… fâtihi olacakdır. Anınla Mısır'a gidüp anda benim birâderim melikdir. Anda dahi
ecinneye
sol tarafından, benî Âdem'e sağ tarafından fetvâ verüp şeyhülislâm-ı sakaleyn o …
Vakt-i Şâfi‘î oldukda yine dîvârdan ol pîr zâhir olup eydür "Ey oğul, Allah senden râzî olup sa‘âdet-i dâreyne nâ’il olasın. Ben ecinne meliklerinden Asfâ’il nâm melikim. Her çend ki bu hücreye gelüp meks edenlere bu evlâdım emânet verüp giderim. Anlar Allah emânetine hıyânet edüp evlâdıma destdırâzlık ederler. Ben dahi onları katl ederim. Şimden gerü var sana cemî‘i ulûm-ı garîbe ü acîb keşf olup müfti's-sakaleyn olup bu Bâyezîd oğlu Selîm nâm bir hümâm Mısır fâtihi olacakdır. Anınla Mısır'a gidüp anda benim birâderim melikdir. Anda dahi ecinneye sol tarafından, benî Âdem'e sağ tarafından fetvâ verüp şeyhülislâm-ı sakaleyn ol ve dünyâ çirkâbına tama‘ etme. Her sabah seccâden altında biner altun bulup fukarâya tasadduk eyle!" 157b deyü du‘â ü senâ edüp yine evlâdıyla divara girüp gâ’ib olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 157a–157b ·
metinde göster ·
… stafâ'nın du‘âsı berekâtıyla cümle kurd ve koyun ve deve ve sığır ve kelb cümle
ecinneye
hasımdır. Hattâ Hazret-i Mûsâ aleyhi's-selâm çoban iken Rummâ'sında olan Şu‘ayb …
Der-beyân-ı rivâyet-i uhrâ-yı müfessirîn: Niçe kütüb-i mu‘teberelerde tahrîr olunmuşdur. Bi-emrillahi Ta‘âlâ yer yüzünde Hazret-i Muhammedü'l-Mustafâ'nın du‘âsı berekâtıyla cümle kurd ve koyun ve deve ve sığır ve kelb cümle ecinneye hasımdır. Hattâ Hazret-i Mûsâ aleyhi's-selâm çoban iken Rummâ'sında olan Şu‘ayb Nebî koyunlarıyla kelimât edüp ganemler eyle derlermiş kim "Yâ Mûsâ! Eğer dağlarda sâkin olan kurdlardan havf etmesek cümle dağları çobansız gezüp ecinneden bir cân komayup cümlesin alef gibi yer idik. Zîrâ ömründe bir kerre ecinne yeyen koyunun boynuzları dörd beş çatal olur (ve)396a ve beş altı çatal boynuzlu koyunu evinde saklayanın hânesine ecinne girmez ve her giz masrû‘ âdem çatal boynuzlu kurbân eti yese ol âdemi dutarık dutmaya." deyü koyunlar Hazret-i Mûsâ'ya havâss-ı kebs-i sâhib-i kurbânânı bildirirlerdi. Hattâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 395b–396a ·
metinde göster ·
… olup gâyet necîb ve reşîd sıbyânları vardır, ammâ hakkâ ki isfakiye keferesinin
ecinneye
müşâbehetleri vardır kim bir turfe hey’et-i mecmû‘a-i müdhikleri var kim görenl …
Ekseriyyâ Girid cezîresinin âb [u] hevâsı hükmünden cümle halkının evlâd [u] ensâbları böyle hilkat üzre olup gâyet necîb ve reşîd sıbyânları vardır, ammâ hakkâ ki isfakiye keferesinin ecinneye müşâbehetleri vardır kim bir turfe hey’et-i mecmû‘a-i müdhikleri var kim görenler hayrân olup hande ederler. Ve kendüleri de dâ’imâ pişmiş koyun başı gibi sırıdup güler şeklinde gezer bir alay zeber-dest ifrît sıfat kavimdirler. Hattâ cemî‘i kâfiristânda ok yay yok iken bunların silâhları sihâm-ı kavs-i kazâ ve hişt ve harbe ve sapan ve tüfengdir. Ve gâyet şecî‘ ve zor-âver ü dilâver kefereleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 319b ·
metinde göster ·
… âdullâh şiddet-i hârdan halâs olup dağlar ve gârlar içinden ubûr etsünler, deyü
ecinneye
emr edüp Mısır'dan Mekke'ye varınca yol üzre vâki‘ olan cibâlleri ecinneye kesd …
eş-şeyh Hazret-i Abdullâh-ı Mağâverî: Bu sultân bir mağârâda sâkindir kim kapusundan içeri bir âdem girse dehşet alup mebhût olur, gûyâ kûh-ı Bîsütûn'dan nişân verir bir gâr-ı azîmdir. On bin koyun alur bir gâr-ı ibret-nümûndur. Bu gârın tâ nihâyetinde Abdullâh-ı Mağâverî medfûndur. Bu sultân teshîr sâhibi imiş. Her sene hacc-ı şerîfe gidüp ümmet-i Muhammed'in çekdiği âlâm-ı şedâyidi görüp ibâdullâh şiddet-i hârdan halâs olup dağlar ve gârlar içinden ubûr etsünler, deyü ecinneye emr edüp Mısır'dan Mekke'ye varınca yol üzre vâki‘ olan cibâlleri ecinneye kesdirmeğe başlayup ibtidâ bu gârı keserler. Hakkâ ki makdûr-ı beşer değildir. Ba‘dehu Cenâb-ı Bârî itmâmın müyesser etmeyüp şeyh Abdullâh merhûm olup bu gârda âsûdedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y270a ·
metinde göster ·
… deyü ecinneye emr edüp Mısır'dan Mekke'ye varınca yol üzre vâki‘ olan cibâlleri
ecinneye
kesdirmeğe başlayup ibtidâ bu gârı keserler. Hakkâ ki makdûr-ı beşer değildir. …
eş-şeyh Hazret-i Abdullâh-ı Mağâverî: Bu sultân bir mağârâda sâkindir kim kapusundan içeri bir âdem girse dehşet alup mebhût olur, gûyâ kûh-ı Bîsütûn'dan nişân verir bir gâr-ı azîmdir. On bin koyun alur bir gâr-ı ibret-nümûndur. Bu gârın tâ nihâyetinde Abdullâh-ı Mağâverî medfûndur. Bu sultân teshîr sâhibi imiş. Her sene hacc-ı şerîfe gidüp ümmet-i Muhammed'in çekdiği âlâm-ı şedâyidi görüp ibâdullâh şiddet-i hârdan halâs olup dağlar ve gârlar içinden ubûr etsünler, deyü ecinneye emr edüp Mısır'dan Mekke'ye varınca yol üzre vâki‘ olan cibâlleri ecinneye kesdirmeğe başlayup ibtidâ bu gârı keserler. Hakkâ ki makdûr-ı beşer değildir. Ba‘dehu Cenâb-ı Bârî itmâmın müyesser etmeyüp şeyh Abdullâh merhûm olup bu gârda âsûdedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y270a ·
metinde göster ·