sûhân urmuş kim ile'l-ân cilâsına bir gird-i gubâr te’sîr etmeyüp pûlâd-ı Nahçı …
Ve bu haremin cânib-i erba‘asına nâzır cümle (---) aded pençerelerdir kim her bir şebeke-i hadîdi bâzû kalınlığı âhen pençerelerdir. Üstâd-ı hadîd-kûp san‘at-ı Dâvûdî icrâ edüp eyle sûhân urmuş kim ile'l-ân cilâsına bir gird-i gubâr te’sîr etmeyüp pûlâd-ı Nahçıvânî gibi mücellâ revzenlerdir. Ve bu pençereler üzre cümle (---) câmlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 44a ·
metinde göster ·
… nân'ın baş halîfesi Mi‘mâr Hüsâm binâ edüp var kuvvet-i bâzû-yı mi‘mârîsin sarf
edüp eyle
şîrîn-kârlık ve eyle hûrde-gîrlik ve hûrde tasarruflar etmişdir kim gûyâ yed-i …
dimişler. Süleymâniye Câmi‘in binâ eden Koca Mi‘mâr Sinân'ın baş halîfesi Mi‘mâr Hüsâm binâ edüp var kuvvet-i bâzû-yı mi‘mârîsin sarf edüp eyle şîrîn-kârlık ve eyle hûrde-gîrlik ve hûrde tasarruflar etmişdir kim gûyâ yed-i tûlâsın ayân etmiş. Bu câmi‘in cânib-i erba‘asındaki revzenler üzre çeşm-i tuyûr-misâl hûrde-hayâl-i münakkaş câmlar var kim şems-i âteş-tâbın nûrı, pertev urdukda câmi‘-i nûr pür-nûr olur. Anınçün kubbesinin vasatında Arapça tahrir olunmuşdur. Ve kubbesinin iç yüzi etrâfında kandîl tabakalarıyla ârâste ve niçe bin âvîze maslûbâtlar ile pîrâste olmuş câmi‘dir. Ve Mısır-kârî halıçalar var kim gûyâ kâr-ı Isfahân'dır. Ve bir vâ‘iz [u] nâsıh kürsîsi var kim sad-efkârî-i Hind anın yanında se-efkârîdir. Zamâne doğramacıları ana mânend bir kürsî-i vâlâ etmeğe kâdir değillerdir. Bu câmi‘in cânib-i selâsında olan revzenlerin hâricinde hadîka-i irem-i zâtü'l-imâd misillü bir gülistânı var kim anda olan sünbül ü reyhân ve benefşe vü erguvânın râyihası câmi‘ içre cemâ‘atın dimâğın mu‘attar edüp cümle hoş-elhân bülbüllerin feryâdı âdeme hayât verir. Ancak kıbleye mekşûf bir musannâ‘ kapusu var kim gûyâ bir bâb-ı mu‘allâdır. Atabe-i ulyâsı üzre Karahisârî Hasan Çelebi'si hattıyla müzehheb ve zîbâ câmi‘e târîh
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 276b ·
metinde göster ·
… -) ve mihmândârları vardır. Bu mezkûr ağavâtlar ile şehr-i Tebrîz'i zabt u rabt
edüp eyle
adl-i adâletleri var kim gûyâ adl-i Enûşirvân-ı Kisrâdır, bir ferd-i âferîde bi …
Hâlâ imâristân-ı Tebrîz-i dil-âvîzi beyân eder: Hâlâ dest-i Acem'de Azerbaycân tahtıdır ve hân-ı âlîşânlıkdır. Birkaç kerre hânlar hânlığı olmuşdur. Cümle on bin askere mâlikdir. Müftîsi ve şeyhu's-sâdâtı ve mollası, kelenteri ve münşîsi ve darûgası ve korucubaşısı ve dizçöken ağası ve çiğ yiyen ağası ve yasavul ağası ve eşik ağası (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) ve mihmândârları vardır. Bu mezkûr ağavâtlar ile şehr-i Tebrîz'i zabt u rabt edüp eyle adl-i adâletleri var kim gûyâ adl-i Enûşirvân-ı Kisrâdır, bir ferd-i âferîde bir merdin dâne-i hardalına va‘z-ı yed etmeğe kâdir değildir (---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 298b ·
metinde göster ·
Kadîm Mısır Tevârîhi sâhibi Hıtat-ı Makrîsî bu şehr içün takrîr ü tavsîf
edüp eyle
tahrîr eylemiş kim Tûfân-ı Nûh'dan mukaddemde şehr-i azîm idi. Ammâ ba‘de't-Tûf …
Kadîm Mısır Tevârîhi sâhibi Hıtat-ı Makrîsî bu şehr içün takrîr ü tavsîf edüp eyle tahrîr eylemiş kim Tûfân-ı Nûh'dan mukaddemde şehr-i azîm idi. Ammâ ba‘de't-Tûfân ibtidâ rûy-ı arzda binâ olunan şehr-i azîmlerin biri bu şehr-i Kalinseve'dir. Lisân-ı İbrî'de Kalınsev bir şeyhin ismidir kim Kabâbıta kavmi "Bu Şeyh Kalinseve peygamberdir. Sâm ibn Nûh Kalınsev'dir" derler. Yedi yüz sene mu‘ammer olup bu kal‘ayı inşâ etmeğile anın ismiyle müsemmâ bir şehr-i Kalınsev'dir. Ba‘dehû Buhtunnasr Kürdistân'dan hurûc edüp hûn-ı Yahyâ'yı tâ’ife-i Yahûd'dan almağ içün şehr-i Zağzağa'yı ve şehr-i Taberistân'ı ve şehr-i Kafernahun'u, ya‘nî Sıfet'i ve bu şehr-i Kalinseve'yi harâb u yebâb edüp cümle Yahûdîleri katl edüp bu şehri türâb u yebâb bırakdı. Ba‘dehû Âl-i Emeviyyûn'dan Ömer ibn Abdülazîz beyne'ş-Şâm ve'l-Gazze emn-i tarîk olsun deyü imâr edüp sene 922 târîhinde Selîm-i Evvel'e mutî‘ oldular. Hâlâ Nablus sancağı hâkinde Kakun kal‘ası nâhiyesinde şâhrâhdan ba‘îd bir ormanistân içre bir kal‘a-i kebîrdir kim her taşı kubbe-misâldir. Ta‘rîf ü tavsîfinde zebân kasîrdir. Dizdârı ve neferâtları ve kal‘asında kifâyet mikdârı cebehânesi ve derûn-ı kal‘ada Urbân hâneleri ve taşrada câmi‘i ve hammâmı ve birkaç dükkânları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 45a ·
metinde göster ·
… lmalarının sebebi oldur kim mâbeynimize tâ‘ûn girmesin deyü birbirlerin derâğûş
edüp eyle
çıtâçıt sık olmuşlardı kim mâbeynlerinden su sızmazdı. Ba‘dehû niçe yüz yıl mür …
Ulu'l-azm peygamberlerdendir. Kavm-i Benî İsrâ’îl'e ba‘s olunup ümmetinden biri İslâm ile müşerref olmadıklarından Cenâb-ı Bârî anlara tâ‘ûn-ı ekber verüp şehr-i Askalân'dan taşra firâr ederlerken Cenâb-ı Allah Cibrîl-i Emîn'e emr edüp bunlara "Mûtû bi-emrillah" deyü bir sayha urunca cümlesi ol sayhadan zehresi çâk olup biri biri üzre cümlesi helâk oldular. Kamusu bir yerde helâk olmalarının sebebi oldur kim mâbeynimize tâ‘ûn girmesin deyü birbirlerin derâğûş edüp eyle çıtâçıt sık olmuşlardı kim mâbeynlerinden su sızmazdı. Ba‘dehû niçe yüz yıl mürûrundan sonra Hazret-i Uzeyr bu mevtânın üstühânları üzre uğrayup gördü kim deryâ-misâl âdem üstühânları birbirine çatılmış yatar. Âlem-i hayretde kalup "Yâ Rabbî! Bu ne hâldir kim cümle mevtânın üstühânları bir yerde yatar. Birisi pârekende ve perîşân değildir. Bu ne hikmetdir?" deyü âlem-i tahayyürde iken hâtifden bir nidâ geldi kim "Yâ Uzeyr! Bunlar benim tâ‘ûn azâbımdan kaçup helâk olup senin du‘âna muntazırlardır kim onlara yine hayât verem" nidâsı geldikde Hazret-i Uzeyr du‘â edince el-azametullah cümle uzuvlar birbirine karış katış olmuşken her cesedin kemikleri yerli yerine varup Cenâb-ı Bârî kudretin ızhâr içün cümle kemikler üzre sinirler ve damarlar bağlanup üstüne deriler halk olup ba‘dehû cümlesi hayât bulup ayak üzre kalkup cümlesi bir kerreden Hazret-i Uzeyr'i görünce "Lâ ilâhe illallah, Uzeyrun ibnullah" deyüp hâşâ sümme hâşâ Uzeyr'i Cenâb-ı Bârî'ye şerîk koşup diri eden Hazret-i Uzeyr'i zann etdiler kim sûre-i (---)Arapça dedikleri bu âyet ile müsbetdir. Hâlâ Yahûd kavminin sarı benizli ve kuvvetsiz olup ağızları kokduklarının aslı Hazret-i Uzeyr du‘âsıyla mevtâ iken hayât bulan Yahûd tâ’ifesi neslinde olan Yahûdîlerin hâlâ ağızları leş gibi kokup yüzlerinde ve gözlerinde nûr yokdur. Ba‘dehû Hazret-i Uzeyr Nebî yüz sene mu‘ammer olup ba‘dehû merhûm olup şehr-i Remle-i Filistîn'de defn etdiler. Ba‘dehû Cenâb-ı Bârî kudretin ızhâr içün Hazret-i Uzeyr'e ve hımâr-ı Uzeyr'e hayât verüp üç yüz yıl dahi halkı dîne da‘vet etdüğine Cenâb-ı Allah Habîbi Muhammedü'l-Mustafâ'ya alâ tarîkı'l-hikâye sûre-i (---)Arapça âyeti ki Hazret-i Uzeyr'i ölüden diri edüp yine halkı dîne da‘vet etdüğün bu âyet ile i‘lâm buyururlar. Ba‘dehû yine Hazret-i Uzeyr merhûm olup Yafa şehri hâricinde bu mezkûr mahalde medfûndur. Anınçün Hazret-i Uzeyr'in iki yerde kabri münevveri vardır. Biri Remle'de, biri bu Yafa şehri hâricinde. Mevtâdan hayât bulup iki kerre merhûm olan peygamberin biri bu Hazret-i Uzeyr'dir. Biri kırk kerre ölüp dirilüp külü göğe savrılup yine hayât bulan Hazret-i Çircîs aleyhi's-selâmdır kim Irâk-ı Musul'da medfûndur. Ammâ bu Hazret-i Uzeyr'i, kabr-i şerîfinden İşpaniye küffârı çıkarup Kızılelma'ya götürmek murâd edindiklerinde bir zelzele-i azîm olup şehr-i Askalân ve şehr-i Filistîn-i Remle ve şehr-i kal‘a-i Kalinseve ol zelzeleden harâb olup içindeki cümle kefereler dahi helâk olup bu bilâd-ı selâse üç yüz sene vîrân yatup imâr oldukda Mısır pâdişâhlarından el-Melikü'l-Kâmil asrında yine 46a İşpaniye küffârı Kudüs'e istîlâ etdiklerinde Hazret-i Uzeyr kabrine vaz‘-ı yed etmeğe cür’et edemeyüp Hazret-i Uzeyr'in hımârı üstühânların kabrinden çıkarup hâlâ hımârın iki ön ayakları Nemse çesarının hazînesinde cevâhir kutu ile hımârın tırnakların cümle mücevher edüp hazînelerinde mahfûzdır. Ve kıç ayakları İşpaniyye Kızılelması'nın İrimpapa hazînesindedir. Sâ’ir üstühânları yine şehr-i Yafa kurbunda Hazret-i Uzeyr cenbinde medfûndur. Küffâr ol sene kim Kudüs'e istîlâ etdüğü mahalde Malta küffârı fırsat bulup Nablus kurbunda karye-i Sabastiyye'den Hazret-i Yahyâ'nın cesed-i şerîfin serîka edüp Tarsûs bâbında karargâhları olan Karagözgez nâm kal‘aya götürdüler. Anı Me’mûn Halîfe feth edüp Malta küffârı cesed-i Yahyâ ile kal‘a-i Malta Rodosu'na vardılar. Sene 928 târîhinde anı dahi Süleymân Hân muhâsara etdükde cesed-i Yahyâ'yı hâlâ Malta olan cezîrede Hazret-i Yahyâ'nın vücûd-ı şerîfi anda cevâhir sanduka içinde Sencuvan hazînesinde mahfûzdır. Sencuvan, vücûd-ı Yahyâ Nebî'dir. Anı kendülere ricâl-i gayb edinüp anın dest-i şerîfi nakşı olan bayrakların açup ne cânibe teveccüh ederlerse mansûr olurlar. Ve Malta küffârının cemî‘i küffâr mâbeyninde mu‘azzez ü mükerrem olmaları Hazret-i Yahyâ cesedi anlarda olduğundandır, kim Sencuvan nâmıyla şöhret bulmuşdur. Ammâ ser-i sa‘âdetleri Şâm-ı şerîf kal‘asında câmi‘-i Ümeyye vasatında zîr-i zemîn içre bir altun tepsi üzre re’s-i şerîf-i Hazret-i Yahyâ hâlâ andadır. Sene 797 târîhinde Timurlenk açup ziyâret edüp manzûrı olmuşdur. Ammâ bu Yafa şehrinde Hazret-i Uzeyr'in kabr-i şerîfin bir ferd açmağa kâdir olmamışlardır. Her peygamberin hayât-ı sa‘âdetlerindeki gibi kimi celâl, kimi cemâl sâhibidir. Hazret-i Uzeyr celâl sâhibi olmağıla kabr-i şerîfine bir kral-ı dâl vaz‘-ı yed etmeğe kâdir olmamışlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 45b–46a ·
metinde göster ·
kalem-i direfş-i pans urmuş kim gûyâ her bir şükûfe birer gûne-i ter u tâze-i v …
Evsâf-ı dârü't-tedrîs-i tahsîl-i ulûm: Cümle (---) aded medresedir. Evvelâ cümleden Kızıl medrese derler bir medrese-i ibretnümâdır kim diyâr-ı İslâmiyyede eyle bir dâr-ı ulûm ne binâ olunmuşdur veyâ olunur. Timur gördükde engüşt ber-dehen edüp binâsına hayrân kalmışdır. Kal‘a kapusu gibi bir bâb-ı mu‘allâsı var. Gören adamın aklı perîşân olur. Üstâd-ı mermer-bür bu kapunın yemîn ü yesârına ve atabe-i âlîsine ve tâk-i Havernâklarında mermerlere eyle tîşe urup Cenâb-ı Bârî yed-i kudretiyle halk etdüğü cemî‘i şükûfelerin tâbıku'n-na‘l bi'n-na‘l eşkâl-i ezhârâtı bu kapuya nakş edüp eyle kalem-i direfş-i pans urmuş kim gûyâ her bir şükûfe birer gûne-i ter u tâze-i verd-i handân ve benefşe ü ergavân ve sünbül ü reyhân ve islîmîler ve zerrîn müşebbek-i Rûmîlerdir ve yetmiş seksen kat girişme zihları kapunun yemîn ü yesârına eyle nakş eylemiş kim gûyâ her biri nakş-ı Mânî ve Erjeng ve Bihzâd ve Ağa Rızâ ve Frenk Mânî'dir kim her bir tasarrufları birer gûne sihr-i mübîn mertebesi nakş-ı bukalemûn-ı ibret-nümûndur. Kapunun atabe-i ulyâsı üzre târîhi budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 75a ·
metinde göster ·
… altında yedi küp altun ve cevâhir medfûndur. Anları çıkarmağa bu hakîri mübâşir
edüp eyle
bir gencîne-i firâvân pâdişâha müyesser ola" dedikde derhâl Süleymân Hân Zâl Ce …
Ba‘dehû Piyâle Paşa feth-i fütûh haberiyle pây-ı taht-ı Süleymân Hân'ı bûs edüp Sakız cenerali huzûr-ı pâdişâhîde zemîn-bûs edüp İslâm ile müşerref oldukda eydür "Pâdişâhım, ecdâdın Yıldırım Bâyezîd Hân asrında Karadeniz'in Rûm canibinde Babadağı şehri kurbunda Köstence kal’ası bizim Ceneviz kralının idi. Yıldırım Han ceddin zor-ı bâzû ile ol kal‘ayı cebren ve kahren elimizden alup cümle bakıyyetü's-seyfimiz gemilerle Kefe'ye firâr etdikde Köstence kal‘ası harâbında liman kapusu eşiği altında yedi küp altun ve cevâhir medfûndur. Anları çıkarmağa bu hakîri mübâşir edüp eyle bir gencîne-i firâvân pâdişâha müyesser ola" dedikde derhâl Süleymân Hân Zâl Ceneviz kapudanlığından İslâm ile müşerref olana dergâh-ı âlî kapucubaşılığı ihsân edüp üç yüz tevâbi‘iyle şehr-i Köstence'ye varup ol mahall-i kenzden eliyle komuş gibi defîneyi çıkarup yedi aded Husrevânî leb ber-leb Takyanusî filoriden mâ‘adâ niçe bin aded âlât-i silâh ve niçe bin kıt‘a la‘l u yâkût ve elmas u zümürrüd çıkar kim hesâbın Hallâk-ı ezel bilür. 126a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 125b–126a ·
metinde göster ·
… kâş, yed-i tûlâsını ayân etmek içün bu yigirmi aded kıbâblara var makdûrun sarf
edüp eyle
kıl kalem urmuşdur kim cemî‘i ressâm-ı dünyâ temâşâsına gelüp kıl kadar aybın b …
Sitâyiş-i harem-i muhterem, câmi‘-i binâ-yı hurrem : Bu harem-i ferah-fezânın tûlu kâmil yüz kademedir. Arzen kâmil iki yüz kademedir. Ve üç aded harem kapusudur. Bâb-ı yemîni ve bâb-ı kıblesi yedişer aded taş nerdübânlar ile urûc olunur, ammâ bâb-ı yesârı nerdübânsızdır. Bu haremin cânib-i erba‘asında yan soffaları üzre {18 aded} ahmer-gûn ve sebz-gûn ve amûd-ı somakiler ve sütûn-ı Zenbûrîler ve imâd-ı yarakânîler ve mermer-i hâmlar ve ebr-gûn direkler var kim kırk bir sene seyâhat etdiğimiz dâr-ı diyârlarda nazîrin görmedik. Serâmed amûd-ı gûnâ-gûnlardır kim gûyâ her biri bu câmi‘de tâ‘at [u] ibâdât-ı Yezdân etmeğe el bağlamış amûdlardır kim misli gûyâ vech-i arzda İslâmbol'un Süleymâniyye'sinde ve Kuds-i Şerîf'in Mescid-i Aksâ'sında ola. Ve bu mezkûr elvân sütûnlar üzre kâmil yigirmi aded kubbe-i mînâlardır. Her biri alemleriyle haremin etrâfın müzeyyen edüp her bir kıbâblar hübâb-misâl alem olmuşdur. Bunda dahi bir ibret-nümâ temâşâgâh oldur kim üstâd-ı Mânî nakkâş, yed-i tûlâsını ayân etmek içün bu yigirmi aded kıbâblara var makdûrun sarf edüp eyle kıl kalem urmuşdur kim cemî‘i ressâm-ı dünyâ temâşâsına gelüp kıl kadar aybın bulmamışlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 152b ·
metinde göster ·
… r-i Yezdân ederler. Kemâl Paşazâde keşf-i râz etmeyüp bu hücrede tekmîl-i fünûn
edüp eyle
âlim ü fâzıl olur kim ferîd-i asr, mütebahhirînden gavvâs-ı ma‘ânî olup hakkâ k …
Ale's-sabâh Kemâl Paşazâde taşra çıkınca görse kim kapusu önünde imâm ve mü’ezzin ve cemâ‘atler tâbût hâzır edüp su ıssı etmişler. Kemâl Paşazâde'yi görüp vâlih ü hayrân kalup şükr-i Yezdân ederler. Kemâl Paşazâde keşf-i râz etmeyüp bu hücrede tekmîl-i fünûn edüp eyle âlim ü fâzıl olur kim ferîd-i asr, mütebahhirînden gavvâs-ı ma‘ânî olup hakkâ ki müfti's-sakaleyn olup âhir Süleymân Hân-ı Gâzî asrında Mısır kadı‘askerliğinden ma‘zûl olup {İslâmbol'da} şeyhülislâm iken dâr-ı selâmı selâmlayup Edirnekapusu hâricinde bir demir şebeke içre üstü mekşûf bir merkad-i muvakıdede medfûndur. Masrû‘ olan cânlar yedi cum‘a ertesi ale‘s-sabâh ziyâret edüp hâk-i pâk-i anber-âsâ türâbından sehel tenâvül ederler, bi-emrillâhi Te‘âlâ sıhhat bulup gider. Bu sultânın irtifâ‘-ı kadrine sebeb bu Edirne'deki (---)(---) medresesi hücresi olmuşdur. İlâ hâze'l-ân ol hücre-i sultân mesdûddur. Yanına varmağa bile cür’et edemezler. Eyle bir mahûf hücredir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 157b ·
metinde göster ·
… tdim ve Sivas'da efendilerimiz vâlî iken Keskin ve Bozok'da niçe hizmetler zabt
edüp eyle
şey görmedim ve yine bu deccâl halk Rûmeli'nde Silistre eyâletinde Deliorman nâ …
Bu abd-i hakîr Bağdâd fethinden berü ol semtleri geşt ü güzâr etdim ve Sivas'da efendilerimiz vâlî iken Keskin ve Bozok'da niçe hizmetler zabt edüp eyle şey görmedim ve yine bu deccâl halk Rûmeli'nde Silistre eyâletinde Deliorman nâhiyesinde ve Karasu nâhiyesinde ve Dobruca vilâyetinde şâhseven ve mum söndürenler ile şâh taclığı er ve avretler var derler. Hudâ âlimdir belki elli kerre ol diyârlarda ülfet edüp hizmetler zabt etdim. Ammâ eyle nâ-şer‘î iş görmedik. Lâkin bî-namâzı ve gûyende avret sevici âdemleri vardır. Ammâ Şâm içinde Sâzenikler mahallesi vardır. Halkından Acem hakkı alırlar ve cümle Şâm'ın Dürzî ve Timânî dağlarında nohudî mezheb âdemler var kim Kızılbaşlığı yetmiş mertebe öte geçdikleri Şâm ve Şâm-ı Trablus seyâhatlerimizin cild-i (---) inde mufassal tahrîr olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 297a ·
metinde göster ·
Ba‘dehû Şît Nebî ile Âdem Nebî şehr-i Kûfe'ye gelüp imâr etdi. Andan Şît Nebî evlâdları bu şehr-i Basra'yı imâr etdiler. Ve ba‘de't-Tûfân Hazret-i Nûh imâr etdi. Ba‘dehû Yemen tebâbi‘aları ile imâr etdi. Andan Hazret-i Ömer hilâfetinde Hazret-i Ömer radıyallahu anh sene (---) târîhinde dest-i hâricîden feth edüp Sâriyetü'l-Cebel hazretlerin hâkim nasb edüp üç yılda hâk-i amber-pâk ile bir kal‘a binâ edüp niçe bin sahâbe-i kirâm Mekke ve Medîne ve Yemen ve Aden'den hicret edüp eyle imâr eylediler kim zamân-ı adâlet-i adl-i Ömer'de ehl-i İslâm diyârlarında bundan mu‘azzam şehr-i kebîr yok idi. Cümle yedi bin mihrâb cevâmi‘ ü mesâcidler idi. Hâlâ eser-i binâları zâhir ü bâhirdir. Ve altı yüz medrese ve bin aded hân u hammâm ve yedi bin aded dekâkîn-i bezzâzistân ve iki yüz aded imâret-i dârü'l-ıt‘âm ve yetmiş altı bin hânedân var idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 359b ·
metinde göster ·
Ba‘dehû Hazret-i Nûh ba‘de't-Tûfân bu Cûde şehrin ibtidâ rûy-ı arzda binâ
edüp eyle
imâr oldu kim cemî‘i dünyâya benî Âdem bu Cûde şehrinden istîlâ edüp Cûde'de vü …
Ba‘dehû Hazret-i Nûh ba‘de't-Tûfân bu Cûde şehrin ibtidâ rûy-ı arzda binâ edüp eyle imâr oldu kim cemî‘i dünyâya benî Âdem bu Cûde şehrinden istîlâ edüp Cûde'de vücûda gelmişlerdir. Ba‘dehû cebel-i Cûde üzre Hazret-i Nûh bir câmi‘ binâ edüp hâlâ ol câmi‘e kavm-i Ekrâd câmi‘-i Sülupeyân derler, ya‘nî halâs olanlar câmi‘i demekdir. Ol asırda bu câmi‘in levhaları ve gayrı haşebleri ve amûdları cümle keştî-i Nûh levhasından idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 383a ·
metinde göster ·
… ba mâl-ı firâvân ile gûnâ-gûn akmişe-i fâhireler gelüp Leh kralı nâmesinde ricâ
edüp eyle
tahrîr etmiş kim,
Bu târîh-i nâ-merbûtumuzu Hân'a arz etdikde beş esîr ve beş at ve bir semmûr kürk ve bir gümüş eğerli yorga bârgîr ve bir sırma mebrûm tîrkeş ile yüz altun ihsân edüp beyne'l-akrân safâ kesb etdik. Bu gazâ-yı meserretden sonra Leh kralından ve Krakov kralı Varşalka'dan yigirmişer araba mâl-ı firâvân ile gûnâ-gûn akmişe-i fâhireler gelüp Leh kralı nâmesinde ricâ edüp eyle tahrîr etmiş kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 44b ·
metinde göster ·
… ü kenârında Piyâle Paşa kal‘asına muttasıl şekl-i murabba‘ bir kal‘a-i musanna‘
edüp eyle
metânet üzre inşâ etmişdir kim öbür kal‘alar bunun yanında gûyâ kara çavlı binâ …
Bu kal‘ayı dahi sene 1036 târîhinde Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘ fermânıyla Kapudan Hasan Paşa Çelebi donanma-yı hümâyûn ile gelüp bu kal‘ayı nehr-i azîm Özü kenârında Piyâle Paşa kal‘asına muttasıl şekl-i murabba‘ bir kal‘a-i musanna‘ edüp eyle metânet üzre inşâ etmişdir kim öbür kal‘alar bunun yanında gûyâ kara çavlı binâ-yı sâdelerdir, zîrâ nehr-i Özü kenârında vâki‘ olmağile dâ’imâ Kazak niçe yüz pâre şaykalarıyla gelüp buna sarılup bunun önünden ubûr edeceği muhakkak olduğundan Murâd Hân'ın tenbîh [u] te’kîdiyle bu kal‘a metânet üzre çâr-kûşe şeddadî ve rıhtım binâ-yı âlî olup nehr-i Özü kenârında gâyet metîn tabya-i azîmler ve kulle-i metînler ve gûnâ-gûn ceng tasavvuru içün birbirlerin korudur dirsekleri ve kal‘adan aşağı düşmana taş bırağacak medîneli kilvili mukarnaz baca delikleri ile ârâste ve gûnâ-gûn âlet-i silâh-ı ceng ile pîrâste olmuş kal‘a-i metîndir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 55a ·
metinde göster ·
… firleri herse edüp birkaç güllelerimiz kâfirin getirdiği şayka toplarına isâbet
edüp eyle
sît u sadâ 58a verüp hezâr pâre oldukda her pâresi bin aded mikdârı küffârlar …
Hemân kâfir meterislerin gitdikçe dahi ileri sürüp gelirken kal‘adan bunlara balyemez topları urunca balyemezler anların [ne] bal fıçısı siperlerin kodu ve ne İngilis topların kodu. Hattâ yukaru eski kal‘ada şakşakî Paşa ve Sultân Ahmed'in Kalender Paşa'sı ve Kırım diyârında Gözlev kal‘asın ve bu Özü kal‘asın binâ eden Macar Alî Paşa'nın ve mezkûr paşaların nâmdâr topları kapakları dahi henüz açılmamış idi. Her bir top kim birer Mısır hazîne ve birer kal‘a değer top-ı kûplardır. Ol topların önünde handak kenârında küffâr-ı dûzah-karâr gûnâ-gûn hıyel ü şeytanata mukayyed iken hemân mezkûr toplara bir fitilden âteş edince cümle ol mahalde olan kâfirleri herse edüp birkaç güllelerimiz kâfirin getirdiği şayka toplarına isâbet edüp eyle sît u sadâ 58a verüp hezâr pâre oldukda her pâresi bin aded mikdârı küffârlara isâbet edüp niçe yüz küffârı sarhoş kusmuğuna döndürüp helâk oldular. Ve orta kal‘ada dahi kuşlu top aslâ atılmayup ol tarafda küffâr-ı bed-girdâr alâ mele’i'n-nâs deryâdan çırnıkların karaya çıkarup siper ederek kal‘a altına meteris etmeğe(?) gelirken hemân mezkûr kuşlu topa âteş edince kâfirin çırnıkları siperlerine top güllesi isâbet edüp bu tarafda dahi küffâr demet demet leş olup yatdılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 57b–58a ·
metinde göster ·
… r ile kal‘aya atup yine kal‘asına firâr etdikden sonra hakîr mektûbları kırâ’at
edüp eyle
tahrîr etmişler kim,
"Fişenglerimiz yokdur" dediklerinde fi'l-hâl hakîr on dâne badaluçka fişengler yapup mektûbları fişengler ile atdıkda hikmet-i Hudâ beş aded fişeng derûn-ı kal‘aya ve ikisi taşraya düşüp anlar mektûbları kırâ’at edüp yine anlardan bir serdengeçdi yiğit azharun mine'ş-şems bizim kal‘a altına gelüp derûn-ı kal‘aya üç aded mektûblar oklar ile kal‘aya atup yine kal‘asına firâr etdikden sonra hakîr mektûbları kırâ’at edüp eyle tahrîr etmişler kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 59b ·
metinde göster ·
… ırf ve Boğdan istîlâ edüp ba‘dehû sene 889 târîhinde Sultân Bâyezîd-i Velî feth
edüp eyle
virân kalmışdır. Nehr-i Tuna'dan azmış bir bataklı ve sazlı ve göllü bir mahald …
Bu kal‘aya anlardan sonra Bulgar ve Sırf ve Boğdan istîlâ edüp ba‘dehû sene 889 târîhinde Sultân Bâyezîd-i Velî feth edüp eyle virân kalmışdır. Nehr-i Tuna'dan azmış bir bataklı ve sazlı ve göllü bir mahalde bir sivri yalçın kaya üzre şekl-i muhammes bir şeddadî taş binâ bir kal‘a-i hâlîdir, ammâ sehel şey ile amâr olsa Babadağı şehri emn [u] emân olurdu, zîrâ zamânımızda bir iki kerre Kazak kâfiri Baba şehrin nehb u gâret etmişdir, ammâ bu kal‘a-i ibret-nümâ zemînîdir. İçinde âdem ve âdemî-zâd yokdur. Kış günü içinde çobanlar ile keçiler ve koyunlar kışlar. Hisâbın Hudâ bilür. Kekliği ve çili ve gayrı {kuşları çokdur}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 67b ·
metinde göster ·
… hoş-binâ hammâm-ı müferrihdır kim üstâd-ı mühendis bu germâba var makdûrun sarf
edüp eyle
nezâketler ile bir tar[z u] tarh-ı hammâm etmiş kim gûyâ kâr-ı Koca Mi‘mâr Sinâ …
Ve cümle iki aded hammâmı var, ammâ Büyük hammâm'ın bânîsi ma‘lûmum değildir, lâkin gâyet kebîr ve musanna‘dır kim diyâ[r-ı] Rûm'da nazîrin görmedim. İllâ İslâmbol'da Çukur hammâm ve şehr-i Marzifon'da Nazargâh-ı beyne'n-nâs hammâmı ve şâm'da Defterdâr Mustafâ Paşa hammâmı, Mısır'da Âbidîn hammâmı ve Cerce'de Alî Beğ hammâmı gâyet müferrih ve dil-küşâ hammâm-ı rûşinâlardır, ammâ seyyâhân-ı berr ü bihârân bu Kıratova hammâmın merkûm hammâmlardan musanna‘ ve hoş-binâ hammâm-ı müferrihdır kim üstâd-ı mühendis bu germâba var makdûrun sarf edüp eyle nezâketler ile bir tar[z u] tarh-ı hammâm etmiş kim gûyâ kâr-ı Koca Mi‘mâr Sinân'dır ve cânib-i erba‘asındaki dîvârlarında gûnâ-gûn selsebîller revân olup her halvetinde fıskıyye ve şazrevânlar pertâb edüp şâhnişînli hammâm bir diyârda yokdur. İllâ Selânik'de (---) Paşa hammâmında nerdübân ile çıkılır bir şâhnişîni vardır, ammâ bu gayrı mükerrerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 173a ·
metinde göster ·
müzeyyen etmiş kim ol asırda bu kârhâne içre beş altı bin kîseye mâlik hâceler …
Ve cümle altı aded hân-ı tüccârân-ı sevdâgerânları var. Cümleden Gâzî Mihal Beğ hânı, münhedim etdiği kâfirden kalma kal‘anın taşından bezzâzistân-ı dîv inşâ edüp eyle müzeyyen etmiş kim ol asırda bu kârhâne içre beş altı bin kîseye mâlik hâceler var imiş. Bin beş târîhinde Eflak küffârı Tuna nehri tonunca buz üstünden ubûr edüp bu şehri ıhrâk bi'n-nâr edüp bu bezzâzistândan beş Mısır hazînesi mâl alup dârü'l-bevârlarına gider. Ba‘dehu bu bezzâzistânı Mihaloğulları yetmiş ocak bir hân-ı azîm binâ etmişler kim hâlâ kal‘a-misâl bir vekâle-i bî-misâl-i pür-me’âldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 56a ·
metinde göster ·
… ya berâber topları dahi atmadılar ve şeb [ü] rûz ikdâm-ı tâm ile sa‘y [u] kûşiş
edüp eyle
savaş-ı perhâş ederler kim Sultân Ahmed zamânı yine bu Kanije'ye Tiryâkî Hasan …
"Eğer Kanije'ye bugün ve yarın yetişirsek hoş ve illâ Kanije elden gitdi. Bu tulum ile Kanije gölünden yüzerek da‘vâ-yı merd ile cân u başım gâzîlerin ve dîn-i Muhammedî'nin uğuruna koyup kâfir içinden huzûruna geldim. Feryâdımı dinle cânım vezîr. Yedi kral üç kerre yüz bin asker ile ve yedi koldan yetmiş pâre balyemez ile kal‘ayı döğerler, ammâ kal‘ada askerimiz azdır ve zahîremiz yokdur, ammâ bârûd cebehânemiz gâyet çokdur ve paşamız Yentür Hasan Paşa ve Kanije gâzîleri ilâ hâze'l-ân altı bin asker ile şeb [ü] rûz ceng edüp küffârı Kanije gölüne komadılar ve Ölesi nâm varoşa ve Bereklik nâm mahalleye kâfiri uğratmadılar ve aşağı suya berâber topları dahi atmadılar ve şeb [ü] rûz ikdâm-ı tâm ile sa‘y [u] kûşiş edüp eyle savaş-ı perhâş ederler kim Sultân Ahmed zamânı yine bu Kanije'ye Tiryâkî Hasan Paşa yedi kral ile böyle germâ-germ ceng etmemişdir, ammâ feryâdımız zahîre kılletidir ve bir aydan berü imdâd gelmeyüp niçe yüz gâzîlerimiz top güllesinden şehd-i şehâdet piyâlesinden nûş edüp huld-i berîne gitdiler ve mecrûhlarımız ac u zâc u muhtâc oldular ve niçe yüz aded ibâdullâh cû‘dan öldüler. Yine böyle iken ta‘yîn olunan imdâdlar bir aydan berü gelmediler ve yine ahâlî-i Kanije tekâsül etmeyüp hâlâ germâ-ger[m] ceng [ü] cidâl ve harb u kıtâl ederler, ammâ efendim Kanijeli gâzîlerinin açlıkdan cânları gelmişdir. Küffâr-ı hâksâr gördü kim bu kal‘a-i Kanije bir deryâ içinde fethi günden güne müşted oldu. Âhir-i kâr mel‘ûn krallar hîleye sâlik olup bu dâm-ı tezvîri re’y-i ahsen görüp ba‘zı mekâtîbleri dürûğ-âmîzler peydâ edüp zemberek oklarıyla Kanije kal‘ası içine atdı. Hasan Paşa kuluna mektûbları getirdiler, ammâ içinde küffâr niçe hezeyân sözler yazmış. Sultânım huzûrunda söyleyecek kelimâtlar değildir" dedikde Sadrıa‘zam bu feryâda gelen ebü'l-kelâm yiğidin muntazamu'l-kelâmlarından hazz edüp "Söyle yiğit" dedikde ol fetâ-yı hâzır-cevâb eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 178a ·
metinde göster ·
… ng-pesend ibret-nümâ kâhlar var kim her birinde üstâd-ı kâmil birer san‘at kasd
edüp eyle
tasarruflar ile mebnî kasr-ı Havarnakların her birinde Freng Mânî ve Erjeng nak …
Ve bu şehrin ortasında nehr-i (---) cereyân eder. Bir küçük uyûn-ı câriyedir, ammâ âb-ı hayâtdır. Küçük Alman'dan gelüp niçe kurâ ve kasabât ve belîdeleri rey edüp bu şehir içinde bâğ u bâğçeleri sakıy ederek şehrin alt yanında nehr-i Tuna'ya mahlût olur. Ve bu şehrin iki cânibinde serâpâ bâğ u bâğçe ve gül-i gülistân ve hadîka-i Rıdvân misilli bâğ-ı Aspuzular gibi cinînlerde gûnâ-gûn kasr-ı âlîler ve havz u fevvâre ve sâkıyeler ile müzeyyen maksûreler ve nüzhet-âbâd ve Freng-pesend ibret-nümâ kâhlar var kim her birinde üstâd-ı kâmil birer san‘at kasd edüp eyle tasarruflar ile mebnî kasr-ı Havarnakların her birinde Freng Mânî ve Erjeng nakkâşların nakş-ı bûkalemûn-ı ibret-nümûn sihr-âsâr nakışları var kim ilm-i kalemde behresi olan engüşt ber-dehen edüp vâlih ü hayrân olur. Hattâ cümle Beç kal‘asının a‘yân u zurefâ kefereleri bu şehirde ve bâğ u bâğçelerinde aylarca ve haftalarca zevk u safâlar edüp cümle dilberânları ve mahbûbe kızları bu şehir içre cereyân eden nehirde şinâverlik edüp bâde vü arak keyfi germiyyetiyle birbirleriyle kuc kucak olup zevk-i bucak ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 51a ·
metinde göster ·
… özleri ve elleri ve ayakları hareket edüp gören âdem ol hayvânları hayâtda zann
edüp eyle
hareket eder. Anı ise üstâd-ı kâmiller çarhlar ile hareket etdirüp sâ‘at etmişd …
Ve münebbihli ve mîkât ve ay ve günlü ve ebrâclı ve mâhiyyeli ve rûznâmeli asma çalar sâ‘atler işlenir. Ve cemî‘i ecnâs-ı mahlûkâtın tasvîrâtlarıyla gûnâ-gûn sâ‘at inşâ ederler kim gözleri ve elleri ve ayakları hareket edüp gören âdem ol hayvânları hayâtda zann edüp eyle hareket eder. Anı ise üstâd-ı kâmiller çarhlar ile hareket etdirüp sâ‘at etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 57b ·
metinde göster ·
Lâkin Hudâ'ya ayândır, kaçan kim elçi paşamızla Nemse kralına Beç kal‘ası içinde buluşduğumuzda akd-i sulh mahallinde Nemse çâsârı elçi paşadan bu Seykelhit kal‘asının münhedim olmasını ricâ etdikde bu ednâ hakîr u fakîr nihânîce elçi paşaya "Rızâ vermen" dedim. Hamd-i Hudâ sözüm te’sîr edüp eyle olup bu kal‘anın inhidâmına izin vermedi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 88b ·
metinde göster ·
bir gırîv ü feryâdlı uruş olmuşdur kim Hûşeng Şâh ve Cingiz Hân ve Tohtamış Hân …
Öte tarafda dahi Âdil Noğay ve Bucak Tatarı kırk elli bin asker ile hân askerine mukâbil olup hemân der-ceng-i evvel Noğay askeri at başı berâber olup "yov yov" sadâsıyla hân-ı âlîşân askerinin kapukulu üstüne düşüp iki başdan asâkir-i müslimîn birbirlerine girüp eyle tîr-i bârân etdiler kim güneşin te’sîri yere eser etmeyüp er süheyli ve at süheyli eflâke peyveste olup kâmil üç sâ‘at-i nücûmî neberd-i sultânî olup âhıru'l-emr Hân tarafı sûre-i Ve'l-âdiyâtı dabhan hürmetine Noğay Tatarları münhezim olup alacıkları ve koşlarına kaşdıklarında Kırım askeri kavm-i Noğay'ın akîblerine düşüp Noğay'ın ehl [ü] ıyâli obalarına vardıklarında kavm-i Noğay avretlerinden nâmûs edüp eyle bir gırîv ü feryâdlı uruş olmuşdur kim Hûşeng Şâh ve Cingiz Hân ve Tohtamış Hân ve Timur Hân ve Mengli Geray Hân'dan ber[ü] böyle bir savaş-ı perhâş olmamışdır, zîrâ bir yanında Âdil Geray askeri ve bir yanından obalardaki avret ve oğlan Kırım Badrağı kavmi başına üşüp evvelki cengden ziyâde bu obalar içinde Kırım askerinin çoğu câm-ı şehâdet-i şehdî şerbetin nûş etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 105b ·
metinde göster ·
Memdûhât-ı sanâyi‘âtından: Bu mezkûr taşdan beyâz ve musanna‘ tütün lüleleri
edüp eyle
münakkaş ederler kim gûyâ nakş-ı Mânî'dir. Ve gûnâ-gûn kâseler ve buhûrdânlar v …
Memdûhât-ı sanâyi‘âtından: Bu mezkûr taşdan beyâz ve musanna‘ tütün lüleleri edüp eyle münakkaş ederler kim gûyâ nakş-ı Mânî'dir. Ve gûnâ-gûn kâseler ve buhûrdânlar ve fincân-ı münakkaşlar edüp sarı şem‘-i asel ile tertîb edüp gûyâ altun olur. Ve tereyağı sürseler gûyâ seng-i hârâ olup vilâyet vilâyet lüle ve kâse ve fincânların hedâyâ götürürler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 247b ·
metinde göster ·
musanna‘ bedenler etmiş kim bir gayri sûr-ı üstüvârlarda eyle dendân-ı bedenler …
Ve cümle yedi bin yedi yüz yetmiş yedi aded dendân-ı bedenler üzre üstâd-ı mühendis san‘at-ı mi‘mârîsini arz edüp eyle musanna‘ bedenler etmiş kim bir gayri sûr-ı üstüvârlarda eyle dendân-ı bedenler yokdur. Ve cümle der-i dîvârları eniş ve yokuş kayalar üzre vâki‘ olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 258a ·
metinde göster ·
… hûn'a [mahlût olur] anı dahi at ile güzer edüp Arslanlı beline iki sâ‘atde urûc
edüp eyle
bir çengelistân u hıyâbân gûnâ-gûn meyve ile memlû bir teferrücgâh yayladır. Am …
Nehr-i Ak Cihân: Bu dahi Arslanlı yaylağından gelüp nehr-i Y 158b Ceyhûn'a [mahlût olur] anı dahi at ile güzer edüp Arslanlı beline iki sâ‘atde urûc edüp eyle bir çengelistân u hıyâbân gûnâ-gûn meyve ile memlû bir teferrücgâh yayladır. Ammâ her kûçe ve pûçesinde kemîngâh yerler var kim cümle râyihası hûn-ı insân şemm olunur bir vatan-ı aşkıyâ-yı Türkmân-ı bî-îmândır. Ve bu mahûf mahalleri ubûr ederken refîklerimiz "Vallâhi bî-tâb ve bî-mecâl kaldık. Şu görinen kal‘aya varalım, ta‘âm yeyelim" dediler. Hakîr dahi teba‘iyyet edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y158a–Y158b ·
metinde göster ·
… larına varmağı men‘ edüp gâr kapusundan du‘â ederler. Hakîr dahi bu pendi kabûl
edüp eyle
du‘â etdik ve şefâ‘atlerin ricâ eyledik. Ve bunlardan taşra ol bâğ-ı iremde bir …
Ziyâretgâh-ı evlâd-ı Hazret-i İshâk ve evlâd-ı Hazret-i Ays: Bir kûhsârın dâmeninde bir gâr-ı azîm içre on iki vücûd-ı şerîf âsûdedirler. Ammâ medfûn değillerdir, zîrâ türâb yokdur. Kimi oturur ve kimi yatır ve kimi sücûd eder şeklinde hâlleri üzre âsûdedirler. Be-kavl-i tevârîh bunlara suhuf nâzil olmuş nebîlerdir, deyü tahrîr etmişler. Ammâ türbedârlar bunların yanına varmağa men‘ edüp rızâ vermezler, zîrâ kefenleri mürûr-ı eyyâm ile rîze rîze olup ba‘zı Y 207a avret yerleri mekşûf imiş. Ol ecilden huzûrlarına varmağı men‘ edüp gâr kapusundan du‘â ederler. Hakîr dahi bu pendi kabûl edüp eyle du‘â etdik ve şefâ‘atlerin ricâ eyledik. Ve bunlardan taşra ol bâğ-ı iremde bir kaya dâmeninde bir kubbe-i âlî içre,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y206b–Y207a ·
metinde göster ·
… mâşâ eyledik. El-azemetü lillâh bu kûh-ı bâlâları kehf-ender-kehf gâr-ender-gâr
edüp eyle
sarây-ı âlîler ve kâ‘a-i azîmeler var kim bu ibret-nümâyı bir diyârda temâşâ et …
Hazret-i Hûd ve Hazret-i Sâlih ve Hazret-i Semûd ve Hazret-i Kaffâh bunda sâkinler idi. Ve Semûd kavmine ba‘s olunmuşlar idi. Huccâcın önünden nihâyeti ubûr edince yetmiş seksen salt atlı refîk-ı yâr-ı muvâfık ile bu şehri seyr [ü] temâşâ eyledik. El-azemetü lillâh bu kûh-ı bâlâları kehf-ender-kehf gâr-ender-gâr edüp eyle sarây-ı âlîler ve kâ‘a-i azîmeler var kim bu ibret-nümâyı bir diyârda temâşâ etmedim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y271b ·
metinde göster ·
ganîmet olur kim ta‘bîr olunmaz. Bir yem bir paraya ve iki ganem bir altuna ve …
Bunda dahi ordu-yı bâzâr kurulup cânib-i erba‘a kurâlarının mümtâz [u] müstesnâ mahbûbe-i zamâne nisvânları me’kûlât [u] meşrûbâtların bâzâra getirüp bey‘-i men-yezîd edüp eyle ganîmet olur kim ta‘bîr olunmaz. Bir yem bir paraya ve iki ganem bir altuna ve altı burma alef bir paraya olur. Ezlem'den bu mahalle gelince Mısır hudûdudur. şerîf hükmünde değildir. Mısır şeyhlerinden şeyh (---) direğindedir. Ve bir şey gâyib olsa şeyhden tazmîn olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y375a ·
metinde göster ·
Andan Selîm Şâh yigirmi gün Merc-i Dâbık sahrâsında meks
edüp eyle
mâl-ı ganâyime müstağrak oldular kim bir şütürbân ve bir harbende ücret ile hiz …
Andan Selîm Şâh yigirmi gün Merc-i Dâbık sahrâsında meks edüp eyle mâl-ı ganâyime müstağrak oldular kim bir şütürbân ve bir harbende ücret ile hizmetkâr iken kendiler birer ikişer katâr deve yükü mâl-ı Kârûn'a mâlik olup ol gün bay oldular. Ve cümle Gavrî askeri,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y48a ·
metinde göster ·
… zamet-i Hudâ Gavrî askeri hemân topdan âl-i Osmân üzre belâ-yı siyâh gibi hücûm
edüp eyle
geldiler kim kazâ-i mübremdir, gelir. Dal kılıç amân vermeyüp asker-i İslâm içi …
Ertesi ale's-sabâh ki oldu yine ceng tablına turralara darblar urulup kanı bu meydânda ecel câmın nûş eder, deyince azamet-i Hudâ Gavrî askeri hemân topdan âl-i Osmân üzre belâ-yı siyâh gibi hücûm edüp eyle geldiler kim kazâ-i mübremdir, gelir. Dal kılıç amân vermeyüp asker-i İslâm içine kılıç bâzârı girince Rûmeli askeri mehîb esbâblar ile bu Mısır askeri içine girüp kosdaniçse bâzârı edüp yeniçeriyân bir tarafdan tüfenglere âteş edüp murg-ı semender-vâr âteş-i Nemrûd içinde kalup toplar dahi üç yüz altmış şâhîler atılup zemîn [ü] âsumân bârûd-ı siyâh içre kalup gördüler kim Gavrî askeri yan vermişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y51a ·
metinde göster ·
… -amân, fakîr âdemi uryân edüp bu kadar a‘yân-ı devlet içinde kollarından berdâr
edüp eyle
fîl siki kırbac-ı Fûncî ururlar kim herîfin feryâdı eflâke ser çeküp kimse ricâ …
"Şikâyetci var mı?" deyü çavuşlar kethudâsı Y 61a feryâd edüp şakîler var ise her birin birer hâl ile kat‘-ı alâka ve fasl-ı husûmet olunup paşa iskemle odasına gidüp meydân paşa kethudâsı ve defterdâr paşa ve müteferrikabaşı ve çavuşlar kethudâsına kalup eğer mîrîye intikâl etmiş mahlûl köğler var ise bey‘-i men-yezîd köy dellâlı nidâ edüp satarlar, andan bakâyâ mîrî mâla defterdâr ve rûznâmeci el urup taraf taraf tahsîline çavuşlar gidüp tahsîli mümkin olmayan mültezimleri getürüp bu dîvânhâne ortasında makaralarla asılmak içün kalın urganlar vardır, allâhümme âfinâ, ol meksûr mültezimi kollarından ol makaraya bağlayup kırk elli cellâd-ı bî-amân, fakîr âdemi uryân edüp bu kadar a‘yân-ı devlet içinde kollarından berdâr edüp eyle fîl siki kırbac-ı Fûncî ururlar kim herîfin feryâdı eflâke ser çeküp kimse ricâ etmeğe kâdir değildir. Zîrâ ricâ edecek âdemler üç ay başında ve bir nev‘i her ay başında mevâcib (---)(---)(---)(---)(---)(---) isterler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y60b–Y61a ·
metinde göster ·
… dan Sultân (---) gelüp dahil düşer, ol dahi bu mahalleyi mezkûr şehzâdeye ihsân
edüp eyle
ma‘mûr [u] âbâdân eder kim bir şehr-i mu‘azzam olur. Hikmet-i Hudâ bu şehzâde m …
Sebeb-i tesmiyesi oldur kim ibtidâ bu şehre Bağdâd-ı behişt-âbâddan bir şehzâde-i cüvân-baht-ı âl-i Abbâsiyân Hulâgû hurûcundan firâr edüp Mısır pâdişâhlarından Sultân (---) gelüp dahil düşer, ol dahi bu mahalleyi mezkûr şehzâdeye ihsân edüp eyle ma‘mûr [u] âbâdân eder kim bir şehr-i mu‘azzam olur. Hikmet-i Hudâ bu şehzâde merhûm olup câmi‘i sâhasında defn edüp mevti haberin halîfe-i Mısır'a arz ederler. Üçüncü günde cemâ‘at salât-ı cum‘ayı edâ ederken kabr-i şehzâdeden bir feza‘ [u] çeza‘ istimâ‘ ederler. Âyâ bu ne ola, deyü kabre varırlar, istimâ‘ ederler kim şehzâde lahdi içinde feryâd ediyor. Derhâl kabri keşf edüp şehzâdenin kefeni yanında bir cins hayvân şehzâdenin bâzûsundan yeyüp mürd olmuş ve şehzâdeden hayli kan cereyân edüp hayât bulmuş. Derhâl şehzâdeyi kabirden çıkarup ta‘zîm ü tekrîm ile sarâyına götürüp yedi sene dahi hayâtda olup ba‘dehu intikâl etdikde na‘şın Mısır'a götürüp Sitti Nefîse civârında medfûndur. Târîhi,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y295b ·
metinde göster ·
… Hasan Ağa li-eclillâh ve takarruben ilallâh te‘âlâ mâlından on bin guruş masrûf
edüp eyle
ta‘mîr ü termîm etmişdir kim hâlâ Cennet'den bir kûşe-i beytullâhdır. Bu câmi‘d …
Bu câmi‘ mürûr-ı eyyâm ile harâbe olup Kınâ şehri mültezimi Hasan Ağa li-eclillâh ve takarruben ilallâh te‘âlâ mâlından on bin guruş masrûf edüp eyle ta‘mîr ü termîm etmişdir kim hâlâ Cennet'den bir kûşe-i beytullâhdır. Bu câmi‘den mâ‘adâ büyük câmi‘ yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y380a ·
metinde göster ·
Bunlar ile bir hayli dahi tekellüm edüp eyle sevâhil-i bî-emânda abdâlân-ı Rûm görünce murg-ı cânıma inşirâh-ı sadr ve zevk-ı derûn hâsıl olup bostândan kalkup reftâr ederek Itşân kal‘asında konağımıza gelüp bunlara refîklerimiz yanında yer gösterdik. Yine sohbetleri ile müşerref olup ism-i şerîflerin su’âl etdim, biri Seyyid Ni‘metullâh ve biri Seyyid Cârullâh. Bunlara birer kat bulunan esbâblardan teklîf etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y412a ·
metinde göster ·
tîşe urmuş kim çeşm-i insân hîrelenir. Ve iki ayaklarının pençeleri birer amûd- …
Heyhât sahrâsında gördüğüm ukkâb kuşları gibi hammâm kubbesi Y 427a kadar cüssesi var. Sommâkî zenbûrîden binâ olunmuş deve gerdânlı ve fîl başlı ve minkârı minâre gibi ve kanatların iki cânibe yayup göğsün âfitâba verüp cığalarına perdâht verir şeklinde durur. Ve kuyruğu büklüm büklüm durur. Ve cemî‘i vücûdundaki tüğlerine üstâd-ı kâmil kemâlin arz edüp eyle tîşe urmuş kim çeşm-i insân hîrelenir. Ve iki ayaklarının pençeleri birer amûd-ı azîm gibi dururdu. Ve bir kasırda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y426b–Y427a ·
metinde göster ·
… n Mirzâ Kâşif'i ol ecilden ibtidâ ma‘zûl edüp ertesi eyle zamânı dellâllar nidâ
edüp eyle
vakti oruc dutulduğun ehl-i Mısır tefe’’ül edüp, kaht [u] galâ olur, dediler.
"Bire âdemler, ya ahşam bize ayı gördük deyü niçün haber etmediniz kim bu kadar kerre yüz bin ehl-i Mısır sıyâmın yediler?" deyü paşa gazab-âlûd olup tercümân Mirzâ Kâşif'i ol ecilden ibtidâ ma‘zûl edüp ertesi eyle zamânı dellâllar nidâ edüp eyle vakti oruc dutulduğun ehl-i Mısır tefe’’ül edüp, kaht [u] galâ olur, dediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·