rücû‘ etdi. Ve cezîre-i Mora'da kal‘a-i Gördüs ve dahi kal‘a-i Misistre ve kal‘ …
İbtidâ Tuna Belgradın muhâsara edüp bî-feth rücû‘ etdi. Ve cezîre-i Mora'da kal‘a-i Gördüs ve dahi kal‘a-i Misistre ve kal‘a-i Kostantıniyye ve kal‘a-i Atina ve kal‘a-i Eğriboz {875} ve Avrethisârı ve Alacahisârı ve Belgrad kurbünde Havâle kal‘ası ve Semendire kal‘ası ve Silifke kal‘ası ve Mut kal‘ası, Varsak Kara{hisârı} kal‘ası, vilâyet-i Germiyan'da Kütâhiyye kal‘ası ve Karaman'da Ermenak kal‘ası ve Kalonhisârı ve Kefe kal‘ası sene 880 ve ibn Germiyan kal‘ası ve Sudak ve Kerç ve Balıklağa ve Menkup kal‘ası. Bu Kefe'den beri mezkûr kal‘alar Kırım cezîresi etrâfındadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 41a ·
metinde göster ·
avdet etdiklerinde Ömer b. Abdül‘azîz hazretleri bu şehri harâb edüp hâlâ leb-i …
Yanko ibn Madyan İslâmbol'u binâ ederken bu şehri anın oğlu Aya İstefan binâ etdiğiyçün galat-ı meşhûru Ayasdifanaz derler. Leb-i deryâda bostâncıbaşı hükmünde (---)yi subaşılığıdır ve bir yasakcı kolluğu vardır. Eyyûb mollası nâhiyesi hükmündedir. Kefere asrında şehr-i azîm imiş. Âl-i Emeviyyûn'dan Süleymân b. Abdullah halîfe asrında Hicret-i Nebevî'nin sene 92 târîhinde İslâmbol'u muhâsara edüp bî-feth avdet etdiklerinde Ömer b. Abdül‘azîz hazretleri bu şehri harâb edüp hâlâ leb-i deryâda beş yüz kiremit örtülü ma‘mûr Urum kasabasıdır. Bir zâviyesi ve esvâk-ı muhtasarı ve iki kenîsesi var. Ammâ hevâsı gâyet latîfdir. Bunda cümle refîklerimiz ile gemiden çıkup bir gice mihmân olup ale's-sabâh bundan piyâdece cânib-i şimâle leb-i deryâ ile 3 sâ‘atde
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 241a ·
metinde göster ·
… . Abdullah fermânıyla kız karındaşı oğlu Ömer b. Abdül‘azîz İslâmbol'u muhâsara
edüp bî-feth
avdet edüp bu Sinop kal‘asın dahi muhâsara edüp bî-feth rücû‘ etdiler} Sinop (- …
{Hicretin sene 92 târîhinde Âl-i Emeviyyûn'dan Süleymân b. Abdullah fermânıyla kız karındaşı oğlu Ömer b. Abdül‘azîz İslâmbol'u muhâsara edüp bî-feth avdet edüp bu Sinop kal‘asın dahi muhâsara edüp bî-feth rücû‘ etdiler} Sinop (---) galatdır, (---) binâsıdır. Kastamonu hâkimi Ulu Beğ (---) fethidir. Andan sene 796 târîhinde Yıldırım Bâyezîd Hân fethidir. Gâyet sa‘b u metîn u kavî kal‘a olmağıla Rûm keferesi elinden üçüncü muhâsarada usret ile feth olup Kastamonu eyâletinde serbest ve mu‘âf ve müsellem mefrûzu'l-kalem ve maktû‘u'l-kadem ze‘âmetdir. Dizdârı ve serdârı ve kal‘a neferâtları ve üç yüz akçe pâyesiyle kadısı ve şeyhülislâmı ve nakîbü'l-eşrâfı ve a‘yân [u] eşrâfı vardır. Ekseriyyâ halkı tüccâr ve neccâr ve sevdâger-i berr u bihârdır. Bir fırkası avân ve bir zümresi ulemâ ve meşâyihândır. Halkı ekseriyyâ çuka ferâce ve bogasi hil‘at giyerler. Ve erbâb-ı ma‘rifetler bu şehri 17 iklîm-i örfiyyede bulmuşlar. Kıble ve şark cânibi dağları serâpâ bâğlardır. Cânib-i şarkîsinde şehr-i Kastamonu üç günlük yoldur. Bu şehr Karadeniz'in Anadolu tarafı sâhilinde Sinap Burnu demekle ma‘rûf bir burunda vâkı‘ olmuşdur kim Karadeniz'in garb tarafında (---) mil Rûmeli cânibinde bu Sinop'a mukâbil Keliğra Sultan kayaları vâkı‘ olmuşdur. Sinap ile ol Keliğra burnu mâbeyni gûyâ bir boğazdır. İslâmbol tarafı ve Tarabozan tarafı yine vâsi‘ deryâlardır. {Sinop İslâmbol'a beş yüz mildir}. Ve bu kal‘a-i Sinop, şehr-i Samsun'un garb tarafındadır. Sinop ile Samsun'un arası dört merhale yerdir. Ve kal‘ası bir püşte-i âlî üzre üç kat Şeddâdî rıhtım Kayser-ı Rûm oğlu Sinopa nâm kralın binâsıdır. Ammâ gâyet sedd-i metîn kal‘a-i sengîndir. Dâiren-mâdâr cirmi (---) adımdır ve cümle (---) kulle ve altı bin altı yüz bedendir ve cümle (---) kapudur. Evvelâ Kum kapusu ve Meydân kapusu ve Tershâne kapusu ve Yenicekapu ve Tabahâne kapusu ve İçhisarın Lonca kapusu cihânnümâdır. Ve Uğrunkapu ve aşağı kal‘ada Deniz kapusu. Bu merkûm kapuların cümlesi ikişer kanatlı demir kapulardır kim her biri birer bâb-ı Kahkaha'dır ve bu kal‘a bir düz yirde vâkı‘ olup iki cânibin deryâ döğer ve bu kal‘anın eşkâli şekl-i murabba‘dan tûlânîce vâki olmuşdur. Ammâ Bozdepe dağından nazar etsen gemi alboratası kesiminde üç kat bir gûne kal‘a-i metîndir. Dizdârı kal‘anın top menzilinden ba‘îd giderse şehirlilerin ellerinde olan hatt-ı şerîfleri mûcebince dizdârı katl etmeğe me’mûrlardır. Ol havfden fakîr-İ dizdâr bir top menzilinden ba‘îd gitmeğe kâdir değildir. Cümle altı yüz müsellah ve şecî‘ ve bahâdır neferâtları vardır. Sene (---) târîhinde Sultân Ahmed Hân asrında bu kal‘ayı Kazak-ı Ak ale'l-gafle bir şeb-i muzlimde nerdübânlar ile serîka edüp Vezîria‘zâm Nasıf Paşa bu Sinop kal‘asın küffâr alduğun Ahmed Hân'a i‘lâm etmeyüp ketm etdiğiyçün katl olundu. Ba‘dehû bu kal‘ayı küffârdan halâs edüp elli kul dahi aşağı kal‘aya koyup bin kantar barud-ı siyâh ve sagîr ü kebîr bin pâre top koyup cümle âlât-ı cebehânesi ve gûnâ-gûn âlât-ı silâh-ı gûnâ-gûnlar ile müzeyyen etdiler. Ol asrdan berü her şeb ikişer yüz âdem bölükbaşıları ve çavuşlarıyla tâ sabâha dek dîdebân ve nigehbân ve gafîrlik edüp ba‘de't-tabl ve nefîr nevbetciler feryâd ederler. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 246a ·
metinde göster ·
… zîz İslâmbol'u muhâsara edüp bî-feth avdet edüp bu Sinop kal‘asın dahi muhâsara
edüp bî-feth
rücû‘ etdiler} Sinop (---) galatdır, (---) binâsıdır. Kastamonu hâkimi Ulu Beğ …
{Hicretin sene 92 târîhinde Âl-i Emeviyyûn'dan Süleymân b. Abdullah fermânıyla kız karındaşı oğlu Ömer b. Abdül‘azîz İslâmbol'u muhâsara edüp bî-feth avdet edüp bu Sinop kal‘asın dahi muhâsara edüp bî-feth rücû‘ etdiler} Sinop (---) galatdır, (---) binâsıdır. Kastamonu hâkimi Ulu Beğ (---) fethidir. Andan sene 796 târîhinde Yıldırım Bâyezîd Hân fethidir. Gâyet sa‘b u metîn u kavî kal‘a olmağıla Rûm keferesi elinden üçüncü muhâsarada usret ile feth olup Kastamonu eyâletinde serbest ve mu‘âf ve müsellem mefrûzu'l-kalem ve maktû‘u'l-kadem ze‘âmetdir. Dizdârı ve serdârı ve kal‘a neferâtları ve üç yüz akçe pâyesiyle kadısı ve şeyhülislâmı ve nakîbü'l-eşrâfı ve a‘yân [u] eşrâfı vardır. Ekseriyyâ halkı tüccâr ve neccâr ve sevdâger-i berr u bihârdır. Bir fırkası avân ve bir zümresi ulemâ ve meşâyihândır. Halkı ekseriyyâ çuka ferâce ve bogasi hil‘at giyerler. Ve erbâb-ı ma‘rifetler bu şehri 17 iklîm-i örfiyyede bulmuşlar. Kıble ve şark cânibi dağları serâpâ bâğlardır. Cânib-i şarkîsinde şehr-i Kastamonu üç günlük yoldur. Bu şehr Karadeniz'in Anadolu tarafı sâhilinde Sinap Burnu demekle ma‘rûf bir burunda vâkı‘ olmuşdur kim Karadeniz'in garb tarafında (---) mil Rûmeli cânibinde bu Sinop'a mukâbil Keliğra Sultan kayaları vâkı‘ olmuşdur. Sinap ile ol Keliğra burnu mâbeyni gûyâ bir boğazdır. İslâmbol tarafı ve Tarabozan tarafı yine vâsi‘ deryâlardır. {Sinop İslâmbol'a beş yüz mildir}. Ve bu kal‘a-i Sinop, şehr-i Samsun'un garb tarafındadır. Sinop ile Samsun'un arası dört merhale yerdir. Ve kal‘ası bir püşte-i âlî üzre üç kat Şeddâdî rıhtım Kayser-ı Rûm oğlu Sinopa nâm kralın binâsıdır. Ammâ gâyet sedd-i metîn kal‘a-i sengîndir. Dâiren-mâdâr cirmi (---) adımdır ve cümle (---) kulle ve altı bin altı yüz bedendir ve cümle (---) kapudur. Evvelâ Kum kapusu ve Meydân kapusu ve Tershâne kapusu ve Yenicekapu ve Tabahâne kapusu ve İçhisarın Lonca kapusu cihânnümâdır. Ve Uğrunkapu ve aşağı kal‘ada Deniz kapusu. Bu merkûm kapuların cümlesi ikişer kanatlı demir kapulardır kim her biri birer bâb-ı Kahkaha'dır ve bu kal‘a bir düz yirde vâkı‘ olup iki cânibin deryâ döğer ve bu kal‘anın eşkâli şekl-i murabba‘dan tûlânîce vâki olmuşdur. Ammâ Bozdepe dağından nazar etsen gemi alboratası kesiminde üç kat bir gûne kal‘a-i metîndir. Dizdârı kal‘anın top menzilinden ba‘îd giderse şehirlilerin ellerinde olan hatt-ı şerîfleri mûcebince dizdârı katl etmeğe me’mûrlardır. Ol havfden fakîr-İ dizdâr bir top menzilinden ba‘îd gitmeğe kâdir değildir. Cümle altı yüz müsellah ve şecî‘ ve bahâdır neferâtları vardır. Sene (---) târîhinde Sultân Ahmed Hân asrında bu kal‘ayı Kazak-ı Ak ale'l-gafle bir şeb-i muzlimde nerdübânlar ile serîka edüp Vezîria‘zâm Nasıf Paşa bu Sinop kal‘asın küffâr alduğun Ahmed Hân'a i‘lâm etmeyüp ketm etdiğiyçün katl olundu. Ba‘dehû bu kal‘ayı küffârdan halâs edüp elli kul dahi aşağı kal‘aya koyup bin kantar barud-ı siyâh ve sagîr ü kebîr bin pâre top koyup cümle âlât-ı cebehânesi ve gûnâ-gûn âlât-ı silâh-ı gûnâ-gûnlar ile müzeyyen etdiler. Ol asrdan berü her şeb ikişer yüz âdem bölükbaşıları ve çavuşlarıyla tâ sabâha dek dîdebân ve nigehbân ve gafîrlik edüp ba‘de't-tabl ve nefîr nevbetciler feryâd ederler. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 246a ·
metinde göster ·
Şehr-i azîm ve belde-i kadîmdir. Sene (---) târîhinde Âl-i Abbâsiyân'dan el-Melikü'l-Fîhâ Cedallah ibn el-Mütevekkil Alallah binâsıdır. Cezîre-i Dicle'de nehr-i zülâl Furât-ı helâl sâhilinde bender-i sevâd-ı mu‘azzam imiş. Niçe mülûkdan mülûka intikâl edüp niçe kerre imâr ve niçe kerre harâb olmuşdur. Ba‘dehû sene 1040 târîhinde Âl-i Osmâniyân'dan Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘in serdâr-ı mu‘azzamı olan Hüsrev Paşa Bağdâd'ı muhâsara edüp bî-feth avdet etdikde bu Hille kal‘asına Hüsrev-i Şîr şîrâne vü dilîrâne gelüp deryâ-misâl askeriyle taht-ı Hille'de serâperde-i Hüsrevânesiyle meks etdikde bu kal‘a-i Hille'yi gördü kim harâbe mü’eddî olmuş ammâ Bağdâd'a bundan rahne irüp zafer bulmak mülâhazasında olup kal‘a-i Hille'ye asker-i deryâ-misâli üşürüp mukaddemâ hâk-i pâk ile mebnî olan sûr-ı üstüvârın müceddeden yine top ve tula ve kerpiç ve kec ve Horasânî ve kireç ile bir kal‘a-i hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn edüp bir handak-ı amîk ü arîz edüp handak içinden nehr-i Furât'ı deverân u cereyân edüp nehr-i Furât üzre bir araba ubûr olunur bir cisr-i haşeb inşâ edüp cümle cebehâne vü levâzımâtların kemâkân müheyyâ edüp üç bin sipâh ve iki bin piyâde yeniçeri ve topçu ve cebeci ve gayrı muhâfazacı kodu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 352a ·
metinde göster ·
… ran olup herkes evlerinin meterislerinden çıkup Satırcı Mehemmed Paşa üzre gulû
edüp bî-feth
ve bî-meserret cümle asker-i İslâm Belgrad'a geldiklerin serdârımız Alî Paşa-yı …
Zîrâ sene 1007 târîhinde fâtih-i Egre olan Sultân Mehemmed Hân-ı Sâlis ibn Sultân Murâd Hân vüzerâlarından Satırcı Mehemmed Paşa bu kal‘a-i Vârat'ı muhâsara etdikde cümle asâkir-i İslâm meterise girmeyüp Vârat'ın yedi aded varoşları içre cümle guzât meks edüp evlerden âlât-ı mülâhaza kal‘ayı üç aded topçuklar ile döğüp kurşum urup otururlar imiş. Kırkıncı gün kış kıyâmet ve tûfân ve boran olup herkes evlerinin meterislerinden çıkup Satırcı Mehemmed Paşa üzre gulû edüp bî-feth ve bî-meserret cümle asker-i İslâm Belgrad'a geldiklerin serdârımız Alî Paşa-yı âkıbet-endîş Satırcı Paşa'nın ahvâl-i pür-melâlin tevârîhlerde görüp "Eyle olmasın" deyü kal‘a-i Vârat'ın cümle varoşların âteşe urup ıhrâk bi'n-nâr oldukda kal‘a-i Vârat meydân-ı arbedede sögele kaldıkda hemân derûn-ı hisârda mahsûr olan küffârın dahi derûnlarına taşra varoşun ateşleri te’sîr edüp derûn-ı dilden cenge âhenk etmeğe cidd ü ihtimâm edüp ol gün ol gece kal‘adan sekiz yüz balyemez topları asker-i İslâm üzre endâht idi, ammâ henüz dahi asâkir-i İslâm'dan top u tüfeng atılmayup ancak çerâhorân silihdârân ve erbâb-ı zu‘amâ ve erbâb-ı tîmâr meterisler ve sıçan yolları kazarak ileri gidüp toplara çitler ve siperler urup çul ve tobralar ve gayrı tedârikler görmede idiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 123a ·
metinde göster ·
avdet etdikde asker-i İslâm uğuruna ve dîn-i mübîn yoluna kırk bin yiğit ile di …
Lisân-ı Hırvat'da (---)(---)(---) demekdir, ammâ bânîsini bir serhad kavmi bilmediler. Ancak fâtihi sene 935 târîhinde Sultân Süleymân Nemse çâsârının pây-ı tahtı olan Beç kal‘asın muhâsara edüp bî-feth avdet etdikde asker-i İslâm uğuruna ve dîn-i mübîn yoluna kırk bin yiğit ile diyâr-ı küffâra kurbân olmağa gidüp cümle şehîd olanlara serdâr olan Ösekli Kâsım Voyvada sene 931 târîhinde Ösek'den seğirdüp bir günde bu kal‘a-i Belusitina'yı gelüp feth edüp ceng-i azîm etdiğin bilir gâzî ve pîr-i fânîler vardır, ammâ bu kal‘a bir ormanistân içre şekl-i murabba‘ kârgîr binâcıkdır. İçinde kapudanı ve yetmiş aded neferâtları ve bir câmi‘i ve bir anbârı var. Gayrı imâretden bir çârsû-yı bâzâr yokdur. 158a Ancak bu kal‘a Çernik sancağına tâbi‘dir. Bundan dahi zahîre-bahâ almayup bu kal‘adan cânib-i (---) tarafına 3 sâ‘atde dağlarda gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 157b–158a ·
metinde göster ·