… şdi. Ba‘dehu yine emr-i Hudâ ile Akdeniz'in Sebte Boğazı olan mahalli dahi kat‘
edüp Akdeniz'i
Bahr-i Okyûnûs'a munsab 10a etdi.
Bânî-i râbi‘: İskender-i Kübrâ'dır kim Makdonya'yı taht edinüp bâğ-ı İrem etmişdi. Ba‘dehu yine emr-i Hudâ ile Akdeniz'in Sebte Boğazı olan mahalli dahi kat‘ edüp Akdeniz'i Bahr-i Okyûnûs'a munsab 10a etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 9b–10a ·
metinde göster ·
İkinci mutalsam: Kadırga Limanı'nda bakırdan bir gemi var idi. Kaçan kim yılda bir kerre zemherîr geceleri olup İslâmbol'un cemî‘i sâhire avretleri ol bakır gemi ile sabâha dek rû-yı deryâda şinâverlik edüp Akdeniz'i hıfz [u] hırâset ederlerdi. Hattâ Ebü'l-feth fethinde mezkûr bakır gemi ganîmet olundu derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 18a ·
metinde göster ·
sulh mahallinde Murâd Hân Kara Mustafâ Paşa'ya der kim: "Mustafâ. Bu sulhda Ace …
Murâd Hân eydür: "Bu top sadâsı nedir?" derler, "Pâdişâhım evvel bizim idi, şimdi Acem'in destinde Kotur kal‘ası askere top atar." derler. Murâd Hân aleyhi'r-rahmeti ve'l-gufrân, der-ân Nogay eline süvâr olup bu kal‘a-i serbülendi temâşâ edüp "Hak belâ versin, ne turfe sa‘b-hisâr imiş. Şimdi bunu muhâsara etsek vakt-i şitâ garîbdir. Belki muhâsarası gün-be-gün müştedd ola. Buna mübâşeret etmeden, etmemesi makbûldür. Olmaya, illâ hayr." deyü serâperdesine gelüp sene 1048 târîhinde Bağdâd'ı feth edüp akd-i sulh mahallinde Murâd Hân Kara Mustafâ Paşa'ya der kim: "Mustafâ. Bu sulhda Acem, Revân kal‘ası kurbünde Mekü kal‘asın münhedim etsin ve Van eyâletinde Kotur kal‘asın münhedim etsinler." der.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 288a ·
metinde göster ·
… lgofça, bu üç aded kal‘alar nehr-i Vak kenârındadır. Kıbleli Paşa eliyle itâ‘at
edüp akd-i
sulh olundu.
Andan kal‘a-i Sente ve kal‘a-i Şelele ve kal‘a-i Galgofça, bu üç aded kal‘alar nehr-i Vak kenârındadır. Kıbleli Paşa eliyle itâ‘at edüp akd-i sulh olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 121b ·
metinde göster ·
… ehridir, Karadeniz ol şehr-i azîmi gark edüp 10b ve mukaddemâ şehirlerin gark
edüp Akdeniz'e
munsab oldukdan sonra Deşt-i Kıpçağ ve Kırım ve Macaristân cümle perîşân olup b …
"Kaçan kim İskender-i Zülkarneyn Karadeniz boğazın kesmezden mukaddem Deşt-i Kıpçağ ve Hâmûn-ı Azak ve Sahrâ-yı Salanta ve cümle Macaristân tâ kûh-ı Alman'a varınca Karadeniz olup Akdeniz'e Venedik körfezinde birbirlerine mahlût olurmuş. Çünki emr-i Hak ile İskender Karadeniz boğazın kesüp eski İslâmbol kim Makedonya şehridir, Karadeniz ol şehr-i azîmi gark edüp 10b ve mukaddemâ şehirlerin gark edüp Akdeniz'e munsab oldukdan sonra Deşt-i Kıpçağ ve Kırım ve Macaristân cümle perîşân olup bu buhayre-i Balatin ol zamânda Macaristân içre kalmışdır" deyü Yanko ibn Madyan'ın birâder-i kihteri Yanvan târîhinde lisân-ı Yûnânca acâ’ib yazmış bir mu‘temed kefere tevârihidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 10a–10b ·
metinde göster ·
… çe içinden Aksarây deresinden Lanka'nın üç aded kal‘ası ortasından Tuna cereyân
edüp Akdeniz'e
karışa, deyü Yanko dahi bu yollara İslâmbol kurbunda imdâd edüp Tuna gelmesine …
Hemân ol ân Alman'ın yedi krallık yerinden ve Filimenk ve İsfaç ve Çeh ve Leh ve Tot ve Korol ve Macar ve Maskov ve Rus Sol‘ât-ı menhûsundan on kerre yüz bin âdem ummâl ve bennâlar me’kûlât [u] meşrûbâtlarıyla bu Tuna nehrinin eyyâm-ı Temmûz'da tenezzülde olduğu mahalle gelüp ibtidâ bu Demirkapu nâm mahalde bir bâb-ı cedîdi yapup andan içeri tâ Vidin ve Nigebolı ve Torvakutaran dağların ve Kızankaya balkanların on kerre yüz bin benî âdem hendese ilmi üzre mezkûr vilâyetler dağlar delüp Karnabat kasabası ensesinde dağları dahi delüp niçe yerlerindeki derelere sedd-i Nemrûd kemerler yapup bir yılda Tuna suyu yolları Istıranca dağlarına dahi âlî ensesinde hâlâ amâr ola[n] ceyşli köy bayırlarına andan İslâmbol'a bir merhale 97b kala yerde hâlâ Âzâdlı nâm ma‘mûr karyeye Tuna yolları gelüp andan aşağı İslâmbol'a varınca yokuş aşağı gitmesi âsân olup yolları rûy-ı arza çıkup Taklalı köy derler andan Tuna geçüp Topkapusu'yla Edirnekapusu mâbeynindeki kirdesinden akup kal‘anın dîvârındaki demir kafeslerden İslâmbol'un iç hisârı olan hâlâ İslâmbol'dur andan Yenibâğçe içinden Aksarây deresinden Lanka'nın üç aded kal‘ası ortasından Tuna cereyân edüp Akdeniz'e karışa, deyü Yanko dahi bu yollara İslâmbol kurbunda imdâd edüp Tuna gelmesine Yanko muntazır olduğun karındaşı olan Yanvan'a haber gönderir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 97a–97b ·
metinde göster ·
… en yol üzre bir kubbe-i âlî içinde Şeyh Tırayra, Tarîk-i Edhemîdendir. Anı ubûr
edüp Akdeniz
nümâyân oldu.
Bu menzilde Şu‘ûr kuluna icâzet verüp bu kavimden Y 177b on âdem refîk alup cenûba giderken yol üzre bir kubbe-i âlî içinde Şeyh Tırayra, Tarîk-i Edhemîdendir. Anı ubûr edüp Akdeniz nümâyân oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y177a–Y177b ·
metinde göster ·
… pelengler hâsıl ola, der. Ve Süveys deryâsı Bilbeys şehrinden Y 228a cereyân
edüp Akdeniz'e
munsab olup Gazze'den cezîre-i Kıbrıs'a bir şâhrâh açılup at ve katır ve deve i …
Ve âb-ı hayât nehirler zuhûr edüp cereyân edüp kar ve yağmurlar yağup cemî‘i kara dağlar çengelistân ve ormanistân ve gül-i gülistân ve bebr ü pelengler hâsıl ola, der. Ve Süveys deryâsı Bilbeys şehrinden Y 228a cereyân edüp Akdeniz'e munsab olup Gazze'den cezîre-i Kıbrıs'a bir şâhrâh açılup at ve katır ve deve ile kârbân gidüp gele. Ve Mısır'da Cûşî dağı üzre bir pâdişâh-ı Cem-cenâbın himmetiyle Nîl-i mübârek san‘at ile cereyân ede. Q 243b Ve şehr-i Mısır içre üç yerden germâb zâhir ola, ya‘nî ılıca suyu çıka, deyü koca Muhyiddîn el-Arabî rumûz [u] künûz ile tahrîr eylemişdir. Allâhümme yessir, yâ Müyessir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y227b/mük–Y228a ·
metinde göster ·
… r ile ubûr edüp Âhirü't-temr ya‘nî hûrmâ ormanı tamâm olduğu mahaldir, anı ubûr
edüp Akdeniz
kenârına varup sağ tarafımız kıble cânibidir. Ve Garbiyye hâkinde bir çöl çölis …
Andan bu şehri seyr [ü] temâşâ edüp yine şark cânibine buhayre kenârınca üç sâ‘at gidüp ba‘dehu Akdeniz ile bu buhayre mâbeyninde Evvelü'n-Nahl ta‘bîr etdikleri hûrmâlık ormanı içre girüp azamet-i Hudâ meğer Mısır'ın hûrmâsı cümle bu Burlos vilâyetinde imiş, eyle dıraht-ı hûrmâlar var kim her biri eflâke ser çekmişdir ve her nahlde yigirmişer salkım hûrmâ olup ikişer yüz vukiyye hûrmâsı gelir. Altı sâ‘at dahi bu orman içre ılgar ile ubûr edüp Âhirü't-temr ya‘nî hûrmâ ormanı tamâm olduğu mahaldir, anı ubûr edüp Akdeniz kenârına varup sağ tarafımız kıble cânibidir. Ve Garbiyye hâkinde bir çöl çölistân ve bir tîh-i bî-emân bî-pâyân yerdir. Yaz günleri Hudbiyye kabîlesi sâkin olup şitâda mezkûr hûrmâ ormanlarında sâkin olurlar. Mutî‘ [ü] munkâd âdemlerdir. Eğer bunlar tâyi‘ olmasalar bu çölden bir âdem geçmek ihtimâli yok idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y343b ·
metinde göster ·