… rimîrân ve yetmiş mîrilivâ ve üç mollâ ve bir ceffâr Şeyh Sâlim Mağribî'yi katl
edüp Âl-i
Osmân devletinde îrâd [u] masrûfu berâber edüp üç yıllık tedâhulü ref‘ eyleyüp …
Ve de[v]let-i Âl-i Osmân'a velvele-ârâ olup Anatolu'da celâlî ve cemâlî nâmıyla dörd kerre yüz bin âdem ve on yedi vezîr ve kırk bir mîrimîrân ve yetmiş mîrilivâ ve üç mollâ ve bir ceffâr Şeyh Sâlim Mağribî'yi katl edüp Âl-i Osmân devletinde îrâd [u] masrûfu berâber edüp üç yıllık tedâhulü ref‘ eyleyüp niçe feth [u] fütûhâtlar eyledi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 81b ·
metinde göster ·
Osmân'ın ba‘zı hudûdlarına vaz‘-ı yed edüp sulha mugâyir işler etmeğe başladı. …
Vilâyet-i eyâlet-i Erzenu'r-rûm ya‘nî Erzurûm: Ba‘zıları "Ere zulüm" demişler. Azerbaycân hâkinde Ermen vilâyetlerindendir. Ba‘zı tevârîhde Nûşirevân binâsıdır, demiş. Amma sahîhi Akçakoyunlu pâdişâhlarından Erzen Bây ibn Soknar b. Gündüz Bây binâsıdır kim ecdâdları Mâhân diyârından gelüp Van deryâsı kenarında Ahlat kal‘asın binâ edüp anda sâkin oldular. Hâlâ bu Erzen Bây'ın cümle ecdâdları Ahlat'da medfûndurlar kim Âl-i Osmân'ın ecdâd-ı ızâmı Ertuğrul ve Süleymân Şâh bu Ahlat'daki pâdişâhlar nesillerindendir. Ba‘dehû bu Erzurûm, Azerbaycân pâdişâhı Uzun Hasan eline girip dahi metânet üzre eyâlet-i Erzurûm'da Hasankal‘asın binâ edüp Ebü'l-feth'in İslâmbol'u feth etdüğüne hased edüp Âl-i Osmân'ın ba‘zı hudûdlarına vaz‘-ı yed edüp sulha mugâyir işler etmeğe başladı. Ebü'l-feth dahi ana rağmen Rûm keferesi destinden Tarabefzûn kal‘asın alup andan donanma ve berr u bahrdan deryâ-misâl asker çeküp Uzun Hasan'ı iki kerre yüz bin asker ile Tercan Sahrâsı'nda bozduğuna
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 283b ·
metinde göster ·
… Sirona kral, kıziyçün binâ etmişdir. Ba‘dehû Kastamonu hâkimi Topal (---) feth
edüp Âl-i
Osmân'a ser-fürû etmeyüp niçe kurâ ve büldânlara dest-derâzlık etmeğe başladı. …
Bursa tekuru Sirona kral, kıziyçün binâ etmişdir. Ba‘dehû Kastamonu hâkimi Topal (---) feth edüp Âl-i Osmân'a ser-fürû etmeyüp niçe kurâ ve büldânlara dest-derâzlık etmeğe başladı. Âhir sene (---) târîhinde Yıldırım Bâyezîd Hân bir gün ale'l-gafle bu kal‘ayı basup vakt-i Şâfi‘î'de er döküp feth etdi. Zîrâ ceng [u] cidâl ve harb [u] kıtâl ile feth olur kal‘a değildir. Hâlâ Kankırı sancâğı hükmünde paşanın hâssı subaşılığıdır ve yüz elli akçe şerîf kazâdır. Ve cümle (---) nâhiyedir. Kadıya senevî dörd kîse hâsıl olur. Kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı ve müftîsi ve nakîbü'l-eşrâfı ve a‘yân [u] eşrâfından Şehsüvâr Paşa ve Serdâr Alî Ağa ve Kethüdâyeri Kurd Mehemmed Paşa ve niçe nâm u kâm sâhibi a‘yân-ı kibâr vardır. Kal‘a dizdârı ve yigirmi aded kal‘a neferâtları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 353a ·
metinde göster ·
Selçukıyân'dan Sultân Alâ‘eddîn'e üç yüz nefer kimesne ile gelüp niçe ceng-i az …
Âl-i Osmân'ın cedd-i büzürgvârı Osmân Gâzî'nin peder-i azîzidir. İbtidâ bunlar Mâhân diyârından hurûc edüp Âl-i Selçukıyân'dan Sultân Alâ‘eddîn'e üç yüz nefer kimesne ile gelüp niçe ceng-i azîmlerde bulunup bunların yüzünden niçe yüz yüzaklıkları olup Alâ‘eddîn bunları boy beği, edüp tabl [u] sancak sâhibi olup Bursa câniblerin geçüp tâ Kastamonu'ya varınca kılıç urup bi-emrillâh ne cânibe teveccüh etdiler ise mansûr [u] muzaffer olup mâl-ı ganâyimler ile Alâ‘eddîn Şâh'a gelirdi. Hikmet-i Hudâ Alâ‘eddîn bilâ-veled fevt olup inkırâz-ı Selçukıyân oldukda cümle a‘yân-ı Rûm Ertuğrul Hân'ı halîfe nasb edüp sikke ve hutbe sâhibi olmadan Lefke-Söğüt mâbeyninde bir ceng-i azîmde mecrûh olup kendülerinin vasiyyetiyle Osmâncık'ı, diyâr-ı Yunan'a tabl [u] alem sâhibi beğ oldu, sene 699 târîhinde idi. "Evvelâ Osmân" lafzı târîh vâkı‘ olmuşdur. Bunların ibtidâ hilâfeti cum‘a hutbesini Osmân ismiyle Tursun Fakîh nâm kimesne kırâ’et edüp sâdât-ı kirâmdan Edebalı nâm azîzin duhter-i pâkize-ahteri şerîfesin alup Orhân andan müştakk olup anınçün Âl-i Osmân'ın vâlidesi tarafından sâdât-ı kirâmdan Osmân Beğ halîfe olunca pederi Ertuğrul Hân'ı bu Söğüt şehrinde defn edüp şehrin imâr edüp ba‘dehû Yıldırım Hân asrında Timur-ı bî-nûr bu Söğüt şehrin yağma ve harâb ve alân u tâlân edüp hâlâ türbe-i pür-envârı eyle mükellef âsitâne değildir. Andan (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 6b ·
metinde göster ·
… akil pâdişâh olup Hacı Bektâş-ı Velî Orhân hilâfetinde yeniçeri tâ’ifesin peydâ
edüp "Âl-i
Osmân oğulları üzerine nâzır olalar!" deyü du‘â-yi hayr [u] senâ etdiklerinden …
Zamân-ı Selçuk'da on iki derveze idi. Âl-i Osmân'da dördü kalup gayrileri sedd etdiler. Ammâ iç kal‘asının cirmi ma‘lûmum değildir ve cümle çâr-kûşe seng-i ebyaz ile gûnâ-gûn tasarruf-ı hendese-i mi‘mârî ile fürûşlu ve zîhli ve mukarnaslı ve gûyâ Alâ’iyye kulleli üstâdâne binâ olunmuş şekl-i murabba‘ bir kal‘a-i musanna‘dır. {Bu kal‘a-i Konya Sultân Alâ’eddîn Keykubâd b. Gıyâseddîn müceddeden binâ etdükden sonra şâhin âşiyânından süzülür gibi cânib-i erba‘asında olan düşman diyârlarına süzülüp şikârlar alup niçe yüz feth-i fütûhlar etdi. Âhir Erzurûm kurbunda niçe havâricîler zuhûr edüp diyâr-ı İslâm'ı nehb [u] gâret etdiklerinde anların üzerine sefere gidüp intikâm almak sadedinde iken Erzurûm kurbunda Kubâdiyye nâm bir mahalde oğlu Gıyâseddîn devlet-i dünyâ içün pederi Alâ’eddîn'e zehir verüp sene 600 târîhinde merhûm olup cümle müddet-i hilâfeti 26 sene olmuşdur. Ba‘dehû askeri kâtil oğlunu katl edüp oğluyla pederi na‘şını Konya'ya getürüp defn etdiler. Âl-i Selçukıyân-ı Rûm'un âhiri bu Alâ’eddîn'dir. Cümle on dört nefer Selçukiyân'dır}. Sene 600 târîhinde Sultân Alâ’eddîn inkırâz-ı nesl bulup cümle a‘yân [u] eşrâf [u] ulemâ ü sulehâ izniyle Ertuğrul Beğ doğrulup geldüğiyçün anı diyâr-ı Yunan'a beğ ta‘yîn etdiler ammâ müstakil pâdişâh olup sikke ve hutbe sâhibi olmadan Söğüdcük nâm kal‘a cenginde şehîd olup yerine oğlu müstakil pâdişâh olup Osmân Beğ derlerdi. Hurûcuna târîh "Evvelâ Osmân" lafzı vâkı‘ olmuşdur. Âl-i Osmâniyân'ın ibtidâ neşv [u] nemâsı bu şehirden zuhûr etmişdir ve Sultânu'l-ulemâ hazretlerinin du‘â-i hayrı berekâtıyla behremend-i berhordâr olup ınkırâzu'd-devrân devletleri müebbed ola deyü yetmiş aded kibâr-ı evliyâullah Horâsân'da Yesu şehrinde Türk-i Türkân Hoca Ahmed-i Yesevî hazretleri huzûrunda hayr du‘â ve senâlar edüp yedi yüz fukarâsıyla Hacı Bektâş-ı Velî'yi Devlet-i Âl-i Osmân'a mu‘în ü zahîr ola deyü gönderüp Osmân Beğ merhûm olup Orhân Gâzî ile Hacı Bektâş-ı Velî Bursa fethinde bulunup Bursa'nın fethine ve Osmâncığun mevtine târîh "feth-i Bursa" lafzı vâkı‘ olmuşdur. Zîrâ Osmân Hân deryâ-misâl asker ile Bursa'[y]ı muhâsara edüp nikrîz zahmetine mübtelâ olup gitdikçe illeti müştedd olduğunda ciğer-kûşesi Orhân Şehzâdeyi serdâr-ı mu‘azzam edüp Orhân Bursa'yı feth edüp ılgâr ile müjdesin pederine götürmeye gitdükde Bursa feth olduğu mahal Osmân Gâzî rûh teslîm edüp Orhân müstakil pâdişâh olup Hacı Bektâş-ı Velî Orhân hilâfetinde yeniçeri tâ’ifesin peydâ edüp "Âl-i Osmân oğulları üzerine nâzır olalar!" deyü du‘â-yi hayr [u] senâ etdiklerinden ilâ hâze'l-ân Âl-i Osmân'ın her işi yeniçeri tâ’ifesiyle âsân olur. Ba‘dehû sene (---) târîhinde Gâzî Hudâvendigâr Rûmeli'nde Priştine şehri ile Vuçütirin kal‘ası sahrâsı ki Kosova nâmıyla mevsûf sahrâda Miloş Koblaki nâm kral-ı dâllin üç kerre yüz bin askerin dendân-ı tîğdan geçirüp mansûr u muzaffer olmuşken Gâzî Hudâvendigâr ya‘nî Koca Murâd Hân-ı Evvel lâşe-i küffârları seyr [u] temâşâ ederken iki kellesiz küffâr ayağ üzre durduğun görüp "Sübhânallah! Bu ne sırdır?" dedikde Baba Ni‘metullah eydür kim "Her bir küffâr yüz bin küffârın katl olduğuna nişândır kim iki küffâr başsız ayak üzre dururlar" derken hemân lâşe-i küffârların içinden cebe ve cevşene müstağrak olmuş küffar dal-bıçak olup Gâzî Murâd Hân'ı ol mahal şehîd edüp Miloş Koblaki kâfiri dahi pâre pâre ederler. Bir rivâyetde Miloş-i la‘în tebdîl-i câme elçilik bahânesiyle gelüp dest-bûs ederken Murâd Hân'ı şehîd eder. Anınçün Devlet-i Âl-i Osmân'da her kankı elçi olursa pâdişâh yanına getirmeyüp iki yanından kapucular kethüdâsı ve çavuşbaşı dutup 11b taht-ı pâdişâhîden bir uzun hil‘at yeni uzanmışdır anı öper. Hâlâ âyîn-i Osmânî budur. Anda Murâd Gâzî'nin kalbini ve derûnunda olanları Kosova sahrâsında defn edüp hâlâ üzerinde bir kubbe-i âlî binâ olunmuşdur. Sene 1071 târîhinde Melek Ahmed Paşa efendimiz Bosna'dan ma‘zûlen Rûmeli eyâletine mutasarrıf olup gelirken bu kubbe-i Murâd Hân'a gelüp harâb binâsın ta‘mîr ü termîm edüp cânib-i erba‘asına havlı dîvârı gibi bir metîn dîvâr çeküp içini bâğ-ı İrem edüp kubbe-i kadîmi beyâz [beyz-i] münevver edüp eczâ-hânlar ve türbedârlar ta‘yîn eyledi. Ezîn-cânib ol asrda cesedini, Murâd Hân-ı sa‘îd-i şehîdin, Bursa'ya getürüp Eski Kaplıca nâm mahalde câmi‘-i kebîri cenbinde defn etdiler. Hâlâ ziyâretgâh-ı hâs [u] âmdır. Ol asrda Konya ümerâlarından Karamânoğulları Gâzî Hudâvendigâr'ın Kosova'da şehîd oldukların istimâ‘ edüp cümle kavm-i Yunaniyân isyân [u] tuğyân edüp Konya'da Karamânoğlu hâkim oldu. Ba‘dehû sene 792 târîhinde Yıldırım Bâyezîd Hân deryâ-misâl asker ile yıldırım gibi yetişüp Konya kal‘asın yıldırım urur gibi urup kal‘aya emân u zamân vermeyüp feth edüp müstakıllen henüz dârü'l-mülk-i Selçukıyân olan dâr-ı emân-ı bilâd-ı Karamân-ı Konya'ya mâlik oldu. Kânûn-ı Süleymân Hân tahrîri üzre hâlâ başka eyâlet-i Karamân-ı dâr-ı îmândır kim hâlâ paşa tahtıdır. Taraf-ı pâdişâhîden paşasının hâss-ı hümâyûnu altı yüz altmış bin yetmiş bir akçedir. İki bin asker ile bu eyâleti zabt edüp elli bin guruş tahsîl edüp sefer eşer. Bu eyâlet-i Karamân'da hazîne defterdârı ve defter kethüdâsı ve defter emîni ve çavuşlar kethüdâsı ve çavuşlar emîni vardır. Ve eyâletinde yedi sancakdır. Evvelâ Konya şehri paşa tahtı sancağıdır. Andan livâ-yı Kayseriyye ve livâ-yı Niğde ve livâ-yı Beğşehri ve livâ-yı Kırşehri ve livâ-yı Akşehri ve livâ-yı Aksarây cümle bu livâlardır. Ve eyâlet-i Karamân'da kılıc-ı ze‘âmet 68 ve kılıc timar 2111 ve hâss-ı defterdâr-ı hazîne-i Karamân 65.000 ve hâss-ı kethüdâ-yı defter-i Karamân 65.000 ve hâss-ı defterdâr-ı timar-ı Karamân 65.000. Alaybeğisi ve çeribaşısı ve yüzbaşıları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 11a–11b ·
metinde göster ·
… sultânıyken Kudüs'ü ve Şâm Tarablus'u ve bu Antakıyye'ye küffâr-ı Frenk istîlâ
edüp {Âl-i
Türkmâniyân ki cümle beş neferdir, bunlardan biri Emîr Kerboğa'dır deryâ-misâl …
Kadîm-i evvelde bunlara kayser-i Rûm derlerdi. Zîrâ Erzurûm'a ve Sivas'a ve Kayseriyye ve Konya şehirlerine mâlik olmağıla Kayser-i Rûm derlerdi. Birkaç kral cem‘ olsa kayâsıra derler. Ammâ bu Takyanus Rûm pâdişâhlarından olup tahtgâhı Roma ve Antakıyye idi. Târîh-i İskender-i Yunanî'nin sene 595 kral-ı dâl olup zulmünden Ashâb-ı Kehf âyet nass-ı kâtı‘ üzre ArapçaArapça mâ sadakı üzre yedi sekiz aded Ashâb-ı Kehf firâr etdikleri cemî‘i tefâsîrlerde mastûrdur. Ve bu Takyanus putperest idi ammâ mudârâdan millet-i mesîhiyye ve ehl-i Şâm ve Mısır'ı kırup kenîseleri harâb ederdi. Anların mâlıyla İskenderiyye üzre varup kendüye âsî olan vezîri hileyle katl edüp İskenderiyye sâhibi olup diyâr-ı Mısr'ı Buhtunnasr gibi harâb edüp andan diyâr-ı Acem'e bir vezîrin serdâr edüp Şapur Şâh ile ceng-i azîm edüp Şapur Şâh'ı katl ve cümle ehl-i ıyâli ve hazînesin Takyanus'a gönderüp ol mâl ile bu Antakıyye kal‘asın dahi ziyâde imâr edüp âhir yiğirmi sene kral olup cebbâr olduğundan dişlerinin etleri dökülüp mürd olup yerine veled-i pelîdi Karnibal kral olup iki yıldan ol dahi mürd olup kayâsıralar bunda inkırâz bulup devlet millet-i Mesîhiyye Nasârâsına müyesser olup Kostantin-i Kübra kral olup âyîn-i İsâ icrâ edüp ibtidâ Nasrânî bu Kostantin olup cümle Takyanus putların kırmışdır ve cemî‘i heyâkilleri âteşe yakmışdır ve yerlerine kenîseler yapmışdır ammâ Takyanus'dan} sonra Buhtunnasr evlâdları Antakıyye'i harâb edüp niçe mülûk destine girüp Âl-i Kayasıra-i Nasârâlar destinde iken Hazret-i Ömer hilâfetinde Kuds-i Şerîf feth olup Hâlid b. Velîd ve Esved b. Mikdâd ve Ebû Ubeyde ibn Cerrâh niçe bunun emsâli ashâb-ı güzînin güzîdeleri gelüp ceng-i azîmler edüp kimi feth edüp kimi bî-feth Medîne'ye avdet edüp âhir sene (---) târîhinde Âl-i Abbâsiyân'dan Hârûnu'r-Reşîd üç kerre yüz bin asker ile Seyyid Battâl Ca‘fer Gâzî ile gelüp ceng-i azîm ile feth eyleyüp cümle küffârın dendân-ı tîğden geçirdiler ve Şehzâde Me’mûn'u hâkim nasb edüp Hârûnu'r-Reşîd yine Bağdâd'a gidüp merhûm olunca küffâr yine kal‘a-i Antakıyye'ye istilâ eyledi. Âhir Şâm pâdişâhı Nûreddîn eş-Şehîd hazretleri dest-i kefereden feth etdi. Ol merhûm olup Yûsuf Selâhaddîn Mısır sultânıyken Kudüs'ü ve Şâm Tarablus'u ve bu Antakıyye'ye küffâr-ı Frenk istîlâ edüp {Âl-i Türkmâniyân ki cümle beş neferdir, bunlardan biri Emîr Kerboğa'dır deryâ-misâl azîm asker ile kal‘a-i Antakıyye'i küffârdan istihlâsa geldikde Frenk-i pür-cenk elinde münhezim olup âr u gayret-i hamiyyetinden Haleb tahtın bırağup sene 495 târîhinde Acem diyârının Isfahân-ı nısf-ı cihânına giderken şehr-i Hoy'da merhûm olup anda medfûndur}. Ba‘dehû Selâhaddîn Yûsuf Mısır'dan deryâ-misâl asker ile gelüp Kudüs'ü ve Tarablus Şâm'ı ve bu Antakıyye'i feth edüp tâ Mısır pâdişâhlarının Çerâkizelerinden Sultân Gavrî hilâfetine dek Mısır pâdişâhlarının elinde kalup Selîm Şâh-ı Evvel Acem'le cenk ederken Mısır Sultânı Gavrî kızılbaşa imdâd edüp Çıldır sahrâsında Selîm Şâh Gavrî'nin Acem'e imdâdı sebebiyle münhezim olmuşken bi-emrillahi Te‘âlâ nesîm-i fursat Selîm Şâh üzre esüp Şâh İsmâ‘îl münhezimen firâr edüp kırk bin mikdârı güzîde Mısır askeri kılıçdan geçüp Selîm Şâh mansûr [u] muzaffer avdet edüp "Kızılbaşa imdâd eden müslim geçinen âdemin katli vâcibdür" deyü Kemâlpaşazâde Ahmed Efendi'den fetvâ-yı şerîfler alup Bismillah ile niyyetü'l-gazâ deyüp sene-i âtîde Mısır'da Gavrî'ye elçiler gönderüp elçileri de katl etdüğü haberi Selîm Şâh'a gelince bir fetvâ-yı huccet [ü] bürhân dahi ele alup yer götürmez asker ile ibtidâ Göksun yaylasında Mar‘aş pâdişâhı Sultân Alâüddevle'i bozup kırk bin Türkmân eşirrâsın katl edüp Alâüddevle'nin bî-devle başıyla yetmiş boy beğleri başıyla Mısır'da Gavrî Hân'a gönderüp "Hâzır ol vaktine!" dedi. Gavrî dahi Selîm Hân'ı Mercidâbık'da dört kerre yüz bin benî Âdemle karşulayup Hazret-i Dâvûd-ı Nebî Câlût Melik ile ceng etdüğü yerde bir ceng-i Selîm ü Gavrî oldu kim Gavrî bu cengin gavrına ermeden kal‘a-i Haleb'e ancak yedi yüz Çerâkes-i nâkes ile bî-kes olup firâr etdiler. Selîm Şâh akîbine düşüp Haleb'i emân ile feth edüp Yûnus Paşa'ya dahi bu Antakıyye'nin miftâhların teslîm edüp niçe kerre yüzbin altun ile ahâlî-i vilâyet hedâyalar ile Haleb altında Selîm Hân'a gelüp du‘â vü senâ ile hedâyâların arz edüp Vâli-yi Antakıyye Bıyıklı Mehemmed Paşa olup Haleb eyâleti tahrîr olundu. İşbu feth-i fütûh sene 922 târîhinde feth-i Antakıyye vâkı‘ olmuşdur. İlâ hâze'l-ân dest-i Âl-i Osmân'da Haleb vâlîsi hâs-ı hümâyûnun voyvadalığı hükûmetinden üç yüz âdem ile zabt [u] rabt eder ve üç yüz akçe pâyesiyle şerîf kazâdır. Niçe kerre beş yüz pâyesiyle niçe mollalara arpalık ihsân olunmuşdur. Mezâhîb-i erba‘adan şeyhülislâmı ve nakîbü'l-eşrâfı ve sipâh kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı ve şehir nâ’ibi ve muhtesibi vardır ve kal‘a dizdârı ve (---) aded kal‘a neferâtları vardır. İçil olmağile kifâyet mikdârı cebehânesi ve sağîr ü kebîr yigirmi pâre mecrûh şekilli topları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 22a ·
metinde göster ·
… ât ederler. Bu kavmin ibtidâ tulû‘ları Mâverâü'n-nehr'de şehr-i Mâhân'dan hurûc
edüp Âl-i
Dânişmendiyye ve Âl-i Akkoyunlu ve Âl-i Selçukiyân ile ibtidâ Rûm'un bu diyârla …
Lisân-ı Etrâk-i sahih: On iki nev‘ üzre kelimât ederler. Bu kavmin ibtidâ tulû‘ları Mâverâü'n-nehr'de şehr-i Mâhân'dan hurûc edüp Âl-i Dânişmendiyye ve Âl-i Akkoyunlu ve Âl-i Selçukiyân ile ibtidâ Rûm'un bu diyârlarına kadem basup her biri birer diyâra istîlâ edüp gûnâ-gûn lehce-i mahsûsaları vardır. Lisân-ı Türk-i kadîm lisân-ı Tatar'dır. Anların dahi on iki lisân-ı gûnâ-gûnları vardır. Bu Türkmân lisânı anlardan müteferrikdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 62a ·
metinde göster ·
Sebeb-i tesmiyyesi oldur kim kayâsıralardan kayser Âvîh kızı Âgîn nâm bir duhter binâ edüp sene (---) târîhinde Hazret-i Ömer evlâdlarından fâtih-i Malâtiyye Emîr Ömer ibn Lokmân fethidir. Ba‘dehû Ermen kayserleri istîlâ edüp Hârûnu'r-Reşîd asrında Seyyid Ca‘fer Battâl Gâzî fethidir. Ba‘dehû yine kefere istîlâ edüp Âl-i Selçukiyân'dan Sultân Alâ’eddîn fethidir. Andan yine küffâr hurûc edüp kabza-i tasarrufa alup sene (---) târîhinde Timur hâdisesinden sonra Çelebi Sultân Mehemmed'e Ermenî tâ’ifesi amân ile kal‘ayı teslîm edüp cümle ahâlîleri mutî‘ [u] münkâd oldular. Anın içün hâlâ üç yüz aded kefereleri kırk yedi tekâlîf-i örfiyyeden mu‘âf [u] müsellemdirler. Kal‘ası nehr-i Furât kenarında bir püşte üzre şekl-i murabba Şeddâdî seng-binâ bir kal‘a-i köhne-binâdır. İç il olmağıla kal‘ası ol kadar müzeyyen değildir. Dâ’iren-mâdâr cirmi (---) ve cânib-i (---) nâzır bir kapusu var. İçinde cümle (---) hânedir. Furât'dan su alınır yolu vardır ve kifâyet mikdârı cebehânesi vardır. Süleymân Hân tahrîri üzre Sivas eyâletinde (---) ve yüz elli akçe şerîf kazâdır. Sipâh kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı ve kal‘a dizdârı ve kal‘a neferâtları ve muhtesibi ve şehir nâ’ibi vardır. Ammâ şeyhülislâmı ve nakîbü'l-eşrâfı bir konak karîb kal‘a-i Malâtiyye'dedir ve cemî‘i köylerinde olan re‘âyâlarının tekâliflerin Malâtiyye muhassılı tahsîl eder. Bu şehrin ekseriyyâ imâretleri cümle kayalar üzre vâki‘ olup cümle bâğ-ı İremleri aşağı nehr-i Furât kenarında vâki‘ olmuşdur. Ve nehr-i Furât üzre ibret-nümâ Burma köprü bu şehre karîbdir. Kal‘ada ve aşağı şehirde cümle (---) bin aded hâk-i pâk ile mestûr âbâdân [u] ma‘mûr hâne-i zîbâlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 81b ·
metinde göster ·
… k üzre akd-i sulh edüp şehr-i Erdebil'de üç gün üç gice çerâğân olup şâdumânlar
edüp Âl-i
Osmân askeriyle Acem ceyşi şehr-i Erdebil içre emiş karış katış olup zevk u saf …
Gerçi Âzerbaycân-ı Ermen vilâyetindendir, ammâ Bağdâd'a karîbdir. Tebrîz bu Erdebil'in şimâlinde altı merhale ba‘îd yerdir. İbtidâ bânîsi Ermen meliklerinden Erdebil veled-i Erdemini binâsıdır. Sene (---) ba‘de hicreti'n-Nebeviyye Hazret-i Ömer hilâfetinde Hazret-i Sâriyetü'l-Cebel Nihâvend'i feth etdikde kefere-i fecere E[r]meniler Hazret-i Ömer havfinden bu Erdebil'i binâ etdikleri ve niçe mülûk destine girdikleri ve İrân-zemîn şâhlarının ecdâd-ı ızâmı Şeyh Safî hazretleri bu Erdebil'de medfûn olduğu ve cemî‘i imâretleri ve arz-ı beledi ve tûl-ı nehârı cümle sene 1057 târîhinde Tebrîz hânıyla geldiğimiz mahalde ale't-tafsîl tahrîr olunmuşdur. Ol cild-i (---) nazar oluna. Ammâ bu mahalde letâfeti mahalline gelüp Erdebil hânı Avşarlı Ebü'l-feth Hân ile cân sohbetleri edüp bâğçe fasılları etdik. Ammâ sene (---) Sultân Osmân hilâfetinde Serâv sahrâsında Dilâver Paşa ve Halîl Paşa asker-i İslâm ile münhezim olup Tekyelü Paşa ve Bıyıklı Vezîr Hasan Paşa ve Arslan Paşa ve Diyârbekir Beğlerbeğisi Şeyhülislâm dâmâdı Mustafâ Paşa ve gayrı niçe mîr-i mîrânlar şehîd olmuşlar iken yine Serdâr-ı mu‘azzam Defterdâr Bâkî Paşa'nın re’y-i ahseni ile var kuvveti bâzûya getirüp cümle perîşân olan asker-i İslâm'ı cem‘ edüp bu şehr-i Erdebil üzre yürüdüklerinde hemân şâh tarafından Burun Kâsım nâm nâmdâr-ı benâm gelüp bin katar deve yükü zehâyir ve akmişe-i fâhire serdâra hedâyâ getirüp Erdebil diyâr-ı İrân'ın bir tekyesidir. Ve şâh-ı şâhânların merkad-i pür-envâr âşiyânlarıdır. "Ol şehri harâb u yebâb edüp hânelerin türâb itmen!" deyü ricâ ederler ve ricâsı hayyiz-i kabûlde vâki‘ olup getirdiği hedâyâ ve zahîreler ile Serdâr-ı mu‘azzam guzât-ı Müslimîni bây eder. Ve yine Erdebil altına gelüp karâr edüp nasb-ı hıyâm eder. Kızılbaş bu hâl-i pür-meserreti görüp şehr-i Erdebil'i cümle tezyîn etdi ve derûn-ı şehirde medfûn olan şâhların ecdâdı Şeyh Safî hazretlerinin ve gayrı şâhların türbelerinde ne kadar gümüş ve altun âvânî ve cevâhir kanâdîller ve zî-kıymet eşyâlar ve harîr haliçeleri cümle Âsitâneyi götürmüşlerdi. Ve yine ol mahalde şâh tarafından İbrâhîm Kulu Hân elçi gelüp Sultân Ahmed Hân asrında Nasûh Paşa sulhü üzre Âl-i Osmân beher sene iki yüz yük harîr ve yüz yük gayrı tefârûk-ı bî-nazîr virmek üzre akd-i sulh edüp şehr-i Erdebil'de üç gün üç gice çerâğân olup şâdumânlar edüp Âl-i Osmân askeriyle Acem ceyşi şehr-i Erdebil içre emiş karış katış olup zevk u safâ etdiklerin hâlâ şehr-i Erdebil'de nakl ederler. Karîbü'l-ahd olmağile bu sulh-i Erdebil hâtırımdadır ve bu sulhnâme Şeyh Safî âsitânesinde Defterdâr Bâkî Paşa hattıyla mahfûzdur. Ve bu sulhun meserretiyçün şâh asker-i İslâm'a bin katar bâr-ı şütür zahâyir ve bin katar haml-i cemel sâ’ir me’kûlât [u] meşrûbât-ı et‘ıme-i nefîse ve sükkerî nakıllar ve bî-hisâb müsmirrât hedâyâlar gönderir kim Âl-i Osmân askerini bây eder. Ve Mirzâ Hüseyin nâm bir elçi-i benâm nâmeler ile der-i devlete gider. Ale'l-akîb serdâr dahi Âsitâne-i sa‘âdete gider. Bu akd-i sulh Erdebil halkı efvâhında şâyi‘dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 306a ·
metinde göster ·
Behrûz nâm bir veled-i nâ-kâbili binâ etdiğinden şehr-i Behrûz derler. Nehr-i Diyâle kenârına varınca sevâd-ı mu‘azzam belde-i kebîr idi. Ba‘dehû sene (---) târîhinde Hulâgû Hân Bağdâd'a istîlâ edüp Âl-i Abbâsiyân'dan El-Mustansır Billah Halîfe'yi şehîd etdikde Âl-i Abbâsiyân inkırâz bulup Hulâgû Hân bu şehr-i Behrûz'u harâb etdi. Ve yine deryâda katre ve güneşde zerre kadar imâr oldu. Hâlâ Bağdâd hâkinde hâss-ı hümâyûndur. Paşa ağalarından bir nâmdâr ağa bu hâssı yigirmi yük akçe iltizâma alup iki yüz tevâbi‘iyle mâl-ı pâdişâhîyi tahsîl edüp Bağdâd'a irsâl olunur bir mansıb-ı âlî-i hâsdır. Ve Şehribân kadısı nâ’ibi hükm eder. Bu şehr-i Behrûz ile Bakuba hâssının hâki birbirlerine müşâdırlar. Ammâ bu şehr-i Behrûz Bağdâd'a karîb olmağile Bakuba kasabasından ziyâde ma‘mûrdur. Cümle (---) aded hâne-i imârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 331b ·
metinde göster ·
… kurâsı vardır. Bu diyârı Murtezâ Paşa Efrâsiyâboğlu Hüseyin Paşa destinden feth
edüp Âl-i
Osmân sancağı olalı kal‘a-i Kurna'ya altı oda yeniçeri ve bir oda cebeci ve bir …
Târîh-i Yarmenî-i Mıkdısî bu kal‘a-i Kurna'yı ve kal‘a-i Basra'nın evsâfın hûb tahrîr etmişdir. Hâlâ bu kal‘a-i Kurna eyâlet-i Basra hâkinde sancak beği tahtıdır. Taraf-ı pâdişâhîden hâss-ı hümâyûnu ve livâsında timâr ü ze‘âmeti ve çeribaşı ve alâybeğisi yokdur. Ancak paşası bin kadar güzîde asker ile hükm-i hükûmet edüp iltizâm ile mâl tahsîl eder. Yüz elli akçe kadısı var ve cümle (---) aded nâhiye kurâsı vardır. Bu diyârı Murtezâ Paşa Efrâsiyâboğlu Hüseyin Paşa destinden feth edüp Âl-i Osmân sancağı olalı kal‘a-i Kurna'ya altı oda yeniçeri ve bir oda cebeci ve bir oda topçu koyup hâlâ bir hâkimi dahi yeniçeri ağasıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 359a ·
metinde göster ·
… kırup Karayazıcı ve Sa‘îd Arab ve Cânpoladoğlu Haleb'e ne etdi ise bunlar dahi
edüp Âl-i
Osmân'a karşu durup istediklerin edüp her biri zor bâzûlarıyla birer mansıb-ı â …
"Nice olsa gerek? Eğer bu geceyi savarsak yarın gece celâlîler ale'l-gafle şebhûn edüp cümlemiz kırup Karayazıcı ve Sa‘îd Arab ve Cânpoladoğlu Haleb'e ne etdi ise bunlar dahi edüp Âl-i Osmân'a karşu durup istediklerin edüp her biri zor bâzûlarıyla birer mansıb-ı âlî ile birer vilâyete gidüp Devlet-i Âl-i Osmân tavâ’if-i mülûk gibi olur. Erzurûm'da Abaza Paşa kıssası dahi karîbü'l-ahddir. Ne aceb ferâmûş etdiniz? Bunlar dahi cümle Abaza değil midir ve bu Hasan Paşa Abaza ile âsî olup Erzurûm'da kapanan Kara Hasan değil midir? İşte Haleb'i dahi eyle istîlâ etmeğe kasd etmişlerdir. Hemân bu gece tedârik görmek gerek. Yohsa Haleb elden giderse evlâd [u] ensâbımız ve bizlerin cümle başları gidüp devr-i kıyâmete dek bednâmlık ile anılırız. Ve eğer bizi celâlîler kırmayup kal‘ayı alırsa sağ kalanlarımız Âl-i Osmân pâdişâhına ne cevâb verelim?" dediklerinde, birkaçı eyitdi:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 74a ·
metinde göster ·
… rmeyüp Orta Macar banı Topal Palatinuş hükmündedir. Paşaya azîm top şâdımânları
edüp Âl-i
Osmân ile Nemse çâsârının sulh etdiklerinden be-gâyet kesb-i safâ edüp hakîrin …
Evvel ve âhir dest-i İslâma girmeyüp Orta Macar banı Topal Palatinuş hükmündedir. Paşaya azîm top şâdımânları edüp Âl-i Osmân ile Nemse çâsârının sulh etdiklerinden be-gâyet kesb-i safâ edüp hakîrin elçi paşa ile Beç'e gideceğimizden haberdâr olup hakîre hayli ta‘zîm ü tekrîm edüp ziyâdesiyle hedâyâlar verüp paşaya aşağı varoş bâğlarında azîm ziyâfetler edüp on ümmet-i Muhammed esîr verdi ve hakîre beş esîr verüp ol ân esîrlikden âzâd olup anlara birer at dahi verdi. Yahşi kapudan-ı kefere imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 41b ·
metinde göster ·
… ve ne bir lokma ta‘âm yemeyüp batn-ı cî‘ân dedüğü gibi Arabın aç karnına avdet
edüp Âl-i
Osmân dîvânın bu mahalde hâtıra getirüp henüz devlet-i Âl-i Osmân'ın ni‘meti kı …
Ammâ bugün açlıkdan cümlemiz tamâm olduk. Ne su ve ne şerbet ve ne kahve ve ne bir lokma ta‘âm yemeyüp batn-ı cî‘ân dedüğü gibi Arabın aç karnına avdet edüp Âl-i Osmân dîvânın bu mahalde hâtıra getirüp henüz devlet-i Âl-i Osmân'ın ni‘meti kıymetin bildik. Ba‘dehu yine paşa çâsâra eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 66a ·
metinde göster ·
Osmân ile ol Cinkız Hân ammî-zâdelerdir. Âl-i Osmân'ın ecdâdları Süleymân Şâh v …
"Bizim kavm-i Tatar ibtidâ Hazret-i Dâvûd Nebî asrında Hıtâ vü Hoten ü Çîn'de idiler. Anda tenâsül bularak ol diyârlardan gelüp Mâverâü'n-nehir'de Mâhân vilâyetinde mekân edinüp Hazret-i Risâlet-penâh'ın zamân-ı bâ-sa‘âdetlerinde Cingiz Hân zuhûr edüp Âl-i Osmân ile ol Cinkız Hân ammî-zâdelerdir. Âl-i Osmân'ın ecdâdları Süleymân Şâh ve(r) Ertuğrul Rûm-ı Yûnâniyâna giderler. Bizim Cingiz Hân nehr-i Edil boylarında sâkin olup ol dahi tenâsül bularak Heyhât sahrâsına, andan vilâyet-i Kırım'a istîlâ ederler. İşte bizim Emrem Atalık'da mufassal ve mu‘temed latîf târîhi vardır. Okunsa cümlemiz andan ifâde ederdik" dedikde hemân Emrem nâm atalığın meğer tevârîh koynunda imiş. Çıkarup Halîm Efendi tilâvet etdi. Meğer bu tevârîh sâhibi Emrem Atalık yüz yigirmi yaşında bir kart kazak ve kozak ve ozak köse boyu kısa âdemin ecdâdlarından Tohta Bay nâ[m] bir müverrih-i benâm kimesnenin te’lîfi olduğundan Emrem Koca dedelerinin te’lîfin koynundan çıkarup tilâvet olunmağa başlandı, ammâ lisân-ı Çağatay üzre bir latîf ve fasîh [ü] belîğ târîh-i Tohta Bay-ı Çağatay'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 198a ·
metinde göster ·
… len boğazı ve handakları doldurup Mora cezîresinin hılkati üzre karaya muttasıl
edüp Âl-i
Osmân'a şâhrâh sehel olmağa sebeb olur. Hâlâ ol kal‘aların esâs-ı ayırma(?) yer …
Hikmet-i Bârî İşpanya kralı bin yedi yüz pâre gemiyle vilâyet-i Mora üzre gelüp bu diyâr-ı Mora'yı kabza-i tasarrufa alup mezkûr olan on pâre kal‘aları münhedim edüp ve iki deniz mâbeyninde kesilen boğazı ve handakları doldurup Mora cezîresinin hılkati üzre karaya muttasıl edüp Âl-i Osmân'a şâhrâh sehel olmağa sebeb olur. Hâlâ ol kal‘aların esâs-ı ayırma(?) yerleri ve hafr-i azîmlerin yerleri râygân durur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 259a ·
metinde göster ·
"Meded sultânım kal‘ada aslâ alâkamız kalmasın. Cümle cebehâne ve hazînesi ile pâdişâha teslîm edelim. Ve mezkûr üç aded adalarımıza cezîre-i Girid'den altışar mîl toprak istemeyelim. Ve ol üç aded cezîrelerin limanlarında bile alâkamız olmasın. Hattâ (Suda lima) Suda limanına sizin ve bizim gemilerimiz yanaşup lenger bırağup sizin olsun. Ve limanda avladığımız balıkların öşr-i sultânîsi bile sizin olsun kim Hanya kal‘anız kullarının aklâmları mâlı olsun. Ammâ lütf edüp Âl-i Osmân bir ankâ pâdişâh-ı zevi'l-iktidâr-ı Cem-cenâb pâdişâh-ı Haremeyn [ü] Irâkeyn'dir. Bu mezkûr üç pâre adacıklar bizim olsun, andan mâ‘adâsı sizin olsun" deyince hemân Abdurrahmân eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 302b ·
metinde göster ·
Osmân'a aslâ boyun eğmeyüp yine kal‘a-i Kandiye'yi sedd-i İskender-vâr metânet …
Ve yine yigirmi kerre dahi bu gûne ceng [ü] cidâller edüp her bâr münhezim olurlarken sûre-i (---)Arapça nassı üzre cümle küffâr-ı mütemerridîn anîdlik edüp Âl-i Osmân'a aslâ boyun eğmeyüp yine kal‘a-i Kandiye'yi sedd-i İskender-vâr metânet üzre edüp günden güne ma‘mûr u âbâdân edüp hasretü'l-mülûk olup hâli üzre kalırdı. Ve niçe kerre yüz bin guzât-ı müslimînin bağırlarına taş urup ümîd-i vuslat ile kal‘anın gülün dermeyüp nâ-murâd kalırlardı. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 308a ·
metinde göster ·
… çıkduğu kayalar dibinde yigirmi göz un değirmenleri var kim şeb [ü] rûz deverân
edüp Âl-i
Osmân leşkerlerine rahmet-i âsiyâb-ı tahhân yetişdi. Andan yine taraf-ı garba b …
Ve bu Acısu çıkduğu kayalar dibinde yigirmi göz un değirmenleri var kim şeb [ü] rûz deverân edüp Âl-i Osmân leşkerlerine rahmet-i âsiyâb-ı tahhân yetişdi. Andan yine taraf-ı garba bir sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 320a ·
metinde göster ·
… ya Mehemmed Beğ karındaşı Banya nâm kralı câme-hâbında basup dipdiri dutup katl
edüp Âl-i
Osmân i‘ânetiyle İslâma geldiğinden babası şehrin Mahmûd Paşa ile ma‘an feth ed …
Netîce-i merâm niçe yüz gûne mülûkdan mülûka ve melikeden melikelerin destlerine ba‘dehu Rûmeli diyârları tavâ’if-i mülûk şeklinde olup bu şehr-i azîm Sırf kralı Destpot nâm kral-ı dâllın Banya nâm bir oğlu ve Basanya bir veled-i pelîdi ellerinde bu şehir iştirâk-i sevîler üzre mutasarrıflar iken iki nefer karındaş-ı pelîd-i anîdler hüsn-i zindegâne edemeyüp birbirleriyle ceng-i azîm edüp âhır-ı kâr Basanya nâm şehzâde-i âzâde ceng [ü] cidâl ve harb [ü] kıtâlden halâs olup doğru Ebü'l-feth Sultân Mehemmed Hân-ı Gâzî'ye gelüp şehâdet parmağın kaldıru[p] Hudâ-yı Bî-zevâl'i birleyüp kelime-i tevhîd getirüp huzûr-ı pâdişâhîde Akşemseddîn hazretlerinin ta‘lîm [ü] telkîniyle şeref-i İslâm ile müşerref olup bizzât Ebü'l-feth Sultân Mehemmed şehr-i Üsküb'den Arnavu[d] İskenderiyyesi fethine azîmet etmişken atf-ı ınânın bu Elbasan üzre çevirüp kırk bin asker ile Koca Mahmûd Paşa talî‘a-i asâkir-i kerrâr olup Basanya nâm müslim olan Mehemmed Beğ'in delâletiyle bir gece şehri bu kadar el basılup Basanya Mehemmed Beğ karındaşı Banya nâm kralı câme-hâbında basup dipdiri dutup katl edüp Âl-i Osmân i‘ânetiyle İslâma geldiğinden babası şehrin Mahmûd Paşa ile ma‘an feth ederler. Ve içinde olan Rûm ve Freng kâfirlerin cümle kırarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 364b ·
metinde göster ·
… m Ciniviz keferesi binâsıdır. Sene (---) târîhinde Teke Bay oğlu Ahmed Bay feth
edüp Âl-i
Osmân'dan Orhân Gâzî sûruna bin teke keçi ile ve bu Finike kal‘asının miftâhlar …
Mâ-tekaddem Ciniviz keferesi binâsıdır. Sene (---) târîhinde Teke Bay oğlu Ahmed Bay feth edüp Âl-i Osmân'dan Orhân Gâzî sûruna bin teke keçi ile ve bu Finike kal‘asının miftâhların saçı hedâyâ verdiği içün, "Teke bay olasın" deyü nutk etmişler. Anıniçün tekeleri çokdur ve "Teke vilâyeti" deyü andan kalmışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y130a ·
metinde göster ·
… ân! Belgrad'ı ve Rodos'u ve bin yedi yüz kırk pâre sağîr ü kebîr kılâ‘ları feth
edüp Âl-i
Osmân devletin tasîh edüp gazâ mâlıyla Kudüs-i şerîfe bir kal‘a-i metîn ve beni …
"Yâ Süleymân! Belgrad'ı ve Rodos'u ve bin yedi yüz kırk pâre sağîr ü kebîr kılâ‘ları feth edüp Âl-i Osmân devletin tasîh edüp gazâ mâlıyla Kudüs-i şerîfe bir kal‘a-i metîn ve benim Medîne-i münevvereme bir rıbât-ı hasîn ve Ka‘be-i Beytü'l-harâm'ın cânib-i erba‘asına bir hisâr-ı üstüvâr inşâ edüp metânet üzre tevsî‘ eyle" deyü Süleymân Hân'a ta‘lîm buyururlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y333b ·
metinde göster ·
… e Ebü'l-feth'in İslâmbol'u muhâsara edüp Unkapanı önünde Fransa kalyonları feth
edüp âl-i
Osmân'ın Fransa ile karâbetin bildirir. Ve latîfe-i tasavvufâne ve İmâm şâfi‘î' …
(---) 11 varakda, Ebü'l-feth Sultân Mehemmed ve Sultân Bâyezîd ve Selîm şâh-ı Evvel'in mollâ sarıkların ve Ebü'l-feth'in İslâmbol'u muhâsara edüp Unkapanı önünde Fransa kalyonları feth edüp âl-i Osmân'ın Fransa ile karâbetin bildirir. Ve latîfe-i tasavvufâne ve İmâm şâfi‘î'nin Mısır'a subaşı ihdâs etdirdiği ve cezîre-i Mısır içre kırk sekiz aded selâtînleri esmâlariyle ve eşkâl-i cezîre-i Mısır'ı ayân u beyân eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y452a ·
metinde göster ·
… ar. On neferdir. Müddet-i hilâfetleri (---) sene. Andan bunlar Mısır üzre hurûc
edüp âl-i
Emeviyyûn yol vermeyüp azîm ceng edüp münhezim oldular. Ve,
Hazret-i Alî'nin karındaşıdır. Evlâdları Musul'a ve Hille ve Tikrîd'e hâkim oldular. On neferdir. Müddet-i hilâfetleri (---) sene. Andan bunlar Mısır üzre hurûc edüp âl-i Emeviyyûn yol vermeyüp azîm ceng edüp münhezim oldular. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y21b ·
metinde göster ·
Abbâsiyân bunda inkırâz bulup Abbâsiyân'ın berriyede bulunan evlâd-ı sagîrleri …
Nâsır-ı Tûsî tahrîkiyle ve Alkame Vezîr hıyânetiyle bu Tatar'dan Hulâgû Hân on kerre yüz bin Tatar ile Bağdâd'a gelüp götürüp götürüp âl-i Abbâsiyân'dan el-Musta‘sım Billâh'ı katl edüp âl-i Abbâsiyân bunda inkırâz bulup Abbâsiyân'ın berriyede bulunan evlâd-ı sagîrleri Mısır'a kaçup anda şeyh mesâbesinde halîfe olurlardı. Bu Hulâgû Hân azîm asker-i bî-kerâna mâlik idi. Cümle 18 neferdir. Devletleri 415 sene oldu. Bunlara dahi elkâblarında hân derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y23a ·
metinde göster ·
… lına, andan üç buçuk yılda Kırım sultânı Mehemmed Geray Hân'a; anda bir ay meks
edüp âl-i
Osmân Mehemmed Geray Hân'ı Kırım hanlığından ma‘zûl edüp Çoban Geray oğluna ihs …
Bir mevhibe-i ilâhiyyedir kim yetmiş üç târîhinde Uyvar seferine gidüp ba‘de'l-feth sene-i âtiyede Yeni Kal‘a fethinde bulunup, andan nehr-i Rabe inhizâmında bulunup, andan Elçi Kara Mehemmed Paşa ile Alman diyârında Nemçe çâsârına, andan Donkarkız kralına, andan Danimarka kralına, andan Amıstırdam şehrinde Felemenk kralına, andan Çeh kralına, andan Danıska'da Leh kralına, andan Kırakov kralına, andan üç buçuk yılda Kırım sultânı Mehemmed Geray Hân'a; anda bir ay meks edüp âl-i Osmân Mehemmed Geray Hân'ı Kırım hanlığından ma‘zûl edüp Çoban Geray oğluna ihsân etdi, hakîr Mehemmed Geray Hân ile Çerkezistân'a, andan ubûr edüp Dağıstân pâdişâhının ülkesinde Kara Budak Hân diyârında Mehemmed Geray Hân kalup bu hakîr Dağıstân pâdişâhı Sultân Mahmûd'un yarlığ-ı belîği sâyesiyle Timür Kapu'dan bir Acem keştîsine süvâr olup Maskov vilâyetinde Terek kal‘asına çıkup, andan Maskov diyârında Kalmuk taysı şâhların ubûr edüp Maskov'da yetmiş altı pâre kal‘a ve kirmânlar temâşâ edüp rûz-ı erba‘înin şiddet-i şitâsında Azak kal‘asında Ak Mehemmed Paşa'ya vâsıl olup Q 341bP 335b ol dahi Azak'dan ol hafta ma‘zûl olup, andan Kırım'a dâhil olup, andan Ak Mehemmed Paşa ile Edirne'ye, andan hakîr vilâyet-i Mora'ya; anda Anabolı kal‘asında Kapudan Kaplan Paşa hakîri başdarda ile cezîre-i Girid'de kal‘a-i Hanya'ya, andan vezîr-i a‘zam Fâzıl Ahmed Paşa ile Kandiye kal‘asın üç yılda feth edüp ibtidâ feth ezânı bu hakîre müyesser olup, andan Kapudan Köse Alî Paşa ile Manya vilâyeti fethinde bulunup, andan Despot yaylasına, andan İslâmbol'a, andan Mekke-i mükerremeye, andan Mısır'a, Mısır vezîri nâmeleri ile Fûncistân'a, andan diyâr-ı Habeş'e gelüp bu İbrîm'e dâhil olduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y443b ·
metinde göster ·