… hâkim: Muhtesib ağasıdır kim cemî‘i ehl-i sanâyi‘e hükm edüp ta‘zîr ve siyâset
edüp bey
‘ [ü] şirâsında hilâf edenin gerdenine tahta kulle ve başına şikenbe ve burnunda …
Sekizinci hâkim: Muhtesib ağasıdır kim cemî‘i ehl-i sanâyi‘e hükm edüp ta‘zîr ve siyâset edüp bey‘ [ü] şirâsında hilâf edenin gerdenine tahta kulle ve başına şikenbe ve burnundan ve kulağından mıhlamak içün me’mûr bir hâkim-i mağfûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 33a ·
metinde göster ·
Esnâf-ı subyacıyan: Dükkân iki nefer on âdemdir. Bunlar Mısır'dan gelüp bir dükkân Ayasofya hammâmı mukâbelesinde, biri Karaman-ı Kebîr'de idi. Bunlar subyaların cerre ve küplerde hıfz edüp bey‘ ederlerdi. Pirinci değirmenden çeküp pâk [ü] rakîk eleyüp, andan hamîr edüp furunda pişirüp, ba‘dehu cüllâb edüp eleklerden süzüp içine mî‘âd şekeriyle bir gece yatup ale's-sabâh kâse kâse satarken üzerine darçın ekerlerdi, aslâ südden fark olunmaz beyâz cüllâb idi. Bir günlüğü sehl-i dilberân olup cümle ulemâ ve sulehâlar mübtelâ olup hayli kâr ederlerdi. Bunlar dahi tahtırevânlar üzre dükkânlarında subya bey‘ ederek geçdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 213b ·
metinde göster ·
Havâlesi cânibi batı tarafıdır ve ana nâzır bir kapusu var. Bu kapu tarafında bir su değirmeni var. Ve maşrık tarafına nâzır varoş kapusu ve kıbleye mekşûf gûrhâne ki maşatlık kapusu var. Bu tarafdaki handakı alçakdır, bu kal‘aya herkes girüp seyr [ü] temâşâ edüp bey‘ [ü] şirâlar olundukda hakîr dahi içeri girüp seyr [ü] temâşâ eyledim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 7a ·
metinde göster ·
… ı dağlar gibi yığup üç yüz kırk beş iç ağaları mâbeynlerinde bu esvâbları mezâd
edüp bey
‘ [u] şirâ ederdi.
Hayrât-ı garîbe-i merhûm Melek Ahmed Paşa: Her sene mâh-ı Ramazân gurresinde hazînesin açup alâ tarîki'l-hedâye her ne kadar zî-kıymet esvâb u eskâl ve âlât-ı silâh ve ne kadar zî-kıymet eşyâlar var ise gılmân-ı hâssa meydânında bu kadar eşyâları dağlar gibi yığup üç yüz kırk beş iç ağaları mâbeynlerinde bu esvâbları mezâd edüp bey‘ [u] şirâ ederdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 48b ·
metinde göster ·
… baş derler, ammâ bir esîr oğlana ve kızlara yüz baş ve yüz iki yüz bölme hisâb
edüp bey
‘ [u] şirâlarında altun ve guruş akçe olmadan bir aceb bâzâr ederler. Gâyet ucuz …
Ve bu Çerkez'de dahi akçe pul yokdur. Cümle metâ‘ların değiş dokuş ile geçinirler. Ve bir gûne mâbeynlerinde bölme nâmıyla bir hisâb vardır. Kırk akçe değer bir şey’e bir bölme derler. Ve bir guruşluk şey’e üç bölme der bu hisâb ederler. Bir ata ve bir sığıra ve gayri hayvânlara bir baş iki baş derler, ammâ bir esîr oğlana ve kızlara yüz baş ve yüz iki yüz bölme hisâb edüp bey‘ [u] şirâlarında altun ve guruş akçe olmadan bir aceb bâzâr ederler. Gâyet ucuz ve ganîmet yerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 154b ·
metinde göster ·
… kes dükkânların zeyn edüp gecelerde dükkânların niçe bin kanâdîller ile çerâğân
edüp bey
‘ [ü] şirâ ederler.
Ve rûz-ı ıydeynlerin üç gün üç gecelerinde bu havz-ı azîmlerin etrâflarında cemî‘i me’kûlât [u] meşrûbât fürûht edici ehl-i hıref dekâkîn-i müfîd [ü] muhtasarlar inşâ edüp herkes dükkânların zeyn edüp gecelerde dükkânların niçe bin kanâdîller ile çerâğân edüp bey‘ [ü] şirâ ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 218a ·
metinde göster ·
… im tathîr edüp sulayup serdâb edüp herkes dekâkînlerinde gerd [ü] gubârsız meks
edüp bey
‘ [u] şirâ ederler. Ve gül [ü] sünbül ve zerrîn ve reyhân ve erguvân ve zanbak v …
Ve halkı gâyet pâk ve nazîf ü zarîf olduklarından çârsû-yı bâzârı her bâr huddâmları âzâr ederek dâ’im tathîr edüp sulayup serdâb edüp herkes dekâkînlerinde gerd [ü] gubârsız meks edüp bey‘ [u] şirâ ederler. Ve gül [ü] sünbül ve zerrîn ve reyhân ve erguvân ve zanbak ve gül-i mutabbak mevsiminde kâşî-i çin bardaklar ile cemî‘i dükkânları bu zikr olunan şükûfeler ile zeyn edüp tarîk-ı âmdan güzer eden âdemlerin demâğı mu‘attar olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y38a ·
metinde göster ·
… başında kapusu vardır. Bunda dahi ankâ hâcegîler kâlây-ı vâlâ-yı metâ‘ların arz
edüp bey
‘ [u] şirâ ederler.
Bu şehr-i Mekke içre cümle bin üç yüz dükkândır. Ammâ bâlâda şerîf Berekât iclâsı mahallinde donanma olup cemî‘i sûk-ı sultânî tezyîn olunup tavsîf olunmuşdur. Ammâ hâlâ iki bezzâzistânı vardır. Biri Bâb-ı Selâm kurbunda iki cânibinde kapulu kârgîr binâlı elli dükkânlı bezzâzistân-ı latîfdir. Cemî‘i dünyânın zî-kıymet akmişe-i fâhiri ve cevâhir-i nâdir-i dürr-i yetîmi bunda mevcûddur. Ammâ şâm çârsûsu kurbunda bir çıkmaz sokak içinde kırk aded dükkândır. Bir başında kapusu vardır. Bunda dahi ankâ hâcegîler kâlây-ı vâlâ-yı metâ‘ların arz edüp bey‘ [u] şirâ ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y356b ·
metinde göster ·
… nı sed olup balı matardan mahv olup şem‘-i aseli yerden taşra çıkup re‘âyâ cem‘
edüp bey
‘ ederler. Şem‘-i kâfûrdan beyâz ve amber-i hâm gibi bir râyihası vardır. Bu bal …
Şem‘-i asel ise şiddet-i hârdan yerler yarılup zenbûrlar anda bal yaparlar, bârân-ı rahmet yağdıkda zemînde olan arıların âşiyânı sed olup balı matardan mahv olup şem‘-i aseli yerden taşra çıkup re‘âyâ cem‘ edüp bey‘ ederler. Şem‘-i kâfûrdan beyâz ve amber-i hâm gibi bir râyihası vardır. Bu balmûmunun kırk hâssası vardır. Cümleden muşemmâsı bel ağrısına ve kulunca ve sudâ‘a gâyet nâfi‘dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y387b ·
metinde göster ·