… rin ve hemi ocak ağaların cümle at üstünde iken yanına getirdüp tenbîh ü te’kîd
edüp der
: "Pâdişâh başıyçün ve azîmü'ş-şân Allah hakkiyçün eğer bu anda Bitlîs şehri içr …
Âhir a‘yân-ı vilâyetden cümle ulemâ vü sulehâ vü meşâyih-i sâdât-ı Ekrâd-ı Bitlîs ale'l-acele paşanın pây-ı semendine yüzler sürüp envâ‘-ı tazarru‘ [u] nâlişler edüp "Dâd u feryâd ey vezîr-i âlî-nijâd, hasmınız Hân idi, hamd-i Hudâ münhedim olup firâr etdi. Ya bu kadar ibâdullahı niçün gâret etdirirsüz?" deyü paşaya tazallum arz etdiklerinde cümle ricâları hayyiz-i kabûlde vâkı‘ olup, hemân paşa-yı müdebbir cümle Van eyâleti ümerâların ve cümle ocak beğlerin ve hemi ocak ağaların cümle at üstünde iken yanına getirdüp tenbîh ü te’kîd edüp der: "Pâdişâh başıyçün ve azîmü'ş-şân Allah hakkiyçün eğer bu anda Bitlîs şehri içre yağma vü alan u talanda âdem bulup bir dahi feryâdcılar gelüp tazallum ederlerse sizi azl-i ebed etmek ile mütesellî olmayup başlarınızı keserim. Tiz şehre gidüp yağmacılarınızın aldığı eşyâları ashâblarına redd edin. İşte ben de akîbinizce şehre giderim. Siz bilirsüz." deyü bu beğlere ve ağalara bir sıkı verdi kim sıkılarından dızıkları kopdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 270a ·
metinde göster ·
… âhirli zencîr-i dırâzın bir ucun sağ eline alup dîvânhâne kapusu dibinde feryâd
edüp der
: "Ey diyâr-ı ahâlî-i Urumiyye ve ey hân-ı Türkistân-ı İrân-ı Âzerbaycâniyye! Bi …
Hemân gelen eşik ağası kendi boğazından altun ve cevâhirli zencîr-i dırâzın bir ucun sağ eline alup dîvânhâne kapusu dibinde feryâd edüp der: "Ey diyâr-ı ahâlî-i Urumiyye ve ey hân-ı Türkistân-ı İrân-ı Âzerbaycâniyye! Bilesin âgâh olasuz, bugünkü kadağa-i şâh-ı şâhân Şâh Abbâs-ı Sânî eyle kadağa gelmişdir kim el derpetmeyesüz. Henim güzelce şâhın kayd u bendindesüz" dedikde cümle erbâb-ı dîvân "Emîr şâh-ı İrân-zemînindir." deyü yüzü üstüne yatdılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 299a ·
metinde göster ·
… ürkmân obalarında biraz ta‘âm yeyüp yüz yaşında bir pîr-i nâ-tüvân hakîre hitâb
edüp der
kim,
Bir kûh-ı Demâvend-vâr bir cibâl-i bâlânın üzerinde şekl-i müdevver şeddâdî taş binâ bir kal‘a-i bâlâdır. Ammâ altı ay vîrân ve altı ay Sarvanlı Türkmânı sâkin olurlar, yaylağ-ı azîmdir. Mukaddem Celâlî Karayazıcı girân-bahâ zî-kıymet eşyâların bunda hıfz etmiş bir kal‘a-i bî-hemtâdır. Anın altında Türkmân obalarında biraz ta‘âm yeyüp yüz yaşında bir pîr-i nâ-tüvân hakîre hitâb edüp der kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y158b ·
metinde göster ·
… vezîri var idi. Hîle ve fitnede mâhir ve re’y [ü] tedbîrde kâhir idi. Ser-âgâz
edüp der
: Beyt:
"Âyâ bu kâfir-i bed-kârı nice dünyâ sahîfesinden vücûdların hakk edelim" buyurduklarında meğer bir âkıl u dânâ kâr-âzmûde ihtiyâr vezîri var idi. Hîle ve fitnede mâhir ve re’y [ü] tedbîrde kâhir idi. Ser-âgâz edüp der: Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y162b ·
metinde göster ·
… zre ibtidâ Eski Mısır'ı binâ eden hakkında eyle ayân u beyân ve takrîr ü tastîr
edüp der
ki:
Ve Filistîn ve Kudüs'ü binâ edüp âbâdân etdiler. Ammâ bu hakîrin tetebbu‘ etdüği târîhlerde Tevârîh-i Hıtat-ı Makrızî mu‘teber tevârîhdir. Zîrâ lisân-ı İbrî'de ve lisân-ı Süryânî'de ve lisân-ı Kıbtî'de ve lisân-ı Arabî'de ve lisân-ı Yûnânıyân'da yed-i tûlâ ve bâzû-yı Y 5a tüvânâ sâhibidir. Zîrâ kesret-i seyâhâtde gûyâ Fisagores-i Tevhîdî'dir. Anın kavl-i sahîhi üzre ibtidâ Eski Mısır'ı binâ eden hakkında eyle ayân u beyân ve takrîr ü tastîr edüp der ki:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y4b–Y5a ·
metinde göster ·
… n Hasan serîr-i hilâfete geçüp bir dîvân-ı âlî edüp cemî‘i ulemâ-yı Mısır'a emr
edüp der
kim,
Sultân Süleymân vüzerâlarındandır. Mısır vâlîsi iken bu câmi‘i inşâ edüp ibtidâ cum‘ayı edâ edüp ol gece vâkı‘asında Mahmûd Paşa görür kim Sultân Hasan serîr-i hilâfete geçüp bir dîvân-ı âlî edüp cemî‘i ulemâ-yı Mısır'a emr edüp der kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y95b ·
metinde göster ·