-i ebed edüp ma‘dende pây-beste ve dil-haste beste-i zencîr olup esîr gibi hidmet eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 378a ·
metinde göster ·
… a Rûm'da bir sancak ve bu vâlidesine Ma‘nisa'yı hâss ilhâk edüp mü’ebbed nefy-i
ebed
Ma‘nisa'da kalır. Ba‘dehu bu ibret-nümâ câmi‘i inşâ eder. Bunun dahi iki minâre …
Bundan sonra Vâlide Sultân câmi‘i. Süleymân Hân'ın vâlidesidir kim silihdâr ağaya Y 35a Tarabefzûn eyâletin ricâ etdüği ecilden silihdâra Rûm'da bir sancak ve bu vâlidesine Ma‘nisa'yı hâss ilhâk edüp mü’ebbed nefy-i ebed Ma‘nisa'da kalır. Ba‘dehu bu ibret-nümâ câmi‘i inşâ eder. Bunun dahi iki minâresi birer tabakalı minâre-i bî-misâllerdir. Ve câmi‘i dahi bî-bedel kat-ender-kat kubbe-i âlîleri serâpâ kurşum örtülü binâ-yı azîmlerdir. Mihrâbı ve minberi kezâlik ibret-nümâdır kim diller ile ta‘bîr ve kalemler ile tahrîr olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y34b–Y35a ·
metinde göster ·
… p bunun dahi bâbların mesdûd edüp cümle fukarâların nefy-i beled tekyeden azl-i
ebed
edüp âyîn-i Mevlânâ'yı men‘ etdiklerinden mâ‘adâ böyle bir mağz-ı Kur’ân Mesnev …
Ve Ramazân Efendi câmi‘inin kurbunda çârsû içinde bir ma‘mûr [u] âbâdân mevlevîhânesi vardır. Gâyet ferah-fezâ bâğ-ı behişt içinde vâki‘ olmuş bir âsitâne-i Celâleddîn-i Rûmî'dir. Ammâ emr-i şerîf vârid olup cemî‘i tekyeleri harâb edüp bunun dahi bâbların mesdûd edüp cümle fukarâların nefy-i beled tekyeden azl-i ebed edüp âyîn-i Mevlânâ'yı men‘ etdiklerinden mâ‘adâ böyle bir mağz-ı Kur’ân Mesnevî-i şerîf tilâvet olunan dâr-ı dervîşân-ı dilrîşânın dillerin dilim dilim rîş rîş edüp bu makâmın inhidâmına bâ‘is olmuşlardır. Hakîr bu âsitânenin dîvârına bu ebyâtı tahrîr etdim. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y78a ·
metinde göster ·
… melerimizde mihmân olduk. Ol gece hezâr hezârânın feryâd [u] figânından hayât-ı
ebed
bulduk. Ve vakt-i seherde bir bâd-ı nesîm esüp cümle murgân savt-ı hazîn ile Hâ …
Bir mahsûldâr fezâdır. Ve bir halîc-i âb-ı nâbda meks eyleyüp haymelerimizde mihmân olduk. Ol gece hezâr hezârânın feryâd [u] figânından hayât-ı ebed bulduk. Ve vakt-i seherde bir bâd-ı nesîm esüp cümle murgân savt-ı hazîn ile Hâlık-ı Bîçûn'a tevhîd eylediler. Biz dahi vakt-i fecr[i] edâ edüp çârpâlarımıza süvâr olup kâmil üç gün bir sahrâ-yı Heyhât-misâlde cânib-i cenûba gidüp kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil edüp niçe ibret-nümâları ibret nazarı ile temâşâ edüp dördüncü gün,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y442b ·
metinde göster ·